800 tanıma kitap kampanyasını sosyal yardım kampanyasına dönüştürelim
troll başlık diye girdim on numara etkinlik çıktı. ben varım benim çekim helali hoş olsun. ama bu ileri bir tarihe sallanmamalı haklarından vazgeçenler adına bir ihtiyaç sahibi okula vs. yakın zamanda yapılmalı dediğim kampanya.
devamını gör...
melih gökçek'in bilgisayar oyununu pençe operasyonu diye paylaşması
atv'nin gta-4 şifrelerini fetöcülerin şifresi diye haber yapmasından sonra, tam olarak aynı tadı veremese de biraz yakınından geçen bir haber. daha sonrasında bilgisayar oyunu olduğunu bilerek ve onu kastederek palaştığını söylese de, melih gökçek'i tanıdığımız için pek de inandırıcı bir açıklama olmamıştır.
görevinden el çektirilen eski ankara büyükşehir belediye başkanı melih gökçek, sosyal medya paylaşımları ile gündeme gelmeye devam ediyor.
gökçek son olarak “pençe kartal operasyonu…” başlığı altında abd menşeli medal of honor (onur madalyası) adlı bilgisayar oyununun görüntülerini paylaştı.
gökçek’in paylaştığı görüntülerin arkasına özel harekat polisi olduğu belirtilen bir kişinin yerde ters kelepçeli yatan şahıslara “ne yaptı lan size bu devlet? türk’ün gücünü göreceksiniz” şeklinde bağırdığı videonun sesleri ve bir rap şarkısı eklendi.

buradan
tweet linki
görevinden el çektirilen eski ankara büyükşehir belediye başkanı melih gökçek, sosyal medya paylaşımları ile gündeme gelmeye devam ediyor.
gökçek son olarak “pençe kartal operasyonu…” başlığı altında abd menşeli medal of honor (onur madalyası) adlı bilgisayar oyununun görüntülerini paylaştı.
gökçek’in paylaştığı görüntülerin arkasına özel harekat polisi olduğu belirtilen bir kişinin yerde ters kelepçeli yatan şahıslara “ne yaptı lan size bu devlet? türk’ün gücünü göreceksiniz” şeklinde bağırdığı videonun sesleri ve bir rap şarkısı eklendi.

buradan
tweet linki
devamını gör...
geceyi uyuyarak geçirenlerle konuşacak bir şeyimiz yoktur
ileride vücut kendini onarması gereken zamanlarda uyanık ve aktif olduğundan yamulunca biz de gece uyanıklara acımayacağız dediğim atarlı yakarışlar. (bkz: swh)
devamını gör...
kıyamete bir milyar yıl
bir arkadi strugatski ve boris strugatski bilimkurgu romanıdır.
bazen çok büyük bir kendini beğenmişlik yaptığımı düşünüyorum arkadi ve boris strugatski romanları ile ilgili tanımlar yazarken. içimden bir ses sürekli “ ne hakla” diyor ama yine kendimi tutamayacağım ve yazacağım tanımımı.
yıllardır aklımda olan bir öykü var. öykünün her şeyi hazır; zihnimde yazdım bitti, yan öyküleri hazırladım, karakter derinlikleri tamam. sadece oturup kağıda dökmek kaldı ama olmuyor. ne zaman bu öyküyü somutlaştırmak için masanın başına otursam bir şey oluyor. ya biri geliyor ya keyfim kaçıyor ya telefon çalıyor ya da uykum geliyor. uzun süredir anlam vermeye çalışıyordum “ kantar ve göktaşı” öykümü neden yazamadığıma. bu kitabı okuduktan sonra nedenini anladım.
bir biliminsanı olan dimitri malyanov nobel almasını garantileyecek bir buluşun arefesinde olduğu için eşini ve çocuğunu tatile gönderir ve çalışmalarına son hızla devam eder. ama bir şeyler onu engellemek için seferber olmuştur adeta. önce kapısına bırakılan votka sonra insanı bilimden soğutacak kadar güzel bir kadın.
dimitri diğer biliminsanı arkadaşlarının çalışmalarının da aynı şekilde engellendiğini öğrenir. evren biliminsanlarının çalışmasını engellemek için bir kumpas kurmaktadır.
kantar ve göktaşı öykümün kaderi de bu olabilir bence. eğer bir gün bir yerde bu öyküyü okursanız bilin ki evrendeki kötü güçlere karşı savaşı kazanmışımdır.
o zamana kadar bu muhteşem romanı okuyup kendi talihsiz yaratıcı çabalarınızın neden sonuçsuz kaldığını anlayabilirsiniz.
bazen çok büyük bir kendini beğenmişlik yaptığımı düşünüyorum arkadi ve boris strugatski romanları ile ilgili tanımlar yazarken. içimden bir ses sürekli “ ne hakla” diyor ama yine kendimi tutamayacağım ve yazacağım tanımımı.
yıllardır aklımda olan bir öykü var. öykünün her şeyi hazır; zihnimde yazdım bitti, yan öyküleri hazırladım, karakter derinlikleri tamam. sadece oturup kağıda dökmek kaldı ama olmuyor. ne zaman bu öyküyü somutlaştırmak için masanın başına otursam bir şey oluyor. ya biri geliyor ya keyfim kaçıyor ya telefon çalıyor ya da uykum geliyor. uzun süredir anlam vermeye çalışıyordum “ kantar ve göktaşı” öykümü neden yazamadığıma. bu kitabı okuduktan sonra nedenini anladım.
bir biliminsanı olan dimitri malyanov nobel almasını garantileyecek bir buluşun arefesinde olduğu için eşini ve çocuğunu tatile gönderir ve çalışmalarına son hızla devam eder. ama bir şeyler onu engellemek için seferber olmuştur adeta. önce kapısına bırakılan votka sonra insanı bilimden soğutacak kadar güzel bir kadın.
dimitri diğer biliminsanı arkadaşlarının çalışmalarının da aynı şekilde engellendiğini öğrenir. evren biliminsanlarının çalışmasını engellemek için bir kumpas kurmaktadır.
kantar ve göktaşı öykümün kaderi de bu olabilir bence. eğer bir gün bir yerde bu öyküyü okursanız bilin ki evrendeki kötü güçlere karşı savaşı kazanmışımdır.
o zamana kadar bu muhteşem romanı okuyup kendi talihsiz yaratıcı çabalarınızın neden sonuçsuz kaldığını anlayabilirsiniz.
devamını gör...
gidiyorum bu
ah muhsin ünlü'nün, basımı sel yayıncılık tarafından yapılan şiir kitabıdır. hatırlat da haziranın sonlarında çocukluğumu yakalım der, sosyal medyanın dilinden düşmeyen o meşhur söz dizisini, ayakkabılarını kapımın önünde görmek istiyorum'u söyler. resulullah'la benim aramdaki farklar ismiyle bir şiiri vardır ki bu kitapta, beyti engin yorumuyla dinlemek yüreğimi dağlar.
ne çok şey söyler aslında bu kitapla. ben ah muhsin ünlü okurken yüreğimin sancıdığını hissederim. yıllar evvel bir blog aracılığıyla okumaya başlamıştım bu şairi, o zamanlar onur ünlü ile aynı kişi olduklarından dahi haberim yoktu. dizeleri öyle bir sıralıyor ki, okurken basamak basamak çıktığım bir merdivenden aniden itiliyormuş gibi hissediyorum kimi zaman. sonra yeniden tırmanıyorum, yeniden itiliyorum, tekrar tekrar. farklı bir tarzı var.
ayrıca,
yine sel yayıncılık'tan çıkan, onur ünlü ile ilgili okuma yapmak isteyenlere çok güzel bir kaynak olabilecek alper kırklar'ın yaptığı röportaj için, (bkz: onur ünlü: bir sürü endişe (kitap)).
ne çok şey söyler aslında bu kitapla. ben ah muhsin ünlü okurken yüreğimin sancıdığını hissederim. yıllar evvel bir blog aracılığıyla okumaya başlamıştım bu şairi, o zamanlar onur ünlü ile aynı kişi olduklarından dahi haberim yoktu. dizeleri öyle bir sıralıyor ki, okurken basamak basamak çıktığım bir merdivenden aniden itiliyormuş gibi hissediyorum kimi zaman. sonra yeniden tırmanıyorum, yeniden itiliyorum, tekrar tekrar. farklı bir tarzı var.
ayrıca,
yine sel yayıncılık'tan çıkan, onur ünlü ile ilgili okuma yapmak isteyenlere çok güzel bir kaynak olabilecek alper kırklar'ın yaptığı röportaj için, (bkz: onur ünlü: bir sürü endişe (kitap)).
devamını gör...
futbolu bırakmasına en çok üzüldüğünüz futbolcu
willy sagnol. oyun tarzını ve iki yönlü gidip gelmesini en çok sediğim sağ bek oyuncusuydu. aşil tendonu probleminden erken bırakmıştı futbolu.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
geleceğimin nasıl olacağının şifresinin düğüm noktasındayım. düğümü çözünce ne olacak bilmiyorum, çözmek istiyor muyum onu da bilmiyorum. kafamdaki noktadan çok ötede olacağım kesin ama ne bileyim, böyle hayal etmiyordum hiçbir şeyi. ne ülkenin bu hale gelmesini ne de benim bu hale gelmemi.
bok gibi oldu boook
bok gibi oldu boook
devamını gör...
veda konuşması yapamadan gitmek
ani ölümlerde yaşanan acı durumdur. helallik istemeye , geçmiş hakkında konuşup acı bir tebessümle uzaklara dalmaya , hıçkıra hıçkıra ağlamaya fırsat bulamadan gidenler ; ardında kalanlardan çok şey götürür.
devamını gör...
anın fotoğrafı
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilk kez yaptığı son şey
sigara içmek, yıllar önce merak edip arkadaşımdan bir tane alıp içmiştim daha da ağzıma sürmem.
devamını gör...
yaşanabilecek ülkeler
norveç'te yaşamak isterdim. çok güzel bir ülke bence. tek sorun soğuk olması.
devamını gör...
nuri demirağ
türkiye’nin 10.000 kilometrelik demiryolu ağının 1250 km’lik bölümünün inşasını gerçekleştirmiş ve bu nedenle kendisine atatürk tarafından “demirağ” soyadı verilmiştir. cumhuriyet döneminin sayılı zenginleri arasına girmiş ve hayırseverliği ile tanınmış bir iş adamıdır.
türkiye’de ilk uçak fabrikasının kuruluşu, ilk sigara kağıdı üretimi, ilk yerli paraşüt üretimi gibi ilkleri gerçekleştiren, istanbul boğazı üzerine köprü yapılması, keban’a büyük bir baraj yapılması düşüncelerini ilk kez gündeme getiren kişidir. özellikle havacılık sanayisinde başarıları ile anılır.
türkiye cumhuriyeti’nin ilk muhalefet partisi olan milli kalkınma partisi’nin kurucusudur.
türkiye’de ilk uçak fabrikasının kuruluşu, ilk sigara kağıdı üretimi, ilk yerli paraşüt üretimi gibi ilkleri gerçekleştiren, istanbul boğazı üzerine köprü yapılması, keban’a büyük bir baraj yapılması düşüncelerini ilk kez gündeme getiren kişidir. özellikle havacılık sanayisinde başarıları ile anılır.
türkiye cumhuriyeti’nin ilk muhalefet partisi olan milli kalkınma partisi’nin kurucusudur.
devamını gör...
böyle bir kara sevda
beste ve güftesi gündoğdu duran'a ait muhayyerkürdi makamında bir şaheserdir.
ne çıkar bahtımızda ayrılık varsa yarın
sanma ki hikayesi şu titreyen dağların
düşen yaprakla biter
böyle bir kara sevda kara toprakla biter
ağlama olma mahsun gülerek bak yarına
sanma ki güzelliğin o ipek saçlarına dökülen akla biter
böyle bir kara sevda kara toprakla biter.
ne çıkar bahtımızda ayrılık varsa yarın
sanma ki hikayesi şu titreyen dağların
düşen yaprakla biter
böyle bir kara sevda kara toprakla biter
ağlama olma mahsun gülerek bak yarına
sanma ki güzelliğin o ipek saçlarına dökülen akla biter
böyle bir kara sevda kara toprakla biter.
devamını gör...
postmodern keko sözlükten uçurulsun kampanyası
az önce (bkz: kadir şeker) başlığında denk geldiğim nicki damarlarına işlemiş kendini bilmezin tanımıyla karşılaştım.
arkadaş böyleleri kim olabiliyor. kendi kuşağımdan umudum yokken halen z kuşağından umudu olanlar adına üzülüyorum..
edit: üslubu ile ilgili mesajıma ''sevgilisi misin?'' diyerek yanıt vermiş .hey allahım..
arkadaş böyleleri kim olabiliyor. kendi kuşağımdan umudum yokken halen z kuşağından umudu olanlar adına üzülüyorum..
edit: üslubu ile ilgili mesajıma ''sevgilisi misin?'' diyerek yanıt vermiş .hey allahım..
devamını gör...
askere giden sevgiliden ayrılmak
tabi askere giderken ki psikoloji berbat oluyor.bu olayıda yaşamayan azdır.ama sonra düşününce gülüp geçiyosun çok şey değilmiş yani..
devamını gör...
hastası olunan sözler
"gizlenen, gösterilmeyen, hissettirilmeyen sevginin zerre değeri kıymeti yok gözümde…
bu duvar’da beni çok seviyor olabilir, bilemem…"
turgut uyar.
bu duvar’da beni çok seviyor olabilir, bilemem…"
turgut uyar.
devamını gör...
hüseyin avni lifij
1886 - 1927 yılları arasında yaşamış, çerkes asıllı türk ressam. samsunda doğmuş, istanbulda yaşamını yitirmiştir.
türk resminde çallı kuşağı olarak da adlandırılan 1914 kuşağı ressamlarından bence en değerli olanlarından biridir.
okul zamanlarında aldığı resim dersleri harici, özel olarak resim üzerine bir eğitimi olmamasına rağmen resimde kendini geliştirmek için anatomi ve kimya derslerine katılmıştır.
fransızca üzerine iyi bir eğitim almıştır ve öğretmeni iskender ferit tüm hayatını değiştirecek bir olayda onu cesaretlendirmiştir: henüz 20'li yaşlarının başındayken amatör zamanlarında yaptığı pipolu otoportresini müze müdürü osman hamdi'ye göstermesi. osman hamdi tabloyu görünce ressamın yeteneğinin hemen farkına varmış ve bundan sonra yapacağı resimleri ona göstermesini istemiştir.
1909 yılında devlet himayesinde resim üzerine eğitim alması için fransa'ya gönderilir.
1912'de istanbul'a geri döndüğünde istanbul sultanisi şimdiki adıyla istanbul erkek lisesi'nde resim öğretmenliği yapmaya başlar. birçok sergide yer alır ve hatrı sayılır ressamlar arasında anılır.
lifij, avrupada gördüğü izlenimciliği kendine has bir üslupla romantizm ve sembolizmle karıştırarak harika eserler verir.
heykeltıraş nijad sirel’in kız kardeşi harika hanım'la evlenen lifij, eşi ve kayınbiraderi ile ekim 1922’de bursa’ya atatürk’ü karşılamaya giden öğretmenler arasında yer aldı.
avni lifij’i ankara’ya götüren mustafa kemal, onu erkan-ı harbiye’de dört ay misafir etti, burada fevzi çakmak’ın portresini yaptı, dönüşünde savaşın vahşetini, geride kalan yıkımı ve hüznü gösteren kara gün ve akgün tabloları üzerinde çalışmaya başladı.
bir figür ressamı olan lifij’in poşadları dışındaki büyük boyutlu kompozisyonları, simgesel bir kurguya sahiptir. rengi ve ışığı ustalıkla kullanan sanatçı, kendine özgü ışığı ile şiirsel, gizemli bir atmosfer yaratır. sanatçının ilham anını gösteren atölye, sembolik/romantik bir resimdir.
pipolu otoportre

balkonda 3 genç kadın

karagün
türk resminde çallı kuşağı olarak da adlandırılan 1914 kuşağı ressamlarından bence en değerli olanlarından biridir.
okul zamanlarında aldığı resim dersleri harici, özel olarak resim üzerine bir eğitimi olmamasına rağmen resimde kendini geliştirmek için anatomi ve kimya derslerine katılmıştır.
fransızca üzerine iyi bir eğitim almıştır ve öğretmeni iskender ferit tüm hayatını değiştirecek bir olayda onu cesaretlendirmiştir: henüz 20'li yaşlarının başındayken amatör zamanlarında yaptığı pipolu otoportresini müze müdürü osman hamdi'ye göstermesi. osman hamdi tabloyu görünce ressamın yeteneğinin hemen farkına varmış ve bundan sonra yapacağı resimleri ona göstermesini istemiştir.
1909 yılında devlet himayesinde resim üzerine eğitim alması için fransa'ya gönderilir.
1912'de istanbul'a geri döndüğünde istanbul sultanisi şimdiki adıyla istanbul erkek lisesi'nde resim öğretmenliği yapmaya başlar. birçok sergide yer alır ve hatrı sayılır ressamlar arasında anılır.
lifij, avrupada gördüğü izlenimciliği kendine has bir üslupla romantizm ve sembolizmle karıştırarak harika eserler verir.
heykeltıraş nijad sirel’in kız kardeşi harika hanım'la evlenen lifij, eşi ve kayınbiraderi ile ekim 1922’de bursa’ya atatürk’ü karşılamaya giden öğretmenler arasında yer aldı.
avni lifij’i ankara’ya götüren mustafa kemal, onu erkan-ı harbiye’de dört ay misafir etti, burada fevzi çakmak’ın portresini yaptı, dönüşünde savaşın vahşetini, geride kalan yıkımı ve hüznü gösteren kara gün ve akgün tabloları üzerinde çalışmaya başladı.
bir figür ressamı olan lifij’in poşadları dışındaki büyük boyutlu kompozisyonları, simgesel bir kurguya sahiptir. rengi ve ışığı ustalıkla kullanan sanatçı, kendine özgü ışığı ile şiirsel, gizemli bir atmosfer yaratır. sanatçının ilham anını gösteren atölye, sembolik/romantik bir resimdir.
pipolu otoportre

balkonda 3 genç kadın

karagün
devamını gör...



