maruz kalınmak istenmeyen sorular
-kaç kardeşsiniz?
-oha tek anneden mi?
-oha tek anneden mi?
devamını gör...
kaderi değiştirmeye çalışmak
kaderin üstünde bir kader vardır demek istediğim başlıktır.
eyyyy.
eyyyy.
devamını gör...
unutulmayan aşk-ı memnu replikleri
oğlum o senin yengen yengen.
devamını gör...
bedava yaşıyoruz bedava
cem karaca'nın bestelediği şiirdir.
devamını gör...
hawthorn ile child
keith ridgway kitabıdır.
lunaparklarda aynalarla dolu bir oda olur ya hani. içeri girdiğinizde başlarda kontrol sizdedir ama bir süre sonra nerde olduğunuzu şaşırmaya, yer yön duygunuzu yitirmeye, zaman algınızın dengesinin bozulduğunu hissetmeye başlarsınsız. bu kitap sizde böyle bir hissiyat uyandıracak.
bir gece kendi evinizden başka bir evde uyandığınızda çevrenize bakar ve bir süre etraftaki hiçbir şeyin tanıdık olmadığını fark edersiniz ya. pencereden görünen manalara sizin değildir, karşıdaki duvar da. kapı size yabancıdır, içinde uyanmaya çalıştığınız yatak da. sonra geceyi tam hatırlayamadığınızı fark edersiniz. öyle bir duygu saracak sizi kitabı bitirince.
ikinci, üçüncü dubleden sonra dünya daha renkli görünmeye başlar ya bazen. yavaş yavaş plastikleşmeye sonra hızla akışkan bir hal almaya başlar dünya diye bildiğiniz yer. insan suretleri şeytanlıklarından arınır, birinci geleneksel sırat koşusu hiç olmadığı kadar hızlı geçilir gibi olur ya, öyle bir heyecan dolacak içinize okuyunca.
gerçekle rüya öyle bir birbirine girecek ki kitabı okuyor musunuz yoksa kitabı bitirip üzerinde düşünmeye mi başladınız, anlamayacaksınız.
hawthorn ile child dedektiflik mesleğini hakkını veren bir ikili ama zihinsel yolculuklar fiziki takipten daha çok yer alıyor soruşturma yöntemleri arasında.
ilginç bir ikili sizi astral olmayan bir astral seyahate çıkarıyor.
lunaparklarda aynalarla dolu bir oda olur ya hani. içeri girdiğinizde başlarda kontrol sizdedir ama bir süre sonra nerde olduğunuzu şaşırmaya, yer yön duygunuzu yitirmeye, zaman algınızın dengesinin bozulduğunu hissetmeye başlarsınsız. bu kitap sizde böyle bir hissiyat uyandıracak.
bir gece kendi evinizden başka bir evde uyandığınızda çevrenize bakar ve bir süre etraftaki hiçbir şeyin tanıdık olmadığını fark edersiniz ya. pencereden görünen manalara sizin değildir, karşıdaki duvar da. kapı size yabancıdır, içinde uyanmaya çalıştığınız yatak da. sonra geceyi tam hatırlayamadığınızı fark edersiniz. öyle bir duygu saracak sizi kitabı bitirince.
ikinci, üçüncü dubleden sonra dünya daha renkli görünmeye başlar ya bazen. yavaş yavaş plastikleşmeye sonra hızla akışkan bir hal almaya başlar dünya diye bildiğiniz yer. insan suretleri şeytanlıklarından arınır, birinci geleneksel sırat koşusu hiç olmadığı kadar hızlı geçilir gibi olur ya, öyle bir heyecan dolacak içinize okuyunca.
gerçekle rüya öyle bir birbirine girecek ki kitabı okuyor musunuz yoksa kitabı bitirip üzerinde düşünmeye mi başladınız, anlamayacaksınız.
hawthorn ile child dedektiflik mesleğini hakkını veren bir ikili ama zihinsel yolculuklar fiziki takipten daha çok yer alıyor soruşturma yöntemleri arasında.
ilginç bir ikili sizi astral olmayan bir astral seyahate çıkarıyor.
devamını gör...
senin annen bir melekti yavrum
yeşilçamın emektar sözü.
genelde hizmetçi kadın ile ilişkiye girip, gayrimeşru çocuğu alıp başka bir şehre kaçan kötü baba tarafından, kullanılır.
genelde hizmetçi kadın ile ilişkiye girip, gayrimeşru çocuğu alıp başka bir şehre kaçan kötü baba tarafından, kullanılır.
devamını gör...
boş yapabilme yeteneğini kaybetmiş yazar
benimdir. bana aşk olsundur. bana hiç yakıştıramamışımdır. bunu nasıl yaparımdır. hadi kendimi düşünmüyorsam bunca sabi sübyanı da mı düşünmüyorumdur. acilen kendime bir çeki düzen vermem gerekiyordur. kafamın üzerinde dönmemi tavsiye eden sevgili yazara da teşekkürlerimi iletiyorumdur, hemen deniyorumdur.
devamını gör...
kalıplaşmış öğretmen cümleleri
ben anlatıp, maaşımı alır geçerim. umrumda olmaz.
devamını gör...
burama kadar geldi
''bura'' kelimesinin sınırı belli olmayan bir yakınma cümlesidir.
devamını gör...
spotlight effect
sahne ışığı etkisi
insanın başka insanların kendisine gerçekte olduğundan daha fazla umursadığını, izlediğini düşünmesi. olumlu ya da olumsuz olabilir. mesela çok iyi bir iş yaptıktan sonra insanların size gıbta ile bakması yanılgısı. tam tersi ise yaptığınız her hatayı insanların kolayca fark etmesi yanılgısı. bunun nedeni insanın kendisine çok odaklanmasıdır. bu etkiyi yaşayan insanlar sürekli gözler benim üzerinde düşüncesiyle hareket eder. bu durum sosyal anksiyete yi tetikler. ne hissediyorsan ne düşünüyorsan sanki karşıdaki insanlarda aynısı düşünüyormuş yanılgısı. gerçek kimsenin böyle düşünüldüğü gibi umursamamasıdır. hayatın merkezi değilsindir. bu etki yanlış kararlar vermene ve hayatını berbat etmene neden olabilir. aklıma kendimle ilgili en belirgin örnek okul yıllarından geliyor. sırayla tahtaya şarkı söylemek için kaldırıldığımız zaman kısa sürelik nefes darlığı geçiriyordum sanki. oysa ki bende herkes gibi kalkmıştım. diğerlerine nasıl bakılıyorsa bana da öyle bakılmıştı. bende o esnada kimseyi birbirinden farklı görmemiştim. peki neden o kadar panik yapmıştım sorusu bu etkide gizli işte. hepimiz az buçuk bu etki altında kalmışızdır. özellikle toplum içinde köşeye sıkıştırılmış hissi verir. herkesten kaçmanıza sebep olur. bunun farkında olmaya çalışarak insanlara hata yaptığında bile bakmamaya çalışıyorum. hata yaptığınızda aptal olmuyorsunuz çünkü eğer öyle ise bu mantıkla herkes aptal oluyor. örneğin topluluk içinde bir tabak kırıyorsunuz hadi gerilimi arttırayım iş yerinin yemekhanesi olsun bu. o an şunu demelisiniz yapılan hatamı herkes fark etti ama kimsenin umurunda da değil. bunu unutup yemek yemeye devam edecekler çünkü onlar açlar ve biraz sonra işlerinin başına geçecekler. ayrıca hayatlarında hiç tabak kırmamışlar mı canım.*
insanın başka insanların kendisine gerçekte olduğundan daha fazla umursadığını, izlediğini düşünmesi. olumlu ya da olumsuz olabilir. mesela çok iyi bir iş yaptıktan sonra insanların size gıbta ile bakması yanılgısı. tam tersi ise yaptığınız her hatayı insanların kolayca fark etmesi yanılgısı. bunun nedeni insanın kendisine çok odaklanmasıdır. bu etkiyi yaşayan insanlar sürekli gözler benim üzerinde düşüncesiyle hareket eder. bu durum sosyal anksiyete yi tetikler. ne hissediyorsan ne düşünüyorsan sanki karşıdaki insanlarda aynısı düşünüyormuş yanılgısı. gerçek kimsenin böyle düşünüldüğü gibi umursamamasıdır. hayatın merkezi değilsindir. bu etki yanlış kararlar vermene ve hayatını berbat etmene neden olabilir. aklıma kendimle ilgili en belirgin örnek okul yıllarından geliyor. sırayla tahtaya şarkı söylemek için kaldırıldığımız zaman kısa sürelik nefes darlığı geçiriyordum sanki. oysa ki bende herkes gibi kalkmıştım. diğerlerine nasıl bakılıyorsa bana da öyle bakılmıştı. bende o esnada kimseyi birbirinden farklı görmemiştim. peki neden o kadar panik yapmıştım sorusu bu etkide gizli işte. hepimiz az buçuk bu etki altında kalmışızdır. özellikle toplum içinde köşeye sıkıştırılmış hissi verir. herkesten kaçmanıza sebep olur. bunun farkında olmaya çalışarak insanlara hata yaptığında bile bakmamaya çalışıyorum. hata yaptığınızda aptal olmuyorsunuz çünkü eğer öyle ise bu mantıkla herkes aptal oluyor. örneğin topluluk içinde bir tabak kırıyorsunuz hadi gerilimi arttırayım iş yerinin yemekhanesi olsun bu. o an şunu demelisiniz yapılan hatamı herkes fark etti ama kimsenin umurunda da değil. bunu unutup yemek yemeye devam edecekler çünkü onlar açlar ve biraz sonra işlerinin başına geçecekler. ayrıca hayatlarında hiç tabak kırmamışlar mı canım.*
devamını gör...
fikret mualla
yaralı bir hayatı yaşamış, zamanında çok da ünlenememiş bir ressamdır kendisi. bir günlük azık, bir akşamlık şarap parasına hızlıca resimler yapıp satması sonucunda, kazandığı saygınlığı da zamanla yitirmiştir.
picasso'nun kendisine hediye ettiği tabloyu satıp 15 günlük bir tatile çıkmış ve bunu "olsun hayatımdaki en güzel tatildi." diye anlatmıştır. *
hayatı alkol, akıl bozukluğu ve resim arasında geçen sanatçı kendini ve sanat anlayışını şu şekilde ifade etmiştir :
““diğer ressamlarla, ekollerle alakalı değilim. ben bütün cereyanların dışında olmaya çalışıyorum. ‘boynunu eğ’ diyorlar. eğilmiyorum da. ilerlemiyorum da. orta yerde kalıverdim. sabah dörtte uyanıyorum. ‘yine yaşıyorum’ diye bir üzüntü çöküyor üzerime. uykuda ölebilmek, ne tatlı bir şey! yaşamak, üzüntülü...”
picasso'nun kendisine hediye ettiği tabloyu satıp 15 günlük bir tatile çıkmış ve bunu "olsun hayatımdaki en güzel tatildi." diye anlatmıştır. *
hayatı alkol, akıl bozukluğu ve resim arasında geçen sanatçı kendini ve sanat anlayışını şu şekilde ifade etmiştir :
““diğer ressamlarla, ekollerle alakalı değilim. ben bütün cereyanların dışında olmaya çalışıyorum. ‘boynunu eğ’ diyorlar. eğilmiyorum da. ilerlemiyorum da. orta yerde kalıverdim. sabah dörtte uyanıyorum. ‘yine yaşıyorum’ diye bir üzüntü çöküyor üzerime. uykuda ölebilmek, ne tatlı bir şey! yaşamak, üzüntülü...”
devamını gör...
türk erkeklerinin aldatmaya meyilli olması
erkek? ve özellikle türk erkeği?
aldatma kelimesi, olayı bazı ülkelerde normal bir durumken türk'e ve sadece erkeğine yapıştırmak değişik olmuş.
erkeği, kadını kalmadı bu işin sadakatsizlik yeni bir trend.
aldatma kelimesi, olayı bazı ülkelerde normal bir durumken türk'e ve sadece erkeğine yapıştırmak değişik olmuş.
erkeği, kadını kalmadı bu işin sadakatsizlik yeni bir trend.
devamını gör...
koronavirüsün bize öğrettikleri
çin'de wuhan adında bir şehir olduğunu öğretti.
devamını gör...
normal sözlük'te profil fotoğrafı olan yazarları evlendirelim kampanyası
ay bi' bitmediniz. yeter artık.
devamını gör...
aniden gelen sebepsizce uzaklara gitme isteği
bir kez bile akildan gecirildiginde -savusturulsa bile- ara ara yoklayan istek.
du bakalim.
du bakalim.
devamını gör...
bilgi içerikli tanım girmeye karar vermek
nickaltlarına daha çok vakit harcayıp, cevher çıkarmaya kararliyim.
devamını gör...
son singapur vapuru (yazar)
oldukça duygusal, kendini bulmaya çalışırken yolunu kafada bulmuş tatlış yazarımız. *
devamını gör...
fyodor mihayloviç dostoyevski
"sen ne dersen de iki gözüm; toplumun yoksul insana saygısı yoktur."
dostoyevski
dostoyevski
devamını gör...
kırlentlerle ev yapmak
küçükken kuzenlerimle toplandığımızda sık sık yaptığımız şeydir. saçma sapan bir şifre belirler, herkese söyler, unutanı azıcık uğraştırdıktan sonra içeri alırdık. güzel günlerdi.
devamını gör...
