akrasia etkisi
akrasia, en basit anlamıyla "erteleme hastalığı"dır. akrasia etkisi, daha iyi olan kararlarınıza karşı hareket etme durumudur. başka bir şey yapmanız gerektiğini bildiğiniz halde, onun yerine diğer bir şeyi yapmanızdır.
devamını gör...
poliüretan
poliüretan karbamat bağlantıları ile birleştirilen organik üniteler zincirinden oluşan bir polimerdir. esnek ve esnemeyen köpükler, dayanıklı elastomerler ve yüksek performanslı yapıştırıcılar, sentetik lifler, contalar, halıların alt kısmı ve sert plastik yapımında kullanılırlar. esnek poliüretan köpükler, poliüretan süngerler olarak da bilinirler ve yataklarda, mobilyalarda konfor malzemesi olarak vazgeçilmezdirler. esnemeyen köpükler ise daha çok ısı ve ses izolasyonunda kullanılırlar. poliüretan ürünlere çoğu zaman üretanlar da denir. ancak etil karbamat olarak da bilinen özel üretan maddesi ile karıştırılmamalıdır. poliüretanlar etil karbamattan yapılmaz ve onu içermezler.
aynı zamanda kadın prezervatifleri poliüretan'dan üretilir. erkek prezervatifleri gibi lateks'den üretilmezler.

aynı zamanda kadın prezervatifleri poliüretan'dan üretilir. erkek prezervatifleri gibi lateks'den üretilmezler.

devamını gör...
hayatınızın rengi
hayatımın rengi mor.
insan gözü tarafından görülebilen en yüksek renktir mor ve oldukça titreşimlidir.
negatif enerjiler düşük titreşimler olduğundan yüksek titreşime sahip olan bu renkte barınamazlar.
insan gözü tarafından görülebilen en yüksek renktir mor ve oldukça titreşimlidir.
negatif enerjiler düşük titreşimler olduğundan yüksek titreşime sahip olan bu renkte barınamazlar.
devamını gör...
nickim yok benim
eline verilmesi gereken yazar. mazbatasını yani.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
sana zahmet çayımı tazeleyiver..
devamını gör...
ruhen yorgun olmak
fiziksel bi ağrın yok, yorgunluğun yok ama yorgun ve bitkin hissediyorsun. heh işte o depresyon ya da büyük ihtimalle depresyon başlangıcı. uzmanı dışında kimse doğru teşhis edemez elbette ama dikkat etmekte fayda var.
devamını gör...
sistem
sınırları belli, bir amaç dahilinde fiziksel ya da kavramsal birden çok bileşenin oluşturduğu bütün.
sistemler açık-kapalı, canlı-cansız, soyut-somut, doğal-beşeri, statik-dinamik olmak üzere farklı açıda incelenir. hepsine tek tek değinmeden önce sistemin özelliklerini tanıyalım.
öncelikle sistemin onu çevresinden ayıran sınırı ya da sınırları bulunur ve her sistem, kendinden küçük alt sistemlerden oluşur. bir ülke yönetimini sisteme benzetecek olursak, bakanlıkları da alt sistem olarak değerlendirebiliriz. onları da, daha alt gruplar, bakanlığa bağlı vakıflar vs. olarak.
sistemi oluşturan ögeler arasında karşılıklı bağlılık ve bağımlılık vardır. birbiriyle ilişki halindedir. bu ilişki karşılıklı beslenme, bilgi alışverişi ya da karar mekanizmasının ortaklığı olabilir. küçük alt sistemler büyük bir sistemi oluşturabileceği gibi, büyük bir sistem küçük alt sistemlere bölünmüş de olabilir.
ve bana göre en önemli unsur; sistem, sistem ögelerinin aritmetik toplamı değil organik toplamıdır. yani bütün parçaların toplamından büyüktür. bu da sistemin gücünü doğuran temel unsurdur. 2+2 = 5
kafa bulandırmadan sistem gruplarına geçeyim.
1-) açık-kapalı sistemler
a-) açık sistem; çevresiyle ilişkisi olan, haberleşen, birbirini etkileyebilen ve/veya değiştirebilen sistem türüdür. dış çevreden gelen girdi, belli işleme ya da işlemlere tabi tutularak bir çıktı verir. sonra ortaya çıkan çıktı da yine, yeni bir girdi olarak işleme alınır. böyle böyle gelişim sağlanır.
b-) kapalı sistem; dış çevreden etkilenmeyen sistem türüdür. sadece iç işleyiş esastır, dış faktörler yok sayılır ve dikkate alınmaz. girdi -> işlem işlem -> çıktı şeklinde bir sıra izler. çıktı tekrar işleme uğramaz.
2-)canlı-cansız sistemler
a-) canlı sistemler, elemanları canlı ve değişken yapılardan oluşan; doğum ve ölüm, türeyiş ve yok oluş gibi faktörlerden etkilenebilen sistem türleridir. ekosistem harika bir örneğidir.
b-) cansız sistem ise biyolojik standartlardan uzak, çoğunlukla mekanik olarak karşımıza çıkan sistemler işte. bu bağlamda süreçsel değişime bir noktada kapalı olurlar, teknolojik cihazlar; işletim sistemleri gibi örnekler sunulabilir.
3-) soyut-somut sistemler
a-) soyut sistemler; tüm elemanları kavramlardan oluşan sistemlerdir. somut karşılığı olmamasına rağmen belli bir sistematiği takip eden yapılardır. düşünce sistemi en bilindik örneğidir.
b-) somut sistem; en az iki elemanı nesnelerden oluşan sistemdir. içerisinde soyut elemanlar bulundurabildikleri gibi, sadece somut elemanlardan ibaret de olabilirler. yine kullandığımız teknolojik cihazların sistemleri buna örnektir.
4-) doğal-beşeri sistemler
a-) doğal sistem, insan eli değmeden kendi kendine ya da insan dışı diğer sebeplerle oluşmuş sistem türü. güneş sistemi ya da yağış sistemi bunun bir örneğidir.
b-) insan eliyle oluşan işletme hiyerarşik sistemleri, mekanik sistemler... evet anlaşılabileceği üzere bir sistem, birkaç farklı sistem grubu içinde incelenebilip, dahil olabiliyor. matematik mesela. açık, cansız, soyut, beşeri bir sistem.
5-) statik-dinamik sistemler
a-) statik sistemler, çevredeki değişkenlerden etkilenmez ya da doğrudan etkilenmezler. yani, değişimlere karşı duyarlılıkları yoktur ya da kısmidir demek istiyorum. var olan durumunu belli bir süre boyunca korumaya yönelik yapıları vardır.
b-) dinamik sistemler, geri besleme mekanizmasıyla çalışır. yukarıda incelemiş olduğumuz açık sistemler buna bir örnektir. dış etkenlerle fazlasıyla içli dışlı olan bu tür sistemler, çeşitli parametreler ve verilerde yaşanan değişkenler ile köklü bir değişime bile uğrayabilir ya da bozulabilirler.
(bkz: entropi)
bir de basit-karmaşık sistem kavramı var ki, bana göre göreceli olan bu konudan bahsetmek istemiyorum. tüm yazıyı da yine bu konuyla ilgili bir yazı kaleme alırken temel olsun diye yazdım. yüzeysel haliyle böyle işte sistem konusu. iş hayatından, pozitif bilimlere, politikadan dinlere her alanda karşımıza çıkabiliyorlar.
sistemler açık-kapalı, canlı-cansız, soyut-somut, doğal-beşeri, statik-dinamik olmak üzere farklı açıda incelenir. hepsine tek tek değinmeden önce sistemin özelliklerini tanıyalım.
öncelikle sistemin onu çevresinden ayıran sınırı ya da sınırları bulunur ve her sistem, kendinden küçük alt sistemlerden oluşur. bir ülke yönetimini sisteme benzetecek olursak, bakanlıkları da alt sistem olarak değerlendirebiliriz. onları da, daha alt gruplar, bakanlığa bağlı vakıflar vs. olarak.
sistemi oluşturan ögeler arasında karşılıklı bağlılık ve bağımlılık vardır. birbiriyle ilişki halindedir. bu ilişki karşılıklı beslenme, bilgi alışverişi ya da karar mekanizmasının ortaklığı olabilir. küçük alt sistemler büyük bir sistemi oluşturabileceği gibi, büyük bir sistem küçük alt sistemlere bölünmüş de olabilir.
ve bana göre en önemli unsur; sistem, sistem ögelerinin aritmetik toplamı değil organik toplamıdır. yani bütün parçaların toplamından büyüktür. bu da sistemin gücünü doğuran temel unsurdur. 2+2 = 5
kafa bulandırmadan sistem gruplarına geçeyim.
1-) açık-kapalı sistemler
a-) açık sistem; çevresiyle ilişkisi olan, haberleşen, birbirini etkileyebilen ve/veya değiştirebilen sistem türüdür. dış çevreden gelen girdi, belli işleme ya da işlemlere tabi tutularak bir çıktı verir. sonra ortaya çıkan çıktı da yine, yeni bir girdi olarak işleme alınır. böyle böyle gelişim sağlanır.
b-) kapalı sistem; dış çevreden etkilenmeyen sistem türüdür. sadece iç işleyiş esastır, dış faktörler yok sayılır ve dikkate alınmaz. girdi -> işlem işlem -> çıktı şeklinde bir sıra izler. çıktı tekrar işleme uğramaz.
2-)canlı-cansız sistemler
a-) canlı sistemler, elemanları canlı ve değişken yapılardan oluşan; doğum ve ölüm, türeyiş ve yok oluş gibi faktörlerden etkilenebilen sistem türleridir. ekosistem harika bir örneğidir.
b-) cansız sistem ise biyolojik standartlardan uzak, çoğunlukla mekanik olarak karşımıza çıkan sistemler işte. bu bağlamda süreçsel değişime bir noktada kapalı olurlar, teknolojik cihazlar; işletim sistemleri gibi örnekler sunulabilir.
3-) soyut-somut sistemler
a-) soyut sistemler; tüm elemanları kavramlardan oluşan sistemlerdir. somut karşılığı olmamasına rağmen belli bir sistematiği takip eden yapılardır. düşünce sistemi en bilindik örneğidir.
b-) somut sistem; en az iki elemanı nesnelerden oluşan sistemdir. içerisinde soyut elemanlar bulundurabildikleri gibi, sadece somut elemanlardan ibaret de olabilirler. yine kullandığımız teknolojik cihazların sistemleri buna örnektir.
4-) doğal-beşeri sistemler
a-) doğal sistem, insan eli değmeden kendi kendine ya da insan dışı diğer sebeplerle oluşmuş sistem türü. güneş sistemi ya da yağış sistemi bunun bir örneğidir.
b-) insan eliyle oluşan işletme hiyerarşik sistemleri, mekanik sistemler... evet anlaşılabileceği üzere bir sistem, birkaç farklı sistem grubu içinde incelenebilip, dahil olabiliyor. matematik mesela. açık, cansız, soyut, beşeri bir sistem.
5-) statik-dinamik sistemler
a-) statik sistemler, çevredeki değişkenlerden etkilenmez ya da doğrudan etkilenmezler. yani, değişimlere karşı duyarlılıkları yoktur ya da kısmidir demek istiyorum. var olan durumunu belli bir süre boyunca korumaya yönelik yapıları vardır.
b-) dinamik sistemler, geri besleme mekanizmasıyla çalışır. yukarıda incelemiş olduğumuz açık sistemler buna bir örnektir. dış etkenlerle fazlasıyla içli dışlı olan bu tür sistemler, çeşitli parametreler ve verilerde yaşanan değişkenler ile köklü bir değişime bile uğrayabilir ya da bozulabilirler.
(bkz: entropi)
bir de basit-karmaşık sistem kavramı var ki, bana göre göreceli olan bu konudan bahsetmek istemiyorum. tüm yazıyı da yine bu konuyla ilgili bir yazı kaleme alırken temel olsun diye yazdım. yüzeysel haliyle böyle işte sistem konusu. iş hayatından, pozitif bilimlere, politikadan dinlere her alanda karşımıza çıkabiliyorlar.
devamını gör...
kentte sıcak gece
trevanian'ın 2000 yılında yayınlanan romanı. türkçeye neşe olcaytu tarafından çevrilmiştir. trevanian'ın akıcı diliyle çok güzel hikayeler var kitapta. çok derinlere inmeden keyifli vakit geçirmek için iyi bir tercih.
"insan bazen şu tek başına duran eşyalardan bile yalnız olabilir."
"tanrı cimri insanları zenginliğin tuzağına düşürerek cezalandırır; tıpkı gönlü zengin ve bonkör kişileri yoksulluğun güvenli sığınağında koruduğu gibi."
"insan bazen şu tek başına duran eşyalardan bile yalnız olabilir."
"tanrı cimri insanları zenginliğin tuzağına düşürerek cezalandırır; tıpkı gönlü zengin ve bonkör kişileri yoksulluğun güvenli sığınağında koruduğu gibi."
devamını gör...
dobida
ankara çankaya'da bulunan dorukgiller veteriner kliniğinin tatlı veteriner hekimlerinden biri olan sevgi doruk demirci'nin eşi doruk demirci tarafından kurulmuş dünyanın en tatlı youtube kanalıdır.
"bilinçli insanlar, sağlıklı doğa" mottosuyla harekete geçmiş olan dorukgiller veteriner kliniği çalışanları kanalda ellerinden geldiğince bilgi verip bilinç oluşmasını sağlamaktadırlar.
bilgilendirme: youtube katıl gelirini hayvan barınaklarına bağışlıyorlar ve görebileceğiniz en hayvansever insanlar kendileri. o yüzden bu entryyi yazmayı boynumun borcu bildim. reklam değildir, olmayacaktır.
edit: dobida isminin açılımı gizemini koruyor. doruk beyin söylediğine göre sadece 3 kişi biliyormuş.
"bilinçli insanlar, sağlıklı doğa" mottosuyla harekete geçmiş olan dorukgiller veteriner kliniği çalışanları kanalda ellerinden geldiğince bilgi verip bilinç oluşmasını sağlamaktadırlar.
bilgilendirme: youtube katıl gelirini hayvan barınaklarına bağışlıyorlar ve görebileceğiniz en hayvansever insanlar kendileri. o yüzden bu entryyi yazmayı boynumun borcu bildim. reklam değildir, olmayacaktır.
edit: dobida isminin açılımı gizemini koruyor. doruk beyin söylediğine göre sadece 3 kişi biliyormuş.
devamını gör...
amel defterimiz kaybolursa ne olacak sorunsalı
“melekler de insan” mı? nasıl yani? ne?
devamını gör...
kafa sözlük diye bir yer varmış üye olucam lan
fazlasıyla ağır bir ceza almış yazar. tamam tanımlarını beğenmediğim ama ilgi çekici bulduğum, ''dur bakalım lan ne saçmalamış yine'' dediğim ve arada güldüren zararsız bir arkadaşımızdı.
üstelik tanımlarını da iade etmemişsiniz adama. her akil yazarın eleştireceği bir uçurulma hadisesi olmuş.
üstelik tanımlarını da iade etmemişsiniz adama. her akil yazarın eleştireceği bir uçurulma hadisesi olmuş.
devamını gör...
behzat ç. dizisindeki harun karakteri
ağzımızda buruk bir tad bırakan behzat ç karakteridir kendisi hem komik hem hüzünlüdür. ayrıca bir başkadır dizisinde iyi iş çıkarmıştır. böyle söylememin sebebi hangi karakterde oynarsa oynasın o benim için harundur.
devamını gör...
köyden kız almanın daha cazip olması
çok yakından tanıdığımız bir aile, bu şekilde görücü usulü köyden alınıp getirilen galiba o zaman 18-20 yaşlarındaydı, bir kızcağızımızla oğlunu evlendirdi ve sonra, bu kızcağızımızın eşinin erkek kardeşinin şüphelenip takip etmesiyle (çünkü kızın eşi gerçekten istanbulda doğup büyümesine rağmen, aşırı iyi niyetli bir insan)
pornografik fotoğraflarmı dersiniz, sapkın buluşmalarmı dersiniz, sevgilisi ile çok fena halde yakaladılar.
tabi bu arada iki çocuk var küçükler, annelerini özlüyorlar, anneleri onları özlüyor, kadın hala anne, birde babalık şüpheleri filan çok fena olaylar, allah kimseye yaşatmasın.
yani öyle köyden alınca bitmiyor iş, artık her yer aynı bence, köyü kasabası kalmadı hiçbir yerin,
birde bu kızcağızımızın kayınvalidesi kişi birgün bizim eve gelmiş çok eskiden, bende o zaman arkadaşımda kalıcakmışım eve gelmiycek demiş annem, bu kadın demişki nasıl izin veriyorsunuz, aa ooo filan, annemde demişki o arkadaşı da bizde kalır ailesini tanıyoruz falan filan,
annem bunu unutmamış tabi bu olay patlayınca, aradan geçmiş 20 yıl :
demişki, "allahıma bin şükür, benim kızım onistanbul internetten kimseyle tanışmaz konuşmaz, hiç sevmez öyle şeyleri, girmemiş bile, kendi resminide koymaz, hiç ilgilenmedi bu işlerle yıllardır, o boyuna posuna bir tane fotoğrafını çekip de, hiç özenmedi öyle şeylere maşallah, yoksa ne insanlar var" diyerekten, 20 yıllık karın ağrısınıda orada halletmiş.
şimdi ben aa bu saatte, oo nerden geliyor, o bırakan kimdi tanıyormusunuz, nereye gidiyor, filan denilen şehirli bir kadınım,
(tabi biz 40 yıldır aynı adreste oturduğumuz için, komşularımız da aynı insanlar çoğunlukla, her semt de böyle değildir, güya şehir)
birde ne yaptığı, yapacağı belli olmayan, ve sadece tanıtımı yapılan köyden alınacak arkadaşlar var, her şehirli benim gibi, her köyden gelende şaşırır diye birşey yok ama, yıl olmuş 2021, öyle bir köy yok artık, bir insandan beklentiniz ne ise onu nasıl anlayacağınızı öğrenin ve geliştirin bence, bu daha mantıklı, menşeiyle, soyuyla, suyuyla alakalı değil bu iş.
pornografik fotoğraflarmı dersiniz, sapkın buluşmalarmı dersiniz, sevgilisi ile çok fena halde yakaladılar.
tabi bu arada iki çocuk var küçükler, annelerini özlüyorlar, anneleri onları özlüyor, kadın hala anne, birde babalık şüpheleri filan çok fena olaylar, allah kimseye yaşatmasın.
yani öyle köyden alınca bitmiyor iş, artık her yer aynı bence, köyü kasabası kalmadı hiçbir yerin,
birde bu kızcağızımızın kayınvalidesi kişi birgün bizim eve gelmiş çok eskiden, bende o zaman arkadaşımda kalıcakmışım eve gelmiycek demiş annem, bu kadın demişki nasıl izin veriyorsunuz, aa ooo filan, annemde demişki o arkadaşı da bizde kalır ailesini tanıyoruz falan filan,
annem bunu unutmamış tabi bu olay patlayınca, aradan geçmiş 20 yıl :
demişki, "allahıma bin şükür, benim kızım onistanbul internetten kimseyle tanışmaz konuşmaz, hiç sevmez öyle şeyleri, girmemiş bile, kendi resminide koymaz, hiç ilgilenmedi bu işlerle yıllardır, o boyuna posuna bir tane fotoğrafını çekip de, hiç özenmedi öyle şeylere maşallah, yoksa ne insanlar var" diyerekten, 20 yıllık karın ağrısınıda orada halletmiş.
şimdi ben aa bu saatte, oo nerden geliyor, o bırakan kimdi tanıyormusunuz, nereye gidiyor, filan denilen şehirli bir kadınım,
(tabi biz 40 yıldır aynı adreste oturduğumuz için, komşularımız da aynı insanlar çoğunlukla, her semt de böyle değildir, güya şehir)
birde ne yaptığı, yapacağı belli olmayan, ve sadece tanıtımı yapılan köyden alınacak arkadaşlar var, her şehirli benim gibi, her köyden gelende şaşırır diye birşey yok ama, yıl olmuş 2021, öyle bir köy yok artık, bir insandan beklentiniz ne ise onu nasıl anlayacağınızı öğrenin ve geliştirin bence, bu daha mantıklı, menşeiyle, soyuyla, suyuyla alakalı değil bu iş.
devamını gör...
en olmadık zamanda araya kaçan don
manuel kontrol gerektirir.
devamını gör...
afrodit
güzelliğin, şehvetin ve fuhşun mabudesi olan aphrodite bir şafak vakti kıbrıs adasının mersin ağaçları ile kaplı bir sahilinde bir sedef çanak içinde şaheser bir inci gibi doğdu. bu şey, evvela tüm mabudlar alemini velveleye verdi; kadınlar kıskandı erkekler de sahibi olmak istediler. kocası ares ve aresten olma oğlu da eros’tur. eski yunanda sembolü de altın elmadır. bu elmanın sembolü oluşu şu şekilde belirtilmektedir;
zeus bir gün olympus dağında büyük bir ziyafet verir ve bu öyle şatafatlı bir ziyafettir ki kevser şarabı içilip anberiye yeniyordu. derken bu ziyafetin en güzel bir anında masanın ortasına birden bir altın elmanın yuvarlandığı görüldü ve bu altın elmanın üzerinde “en güzel dişi mabuda”, diye yazılmıştı. bu altın elmanın sahibi kim olacak diye oldukça uzun süre tartışıldı lakin bir netice elde edilemedi. bunun üzerine bu yükü bir faniye yüklemeye karar verildi. kim yapar diye münakaşa edildi ve sonucunda çanakkale boğazı yakınında troya kralının oğlu paris’in seçmesine karar verildi ve paris hemen olympus dağına getirildi.
paris, faniler arasındaki en güzel erkekti, namı oldukça çoktu ve dilber bir erkekti (onun ile ilgili lakaplar da bulunur; zeusun sakisi, ceylan ayaklı, bakireleri baştan çıkaran oğlan...). meclis toplanınca parisin önünden sırası ile dişi mabudlar geçmeye başladı;
1- hera, inanılmaz bir debdebe ve gösteriş ile geçti. aile sadakati, analık ve şefkatin temsiliydi hera, başında yıldızlardsn bir çelenk, giysileri ise aile fazileti mücevherleri ile doluydu.
2-athena geçti. bakire olan bu mabud muhteşemengiz güzelliği ile ilmin, sanatın, zekanın temsilcisi sayılıyordu. geçerken başında altın bir miğfer elinde ise altın bir kargı bulunuyordu.
3-sıra artemis’e geldi. bakire olan artemis de bekaretin, saflığın, temizliğin ve tazeliğin temsili idi. alnında bir ay parçası, elinde altın yay ve oklar ile yanında altından ahular ve ceylanlar vardı.
4-aphrodite ise çırılçıplak anadan üryan bir vaziyette paris’in önünden geçti. ne elması ne mücevheri ne de başka bir süsü vardı... o ana dek kimsede bulunmayan eşsiz bir kadınlık cazibesi bulunmaktaydı. adeta bakışları konuşuyordu...
paris de bu altın elmayı mabudların mabudu olan aphrodite’e verdi. aphrodite de bunun karşılığında bir hediye sunmak için bir gece paris’in koynuna girdi.
aphrodite öyle bir varlıktı ki mabudlar içinde onu tatmayan yok denebilirdi. öyle dişi öyle güzel idi ki... fanilerden de sevgilileri oldu bunlardan birisi lübnanlı bir genç olan adonistir. fakat kıskanç kocası aresin gazabına uğrayan bu delikanlı paramparça nir halde can verdi (ares yaban domuzu kılıgına girerek onu öldürdü). aphrodite bundan çok etkilenip günlerce ağlayınca zeus da bu gözyaşlarına dayanamadı ve adonis’i kan renginde bir çiçeğe dönüştürdü. bu “gelincik” çiçeğidir sevgili dostlar. yani adonis gelincik çiçeğine dönüşmüştür.
sevgili dostlarım, bu gibi pek çok rivayet ve mitler, mitolojik öyküler eski edebiyat (divan edebiyatı) şiirlerinde geçmektedir. muhteşem bir suret ile baş döndürmektedirler. eğer ufacık bir katkım oldu ise ne mutlu... öperim gözlerinizden... sevgiler.
zeus bir gün olympus dağında büyük bir ziyafet verir ve bu öyle şatafatlı bir ziyafettir ki kevser şarabı içilip anberiye yeniyordu. derken bu ziyafetin en güzel bir anında masanın ortasına birden bir altın elmanın yuvarlandığı görüldü ve bu altın elmanın üzerinde “en güzel dişi mabuda”, diye yazılmıştı. bu altın elmanın sahibi kim olacak diye oldukça uzun süre tartışıldı lakin bir netice elde edilemedi. bunun üzerine bu yükü bir faniye yüklemeye karar verildi. kim yapar diye münakaşa edildi ve sonucunda çanakkale boğazı yakınında troya kralının oğlu paris’in seçmesine karar verildi ve paris hemen olympus dağına getirildi.
paris, faniler arasındaki en güzel erkekti, namı oldukça çoktu ve dilber bir erkekti (onun ile ilgili lakaplar da bulunur; zeusun sakisi, ceylan ayaklı, bakireleri baştan çıkaran oğlan...). meclis toplanınca parisin önünden sırası ile dişi mabudlar geçmeye başladı;
1- hera, inanılmaz bir debdebe ve gösteriş ile geçti. aile sadakati, analık ve şefkatin temsiliydi hera, başında yıldızlardsn bir çelenk, giysileri ise aile fazileti mücevherleri ile doluydu.
2-athena geçti. bakire olan bu mabud muhteşemengiz güzelliği ile ilmin, sanatın, zekanın temsilcisi sayılıyordu. geçerken başında altın bir miğfer elinde ise altın bir kargı bulunuyordu.
3-sıra artemis’e geldi. bakire olan artemis de bekaretin, saflığın, temizliğin ve tazeliğin temsili idi. alnında bir ay parçası, elinde altın yay ve oklar ile yanında altından ahular ve ceylanlar vardı.
4-aphrodite ise çırılçıplak anadan üryan bir vaziyette paris’in önünden geçti. ne elması ne mücevheri ne de başka bir süsü vardı... o ana dek kimsede bulunmayan eşsiz bir kadınlık cazibesi bulunmaktaydı. adeta bakışları konuşuyordu...
paris de bu altın elmayı mabudların mabudu olan aphrodite’e verdi. aphrodite de bunun karşılığında bir hediye sunmak için bir gece paris’in koynuna girdi.
aphrodite öyle bir varlıktı ki mabudlar içinde onu tatmayan yok denebilirdi. öyle dişi öyle güzel idi ki... fanilerden de sevgilileri oldu bunlardan birisi lübnanlı bir genç olan adonistir. fakat kıskanç kocası aresin gazabına uğrayan bu delikanlı paramparça nir halde can verdi (ares yaban domuzu kılıgına girerek onu öldürdü). aphrodite bundan çok etkilenip günlerce ağlayınca zeus da bu gözyaşlarına dayanamadı ve adonis’i kan renginde bir çiçeğe dönüştürdü. bu “gelincik” çiçeğidir sevgili dostlar. yani adonis gelincik çiçeğine dönüşmüştür.
sevgili dostlarım, bu gibi pek çok rivayet ve mitler, mitolojik öyküler eski edebiyat (divan edebiyatı) şiirlerinde geçmektedir. muhteşem bir suret ile baş döndürmektedirler. eğer ufacık bir katkım oldu ise ne mutlu... öperim gözlerinizden... sevgiler.
devamını gör...
cep telefonuyla oynamaktan karşındakiyle sohbet etmemek
son zamanlarda phubbing olarak adlandırılan, bir tür teknoloji bağımlılığı olarak kabul gören durumdur. günümüzün iletişim sorunlarının en önemli nedenlerinden de birisidir. bazen tuşlu telefona geçiş yapma isteği uyandırmaktadır bende, zira tek başımayken zaten yeterince kendi kendime konuşmaktayım...
devamını gör...



