(bkz: pargalı ibrahim paşa)
devamını gör...

latife tekin'in ilk romanının ismi.
okurun bu romanda tanıdığı istanbul, çatılardan seyredilen ve ufku derme çatma gecekondular ile sınırlanmış ama büyük ve ışıltılı bir istanbul'dur.
devamını gör...

dün gece düzenlenen discord radyo toplantısına mütaaaakip konu hakkında sabah düşünürken bir kaç şey eklemek istiyorum.

gönül isterdi ki ufak çaplı bir stüdyomuz olsun, bir iki enstrümantal yetkinliği olan arkadaş bu stüdyo vasıtası ile canlı müzik işlerine girseler. yine bu stüdyo üzerinden ikili hatta üçlü herkesi kapsayacak muhabbetler dönse, bu çekimle beraber gerek sözlüğün tanıtımı gerek radyo programları gerek sosyal medyaya da entegre edilebilecek bir sürü fayda tek bir kalemde toplanabilirdi. hatta stand up muhabbetleri bile kendine yer edinebilirdi. sözlükte yanlış hatırlamıyorsam tiyatro grubu vardı. bu işleri çok rahat göğüsleyebileceklerini düşünüyorum hatta kısa film, korku kuşağı vb uçsuz bucaksız bir alan. fikir deryası.

benim anladığım kadarıyla yazımsal iletişimden çok görselliği barındıran işler revaçta. kitleler, artık uzun paragraflarla bilgiye ulaşmak yerine kabaca kolaya kaçan görsel içeriklerle kulak kabarmak istiyor halde. açıkçası ben de o kesime daha yakınım. görselliğin domine ettiği bir dönemdeyiz. bir insanı evinde saatlerce yayında canlı tutabilmek çok zor, kişiye özel olmadığı için çoğunlukla konsantrasyon kayboluyor. buradan da yayın esnasında girilen entryler üstünde yüzeysel durup ‘teşekkür ederim’ diyip geçmek o entry giren adamın hevesini kırıyor. fark edilmek, etkileşim kurmayı istemek gibi gibi insani dürtüler yatıyor o entrylerde. dikkat etmek lazım bu nüansa. çok çok dört dakikalık bir şarkı çalmak yerine entry yorumlamak daha mantıklı duruyor burada.

fikir çok. para olayları tabi.

hiçbir sözlüğün bugüne kadar el atmadığı konular var. türkiye’nin ilk sözlük galeri sergisini görmeyi çok isterdim mesela. entel camianın at gözlükleri ile kendi tekelinde olduğunu farz ettiği galerilerin birinde bir gün entrylerden yola çıkılarak bir sanat fikri ortaya atılıyor. harika olurdu yine bence.

var böyle absürd fikirlerim. fırsatını buldukça en azından başka türden fikirlere belki kapı açarsa diye yazarım fırsatını buldukça.

tutankamon mesela.. bana özel yayın yapsa. o ses nee yaa şölen gibi. mütiş. sabaha kadar hiçbir şey yapmam onu dinlerim. kimse kaldıramaz beni o yayından.. titriyorum o sese.

kız o ne güzellik manyak mısın sen ya. sısısıs
devamını gör...

ibb.co/6rfs9g2
ibb.co/K7mr0zR
devamını gör...

açık tonlarda ahlaksızım... bakıra çalan bi ahlaksızlık bu, anlat deseniz anlatamam sözlük... öyle diyolla...
devamını gör...

böyle bir şey yok, bunu mu demek istediniz:
komik olduğunu düşündüğünüz sözlük yazarları?
devamını gör...

kişisel ileti 500 karma puan olmuş, kişisel ileti yazılmaz bu devirde diyerek 10 sene sonrasına bir yatırım yapayım ben şimdiden.
devamını gör...

e bileni de öldürüyorlar.
(bkz: turan dursun)
devamını gör...

a.v.m (kitap)

yayınevi: ithaki yayınevi
basım yılı:2012
sayfa sayısı:340
çevirmen: zehra derya koç

kitabın varlığını hatırlattı başlık.ilginç bir şey de öğrendim tabi yazar ile ilgili,daha doğrusu yazarlar.

roman yazarı ve senarist sarah lotz ve kurgu yazarı, editör olan louis greenberg tarafından bir mahlas oluşturulmuş.iki kitapları var;a.v.m ve yeraltı.

a.v.m ile ilgili yorumlara baktığımda çoğu; güzel başladı ama pek iyi gidemedi, beklediğimi karşılamadı, yorumları var.

konusu çok ilgi çekici,bir avm'ye giren kadının başına gelen olaylar sonrasında bir yerden geçip avm'nin farklı bir bölümünde farklı tipte insanların yaşadığı bir yere çıkmasının ardından gelişen olayları anlatıyor.

insanların birbirine benzemeye çalışmaları, gruplaşmalar,para mevzusu, mafyalar, çalışma şartları gibi dahasını da unuttuğum birkaç konuya değiniliyor.

başkarakter o farklı dünyayı birazcık iğrenerek keşfetmeye(bir arkadaş edinmeyi de ihmal etmiyor bu arada) ve ondan kaçmaya çalışırken,bunu başardıktan sonra tekrar geri dönmeye çalışıyor.ikisi için de belli bir beden ödeniyor tabi ki.

akıcı bir yazım tarzı var yazarların.ben okurken çok keyif almıştım.tavsiye edebilirim.
devamını gör...

bence yaşamakla var olmak arasındaki farkı belirleyen şey tutku. bir nevi yaşam enerjisi ve motivasyonunu canlı tutan olgu olabilmiş kıymetli şey.
devamını gör...

insana hep kötü bir şey yapmış izlenimi uyandıran, açıklasan da asla karşındakinin inandığına dair izlenime ulaşamayacağın, her türlü versiyonu olan ileti türüdür.

o telefona niye bakılmıyor?
neredesin sen?
kim var yanında?
az önce telefonuna ulaşılamıyordu?
..
bu anda fonda gerilim müziği çalmaktadır.
devamını gör...

ben söylerim de o anlar mı bilemem.
devamını gör...

tahtakale de eğitimini tamamlayan biri olarak, ve 36 yıldır ticaretin içinden biri olarak, bir kişiyi tanımam en çok bir saatimi alır. iddialıyım bu konuda, özelikle dolandırıcılar konusunda.
devamını gör...

aslında '' lütfen çok zorda kalmadıkça beni rahatsız etme '' anlamına gelir. ben çok gördüm '' gel dertleşelim '' deyip, iletişimi kesen arkadaş! vasfında kişileri. maalesef bu sözü yürekten söyleyeni bulmak zordur.
devamını gör...

1906 ve 1907 yıllarında iki farklı versiyonunu çizdiği dünyaca ünlü kaplumbağa terbiyecisi'nin sahibidir. eser dünyaca bilinir fakat sahibinin türk olduğu, isminin osman hamdi bey olduğu pek bilinmez. fazla değer vermediğimizden tanıtımını da yapamıyoruz sanırım. okyanusun dibinde keşfedilmeyi bekleyen hazine gibi bizim ressamlarımız, yazarlarımız, kısacası sanatçılarımız...
devamını gör...

aktif takipçim. e ben de aktif takipçisiyim. peki ne lazım bu durumu taçlandırmak için? elbette nickaltı. verimli saatler sevgili yazar.
(bkz: herkese benden nickaltı)
devamını gör...

adına hayat dediğimiz bu uzun keşif turu sırasında karşımıza çıkan birçok şeye anlam veremiyorum, misal; bir insanın bir başka insanı bile isteye neden kırdığına ölene değin anlam veremeyeceğim ya da kendisine yapılsa ağlamaktan helak olan kişinin o şeyi başkasına yapmasına da anlam veremeyeceğim.

neden herkesin her konuda bir fikri olduğuna, kimsenin neden "bana ne" diyemediğine, bilmeseler dahi yorum yaptıklarına, öğretmenin öğrencisine öğretemediklerine, anne-babanın çocuklarına yaptığına falan da asla anlam veremeyeceğim. aile dediğimiz o bağın dört duvar arasına sıkışması da kafamı karıştırıyor mesela. ne bileyim, etrafımda öyle şeyler oluyor ki; durup bakmakla yetinebiliyorum sadece.

masumiyet dizisini biliyorsunuzdur; bence başrol kızın yaşadığı şeyi yaşayan çok kız var. sadece çoğunun ismini bilmiyoruz. peki, ismini bildiklerimize ne yapıyoruz?
"kesin kuyruk sallamıştır"
yahu neden? şaka gibi değil mi sizce de? * bir kadın darp ediliyor ve sonucu bu mu?

velhasıl anlamayacağım. bu hayat ne yapıyor, nereye varmak istiyor, hiçbir zaman anlamayacağım. özellikle kadınlar, hayvanlar ve çocuklar konusunda.
devamını gör...

total stationdur o kamera olsa duramazdınız. bu espirilerden yıldık harita mühendisleri olarak. en basit anlamı ile söylemek gerekirse; uzunluk, açı ve yükseklik ölçmeye yarayan elektronik ölçüm cihazı diyebiliriz. *
devamını gör...

ein hungerkünstler ismi ile ilk olarak dergide yayımlanan ve kafka'nın ölümünden sonra ein hungerkünstler öyküsünden ismini alarak basılan dört öykülük eser. kafkaesk özelliklerin tümünü taşır eser bundan ötürü pek az yeni şey vardır ama bir o kadar da yeniden inşaa edilmiş gibidir ve bana kalırsa ne kadar kullanmayı sevmesem bile kafkaesk denildiği zaman kafka'nın çoğu eserinden çok daha fazla temsil eder bunu. eser hakkında çok farklı görüşler bulunmakla beraber bunun temelinde eserin adını aldığı öykü yatıyor. öykü yüksek ihtimalle alegorik fakat pek çok yönden oldukça farklı şeyleri temsil ettiği düşünülmekte. çilecilikden* kaynaklı olarak ve 40 günlük oruç gibi dini göndermelerden dolayı sanatçı bir aziz ve hatta isa temsili olarak görülürken başka bir düşünceye göre de kafka'nın kendi hayatının ve düşüncelerinin yansıması olarak kabul görür. yine kafka'nın sanatçı ile kendini bağdaştırması düşüncesinden dolayı sanat, sanatçı ve toplum ilişkisi hakkında açlık sanatçısı, seyirciler ve panter üzerinden sembolizm yapıldığı düşünülmekte. bana kalırsa öykü esasında hepsinin bir toplamıdır, birbirinden ayrı düşünülemez. kafka kendi karanlığına eserlerindeki atmosferi oluşturmak için sık sık başvuruyor zaten ve eser yazarından ayrı düşünülemez o yüzden yalnızca kafka'nın görüş ve düşüncelerini değil kendi hayatının izlerini de öykünün içinde bulmak sıradışı sayılmaz. dini göndermeler ise göz ardı edilemeyecek ya da tesadüf kabul edilemeyecek kadar belirgin bundan ötürü sanatçının bir aziz olarak sunulduğu da yadsınamaz bir gerçek. burada şu mesele ortaya çıkıyor; kafka açlık sanatçısı ve panter üzerinden anlaşılmayan bir sanatçı portresi çizmeyi mi amaçladı? benim için eserin sonunda bulunan 'tadını sevmediği için bir şey yemiyor olma' durumu bu düşünceyi gölgeleyen bir etken.
devamını gör...

her insanın mutlaka bir gün tanıştığı, kendine ait ritmi, akışı, kuralları olan bir yaşam alanıdır. her yaştan insanın aynı çaresizlik düzleminde eşitlendiği yerdir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim