mafya sözlük olsa alınabilecek nick
sütlü zehir çorbası. her an zehirlenebilirsiniz ayık olun. *
devamını gör...
en derin duyguları açık ettikten sonra çöken pişmanlık hissi
olumlu geri dönüş alınmadığında olabilecek histir.
aşk olarak düşünürsek bunu, karşılık görme ihtimalimiz varken ve sonucunda ellerimiz boş da dönmüyorsak bu durumdan, neden pişman olalım ki? bunu anlamak ve belirsizliği de ortadan kaldırmak için duyguları açık etmekte sıkıntı görmüyorum ben.
ayrıca keşke deyip pişman olmaktansa, varsın açık ettiğimiz için pişman olalım. o kaybeder.*
aşk olarak düşünürsek bunu, karşılık görme ihtimalimiz varken ve sonucunda ellerimiz boş da dönmüyorsak bu durumdan, neden pişman olalım ki? bunu anlamak ve belirsizliği de ortadan kaldırmak için duyguları açık etmekte sıkıntı görmüyorum ben.
ayrıca keşke deyip pişman olmaktansa, varsın açık ettiğimiz için pişman olalım. o kaybeder.*
devamını gör...
arasta
çeşitli malların satıldığı çarşılarda, aynı türden ürünleri satan dükkânların bir arada bulunduğu bölüm. farsça kökenli bir kelimedir.
devamını gör...
me11isho (yazar)
sözlüğe her girdiğimde mutlaka ne yazmış diye baktığım, kafası pırıl pırıl çalışan, açık sözlü ve mizahı kuvvetli yazar.
devamını gör...
trip olarak sofrayı terk ettikten sonraki süreç
gece gizli gizli yemek yeme sebebidir.
devamını gör...
maria mena
1986 norveç doğumlu kadın vokalist. just hold me şarkısıyla gönüllerde taht kurmuştur.
muhteşem bir sese ve akıp giden söz yazabilme yeteneğine sahip olduğunu düşündüğümdür.
muhteşem bir sese ve akıp giden söz yazabilme yeteneğine sahip olduğunu düşündüğümdür.
devamını gör...
29 nisan 17 mayıs arası tam kapanma
benim için hiçbir şey fark etmeyecek olan durumdur.
devamını gör...
türklerin öğrenemediği şeyler
"banane" ve "sanane" diyebilmek. başkalarının hayatına karışmamak, insanları gözetlememek, dedikodu yapmamak.
bu iki kelimeyi kullanmak bu kadar zor olmamalı sanki ya. üstün bir meziyete sahip olmak zorunda değilsiniz bu kelimeleri kullanmak için.
"senin hayatından banane." veya "benim hayatımdan sanane." demeyi bilip insanların kişisel sınırlarına saygı göstermeyi öğrendiğimiz gün muasır medeniyetler seviyesine erişeceğimize inanıyorum.
bu iki kelimeyi kullanmak bu kadar zor olmamalı sanki ya. üstün bir meziyete sahip olmak zorunda değilsiniz bu kelimeleri kullanmak için.
"senin hayatından banane." veya "benim hayatımdan sanane." demeyi bilip insanların kişisel sınırlarına saygı göstermeyi öğrendiğimiz gün muasır medeniyetler seviyesine erişeceğimize inanıyorum.
devamını gör...
cccp
ingilizce union of soviet socialist republics (ussr), türkçesi sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği (sscb), orjinal rusçası сою́з сове́тских социалисти́ческих респу́блик (sojúz sovétskix socialistíčeskix respúblik) olan 1917-1991 yılları arasında sovyet rusya'nın resmi adı olan kısaltmadır. şöyle tshirtlerde güzel durur:

devamını gör...
kavgasız gürültüsüz ilişkiyi bitirmek
seviyeli,düzgün ve psikolojik olarak fazla yıpranmamış insanların gerçekleştirebileceği türden bir eylem,ayrıca doğrusuda bu zaten.olmuyorsa zorlamayacaksın bu kadar basit.
devamını gör...
altın sülün
chrysolophus pictus olarak ya da çin sülünü ve gökkuşağı sülünü olarak da bilinen bu kuş türü, çin halk cumhuriyetinin dağlık bölgelerinde ve birleşik krallıktan uruguay'a kadar geniş bir bölgede bulunabilir. genel olarak meyveler, kurtçuklar ve küçük tohumlarla beslenirler. tek seferde 12'ye kadar yumurta bırakırlar ve kuluçkaları 22-23 gün civarı sürer.

devamını gör...
uzak durulması gereken insanlar
kaostan beslenen, kendi dışında kimsenin mutluluğunu istemeyen toksik insanlar.
mutsuzluğu hayat amacı edinmiş ve ruh emici gibi herkesin ruhununu emen insanlar.
mutsuzluğu hayat amacı edinmiş ve ruh emici gibi herkesin ruhununu emen insanlar.
devamını gör...
hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları
babamın ölümü. beş kuruşsuz kalmak. akrabaların birden bire ortadan kaybolması. yapayalnız kalıvermek.. komşunun oğlu restoranda çalışırdı. kalan ekmekleri getirirdi bize. öyle böyle geçerdi günler. kış, soğuk.. kuaförde çalışırdım haftalık 5 liraya. okuldan sonra akşama kadar, hafta sonu tamamen kuafördeydim. deşecek çok hal var da halim yok... büyüdüm ve sırtımda bir kambur çocukluğum...
devamını gör...
zilyetlik
türk medeni kanununun 973 üncü maddesine göre bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir. kanunun açıklamasından hareketle bir şey üzerindeki fiili hakimiyete zilyetlik denir. mülkiyet hakkı, bir eşya üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma hakkı verirken, zilyetlikte böyle bir tasarruf yetkisi söz konusu değildir. örnek vermek gerekirse; sınav akşamı çalışmak için arkadaşınızın size verdiği kitabın maliki, arkadaşınızdır ancak kitabın zilyedi sizsinizdir. konunun daha iyi anlaşılması için oldukça eğlenceli ve ilgi çekici bir dava olan popov v. hayashi örneğini aşağıya bırakıyorum;
amerikan beyzbol tarihinin en başarılı sporcularından sayılan babe ruth lakaplı georhe herman ruth jr. bir sezonda (1927 yılı) 60 sayı turu (home run) ile kırılması zor bir rekora imza atar. rekor aradan geçen yıllarda iki kez geliştirilir. 2001 senesi beyzbolseverler için tarihi bir anı barındırmaktadır. çünkü beyzbolcu barry bonds kırılması imkânsız olarak görülen bir sezonda en fazla sayı turu vuruşu yapma rekorunu geliştirmek üzeredir. beyzbol kaliforniya’da en popüler sporlardan birisidir ve taraftarlar bu tarihi ana tanıklık etmek istemektedirler. bu nedenlerden dolayı, 7 ekim 2001 tarihindeki maçta tribünler tamamen doludur. tribünlerdeki tüm taraftarların arzusu barry bonds’un sayı turu vuracağı topu yakalamaktır. çünkü top sadece manevi değil aynı zamanda maddi anlamda da ciddi bir değere sahip olacaktır. topu yakalama amacıyla gelen sayısız taraftardan ikisi alex popov ve patrick hayashi’dir. daha sonra davacı ve davalı olarak karşı karşıya gelecek bu ikili topu yakalamak için beyzbol eldivenlerini takıp tribündeki yerlerini almıştır.
maç başlar ve bir süre sonra barry bonds tarihi yetmiş üçüncü sayı turu vuruşunu yapar. tanık beyanları ve görüntülere göre olaylar şu şekilde gelişir: top tribünlere doğru gelir; alex popov beyzbol eldiveniyle topun gidişatını durdurur. fakat popov’un topu tam hâkimiyeti altına alıp almadığı tanık beyanlarından veya görüntülerden anlaşılamaz. tam bu sırada popov oluşan büyük bir arbede sonucu kendisini yerde bulur. kargaşada bazıları topu almak için kasıtlı şekilde popov’un üstüne çullanırken diğerleri arbedenin etkisiyle istemeden kendilerini yerde bulurlar. popov bu süreçte kendisini birçok kişinin altında bulur, nefes almakta zorluk çeker ayrıca tekmelenir. bunun yanı sıra, bazı taraftarlar popov’un beyzbol eldivenine uzanırlar. kargaşadan kimin sorumlu olduğu tanık beyanlarından veya görüntülerden anlaşılamaz.
kargaşa sırasında top popov’un eldiveninden (veya o civardan) ayrılır. topun popov’un eldiveninden (veya o civardan) tam olarak ne zaman, ne şekilde ve neden ayrıldığı görüntülerden veya tanık beyanlarından anlaşılamaz. bu sırada, kargaşa sebebiyle kendisini istemeden yerde bulan ve tüm bu olayların gelişiminde herhangi kusuru olmayan patrick hayashi topu görüp alır, ayağa kalkar ve onu cebine koyar.
güvenlik görevlilerinin müdahalesinden sonra kargaşa yatışır ve popov yerden kalkar. popov yerden kalktıktan sonra topu hâkimiyeti altına aldığını ve onu tutma amacında olduğunu dile getirir. popov, topu tutan hayashi’yi görünce ona topu kendisine vermesini söyler hatta topu kapmaya çalışır. bunun üzerine hayashi topu geri çeker. sonrasında güvenlik görevlileri hayashi’yi tribünlerin güvenli bir kısmına götürür.
olayda altı çizilmesi gereken husus, popov’un topun tam hâkimiyetini sağlayıp sağlayamadığının, topu tam olarak ne zaman ve ne şekilde kaybettiğinin ve kalabalık popov’un üstüne çullanmasaydı onun topun tam hâkimiyetini sağlayıp sağlayamayacağının bilin(e)memesidir.
hukuki uyuşmazlık ve mahkemenin kararı;
davacı popov, zilyetliğinin gaspı (conversion), zilyetliğine zarar verilmesi (trespass to chattel) ve zilyetlik hakkının ihlal edilmesinden dolayı ihtiyati tedbir talepli zilyetliğinin geri verilmesi (constructive trust) davası açar. davacıya göre, hayashi topu kendisinden kasten almıştır ve onu geri vermeyi reddetmektedir.
topa vurulana kadar topun maliki amerika ulusal beyzbol ligi’dir ve bu konuda bir çekince yoktur. vurulduğu andan itibaren top malikin arzusu ile terk edilmiş, taşınır mal üzerindeki hâkimiyet sona ermiştir. amerika birleşik devletleri’nde son seksen yıldır beyzbol maçlarına giden taraftarların yakaladığı topları eve götürme hakkına sahip olduğu kabul edilmektedir. bu nedenle, beyzbol topunu yakalayan taraftar onun maliki olacaktır. bu konu hakkında taraflar arasında çekince yoktur. peki, topa kim(ler) malik olmalıdır?
davanın esası “zilyetlik” tanımı üzerinde yoğunlaşır. kanunlarda zilyetliğin tarifi yapılmıştır fakat ilgili tanım şartlara göre değişiklik göstermektedir. çünkü zilyetliğe ilişkin hukuki uyuşmazlıklar genelde ticari niteliktedir ve farklı ticari sektörler değişik gelenek ve uygulamaları barındırmaktadır. kanun koyucu bu nedenle açık ve net bir zilyetlik tanımından kaçınmıştır. davanın tarafları zilyetlik tanımı üzerinde uzlaşamazlar. mahkemenin uyuşmazlığın çözümüne katkıda bulunması için başvurduğu dört seçkin hukuk profesörü de zilyetliğin tanımı üzerinde mutabık kalamaz.
zilyetliğin açık ve net bir tanımı olmaması onun hakkında genel prensipler olmadığı anlamına gelmez. mahkemenin görüşüne başvurduğu uzman hukukçulardan prof. roger bernhardt’a göre: “zilyetlik eşya üzerinde fiziki kontrolü ve eşyayı kontrol etme niyetini veya başkalarını eşyadan hariç tutmayı gerektirir. fakat genellemeler zilyetliğe ilişkin sorunların çözülmesinde doğrudan belirleyici etken olmaktan ziyade yönlendirici ilke işlevi görmektedir.”
diğer uzman hukukçu prof. brown ise konu hakkında: “zilyetliğe ilişkin geleneksel bakış açısına göre zilyetlik iki unsurun birleşiminden oluşur, zilyetin şey ile olan fiziki ilişkisi ve gayesi. fiziki güç eşya üzerindeki söz konusu fiili kuvvet, eşyayı tutma ve istifade etmektir. fakat zilyetin yalnızca şey üzerindeki fiziki gücü yeterli değildir. eşyayı kontrol etme niyetinin ortaya çıkmış olması şarttır.”
huzurdaki davada eşyayı kontrol etme niyetinin açığa vurulması bir sorun teşkil etmemektedir. çünkü davacı popov topu kontrol etme niyetini, topu yakalamak için beyzbol eldiveni giyip tribünlere gelerek ve topun gidişatını durdurarak açık ve net şekilde ortaya koymuştur. esas sorun davacının top üzerinde yeterli ölçüde münhasır hâkimiyet kurup kurmadığıdır. davalı hayashi’ye göre bir taraftar beyzbol topunu tamamen hâkimiyeti altına almazsa zilyetlik oluşmaz. uzman hukukçu prof. brian gray de benzer görüştedir: “kişi, topu yakalamaya çalışırken, topun ve kendisinin momentumunu sona erdirdiği sırada topun tam hâkimiyetini sağladıysa top yakalanmış sayılır.”
davacı popov’a göre, topun zilyeti olmak için kişinin topu kapma niyeti ve bunun topun gidişatını durdurarak dışa vurulması yeterlidir. zilyetlik için topun tam hâkimiyetini sağlamak gerekli değildir. profesör finkelman ve bernhardt’ın da vurguladığı üzere, bazı durumlarda tam hâkimiyet ve kontrol sağlanmasa dahi zilyetlik tanınabilmektedir. yabani hayvanların avlanılması, balık tutmak ve batmış gemilerin kurtarılması duruma örnek teşkil etmektedir. bir avcı tarafından ölümcül şekilde yaralanmış vahşi hayvan düşmeden önce bir süre boyunca kaçmaya devam edebilir. fakat avcı, yabani hayvanın zilyetliğini onun üzerinde tam hâkimiyet kurduğunda (ele geçirme anında) değil silahla vurduğu sırada kazanır. aynı durum zıpkınla avlanılan balıklar için de geçerlidir. batmış gemi kurtarma operasyonlarında durumun ve eşyanın tabiatının elverdiği ölçüde çaba sarf edilerek zilyetlik elde edilir. fakat yetersiz bir çaba zilyetlik savını desteklemekte eksik kalacaktır. örneğin, batık ve terkedilmiş gemi kurtarma operasyonuna katılacak denizcinin tek başına bir gemiye binip geminin zilyeti olacağını ilan etmesi ona zilyet unvanını kazandırmaz. burada terkedilmiş gemiye operasyon yapılması zilyetlik savını dile getirilmesi için şarttır.
yukarıda açıklandığı üzere, zilyetliğe ilişkin kurallar içinde bulunulan duruma, ilgili sektörün gelenekleri ve uygulamalarına göre değişebilir. davacı popov, yukarıda değinilen açıklamalar ışığında, bir şeye zilyet olmak için onu tamamen hâkimiyet ve kontrol altına almanın gerekli olmadığını iddia etmektedir. fakat yukarıda zikredilen örnekler durumun doğası gereği beyzbol topuna uymamaktadır. kişinin batık gemiyi veya avcı tarafından vurulduktan sonra kaçmakta olan yabani bir hayvanı o anda elleriyle sarması, tam hâkimiyeti ve kontrolü altına alması imkânsızdır. bir beyzbol topu için bu durumun tam tersi geçerlidir. hatta gelenek ve uygulamaya göre, bir beyzbol maçında vurulan topa sahip olmak isteyen taraftarın topu tam kontrol ve hâkimiyeti altına alması yönünde makul bir beklenti vardır. diğer bir deyişle, zilyet olmak için, yaşanan kargaşanın sona ermesini takiben taraftarın topun tam hâkimiyetini sağlamış olması beklenir. popov bunu başardığını gösteren delilleri sunmakta yetersiz kalmıştır.
fakat yukarıdaki bulgu uyuşmazlığın çözülmesinde yeterli değildir. davacı popov’un zilyetliği sağlama çabaları, bir grubun ona hukuka aykırı şekilde toplu olarak saldırmasından dolayı kesintiye uğramıştır. hâkime göre, bu vaka göz önünde bulundurulmadan bir sonuca varmak adil olmaz. ayrıca, yoğun medya ilgisine maruz kalan bu gibi davalar yurttaşların davranışları üzerinde ciddi etki gösterir. bu nedenle, huzurdaki davada bir ilke tekrar vurgulanmalıdır: “biz kaba kuvvetle değil hukukla yönetilen bir ulusuz.”
hakkaniyete göre popov topu yakalama girişimini hukuka aykırı bir hareket tarafından engellenmeden sonlandırabilmeliydi. bunu göz ardı etmek davanın gidişatının şiddet tarafından belirlenmesine yol açar. bu nedenlerden ötürü, mahkeme kararı popov’un tam zilyetliği sağlayamaması tespitiyle sona ermeyecektir. uyuşmazlığı çözümü sadece zilyetliği değil aynı zamanda zilyetliğe sahip olma hakkını da kapsamalıdır.
davacı popov, huzurdaki davada ya zilyetliğinin ya da zilyetliğe sahip olma hakkının tespitini talep etmektedir. ayrıca, zilyetlik hakkının ihlal edilmesinden dolayı ihtiyati tedbir talepli zilyetliğinin geri verilmesi talebinde bulunmaktadır. tüm bu istekler hakkaniyetle bağlantılıdır. hakkaniyet ilkesi de göz önünde bulundurularak mahkeme şu sonuca varmıştır: bir kişi terk edilmiş bir şeyin zilyetliğini elde etmek için önemli fakat yetersiz adımlar atarsa ve bu çaba diğerlerinin hukuka aykırı hareketi sebebiyle kesintiye uğrarsa, bu durum o kişinin eşya üzerinde hukuken tanınabilir bir ön zilyetlik ilgisini doğurur. bu ön zilyetlik ilgisi nitelikli zilyetliğe sahip olma hakkı teşkil eder ve zilyetliğin gaspı (zorla alınan zilyetliğin iadesi) davasını destekleyebilir.
mahkemeye göre, davacı popov topun maliki olmak için bir yola çıkmıştır. varacağı yol ayrımında ya topu başarılı şekilde yakalayacak ve ona sahip olacak ya da topu düşürüp ona zilyet olamayacaktır. huzurdaki davadaki sorun: popov’un yol ayrımına gelmeden bir haydut gurubu saldırıya uğraması ve bu nedenle topun kavrayışını kaybetmesidir.
popov’un hukuken koruma altındaki ön zilyetlik ilgisinin tanınması ona nitelikli bir zilyetlik hakkı tanımakta ve popov’a topu meşru bir şekilde talep etme hakkı vermektedir. bu çözüm yolu kalabalık grubun hukuka aykırı şekilde verdiği zararlara da gönderme yapmaktadır. fakat bu çıkarım davalı hayashi’nin menfaatlerini göz önünde bulundurmadığından, mahkeme tarafların çıkarlarını dengesini gözetmek zorundadır.
davalı hayashi hukuka aykırı bir eylem yapmamıştır. hayashi de popov’a saldıran haydutların mağdurudur. aradaki tek fark hayashi’nin köşeye kaçarak kendisini saldırıdan kurtarmış olmasıdır. hayashi’nin başıboş topu bulduğu nokta da burasıdır. bunu takiben, hayashi topu alıp cebine koyarak tartışmasız şekilde onun tam hâkimiyet ve kontrolünü sağlamıştır.
popov topun tam zilyeti olamamıştır, yaptığı hareketler onun ancak ön zilyet ilgisi sağlamasına yardımcı olmuştur. popov’un eylemlerinden sonra hayashi topun tam zilyeti olmuştur. hayashi topun zilyeti olmak için her şeyi tam olarak yapmıştır. buna rağmen, hayashi topun zilyetliğini edinirken popov’un top üzerindeki zilyetlik ön ilgisi devam etmekte ve hayashi’nin malikliğini gölgelendirmektedir.
topun popov’a verilmesi hayashi bakımından adaletsiz olacaktır. çünkü bu sav popov’un topu yakaladığı varsayımına dayanır ve bu faraziye gerçeklerle desteklen(e)memektedir. topun hayashi’ye verilmesi ise popov’un cezalandırılması anlamına gelir. çünkü bu hipotez popov’un topu düşüreceği varsayımı üzerine kuruludur. bu husus, tıpkı diğeri gibi, gerçeklerle desteklen(e)memektedir.
hem davalı hem de davacı temeli olan sağlam savlar ileri sürmektedir. davanın her iki tarafı da en az diğer kadar itibarı hak etmektedir. bu sebeple ortada bir ikilem vardır. bu açmazın çözümünde ise orta yola başvurulmalıdır.
mahkeme uyuşmazlığın çözümünde “hakkaniyete uygun bölme” (equitable division) teorisinden yararlanmaya karar verir. nazariyenin fikir babası olan prof. r.h. helmholz, kaybedilmiş veya unutulmuş bir eşyayı bulan kişiyle, şeyin bulunduğu arazinin maliki arasındaki uyuşmazlıkları çözmek için bu kuramı öne sürmüştür. huzurdaki dava ile ilgili olmayan sebeplerden ötürü, böyle bir durumda hakkaniyete uygun bölme yapılması gerektiği ileri sürülmektedir. kökeni roma hukukuna kadar dayanan “hakkaniyete uygun bölme” kuramı, mahkemeye göre, tarafların çatışan iddialarının eşit güçte olduğu durumlarda adalete uygun bir çözüm yolu sağlar.
mahkemenin önündeki uyuşmazlıkta, hem popov hem de hayashi topla temas halindeyken onun kontrolünü sağlamak istemiştir. uyuşmazlığı çözmek için ise hangi tarafın savının daha nitelikli olduğu bulunmalıdır. mahkemeye göre, her iki tarafında da argümanları eşit niteliktedir.
mahkeme, yukarıdaki sebeplerden ötürü, hem davalının hem de davacının topla eşit ölçüde ilgili olduğuna ve bu ilginin bölünemeyeceğine kanaat getirmiştir. bu eşit hükmü uygulayabilmek için mahkeme topun açık arttırma vasıtasıyla satılmasına ve satış bedelinin taraflar arasında eşit olarak bölünmesine karar vermiştir. tüm bu süreçten sonra top bir açık arttırmada satışa çıkarılır ve 450 bin amerikan doları karşılığında satılır, para popov ve hayashi arasında eşit şekilde bölüşülür.
(kaynak; av. can yavuz, güncel hukuk dergisi, aralık 2016, sayfa;156)
amerikan beyzbol tarihinin en başarılı sporcularından sayılan babe ruth lakaplı georhe herman ruth jr. bir sezonda (1927 yılı) 60 sayı turu (home run) ile kırılması zor bir rekora imza atar. rekor aradan geçen yıllarda iki kez geliştirilir. 2001 senesi beyzbolseverler için tarihi bir anı barındırmaktadır. çünkü beyzbolcu barry bonds kırılması imkânsız olarak görülen bir sezonda en fazla sayı turu vuruşu yapma rekorunu geliştirmek üzeredir. beyzbol kaliforniya’da en popüler sporlardan birisidir ve taraftarlar bu tarihi ana tanıklık etmek istemektedirler. bu nedenlerden dolayı, 7 ekim 2001 tarihindeki maçta tribünler tamamen doludur. tribünlerdeki tüm taraftarların arzusu barry bonds’un sayı turu vuracağı topu yakalamaktır. çünkü top sadece manevi değil aynı zamanda maddi anlamda da ciddi bir değere sahip olacaktır. topu yakalama amacıyla gelen sayısız taraftardan ikisi alex popov ve patrick hayashi’dir. daha sonra davacı ve davalı olarak karşı karşıya gelecek bu ikili topu yakalamak için beyzbol eldivenlerini takıp tribündeki yerlerini almıştır.
maç başlar ve bir süre sonra barry bonds tarihi yetmiş üçüncü sayı turu vuruşunu yapar. tanık beyanları ve görüntülere göre olaylar şu şekilde gelişir: top tribünlere doğru gelir; alex popov beyzbol eldiveniyle topun gidişatını durdurur. fakat popov’un topu tam hâkimiyeti altına alıp almadığı tanık beyanlarından veya görüntülerden anlaşılamaz. tam bu sırada popov oluşan büyük bir arbede sonucu kendisini yerde bulur. kargaşada bazıları topu almak için kasıtlı şekilde popov’un üstüne çullanırken diğerleri arbedenin etkisiyle istemeden kendilerini yerde bulurlar. popov bu süreçte kendisini birçok kişinin altında bulur, nefes almakta zorluk çeker ayrıca tekmelenir. bunun yanı sıra, bazı taraftarlar popov’un beyzbol eldivenine uzanırlar. kargaşadan kimin sorumlu olduğu tanık beyanlarından veya görüntülerden anlaşılamaz.
kargaşa sırasında top popov’un eldiveninden (veya o civardan) ayrılır. topun popov’un eldiveninden (veya o civardan) tam olarak ne zaman, ne şekilde ve neden ayrıldığı görüntülerden veya tanık beyanlarından anlaşılamaz. bu sırada, kargaşa sebebiyle kendisini istemeden yerde bulan ve tüm bu olayların gelişiminde herhangi kusuru olmayan patrick hayashi topu görüp alır, ayağa kalkar ve onu cebine koyar.
güvenlik görevlilerinin müdahalesinden sonra kargaşa yatışır ve popov yerden kalkar. popov yerden kalktıktan sonra topu hâkimiyeti altına aldığını ve onu tutma amacında olduğunu dile getirir. popov, topu tutan hayashi’yi görünce ona topu kendisine vermesini söyler hatta topu kapmaya çalışır. bunun üzerine hayashi topu geri çeker. sonrasında güvenlik görevlileri hayashi’yi tribünlerin güvenli bir kısmına götürür.
olayda altı çizilmesi gereken husus, popov’un topun tam hâkimiyetini sağlayıp sağlayamadığının, topu tam olarak ne zaman ve ne şekilde kaybettiğinin ve kalabalık popov’un üstüne çullanmasaydı onun topun tam hâkimiyetini sağlayıp sağlayamayacağının bilin(e)memesidir.
hukuki uyuşmazlık ve mahkemenin kararı;
davacı popov, zilyetliğinin gaspı (conversion), zilyetliğine zarar verilmesi (trespass to chattel) ve zilyetlik hakkının ihlal edilmesinden dolayı ihtiyati tedbir talepli zilyetliğinin geri verilmesi (constructive trust) davası açar. davacıya göre, hayashi topu kendisinden kasten almıştır ve onu geri vermeyi reddetmektedir.
topa vurulana kadar topun maliki amerika ulusal beyzbol ligi’dir ve bu konuda bir çekince yoktur. vurulduğu andan itibaren top malikin arzusu ile terk edilmiş, taşınır mal üzerindeki hâkimiyet sona ermiştir. amerika birleşik devletleri’nde son seksen yıldır beyzbol maçlarına giden taraftarların yakaladığı topları eve götürme hakkına sahip olduğu kabul edilmektedir. bu nedenle, beyzbol topunu yakalayan taraftar onun maliki olacaktır. bu konu hakkında taraflar arasında çekince yoktur. peki, topa kim(ler) malik olmalıdır?
davanın esası “zilyetlik” tanımı üzerinde yoğunlaşır. kanunlarda zilyetliğin tarifi yapılmıştır fakat ilgili tanım şartlara göre değişiklik göstermektedir. çünkü zilyetliğe ilişkin hukuki uyuşmazlıklar genelde ticari niteliktedir ve farklı ticari sektörler değişik gelenek ve uygulamaları barındırmaktadır. kanun koyucu bu nedenle açık ve net bir zilyetlik tanımından kaçınmıştır. davanın tarafları zilyetlik tanımı üzerinde uzlaşamazlar. mahkemenin uyuşmazlığın çözümüne katkıda bulunması için başvurduğu dört seçkin hukuk profesörü de zilyetliğin tanımı üzerinde mutabık kalamaz.
zilyetliğin açık ve net bir tanımı olmaması onun hakkında genel prensipler olmadığı anlamına gelmez. mahkemenin görüşüne başvurduğu uzman hukukçulardan prof. roger bernhardt’a göre: “zilyetlik eşya üzerinde fiziki kontrolü ve eşyayı kontrol etme niyetini veya başkalarını eşyadan hariç tutmayı gerektirir. fakat genellemeler zilyetliğe ilişkin sorunların çözülmesinde doğrudan belirleyici etken olmaktan ziyade yönlendirici ilke işlevi görmektedir.”
diğer uzman hukukçu prof. brown ise konu hakkında: “zilyetliğe ilişkin geleneksel bakış açısına göre zilyetlik iki unsurun birleşiminden oluşur, zilyetin şey ile olan fiziki ilişkisi ve gayesi. fiziki güç eşya üzerindeki söz konusu fiili kuvvet, eşyayı tutma ve istifade etmektir. fakat zilyetin yalnızca şey üzerindeki fiziki gücü yeterli değildir. eşyayı kontrol etme niyetinin ortaya çıkmış olması şarttır.”
huzurdaki davada eşyayı kontrol etme niyetinin açığa vurulması bir sorun teşkil etmemektedir. çünkü davacı popov topu kontrol etme niyetini, topu yakalamak için beyzbol eldiveni giyip tribünlere gelerek ve topun gidişatını durdurarak açık ve net şekilde ortaya koymuştur. esas sorun davacının top üzerinde yeterli ölçüde münhasır hâkimiyet kurup kurmadığıdır. davalı hayashi’ye göre bir taraftar beyzbol topunu tamamen hâkimiyeti altına almazsa zilyetlik oluşmaz. uzman hukukçu prof. brian gray de benzer görüştedir: “kişi, topu yakalamaya çalışırken, topun ve kendisinin momentumunu sona erdirdiği sırada topun tam hâkimiyetini sağladıysa top yakalanmış sayılır.”
davacı popov’a göre, topun zilyeti olmak için kişinin topu kapma niyeti ve bunun topun gidişatını durdurarak dışa vurulması yeterlidir. zilyetlik için topun tam hâkimiyetini sağlamak gerekli değildir. profesör finkelman ve bernhardt’ın da vurguladığı üzere, bazı durumlarda tam hâkimiyet ve kontrol sağlanmasa dahi zilyetlik tanınabilmektedir. yabani hayvanların avlanılması, balık tutmak ve batmış gemilerin kurtarılması duruma örnek teşkil etmektedir. bir avcı tarafından ölümcül şekilde yaralanmış vahşi hayvan düşmeden önce bir süre boyunca kaçmaya devam edebilir. fakat avcı, yabani hayvanın zilyetliğini onun üzerinde tam hâkimiyet kurduğunda (ele geçirme anında) değil silahla vurduğu sırada kazanır. aynı durum zıpkınla avlanılan balıklar için de geçerlidir. batmış gemi kurtarma operasyonlarında durumun ve eşyanın tabiatının elverdiği ölçüde çaba sarf edilerek zilyetlik elde edilir. fakat yetersiz bir çaba zilyetlik savını desteklemekte eksik kalacaktır. örneğin, batık ve terkedilmiş gemi kurtarma operasyonuna katılacak denizcinin tek başına bir gemiye binip geminin zilyeti olacağını ilan etmesi ona zilyet unvanını kazandırmaz. burada terkedilmiş gemiye operasyon yapılması zilyetlik savını dile getirilmesi için şarttır.
yukarıda açıklandığı üzere, zilyetliğe ilişkin kurallar içinde bulunulan duruma, ilgili sektörün gelenekleri ve uygulamalarına göre değişebilir. davacı popov, yukarıda değinilen açıklamalar ışığında, bir şeye zilyet olmak için onu tamamen hâkimiyet ve kontrol altına almanın gerekli olmadığını iddia etmektedir. fakat yukarıda zikredilen örnekler durumun doğası gereği beyzbol topuna uymamaktadır. kişinin batık gemiyi veya avcı tarafından vurulduktan sonra kaçmakta olan yabani bir hayvanı o anda elleriyle sarması, tam hâkimiyeti ve kontrolü altına alması imkânsızdır. bir beyzbol topu için bu durumun tam tersi geçerlidir. hatta gelenek ve uygulamaya göre, bir beyzbol maçında vurulan topa sahip olmak isteyen taraftarın topu tam kontrol ve hâkimiyeti altına alması yönünde makul bir beklenti vardır. diğer bir deyişle, zilyet olmak için, yaşanan kargaşanın sona ermesini takiben taraftarın topun tam hâkimiyetini sağlamış olması beklenir. popov bunu başardığını gösteren delilleri sunmakta yetersiz kalmıştır.
fakat yukarıdaki bulgu uyuşmazlığın çözülmesinde yeterli değildir. davacı popov’un zilyetliği sağlama çabaları, bir grubun ona hukuka aykırı şekilde toplu olarak saldırmasından dolayı kesintiye uğramıştır. hâkime göre, bu vaka göz önünde bulundurulmadan bir sonuca varmak adil olmaz. ayrıca, yoğun medya ilgisine maruz kalan bu gibi davalar yurttaşların davranışları üzerinde ciddi etki gösterir. bu nedenle, huzurdaki davada bir ilke tekrar vurgulanmalıdır: “biz kaba kuvvetle değil hukukla yönetilen bir ulusuz.”
hakkaniyete göre popov topu yakalama girişimini hukuka aykırı bir hareket tarafından engellenmeden sonlandırabilmeliydi. bunu göz ardı etmek davanın gidişatının şiddet tarafından belirlenmesine yol açar. bu nedenlerden ötürü, mahkeme kararı popov’un tam zilyetliği sağlayamaması tespitiyle sona ermeyecektir. uyuşmazlığı çözümü sadece zilyetliği değil aynı zamanda zilyetliğe sahip olma hakkını da kapsamalıdır.
davacı popov, huzurdaki davada ya zilyetliğinin ya da zilyetliğe sahip olma hakkının tespitini talep etmektedir. ayrıca, zilyetlik hakkının ihlal edilmesinden dolayı ihtiyati tedbir talepli zilyetliğinin geri verilmesi talebinde bulunmaktadır. tüm bu istekler hakkaniyetle bağlantılıdır. hakkaniyet ilkesi de göz önünde bulundurularak mahkeme şu sonuca varmıştır: bir kişi terk edilmiş bir şeyin zilyetliğini elde etmek için önemli fakat yetersiz adımlar atarsa ve bu çaba diğerlerinin hukuka aykırı hareketi sebebiyle kesintiye uğrarsa, bu durum o kişinin eşya üzerinde hukuken tanınabilir bir ön zilyetlik ilgisini doğurur. bu ön zilyetlik ilgisi nitelikli zilyetliğe sahip olma hakkı teşkil eder ve zilyetliğin gaspı (zorla alınan zilyetliğin iadesi) davasını destekleyebilir.
mahkemeye göre, davacı popov topun maliki olmak için bir yola çıkmıştır. varacağı yol ayrımında ya topu başarılı şekilde yakalayacak ve ona sahip olacak ya da topu düşürüp ona zilyet olamayacaktır. huzurdaki davadaki sorun: popov’un yol ayrımına gelmeden bir haydut gurubu saldırıya uğraması ve bu nedenle topun kavrayışını kaybetmesidir.
popov’un hukuken koruma altındaki ön zilyetlik ilgisinin tanınması ona nitelikli bir zilyetlik hakkı tanımakta ve popov’a topu meşru bir şekilde talep etme hakkı vermektedir. bu çözüm yolu kalabalık grubun hukuka aykırı şekilde verdiği zararlara da gönderme yapmaktadır. fakat bu çıkarım davalı hayashi’nin menfaatlerini göz önünde bulundurmadığından, mahkeme tarafların çıkarlarını dengesini gözetmek zorundadır.
davalı hayashi hukuka aykırı bir eylem yapmamıştır. hayashi de popov’a saldıran haydutların mağdurudur. aradaki tek fark hayashi’nin köşeye kaçarak kendisini saldırıdan kurtarmış olmasıdır. hayashi’nin başıboş topu bulduğu nokta da burasıdır. bunu takiben, hayashi topu alıp cebine koyarak tartışmasız şekilde onun tam hâkimiyet ve kontrolünü sağlamıştır.
popov topun tam zilyeti olamamıştır, yaptığı hareketler onun ancak ön zilyet ilgisi sağlamasına yardımcı olmuştur. popov’un eylemlerinden sonra hayashi topun tam zilyeti olmuştur. hayashi topun zilyeti olmak için her şeyi tam olarak yapmıştır. buna rağmen, hayashi topun zilyetliğini edinirken popov’un top üzerindeki zilyetlik ön ilgisi devam etmekte ve hayashi’nin malikliğini gölgelendirmektedir.
topun popov’a verilmesi hayashi bakımından adaletsiz olacaktır. çünkü bu sav popov’un topu yakaladığı varsayımına dayanır ve bu faraziye gerçeklerle desteklen(e)memektedir. topun hayashi’ye verilmesi ise popov’un cezalandırılması anlamına gelir. çünkü bu hipotez popov’un topu düşüreceği varsayımı üzerine kuruludur. bu husus, tıpkı diğeri gibi, gerçeklerle desteklen(e)memektedir.
hem davalı hem de davacı temeli olan sağlam savlar ileri sürmektedir. davanın her iki tarafı da en az diğer kadar itibarı hak etmektedir. bu sebeple ortada bir ikilem vardır. bu açmazın çözümünde ise orta yola başvurulmalıdır.
mahkeme uyuşmazlığın çözümünde “hakkaniyete uygun bölme” (equitable division) teorisinden yararlanmaya karar verir. nazariyenin fikir babası olan prof. r.h. helmholz, kaybedilmiş veya unutulmuş bir eşyayı bulan kişiyle, şeyin bulunduğu arazinin maliki arasındaki uyuşmazlıkları çözmek için bu kuramı öne sürmüştür. huzurdaki dava ile ilgili olmayan sebeplerden ötürü, böyle bir durumda hakkaniyete uygun bölme yapılması gerektiği ileri sürülmektedir. kökeni roma hukukuna kadar dayanan “hakkaniyete uygun bölme” kuramı, mahkemeye göre, tarafların çatışan iddialarının eşit güçte olduğu durumlarda adalete uygun bir çözüm yolu sağlar.
mahkemenin önündeki uyuşmazlıkta, hem popov hem de hayashi topla temas halindeyken onun kontrolünü sağlamak istemiştir. uyuşmazlığı çözmek için ise hangi tarafın savının daha nitelikli olduğu bulunmalıdır. mahkemeye göre, her iki tarafında da argümanları eşit niteliktedir.
mahkeme, yukarıdaki sebeplerden ötürü, hem davalının hem de davacının topla eşit ölçüde ilgili olduğuna ve bu ilginin bölünemeyeceğine kanaat getirmiştir. bu eşit hükmü uygulayabilmek için mahkeme topun açık arttırma vasıtasıyla satılmasına ve satış bedelinin taraflar arasında eşit olarak bölünmesine karar vermiştir. tüm bu süreçten sonra top bir açık arttırmada satışa çıkarılır ve 450 bin amerikan doları karşılığında satılır, para popov ve hayashi arasında eşit şekilde bölüşülür.
(kaynak; av. can yavuz, güncel hukuk dergisi, aralık 2016, sayfa;156)
devamını gör...
filenin sultanları’nın elle tutulur bir başarısı olmaması
türkiye voleybol hariç tüm spor dallarında elle tutulur başarıları olan bir ülke olduğu için voleybolda avrupa'nın en iyi dört takımından biri olmak paşamıza yetmemiş anlaşılan.
başlığı açan geçen yıl nobel aldığı için başarı çıtasını hayli yukarı çekmiş demek ki.
başlığı açan geçen yıl nobel aldığı için başarı çıtasını hayli yukarı çekmiş demek ki.
devamını gör...
nizanim (yazar)
yap kahveleri akşama sendeyim nizanim
yaz geldi buralar biraz sakin
atışmalara çok giremedi bu aralar mülayim
manilerle anlatırız dertlerimizi sakin sakin..
havalar çok sıcak azıcık olsa serin
kahve'nin yanına lokum getiririm
sözlüğün meşhur atışmacısıyla vişne de yerim
nickaltını da böyle şenlendiririm..
yaz geldi buralar biraz sakin
atışmalara çok giremedi bu aralar mülayim
manilerle anlatırız dertlerimizi sakin sakin..
havalar çok sıcak azıcık olsa serin
kahve'nin yanına lokum getiririm
sözlüğün meşhur atışmacısıyla vişne de yerim
nickaltını da böyle şenlendiririm..
devamını gör...
terazi burcu
zodyak’ın 12 burcunun yedincisi terazi burcudur. 23 eylül – 23 ekim tarihleri arasında doğanlar bu burca mensuptur.
--- alıntı ---
sembolü: adalet terazisi
elementi: hava
olumlu özellikleri: çekici, sevimli, adil, cana yakın, paylaşımcı, romantik,
olumsuz özellikleri: faydasız, kararsız, aşırı duygusal, manipülatif, şımarık, kuruntulu
en sevdiği şeyler: büyük konserler, şiir, pahalı mücevherler, tasarım giysiler, iyi yemek, uyum, nezaket, gezmek
nefret ettiği şeyler: donuk ya da pratik insanlar, zorbalık, bir karar vermeye zorlanmak, “belki”ler, şiddet, adaletsizlik, gevezelik, şekilcilik
gizli tutkuları: sevmek ve sevilmek
güçlü yanları: dayanışmacı, diplomat, zarif, tarafsız, sosyal olmaları
zayıf yanları: kararsız olmaları, çatışmadan kaçmaları, kendilerine acımaları
--- alıntı ---
--- alıntı ---
sembolü: adalet terazisi
elementi: hava
olumlu özellikleri: çekici, sevimli, adil, cana yakın, paylaşımcı, romantik,
olumsuz özellikleri: faydasız, kararsız, aşırı duygusal, manipülatif, şımarık, kuruntulu
en sevdiği şeyler: büyük konserler, şiir, pahalı mücevherler, tasarım giysiler, iyi yemek, uyum, nezaket, gezmek
nefret ettiği şeyler: donuk ya da pratik insanlar, zorbalık, bir karar vermeye zorlanmak, “belki”ler, şiddet, adaletsizlik, gevezelik, şekilcilik
gizli tutkuları: sevmek ve sevilmek
güçlü yanları: dayanışmacı, diplomat, zarif, tarafsız, sosyal olmaları
zayıf yanları: kararsız olmaları, çatışmadan kaçmaları, kendilerine acımaları
--- alıntı ---
devamını gör...
bayramiç
burada yakınlarımızın olmasından dolayı, zaman zaman gittiğimiz, güler yüzlü, sevecen, misafirperver, yardımsever bir halka sahip, çanakkale’ nin şirin ötesi ilçesi. izmir istikametinden gelindiğinde, ezine’nin merkezinden dümdüz uzanan bir yolla ulaşılır. bursa istikametinden gelindiğinde ise, biga’ dan ayrılan bir yolla çan üzerinden ulaşılır. çanakkale’ ye uzaklığı yaklaşık 70 km, ezine‘ ye uzaklığı yaklaşık 25 km, biga’ya uzaklığı 85km, çan'a uzaklığı ise 53 km’dir.
peynirinden dolayı adından çok söz edilen, belli bir şöhrete ulaşmış olan ezine kadar tanınmış olmasa bile, kesinlikle ezine’ den daha canlı bir sosyal hayata sahip, halkın refah seviyesi de ezine’den daha yüksek olan ilçedir. örneğin, ezine’ de dört tane eczane varken, bayramiç’te dokuz tane eczane vardır. aslında, ezine peyniri ustalarının da nerdeyse tamamına yakını bayramiçlidir ya da bayramiç’te oturmaktadırlar. meşhur çanakkale peynir helvasının en güzel yapıldığı yer de burasıdır.
geçmişi milattan önce 7. yüzyıla kadar uzanan bayramiç, antik çağlarda önemli yerleşim merkezlerine ev sahipliği yapmıştır. bayramiç’ in 15 kilometre güneyinde, çaldağ olarak bilinen tepenin üzerinde kebrene antik kenti vardır. diğer bir antik kent, palai skepsis, eski skepsis anlamındadır, kebrene’nin yukarısında, şimdiki kazdağı, eski adıyla ida dağı’nın en yüksek kısmında, bir tepede kurulmuştur. ancak daha sonra halk, aşağılarda, şimdiki kurşunlu köyünün yakınında skepsis olarak bilinen bir yere taşınmıştır. ne yazık ki her iki antik kentten de çok az kalıntılar günümüze kadar gelmiştir.
yunan mitolojisinde önemli bir yere sahip olan, antik çağlardaki adı ida olan ve adı bir çok efsaneyle birikte anılan, dünyadaki ilk güzellik yarışmasının da düzenlendiği yer olarak bilinen, kazdağı’nın önemli bir bölümü bayramiç sınırları içerisindedir. kazdağı’ nın eteklerindeki, bayramiç ‘e 40 km mesafede bulunan, ayazma, bölgenin en önemli mesire yerlerinden biridir. burada kalabalık bir grupla harika bir piknik yapmışlığımız, arkasından da daha yukarılarda, kazdağı'bda güzel bir gezinti yapmışlığımız vardır.
ilçe merkezinde, geçmişi 17. yüzyıla kadar uzanana hadımoğlı konağı vardır. mehmet akif ersoy’ un çocukluğunun bir bölümünün geçtiği ev, mehmet akif ersoy müzesi olarak ziyaretçi kabul etmektedir. müzeye 5 dakikalık bir yürüme mesafesinde, mehmet akif ‘in ilk kur' an derslerini aldığı, babası temiz tahir efendi’ nin de uzun süre imamlık yaptığı ve adını yanındaki taş köprüden alan taşköprü camii vardır.
halkı eğlenmeyi ve özellikle de düğünlerde oynamayı çok sever. bu yönleriyle türkiye çapında da nam salmışlardır. ankara’nın farklı yerlerinde akrabalarımın olması sebebiyle ve şehir merkezinde, ilçelerde ve köylerde bir çok düğüne katılmış olmam sebebiyle türkiye’de hiçbir yörenin insanlarının düğünlerde eğlenme ve oynama yönüyle ankaralılarla beş edemeyeceğini düşünürdüm. ancak bayramiç düğünlerini görünce bu düşüncemde yanıldığımı anlamışımdır. bayramiç' te düğünlere çok önem verilir. bayramiç demek düğün demektir, düğün demek bayramiç demektir.
tanıdık olsun olmasın, akraba olsun olmasın bayramiç’ te oturan herkes her düğünün tabii davetlisidir. en az altı yedi çeşit yemek yapılır. keşkek düğün yemeklerinin olmazsa olmazıdır. ben de çok merak ettiğim ama bir türlü yeme fırsatı bulamadığım keşkeği ilk defa burada bir düğünde yemiştim. düğünün başında yedi çeşit yemeği mideye indiren bayramiçliler bunun hakkını verme konusunda da oldukça başarılıdırlar. 7’den
70’e bütün bayramiçliler klarnet ve davul eşliğinde sabahlara kadar oynarlar, bütün hünerlerini sergilerler; yorulmak nedir, bilmezler. düğünde oynamayana da iyi gözle bakılmaz, hatta bir kenarda hareketsiz, oynamadan oturmasına izin de verilmez, tahammül de edilmez. “sen düğüne mi geldin yoksa oturmaya mı geldin! haydi galkıvee de oynayıvee, bakaaam!” denildikten sonra yaka paça orturduğu yerden kaldırırlır. eğer oynama bilmiyorsa bir kenarda, ayak üstü kendisine oynama dersi verilir ve iki koltuk altından iki kişinin tutmasıyla karga tulumba oyun alanının ortasına bırakılır.
peyniri ezine’ye, helvayı da merkeze kaptıran bayramiç’ in elinde ise bir tek “bayramiç beyazı” denilen meyva kalmış. “bayramiç beyazı”, şeftaliden biraz küçük, tüysüz, rengi sarı ile yeşil arası, tadı da şeftaliyle kayısı arası olan bir meyvedir. peynirden ve helvadan ağızları yanan bayramiçliler de: “bunun kökü bizde, nasıl olsa bizim arazimizde yetişiyor, aaatık bunu da elimizden alamazlaaa” dememişler, son beyazlarını da ellerinden kaçırmamak için, işlerini garantiye almak için, ürünlerine, avrupa birliği coğrafi işaret tescilini de almışlardır.
bayramiç denince tahin helvasından da söz etmemek olmaz. türkiye’de tahin helvasının en eski üretim yerlerinden biri bayramiçtir. buradan osmanlı sarayına tahin helvası gönderildiği rivayet edilir. türkiye’nin en büyük tahin helvası üreticilerinden biri olan tatlan’ın fabrikası da buradadır. ancak halk pek tatlan’dan alışveriş yapmaz. çünkü ilçe merkezinde, organik yollarla helva üreten eski helvacılar vardır. normal, beyaz tahin helvasının yanında esmer tahin helvasını da ilk defa burada görmüşümdür ki, beyaz ekmeğin yanında tam buğday ekmeği gibidir.
peynirinden dolayı adından çok söz edilen, belli bir şöhrete ulaşmış olan ezine kadar tanınmış olmasa bile, kesinlikle ezine’ den daha canlı bir sosyal hayata sahip, halkın refah seviyesi de ezine’den daha yüksek olan ilçedir. örneğin, ezine’ de dört tane eczane varken, bayramiç’te dokuz tane eczane vardır. aslında, ezine peyniri ustalarının da nerdeyse tamamına yakını bayramiçlidir ya da bayramiç’te oturmaktadırlar. meşhur çanakkale peynir helvasının en güzel yapıldığı yer de burasıdır.
geçmişi milattan önce 7. yüzyıla kadar uzanan bayramiç, antik çağlarda önemli yerleşim merkezlerine ev sahipliği yapmıştır. bayramiç’ in 15 kilometre güneyinde, çaldağ olarak bilinen tepenin üzerinde kebrene antik kenti vardır. diğer bir antik kent, palai skepsis, eski skepsis anlamındadır, kebrene’nin yukarısında, şimdiki kazdağı, eski adıyla ida dağı’nın en yüksek kısmında, bir tepede kurulmuştur. ancak daha sonra halk, aşağılarda, şimdiki kurşunlu köyünün yakınında skepsis olarak bilinen bir yere taşınmıştır. ne yazık ki her iki antik kentten de çok az kalıntılar günümüze kadar gelmiştir.
yunan mitolojisinde önemli bir yere sahip olan, antik çağlardaki adı ida olan ve adı bir çok efsaneyle birikte anılan, dünyadaki ilk güzellik yarışmasının da düzenlendiği yer olarak bilinen, kazdağı’nın önemli bir bölümü bayramiç sınırları içerisindedir. kazdağı’ nın eteklerindeki, bayramiç ‘e 40 km mesafede bulunan, ayazma, bölgenin en önemli mesire yerlerinden biridir. burada kalabalık bir grupla harika bir piknik yapmışlığımız, arkasından da daha yukarılarda, kazdağı'bda güzel bir gezinti yapmışlığımız vardır.
ilçe merkezinde, geçmişi 17. yüzyıla kadar uzanana hadımoğlı konağı vardır. mehmet akif ersoy’ un çocukluğunun bir bölümünün geçtiği ev, mehmet akif ersoy müzesi olarak ziyaretçi kabul etmektedir. müzeye 5 dakikalık bir yürüme mesafesinde, mehmet akif ‘in ilk kur' an derslerini aldığı, babası temiz tahir efendi’ nin de uzun süre imamlık yaptığı ve adını yanındaki taş köprüden alan taşköprü camii vardır.
halkı eğlenmeyi ve özellikle de düğünlerde oynamayı çok sever. bu yönleriyle türkiye çapında da nam salmışlardır. ankara’nın farklı yerlerinde akrabalarımın olması sebebiyle ve şehir merkezinde, ilçelerde ve köylerde bir çok düğüne katılmış olmam sebebiyle türkiye’de hiçbir yörenin insanlarının düğünlerde eğlenme ve oynama yönüyle ankaralılarla beş edemeyeceğini düşünürdüm. ancak bayramiç düğünlerini görünce bu düşüncemde yanıldığımı anlamışımdır. bayramiç' te düğünlere çok önem verilir. bayramiç demek düğün demektir, düğün demek bayramiç demektir.
tanıdık olsun olmasın, akraba olsun olmasın bayramiç’ te oturan herkes her düğünün tabii davetlisidir. en az altı yedi çeşit yemek yapılır. keşkek düğün yemeklerinin olmazsa olmazıdır. ben de çok merak ettiğim ama bir türlü yeme fırsatı bulamadığım keşkeği ilk defa burada bir düğünde yemiştim. düğünün başında yedi çeşit yemeği mideye indiren bayramiçliler bunun hakkını verme konusunda da oldukça başarılıdırlar. 7’den
70’e bütün bayramiçliler klarnet ve davul eşliğinde sabahlara kadar oynarlar, bütün hünerlerini sergilerler; yorulmak nedir, bilmezler. düğünde oynamayana da iyi gözle bakılmaz, hatta bir kenarda hareketsiz, oynamadan oturmasına izin de verilmez, tahammül de edilmez. “sen düğüne mi geldin yoksa oturmaya mı geldin! haydi galkıvee de oynayıvee, bakaaam!” denildikten sonra yaka paça orturduğu yerden kaldırırlır. eğer oynama bilmiyorsa bir kenarda, ayak üstü kendisine oynama dersi verilir ve iki koltuk altından iki kişinin tutmasıyla karga tulumba oyun alanının ortasına bırakılır.
peyniri ezine’ye, helvayı da merkeze kaptıran bayramiç’ in elinde ise bir tek “bayramiç beyazı” denilen meyva kalmış. “bayramiç beyazı”, şeftaliden biraz küçük, tüysüz, rengi sarı ile yeşil arası, tadı da şeftaliyle kayısı arası olan bir meyvedir. peynirden ve helvadan ağızları yanan bayramiçliler de: “bunun kökü bizde, nasıl olsa bizim arazimizde yetişiyor, aaatık bunu da elimizden alamazlaaa” dememişler, son beyazlarını da ellerinden kaçırmamak için, işlerini garantiye almak için, ürünlerine, avrupa birliği coğrafi işaret tescilini de almışlardır.
bayramiç denince tahin helvasından da söz etmemek olmaz. türkiye’de tahin helvasının en eski üretim yerlerinden biri bayramiçtir. buradan osmanlı sarayına tahin helvası gönderildiği rivayet edilir. türkiye’nin en büyük tahin helvası üreticilerinden biri olan tatlan’ın fabrikası da buradadır. ancak halk pek tatlan’dan alışveriş yapmaz. çünkü ilçe merkezinde, organik yollarla helva üreten eski helvacılar vardır. normal, beyaz tahin helvasının yanında esmer tahin helvasını da ilk defa burada görmüşümdür ki, beyaz ekmeğin yanında tam buğday ekmeği gibidir.
devamını gör...