rose adası cumhuriyeti
1968 yılında italyan mühendis giorgio rosa'nın adriyatik denizi'nde 400 metrekarelik (20x20 metre) platform üzerinde inşa ettirdiği kısa ömürlü mikro ulustur.

resmi dilini esperanto olarak belirlemiştir ve tarihte esperanto'nun resmi dil ilan edildiği ilk ve tek devlettir. kısa bir süre bağımsız kalan bu mikro ulus, italyan hükumetinin talimatıyla italya'nın egemenlik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle italyan donanması tarafından işgal edilip havaya uçurulmuştur.
dünyanın dört bir tarafından vatandaşlık başvurusu alan, bağımsızlık iddiasını avrupa konseyine taşımış olan sözümona ada ülkesidir.
yakın zamanda netflix filmine de uyarlanmıştır: rose adası'nın inanılmaz hikayesi

resmi dilini esperanto olarak belirlemiştir ve tarihte esperanto'nun resmi dil ilan edildiği ilk ve tek devlettir. kısa bir süre bağımsız kalan bu mikro ulus, italyan hükumetinin talimatıyla italya'nın egemenlik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle italyan donanması tarafından işgal edilip havaya uçurulmuştur.
dünyanın dört bir tarafından vatandaşlık başvurusu alan, bağımsızlık iddiasını avrupa konseyine taşımış olan sözümona ada ülkesidir.
yakın zamanda netflix filmine de uyarlanmıştır: rose adası'nın inanılmaz hikayesi
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
(bkz: casa battlo) ((gbkz: kemiklerin evi))
antoni gaudi'nin baş yapıtlarından biri olan bina barcelona şehir merkezinde yer alır, pencereleri kemik görünümünde olduğu için kemik evi olarak anılmaktadır.

antoni gaudi'nin baş yapıtlarından biri olan bina barcelona şehir merkezinde yer alır, pencereleri kemik görünümünde olduğu için kemik evi olarak anılmaktadır.

devamını gör...
geceye bir şerefsizlik bırak
bir yerde kuyruk oluşmuştur, saatlerce bekliyorsundur, biri gelip kaynak yapıyor. çemkirdin mi de yok akrabam, yok arkadaşım, yok zaten buradaydım az işim vardı gibi bahaneler üretiyorlar.
yaşanmış bir olayı anlatacağım.
bir devlet dairesinde (sırayı neden numarayla yapmadıklarını hâlâ anlamıyorum orada) yaklaşık 2 saat kuyrukta bekledim. bir akrabam geldi, benim yanıma geçmek istedi. terslemeden, güzel güzel bunun mümkün olmadığını, izin veremeyeceğimi söyledim. suratını asarak kuyruğun sonuna geçti. sonra da orada burada dedikodumu yapmış, akrabaların hepsi de ona hak veriyor. bir daha da konuşmadım o akrabamsı kişiyle. çektirsin gitsin. nıck nıck nıckk.
yaşanmış bir olayı anlatacağım.
bir devlet dairesinde (sırayı neden numarayla yapmadıklarını hâlâ anlamıyorum orada) yaklaşık 2 saat kuyrukta bekledim. bir akrabam geldi, benim yanıma geçmek istedi. terslemeden, güzel güzel bunun mümkün olmadığını, izin veremeyeceğimi söyledim. suratını asarak kuyruğun sonuna geçti. sonra da orada burada dedikodumu yapmış, akrabaların hepsi de ona hak veriyor. bir daha da konuşmadım o akrabamsı kişiyle. çektirsin gitsin. nıck nıck nıckk.
devamını gör...
rüya
aslında çok değerli bir özgürlüğümüz. kesinlikle şahsi ve biricik; başka birine bazı ayrıntılarını anlatsak bile asla aynı rüyayı deneyimleyemez, kimse başkasının rüyasına girip karışamaz. ben rüya gördüğümde genellikle çok huzurlu hissediyorum. her zaman güzel şeyler görmesem de o rüyanın sadece benim oluşu ve kimsenin burnunu sokamayacağı bir yer oluşu iyi geliyor. yalnızlıktan hoşlanmamın da bu durumda bir etkisi var muhakkak.
ama bir şirket veya devlet (herhangi bir otorite), rüyalara müdahale edebiliyor olsaydı nasıl olurdu? mesela philip k. dick'in 1969 yılında yazdığı galaktik çömlek tamircisi adlı kitapta tasvir edilen gelecekte herkes aynı rüyayı görmek zorunda. kitaptan, sadece mekanizmanın ne olduğu ve nasıl işlediği ile ilgili bir kısmı paylaştım aşağıda, gördüğü rüya kısmını da koymadım. hikayeyle ilgili önemli bir sürprizbozan yok ama siz bilirsiniz yine de.
--! spoiler !--
yatıp dört saat uyumaya karar verdi. saat yediydi; saatin alarmını on bire kurabilirdi.
doğru düğmeye bastığında duvardan kayan bir yatak odanın neredeyse tümünü kapladı. az önceki oturma odası şimdi yatak odası olmuştu. yatağın saat mekanizmasını dört saate kurdu, daracık yatağın izin verdiği ölçüde kendine rahat bir pozisyon buldu. mümkün olan en derin uyku halini hızlı ve güçlü bir biçimde harekete geçiren düğmeyi el yordamıyla buldu.
cihazdan bir vızıltı geldi.
lanet olası rüya devresi, dedi kendi kendine, bu kadar erken vakitte bunu kullanmak zorunda mıyım? birden fırlayıp kalktı, yatağın yanındaki çekmeceyi açtı ve kullanma kılavuzunu çıkardı. evet, yatak her kullanıldığında zorunlu rüya şarttı... elbette, eğer seks kolunu indirmezse. öyle yapayım bari, diye düşündü. kendi kendine, "makineye bir dişiyle birlikte olacağımı söyleyeceğim," dedi.
bir kez daha yatağa uzandı, uyku düğmesini etkinleştirdi.
"ağırlığınız yetmiş kilo," dedi yatak. "şu an üzerimde uzanan ağırlık tam olarak bu kadar. yani şu an bir cinsel birleşme yaşamıyorsunuz." mekanizma uyku düğmesini açmasını geçersiz kıldı ve aynı zamanda yatak ısınmaya başladı. yatağın içindeki ısı bobinleri joe'nun altında göstere göstere parladı.
öfkeli yatakla tartışamazdı. böylece uyku-rüya etkileşimini açtı ve kaderine razı olarak gözlerini kapadı.
hemen uykuya daldı; her zaman böyle olurdu. mekanizma kusursuzdu. rüya, yani o sırada dünyanın her yerinde uyumakta olan herkesin gördüğü rüya başladı.
herkes için tek rüya ama neyse ki her gece değişiyordu.
neşeli bir rüya sesi, "merhaba," dedi, "bu akşamki rüya reg baker tarafından yazıldı. adı, derin izler bırakan anılar. unutmayın dostlar, rüya fikirlerinizi gönderin ve büyük para ödülleri kazanın! eğer rüyanız kullanılırsa, masraflarının tümünün tarafımızdan karşılanacağı bir dünya dışı seyahat kazanacaksınız, üstelik dilediğiniz herhangi bir yöne."
rüya başladı.
--! spoiler !--
ama bir şirket veya devlet (herhangi bir otorite), rüyalara müdahale edebiliyor olsaydı nasıl olurdu? mesela philip k. dick'in 1969 yılında yazdığı galaktik çömlek tamircisi adlı kitapta tasvir edilen gelecekte herkes aynı rüyayı görmek zorunda. kitaptan, sadece mekanizmanın ne olduğu ve nasıl işlediği ile ilgili bir kısmı paylaştım aşağıda, gördüğü rüya kısmını da koymadım. hikayeyle ilgili önemli bir sürprizbozan yok ama siz bilirsiniz yine de.
--! spoiler !--
yatıp dört saat uyumaya karar verdi. saat yediydi; saatin alarmını on bire kurabilirdi.
doğru düğmeye bastığında duvardan kayan bir yatak odanın neredeyse tümünü kapladı. az önceki oturma odası şimdi yatak odası olmuştu. yatağın saat mekanizmasını dört saate kurdu, daracık yatağın izin verdiği ölçüde kendine rahat bir pozisyon buldu. mümkün olan en derin uyku halini hızlı ve güçlü bir biçimde harekete geçiren düğmeyi el yordamıyla buldu.
cihazdan bir vızıltı geldi.
lanet olası rüya devresi, dedi kendi kendine, bu kadar erken vakitte bunu kullanmak zorunda mıyım? birden fırlayıp kalktı, yatağın yanındaki çekmeceyi açtı ve kullanma kılavuzunu çıkardı. evet, yatak her kullanıldığında zorunlu rüya şarttı... elbette, eğer seks kolunu indirmezse. öyle yapayım bari, diye düşündü. kendi kendine, "makineye bir dişiyle birlikte olacağımı söyleyeceğim," dedi.
bir kez daha yatağa uzandı, uyku düğmesini etkinleştirdi.
"ağırlığınız yetmiş kilo," dedi yatak. "şu an üzerimde uzanan ağırlık tam olarak bu kadar. yani şu an bir cinsel birleşme yaşamıyorsunuz." mekanizma uyku düğmesini açmasını geçersiz kıldı ve aynı zamanda yatak ısınmaya başladı. yatağın içindeki ısı bobinleri joe'nun altında göstere göstere parladı.
öfkeli yatakla tartışamazdı. böylece uyku-rüya etkileşimini açtı ve kaderine razı olarak gözlerini kapadı.
hemen uykuya daldı; her zaman böyle olurdu. mekanizma kusursuzdu. rüya, yani o sırada dünyanın her yerinde uyumakta olan herkesin gördüğü rüya başladı.
herkes için tek rüya ama neyse ki her gece değişiyordu.
neşeli bir rüya sesi, "merhaba," dedi, "bu akşamki rüya reg baker tarafından yazıldı. adı, derin izler bırakan anılar. unutmayın dostlar, rüya fikirlerinizi gönderin ve büyük para ödülleri kazanın! eğer rüyanız kullanılırsa, masraflarının tümünün tarafımızdan karşılanacağı bir dünya dışı seyahat kazanacaksınız, üstelik dilediğiniz herhangi bir yöne."
rüya başladı.
--! spoiler !--
devamını gör...
ekşi sözlük'ün entry yorumu özelliği
sözlüğü twitter gibi bir platforma dönüştürecek özelliktir. kafa sözlüğe hiçbir şekilde zararı dokunmayıp aksine kafa sözlüğe rağbetin artacağı şekilde bir güncelleme olacaktır fikrimce.
devamını gör...
bir televizyon kanalını hacklemek
eskiden çok daha kolay yapılabilen, yakın zamanlarda ise biraz daha zorlaşan iş.
eğer yapılabilseydi, kimin ne işler karıştırdığını tüm ülkenin görme şansı olurdu ki bu da epey işimize gelirdi.
birkaç örnek vereyim;
ilk örnek 1977 yılından ve ingiltere'den... southern television adlı kanaldaki yayına bağlanan bir ses, ashtar galactic command adlı bir grubun sözcüsü olan, dünya dışından gelme bir yaratık olduğunu, adının da vrillon olduğunu iddia ederek konuşmaya başlamış. insanlara tüm silahlarını imha edip barış içinde yaşama emri vermiş. keşke sözünü dinletebilseymiş:
2. örnek 1987 yılından ve amerika'dan... bu kez 2 yetişkin kanalına (american exxxtasy ve playboy) bir hacker saldırısı düzenlenmiş ve görüntüler dini mesajlarla değiştirilmiş:
son örnek de montana eyaleti'nden gelsin. yıl 2013... krtv adlı kanalın yayınına bağlanan kişi, kanalın acil durum uyarı sisteminden zombi saldırısı olduğunu, hatta zombilerin montana'nın büyük kısmını ele geçirdiklerini söylemiş:
eğer yapılabilseydi, kimin ne işler karıştırdığını tüm ülkenin görme şansı olurdu ki bu da epey işimize gelirdi.
birkaç örnek vereyim;
ilk örnek 1977 yılından ve ingiltere'den... southern television adlı kanaldaki yayına bağlanan bir ses, ashtar galactic command adlı bir grubun sözcüsü olan, dünya dışından gelme bir yaratık olduğunu, adının da vrillon olduğunu iddia ederek konuşmaya başlamış. insanlara tüm silahlarını imha edip barış içinde yaşama emri vermiş. keşke sözünü dinletebilseymiş:
2. örnek 1987 yılından ve amerika'dan... bu kez 2 yetişkin kanalına (american exxxtasy ve playboy) bir hacker saldırısı düzenlenmiş ve görüntüler dini mesajlarla değiştirilmiş:
son örnek de montana eyaleti'nden gelsin. yıl 2013... krtv adlı kanalın yayınına bağlanan kişi, kanalın acil durum uyarı sisteminden zombi saldırısı olduğunu, hatta zombilerin montana'nın büyük kısmını ele geçirdiklerini söylemiş:
devamını gör...
çayı kaynar şekilde içebilen insan
hayret ederek izlediğim insandır. daha bardağa doldurur doldurmaz iki çekişte bitiriveriyorlar. 'yüz derece kardeşim o çay, kaynıyor daha, bu nasıl dayanıklılık?' diye geçiriyorum içimden. helal olsun vallahi ben o şekilde içsem birinci dereceden yanık olur ağzım dilim.
devamını gör...
güne bir alıntı bırak
aşk;
birine sarılma, onunla aynı yerde olma özlemidir.
onu kucaklayarak tüm dünyayı dışarda bırakma arzusudur.
insanın ruhuna güvenli bir liman bulma özlemidir.
orhan pamuk
birine sarılma, onunla aynı yerde olma özlemidir.
onu kucaklayarak tüm dünyayı dışarda bırakma arzusudur.
insanın ruhuna güvenli bir liman bulma özlemidir.
orhan pamuk
devamını gör...
kanlı düğün
federico garcia lorca'nın aralarında kan davası olan iki ailenin hikayesini anlattığı oyun'udur.
devamını gör...
bir gecede cahil kaldık
he yaaa.
devamını gör...
yazarların içinde oldukları yaş ile ilgili fikirleri
birkaç ay sonra 22. bu ülkede en çok harcanan yaş aralığı olduğunu ve ileride çok üzüleceğimi düşünüyorum. yazık lan.
devamını gör...
marvel filmleri
sinemadır hatta sinemanın hasıdır.bir çok cgi yönteminin yaratıcısı olmalarıyla da sektörün en önemli yapımlarındandır.daha "ya da"nın yazımını bile bilmeyen insanlar tarafından eleştirilmemelidir
devamını gör...
akropol
eski yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale.
devamını gör...
bir kadını kırmadan ona şişman olduğunu söylemek
kadın kör değil kilolu. farkındadır elbet. üzülecekse demeyin bunu da ben mi söyleyeyim.
devamını gör...
atforvendetta
dün öyle bir şaka yaptı ki hıık diye gidiyordum.
yaman şakacısın delikanlı.
yaman şakacısın delikanlı.
devamını gör...
emekli olup köye yerleşmek isteyen insan
son zamanlarda popülerleşen bir durum köye yerleşmek. bu fikrin cazip gelmediği sayılı kişilerdenim. romantizmi güzel ama şehrin göbeğinde doğup büyümüş kaç kişi köy hayatına adapte olabilir ki? müstakil bahçeli ev alıp bahçede elma ağacı yetiştirmekten bahsetmiyorum. köydeki insan ilişkilerine uyum sağlayabilir misiniz? birisi sizin arazinize hayvanını getirse bu konuda anlaşabilir misiniz? elektrik gitse sık sık hatta internet zor çekse bu durumda tabiattayız zaten napıyım interneti diyebilir misiniz? ben diyemem sanırım, şehirdeki hayata adapte olmuşum ve bence üzücü bir durum değil. ilerde dağ evim olsun arada gidip kalıyım ormanın tadını çıkarayım gibi düşüncem var ama köyde yaşamak bambaşka. deneyenlere kolay gelsin umarım mutlu olursunuz.
devamını gör...
en yakın kitabın 75. sayfasının 5. cümlesi
"mutluluk arayışı içinde,
kahrolmak olacaktı insanlığın sonu..!"
akilah//pi
75/5
kahrolmak olacaktı insanlığın sonu..!"
akilah//pi
75/5
devamını gör...
