alet çantası sözlük olsa alınabilecek nick
dambıl. yerimden kalkacak halim yok.
devamını gör...
üzülmek
geri dönüp baktığında değmeyen şeylere acı çekmektir.
devamını gör...
durup durup aynı konuyu düşünmek
bitirmemişsindir kafanda , düşün düşün dur
devamını gör...
uzun entry girmenin karma puanı çok artırması
entry'nin uzunu kısası olmaz.
bilgiyi, gerektiği biçimde aktarma durumu söz konusudur.
önemli olan da bunu yapmaktır.
bugün nasılsın? sorusunun cevabı tek kelimeyle , hastayım da olabilir,
oram ağrıyor buram sızlıyor şeklinde sayfalarca süren yazı da.
önemli olan, nerede ne kadar yazılması gerektiğini bilmektir.
tıpkı nerede nasıl ne şekilde konuşacağını bilmek gibi.
tüm tanımları link verip, tek kelimeyle
buradan, şuradan şeklinde geçiştiren de olacak, gereksiz biçimde hikaye anlatan da.
önemli olan bunun dengesini sağlamak.
konu açılmışken, bununla bağlantı olarak şuna değinmek sanırım doğru olur.
burada, hiç tasvip etmediğim bir
800 tanıma kitap verme durumu var mesela. sözlüğün adeta altını üstüne getirten , bir an önce bitse de kurtulsak dediğim.
ben, uzun tanımlar girmeyi seven bir insanım, açıklayıcı bilgiyi önemli görüyor, mümkün olduğu kadar baymadan bunu yapmaya çalışıyorum.
benim bir tanımım, o kitap peşinde koşan adamın 50 tanımına bedel .
öyle ki, adam söylediğim gibi, 3 kelimeyle tanım yaptım diyor.
bu da sözlükte kirlilikten başka bir işe yaramıyor.
yani demem o ki, uzun kısa değil, gerektiği biçimde olması gereken bir durum ...
bilgiyi, gerektiği biçimde aktarma durumu söz konusudur.
önemli olan da bunu yapmaktır.
bugün nasılsın? sorusunun cevabı tek kelimeyle , hastayım da olabilir,
oram ağrıyor buram sızlıyor şeklinde sayfalarca süren yazı da.
önemli olan, nerede ne kadar yazılması gerektiğini bilmektir.
tıpkı nerede nasıl ne şekilde konuşacağını bilmek gibi.
tüm tanımları link verip, tek kelimeyle
buradan, şuradan şeklinde geçiştiren de olacak, gereksiz biçimde hikaye anlatan da.
önemli olan bunun dengesini sağlamak.
konu açılmışken, bununla bağlantı olarak şuna değinmek sanırım doğru olur.
burada, hiç tasvip etmediğim bir
800 tanıma kitap verme durumu var mesela. sözlüğün adeta altını üstüne getirten , bir an önce bitse de kurtulsak dediğim.
ben, uzun tanımlar girmeyi seven bir insanım, açıklayıcı bilgiyi önemli görüyor, mümkün olduğu kadar baymadan bunu yapmaya çalışıyorum.
benim bir tanımım, o kitap peşinde koşan adamın 50 tanımına bedel .
öyle ki, adam söylediğim gibi, 3 kelimeyle tanım yaptım diyor.
bu da sözlükte kirlilikten başka bir işe yaramıyor.
yani demem o ki, uzun kısa değil, gerektiği biçimde olması gereken bir durum ...
devamını gör...
çaylak onay listesi
hiç içinde bulunmadığım listedir. şanslıydık demek ki.
devamını gör...
1978 bir gazete dağıtıcısının uğur dündar’la röportajı
tebessüm ettirici bir röportaj. balkonlara gazete atmanın püf noktalarından falan bahsediliyor. tabi ki de trt arşivinden...
dağıtıcımızın adını es geçmeyelim: çetin hacıoğlu
dağıtıcımızın adını es geçmeyelim: çetin hacıoğlu
devamını gör...
sztuka kochania historia michaliny wislockiej
polonyalı jinekolog michalina wislocka’nın hayatını anlatan biyografik dram filmi. film izlerken insanı üzmekle kalmayıp geriyor aynı zamanda. başrolde magdalena boczarska isimli çok güzel bir kadın var, aşık ediyor kendine.
filmin konusu için,
sevme sanatı, imkansızı başaran bir kadının, michalina wislocka'nın hikayesidir. muhafazakarlığı ve yaygın cehaleti bir kenara atan wislocka bütün ülkenin cinsel hayatını kökten değiştirir. hem de sadece bir kitapla.
filmin başında üç kişilik bir ilişkiye sıcak bakan doktorun sonradan sonraya sevgiyi paylaşamadığını görmek ve daha da önemlisi filmin sonlarına doğru kendini yine saçma bir üç kişilik ilişki içerisinde bulması çok üzücüydü.
aynı zamanda dönemin zorlukları, insanların cinselliğe dair bakış açısı, kadınların zaman ve mekan fark etmeksizin ezildiği gerçeği filmde güzel işlenmişti.
kitap yayınlandıktan sonra söyleşide bir soru yöneltiliyor doktora ve şöyle bir diyalog gerçekleşiyor
-kitabı kendi tecrübelerinize dayanarak mı yazdınız?
+kör bir insan renkler üzerine kitap yazamaz.
sanırım filmin en güzel anı buydu benim için.
günümüzde cinsellikle ilgili şeyleri konuşmak hala tabu sayılıyorken ve seks sadece erkekler için var olan bir şeymiş gibi düşünülüp buna göre hareket ediliyorken bu filmi izlemek böyle düşünen kişiler için biraz da olsa faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
filmin konusu için,
sevme sanatı, imkansızı başaran bir kadının, michalina wislocka'nın hikayesidir. muhafazakarlığı ve yaygın cehaleti bir kenara atan wislocka bütün ülkenin cinsel hayatını kökten değiştirir. hem de sadece bir kitapla.
filmin başında üç kişilik bir ilişkiye sıcak bakan doktorun sonradan sonraya sevgiyi paylaşamadığını görmek ve daha da önemlisi filmin sonlarına doğru kendini yine saçma bir üç kişilik ilişki içerisinde bulması çok üzücüydü.
aynı zamanda dönemin zorlukları, insanların cinselliğe dair bakış açısı, kadınların zaman ve mekan fark etmeksizin ezildiği gerçeği filmde güzel işlenmişti.
kitap yayınlandıktan sonra söyleşide bir soru yöneltiliyor doktora ve şöyle bir diyalog gerçekleşiyor
-kitabı kendi tecrübelerinize dayanarak mı yazdınız?
+kör bir insan renkler üzerine kitap yazamaz.
sanırım filmin en güzel anı buydu benim için.
günümüzde cinsellikle ilgili şeyleri konuşmak hala tabu sayılıyorken ve seks sadece erkekler için var olan bir şeymiş gibi düşünülüp buna göre hareket ediliyorken bu filmi izlemek böyle düşünen kişiler için biraz da olsa faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
devamını gör...
belden kavrayarak sarılmak
başlığı üç kere okuyunca anladım.. o kadar uzağım.. "sarsılma" diye okudum, dedim "allah allah ne ola ki bu?" sonra anladım ki "belden kavrama hareketi ya da belden kavrayarak sarılmak" mış.. lanet olsun müzmin bekarlığa..
edit: başlık ilk açıldığında "belden kavrama sarılması" ydı ona istinaden yazılmış bir tanımdır.
edit: başlık ilk açıldığında "belden kavrama sarılması" ydı ona istinaden yazılmış bir tanımdır.
devamını gör...
down sendromu
her 700 doğumun birinde çıkması muhtemeldir. ortaya çıkması için pek çok sebep vardır ama en önemli sebep 35 yaş sonrası doğumdur. 30 yaş öncesi doğumlarda bu risk azdır.
devamını gör...
yanık portakal
charles willeford kitabıdır.
bir şey yoktur
bir şey olsaydı da bilemezdik
bilseydik de başkalarına bildiremezdik
bir sanatçının efsane olması için gereken şeyleri sıralamaya kalksak heralde ilk sırada eşi görülmemiş bir yeteneğe sahip olması gelir. sonra benzersiz bir sanat eseri ortaya koymuş olması. kişiliğiyle fark yaratmasını da bu sıralamaya dahil etmemiz gerekir elbette. ama bunlar yeterli olmayacaktır.
efsane olabilmek için ortaya çıkartılmış ya da üstü kapatılmış, kurbanı ya da faili olunmuş bir suç gereklidir ki bunun örneklerini çok gördük. örneğin; john lennon efsanesi , mark david chapman olmasaydı belki de bu kadar uzun bir müddet devam etmeyecekti. ancak bedenine saplanan kurşunlar ona efsane olma ve bunu yıllarca devam ettirmenin yolunu açtı.
van gogh, ne kadar yetenekli olursa olsun, kulağını kesmiş bir adam olmasaydı, yani suçun hem faili hem mağduru olmasaydı, bu kadar tanınmış bir ressam olamayacaktı belki de.
ernest hemingway gerçeküstü bir yazarlık yeteneğine sahiptir elbette, ama kendini öldürmeseydi hala onu böyle büyük bir hayranlıkla hatırlar mıydı insanlar, şüpheliyim. modern dünya, ortaya koyulan eserlerden, pırl pırıl dehalardan ziyade bunların sonucunda ortaya çıkan suçlardan etkilenmeyi tercih ediyor. insanlar dahilerin başyapıtlarıyla değil içinde debelendikleri suçlarla, sonlarını hazırlayan trajedilerle onları hatırlamayı seçiyor.
kendisi de bir ressam olan charles willeford, yanık portakal’da keskin bir zekaya, düşük bir sanatsal beğeniye ve tomarlarca paraya sahip olan ve koleksiyonculuk yapan joseph cassidy, ahlaklı bir sanat eleştirmeni olan, mesleğinde yükselmek için yanıp tutuşan ve bir ressama takıntı derecesinde hayranlık duyan, yaptığı bir tek tabloyla ( no.1) efsane olan, resimlerinin sadece bir grup insan tarafından ziyaret edilmesine izin veren, medyaya konuşmayan ve nadiren röportaj veren, bu zamana kadar yaptığı tüm resimleri ilk yangında kaybeden debierue ve baştan çıkarıcı bir güzelliğe sahip olan, yüzeysellikğin yüzeyinde yüzen ve bir ilkokul öğretmeni olan berenice hollis’i bir araya getiriyor.
bu insanların bir araya gelme nedeni bir suç. yepyeni suçlar doğuran bir suç. joseph cassidy, figueras’tan debierue’nin yerine söylemek karşılığından ondan bir tablo çalmasını ister. böylelikle figueras ünlü ressamla röportaj yapan ilk sanat eleştimeni olacak ve cassidy de eşsiz bir tablo kazanacaktır. ikisi için de karlı olan bu anlaşma sonucunda figueras, berenice’in güzelliğinden faydalanmak için onu da yanına alarak , ressamın saklı evine gider. bundan sonra olanlar gerçek bir polisiyenin tüm güzellileriyle işlenmesi sonucu okuyana büyük bir zevk vermektedir. girişilen suç başka suçlar doğuracaktır.
figueras belki öğrenmek istemeyeceği yepyeni şeyler öğrenecektir ve hepsinin hayatı hiç umulmadık yönlere doğru kaymaya başlayacaktır. hırsızlık, kundaklama, cinayet,sahtecilik; her türlü suçun ne uğruna gerçekleştirildiğini yanık portakal’ı okuduğunuzda göreceksiniz. nasıl efsane olunduğunu da..
charles willeford romanında suçu ince ince işlemiş ve sonuca kavuşturmuştur. okunması gereken bu eserin filme çekilme çalışmaları başlanmıştır. filmin ne kadar iyi olacağı bilinmez ancak roman bir nefeste okuyabileceğiniz kadar sürükleyici ve ilgi çekici.
bir şey yoktur
bir şey olsaydı da bilemezdik
bilseydik de başkalarına bildiremezdik
bir sanatçının efsane olması için gereken şeyleri sıralamaya kalksak heralde ilk sırada eşi görülmemiş bir yeteneğe sahip olması gelir. sonra benzersiz bir sanat eseri ortaya koymuş olması. kişiliğiyle fark yaratmasını da bu sıralamaya dahil etmemiz gerekir elbette. ama bunlar yeterli olmayacaktır.
efsane olabilmek için ortaya çıkartılmış ya da üstü kapatılmış, kurbanı ya da faili olunmuş bir suç gereklidir ki bunun örneklerini çok gördük. örneğin; john lennon efsanesi , mark david chapman olmasaydı belki de bu kadar uzun bir müddet devam etmeyecekti. ancak bedenine saplanan kurşunlar ona efsane olma ve bunu yıllarca devam ettirmenin yolunu açtı.
van gogh, ne kadar yetenekli olursa olsun, kulağını kesmiş bir adam olmasaydı, yani suçun hem faili hem mağduru olmasaydı, bu kadar tanınmış bir ressam olamayacaktı belki de.
ernest hemingway gerçeküstü bir yazarlık yeteneğine sahiptir elbette, ama kendini öldürmeseydi hala onu böyle büyük bir hayranlıkla hatırlar mıydı insanlar, şüpheliyim. modern dünya, ortaya koyulan eserlerden, pırl pırıl dehalardan ziyade bunların sonucunda ortaya çıkan suçlardan etkilenmeyi tercih ediyor. insanlar dahilerin başyapıtlarıyla değil içinde debelendikleri suçlarla, sonlarını hazırlayan trajedilerle onları hatırlamayı seçiyor.
kendisi de bir ressam olan charles willeford, yanık portakal’da keskin bir zekaya, düşük bir sanatsal beğeniye ve tomarlarca paraya sahip olan ve koleksiyonculuk yapan joseph cassidy, ahlaklı bir sanat eleştirmeni olan, mesleğinde yükselmek için yanıp tutuşan ve bir ressama takıntı derecesinde hayranlık duyan, yaptığı bir tek tabloyla ( no.1) efsane olan, resimlerinin sadece bir grup insan tarafından ziyaret edilmesine izin veren, medyaya konuşmayan ve nadiren röportaj veren, bu zamana kadar yaptığı tüm resimleri ilk yangında kaybeden debierue ve baştan çıkarıcı bir güzelliğe sahip olan, yüzeysellikğin yüzeyinde yüzen ve bir ilkokul öğretmeni olan berenice hollis’i bir araya getiriyor.
bu insanların bir araya gelme nedeni bir suç. yepyeni suçlar doğuran bir suç. joseph cassidy, figueras’tan debierue’nin yerine söylemek karşılığından ondan bir tablo çalmasını ister. böylelikle figueras ünlü ressamla röportaj yapan ilk sanat eleştimeni olacak ve cassidy de eşsiz bir tablo kazanacaktır. ikisi için de karlı olan bu anlaşma sonucunda figueras, berenice’in güzelliğinden faydalanmak için onu da yanına alarak , ressamın saklı evine gider. bundan sonra olanlar gerçek bir polisiyenin tüm güzellileriyle işlenmesi sonucu okuyana büyük bir zevk vermektedir. girişilen suç başka suçlar doğuracaktır.
