enseyi karartmak
"umutsuzluğa kapılıp başınız önde yürürseniz güneş ensenizi karartır"demek.
yani umutsuzluğa kapılmıyor ve başımızı dik tutarak yürüyoruz .
yani umutsuzluğa kapılmıyor ve başımızı dik tutarak yürüyoruz .
devamını gör...
erkek çocuk büyütmek
çok basit bir örnek,
kız çocuğu yeğenime; gel bakayım tatlış.
- dayıcımmm (koşar sarılır)
erkek çocuğu yeğenime; gel bakayım aslan parçası.
+ ne varrr. ( alık alık bakar)
kız çocuğu yeğenime; gel bakayım tatlış.
- dayıcımmm (koşar sarılır)
erkek çocuğu yeğenime; gel bakayım aslan parçası.
+ ne varrr. ( alık alık bakar)
devamını gör...
para kazanılan en saçma eylem
depozitolu şişe toplayıp satmak.
devamını gör...
adres soran ilk kişi nereyi sormuştur
gece gece aklıma takılan sorudur. tuvalet desen olmaz, avm desen olmaz. dağ bayır sormuştur herhalde diye düşündüğüm kişidir.
devamını gör...
kapalı istiare
benzetmenin iki ana unsurundan benzeyenin olduğu ama kendisine benzetilenin olmadığı bir benzetme türüdür. kapalı istiarenin olabilmesi için mutlaka benzetme unsurlarından biri olan benzetme yönünün olması gerekir, benzetme yönü olmadan neyin neye benzetildiğini çıkaramayız.
"can kafeste durmaz, uçar" dizesine bir bakalım.
burada hem açık hem kapalı istiare var.
can benzeyen ama neye benzediğini 'durmaz, uçar' sözlerinden anlıyoruz. (yani benzetme yönünden anlıyoruz.) şöyle ki; can 'kuş'a benzetilmiş (kuş, kendisine benzetilen ve burada yok ama biz benzetme yönünden onun kuş olduğunu çıkarımlayabiliyoruz.). tanımımızı uygularsak, kendisine benzetilen yok ama benzeyen ve benzetme yönü var. yani burada kapalı istiare var diyebiliriz.
ayrıca burada mecaz olarak kullanılan bir söz daha var, 'kafes'.
kafes kendisine benzetilen. peki benzeyen ne olabilir? evet, orada 'can' söz konusuysa 'kafes' de hayatın ta kendisi. demek ki, hayat benzeyen ama burada onun yerine benzetme amaçlı kafes denmiş. kafes kendisine benzetilense ve benzeyen hayat yoksa, burada açık istiare de var demektir.
kapalı istiareyle ilgili önemli bir not daha düşelim:
kişileştirme 'teşhis' de bir edebi sanattır. ve kişileştirmenin olduğu her yerde aynı zamanda kapalı istiare de vardır. ama kapalı istiarenin olduğu her yerde kişileştirme olmaz. çünkü kişileştirme, kişileştirilen varlığı insan gibi düşünmektir. yukarıya örnek olarak alınan kapalı istiarede kişileştirme yoktur.
"masadaki kadehler, gelen günle selamlaştı" dizesine bakalım: kadehler, -tıpkı insan gibi düşünülerek- selam veriyor. burada kişileştirme var, kadehler--> benzeyen.
selam vermek--> benzetme yönü.
ve kendisine benzetilen 'insan' da bulunmadığından burada kapalı istiare de var diyebiliriz.
"can kafeste durmaz, uçar" dizesine bir bakalım.
burada hem açık hem kapalı istiare var.
can benzeyen ama neye benzediğini 'durmaz, uçar' sözlerinden anlıyoruz. (yani benzetme yönünden anlıyoruz.) şöyle ki; can 'kuş'a benzetilmiş (kuş, kendisine benzetilen ve burada yok ama biz benzetme yönünden onun kuş olduğunu çıkarımlayabiliyoruz.). tanımımızı uygularsak, kendisine benzetilen yok ama benzeyen ve benzetme yönü var. yani burada kapalı istiare var diyebiliriz.
ayrıca burada mecaz olarak kullanılan bir söz daha var, 'kafes'.
kafes kendisine benzetilen. peki benzeyen ne olabilir? evet, orada 'can' söz konusuysa 'kafes' de hayatın ta kendisi. demek ki, hayat benzeyen ama burada onun yerine benzetme amaçlı kafes denmiş. kafes kendisine benzetilense ve benzeyen hayat yoksa, burada açık istiare de var demektir.
kapalı istiareyle ilgili önemli bir not daha düşelim:
kişileştirme 'teşhis' de bir edebi sanattır. ve kişileştirmenin olduğu her yerde aynı zamanda kapalı istiare de vardır. ama kapalı istiarenin olduğu her yerde kişileştirme olmaz. çünkü kişileştirme, kişileştirilen varlığı insan gibi düşünmektir. yukarıya örnek olarak alınan kapalı istiarede kişileştirme yoktur.
"masadaki kadehler, gelen günle selamlaştı" dizesine bakalım: kadehler, -tıpkı insan gibi düşünülerek- selam veriyor. burada kişileştirme var, kadehler--> benzeyen.
selam vermek--> benzetme yönü.
ve kendisine benzetilen 'insan' da bulunmadığından burada kapalı istiare de var diyebiliriz.
devamını gör...
insanoğlunun doyumsuz olması
her anlamda doyumsuz olma durumudur. ilişkiler, eşyalar hep daha fazlasını istemek daha iyisini, daha güzelini. aldığı eşyalar ile koluna taktığı erkek/kadın farketmeksizin kendine yeni bir kimlik aldığını ve diğer insanlar tarafından daha cok saygı göreceğini düşünen kişilerdir. eşlerini aldatanlar, sevgililerini aldatıp flörtlerinin sayısını bilemeyecek insanlardır gözümde. doyumsuz olmanın verdiği bu rahatsızlığı yapay ve anlamsız şeylerle ilişkilendirip o şekilde kendini mutlu etmeye çalışırlar.
devamını gör...
doktor hasta diyalogları
öyle anlar var ki, trajik bir hikayenin baş kahramanısınız. hastalık çaresizlik duygusu içerdiğinden çok hassas bir durumdasınızdır.
doktor eline tahlil sonucunu almış incelerken hafif bir kalp çarpıntısı eşlik ediyor. kimi kendi için kimi yakını için endişeleniyor. vee beklenilen cümleler ağızdan çıkıyor. buraya kadar normal bir anlatım tercih ettim. şimdi trajik bir hikayeyi trajikomiğe çeviriyorum bir diğer başrol doktorumuzun katkılarıyla..
o doktorumuz aynen şu cümleleri sarf ediyor:
( hasta yakının şaşkın karşılığı ile birlikte)
-of of of buna ne olmuş böyle..
aman aman.
+ ne olmuş doktor bey,
-yarın gelin hemen parça alacağız.
+peki ne olmuş.
- sen hastayı kap getir.
+kötü bir şey mi doktor bey,
-hasta kaç yaşında
+80
-bana baksana, sen o kadar yaşayacak mısın?
+ııı..
-yarın sabahtan gelin.
puzzle parçalarını birleştir ve ne olduğunu anlamaya çalış. doktor dili ve edebiyatı diye bir şey var. tabii bir de bunun hastası var. onun için de yaşanılan ayrı bir hikaye var o da bir ara yazıya dökülür.
doktor eline tahlil sonucunu almış incelerken hafif bir kalp çarpıntısı eşlik ediyor. kimi kendi için kimi yakını için endişeleniyor. vee beklenilen cümleler ağızdan çıkıyor. buraya kadar normal bir anlatım tercih ettim. şimdi trajik bir hikayeyi trajikomiğe çeviriyorum bir diğer başrol doktorumuzun katkılarıyla..
o doktorumuz aynen şu cümleleri sarf ediyor:
( hasta yakının şaşkın karşılığı ile birlikte)
-of of of buna ne olmuş böyle..
aman aman.
+ ne olmuş doktor bey,
-yarın gelin hemen parça alacağız.
+peki ne olmuş.
- sen hastayı kap getir.
+kötü bir şey mi doktor bey,
-hasta kaç yaşında
+80
-bana baksana, sen o kadar yaşayacak mısın?
+ııı..
-yarın sabahtan gelin.
puzzle parçalarını birleştir ve ne olduğunu anlamaya çalış. doktor dili ve edebiyatı diye bir şey var. tabii bir de bunun hastası var. onun için de yaşanılan ayrı bir hikaye var o da bir ara yazıya dökülür.
devamını gör...
misogyny
eski yunancada nefret etmek anlamındaki ''misein'' ve kadın anlamındaki ''gyne'' kelimelerinin birleşimiyle ortaya çıkmış kadın nefreti/kadın düşmanlığı anlamına gelen kavram. kadınlardan abartılı bir şekilde nefret etmektir. çoğunlukla erkeklerde görülür.* genelde altında yatan sebepler erkeğin küçük yaşlarda annesi, ablası gibi güvendiği karşı cins tarafından beklentilerinin boşa çıkarılması* gibi sebeplerdir. cinsiyet ayrımcılığı, şiddet, kadınların cinsel obje olarak görülmesi gibi şeylerin ortaya çıkmasından sorumludur.
devamını gör...
norman triplett
bilinen ilk sosyal deneyi gerçekleştiren amerikalı psikolog. bu deneyin sonuçları, insanların bir rakibe karşı yarıştıkları koşullarda, zamana karşı yarıştıkları koşullara kıyasla daha hırslı ve istekli davrandıklarını göstermişti.
devamını gör...
sürekli kaybedilen şeyler
eğer bağlam olarak yeşilçam sinemasını alırsak bu tanımı birkaç başlıkla özetleyebiliriz:
1. hafıza: sık sık bir trafik kazası, düşme, darbe alma gibi nedenlerle filmin kadın ya da erkek karakteri hafızasını kaybeder. hafızanın geri gelmesi için kazaysa bir kaza daha, düşme ise bir düşme daha, darbeyse bir darbe daha gerekir.

2. görme yetisi: hafıza kaybı işe aynı nedenlerden görme yetisi de sık sık kaybedilen bir şeydir ve geri gelmesi içinse ya çok para gerekmektedir ya da hafıza kaybında olduğu gibi aynı eylemin panzehir olarak kullanılması gerekmektedir.

3. bekaret: çok cinsiyetçi bir yaklaşım olsa da bunu yazmak zorundayım. yeşilçam’da sık sık filmin başrol ya da yardımcı oyuncuları bekaretlerini kaybeder ve bu genelde cebren ve hile ile olur. bu iş için özel eğitim almış oyuncular rol alır.

4. masumiyet: filmin başında saf temiz anadolu çocuğu olan başrol oyuncusu film boyunca o kadar darbe alır ki filmin sonunda o masumiyetten eser kalmaz, en çok kaybedebilen şeylerden bağlantılı olan diğerleri de saflık ve dürüstlüktür.
1. hafıza: sık sık bir trafik kazası, düşme, darbe alma gibi nedenlerle filmin kadın ya da erkek karakteri hafızasını kaybeder. hafızanın geri gelmesi için kazaysa bir kaza daha, düşme ise bir düşme daha, darbeyse bir darbe daha gerekir.

2. görme yetisi: hafıza kaybı işe aynı nedenlerden görme yetisi de sık sık kaybedilen bir şeydir ve geri gelmesi içinse ya çok para gerekmektedir ya da hafıza kaybında olduğu gibi aynı eylemin panzehir olarak kullanılması gerekmektedir.

3. bekaret: çok cinsiyetçi bir yaklaşım olsa da bunu yazmak zorundayım. yeşilçam’da sık sık filmin başrol ya da yardımcı oyuncuları bekaretlerini kaybeder ve bu genelde cebren ve hile ile olur. bu iş için özel eğitim almış oyuncular rol alır.

4. masumiyet: filmin başında saf temiz anadolu çocuğu olan başrol oyuncusu film boyunca o kadar darbe alır ki filmin sonunda o masumiyetten eser kalmaz, en çok kaybedebilen şeylerden bağlantılı olan diğerleri de saflık ve dürüstlüktür.

devamını gör...
herkesin yazılımcı olmak istemesi
önemli olan kalifiye olmak yoksa herkes yapar sıkıntı yok. piyasada o kadar yazılımcı açığı var aynı zamanda bir o kadarda mezun var yani demek istediğim öyle bir milyon yazılımcı projesi pek işe yaramaz. şirketler alakalı bölümü okumuş kişileri işe alıyor genelde, başka bölümlerde oluyor ama nadir, böyle dışardan olan insanların iş bulması için kendini ciddi anlamda ispatlamış birisi olması gerekiyor. eğer gerçekten bu işe gönül vermiş işi iyi biliyorsanız iş bulma ihtimaliniz çok yüksek yani işsiz kalmazsınız.
not:yazar arkadaşımızın da dediği gibi bu işi yapacaksanız ilk önce bir algoritma, veri yapısının ne olduğunu öğrenmelisiniz ondan sonra c#,python falan öğrenirsiniz.
not:yazar arkadaşımızın da dediği gibi bu işi yapacaksanız ilk önce bir algoritma, veri yapısının ne olduğunu öğrenmelisiniz ondan sonra c#,python falan öğrenirsiniz.
devamını gör...
soundcloud
spotify'da olmayan birçok şarkı ve mix'i bulabileceğiniz, reklam meklam vermeyen tadından yenmeyen bir müzik dinleme platformu. spotify yokken biz vardık be.
devamını gör...
sözlük yazarlarının sözlük hesaplarının şifresi
başka bir arzun?
devamını gör...
taze ot görmüş eşek gibi sırıtmak
t: "keyif veren bir durum karşısında bön bön gülmek" anlamına gelen deyim. mevzu yine gariban eşeklere patlamış.
"+" kişisi gelir ve gökyüzüne bakmakta olan "-" kişisine sorar:
+o'lum ne lan öyle taze ot görmüş eşek gibi sırıtıyorsun?
-abi, şu buluta bak, ne şekil dimi a**, sigaraya benzemiyo' mu? ehehe
+...
-...
"+" kişisi gelir ve gökyüzüne bakmakta olan "-" kişisine sorar:
+o'lum ne lan öyle taze ot görmüş eşek gibi sırıtıyorsun?
-abi, şu buluta bak, ne şekil dimi a**, sigaraya benzemiyo' mu? ehehe
+...
-...
devamını gör...
kuantum biyoloji
kuantum fiziğinin, canlıların vücudu atom altı parçacıkların bir bileşimi olduğundan canlılara ve yaşamın kökenlerini anlayabilmek adına yıldızlar arası ortama uyarlanması olarak tanımlanabilecek bilim. her ne kadar ismi yeni yeni duyulsa da, aslında 20. yüzyılın başlarından bu yana, kuantum mekaniğinin şekillenmesi ile beraber üzerinde düşünülen bir konu.
klasik fizik, kimya ve biyoloji ile, canlıların vücudunda meydana gelen çok küçük ölçekteki değişimleri tam olarak anlayamıyoruz. her şey gibi, canlıların her hücresi de atomlardan ve atom altı parçacıklardan meydana geliyor. bu durumda bu parçacıkların dünyasını iyi anlayabilmek ve bunun büyük ölçekte canlılık üzerindeki etkisini ölçebilmek önemli hale geliyor.
şu ana dek, kuantum dünyasının fotosentez, görme olayı, koklama duyusu, enzimlerin çalışması, hayvanların manyetik alan kullanarak yön bulması gibi birkaç konu üzerindeki etkisine ilişkin bazı araştırmalar yapıldı. sonuçlar umut verici görünüyor ama yine de daha fazla deney ve gözlem gerektirdiği de kesin çünkü her ne kadar konu uzun süredir tartışılıyor olsa da, bu tür araştırmalar oldukça yeni.
klasik fizik, kimya ve biyoloji ile, canlıların vücudunda meydana gelen çok küçük ölçekteki değişimleri tam olarak anlayamıyoruz. her şey gibi, canlıların her hücresi de atomlardan ve atom altı parçacıklardan meydana geliyor. bu durumda bu parçacıkların dünyasını iyi anlayabilmek ve bunun büyük ölçekte canlılık üzerindeki etkisini ölçebilmek önemli hale geliyor.
şu ana dek, kuantum dünyasının fotosentez, görme olayı, koklama duyusu, enzimlerin çalışması, hayvanların manyetik alan kullanarak yön bulması gibi birkaç konu üzerindeki etkisine ilişkin bazı araştırmalar yapıldı. sonuçlar umut verici görünüyor ama yine de daha fazla deney ve gözlem gerektirdiği de kesin çünkü her ne kadar konu uzun süredir tartışılıyor olsa da, bu tür araştırmalar oldukça yeni.
devamını gör...
akraba whatsapp grubu
namı diğer ölüm grubu. genelde kimse kimseyi sevmez ama niye grup kurarsınız anlamam.
devamını gör...
geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
"iyi günlerimde çok eller uzanır ellerime,
resmimi baş köşeye asarlar...
fakat demir kapıların her kapanışında üzerime,
ardında taş duvarların her kaldığım zaman,
ne arayan beni, ne soran...
eeeehhhh, daha iyi be bunun böyle olduğu...
minnetim ve borçluluğum yalnız sana kalsın.
iyi günlerimde benim unuttuğum insan eli
nasılsın?"
resmimi baş köşeye asarlar...
fakat demir kapıların her kapanışında üzerime,
ardında taş duvarların her kaldığım zaman,
ne arayan beni, ne soran...
eeeehhhh, daha iyi be bunun böyle olduğu...
minnetim ve borçluluğum yalnız sana kalsın.
iyi günlerimde benim unuttuğum insan eli
nasılsın?"
devamını gör...
i love you
afrikaans dilinde
"ek is lief vir jou"
"ek is lief vir jou"
devamını gör...