yazarlar olarak tuttu tutmadı oynuyoruz
tuttu tutmadı oynadığımız başlık...
ismin perihan?..
ismin perihan?..
devamını gör...
z kuşağı sözlükten uçurulsun kampanyası
sabahtan beri 3-5 başlığa denk geldim z kuşağı ile ilgili. naptı bu z kuşağı size, annenize mi sövdüler nedir sorun canlarım.
devamını gör...
likit radyo yayını
supportgirl ne yaparsa işi gücü bırakır dinlerim diyerek kahvemi alıp açtığım yayındır. sesine kurban.
devamını gör...
etin yanında servis edilebilecek şeyler
-sade/sebzeli bulgur pilavı
-pirinç pilavı
-mevsim salata
-acılı ezme salata
-patlıcan veya kabak beğendi
-patates kızartması veya diyetteyseniz, az yağla fırınlanmış baharatlı patates dilimleri
-közlenmiş çeşitli sebzeler (domates, biber, patlıcan, soğan, mantar vb.)
-haşlanmış sebzeler, mesela brokoli, havuç, karnabahar vb. *
-pirinç pilavı
-mevsim salata
-acılı ezme salata
-patlıcan veya kabak beğendi
-patates kızartması veya diyetteyseniz, az yağla fırınlanmış baharatlı patates dilimleri
-közlenmiş çeşitli sebzeler (domates, biber, patlıcan, soğan, mantar vb.)
-haşlanmış sebzeler, mesela brokoli, havuç, karnabahar vb. *
devamını gör...
cumhurbaşkanı erdoğan'ın halktan helallik istemesi
haram olsun.
devamını gör...
sürekli edebiyat yapan erkek kişisi
konuşma ihtiyacını doyuracak birilerini arıyordur fakat insanlar genelde onunla buluştuğunda ev araba içki eğlence konuşup yarım saat sonra da telefonunu açıp sahibindencom'da araba ilanı kaydırıyorsa haliyle bu kişide ağır bir darbe bırakıp, kaliteli konuşmalar yapma ihtiyacını karşılayamadan yine bir buluşmanın sonuna gelinecektir.
eleman iki kelime mantıklı bir şey söylemeye kalkıştığında da son okuduğu kitap cin ali olan lise seviyesi insancıklar bu arkadaşımızı "edebiyat yapma birader" diyerekten susturmaya yelteneceklerdir.
ve bir umut toplumla etkileşime giren bireyimiz, yaptığı hatanın farkına varacak ve toplumdan kendini soyutlama mevzusunu kendiyle önüne boyuna tekrardan düşünecektir.
ardından kısa bir süre sonra klinik depresyon sonra ise majör depresif bozukluklar baş gösterecek, bireyimizi intiharın eşiğine sürükleyecektir.
ya da zavallı bireyimiz kendine çeki düzen verecek, en yakın zamanda ya yazar ya şair olarak karşımıza çıkacak veyahut çıkmaya hazırlanacaktır.
zaten edebiyatçılar hep anlaşılamamışlardan çıkmamış mıdır?
eleman iki kelime mantıklı bir şey söylemeye kalkıştığında da son okuduğu kitap cin ali olan lise seviyesi insancıklar bu arkadaşımızı "edebiyat yapma birader" diyerekten susturmaya yelteneceklerdir.
ve bir umut toplumla etkileşime giren bireyimiz, yaptığı hatanın farkına varacak ve toplumdan kendini soyutlama mevzusunu kendiyle önüne boyuna tekrardan düşünecektir.
ardından kısa bir süre sonra klinik depresyon sonra ise majör depresif bozukluklar baş gösterecek, bireyimizi intiharın eşiğine sürükleyecektir.
ya da zavallı bireyimiz kendine çeki düzen verecek, en yakın zamanda ya yazar ya şair olarak karşımıza çıkacak veyahut çıkmaya hazırlanacaktır.
zaten edebiyatçılar hep anlaşılamamışlardan çıkmamış mıdır?
devamını gör...
içinde gitme kelimesi geçen şarkı
dolu kadehi ters tut,sedef sebüktekin-gitme.
devamını gör...
periferi
yeryüzünden kıdemli
müstakbel çatkı
annemdir zaman.
-önodası çocukların
iyi
görmüyor bazı
gözlük aldım onlara
kulaklarına sandılar.
gözlerimi size ayırdım
göç kuşağından alıntı
kuzgunkılıcı ektim ellerinize.
incitilmiş diye kıraç toprağınız
binektaşı bildiniz incinmiş yaprağı.
cevahir değil
gölge
ve cılız
suret-i selam.
yeni de değil
biteviye
gözbağı.
gecesindeyiz güneş evinin
öptü geçti kulağımı annem
2009
müstakbel çatkı
annemdir zaman.
-önodası çocukların
iyi
görmüyor bazı
gözlük aldım onlara
kulaklarına sandılar.
gözlerimi size ayırdım
göç kuşağından alıntı
kuzgunkılıcı ektim ellerinize.
incitilmiş diye kıraç toprağınız
binektaşı bildiniz incinmiş yaprağı.
cevahir değil
gölge
ve cılız
suret-i selam.
yeni de değil
biteviye
gözbağı.
gecesindeyiz güneş evinin
öptü geçti kulağımı annem
2009
devamını gör...
saçma türk adetleri
düğün günlerinde, aile yakınlarının arabalarıyla konvoy oluşturup, korna çala çala giderek bütün mahallenin kafasını şişirmesi. sahi, niye böyle bir adet var?
edit: bir şaman adeti imiş meğer. eskiden yeni evlenen çiftlerin mutluluğu için davullar çalınarak, kötü ruhların kovulduğu inancından geliyormuş. günümüzde de yerini korna tutuyor anlaşılan. bilgilendirdiği için arkadaşa teşekkür ediyorum tekrardan.
edit: bir şaman adeti imiş meğer. eskiden yeni evlenen çiftlerin mutluluğu için davullar çalınarak, kötü ruhların kovulduğu inancından geliyormuş. günümüzde de yerini korna tutuyor anlaşılan. bilgilendirdiği için arkadaşa teşekkür ediyorum tekrardan.
devamını gör...
mesajlaşamayan insan
benimdir.
ya sorulan soruya alakasız bir cevap veriyorum, ya anlaşılamayacak kadar yazım kurallarını ihlal ediyorum, ya doğru düzgün random atamıyorum. bir şekilde, kendimi aptal gibi gösteriyorum. büyük yetenek.
ya sorulan soruya alakasız bir cevap veriyorum, ya anlaşılamayacak kadar yazım kurallarını ihlal ediyorum, ya doğru düzgün random atamıyorum. bir şekilde, kendimi aptal gibi gösteriyorum. büyük yetenek.
devamını gör...
yazarların en ünlü etkileşimi
nedenini hala bilmediğim bir şekilde metin şentürk beni twitter'da takip ediyor
devamını gör...
kayıp tanrılar ülkesi
son iki kitabını okumamayı tercih etmiş birisi olarak ve bu hafta yakaladığım bir boşluk neticesinde temin edip, 2 günde bitirerek görüşlerimi paylaşmak istediğim ahmet ümit'in son romanı.
takipçilerinin bildiği üzere ahmet ümit, almanya - türkiye arasında mekik dokuyarak ve her zamanki gibi meslek ahlakıyla birlikte araştırarak ve araştırmalarına referans vererek yazdığı bu kitabını aylar öncesinden ön tanıtımlar ile okuyucularını oldukça yüksek bir beklenti içerisine soktu.
gelelim yine şahsi görüş ve spoiler niteliğindeki yorumlarıma. şöyle ki;
her şeyden önce kayıp tanrılar ülkesi; mitoloji, arkeoloji zemini üzerine oturtulmuş polisiye bir kurgu. mitoloji hakkında en ufak bilgi ve merak sahibi olmayan kişileri bile mitler dünyasına sokabilmeyi ve daha da detaylandırma isteği aşılayarak araştırmaya sevk etmeyi başarıyor ahmet ümit. fakat yaklaşık 500 sayfalık bir polisiye roman olduğu düşünüldüğünde zeus'tan yapılan alıntıların abartıldığını düşünüyorum. polisiye kurgusu içerisine mitolojiden referanslar vererek okuyucuya final tahmini yapma şansı vermeye çalışması elbette "olmazsa olmaz" lakin konudan ve kurgudan ciddi sapmalara yol açacak düzeyde kalmış. yani zeus 'un kendisine ait söylevlerini okurken bazı kısımlarda "eeee?" diyebiliyor ve konudan uzaklaşabiliyorsunuz.
kitap, bana göre bir yere oturmamış. polisiye desen çok ama çok zayıf; bilgilendirici desen yetersiz. istanbul hatırası ,beyoğlu rapsodisi gibi kitapların çıktığı bir kalemden bu nitelikte bir roman okuduğuma açıkçası üzüldüm. polisiye kurgusu olarak bana göre olmamış bir kitap. fakat ahmet ümit' in, her zaman saygıyı hak eden esas niteliklerinden olan önce bilgi sahibi olmayı, bu bilgileri referans gösterebilmesi, araştırmalarının dayanaklarını şeffaf bir şekilde yerleştirmesi yönünden çok kıymetli bir kitap. ellerine, emeklerine sağlık.
kitaba dair ise notlarım arasına aldığım en önemli olay; nürnberg stadyumu ve zeppelin tribünü 'dür. sırf cehaletime bu iki katkısı yönünden saygılar, şükranlar.
not : bergama kazısındaki eserleri, almanya'ya "satan" dönemin yöneticilerine de ayrıca selamlar...
takipçilerinin bildiği üzere ahmet ümit, almanya - türkiye arasında mekik dokuyarak ve her zamanki gibi meslek ahlakıyla birlikte araştırarak ve araştırmalarına referans vererek yazdığı bu kitabını aylar öncesinden ön tanıtımlar ile okuyucularını oldukça yüksek bir beklenti içerisine soktu.
gelelim yine şahsi görüş ve spoiler niteliğindeki yorumlarıma. şöyle ki;
her şeyden önce kayıp tanrılar ülkesi; mitoloji, arkeoloji zemini üzerine oturtulmuş polisiye bir kurgu. mitoloji hakkında en ufak bilgi ve merak sahibi olmayan kişileri bile mitler dünyasına sokabilmeyi ve daha da detaylandırma isteği aşılayarak araştırmaya sevk etmeyi başarıyor ahmet ümit. fakat yaklaşık 500 sayfalık bir polisiye roman olduğu düşünüldüğünde zeus'tan yapılan alıntıların abartıldığını düşünüyorum. polisiye kurgusu içerisine mitolojiden referanslar vererek okuyucuya final tahmini yapma şansı vermeye çalışması elbette "olmazsa olmaz" lakin konudan ve kurgudan ciddi sapmalara yol açacak düzeyde kalmış. yani zeus 'un kendisine ait söylevlerini okurken bazı kısımlarda "eeee?" diyebiliyor ve konudan uzaklaşabiliyorsunuz.
kitap, bana göre bir yere oturmamış. polisiye desen çok ama çok zayıf; bilgilendirici desen yetersiz. istanbul hatırası ,beyoğlu rapsodisi gibi kitapların çıktığı bir kalemden bu nitelikte bir roman okuduğuma açıkçası üzüldüm. polisiye kurgusu olarak bana göre olmamış bir kitap. fakat ahmet ümit' in, her zaman saygıyı hak eden esas niteliklerinden olan önce bilgi sahibi olmayı, bu bilgileri referans gösterebilmesi, araştırmalarının dayanaklarını şeffaf bir şekilde yerleştirmesi yönünden çok kıymetli bir kitap. ellerine, emeklerine sağlık.
kitaba dair ise notlarım arasına aldığım en önemli olay; nürnberg stadyumu ve zeppelin tribünü 'dür. sırf cehaletime bu iki katkısı yönünden saygılar, şükranlar.
not : bergama kazısındaki eserleri, almanya'ya "satan" dönemin yöneticilerine de ayrıca selamlar...
devamını gör...
sözlükte sabahlamak
burayı keşfettiğimden bu yana olduğum durum. bazen fena içerliyorum ama sevdin ben bu kafayı *
devamını gör...
ak parti sayesinde azalarak biten şeyler
'' türk milleti zekidir '' sözü...
devamını gör...
dinlenme tesisinde unutulma fobisi
okul gezisinde unutulduğumdan beri fobimdir. otobüsten molalarda sürüklenerek çıkartılırım. gece yarısı molaları tam bir kabustur. sadece tek otobüs varsa korku filmi senaryosu hazır olsun bir kenarda.
devamını gör...
sevildiğini anlamanın yolları
şöyle bir şey okumuştum.
"gerçekten sevilirseniz bunu bilirsiniz. kafanızdaki sorulara cevap aramaya , değerli olduğunuzu düşünmek için ayrıntılara bakmaya, başınıza bir şey geldiğinde merak edilmeye ihtiyaç duymadan bilirsiniz."
anlamak değil hissetmek önemli işte.
"gerçekten sevilirseniz bunu bilirsiniz. kafanızdaki sorulara cevap aramaya , değerli olduğunuzu düşünmek için ayrıntılara bakmaya, başınıza bir şey geldiğinde merak edilmeye ihtiyaç duymadan bilirsiniz."
anlamak değil hissetmek önemli işte.
devamını gör...
çocuğu ölsün diye çatıdan atlayan hamile kadın
üzücü ama erken yaşta çok çocuğu olan kadınlarda galiba sık görülen bir olay. anneannem 14 yaşında evlenmiş. 8 kez hamile kalmış. 2 çocuktan sonraki tüm çocukları düşürmek için uğraştığını söylerdi hep.
devamını gör...
biyoloji felsefesi
bilim felsefesinin bir alt bölümü olarak biyoloji felsefesi… kategorik olarak, bilim felsefesinin bütün alt bölümlerinden farklıdır.
‘evrim ve evrimin ürünü olarak insan’ disiplinin ilk konusudur. darwin’den bu yana bi çığ gibi büyüyen evrim dosyası, geniş kavramsal çerçevesiyle tartışılmaya henüz açılmış çok geniş bi alana haiz. kuramın kendisinden türler arası benzerliğe, seçilimin birimlerinden uyarlanımcılığa, sosyobiyolojiden evrimsel psikolojiye kadar çok geniş bir yelpaze…
en göze çarpan tartışmalardan biri, biyolojide genelgeçer yasalardan söz edilip edilemeyeceğidir. biyologlar buna williston yasasıyla* cevap vermeye çalışsalar da, felsefeciler bu yasanın bir ceteris paribus olduğunu söylerler. (bkz: ceteris paribus) aslında bilim adamlarıyla felsefeciler arasındaki en büyük farklardan biri burada ortaya çıkar. bilim adamları cateris paribus’a fazla bi önem atfetmezlerken, felsefeciler ceteris paribus yasaların, yasa olarak adlandırılamayacağını söyler. bu anlayış farkı, iki disiplinin temelindeki farktan kaynaklanır.
yeni teşekkül eden bu disiplin, yapay zeka konularıyla birlikte geleceğin felseferi arasında yerini almış vaziyette…
‘evrim ve evrimin ürünü olarak insan’ disiplinin ilk konusudur. darwin’den bu yana bi çığ gibi büyüyen evrim dosyası, geniş kavramsal çerçevesiyle tartışılmaya henüz açılmış çok geniş bi alana haiz. kuramın kendisinden türler arası benzerliğe, seçilimin birimlerinden uyarlanımcılığa, sosyobiyolojiden evrimsel psikolojiye kadar çok geniş bir yelpaze…
en göze çarpan tartışmalardan biri, biyolojide genelgeçer yasalardan söz edilip edilemeyeceğidir. biyologlar buna williston yasasıyla* cevap vermeye çalışsalar da, felsefeciler bu yasanın bir ceteris paribus olduğunu söylerler. (bkz: ceteris paribus) aslında bilim adamlarıyla felsefeciler arasındaki en büyük farklardan biri burada ortaya çıkar. bilim adamları cateris paribus’a fazla bi önem atfetmezlerken, felsefeciler ceteris paribus yasaların, yasa olarak adlandırılamayacağını söyler. bu anlayış farkı, iki disiplinin temelindeki farktan kaynaklanır.
yeni teşekkül eden bu disiplin, yapay zeka konularıyla birlikte geleceğin felseferi arasında yerini almış vaziyette…
devamını gör...
gençlerin kolay evlenip kolay boşanması
devamını gör...
sözlükte kaliteli insan yok diyen insanlar
herkes tarafından bilinen ve çokça kullanılan konu. herkes bu konuyu açar ama hiç bir mantıklı harekette bulunmaz. gereksiz tanımlara bakaraktan kendi türden yazarları gördükçe içlerini ferahlatırlar. bendeniz buraya geldiğimde, "burada herkes boş yapıyor", "bi' faydalı tanım yok" gibisinden cümleler havada uçuşuyordu. dedim o kişi ben olayım madem. gereksiz tanımlardan kaçındım. insan olduğum için var, affınıza sığınırım. şimdi düşündüm de benim 30 dk* vakit ayırdığım tanımlarım fayda sağlamıyorsa, insanlar başkalarının düşüncelerini aşağılar nitelikte cevaplar yazıyorsa ben niye buradayım?
bakın şimdi buna da "kendin ol bak ben böyleyim", "tutan yok", "derdini seveyim", "diyene bak" vb. şeyler derler. (yazılanlar tabii daha kapsamlı heves kırıcı, kısa kestim.) sözlük deyince insan daha farklı bir ortam bekliyor. ve bu kadar insan arasında sözde mantıklı insan arayışı içinde olan yazarlar nerdesiniz?
umarım böyle düşünen tek kişi değilimdir.
sevgiler, saygılar sevgili kafa sözlük.
bakın şimdi buna da "kendin ol bak ben böyleyim", "tutan yok", "derdini seveyim", "diyene bak" vb. şeyler derler. (yazılanlar tabii daha kapsamlı heves kırıcı, kısa kestim.) sözlük deyince insan daha farklı bir ortam bekliyor. ve bu kadar insan arasında sözde mantıklı insan arayışı içinde olan yazarlar nerdesiniz?
umarım böyle düşünen tek kişi değilimdir.
sevgiler, saygılar sevgili kafa sözlük.
devamını gör...