figueras belki öğrenmek istemeyeceği yepyeni şeyler öğrenecektir ve hepsinin hayatı hiç umulmadık yönlere doğru kaymaya başlayacaktır. hırsızlık, kundaklama, cinayet,sahtecilik; her türlü suçun ne uğruna gerçekleştirildiğini yanık portakal’ı okuduğunuzda göreceksiniz. nasıl efsane olunduğunu da..
charles willeford romanında suçu ince ince işlemiş ve sonuca kavuşturmuştur. okunması gereken bu eserin filme çekilme çalışmaları başlanmıştır. filmin ne kadar iyi olacağı bilinmez ancak roman bir nefeste okuyabileceğiniz kadar sürükleyici ve ilgi çekici.
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
tekrarını sizlerle paylaşıyoruz sevgili kafa sözlük ailesi! keyifli dinlemeleriniz olsun! kaçıranlar koşsun. birazdan konu neydi sizlerle!
devamını gör...
çinko
wilson hastalığı tedavisinde kullanılan aynı zamanda bir element olan ajandır.
bakır emilimini azaltması mekanizması ile etkisini gösterir.
bakır emilimini azaltması mekanizması ile etkisini gösterir.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
ex manit’te neymiş? ex kocaları atalım o kazana * anma töreni var madem;
çok edepsiz şarkılar atardımda, hanımefendi çizgimden kaymaya niyetim yok.
çok edepsiz şarkılar atardımda, hanımefendi çizgimden kaymaya niyetim yok.
devamını gör...
aurora (yazar)
tarih ve sanat konusundaki yazdığı bilgileri google'dan toplamak bile saatler sürebilir. kaliteli ve kalemi akıp giden yazarlardandır. tesadüfi denk gelmiş olsam da tarih ve sanata ilgisi olanların mutlaka takip etmesi gereken biridir.
google algoritmalarına kafa sözlükte tarih var, sanat var diye sinyal yollayan nadide bir yazardır.
google algoritmalarına kafa sözlükte tarih var, sanat var diye sinyal yollayan nadide bir yazardır.
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
ne dön abi ne dön dönsem tanıycan mı beni? adam beni döve döve başka birine çevirdi. bana paspasla adam öldürttünüz paspasla adam öldürttünüz bana.
devamını gör...
bir masaldır yaşamak
kör bir kuyuda umut ışığıdır yaşamak
kör bir kuyuda umut ışığıdır yaşamak
düşleri gerçek yapmak
gökten yıldızlar çalmak
bağlamak kanayan yarayı
ağlamak doyasıya
bağlamak kanayan yarayı
ağlamak doyasıya
şarkılı bir masaldır yaşamak
bir özlem yangınıdır yaşamak
acısı derdi çok olsa da inan yine de güzel yaşamak
az bilinen muhteşem şarkılara bir örnek olan umut dolu bu güzide şarkıyı paylaşmaktan mutluluk duyarım... *
sevingül bahadır
devamını gör...
raelizm
dünyanın şu anda uzay dinleri arasında en fazla katılımcısı olduğu iddia edilen, 1974 yılında yılında claude vorilhon tarafından kurulan ve dünyadaki yaşamın elohim adı verilen uzaylı bilim adamları tarafından yaratıldığını iddia eden ufo dini.
devamını gör...
pornhub
dünyaca ünlü porno sitesidir. alternatifleri xhamster, xvideosdur. şimdi bu kadar siteyi nereden biliyorsunuz derseniz ben değil arkadaşım izliyormuş.
devamını gör...
kadınların erkekte test ettiği şeyler
neyi, neden test edeyim? laboratuvar faresi mi bu insanlar? konuşmalarından, tavırlarından amacının ne olduğu vs anlaşılır zaten. uyar veya uymaz, bu kararı vermek çok zor olmasa gerek. böyle alengirli işlere girmeye, olayı yılan hikayesine çevirmeye gerek yok.
devamını gör...
