kendini yakmaya hazırlan; kül olmadan nasıl yükseleceksin?.
devamını gör...

1500 karma puanı karşılığında özel günlerde havai fişek engelleyici sözlük özelliği istediğim göz felci yaşatan gösterişli zımbırtı.
devamını gör...

paulo coelho-veronika ölmek istiyor
devamını gör...
(tematik)

(bkz: sıcak yerel rüzgarlar)dan biridir.

mısır üzerinden akdeniz kıyılarına doğru eser.
devamını gör...

hepsinin kafasının güzel olduğu belliydi 20 senedir.
devamını gör...

(bkz: 30 yaş altı yazarlar uçurulsun kampanyası)
(bkz: 30 yaş üstü yazarlar uçurulsun kampanyası)
bu kampanyaları da göz önünde bulundurarak sözlük için ideal yaşın kaç olduğuna ben karar veremedim. z kuşağının sözlüğe hiçbir zararının olmamasına rağmen sürekli linç yemesine anlam veremediğim gibi 40 yaşındaki yazarların da size nasıl bir zararının dokunduğuna anlam veremiyorum. onların bizden daha çok hayat tecrübeleri var, onların tecrübelerini, fikirlerini ve düşüncelerini okumak beni mutlu ediyor. bence sözlüğün her yaş grubuna ihtiyacı var.

ayrıca birine "ne işin var burada " demeye hakkımız yok. sözlüğe giriş yaparken hiçbir yaş kısıtlaması görmedim. bu da demek oluyor ki sözlükte yaşımızın hiçbir önemi yok.
devamını gör...

aşık olunan kişiden nefret ederek geçer. kişiden kişiye değişir yollar ama bir şekilde etmek lazım. nefret etmek deyince tabi ki onun olduğu yerlerden kaçmak, adını anmamak, onunla yaptığını şeyleri yapmamak, onun her şeyine karşı çıkmak gibi çocukça, saman alevi gibi körükleyici bir nefret değil.

gün gelir ki "ben bunun nesine aşık oldum lan?" demeyi öğrenirsiniz ya da "benim aşık olduğum kişi bu değildi." lafını acınızı bastırmak için değil gerçek anlamda içinizden gelerek diyebilirsiniz.

bir şekilde ya siz değişirsiniz ya da o.
en rahatı uzun süre o kişinin yakınında olmakla olur zaten.
zamanla onun olduğu ortamlarda rahatsız olmamaya, onun söylediklerinden etkilenmemeye, onun için başka herhangi bir kimse için yapmayacağınız şeyleri yapmamaya başlarsınız.

bununla tabi ki ondan zamanında hoşlandığınız gerçeğini yok edemezsiniz ama bu onu unutamadınız anlamına asla gelmez.
yani önemli olan zamanında aşık olduğunuzu bilmeniz değil bunun sizi rahatsız edip etmediğidir.
ve bir gün gelir ki kendisine diyemeseniz de kendinize rahatlıkla diyebilirsiniz ki: "bence artık sen de herkes gibisin."
devamını gör...

ayrılık. çoğu o kadar kötü şekilde sonlanıyor ki , artık az zararla atlattığınıza şükreder hale geliyorsunuz ister istemeden biten ilişkiden.
devamını gör...

türk öykücülüğünün usta kalemi, 18 kasım 1906 yılında adapazarı'nda dünyaya gelmiş. 11 mayıs 1954 yılında da istanbul'da vefat etmiş. mezarı zincirlikuyu'da bulunan edebiyatçı, 50 yaşına ulaşamadan hayata veda etmiş. edebiyat ile tanışması okul yıllarında yazdığı şiir ile başlamış, daha sonra yazmış olduğu öyküler ile ünlenmiştir. öykülerinde istanbul'un kenar semtlerine, sürekli ikamet ettiği burgaz adasındaki balıkçılara, doğa güzelliklerine değinmiştir.

sait faik, aslında büyük edebiyat ustası değil de, sanki orhan veli'nin şiirlerinde bahsettiği sıradan bir vatandaştır. hayattayken çoğu kişinin dikkatini çekmemiş ve tanıyamamışlardır. burgazada ile istanbul arasında kendisini taşıyan motorcu, taşıdığı kişinin dünya çapında bir edebiyatçı olduğunu uzun süre anlayamamıştır. istanbul'da edebiyatçıların buluşacağı salona girmek istemiş ve kendisini
" burada edebiyatçılar buluşacak, balıkçıları alamıyoruz. " diyerek kapıdan çevirmişlerdir. salona girememesine rağmen de öykülerindeki benzettiği kişilerden sayıldığı için de kendisiyle gurur duymuş. daha sonra yine böyle edebiyat sempozyumunun birinde kürsüye çıkıp konuşmaya başlarken salon boşalmaya başlamış ve kendisini tanıyanlar da, izleyicilere müdahale de bulunup, " arkadaşlar, konuşan bizim ünlü öykücü sait faik'tir. " diyerekten, tekrar salona döndürmeye çabalamışlardır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

erkek egemen düzen yüzünden. seçme seçilme hakkı verileli 100 yıl olmadı.
yoksa angela merkel, kralice ya da jacinda ardern güçsüz müdür?
devamını gör...

aynı ünv. aynı bölümdeydik, ben üç, o ikinci sınıftaydı. 2 aydır görüşüyoruz, her buluşmamızda daha da yakınlaşıyoruz.
artık kararımı vermiş, teklif edecektim. çiçeğimi aldım her zaman buluştuğumuz yurdun yanındaki parkta buluştuk.
"senden çok hoşlanıyorum, gözüm senden başkasını görmüyor" dedim.
mest olmuş bana bakıyordu. devam ettim.
"ben seninle daha fazla vakit geçirmek istiyorum, daha yakın olmak istiyorum böyle şeyler nasıl söylenir bilemiyorum ama.. benimle çıkar mısın ?" dedim yutkuna yutkuna..
"biraz düşüneyim mi? bana bir hafta ver" dedi.
o bir haftada herhalde 7 kilo verdim "acaba ne diyecek " diye düşünmekten.
insan garip bir varlık, ne kadar kötüye alıştırsa da kendini içerde hep bir umut yeşeriyor engel olamıyorsun.. ben beraber sinemaya gittiğimizi, sarıldığımızı, beraber tatillere gittiğimizi, mezun olup aynı eve çıktığımızın hayallerini kuruyordum o bir haftada.. gözüme zerre uyku girmiyordu.
o beklenen gün geldi çattı. yine aynı parkta buluştuk.
"düşünme fırsatın oldu mu ?" dedim
"oldu" dedi.
"peki düşündün mü ?" dedim.
gülümsedi ve " çok zekisin" dedi.
ben de gülümsedim.
gözlerimin içine baktı ve o allah'ın belası ebru gündeş şarkısıyla arabesk arabesk cevap verdi.
"ben seçilmem seçerim"
...
şimdi hala bekar.. at kafası..
devamını gör...

artık biri beşi onu fark etmediğindendir.

tek bir yalan; camın üzerindeki tek bir çatlak gibidir. o çatlaktan küçük küçük yeni çatlaklar doğar, ince ince yayılan bu dallar zamanla tüm camı ele geçirir ve sonunda o cam daha fazla dayanamaz ve tuzla buz olup tamamen parçalanır. güven de böyledir. yitip gitmesi için tek bir çatlak yeterlidir.

bir adet yalan çoktur çünkü kendinden önceki ve sonraki her şeyi sorgulatır. doğruluk algılarını bozar, güveni kırar, o insana duyulan inancı bitirir. hiçbir şey eskisi gibi olamaz. artık akılda hep bir süzgeç olur; sözler teker teker süzülür, yeni bir yalan yakalanmaya çalışılır.eğer bir tane varsa başkaları da vardır ya da olacaktır.

bir taneden bir şey olmaz diye düşünmek yanlıştır.konu yalansa tek bir yanlış bütün doğruları götürür.
devamını gör...

grup yorum daha önce de başka bir arkadaşını bu şekilde rencide edecek şekilde yaftalamıştı. (bkz: 27 nisan 2021 grup yorum'un mektubu)
yaşamdan çok ölüme yakın oldukları için hayretle karşıladığım oluşum, birilerinin acıyla ölüme sürüklenmesinden tuhaf bir tat alıyor diye düşünüyorum.
ibrahim gökçek ve helin bölek açlık grevini ölüm orucuna çevirerek bir yıla yakın bir sürede ölümü beklediler. kim ne kazandı bilmiyorum ama iki genç insan ölerek hayatını kaybetti.
isyanını müzikle dile getirmektense ölüme güzelleme yapmaktan vazgeçmelerini dilerim.
taraflı tarafsız herkesin dimağında bir yorum şarkısı olsun diye uğraşmayı bıraktılar beri, benim için adlarının yanında ölüm imgesi beliriyor.
devamını gör...

hiperaldosteronizm tanısında kullanılan bir testtir.
oral sodyum yükleme testinde hasta yüksek sodyum içerikli üç günlük diyet (200 mmol/gün) sırasında üçüncü gün toplanmış 24 saatlik idrarda aldosteron, kreatinin ve sodyum bakılır.
değerlerin durumuna göre tanıya yaklaşılır.
devamını gör...

çoğumuzun muzdarip olduğu kara humma gibi bulaşıcı olan bir hastalık.
insan başkasıyla mutlu olmaktan umudunu kesip; kendi kendine de mutluluğu keşfedince yolun sonunda aşık olacak yerleri falan ağrıyor.

ünlü bilim mercii grup vitamin'nin de belirttiği gibi;

"kader defterimin kabı yırtıldı
hayret ettim inanmadım gözüme
yüreğimin sol kapağı burkuldu
al aşkını sok, sok gözüne gözüne"
devamını gör...

işte çalışabilmek için deneyiminin gerekmesi ama deneyiminin olması içinde bir işte çalışmanın gerekmesi.
devamını gör...

her zaman nasıl biri olmak istediğimize odaklanıyoruz ve aslında kim olduğumuz hakkında hiç düşünmüyoruz. kim olduğum sorusuna birkaç basit cevaptan başta verecek yanıtım yok. nasıl bir ailede büyüdüğümü, nasıl bir çocukluk geçirdiğimi, nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığımı, geceleri yıldızları ve ayı izlerken neleri düşündüğümü ve mesleğim vb. gibi şeyleri söylerim. nasıl biri olmak istediğim sorulsa sabaha kadar yazabilirim oysa.

hep geleceğe dair kurduğumuz hayallerin sesini dinliyoruz ama atladığımız bir şey olduğunu fark etmiyoruz. kendi sesimizi dinleyip aslında kim olduğumuza karar vermek...
karar vermek zor ve sancılı olduğu için kaçıyoruz belki de bundan. kendimizi hep bir bakıma eksik görüyoruz çünkü geleceğe dair içimizde bir umut var, belki de değişebileceğimize olan umut. eh bu da ''sen kimsin?'' diye sorulduğunda kendimizi eksik hissettiğimizden (çünkü daha hikayemiz ve gelişimimiz tamamlanmadı diye düşünüyoruz) soruya düzgün ve en önemlisi kendimizi tatmin edecek bir cevap veremememize sebep oluyor.
devamını gör...

cehalet değil, boyalar için uyarı bırakmamışlar.
onlar da katılımcı sanat sanıp iştirak etmiş. postmodern sanat kendini yok etmiş .*
edit: ayrıca belli bile olmuyor. bırakın öyle kalsın.
devamını gör...

les frangines- si j'osais


et si seulement j'avais pu te dire ce que j'avais sur le cœur
pu tenir les propos qui résonnent à l'intérieur
les mots qu'on chuchote sur le pas d'une porte
ah, si seulement je m'étais rappelé
que la vie n'a pas de temps pour les regrets
ah si j'avais l'audace
des plus grands combattants
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim