meteordan olmuştur meteordan.
devamını gör...

kitaplarım. hiç acımam, aç yatar, yine de alırım o kitapları.
devamını gör...

uzun zamandır denizde bulunan ve artan, halk arasında deniz salyası olarak bilinen müsilajların yüzeye çıkmasıdır. müsilajlarların yoğunluğunu konuyla ilgili yapılan bir söyleşiden net bir şekilde anlayabilirsiniz:

"marmara denizi’nin tabanına ses dalgası yollayarak derinliği ölçtüğümüz cihazlarımız var. ses dalgalarıyla derinliği ölçen aletler marmara denizi’nin büyük bir bölümünde derinliği 25 metre gösteriyor. altınızdaki derinlik bin metre de olsa alet 25 metre gösteriyor! çünkü çok büyük bir müsilaj yoğunlaşması var. ses dalgaları çarpıp geri dönüyor. tam derinliği ölçmenin imkânı yok. bin metreyi aşkın derinliklerden, çukurlardan, su numuneleri alıyoruz. o derinliklerde de müsilaj var. an itibarıyla interface dediğimiz ara yüzeyde büyük bir birikim gözlense de, marmara denizi’nin tüm su kolonunda müsilaj agregat mevcut."

söyleşi

1989’da ne oldu?

1960’larda haliç’in kirlenmesiyle deniz kirliliği olgusu hayatımıza girdi. ama o kirlilik bugün anladığımız türden bir deniz kirliliği değildi. denizde yüzen sebzelerin yarattığı kirlilik veya dağınık noktalardan yüzeye ulaşan çok daha az bir nüfusun atıkları, bugünkü kirlilikten çok farklı. haklı olarak o tarihlerde devlet ve yerel idare istanbul’un kanalizasyon ve yağmur suyunun bertarafı ile içme suyunun planlanması için yabancı mühendislik firmalarının içinde olduğu damoc (daniel-mann-jhonson/alvard-burdic/mendhall/havson motor-chechi and comp) konsorsiyumunun projesi üzerinde çalışmaya başladı. o günkü teknolojik şartlarda istanbul’un atık suyunun bertarafı için biyolojik arıtma sistemleri kurulması öngörülüyordu. kanalizasyon arıtma sistemleriyle ilgili projelendirme yapıldı. hatta damoc projesi istanbul’da atık suyun arıtılmasının deniz kenarındaki bölgelerde değil, karasal bölgelerde yapılmasını öneriyordu. proje 1971’de sunuldu. damoc projesi hayata geçseydi istanbul’un o günkü sorunu çağdaş bir şekilde çözülecekti. proje gerçekleştirilmedi, marmara’dan çok “sular aktı”.

neydi o “sular”?

istanbul bugünkü kadar büyük değildi, ama o zaman da “megakent” denirdi. yine yeni bir konsorsiyumla istanbul kanalizasyon projesi revizyonu adı altında camp-tekser isimli bir proje üretildi. damoc istanbul kanalizasyon ve su temini projesiydi, camp-tekser ise onun “revizyonu!”. ilk iş arıtmalar “ön arıtmaya” çevrildi. politik akıl ve onun şakşakçıları “pisliği kolektörlerde toplarız, derin deniz deşarjıyla marmara’nın alt akıntısına basarız ve karadeniz’e göndeririz” dediler. en iyi şartlarda alt akıntının sadece yüzde 10’u karadeniz’e ulaşıyor. bilim insanlarının yüzde 90’ı ayağa kalktı. “bu olmaz” dendi. ama dinleyen olmadı. kamuoyunda büyük tartışmalar yaşandı. fakat idare bilimle inatlaşarak bu revizyonu uygulamaya soktu. bu, bedrettin dalan’ın “haliç gözlerimin rengi gibi olacak” dediği dönemdir.

