bir canlıdaki hastalığı, hastalığın etkenini farklı türden ikinci bir hayvana vererek tanı koyma işlemine denir.
bu yöntemle chagas hastalığı etkeni t.cruzi ve domuz eti ile insanlara bulaşan kaslara yerleşen nematod olan trichinella spiralis tanısında kullanılmaktadır.
devamını gör...

bugüne kadar yoktu ama galiba en yeni takıntım bu radyoda abuk sabuk şeyler dışında bir şey konuşmamak konusunda sevgili yayın ortağım dışınızdaki irlandalı'yı zorlamak...
kadın her hafta bi sürü öneriyle geliyor ya aralarından en saçma olanı için yalvarıyorum ya da kendi saçma önerim için n'olur n'oluur diyorum.
neden acaba?

şaka yabtım. bi de saçma şakalar yapmaya takıntılıyım. ben de balon yalayabiliyorum bu arada. sıkıntı yok.
akşam görüşelim!
devamını gör...

hepsinin canı cehenneme. olan yine masumlara, çocuklara oluyor.
filler tepişiyor, çimenler eziliyor.
devamını gör...

kafa benim,
saç benim.
devamını gör...

alakasız anlarda aklınıza gelir neden yaptım ki yani ne gerek vardı bir tutamadım kendimi diye hezeyanlara boğulursunuz, ah o saçma espriyi havada tutup sinek gibi ezebilseydim diye hayaller kurarsınız ama işte hayaldir bu.iş işten geçmiştir ve zevzekliğiniz uzay zamandaki yerini almıştır
devamını gör...

kendini karşısındakine tam olarak ifade edememekten kaynaklanan durumdur. bunun yolu önce kendini tanımaktan geçiyor bana göre. insan kendini tanıyorsa, başkasıyla da rahatça iletişim kurup tanışabilir. biz gerçekten kendimizi tanımıyoruz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biraz çağ ile ilgili. bu kadar işçi arasında “aktüel iş” yapan insan çok az. aslında bakarsan toplumun büyük çoğunluğu “oyalanıyor”. bu amaçsızlık hali insanları tüketime zorluyor. madem üretemiyorum; hıncımı tüketerek çıkarayım vs. ancak bu da bir süre sonra amaçsızlaşıyor. tatil hayallerimize bak, bahamalarda malibumu içerken şezlonga uzanayım ve bu. eee? bu işte? bir kere bunun “dinlendirici” olduğu ne malum? bu başlı başına yorucu külfetli bir olay. ancak bahamalara gitmiş ve otelin kumullarına yattığının delili olan fotoğraf toplumda öyle ya da böyle bir başarım, bir statü emaresi gibi görünüyor. en iyi kim tüketti? en iyi kim semiriyor?!

işte bu anlamsızlık bir yerden sonra insanın canına tak ediyor ve hazzı marjinalize etmeye çalışıyor doğal olarak. uyuşturucu, parafililer, tecavüz, şiddet, bdsm vs vs.

cinayet noktasına gelince:

aslında bakarsan ilk cinayet alanını korumak için gerçekleştirdi. katil ve maktul arasında cinayet sonrası bir çeşit anlaşma sözkonusudur: artık orası tamamen benim. bu ilk başta bir ferahlama getirir (henüz cinayet işlemenin ayıpsanmadığı çağlardayız) ancak sonra ferahlıktan öte bir esenlik, bir çeşit hubris getirecektir. artık sadece kendi alanımızı korumamışızdır, aynı zamanda “ona göz dikeni eğer isterse imha edebilen” de olmuşuzdur. kendinde bu muktediriyatı görmek, kontrolün ellerinde olduğunu görmek insanın kendisini algılayışını değiştirir. o cinayetten sonra aslında kendisi bir çeşit değer kazanmıştır. bu hisse empati geliştirebilmek için şunu hayal etmeyi deneyin: karınca yuvasını bozan ve karıncaları eliyle teker teker öldüren 3 yaşındaki çocuğun yüzündeki gülümseme, içinde gittikçe kabaran değer hissi.

maskülen feminen’de diyorudu ya: bir insanı öldür, katil ol. bin insanı öldür, kral ol. insanlığı öldür, tanrı ol.

mevzu bundan ibaret.
devamını gör...

"biri ölür, üzülmezsiniz. sonra sandalyeye asılı hırkasını görürsünüz. o hırkanın duruşu kalbinize oturur."

nbc
devamını gör...

kendini bu pis şeye bağımlı etmek istemiyordur.
devamını gör...

bu tiplerin "çok yaşa" ile büyük problemleri var. "yarhekumullah"ı ilk defa duydum ama bahsedilen tipleri iyi biliyorum.
"çok yaşa" dediğimde "öyle deme bidibidi denir" diyene, ben direk "öl açık mert korkusuz" diyorum. tavsiyedir.
(bkz: küfürsüz sözlükte yazabilmek)
devamını gör...

gözlerimden öptü,
ellerimden öptü, ellerimden.
avuç içlerimden öptü.
unutabilir misin şimdi?
ben ölsem, unutamam.
— sabahattin ali.
devamını gör...

satı
sene
hanım
devamını gör...


cep telefonlarını hepimiz rastgele alır kullanırız, kimi görünüşünü sever kimisi ekran kalitesini, renklerin canlılığını, yada bazıları televizyonuna vurulur… ancak pekçok kimse bilmez sar değeri nedir diye, sar değeri insan sağlığına verdiği zarar dır kısacası, sar değeri yüksek olan telefonları kullanmamak gerekir, resmi olarak üretilen tüm telefonlarda sar miktarları açıklanır, ancak çakma tv li dokunmatik ekran ve çift simli birçok telefonun sar değeri nedir bilinmez dolayısıyla bu tarz telefonlara para bağlayarak sağlığınızı riske atmamanız gerekir.

sar değerinin insana verdiği zararlar

kısa vadeli zararları (24 saat):

• görüş alanında daralma.
• kalp rahatsızlıkları.
• kalp pilinin bozulma riski.
• hafıza zayıflaması ve beyin tümörü riski
• yoğun stres ve yorgunluk hissi.
• kalıcı işitme bozuklukları.
• konsantrasyon ve dikkat bozulması.
• embriyo gelişiminin zarar görmesi.
• kulak çınlaması ve kulaklarda ısınma
• kadınlarda düşük riskinin artması.
• işitmede geçici aksaklıklar oluşması.
• kan hücrelerinin bozulması.
• bas ağrıları ve sersemleme
• bağışıklık sisteminin bozulması.

uzun vadeli zararalrı (10 yıl):

• yüksek tansiyon.
• genetik yapının bozulması.
• sperm sayısının azalması.
• beyaz kan hücresi (lenfoma) kanseri.
• cilt kanseri.
• kan beyin bariyerinin zedelenmesi.

bu şekilde sıralanabilir, sizler de muhtemelen bu sar değerini nedir bilmiyordunuz artık öğrenmiş oldunuz, bundan sonra telefon alırken özelliklerinin yanında size nekadar zarar verecek, onu da bir öğrenmenizde fayda var.
devamını gör...

çin medeniyetinin değerler sisteminin düşünce babasıdır. günümüze uyarlayabileceğimiz sevdiğim bir sözü vardır bu sevimli amcamızın. özellikle çeşitli kademelerde yer işgal eden işgüzarlara gelsin o halde.
“hiçbir şey karanlık bir odada, siyah bir kedi aramak kadar zor değildir. hele odada siyah bir kedi yoksa !
devamını gör...

gerçek çay tiryakilerinin sevmediği, midelerini ağrıttığını iddia ettikleri ve bir yudum bile almadan kokusundan geri gönderdikleri çaydır. benimse en sevdiğim.
devamını gör...

ahmet hamdi tanpınar
24 ocak 1962 ölüm yıldönümü

"ne içindeyim zamanın,
ne de büsbütün dışında;
yekpâre, geniş bir ânın
parçalanmaz akışında.

bir garip rüyâ rengiyle
uyuşmuş gibi her şekil,
rüzgârda uçan tüy bile
benim kadar hafif değil."
devamını gör...

atma, çünkü neden atasın?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

susamış kablumbağaya yardım etme çellınç: tamamlandı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim