tevfik fikret
kırgın bir serveti fünun şaiiridir. okusun adam olsun diye yolladığı oğlu papaz olarak dönmüştür. haluk un defteri oğluna yazılmıştır. abdulhak hamit ten gölge olarak bahseder karanlıkları ve kötülükleri ona bağlar. ancak bel bağladığı ittihatçılar da abdulhak hamitten geri kalmamış ve onların da yönetimde iyi olmadığını farkedince tümden her şeyden ümidini kesmiştir.
yiyin efendiler yiyin diyen şair budur.
önemli eserleri : 95 e doğru , promete , ferda ,sabah olursa , yağmur.
yiyin efendiler yiyin diyen şair budur.
önemli eserleri : 95 e doğru , promete , ferda ,sabah olursa , yağmur.
devamını gör...
içimizdeki şeytan
işte bu kitap konuşulur. benim için sabahattin ali'nin en iyi kitabı. şeytan diye isimlendirdiği de karakterin kendi tembelliği ve ihmalkarlığıdır. içimizde sığındığımız bahaneleri yazar çok iyi açığa çıkarmıştır.
devamını gör...
başlığıma hoş geldiniz artısı
genellikle verdiğim artıdır. adam o kadar zahmet edip entry girmiş, boş mu yollayalım? valla olmaz, bana yakışmaz.
devamını gör...
werther etkisi
werther etkisi, sosyolog david phillips‘in intiharın yarattığı taklit edilme etkisini tanımlamak için 1974 yılında ortaya attığı bir terimdir. bu isim, alman yazar wolfgang von goethe tarafından yazılan “genç werther’in acıları” adlı romandan geliyor. bu kitabın baş kahramanı en sonunda aşkı uğruna intihar eder.
bu kitap öyle bir “başarı” yakaladı ki yayınlandıktan kısa bir süre sonra 1774’te yaklaşık 40 tane genç werther’inkine benzer bir şekilde yaşamına son verdi. bu tuhaf ve korkunç vaka, italya ve danimarka gibi bazı ülkelerde kitabın yasaklanmasıyla sonuçlanmıştır.
phillips benzer olaylara dayanarak, 1947 ile 1968 yılları arasında bir araştırma yürüttü ve bazı açıklayıcı fakat rahatsız edici bilgilere ulaştı. keşfettiğine göre, the new york times ne zaman ünlü bir figürün intihar hikayesini yayınlasa sonraki ay intihar oranı neredeyse %12 artıyordu.
monroe’nun ölümünden sonraki aylarda 303 genç yaşamına son verdi. werther etkisi bir kez daha gazetelerin ön sayfalarında yer aldı.
bu meşhur olaydan yıllar sonra, 90’larda amerika halkı kurt cobain ile benzer bir şeye daha şahit oldu. basın ne zaman ünlü bir karakterin ölüm haberini yapsa sonrasında hep bir intihar salgını tüm ülkeyi sarsıyordu.
devamını gör...
çikolataya en çok yakışan şey
waffle
muz
ayrı ayrı yada ikisi birlikte
muz
ayrı ayrı yada ikisi birlikte
devamını gör...
takipçilerini görememek
karma puanımın yeterli olmasına rağmen, aktive etmedim. çok yeri değil ama bu ve sözlük gidişatı hakkında şunları belirtmeyi bir sorumluluk görüyorum.
çok iyi yazan arkadaşlar var. okumaktan keyif aldığım. ancak üzülerek sol frame’in bayalığı, açılan cinsiyetçi başlıklar, mizahtan uzak güldürmeyen yazılar artık bıktırmak üzere. bu konuda başka yazar arkadaşlar da aynı düşünceyi paylaşıyorlar.
elbette kimse akıl vermek değil derdimiz. ancak yazar arkadaşların, sözlüğün kalitesini artırmak için sorumluluk taşımaları gerekir.
ve bu noktada yönetime şu sitemi yollamak isterim.
karma puan, 800 entry gir, etkileşimde kal gibi uygulamalar acaba sözlüğe kalitemi katıyor, yoksa “yazmak” gibi önemli bir uğraşı ucuzlatıyor mu?
ne karma puan umrumda, ne girilen entry sayısı. ama kalite umrumda.
çok iyi yazan arkadaşlar var. okumaktan keyif aldığım. ancak üzülerek sol frame’in bayalığı, açılan cinsiyetçi başlıklar, mizahtan uzak güldürmeyen yazılar artık bıktırmak üzere. bu konuda başka yazar arkadaşlar da aynı düşünceyi paylaşıyorlar.
elbette kimse akıl vermek değil derdimiz. ancak yazar arkadaşların, sözlüğün kalitesini artırmak için sorumluluk taşımaları gerekir.
ve bu noktada yönetime şu sitemi yollamak isterim.
karma puan, 800 entry gir, etkileşimde kal gibi uygulamalar acaba sözlüğe kalitemi katıyor, yoksa “yazmak” gibi önemli bir uğraşı ucuzlatıyor mu?
ne karma puan umrumda, ne girilen entry sayısı. ama kalite umrumda.
devamını gör...
tanımadığınız yazarın entrylerinizi oylaması
sonra yazarlar kankacı!*
devamını gör...
türkiye'nin üç kelimelik özeti
geldim gördüm kaçtım.
devamını gör...
aşk sektörünün bitmesi
artık kimsenin kimseye aşık olmadığını fark ederek açtığım başlık.
herkes eski aşkına dönerse piyasanın canlanacağını düşünüyorum.
herkes eski aşkına dönerse piyasanın canlanacağını düşünüyorum.
devamını gör...
4 haziran 2021 135 milyar metreküp doğalgaz keşfi
bil bakalım ne zaman kullanılacak..?
doğru bildin.
t: rte seçim projesini açıklamıştır.
doğru bildin.
t: rte seçim projesini açıklamıştır.
devamını gör...
köyden kız almanın daha cazip olması
hiç müge anlı izlememiş yazar beyanı.
devamını gör...
ısparta
turlarda, salda gölü + lavanta tarlaları demek olan şehir.
devamını gör...
bilişsel empati
empati genel anlamda ikiye ayrılır; bilişsel empati ve duygusal empati. detaylı ayrımda ise davranışsal empati, toplumsal empati gibi farklı türleri vardır.
bilişsel empati; kısaca bir kişinin nasıl düşündüğünü, yaşadığı duygusal durumun ne olduğunu anlayabilme olarak tanımlanabilir.
iş hayatında ve sosyal hayatta ilişkilerde başarılı olmanın ilk adımı bilişsel empati yeteneğinden geçiyor diye düşünüyorum. geliştirilebilir bu yetenek, özellikle duygusal empatinin yarattığı korkulardan ve kafa karışıklıklarından uzaklaşıldığında çözüm odaklı bakış açısı kazandırır.
iddialara göre katiller ve psikopatlarda bilişsel empati yüksek olmasına rağmen duygusal empati ya hiç yok ya da çok az. ancak asıl tehlikeli olanlar her iki empati türünün de yüksek olduğu katil ve psikopatlar.
bilişsel empatinin gelişmesinde orta-ön lobun (medial prefrontal korteks) etkin rolü vardır.
developmental psychology dergisinde yayımlanan bir araştırmada bilişsel empatinin kızlarda 13, erkeklerde ise 15 yaşından itibaren artış gösterdiği bulundu.
empati geliştirilebilir bir beceridir. örneğin; uludağ üniversitesi eğitim fakültesi dergisinde yayımlanan bir araştırmada ilkokul 4. sınıfta öğrenim gören on öğrenciye empati becerilerini geliştirmelerini sağlamak amacıyla çeşitli etkinlikler içeren bir program uygulandı. eğitim programında öğrencilerin farklı duyguları tanıyabilme, ifade edebilme, aynı durum karşısında farklı kişilerin farklı duygular hissedebileceğini kavrayabilme, dinleme becerisi kazanma, bir duruma empati yaparak tepki verebilme gibi becerilerini geliştirmeye yönelik yöntemler uygulandı. sonuçta eğitim alan öğrencilerin ölçülen empati becerilerinin eğitim almayan kontrol grubundaki öğrencilerinkine göre artış gösterdiği bulundu.(ama tabii 10 öğrenciden oluşan örneklem yeterli midir tartışılır.)
bilişsel empati; kısaca bir kişinin nasıl düşündüğünü, yaşadığı duygusal durumun ne olduğunu anlayabilme olarak tanımlanabilir.
iş hayatında ve sosyal hayatta ilişkilerde başarılı olmanın ilk adımı bilişsel empati yeteneğinden geçiyor diye düşünüyorum. geliştirilebilir bu yetenek, özellikle duygusal empatinin yarattığı korkulardan ve kafa karışıklıklarından uzaklaşıldığında çözüm odaklı bakış açısı kazandırır.
iddialara göre katiller ve psikopatlarda bilişsel empati yüksek olmasına rağmen duygusal empati ya hiç yok ya da çok az. ancak asıl tehlikeli olanlar her iki empati türünün de yüksek olduğu katil ve psikopatlar.
bilişsel empatinin gelişmesinde orta-ön lobun (medial prefrontal korteks) etkin rolü vardır.
developmental psychology dergisinde yayımlanan bir araştırmada bilişsel empatinin kızlarda 13, erkeklerde ise 15 yaşından itibaren artış gösterdiği bulundu.
empati geliştirilebilir bir beceridir. örneğin; uludağ üniversitesi eğitim fakültesi dergisinde yayımlanan bir araştırmada ilkokul 4. sınıfta öğrenim gören on öğrenciye empati becerilerini geliştirmelerini sağlamak amacıyla çeşitli etkinlikler içeren bir program uygulandı. eğitim programında öğrencilerin farklı duyguları tanıyabilme, ifade edebilme, aynı durum karşısında farklı kişilerin farklı duygular hissedebileceğini kavrayabilme, dinleme becerisi kazanma, bir duruma empati yaparak tepki verebilme gibi becerilerini geliştirmeye yönelik yöntemler uygulandı. sonuçta eğitim alan öğrencilerin ölçülen empati becerilerinin eğitim almayan kontrol grubundaki öğrencilerinkine göre artış gösterdiği bulundu.(ama tabii 10 öğrenciden oluşan örneklem yeterli midir tartışılır.)
devamını gör...
iki çeşit insan vardır
sözlükte tanımları beğenen ve beğenmeyip mezara götüren.
(bkz: kafa sözlük’teki oylama alışkanlığı)
(bkz: kafa sözlük’teki oylama alışkanlığı)
devamını gör...
banyodan çıkınca bornozla oturmak
yaz kış keyifle yaptığım günlük rutinim.soğuk sade soda eşliğinde.şu an olduğu gibi.
devamını gör...
terazi burcu erkeği
bir çok şey'dir.
terazi burcu erkeği olarak aktarayım.
flörtleşmeyi çok severiz. kafa iyiyken estetik algılarımıza ters düştüğünü bildiğimiz bir kadınla bile barın birinde kesişmek çok leziz gelir. hatta yanımızda sevgilimiz varken bile yaparız bunu 'küçük çaplı heyecanlar' bağımlısıyız bu türden şeyler için yaşıyoruz.
onlar olmazsa hayat pek heyecanlı ve keyifli gelmiyor. dozu zaman zaman arttırır, zamanı gelir de her şeyi 'elimize yüzümüze' batırdıysak azaltırız.
muhteşem yalan söyleme becerilerine sahibiz ve siz olayı anlayana kadar bir yenisi daha eklenir. konuşmak da bir sanattır keza. onun da kendi içinde estetiği olmalıdır.
langır lungur konuşan, bok sesli insanlardan irrite oluruz, güzel konuşanı dinleriz.
evvel zamanlara dönecek olursak biz de sevebiliyoruz arkadaşlar. ama sevmenin götürülerinin getirilerinden fazla olduğunu yaşaya yaşaya, bir kapıdan girip diğerinden çıka çıka hayattaki ideal aşk figürümüzün hikayesi kafamızdan silindi, nasıl bu hale geldiğimizi hatırlamaz olduk, nereden geldik? gitmek istediğimiz yer-vardığımız yer mi artık hiçbir şeyin öneminin kalmayacağı yaşlardan sonra ilgilenmez olduk.
insanın ne türden birisi oldğunu kendi kendine kabul edenlerdeniz. biliriz boklarımızı, kırdığımız insanları, kalpleri. zamanla kendi acılarımızı bile bunlara alet edebiliriz.
her duyguyu her ne boktan olguysa, bir şeyi istiyorsak elde etmek için manipüle ederiz, sonuna kadar kullanır. elde ettikten sonra gelişen 'devam etme süreci' bizim perdeleri kapatmamızla eş değer. geri sayımdır bizim için.
oysa sevgiyi her zaman hayatın en keyif saçan, mutluluk veren meyvesi olarak görmüşüzdür, filmlerden-müziklerden-kitaplardan çok etkileniriz.
ama bunlar büyüdükçe 'içte' kalan şeyler halini alır. zamanla kötü bir insana dönüşmekle alakalı galiba. bilmiyorum.
dostlarımıza çok düşkün olduğumuz kadar, tek yanlışlarında zart diye hayatımızdan uzaklaştırabiliriz. bizdeki asıl olay 'ne ekersen onu biçersin' hem de her türlü bok için.
dünyanın en tembel insanları olabildiğimiz gibi, anlık gazlama yada itici bir güç ile dünyayı 'öfke' 'sevgi' 'özlem' 'başarı' 'hırs' gibi duygularla tersine çevirebiliriz.
öfke demişken, içimiz zaten hep öfke dolu. ama o kadar çok şeye öfkelenip zamanla çoğu şeyin değişmemesi sebebiyle 'elimizde olmadığı için' artık sallamama moduna takmış, devam ediyoruzdur.
hiçbir şeyi umursamaz lafı çok cilalı. iddialı. yok böyle bir şey. özellikle 'hırs' yada 'öfke' mekanizmasına dokunca anlarsınız.
insanlardan nefret edip, yalnız kalmaktan deli gibi korkarız.
romantizmin kralını yaparız. canımız isterse tabi. konu bir yerden sonra sadece 'seks' olduğundan, üzgünüm ama romantizmi sallarız, ama çok şahane numara yaparız.
alkolü bol bol gönlümüzce sever-içeriz. etrafımızda da sevdiğimiz adamlar varsa, elde de manita.. ohh değmeyin keyfimize.
ama hemen ertesi gün 'boşluk' hissederiz evde tek başımıza otururken.
kafası oldukça çalışan insanlarız uyarayım. sinsilik gibi huylarımız bile var. dedikodu yapar-manipüle ederiz örgütleriz insanları-sonra çekilir kenara uzaktan izleriz-insanlar karıştıklarıyla kalır, hatta mevzunun kaynağının 'biz' olduğunu bile düşünmezler.
ama unutmayın 'ne ekersen onu biçersin' birileri mutlaka canımızı sıkmıştır.
vs vs daha sonra devam. sıkıldım.
terazi burcu erkeği olarak aktarayım.
flörtleşmeyi çok severiz. kafa iyiyken estetik algılarımıza ters düştüğünü bildiğimiz bir kadınla bile barın birinde kesişmek çok leziz gelir. hatta yanımızda sevgilimiz varken bile yaparız bunu 'küçük çaplı heyecanlar' bağımlısıyız bu türden şeyler için yaşıyoruz.
onlar olmazsa hayat pek heyecanlı ve keyifli gelmiyor. dozu zaman zaman arttırır, zamanı gelir de her şeyi 'elimize yüzümüze' batırdıysak azaltırız.
muhteşem yalan söyleme becerilerine sahibiz ve siz olayı anlayana kadar bir yenisi daha eklenir. konuşmak da bir sanattır keza. onun da kendi içinde estetiği olmalıdır.
langır lungur konuşan, bok sesli insanlardan irrite oluruz, güzel konuşanı dinleriz.
evvel zamanlara dönecek olursak biz de sevebiliyoruz arkadaşlar. ama sevmenin götürülerinin getirilerinden fazla olduğunu yaşaya yaşaya, bir kapıdan girip diğerinden çıka çıka hayattaki ideal aşk figürümüzün hikayesi kafamızdan silindi, nasıl bu hale geldiğimizi hatırlamaz olduk, nereden geldik? gitmek istediğimiz yer-vardığımız yer mi artık hiçbir şeyin öneminin kalmayacağı yaşlardan sonra ilgilenmez olduk.
insanın ne türden birisi oldğunu kendi kendine kabul edenlerdeniz. biliriz boklarımızı, kırdığımız insanları, kalpleri. zamanla kendi acılarımızı bile bunlara alet edebiliriz.
her duyguyu her ne boktan olguysa, bir şeyi istiyorsak elde etmek için manipüle ederiz, sonuna kadar kullanır. elde ettikten sonra gelişen 'devam etme süreci' bizim perdeleri kapatmamızla eş değer. geri sayımdır bizim için.
oysa sevgiyi her zaman hayatın en keyif saçan, mutluluk veren meyvesi olarak görmüşüzdür, filmlerden-müziklerden-kitaplardan çok etkileniriz.
ama bunlar büyüdükçe 'içte' kalan şeyler halini alır. zamanla kötü bir insana dönüşmekle alakalı galiba. bilmiyorum.
dostlarımıza çok düşkün olduğumuz kadar, tek yanlışlarında zart diye hayatımızdan uzaklaştırabiliriz. bizdeki asıl olay 'ne ekersen onu biçersin' hem de her türlü bok için.
dünyanın en tembel insanları olabildiğimiz gibi, anlık gazlama yada itici bir güç ile dünyayı 'öfke' 'sevgi' 'özlem' 'başarı' 'hırs' gibi duygularla tersine çevirebiliriz.
öfke demişken, içimiz zaten hep öfke dolu. ama o kadar çok şeye öfkelenip zamanla çoğu şeyin değişmemesi sebebiyle 'elimizde olmadığı için' artık sallamama moduna takmış, devam ediyoruzdur.
hiçbir şeyi umursamaz lafı çok cilalı. iddialı. yok böyle bir şey. özellikle 'hırs' yada 'öfke' mekanizmasına dokunca anlarsınız.
insanlardan nefret edip, yalnız kalmaktan deli gibi korkarız.
romantizmin kralını yaparız. canımız isterse tabi. konu bir yerden sonra sadece 'seks' olduğundan, üzgünüm ama romantizmi sallarız, ama çok şahane numara yaparız.
alkolü bol bol gönlümüzce sever-içeriz. etrafımızda da sevdiğimiz adamlar varsa, elde de manita.. ohh değmeyin keyfimize.
ama hemen ertesi gün 'boşluk' hissederiz evde tek başımıza otururken.
kafası oldukça çalışan insanlarız uyarayım. sinsilik gibi huylarımız bile var. dedikodu yapar-manipüle ederiz örgütleriz insanları-sonra çekilir kenara uzaktan izleriz-insanlar karıştıklarıyla kalır, hatta mevzunun kaynağının 'biz' olduğunu bile düşünmezler.
ama unutmayın 'ne ekersen onu biçersin' birileri mutlaka canımızı sıkmıştır.
vs vs daha sonra devam. sıkıldım.
devamını gör...
bir kişiden 10 beğeni vs 10 kişiden 1 beğeni
okunduğu takdirde ikisi de olur.
devamını gör...


