10 haftada 5 doz koronavirüs aşısı yaptıran brezilyalı
ölümden korkmak bu olsa gerek.. adam ölmemek için plan kurmuş resmen. gerçekten bu hayatı bu kadar seviyor musun be kardeşim?
(ben bir tek babaannem böyle sanıyodum, yalnız değilmiş.)
(ben bir tek babaannem böyle sanıyodum, yalnız değilmiş.)
devamını gör...
eski sevgilinin hayatınızdaki önemi
yolu açık, ömrü güzel olsun.
devamını gör...
mündemiç
bir şeyin içinde var olan, içinde saklı bulunan.
"bizim tıynetimiz, ruhumuzun hayvan ve allah'a giden iki yolunun köşesinde mündemiçtir." peyami safa, bir tereddüdün romanı (kitap).
"bizim tıynetimiz, ruhumuzun hayvan ve allah'a giden iki yolunun köşesinde mündemiçtir." peyami safa, bir tereddüdün romanı (kitap).
devamını gör...
6 ay üzeri hapis cezası alanların da bekçi olabilmesi
güreş kariyerinden başka vasfı olmayan, liseyi bile, sahte diplomayla bitiren kişinin, önce milletvekili yapılıp, sonra da devlet bankasının yönetim kurulu üyesi olarak atandığı ülkede, gayet sıradan bir vaka.
devamını gör...
yazarların tc kimlik numaraları
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
- size kendi psikolojimden söz edebilir miyim hocam?
+ istiyorsan tabii.
- kafam karmakarışık hocam. 22 yaşındayım. 22 yıldır etrafıma bakıyorum. nefret, kavga ve ölüm. ölüm diyorum. düşünebiliyor musunuz? bizler edebiyat okuyoruz. yeryüzünde yazılmış en güzel şiirlerden haberimiz var. okuduğum romanları düşünüyorum. insanlar ne güzel şeyler yaşamışlar hocam. inanıyorum ki hâlâ da yaşıyorlar. ya biz hocam, ya ben! ya ben neden o duyguları hiç tanımıyorum. bu beni çok korkutuyor."
bir sonbahar hikayesi (yavuz özkan, 1994)
+ istiyorsan tabii.
- kafam karmakarışık hocam. 22 yaşındayım. 22 yıldır etrafıma bakıyorum. nefret, kavga ve ölüm. ölüm diyorum. düşünebiliyor musunuz? bizler edebiyat okuyoruz. yeryüzünde yazılmış en güzel şiirlerden haberimiz var. okuduğum romanları düşünüyorum. insanlar ne güzel şeyler yaşamışlar hocam. inanıyorum ki hâlâ da yaşıyorlar. ya biz hocam, ya ben! ya ben neden o duyguları hiç tanımıyorum. bu beni çok korkutuyor."
bir sonbahar hikayesi (yavuz özkan, 1994)
devamını gör...
hastalar
nazım hikmet ran tarafından yazılmış ve o dönemde yaşanan influenza virüsü salgınına yakalanmış hastalara atfedilmiş olan fakat nedense birçok insanın şimdilerde bile hiç duymamış olduğu bir şiirdir.
bugünlerden tam yüzyıl öncesi,yani 1918-1920 yılları dünya için yine pek parlak zamanlar değildi. çünkü o yıllarda, henüz yeni bitmiş olan 1. dünya savaşındaki toplam kayıpların defalarca kat fazlası kadar insanın ölümüne sebep olan o meşhur 'ispanyol gribi' global düzeni derinden sarsmıştı. hatta bu salgının 1. dünya savaşını bitiren sebep olduğu bile söylenir. mustafa kemal atatürk'ün dahi bu gribe yakalanmış ve tıp dünyası için apayrı bir yere sahip olan prof. doktor binbaşı refik saydam'ın çabalarıyla atlatabilmiş olduğu o büyük salgın işte...
nazım hikmet kuvay-ı milliye destanı'nda da bahsetmiştir bu karanlık zamanlardan:
“biz ki istanbul şehriyiz,seferberliği görmüşüz:kafkas, galiçya, çanakkale, filistin,vagon ticareti, tifüs ve ispanyol nezlesi.bir de ittihatçılar...bir de uzun konçlu alman çizmesi... 914’ten 918’e kadar yedi bitirdi bizi.” demiştir.
hastalar; her dizesinden umut damlayan bir şiirdir. okurken veya dinlerken 'işte nazım hikmet tam burada;yanı başımızda', dedirtir bize. bir acayip duygudur belki ama yine de limon,mum veya kof bir çınar olmadığımıza; herkes gibi insan olduğumuza şükrettirir. hastaların umutlarını ilacına kattırır. çünkü yaşamak için ayak diremek zorundasındır.
hastalar kardeşlerim iyileşeceksiniz.
ağrılar, sızılar dinecek.
yumuşak, ılık
bir yaz akşamı gibi inecek
ağır, yeşil dalların ardından rahatlık.
hastalar, kardeşlerim,
biraz daha sabır, biraz daha inat.
kapının arkasında bekleyen ölüm değil; hayat.
kapının arkasında dünya, dünya cıvıl cıvıl...
kalkacaksınız yatağınızdan, gideceksiniz.
tuzun, ekmeğin, güneşin tadını yeni baştan keşfedeceksiniz.
sararmak limon gibi, mum gibi erimek,
devrilmek kof bir çınar gibi ansızın...
kardeşler, hastalar!
biz ne limonuz, ne mum, ne çınar.
biz insanız çok şükür;
çok şükür biliriz,
ilacımıza
umudu katmasını...
yaşamak gerek diyerek
ayak direyip
dayatmasını...
hastalar,
kardeşlerim
iyileşeceksiniz!
ağrılar, sızılar dinecek,
yumuşak, ılık bir yaz akşamı gibi inecek,
ağır yeşil dalların ardından rahatlık...
bugünlerden tam yüzyıl öncesi,yani 1918-1920 yılları dünya için yine pek parlak zamanlar değildi. çünkü o yıllarda, henüz yeni bitmiş olan 1. dünya savaşındaki toplam kayıpların defalarca kat fazlası kadar insanın ölümüne sebep olan o meşhur 'ispanyol gribi' global düzeni derinden sarsmıştı. hatta bu salgının 1. dünya savaşını bitiren sebep olduğu bile söylenir. mustafa kemal atatürk'ün dahi bu gribe yakalanmış ve tıp dünyası için apayrı bir yere sahip olan prof. doktor binbaşı refik saydam'ın çabalarıyla atlatabilmiş olduğu o büyük salgın işte...
nazım hikmet kuvay-ı milliye destanı'nda da bahsetmiştir bu karanlık zamanlardan:
“biz ki istanbul şehriyiz,seferberliği görmüşüz:kafkas, galiçya, çanakkale, filistin,vagon ticareti, tifüs ve ispanyol nezlesi.bir de ittihatçılar...bir de uzun konçlu alman çizmesi... 914’ten 918’e kadar yedi bitirdi bizi.” demiştir.
hastalar; her dizesinden umut damlayan bir şiirdir. okurken veya dinlerken 'işte nazım hikmet tam burada;yanı başımızda', dedirtir bize. bir acayip duygudur belki ama yine de limon,mum veya kof bir çınar olmadığımıza; herkes gibi insan olduğumuza şükrettirir. hastaların umutlarını ilacına kattırır. çünkü yaşamak için ayak diremek zorundasındır.
hastalar kardeşlerim iyileşeceksiniz.
ağrılar, sızılar dinecek.
yumuşak, ılık
bir yaz akşamı gibi inecek
ağır, yeşil dalların ardından rahatlık.
hastalar, kardeşlerim,
biraz daha sabır, biraz daha inat.
kapının arkasında bekleyen ölüm değil; hayat.
kapının arkasında dünya, dünya cıvıl cıvıl...
kalkacaksınız yatağınızdan, gideceksiniz.
tuzun, ekmeğin, güneşin tadını yeni baştan keşfedeceksiniz.
sararmak limon gibi, mum gibi erimek,
devrilmek kof bir çınar gibi ansızın...
kardeşler, hastalar!
biz ne limonuz, ne mum, ne çınar.
biz insanız çok şükür;
çok şükür biliriz,
ilacımıza
umudu katmasını...
yaşamak gerek diyerek
ayak direyip
dayatmasını...
hastalar,
kardeşlerim
iyileşeceksiniz!
ağrılar, sızılar dinecek,
yumuşak, ılık bir yaz akşamı gibi inecek,
ağır yeşil dalların ardından rahatlık...
devamını gör...
aşık olma isteği
anneannem 'yoğurt gönlünü ayran etme' derdi. emin olmadan hiç sulandırmayın yoğurt gönlünüzü, kıymet bilmiyorsa ziyan olmanız an meselesi; sonra durup kalırsınız ne oldu len bana diye...
devamını gör...
everybody knows
güzel bir leonard cohen şarkısıdır.
devamını gör...
unutulmaz baba sözleri
"sen bu rahatlıkla gün gelir, okyanusun ortasında susuz kalırsın" derdi hep ne olduğunu hiç anlayamadım. birgün kalırsam artık kısmet anlayabilirim belki.
devamını gör...
tarlabaşı
ismini duyunca gözümün önünde eşkal tiplerin, torbacıların, zombilerin, at hırsızlarının, yan kesicilerin canlandığı bir beyoğlu semti.
devamını gör...
arkadaşsız kalmak
1 senedir içinde olduğum berbat durumdur. önceden keyifli gelirdi yalnız kalmak fakat tek başına plan yapmak oldukça zor, genel olarak bir kalp kırıklığı peyda oluyor insanda.
devamını gör...
fakirleri sevindiren olaylar
metrobüste oturmak. köprüden geçerken hele insan şöyle bir denize bakar ve fakirliğini elbette unutur.
devamını gör...
eski türkçe kelimeler
müteşekkir ve zevahir.
devamını gör...
eskisi kadar kolay olmayan şeyler
yaşamak. eskisinden kolay hayatta kalınır lakin eskisinden güçtür yaşamak. insan ömrü yaklaşık 70 yıl. 25 inde iş hayatına başlasan ev olmuş 500 bin. hadi beş binlik işe başla.100 maaş yani yemeden içmeden 8 yıldan fazlası. bakın bu hayatta kalmak. yaşamak kitap okumak, film izlemek, şehir değiştirmek,spor yapmak... bir kitap 50 tl , bir film 20 tl, aylık spor salonu 300 tl. ben yaşamak istiyorum.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
sonra yaparız.
devamını gör...
mahşer gününe katılamama sebepleri
girişte soruyorlar zaten.
katılmak ister misiniz?
katılmak ister misiniz?
devamını gör...
seni anlatan frida kahlo sözü
"uğraşarak düzeltemediğinden, vazgeçerek kurtulursun."
devamını gör...

