evrimi, tanrının yokluğununa kanıt olarak sunan ateistlerin ve evrim varsa tanrı yoktur söylemine karşı, evrimi reddeden teistlerin anlamak istemeyeceği kabul ettiğim çelişmeme durumu.

evrim vardır. gözlerimizle görebileceğimiz kadar yakındır. şu fotoğrafa bakın. ehehehe ne kadar benziyoruz değil mi?

evrim var ama ya yaratılış? sayın inanan arkadaş, hoca ve şeyhler seni korkutmasın. bu evreni tanrının yarattığını düşünüyorsan evrenle ilgili gerçekleri kabul etmekten tırsmayacaksın. çelişki görüyorsan bildiklerini sorgulayacaksın.

"allah ademi topraktan yarattı." burada allah'ın yerden bir parça toprak alıp insana benzeyen şekle sokup üflemesi ile o toprak şeklin aniden kalbi olan, akyuvarları olan, insana dönüştüğü mü anlatılıyor? yoksa yaratılan insanın hammaddesinin toprak olduğuna mı işaret ediliyor.

insan evrim ile olgunlaştı. homo sapiens olacak kıvama geldi. allah tarafından ademlik bahşedildi. indirmiş de olabilir, aralarından seçmiş de olabilir. ya da adem tüm sapienslere verilen isimdir.

bize anlatılan yaratılış nasıl açıklanır? eğer daha önce insan yok ise sadece adem ve havva var ise kaçınılmazdır.

bununla ilgili buraya uzun uzadıya destekleyici metinler ya da destekleyici ayetler yazılabilir. fakat zaten yazdıklarım benim fikrim değil. araştırılacak kadar ilginç bulunuyorsa zaten nette kaynak bulunabilir.

duam allah önyargısız duru bir beyinle gerçeği öğrenmek isteyene yardım etsin.

ben de size iki adet link bırakayım.

bir müslüman evrimci olabilir mi - caner taslaman(ücretsiz pdf indirilebilir.)

celal şengör'ün de konuk olduğu tv programı(eski bir programdır. oradaki müslümanların evrime bakış açısını değerlendirebilirsiniz)


edit: evrimi kabul eden her kişi ateist olmak zorunda mıdır? evrim teorisi allah'ın varlığı ya da yokluğu hakkında bilgi mi veriyor? islama güncelleme de gelmiyor zaten yüzyıllar öncesinden evrimi destekleyici felsefi çıkarım yapan bir dolu islam bilgini var. bir müslüman illaki evrimi reddetmek zorunda değildir.
devamını gör...

bülent serttaş'ın bakmayarak tepki gösterdiği sansürdür.
devamını gör...

diğer adıyla kardiyomiyopati. semptomları kalp krizine benzediği için kalp krizi geçiriyor gibi hissetmenize sebep olan kalp kaslarında oluşan ani ve çoğu zaman geçici kas zayıflığı hali.

sevdiği insanların kendileri için çok önemli ve değerli olduğunu hisseden insanlarda sevdiklerinden ayrıldıklarında görülüp nadiren kalıcı kalp rahatsızlığıyla sonuçlanmaktadır. çoğu zaman 6 aya yakın bir sürede iyileşmektedir. yine de kalbe iyi bakması gereken bu hastaların göğüs kafesini üşütmemesi, kendini üzmemesi ve iyilik yaparak iyileşeceklerini bilmesi gerekmektedir.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


şiirleri, muzaffer tayyip uslu ve kemal uluser'inkilerle birlikte bilgin güngör tarafından kara elmas diyarındanadlı eserle kırmızı kedi yayınlarından çıkarılan genç şair. *
devamını gör...

kimseye kendini tanıştıramayan...
devamını gör...

fazlasıyla nötrüm şuan. hiçbir şey hissetmiyorum . ne bir yorgunluk ne bir mutluluk, hiçbir şey. toprak kadar nötrüm.
en iyisi çikolata yiyeyim de mutluluk hormonu falan salgılansın. sıkılıyorum yahu böyle.

editimsi: canım çikolatam ve domestic hıyar sağolsun* her tarafım pozitif oldu. lazımsa size de vereyim? *
devamını gör...

hayatınızın iş gibi bir kısmında ingilizce ile iştigal iseniz mecburiyetten olabiliyor. konuşurken kelimenin türkçesi değil ingilizcesi akla geliyor ve söyleyip geçiyorsunuz. alışık olunan bir kelime değilse garipseniyor ama yeni bir dil öğrenmenin dezavantajlarından biri bu. yeni bir dilde sözcükleri öğrenirken beyniniz bildiği bazılarını da siliyor. onun dışında konuşurken araya bi kaç ingilizce kelime sıkıştırıyım da cool olsun diye düşünen insan özentilikten yapıyordur ve bunlar kendini belli ediyor zaten.
devamını gör...

3. ayımın dolmasıyla* maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim mahlasını alarak gerçekleştirmeyi düşündüğüm eylem.*

şimdi fark ettim de, honki ponki çok sıkıcı da fena olmayabilir.*
devamını gör...

düşünsenize evladınız kafası kesilerek katlediliyor. bunun tek sorumlusu denetimsiz kontrolsüz ne bok olduğu belli olmayan yapıların, el altından para alarak, genç beyinleri yıkamak için açtığı yurtlar. hatta burada çalıştığı yine kendisine biat eden psikopat personelleri.

gidip "canı veren mevla alan mevla" "dünya zaten geçici bir yer" diye daha evladının kanı soğumadan da tarikat aklamaya çalışmazsın. daha önce bu emanet yurduna koyulanlardan hep randıman almışlar. ( neyse artık o alınan randıman). ama şans eseri benim oğlumun kafasını kestiler, takdir-i ilahi. eğer ciddi ciddi düşüncelerimi yazarsam ceza alacağım için sakinleşmeyi bekliyorum. belki biraz sonra tanıma bir edit geçerim.

babanın din öğretmeni olduğu ve çocuğu öldürülmesine rağmen bu şekilde katilleri aklamaya çalıştığı göz önüne alınırsa, bu tarikat sanırım devletin her yerinde bir şekilde ufaktan örgütleniyor demek çokta yanlış olmayacaktır.



namaz öncesi oğlunun tabutu başında konuşan halil tuğrul, "kelimelerin, sözün bittiği yerdeyiz. bugün bizim şeb-i arusumuz, biz bunu düğün gecesi olarak düşünüyoruz mevlana'nın diliyle. dünyanın geçici bir yer olduğunu, emanet sahibinin vakti saati geldiğinde emanetini aldığını, bizim bu konuda bir irademizin, bir etkimizin olamayacağının bilincindeyiz. evet, önü vahşet gibi biz arkasındaki rahmete talibiz. o şekilde düşünüyoruz. evladımız, biz annesi babası olarak yaşı, ömrü, hikayesi bizim için kısa oldu. ama o kısacık zaman diliminde bile her noktada bize gururlar yaşattı" dedi.

dha'nın aktardığına göre, halil tuğrul, şöyle devam etti:

"kendisinin kaldığı, konakladığı eller, emin ellerdi. biz bundan eminiz. daha önce defaatle kardeşlerimizden, değişik kişilerden bu emanet yuvasına koyduklarımızdan hep randıman aldık. biz o konuda asla yanlış fikre asla katılmıyoruz. sadece bizim buradan çıkaracağımız bir ders var. bu hastalıklı şahıs maalesef son zamanlarda kontrollerinin dışına çıktığı için böyle insanları işe alıp yerleştirirken adeta pimi çekilmiş birer bomba gibi toplumun, halkın içine koyarken devlet büyüklerimizin bir daha, bir daha düşünmesini istiyorum. buradan dersler çıkarılmalı, ibretler çıkarılmalı, aynı hatalar tekrar edilmemeli. bizim evladımız orada herhangi bir kavga, herhangi karşılıklı bir tartışma değil, tamamen denk geldiği için o şahsın kriz anına, bunun neticesinde olan bir vahşet. "

"üniversite sınavına hazırlanırken, oğlum iyi düşün iyi tart dedim, öncelikle maraş istersin dedim. kendine hazır görmezsen dışarıya gitme dedim. o da, 'sefer baba' dedi. seferle emir olunduk dedi. tamam oğlum dedim. ilk seferde illa ki bir yer tuttururum diye kendini sıkma dedim ve bu sınavın öncesi psikolojik biraz da şiddet dedim. heybemde tek ok var baba dedi. fazla ok almaya gerek yok dedi. tek atış dedi. hayaliydi hep hayal kurardı ve elde etti bu hayalini. ummadığı bir zor alana yönelemedi ve hedefine gitti ve hedefine ulaşmıştı"

"oğlum gönül insanı ol. gönüllere gir. gönül yap. gönül insanı ol onu hal diline çevir demiştim kendisine. insanlar senin halinle lisanından önce senin halinden beğeni alsınlar diye. dün gittiğimiz o memlekette antalya'da o kısa 2 ay gibi sürede sağ olsun dediklerimizi aynen hayatına katmış. çevresinde bulunan ve kendisini bu kısa sürede tanıyan insanlar bizlere çok çok memnuniyetlerini dile getirdiler. anne baba olarak bizde bundan defalarca gurur duyduk. rabbim mekanını cennet eylesin. şehitler ve şühedalar zümresine nasip eylesin. biz o umut ve ümitteyiz inşallah. evet acı evlat acısı. bir yönüyle sabredersek arkasındaki rahmetin de inşallah bize ulaşacağının bilincindeyiz. biz kendisinden razı olduk, kendisi bizi defalarca gururlandırdı, sevindirdi. rabbim daha çok seviyormuş ki bizden daha kısa sürede daha çabuk zamanda yanına aldı. toprağı bol olsun. cennetine nail eylesin. cennetin en güzel köşeleriyle resullerle, nebilerle komşu eylesin. yolu açık olsun" dedi.


link 1

link-2
devamını gör...

işte bu; siyasetçisinden profesörüne, sporcusundan sanatçısına, halkından yönetimine... nasıl bir bok çukurunda yaşadığımızın göstergesidir. gücü, gücü yetene mi olması gerekiyor. bir insana, hayvana neden şiddet gösterilir ki? hangi sebeble?
nasıl önlenecek, nasıl durdurulacak bu şizofrenik sancı?
devamını gör...

saçma sapan yine bi kaos dönüyor sözlükte. ulan ekonomi bitmiş, gidişatımız ciddi anlamda kötü ve türkiye’de ayaklanmalar oluyor bunlar da sözlükte kavga ediyor anasını satıyım. gençler bi durun rica ediyorum kavga zamanı değil lan.

şimdi beni de aranıza alacaksınız diye çekinerek yazıyorum da yapmayın yani, az sakin olun. öpüyorum sizi, kıps kıps. *
devamını gör...

yağmurlu bir havada aniden çıkan güneş
güneşli bir havada aniden başlayan yağmur.
(bkz: beni bu güzel havalar mahvetti).
devamını gör...

ankara'nın güzel yanlarını insanlara sorduğunuzda benzer cevaplar alırsınız. ankara'yı bilmeyen veya ankara'da anı bırakmamış olan insanlar bu yapılan ankara edebiyatını, rakı edebiyatı gibi bayağılaşmış bir şey olarak görebilirler. anıtkabir'in ankara'da olması güzeldir ancak bunu ankara'nın en güzel yanı olarak değerlendirmek, bu edebiyat kasma işine giriyor biraz.

insan özgür olduğu yeri sever. hayata yeni başlayan ve üniversiteye yeni adım atan öğrenciler özgür kalmayı ailelerinden ayrılmaya bağlarlar ki ben de öyle düşnürdüm. özgür kalmak ile yalnız kalmak arasında ince bir çizgi var. ben bunun ayrımını ankara'da tek başıma yaşadığım dönemde öğrendim.

ankara'da her şey güzeldir ama sürelidir benim için, eninde sonunda biter, bitecek. en sevdiğim, en güzel yanı da budur benim için. ankara her seferinde güzel şeyler yaşatır, bunların biteceğinin farkında olarak.

o kadar boş edebiyattan bahsettikten sonra aynısını ben de yaptım biraz :)
devamını gör...

böyle tonton yanaklı, beyaz gömleğine pantolon tutacağı takmış, göbekli bir amca gibi hayal ederdim. bana göre çok babacan bir tiplemeydi. insanların sürekli onun hakkında konuşması ve ondan korkmaları bana garip gelirdi. yahu derdim, şu sevimli adamdan niye korkuyorlar? en fazla ne yapabilir ki? gelir sizin yanaklarınızdan sıkar, başınızı okşar gider. ama yok, herkeste bir korku. oysa sevseler belki daha rahat ederlerdi bilemiyorum. korku motivasyonu insanları her konuda tarumar ediyor. lakin o başka bir tartışma konusu.

neyse işte o zamanlar yalnız başıma kaldığımda kendisi ile konuşurdum. insanların onu korkulacak bir varlık olarak görmesine üzülmemesi gerektiğini anlatırdım. sen üzülme bak ben seni seviyorum derdim. korkuyorlar ama seni pek iyi tanımıyorlar herhalde falan diye moral vermeye çalışırdım. sağ olsun hiç kesmeden dinlemiştir beni. o dönemlerde can dostu bendim kanımca çünkü bana asla yeter artık, sus be velet demedi. güzel güzel dinledi.

birde insanların sürekli bak öyle yapma allah kızar, çarpılırsın vallahi falan deyişleri var ki beni benden almıştır. kızmaz, siz onu tanımıyorsunuz, tanısanız böyle yapmazsınız diye onlara çıkışırdım. çocukluk işte... oysa motivasyonları korku olan insanlarla asla ikili tartışmaya girmemek lazım. benim çocukluğumda tanrı çok şeker bir adamdı. büyüdük şekerimizi elimizden aldılar. canları sağ olsun...
devamını gör...

ölüme dönmek...
bu kadar yaklaşmışım.
devamını gör...

suçu karşıda aramayı bıraktığım durum. önemli meseleleri konuşarak değil yazarak ifade edebilengillerdenim. biriyle yeterince samimi değilsem verilmesi gereken cevabı tak diye bulamam. iki dakika düşünme fırsatı verilse keşke diyalog esnasında. zihnim boş olduğundan değil, çok fazla seçenek arasından doğru olanı seçemiyorum. bazen birkaç cümleyi harmanlıyorum ortaya saçma sapan şeyler çıkıyor. beni konuşturmayın işte. birbirimizle önemli meselelerimizi dilekçe verir gibi yazılı yollardan halledelim. ilk okuyuşta anlamazsak tekrar tekrar okuyalım falan.
devamını gör...

bazı başlık,tanım ve yazarları görünce istemsiz bir şekilde aklıma gelen değişik bir takım kelimeler topluluğu.

gardaş bu yazarlar su, çay,kahve harici ne içiyor olabilir.*
devamını gör...

antepliyim ben bir simite methiyeler düzemem.

ankara simidi ve ankaralı arkadaşlarım alınmayınız lütfen. (bu arada ankarayla tek ilişkim başka şehirlere giderken aşti'de bekleşmem. artistlik yapmama bakmayın yani goygoy olsun benim ki hah.)
devamını gör...

"şiirde büyü vardır, onun gücü mehtabı aşağı çeker. güneşi tersine çevirir. yılanları parçalara ayırır ya da ırmakları yukarı akıtır. kapılar büyüye karşı duramaz. en sert kilitler cazibeyle açıl susam olur. "
ovidius

taşın içinde titrersin, ağacın dalında... gökten kayan yıldız kalbine düşer de kalbin titrer. işte o titremeyi söze döker şiir.
devamını gör...

sandalet.. çocukken ne giyerdim çorabın üstüne.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim