bir ömür nasıl yaşanır
bir ömür nasıl yaşanır diye düşünerek yaşanır ve biter.
devamını gör...
arakibutirofobi
kişinin fıstık ezmesi yerken fıstık ezmesinin damağına yapışmasından korkmasıdır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
kalsaydın belki
bir konak bahçesi gülüşü sinerdi içimize
yeşil de olurdu yolu, ağaçlı filan
içiçe geçmiş çiçekleri olan, aşklı böcekli
kalsaydın belki
ofsaytta kalmazdık bu sefer
her vurduğumuz gol olurdu, o şekil
hayatın ağlarını yırtan goller, aşklı böcekli
kalsaydın belki
mozaik pasta yapardık beraber
versene lan bi parça kavgasına da girmezdik
her yapılan aşikar güzel olurdu, aşklı böcekli
kalsaydın belki
kalmadın, ki belli
bak bişi düşmüş şuraya senden,ah!
aşklı böcekli
bir konak bahçesi gülüşü sinerdi içimize
yeşil de olurdu yolu, ağaçlı filan
içiçe geçmiş çiçekleri olan, aşklı böcekli
kalsaydın belki
ofsaytta kalmazdık bu sefer
her vurduğumuz gol olurdu, o şekil
hayatın ağlarını yırtan goller, aşklı böcekli
kalsaydın belki
mozaik pasta yapardık beraber
versene lan bi parça kavgasına da girmezdik
her yapılan aşikar güzel olurdu, aşklı böcekli
kalsaydın belki
kalmadın, ki belli
bak bişi düşmüş şuraya senden,ah!
aşklı böcekli
devamını gör...
sevgili günlük
canım günlük, o kadar çok şey yazmak istiyorum ki ama üşeniyorum ya da artık anlatmaktan yoruldum. keşke biri gözlerimden anlasa benim içimdekileri, beynimdekileri. böyle biri hayatımda yok ne yazık ki. belki de dünyada böyle biri yok, varsa da tanışmadık. konuşmak istemiyorum artık, öylece bakmak istiyorum, denize, gökyüzüne, ormana, hayvanlara, insanlara. kaygısızca, olduğu gibi bakmak. niçin ağzımızın içinde dilimiz var ki? keşke olmasaydı da gözlerimizle konuşsaydık. gözlerimizle konuşsaydık belki duygularımızı direkt karşımızdaki anlardı ya da yalan dolan olmazdı. o zaman eminim daha az yorulurduk, daha fazla hissederdik. böyle bir şey olmasını istiyorum ama yok.
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar
okulumuzda konuşamayan ve otizmli olduğu için kimseyle göz teması kuramayan bir özel eğitim öğrencimiz var. okula yeni başladığı için yabancıları görünce huzursuz hissediyor ve ağlıyor.
birkaç kere onu rahatsız etmeden olduğu sınıfı ziyaret ettim, benden rahatsız olmasın diye hiç iletişime girmeye çalışmadım ama varlığımı hissettiğini hep biliyordum.
bugün yine şöyle bir uğrayayım diye sınıfıma girdim. her zamanki gibi beni görmezden gelir diye düşünerek öğretmen arkadaşla konuşmaya başladım. (hemen çıkarım diye kapıyı kapatmamıştım) tam o sırada kapıya doğru yürümeye başladı, ben de sınıftan çıkmasın diye kapıya yöneldim ve olanlar oldu. geldi, önümde durdu ve bacaklarıma sarıldı. sonra elimi tuttu, yere çekti beni. arkasını dönüp kucağıma oturdu. bana o an huzur nedir diye sorsanız bu derdim.
hayatımda çok ama çok az şey bu kadar etkilemiştir beni. bu satırları yazarken bile doluyor gözlerim. seni çok seviyorum minik, kalbime bu kadar güzel dokunduğun için teşekkür ederim!
birkaç kere onu rahatsız etmeden olduğu sınıfı ziyaret ettim, benden rahatsız olmasın diye hiç iletişime girmeye çalışmadım ama varlığımı hissettiğini hep biliyordum.
bugün yine şöyle bir uğrayayım diye sınıfıma girdim. her zamanki gibi beni görmezden gelir diye düşünerek öğretmen arkadaşla konuşmaya başladım. (hemen çıkarım diye kapıyı kapatmamıştım) tam o sırada kapıya doğru yürümeye başladı, ben de sınıftan çıkmasın diye kapıya yöneldim ve olanlar oldu. geldi, önümde durdu ve bacaklarıma sarıldı. sonra elimi tuttu, yere çekti beni. arkasını dönüp kucağıma oturdu. bana o an huzur nedir diye sorsanız bu derdim.
hayatımda çok ama çok az şey bu kadar etkilemiştir beni. bu satırları yazarken bile doluyor gözlerim. seni çok seviyorum minik, kalbime bu kadar güzel dokunduğun için teşekkür ederim!
devamını gör...
8 cm topuklu giyen kapalı kadın
neden "8 cm"? neden "kapalı kız"? isterse 15 cm giysin, hatta direkt minare olsun. bize ne? swh
devamını gör...
yağmur ve kapalı hava seven insan
gündelik hayatta zihinleri yoran gürültü kirliliğini bastıran yağmur sesinin eşlik ettiği bir havada battaniyenin altına girip bir şeyler okumak ya da izlemek için en güzel zamanları seven, zevk sahibi insandır.
devamını gör...
hiçbir ülkenin bayrağında mor renk olmaması
mor renk pigmentinin üretilmesi tarih boyunca zahmetliydi. mor rengin ilk olarak suriye ve lübnan çevresinde murex adlı deniz salyangozundan üretildiği düşünülüyor, hatta birkaç gram mor rengin üretilmesi için on binlerce salyangoz gerekiyordu.
mor rengi sadece zenginler, imparatorluk ve krallıkların başındaki insanların kullanması sebebiyle tarih boyunca en pahalı renk oldu. mor rengin bu değeri ve zahmeti hiçbir ülke veya krallığın bayraklarında mor renk kullanılmamasına sebep olmuştur.
19.yüzyılda sentetik mor renk üretiminin artmasına rağmen ülkeler bayraklarında kullanmamaya devam etti.
hali hazırda bayrağında mor renk bulunduran iki ülke bulunmaktadır; nikaragua ve dominika.
dominika bayrağı. - (ülkede bulunan bir papağanın rengi sebebiyle.)

nikaragua bayrağı. - (bayrakta bulunan gökkuşağı içerisinde mor renk bulunmaktadır.)

1931-1939 yılları arasında ispanya'da var olan ikinci ispanya cumhuriyeti'nin bayrağında da mor renk vardır, güncel ülkeler arasında olmadığı için listeye almadım.
mor rengi sadece zenginler, imparatorluk ve krallıkların başındaki insanların kullanması sebebiyle tarih boyunca en pahalı renk oldu. mor rengin bu değeri ve zahmeti hiçbir ülke veya krallığın bayraklarında mor renk kullanılmamasına sebep olmuştur.
19.yüzyılda sentetik mor renk üretiminin artmasına rağmen ülkeler bayraklarında kullanmamaya devam etti.
hali hazırda bayrağında mor renk bulunduran iki ülke bulunmaktadır; nikaragua ve dominika.
dominika bayrağı. - (ülkede bulunan bir papağanın rengi sebebiyle.)

nikaragua bayrağı. - (bayrakta bulunan gökkuşağı içerisinde mor renk bulunmaktadır.)

1931-1939 yılları arasında ispanya'da var olan ikinci ispanya cumhuriyeti'nin bayrağında da mor renk vardır, güncel ülkeler arasında olmadığı için listeye almadım.
devamını gör...
kişisel gelişim kitapları
bu türde binlerce seçenek sunulmasına rağmen kişisel gelişemediğim için beni üzmüş kitaplardır.
devamını gör...
tulli papirüsü
iii. thutmose döneminden kalma bir mısır papirüsü olduğu iddia edilen papirüs. * yani, mısır firavunu iii. thutmose döneminden kalma bir mısır papirüsü olduğu iddia ediliyor. papirüs olduğu doğru, ama iii. thutmose döneminden kalma eski bir mısır papirüsü mü? orası sıkıntı. papirüste şunlar yazıyor,
"22'ci on yılda, kışın üçüncü ayı ve altıncı gün. yaşam evinde okurken, gökyüzüne garip bir ateşli disk'in nasıl geldiği ve bağırsaklarından bir koku yayıldığı görüldü. diskin boyutu, uzunluk ve genişlik bakımından aynıydı. hiç ses çıkarmıyordu. daha sonra majestelerinin evinde göründü. kalplerimiz karıştı, bu yüzden midemiz yere düştük. bazılarımız bu olayı bildirmek adına majestelerine gittik. hükümdarımız, yaşam evindeki parşömenlere bu olayın danışılmasını emretti. majesteleri, şu anda yaşanan tüm bu olaylar üzerine meditasyon yaptı. önümüzdeki birkaç gün içinde, diskler gökyüzünde her zamankinden daha fazla sayıda gözüktüler. gökyüzünde güneşin parlaklığından daha fazla parladılar ve gökyüzünün 4 yanına yayıldılar ve havada hareketsiz kaldılar. ordumuz, aralarında majesteleri ile birlikte izledi. akşam, diskler güneye doğru gökyüzünde daha da yükseldi. gökten balıklar ve birçok kuş yağıyordu. ülkenin kuruluşundan bu yana hiç bilinmeyen bir fenomen. majesteleri, her 2 ülkenin tanrısı amun-re'nin kalbini sakinleştirmek için tütsü üzerine meditasyon yaptı. öyle oldu ki, olay majesteleri tarafından yaşam evi arşivlerinde sonsuza dek kaydedilmek üzere kaydedildi."
evet papirüste kullanılan bağırsak ifadeleri, midelerin yere düşmesi falan bunlar ne demek ben de bilmiyorum. papirüste ufolardan bahsedilmesine rağmen, ufolog jacques vallee ve chris aubeck bu papirüsün bir aldatmaca olduğunu söylemiştir. condon raporunda samuel rosenberg bu papirüsün sahte olmasının muhtemel olduğunu bildirdi.
"22'ci on yılda, kışın üçüncü ayı ve altıncı gün. yaşam evinde okurken, gökyüzüne garip bir ateşli disk'in nasıl geldiği ve bağırsaklarından bir koku yayıldığı görüldü. diskin boyutu, uzunluk ve genişlik bakımından aynıydı. hiç ses çıkarmıyordu. daha sonra majestelerinin evinde göründü. kalplerimiz karıştı, bu yüzden midemiz yere düştük. bazılarımız bu olayı bildirmek adına majestelerine gittik. hükümdarımız, yaşam evindeki parşömenlere bu olayın danışılmasını emretti. majesteleri, şu anda yaşanan tüm bu olaylar üzerine meditasyon yaptı. önümüzdeki birkaç gün içinde, diskler gökyüzünde her zamankinden daha fazla sayıda gözüktüler. gökyüzünde güneşin parlaklığından daha fazla parladılar ve gökyüzünün 4 yanına yayıldılar ve havada hareketsiz kaldılar. ordumuz, aralarında majesteleri ile birlikte izledi. akşam, diskler güneye doğru gökyüzünde daha da yükseldi. gökten balıklar ve birçok kuş yağıyordu. ülkenin kuruluşundan bu yana hiç bilinmeyen bir fenomen. majesteleri, her 2 ülkenin tanrısı amun-re'nin kalbini sakinleştirmek için tütsü üzerine meditasyon yaptı. öyle oldu ki, olay majesteleri tarafından yaşam evi arşivlerinde sonsuza dek kaydedilmek üzere kaydedildi."
evet papirüste kullanılan bağırsak ifadeleri, midelerin yere düşmesi falan bunlar ne demek ben de bilmiyorum. papirüste ufolardan bahsedilmesine rağmen, ufolog jacques vallee ve chris aubeck bu papirüsün bir aldatmaca olduğunu söylemiştir. condon raporunda samuel rosenberg bu papirüsün sahte olmasının muhtemel olduğunu bildirdi.
devamını gör...
tatil yapmak için köye gitmek
mecburen yapılan, aslında tatil olmayıp kış hazırlığı ile geçen sayılı günler.
herkes güneye, ege'ye gidip 5 yıldızlı oteller'de tatil yapmak ister ama ülke şartları bunu kaldırmaz, yazın köye gidip erzak hazirlamasa kışın aç kalırlar.
tabiki burda kayıt dışı ekonomi var, onuda hesaplamak lazım.
herkes güneye, ege'ye gidip 5 yıldızlı oteller'de tatil yapmak ister ama ülke şartları bunu kaldırmaz, yazın köye gidip erzak hazirlamasa kışın aç kalırlar.
tabiki burda kayıt dışı ekonomi var, onuda hesaplamak lazım.
devamını gör...
instagram'da günde 20 kızdan takip isteği almak
aksesuar sayfası olan insanların başına gelebilecek bir durumdur. kardeş şu melekli kolye kaç para ?
devamını gör...
kılkuyruk
harry potter dünyasında, hp’ın babasının yakın arkadaşı olmasına rağmen sırtından vuran, aynı zamanda fareye dönüşebilmesinden dolayı kılkuyruk lakabını alan hayali karakterdir.
haindir, arkadaşlarının ölümüne sebep olmuştur. karakterinde korkaklık fazla olduğu için güçlünün yanında olmayı marifet sanmıştır.
gerçek dünyada da bu tipte insanlar için kullandığım deyimdir.
haindir, arkadaşlarının ölümüne sebep olmuştur. karakterinde korkaklık fazla olduğu için güçlünün yanında olmayı marifet sanmıştır.
gerçek dünyada da bu tipte insanlar için kullandığım deyimdir.
devamını gör...
itici gelen kadınla bir anda gelen sevişme isteği
bir abazanın, aklı uçkurunda olanın tespiti. sanki kendisi seçilmiş insan ve kadın rin tin tin "gibi ne tatlı amcalar" deyip üstüne atlayacak!
kalk yerinde yat üşüteceksin.
kalk yerinde yat üşüteceksin.
devamını gör...
maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim
24’e girdiğini düşündüğüm yazar doğum günüsü kutlu olsun..
edit: kızacak şimdi tersliycek yine... doğum gününde yapma ya...
edit: aahah arkadaşlar 24’ü salladım ben yahsjs...
edit: kızacak şimdi tersliycek yine... doğum gününde yapma ya...
edit: aahah arkadaşlar 24’ü salladım ben yahsjs...
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sanırım buraya bağımlı oldum. 3 saattir hiç kıpırdamadan telefonda sözlükteyim ve bunu şimdi fark ettim. *
devamını gör...
yaran yanlış anlamalar
şimdi anlatacağım yanlış anlaşılan bir şeyden çok, yanlış anlatılan olsa da yazmak istiyorum.
yaklaşık 7 yıl önce sanayide bir yerde bir kaç ay çalışmıştım. çalıştığım yer de bir tekstil fabrikası. bilen bilir bu sektörde sonradan görme zenginler çok var, çoğunun da tripleri çekilecek gibi değildir. yaşça büyük erkeklerin ağzından da "yeğenim" lafı eksik olmaz.
bir gün yine bu sonradan görmelerden biri geldi, patron dükkanda yok. ben de yeni olduğumdan ayak işlerine bakıyor, çalışanlara ya da müşterilere bazen de çay-kahve götürüyorum. bu abi geldi "yiğenim, ahmet abin yohmu" dedi. (soru edatını bilerek bitişik yazdım, adam nasıl beceriyorsa konuşurken bitişik yazıyordu). "yok abi" dedim, "oturun, birazdan gelir". bu geçti kapının önünde oturdu, patronu beklemeye koyuldu. ben de yanına gidip "abi, çay-kahve, bir şey içer misiniz?" diye sordum. abiyi de ilk defa gördüğümü belirtmeliyim, oysa ki dükkanın müdavimlerindenmiş. bazı çalışanlar ve patronla aralarında yeni bir jargon oluşturmuşlar, her seferinde de bu şaçma şeylere gülüyorlar. bu sigarasını yaktı, yavaş yavaş bana döndü. dumanıyla beraber şu söyleri çıkardı ağzından. "bana tiribiradada getir yeğenim" dedi, üstüne de güldü. ben anlamadım tabi. her halde bilinen bir şeydir, içerden birine sorar; öğrenirim, getiririm dedim. gittim ablanın birine sordum. "abla" dedim " şu abi tirimiri bir şey istiyor, o da ne ki?" diye sordum. o da bilmiyormuş. neyse, bir daha abiye sorayım dedim, gittim sordum. "abi, sen bir şey istedin de, ben onu anlamadım. tam olarak ne istediniz?" dememle buna bir gülme tuttu, anlatamam. gülerken eliyle üç yapıyor bu. ağzında sigara, elinde kaldırılmış üç parmakla güle güle bi daha söyledi. "tiri yeğenim tiri, yani üç. tiribirarada, üçü bir arada oluyo" dedi. be burada yazamayacağım bir sürü şeyin evladı. ben senin tirine de başlarım, biraradana da başlarım diye içimden söylene söylene gittim getirdim neskafesini. karıştırırken de diyor ki, " şimdi tiribiradanın ne olduğunu anladın mı?" anladım bana ban yedirtecek sözlerin hepsi, anladım.
yaklaşık 7 yıl önce sanayide bir yerde bir kaç ay çalışmıştım. çalıştığım yer de bir tekstil fabrikası. bilen bilir bu sektörde sonradan görme zenginler çok var, çoğunun da tripleri çekilecek gibi değildir. yaşça büyük erkeklerin ağzından da "yeğenim" lafı eksik olmaz.
bir gün yine bu sonradan görmelerden biri geldi, patron dükkanda yok. ben de yeni olduğumdan ayak işlerine bakıyor, çalışanlara ya da müşterilere bazen de çay-kahve götürüyorum. bu abi geldi "yiğenim, ahmet abin yohmu" dedi. (soru edatını bilerek bitişik yazdım, adam nasıl beceriyorsa konuşurken bitişik yazıyordu). "yok abi" dedim, "oturun, birazdan gelir". bu geçti kapının önünde oturdu, patronu beklemeye koyuldu. ben de yanına gidip "abi, çay-kahve, bir şey içer misiniz?" diye sordum. abiyi de ilk defa gördüğümü belirtmeliyim, oysa ki dükkanın müdavimlerindenmiş. bazı çalışanlar ve patronla aralarında yeni bir jargon oluşturmuşlar, her seferinde de bu şaçma şeylere gülüyorlar. bu sigarasını yaktı, yavaş yavaş bana döndü. dumanıyla beraber şu söyleri çıkardı ağzından. "bana tiribiradada getir yeğenim" dedi, üstüne de güldü. ben anlamadım tabi. her halde bilinen bir şeydir, içerden birine sorar; öğrenirim, getiririm dedim. gittim ablanın birine sordum. "abla" dedim " şu abi tirimiri bir şey istiyor, o da ne ki?" diye sordum. o da bilmiyormuş. neyse, bir daha abiye sorayım dedim, gittim sordum. "abi, sen bir şey istedin de, ben onu anlamadım. tam olarak ne istediniz?" dememle buna bir gülme tuttu, anlatamam. gülerken eliyle üç yapıyor bu. ağzında sigara, elinde kaldırılmış üç parmakla güle güle bi daha söyledi. "tiri yeğenim tiri, yani üç. tiribirarada, üçü bir arada oluyo" dedi. be burada yazamayacağım bir sürü şeyin evladı. ben senin tirine de başlarım, biraradana da başlarım diye içimden söylene söylene gittim getirdim neskafesini. karıştırırken de diyor ki, " şimdi tiribiradanın ne olduğunu anladın mı?" anladım bana ban yedirtecek sözlerin hepsi, anladım.
devamını gör...
4 ocak 2021 avrupa'nın türk siha'ları için harekete geçmesi
--- alıntı ---
türk siha'ların ermenistan'ı darmadağın ederek azerbaycan'a tarihi bir zafer kazandırması avrupa'yı da harekete geçirdi. ingiltere "çığır açan silah" dediği siha'lardan almak isterken, almanya küçük siha'lar yerine büyüklerinden yana karar aldığı için pişman olduğunu açıkladı. türkiye'den alınan iha ve siha'ların avrupa'da havalanması an meselesi.
--- alıntı ---
buradan
türk siha'ların ermenistan'ı darmadağın ederek azerbaycan'a tarihi bir zafer kazandırması avrupa'yı da harekete geçirdi. ingiltere "çığır açan silah" dediği siha'lardan almak isterken, almanya küçük siha'lar yerine büyüklerinden yana karar aldığı için pişman olduğunu açıkladı. türkiye'den alınan iha ve siha'ların avrupa'da havalanması an meselesi.
--- alıntı ---
buradan
devamını gör...
türkiye'de vegan olmak
türkiye'de çalışanların yaklaşık %40'ı asgari ücretli olduğundan, zorunlu olarak vegana yakın bir hayat sürmektedir. dolayısıyla türkiye'de vegan olmak, pek şaşılası bir durum değildir.
devamını gör...