atlara hükmeden kadınlar erkekleri dize getirir
yıllar önce, benimle tanışmak isteyen bir beyefendinin bana söylediği cümleydi. neden diye sorduğumda ise bir videoda bu cümleyi duyduğunu ve benimle bu yüzden iletişim kurmak istediğini söylemişti. açıklaması şu şekildeydi; çok fazla hiperaktif, söz dinlemez ve kafasına buyruk biri olduğunu, atlarla ilgilenen bir kadının kendisini yola getirebileceğini düşünmesiymiş.*
maalesef hayvan eğitebilirim ama insan eğitemem diyerek kendisini kibarca reddetmiştim.
böyle ilginç tanışma hikayesi olan var mıdır her zaman merak etmişimdir.
maalesef hayvan eğitebilirim ama insan eğitemem diyerek kendisini kibarca reddetmiştim.
böyle ilginç tanışma hikayesi olan var mıdır her zaman merak etmişimdir.
devamını gör...
saint nicholas
aziz nikolaus yada efsanevi adıyla noel baba is 4. yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir din adamıdır. çocukların ,denizcilerin ve gezginlerin korucuyusu ilan edilmiştir. hayatının büyük çoğunluğunu myra'da (bugünkü antalya demre ilçesine yakın bir antik kent) geçiren aziz nikolaus burada başpsikopos'luk görevini yürütmüştür. vefat ettiken sonra aziz ilan edilip 5. yüzyılda adına kilise yaptırılmıştır. kilise bazilika planlıdır ve 3 büyük restorasyon görmüştür:
ilki is 9 yy.'da depremlerden, alüvyol toprakların kiliseye dolmasından ve akınlar nedeniyle tahrip olmasından dolayıdır. bu restorasyonda kiliseye ufak 3 adet kubbe eklenmiştir.
ikinci restorasyonun ise doğu roma imparatoru ıx. konstantin ve karısı zoe tarafından yaptırılmıştır. bu restorasyonda duvar freskleri ve taban mozaiklerinin bir çoğu yaptırılmıştır. ayrıca bu restorasyonda istanbul mimarisinin de izlerine sıklıkla rastlanır. bu fresklerde aziz nikolaus'un efsanevi hikayeleri anlatılır. bu yüzden lakabı ''mucize yaratan'' dır. bu fresklerde aziz nikolaus'un denizcilere, imparatorlara, komutanlara yardım ettiği ifade edilir. ayrıca incil'den sahnelere de yer verilmiştir.
üçüncü restorasyon ise rus çarı ıı. aleksandr 1862 yılında yaptırılmıştır. bu restorasyonda çan kulesi ve bahçe eklenmiştir. bu eklemelerden dolayı kilisenin yapısının bozulduğu söylenir.
aziz nikolaos'un mezarı buradadır ancak barili korsanların myra'ya uğradıkları ve kemikleri çaldığı söylensede çaldıkları kemiklerin aziz nikolaos'a ait oldukları kesin değildir.
ilki is 9 yy.'da depremlerden, alüvyol toprakların kiliseye dolmasından ve akınlar nedeniyle tahrip olmasından dolayıdır. bu restorasyonda kiliseye ufak 3 adet kubbe eklenmiştir.
ikinci restorasyonun ise doğu roma imparatoru ıx. konstantin ve karısı zoe tarafından yaptırılmıştır. bu restorasyonda duvar freskleri ve taban mozaiklerinin bir çoğu yaptırılmıştır. ayrıca bu restorasyonda istanbul mimarisinin de izlerine sıklıkla rastlanır. bu fresklerde aziz nikolaus'un efsanevi hikayeleri anlatılır. bu yüzden lakabı ''mucize yaratan'' dır. bu fresklerde aziz nikolaus'un denizcilere, imparatorlara, komutanlara yardım ettiği ifade edilir. ayrıca incil'den sahnelere de yer verilmiştir.
üçüncü restorasyon ise rus çarı ıı. aleksandr 1862 yılında yaptırılmıştır. bu restorasyonda çan kulesi ve bahçe eklenmiştir. bu eklemelerden dolayı kilisenin yapısının bozulduğu söylenir.
aziz nikolaos'un mezarı buradadır ancak barili korsanların myra'ya uğradıkları ve kemikleri çaldığı söylensede çaldıkları kemiklerin aziz nikolaos'a ait oldukları kesin değildir.
devamını gör...