marmara’da oksijen miktarı yerlerde sürünüyor. oksijen şu an müsilaj yüzünden daha da düşük. marmara denizi’nin “o bölgesi bu bölgesi” yok. bir havuza içme suyu doldurup bir köşesinden pis su bassanız o su içilir mi?

teknik olarak bu nasıl uygulandı?

ilk önce kuzey ve güney haliç kolektörleri yapıldı. haliç’in bütün pisliği borularla (kuşaklama kolektörleri) toplanarak ahırkapı önünden derin deniz deşarjı yöntemiyle marmara’ya basıldı. denizin alt akıntısını taşıyıcı bir bant (konveyör) gibi düşündüler ve atık suların karadeniz’e gitmesini umdular. velev ki bütün atık su karadeniz’e ulaşsaydı, o zaman da karadeniz kirlenecekti. ne yazıktır ki, kısa sürede bu derin deniz deşarj yöntemi türkiye’deki tüm belediyelere örnek oldu. karadeniz, marmara ve ege’deki tüm kurum ve kuruluşlar bu kervana katıldı. geçen zaman zarfında derin deniz deşarjını aklamak için yönetmelikler çıkarıldı. “derin deniz deşarjı seyreltmeyle arıtma yapıyor” dendi. evet, seyrelme oluyor. bir bardak temiz suya bir damla kirli su eklesem kirlilik seyrelir. ama o su içilir mi? hiçbir arıtma yapmaksızın, nasıl olsa seyreliyor düşüncesiyle atıklar denizlere boca edilmeye başlandı. ne kadar seyrelirse seyrelsin, 32 senenin sonunda geldiğimiz nokta bu. ancak, derin deniz deşarjına taraftar olanlar zamanında alt akıntının kendi “keşifleri” olan odtü kanalı yoluyla “güldür güldür” karadeniz’e gittiğini söylüyorlardı. bunu ispatlamak için “marmara denizi’nin alt akıntısını boyadılar”. neden boyandı? marmara’nın dip akıntısının karadeniz’e gittiğini ispatlamak için boyadılar. alt akıntının ancak yüzde 10’u karadeniz’e ulaşıyor, o da uygun şartlar altında. şimdi de öyle, geçmişte de öyleydi. bunca şey yaşandıktan sonra, “marmara denizi zaten hastaydı” deniyor. değildi, bu hale 1989 sonrası getirildi, daha doğrusu taammüden öldürüldü.

bahsettiğiniz yıllar istanbul’a neoliberal müdahalelerin başladığı yıllar. marmara denizi’nin sağlığının neoliberal kentleşme politikalarıyla nasıl bir ilişkisi var?

1989 istanbul için tasarlanan neoliberal politikaların devreye sokulduğu döneme denk geliyor. o zamanlar camp-tekser projesine karşı çed raporunun muadili olan ingiltere konumlu jones and stokes associates tarafından hazırlanan çevre etki değerlendirme çalışmaları bugünkü durumu tarif ediyordu. “derin deniz deşarjı yaparsanız, türkiye’de balıkçılığa nokta koyarsınız. tür çeşitliliği azalır mevcut türlerin fert adetinde artış olur. oksijen dramatik şekilde düşer, canlılık yok olur” deniyordu. tam olarak belirtmek gerekirse, biyolojik rapor ve çevresel değerlendirme bölümünde, giriş kısmı sonunda, “biyolojik bakımdan, projeden etkilenebilecek deniz kaynakları, ege denizi’nden karadeniz’e kadar uzanmaktadır kısa vadede ölçülenebilir etkiler, proje sahası sınırları içinde kalabilir. ancak, uzun vadede, istanbul ve izmit’in yerleşme sahalarının, ege’den karadeniz’e kadar bütün saha içinde, su niteliğini ve biyolojik kaynakları etkilemesi beklenmektedir” vurgusu yapılıyor. ama bugün de pek çok projede gördüğümüz gibi bilimle inatlaşarak bu garabet sistem hayata geçirildi.
devamını gör...

her yıl ölüm gününde intihar notunu seyrettikten sonra beni derin düşüncelere ve hislere gark ettiren abimiz. bir adım daha atsaydı, atabilseydi bambaşka bir insan olacağından neredeyse eminim. iyi-kötü, rahmet-lanet yobazlığına düşmeden düşünmeliyiz, hepimiz biraz o videodaki kişiyiz.
devamını gör...

küçücük çocukların omzuna hiç taşıyamayacağı sorumluluklar yükleniyor çoğu zaman. tabii bu demek değildir ki her stresli olan çocuk intihar eder. intihar o kadar karmaşık bir konu ki, hele söz konusu çocuklar ise daha karmaşık bir hal alıyor.

bu habere bakacak olursak; anne ve babanın, çocuğun üzerinde oluşturdukları baskı, çocuğu hayal kırıklığına uğratmış olabilir, depresyona sokmuş ve/veya onu öfkelendirmiş olabilir. tabii o öfkeyi de bedenine yansıtıp ani bir kararla böyle bir girişimde bulunmuştur. belki de travma yaşamıştır. direkt ''baba kızdı diye böyle oldu'' demek babayla empati kurdurduğundan kalbimi acıtıyor fakat çocuğun üzerinde ister istemez baskı kurulduğu da bir gerçek.

bundan sonrasında neler yapılmalı peki biraz da bilgim dahilinde ona bakalım; türkiye'de ve dünyada çocuklarda en çok görülen intihar yaş aralığı 15-19 olarak kaydedilmiş. fakat ne yazık ki bu yaş 9'a da düşmekte, bu örnekte gördüğümüz gibi 12 olarak da görülmekte. ilk olarak, çocukla güvenilir bir ilişki kurmak çok önemli. her şeyinde onu korkutmamak, kısıtlamamak gerekiyor. tabii ki devir kötü ve aileler çocuğunu koruma içgüdüsü duyuyor fakat bu, çocuk üzerinde baskı kurmadan yapmaya çalışılmalı.
ikinci olarak, her şey not ve ders değil! küçücük çocuklara bunun için kızmak hatta psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamak, geri alamayacağınız büyük sorunlara yol açabilir. disiplin adı altında çocukta baskı kurulmamalıdır, onlar sadece çocuk. konuşarak anlatmaya çalışılmalı bazı şeyler, ve hep konuşulmamalı. çocuğun da konuşmasına izin verilmeli. anlattıkları dinlenmeli ve anlatmadığı şeyler için ısrar edilmemeli. başka bir gün tekrardan tatlı bir şekilde öğrenmek istediğinizi sorabilirsiniz ya da çocuğunuzda bir sorun olduğunu, bazı şeyleri içine attığını düşünüyorsanız psikoloğa da götürebilirsiniz.
üçüncü olarak, bir çocuğun intiharı düşündüğü; ölüm veya intihar hakkında sıklıkla konuşmasından, aile ve arkadaş çevresinden uzaklaşmasından, suçlu-değersiz hissetmesinden, depresyona girmesinden anlaşılabilir. tekrar belirtme ihtiyacı duyuyorum, bu tarz şeyleri gösteren herkes intihar edecek diye bir şey mümkün değil, zaman zaman hepimiz yaşıyoruz çünkü. fakat çocukta bu şeyler gözlemlendiğinde daha dikkatli davranmak, önlem almak ve psikoloğa götürmekte kesinlikle fayda var.
devamını gör...

bilgilendirme
eski türkçe demek köktürk türkçesini, uygur türkçesini kapsar. kimi bilim adamlarına göre karahanlı türkçesi de eski türkçedir ama genel olarak karahanlı türkçesi orta türkçenin başlangıcı kabul edilir.
başlık altındaki örneklerin çoğu osmanlı türkçesinde kullanılan arapça, farsça sözcüklerdir.
bilgilendirme bitmiştir.
devamını gör...

merak ettiğim şey şu, o kadar z kuşağına sallamalarından sonra insan bekliyor ki sözlüğe bilgi dolu, insanın ufkunu açan, okudukça hayran olacağımız tanımlar bırakmış olsun. açıp bakıyorsun tanımlarına, genellemelerle dolu, ön yargılı, ayrıştıran tanımlar gırla. kısacası amaçları bir tarafı kışkırtarak açtıkları başlığa tanım yazılmasını sağlamak.

ayrıca (bkz: dinime küfreden müslüman olsa)

tanım: bugün kimi ayrıştırsam diyen yazarımsı başlıklarından biridir.
devamını gör...

alarmdan 1 dakika önce uyanabiliyorum
devamını gör...

o kadar lafınız ediliyor artık bir arz-ı endam edin.
devamını gör...

güvenli bir araba mıdır sorusuna geçmeden önce isveç çeliği ile güvenliği bağdaştirmaniz yanlıştır. çelik, otomobilin karoserinde kullanılan bir malzemedir ve güvenliği sadece buna indirgemek çok yanlış olur.
güvenliğe euro ncap testlerinden bakmak gerekirse, şu anda satılmakta olan s60 euro ncap'ten 5 yıldız almıştır. peki ncap testlerinde önemli olan nedir? ncap testlerinde halkımızın bildiği gibi arabanın kaporta ve şasi sağlamlığı ölçülmez. otomobilin güvenlik ekipmanlarını, yolcunun kazadan sonra ne kadar hasar aldığını ve yayaya çarpma durumunda insanlara * ne kadar zarar verdiğini veya koruduğunu göz önüne alarak yıldız verirler. sonuç olarak testlere baktığımızda volvo'nun gerçekten güvenli olduğunu söyleyebilir.
ayrıca görmüşsünüzdür internette bulunan volvo kaza fotoğraflarını. bu kaza fotoğraflarının çoğunda volvo marka araçlara arkadan çarpılmış tır ve çarpan araba pert olurken volvo'da çizik yoktur. bunun asıl sebebi üretilen her otomobilin arkadan aldığı hasarları sönümlemesi için bagaj kısmının ön tarafa göre hasar sönümleyici olarak yapılmasıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mastor ukdesi

bazen hafif dudak kıvrılması bazen de yüz dolduran ama kesinlikle gözlerin gülmediği ve eğreti duran yalancı gülümsemedir.

karşıdakinin önemsemeyeceğini düşündüğümüz durumlarda yaparız.
devamını gör...

müge anlı'ya çıkan kadının kocasının evi.. yok gerçekten yok tam çıldırmalık.
devamını gör...

haram yiyen pis bir ağızla çekilmiş bir besmele allah'a hakarettir. sözünün sahibidir.
devamını gör...

ormanlarının yüz ölçümünü anayasa ile koruma altında bulunduran, prenslerinin doğumunu ağaç dikerek kutlayan, dünyanın tek karbon negatif ülkesi.

bu videoyu izlemelisiniz bence.
devamını gör...

hep derim bir derdini seveyim butonu gelsin sözlüğe diye. bir de yazar arzularına göre tanım yazılabilecek ne vereyim abime butonu olsa ne iyi olur.

(bkz: scientiafobi) * *
devamını gör...

fonda da cem karaca çalıyor ha… şu gülhane parkı’ndaki farkındalığı düşük sevgili ve polislerden söz ettiği şarkı…

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

iş çıkışı eve gelmişimdir
devamını gör...

zam değildir o, zamcık'tır.
devamını gör...

çayım ve kitaplarım dışında hemen hiçbir şey aramıyorum.
ölüm,hastalık,deprem ve benzeri haberlere tepki vermiyorum.
gereksiz her ses fazlasıyla rahatsız ediyor.
devamını gör...

"sakın sana kötüsün diyenlere aldırma. bana da gerizekalısın diyenler oldu. ve ben atomu parçalayıp ellerine verdim."

albert einstein
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim