halk arasında tavuk karası olarak bilinen gece körlüğü, ışığın az olduğu durumlarda özellikle de gece saatlerinde net görememe olarak tanımlanabilir.
geceleri araba kullanırken kendimle ilgili şüphe ettiğim ama aslında yüksek derece miyop ve eser miktarda astigmat sahibi olduğumdan kaynaklandığını fark etmemle ucuz atlattığım hastalık.
devamını gör...

ironi yapmaya çalışan kişiden kaynaklı da olabilir. ironi yapmak bir beceridir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bazen gerçekten değildir.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir ülkede olabilecek tüm yanlış şeylerin yönetim şeklinden değil, hak, hukuk ve adalet kavramından uzak olan kişilerden kaynaklandığını anlamak istemeyen kimselerce yapılan talebe ilişkin etiket.

inançlı biriyim. lakin bir yasa, hakkıyla uygulanmayacak, insanlar iftiralara kurban gidecek, belirli bir kesime hiç dokunulmayacak olduktan sonra, ister kraliyet yasası olsun, ister cumhuriyet, ister şeriat... konu insanda bitiyor. insan profili de ortada zaten, sayfalarca anlatmaya gerek yok.
devamını gör...


1930ların amerikasında maycomb adında kendi halinde ufak bir kasabada yaşayan scout isimli küçük bir kızın ağzından aktarılan adaletsizlik hikayesi. o zamanlarda şu an yaşadığımız dönemden de fazla olan siyahi karşıtlığı ve onlara karşı uygulanan önyargılı tutumu, gözünde yalan olmayan ama biz yetişkinlerin bütün kötülükleri onlara aşılamayı görev edindiğimiz masum çocukların gözünden izliyoruz. yazar harper lee otobiyografik sayılabilecek bu eserinin ana karakteri scout'da kendi kişiliği ve hayatından izler sergilemiş. kitabı okurken başka bir yargısız infaz hikayesi olan yeşil yol'u anımsadım ister istemez.

kitaptan alıntı bir pasaj aslında o dönemin hukuk sisteminin özeti niteliğinde;
" bizim mahkemelerimizde, beyaz adamın dünyasıyla siyah adamın dünyası karşı karşıya geldiğinde, her zaman beyaz adam kazanır. bu ne kadar çirkin olursa olsun hayatın bir gerçeği."

"yalnızca tek bir tür insan varsa, o zaman neden hiç geçinemiyorlar? hepsi birbirine benziyorsa, niçin özel bir çaba harcayarak birbirlerini aşağılıyorlar, scout, galiba bir şeyleri anlamaya başlıyorum. galiba öcü radley bunca zamandır evden çıkmamasını anlamaya başlıyorum... dışarı çıkmamak istediği için içeride kalıyor."
devamını gör...

saat daha öğlen 3 ne yiyip içiyorsunuz siz?
devamını gör...

hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar
hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar
sende başını alıp gitme ne olur. ne olur tut ellerimi
ne olur, ne olur.
devamını gör...

senin ben kafa iznini yerim *
hiçbir yere gitmeyecek olan, sözlüğün süpermeni.
devamını gör...

mide guruldamasından hallice, garip sestir.
eskiden kalorifer borularında bilye oynardı cinler artık buzdolaplarında su içiyorlar resmen*
devamını gör...

yazilanlari okudukca aklima her nerede degilsem orada iyi olacakmışım gibi gelir sözü geldi..
devamını gör...

bir jorge luis borges ve adolfo bioy cassres’in ortaklaşa yazdıkları honorio bustos domecq imzalı ikinci kitaptır.

honorio bustos domecq kurgusal bir yazardır. iki büyük yazarın ortak zihinlerinin pırıl pırıl ışığı sonucu ortaya çıkmıştır ve ismini de iki yazarın dedelerinin isimlerinin bir kolajından alır.

iki yazarın ortak yaratımı olan domecq’i ilk kez don isidro parodiye altı bilmece kitabı ile tanımıştım ve o zaman da çok sevmiştim. o kitap çok farklı bir polisiye kitabıydı çünkü suçları aydınlatmaya çalışan dedektif bir mahkumdu ve her şeyi dört duvar arasında fikir yürüterek çözüyordu.

bu sefer kurgusal yazarımız tarz değiştirmiş eleştiri yazıları yazmaya karar vermiş ancak bunu yine kendine has bir tarzda yapmış. yazdığı denemeler çeşitli sanat dalları hakkında ve bu sanat dallarında uzmanlaşmış büyük sanatçılar hakkında. işin ilginç yanı ise aslında böyle sanatçıların gerçekte hiç var olmamaları.

özellikle dünyanın en ünlü klasikleşmiş kitaplarını harfi harfine kopyalayıp altına kendi imzasını attıktan sonra yayınlayan büyük yazarla ilgili yazdığı deneme benim en hoşuma giden deneme oldu.

bence kesinlikle okunması gereken bir kitap. var olmayan yazarların var olmayan eserleri hakkında var olmayan bir yazar tarafından yazılmış eşsiz bir eser.
devamını gör...

titanic misali, gemi batarken g*tü kalkarmış.
devamını gör...

bizim küçük beyin, sevimli mi sevimli ufak bir salyangoz oyuncağı var. özellikle son zamanlarda bu oyuncağın üzerine inanılmaz düşmüş durumda. salyangoz ortada olmadığında halimiz yaman oluyor. sabah akşam, salyangoz önden bizim ki arkadan kahkahalar atarak ilerliyor. salyangoz tutkunu bir çocuk haline geldi.

neyse asıl mevzu şu ki; geçenlerde kendisi ile dışarı çıktık, hava da limoni, hafif yağmur atıştırmaya başladı. o esnada parkın kenarında gerçek bir salyangoz gördü. bana feyk atarak salyangoza doğra koşturmaya başladı. tabi bende arkasından. salyangozu eline aldı. sağına soluna merakla bakıyor. hayvancağız kafayı içeri çekince, bizimki kabuğunun üzerinde düğme aramaya başladı. bu esnada bende tedirginim, hayvanı yere atar, kabuğu kırılır falan diye tetikte bekliyorum. allah'tan korktuğum olmadı. sonrasında salyangozu yere bıraktık ve bir süre bekledik. salyangoz hareket etmeye başlayınca bizimki bastı çığlığı, ''cici sayyangoz, güzel sayyangoz.'' diye düştü peşine. 2 yıllık ömrü hayatında ilk kez canlı bir salyangozla karşılaşıyor tabi, o yüzden heyecan dorukta. bir süre salyangozun başında ayrılmadı. ''cici sayyangoz'' nidaları eşliğinde kabuğunu okşadı. sonrasında ben salyangozu aldım ve kendimce güvenli bulduğum bir noktaya bıraktım. arkasını döndü ve salyangoza el salladı; ''hoşçakal, görüşürüz.'' dedikten sonra oradan ayrıldık.

bu olayı takiben kendi çocukluğum geldi aklıma, benim de salyangozlarla bir hayli teşrik-i mesaim olmuştu. çocuk aklı işte, yağmurlu havalarda hemen dışarı fırlar, tehlikeli noktalarda bulunan ne kadar salyangoz bulursam toplar, sonrasında da onları kendimce güvenli bulduğum yerlere taşırdım. zira insanlar dikkatsizdi. üzerlerine çat çat basıp geçiyorlardı. bu da bende ziyadesiyle can sıkıntısı yaratıyordu. birde kurtardığım salyangozların sayısını not alırdım. eve gelir gelmez, not defterime o gün kaç salyangoz kurtardığımı not düşerdim. sayı arttıkça da kendimle gurur duyar ve böbürlenirdim. en son 10 binler gibi bir sayı hatırlıyorum. ne kadar doğru hatırlıyorum orasını bilemem tabi. bizim küçük beyin salyangoz efendi ile tanışması işte ben de aynı böbürlenme hissini yarattı; ''ya ne olacağdı, babasının oğlu işte!'' deyiverdim kendi kendime.

büyüyünce kahramanlık işlerini bıraktık tabi, ama siz yine de yağmurlu havalarda adımlarınıza dikkat edin. oğlum kabuğu kırılmış bir salyangozu ne kadar geç görürse o kadar iyi. şimdiden hepinize teşekkür ederiz.

tanım: vücutlarında yüksek oranda su bulundurduğu için soğuk havalarda donma tehlikesi ile karşı karşıya kalan, spiral kabuklu sevimli yaratık.

ek bilgi: salyangozları muhakkak tuzdan uzak tutmak lazım. diyetleri mühim. tuzlu yedirirseniz ölmelerine neden olursunuz.
devamını gör...

ekinoksu 23 eylül olarak öğrendiğimiz ama dün google amcanın kafamı karıştırdığı, gece gündüz eşitliğini yaşayacağımız bu güne başladık. herkese günaydın. yaz, kesinlikle bitti artık. sonbaharın ilk günü. göçmen kuşlar göçmeye başladı. keşke ben de onlar gibi güneye göçebilseydim.
devamını gör...

zaman içinde kadın da erkekde değişiyor. ilk zamanlarda boyunu postunu huyunu suyunu sevdiğiniz insan yıllar içinde aynı sizin gibi bambaşka biri haline gelebiliyor. aynı anda değişime uğramak ya da birbirinin degismine ayak uydurmamak evliliği sorun haline getiren noktalardan birisi. evlilikte ilk ve tek amaciniz mutlu olup mutlu etmek ise yeterince mutlu olduğunuzu ve mutlu ettiğinizi düşündüğünüzde evliliğiniz sizin için heyecan verici ve anlamlı hale gelmekten uzaklasabilir. gerçekten neden evlendiğiniz ve evlilikten ne beklediğinizi çok iyi belirlemeniz gerekir.
devamını gör...

yaprak sarma.
devamını gör...

lgbt çift görmek için netflix'de her hangi bir gençlik dizisi izlemek yeterli.
devamını gör...

türk kültürü içinde canlılığını koruyan, bahar bayramı niteliğinde kutlanan mevsimlik bayramımızdır. kışın bitişi yazın başlangıcı olarak kabul edilir bir nevi yılbaşıdır.
hıdırellez günü kuzular kesilir, eğlenceler düzenlenir, sağmal hayvanı olmayan evlere süt dağıtılır, sütten börek veya sütlaç yapılır. ip atanır, salıncakta sallanılır hatta salıncakta sallanırken saçını tarayanların saçlarının uzun olacağına inanılır. kazan kurulur toplu yemek yenir.
hıdırellez gecesi bir gül fidanının dibine dilekler adanır. dileklerin gerçekleşmesi için de buna canı gönülden inanılması gerekir.
hıdırellez günlerinde bir sürü adet ve inanma vardır. ne derece inanılır bilemem ama eskiden epey inanılıp gerçekleştirilirmiş.
virüs münasebetiyle birçok kutlama ya da rituel gerçekleştirilemeyecek olsa da üzülmeyin. niyet önemli. iyi bayramlar.
devamını gör...

messi, ronaldo yada michael phelps ne kadar matematik biliyordu ? yada david copperfield ? yada dünyanın en ünlü şefleri yada komedyenleri ?
şimdi bu insanlara başarısız diyebilecek 1 tane insan evladı çıkabilir mi ? böyle başlıklar görünce çok üzülüyorum ben arkadaşlar.
not: bir mühendislik öğrencisi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim