bir kadının en güzel yanı doğurabilmesi
dövüyon mu seviyon mu alüminyum! dediğim başlık.(bkz: başlık değil saçmalık)
devamını gör...
güne psikolojik bir tespit bırak
dünyada yalnız ve çaresiz gibi hissediyorsunuz ya ha işte o tam isabet bir tespit. isabet olmayan bir tek sizin böyle hissettiğinizi sanmanız.
devamını gör...
bilinmeyen bir kadının mektubu
lise sondayken edebiyat hocamız sayesinde tanışıp resmen aşığı olduğum zweig'in, mükemmel eserlerinin şahı olan kitabı.
şöyle oldu; sanki serin bir akşam üstüydü, kaldırıma çökmüş yorgun bir kadın gördüm ve yanına oturdum. nedensizce kadının donuk gözlerle etrafı seyrettiği şeklinde canlanır gözümde. sonra bu kadın bunu bekliyormuş gibi başından geçenleri tek tek anlatmaya başladı.
çocukluk ila gençlik arasındaki dönemine henüz adım atmıştı. annesiyle birlikte oldukça bir yaşam sürerken karşılarındaki daireye taşınan ve ondan yaşça büyük olup kendi halindeki yaşayan o adama aşık olmuştu. aşkın büyüsüdür ya; sıradan hayatı renklenmiş, ömrünü heba edebileceği bir amaç bulmuştu. değil mi ki zaten bizi amaçlarımız tüketir? kadın da amacının peşinden giderken yaralar almıştı.
adamın karşısına "(i: kapıyı açtığı için teşekkür ettiği küçük kız" diye çıkamadığından, şahsın yolda gördüğü rastgele bir kadın olarak çıkmıştı. henüz on sekiz yaşındayken yalnızca bedeninin değil, ruhunun da bekaretini teslim etmişti. adam ise bunların hiçbirinin farkında değildi. kadın ağlıyordu anlatırken, ağladığının farkında değildi ama. gözyaşı dökmeye alışkın olduğundan herhalde.
neyse, bu adam kadınla yeniden bir araya geldiklerinde dahi onu tanımamıştı. yeniden karşılaştığı bu beden hiç tanıdık gelmemişti ona, üstelik birlikte geçirdikleri gecenin sabahında kadına hediye olarak çantasına koyduğu paraları bırakmıştı, bir de zeki bakışlı oğlunu. her şeye rağmen ne öfkelenmişti ne kırılmıştı ne de aşkından vazgeçmişti ismini sormayı unuttuğum hanımefendi. oğlu ölmüştü, o da kendini iyi hissetmiyordu ve olup biteni hayatını öylece yaşayıp giden o herife anlatmak için kağıda dökecekti. usulca izin isteyip kalktı, bir daha da görmedim. bir sonraki gün öldüğünü öğrendim.
zweig böyledir işte. karakteriyle sizi dost eder. ölseler bile unutmazsınız. bu kadın bana hiç yabancı gelmedi. benzeri bir aşk yaşadığımdan değil, duygusal boşluğundan, içinin ölmeye yüz tutmuş olmasından tanıdım.
anlatım gayet sade, duyguları harekete geçirme ultra büyük ve çaresizliği hissettirme olağanüstüydü.
acaba intihar etmeseydi daha neler yazardı bu adam, diye düşünmeden edemiyor insan.
ayh, duygulandım yine. alıntı cümle bırakıp kaçayım;
-"insanlar arasında yalnız kalmaktan daha korkunç bir şey yoktur."
şöyle oldu; sanki serin bir akşam üstüydü, kaldırıma çökmüş yorgun bir kadın gördüm ve yanına oturdum. nedensizce kadının donuk gözlerle etrafı seyrettiği şeklinde canlanır gözümde. sonra bu kadın bunu bekliyormuş gibi başından geçenleri tek tek anlatmaya başladı.
çocukluk ila gençlik arasındaki dönemine henüz adım atmıştı. annesiyle birlikte oldukça bir yaşam sürerken karşılarındaki daireye taşınan ve ondan yaşça büyük olup kendi halindeki yaşayan o adama aşık olmuştu. aşkın büyüsüdür ya; sıradan hayatı renklenmiş, ömrünü heba edebileceği bir amaç bulmuştu. değil mi ki zaten bizi amaçlarımız tüketir? kadın da amacının peşinden giderken yaralar almıştı.
adamın karşısına "(i: kapıyı açtığı için teşekkür ettiği küçük kız" diye çıkamadığından, şahsın yolda gördüğü rastgele bir kadın olarak çıkmıştı. henüz on sekiz yaşındayken yalnızca bedeninin değil, ruhunun da bekaretini teslim etmişti. adam ise bunların hiçbirinin farkında değildi. kadın ağlıyordu anlatırken, ağladığının farkında değildi ama. gözyaşı dökmeye alışkın olduğundan herhalde.
neyse, bu adam kadınla yeniden bir araya geldiklerinde dahi onu tanımamıştı. yeniden karşılaştığı bu beden hiç tanıdık gelmemişti ona, üstelik birlikte geçirdikleri gecenin sabahında kadına hediye olarak çantasına koyduğu paraları bırakmıştı, bir de zeki bakışlı oğlunu. her şeye rağmen ne öfkelenmişti ne kırılmıştı ne de aşkından vazgeçmişti ismini sormayı unuttuğum hanımefendi. oğlu ölmüştü, o da kendini iyi hissetmiyordu ve olup biteni hayatını öylece yaşayıp giden o herife anlatmak için kağıda dökecekti. usulca izin isteyip kalktı, bir daha da görmedim. bir sonraki gün öldüğünü öğrendim.
zweig böyledir işte. karakteriyle sizi dost eder. ölseler bile unutmazsınız. bu kadın bana hiç yabancı gelmedi. benzeri bir aşk yaşadığımdan değil, duygusal boşluğundan, içinin ölmeye yüz tutmuş olmasından tanıdım.
anlatım gayet sade, duyguları harekete geçirme ultra büyük ve çaresizliği hissettirme olağanüstüydü.
acaba intihar etmeseydi daha neler yazardı bu adam, diye düşünmeden edemiyor insan.
ayh, duygulandım yine. alıntı cümle bırakıp kaçayım;
-"insanlar arasında yalnız kalmaktan daha korkunç bir şey yoktur."
devamını gör...
türkiye'de psikolojisi bozuk insanlar
ne yazık ki bizim insanımız asla bir sorunu olduğunu kabul etmiyor. gelişmekte olan bir ülkede yaşıyoruz, 21. yüzyıldayız, böyle şeyler normal karşılanmalı artık. bana kalırsa bir hastalığı olmayan insan da psikoloğa gitmeli. insanların konuşmaya, anlatmaya, dinlenmeye ve dinlenilmeye ihtiyaçları var.
devamını gör...
bilim tarihi
isminden de anlaşılacağı üzere bilimsel bilginin oluşumu gelişimi ıdısının dıdısının incelenmesidir. insanlık tarihi olarak da düşünebiliriz. insanın doğayı ve kendisini anlama yolunda heybesine neler doldurduğu incelenir bi bakıma bu alanda. gerek kronolojik bir yöntemle gerek de medeniyetler çerçevesinde araştırmalar yapılmaktadır.
ek olarak: bilimlerin teknik kısımlarının yanında felsefeleri ile bir okuma yapıldığında daha sağlam bir inceleme yapılmış olur. *
not. başlangıç seviyesinde okuma yapmak isteyene kaynak tavsiyesi yapabilirim.
ek olarak: bilimlerin teknik kısımlarının yanında felsefeleri ile bir okuma yapıldığında daha sağlam bir inceleme yapılmış olur. *
not. başlangıç seviyesinde okuma yapmak isteyene kaynak tavsiyesi yapabilirim.
devamını gör...
sigara içmeyen insan
sonradan bırakmış biri olarak içinde bulunduğumu düşündüğün başlık.herkesin bu illetten kurtulmasını temenni ediyorum.hayatta daha güzel daha rafine zevkler var..
devamını gör...
benny hill
asıl adı alfred hawthorn hill olan ingiliz komedyen, müzisyen ve aktördür.

kırk yıl boyunca komedi kariyerini başarı ile sürdürmüş olan komedyen ingiltere’de ve dünyada the benny hill show isimli muhteşem programı ile efsaneler arasında ölümsüz bir yer edinmiştir kendine.
kısa kısa müzikli parodiler şeklinde tasarlanmış skeçleri ile bir dönem türkiye’de müthiş bir tanınırlık elde etmiş, tek kanallı dönemde insanlar benny hill izlemek için ekran başında beklemiştir.
benny hill’in türkiye’de elde ettiği başarı elbette ki o kadar büyüktü ki tuncay özinel -yanılmıyorsam eğer- benzer skeçler çekmeye karar verdi. kendisi de ingiliz bir ataşenin oğlu olan özinel’in trt ekranlarında yalnızca bir bölüm, hatta bir iki skeç şeklinde yayınlanan şovu hemen yayından kalktı. çünkü türk televizyonlarındaki en berbat skeçlerden biriydi. skeci bu tanımda anlatmak istemiyorum, muhtemelen de kimse hatırlamaz. internette de bulamadım. ama türkiye’deki erotik film furyasında önemli bir yeri olan oyuncunun neler yapmış olabileceğini az çok tahmin edersiniz.
sorun şuydu ki benny hill skeçlerinde de bolca cinsel çağrışım bulunur ancak skeçler bunun üzerine kurulmamıştır. ve komedi cinsellik üzerinden yürütülmeye çalışılmamıştır.
benny hill dev bir televizyon figürü idi ve bir efsaneydi. 1992 yılında kendi evinde, televizyon karşısında hayatını kaybettiğinde televizyonla olan sarsılmaz ilişkisine de güzel bir gönderme yaptığını düşünüyorum.
not: yukarıda andığım skeçle ilgili meraka düşen olursa bana uğrayabilir.

kırk yıl boyunca komedi kariyerini başarı ile sürdürmüş olan komedyen ingiltere’de ve dünyada the benny hill show isimli muhteşem programı ile efsaneler arasında ölümsüz bir yer edinmiştir kendine.
kısa kısa müzikli parodiler şeklinde tasarlanmış skeçleri ile bir dönem türkiye’de müthiş bir tanınırlık elde etmiş, tek kanallı dönemde insanlar benny hill izlemek için ekran başında beklemiştir.
benny hill’in türkiye’de elde ettiği başarı elbette ki o kadar büyüktü ki tuncay özinel -yanılmıyorsam eğer- benzer skeçler çekmeye karar verdi. kendisi de ingiliz bir ataşenin oğlu olan özinel’in trt ekranlarında yalnızca bir bölüm, hatta bir iki skeç şeklinde yayınlanan şovu hemen yayından kalktı. çünkü türk televizyonlarındaki en berbat skeçlerden biriydi. skeci bu tanımda anlatmak istemiyorum, muhtemelen de kimse hatırlamaz. internette de bulamadım. ama türkiye’deki erotik film furyasında önemli bir yeri olan oyuncunun neler yapmış olabileceğini az çok tahmin edersiniz.
sorun şuydu ki benny hill skeçlerinde de bolca cinsel çağrışım bulunur ancak skeçler bunun üzerine kurulmamıştır. ve komedi cinsellik üzerinden yürütülmeye çalışılmamıştır.
benny hill dev bir televizyon figürü idi ve bir efsaneydi. 1992 yılında kendi evinde, televizyon karşısında hayatını kaybettiğinde televizyonla olan sarsılmaz ilişkisine de güzel bir gönderme yaptığını düşünüyorum.
not: yukarıda andığım skeçle ilgili meraka düşen olursa bana uğrayabilir.
devamını gör...
türkiye'de bastırılmış cinsellik sorunu
ciddi bir sorun. cinsellik bir insanın ihtiyacı değil de sanki ayıp bir şeymiş gibi davranılıyor ve öyle kabul ediliyor. iki insanın öpüşmesi kadar doğal olan bir davranış bile, özellikle aile ortamındayken filmlerde veya dizilerde karşılaştığımızda 'ayıp' farzedildiği için ister istemez tedirginlik doğuruyor. bu tedirginliğe örnek olarak kanal değiştirmek veya ortamda bulunan çocuğun ailesinden utanıp ekrana bakamamasını gösterebiliriz.
bir diğer konu ise, ailelerin özellikle kız çocuklarına yaptıkları 'namus' baskısı bazen kötü sonuçlar doğurabiliyor. bahsettiğim 'namus baskısı' türban baskısıyla çok benzerdir. ikisi de saçmalık.
üniversitenin ilk yılı özel bir yurtta kalıyordum ve kayıt olmaya gittiğimde bizden hariç bir aile daha vardı kayıt olmak için gelen. yanlarında benim yaşlarımda bir kız. ama görseniz, karalara bürünmüş, sus pus olmuş, başı hep öne eğik, insanların yüzüne çekinmeden bakamıyor bile. çok çekingen olduğunu düşündüm ve o gün öyle geçti. aradan aylar geçti. bir gün yurdun bahçesindeyim sigara içiyorum. biri çakmak istemek için yanaştı bir baktım o kız. saçlar açılmış, benim bile giymediğim kadar mini bir etek giymiş,file çorap, makyaj desen gırla. o da dışarıya çıkacak belli. şoka girdim çünkü o gün gördüğüm kızla alakası bile yoktu karşımdakinin. bir yandan da sevindim kendi benliğini bulmuş ve istediği gibi yaşayabiliyor diye. saatler sonrasında gittiğim mekanda da karşılaştım aynı kızla. gördüğüm manzara pek hoş değildi. açıkça anlatmak istemiyorum ama o kadar kalabalık ortamda senin benim gibi rahat insanların bile yapabileceği şeyler değildi. ve buna farklı günlerde de birkaç kez şahit oldum. istanbul'a dönerken aynı otobüse denk geldiğimizde ise kendisini yine tesettürlü haliyle gördüm. sırf ailesi yüzünden sürekli kendini değiştirmesi beni ne kadar üzdü anlatamam.
o kadın yıllardır bastırıldığı için ilk özgürlüğüne kavuştuğu anda afalladı ve belki asıl benliğinden bile daha fazlasını yaparak yılların acısını çıkardı. buna hayatında hiç tanımadığı bir şeyle tanışınca kendini fazla kaptırdı da denebilir. benim şahit olduğum görüntüye onun ailesi şahit olsa 'namus cinayeti' adı altında, sırf böyle yaşamayı tercih ettiği için bir kadının canına kıyabilirdi veya en iyi ihtimalle evlatlıktan reddederdi.
kendimi düşünüyorum. ailem tarafından cinsellik hakkında iyi veya kötü bir yorumla karşılaşmadım. rahat büyütüldüm. bu yaşa gelene kadar da cinselliği rahat bir şekilde yaşadım. bu konuda rahat olan ben, o kadının yaptıklarını yapar mıyım diye düşündüğümde hayır diyorum. konuyu bağlamak istediğim şey şu: aileler bir şeyleri yasaklayarak, bastırarak aslında çocuklarını ona itmekten başka birşey yapmıyorlar. yasak olan her zaman cazip gelir diye boşa dememişler. serbest bıraksalar benim 'yapmam' dediğim şeyleri o kadın da yapmazdı eminim. insanımızın artık cinselliğin kadın içinde erkek içinde bir ihtiyaç olduğunu kabul etmesi gerek ve çocuklarını buna göre yetiştirmesi gerek.
bir diğer konu ise, ailelerin özellikle kız çocuklarına yaptıkları 'namus' baskısı bazen kötü sonuçlar doğurabiliyor. bahsettiğim 'namus baskısı' türban baskısıyla çok benzerdir. ikisi de saçmalık.
üniversitenin ilk yılı özel bir yurtta kalıyordum ve kayıt olmaya gittiğimde bizden hariç bir aile daha vardı kayıt olmak için gelen. yanlarında benim yaşlarımda bir kız. ama görseniz, karalara bürünmüş, sus pus olmuş, başı hep öne eğik, insanların yüzüne çekinmeden bakamıyor bile. çok çekingen olduğunu düşündüm ve o gün öyle geçti. aradan aylar geçti. bir gün yurdun bahçesindeyim sigara içiyorum. biri çakmak istemek için yanaştı bir baktım o kız. saçlar açılmış, benim bile giymediğim kadar mini bir etek giymiş,file çorap, makyaj desen gırla. o da dışarıya çıkacak belli. şoka girdim çünkü o gün gördüğüm kızla alakası bile yoktu karşımdakinin. bir yandan da sevindim kendi benliğini bulmuş ve istediği gibi yaşayabiliyor diye. saatler sonrasında gittiğim mekanda da karşılaştım aynı kızla. gördüğüm manzara pek hoş değildi. açıkça anlatmak istemiyorum ama o kadar kalabalık ortamda senin benim gibi rahat insanların bile yapabileceği şeyler değildi. ve buna farklı günlerde de birkaç kez şahit oldum. istanbul'a dönerken aynı otobüse denk geldiğimizde ise kendisini yine tesettürlü haliyle gördüm. sırf ailesi yüzünden sürekli kendini değiştirmesi beni ne kadar üzdü anlatamam.
o kadın yıllardır bastırıldığı için ilk özgürlüğüne kavuştuğu anda afalladı ve belki asıl benliğinden bile daha fazlasını yaparak yılların acısını çıkardı. buna hayatında hiç tanımadığı bir şeyle tanışınca kendini fazla kaptırdı da denebilir. benim şahit olduğum görüntüye onun ailesi şahit olsa 'namus cinayeti' adı altında, sırf böyle yaşamayı tercih ettiği için bir kadının canına kıyabilirdi veya en iyi ihtimalle evlatlıktan reddederdi.
kendimi düşünüyorum. ailem tarafından cinsellik hakkında iyi veya kötü bir yorumla karşılaşmadım. rahat büyütüldüm. bu yaşa gelene kadar da cinselliği rahat bir şekilde yaşadım. bu konuda rahat olan ben, o kadının yaptıklarını yapar mıyım diye düşündüğümde hayır diyorum. konuyu bağlamak istediğim şey şu: aileler bir şeyleri yasaklayarak, bastırarak aslında çocuklarını ona itmekten başka birşey yapmıyorlar. yasak olan her zaman cazip gelir diye boşa dememişler. serbest bıraksalar benim 'yapmam' dediğim şeyleri o kadın da yapmazdı eminim. insanımızın artık cinselliğin kadın içinde erkek içinde bir ihtiyaç olduğunu kabul etmesi gerek ve çocuklarını buna göre yetiştirmesi gerek.
devamını gör...
bir yazarın tüm entrylerini okumak
çok harika, bilgi,birikimi,olan yazarlar var, yeni yeni öğrendiğim bilgileri yazanlar var, belki yaşları çok genç ama kendilerini yetiştirmiş yazarlara hayranım.
hepsine teşekkür ederim özelikle, tarih, bilim, coğrafi ve hastalıklar ile ilgili bilgi verenlere.
en çok beni mutlu eden ise hepsinin genç olması, bu beni ülkenin geleceği için daha çok umutlandıran an .
hepsine teşekkür ederim özelikle, tarih, bilim, coğrafi ve hastalıklar ile ilgili bilgi verenlere.
en çok beni mutlu eden ise hepsinin genç olması, bu beni ülkenin geleceği için daha çok umutlandıran an .
devamını gör...
aldatmanın normalleştirilmesi
en büyük bahaneleri insan doğası gereği tek eşli değildir demektir ki bunu genelde erkekler söyler. öyle mi? tamam o zaman sen aldattığın gibi sevgilin de aldatacak seni. ilginç gerçekten. aldatmayı coolluk sanan 15 yaşındaki bad girl/boylar gibiler ancak aldatmayı güzel bir şey sanar.
aldatmak hayatınız boyunca yapacağınız en büyük şerefsizliklerden biridir.
aldatmak hayatınız boyunca yapacağınız en büyük şerefsizliklerden biridir.
devamını gör...
palindrom
tersten okunduğunda aynı okunuşu veren simetrik kelime ve yahut cümlelerdir. yakın zamanda tenet filmiyle aşina olduğumuz bir terimdir. bazı örnekleri şunlardır:
--- alıntı ---
adamla çene çalma da.
al azmi, imzala.
ali, tanışın: atila.
al kasada sakla.
altan, attan atla.
al yarısını sırayla.
at, sahibi gibi hasta.
ilaç iç ali.
itti mi, kim itti?
kaba talat’a bak.
kaç lan alçak.
kıza yazık.
lale, gül’ü gel al.
mağara daha dar ağam.
pay ederek iki kerede yap.
rıza, haluk okula hazır.
zamkı çok, o çıkmaz.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
adamla çene çalma da.
al azmi, imzala.
ali, tanışın: atila.
al kasada sakla.
altan, attan atla.
al yarısını sırayla.
at, sahibi gibi hasta.
ilaç iç ali.
itti mi, kim itti?
kaba talat’a bak.
kaç lan alçak.
kıza yazık.
lale, gül’ü gel al.
mağara daha dar ağam.
pay ederek iki kerede yap.
rıza, haluk okula hazır.
zamkı çok, o çıkmaz.
--- alıntı ---
devamını gör...
sözlükte namaz kılan kadının olmaması
azimli normal sözlük yazarı beyanı.
" her yolu deniyorlardı. bir bu kalmıştı dediğimiz her şeyi denediler. düşman çok güçlüydü.."
" her yolu deniyorlardı. bir bu kalmıştı dediğimiz her şeyi denediler. düşman çok güçlüydü.."
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
--- alıntı ---
günülemek, kıskanmak: gündelik yazı veya konuşma dilinde çokça kullanılan birçok kelimenin kökenine baktığımızda bunların hiç tahmin etmediğimiz dillerden gelen sürpriz köklere dayandığını görürüz. işte bu sözlerden biri olan ve ağızlarda kullanılan günüle- fiili buna güzel bir örnek teşkil eder. moğolcada "kuma" anlamına gelen küni kelimesi türkçeye geçmiş. bu söz uygur çağı metinlerinden itibaren türkçede çok sık görülür ve "kıskanma" anlamına gelir. kıskanma olgusunu kuma ("küni") ile birleştirerek muhteşem bir anlambilimi derinliği kazandırılmıştır. dünyada hiçbir kıskanma, haset etme "kuma"ya karşı duyulan rekabet nefret kadar derin, etkili ve sürekli değildir. bu yüzden, dilimiz kıskanma olgusunu kuma ile birleştirerek bunun derecesini birkaç kat daha artırmıştır. ege bölgesi ağızlarında aynı anlama gelen gumala-, gumalaş- biçimleri de dikkat çekicidir.
--- alıntı ---
ali akar, düşünen türkçe.
günülemek, kıskanmak: gündelik yazı veya konuşma dilinde çokça kullanılan birçok kelimenin kökenine baktığımızda bunların hiç tahmin etmediğimiz dillerden gelen sürpriz köklere dayandığını görürüz. işte bu sözlerden biri olan ve ağızlarda kullanılan günüle- fiili buna güzel bir örnek teşkil eder. moğolcada "kuma" anlamına gelen küni kelimesi türkçeye geçmiş. bu söz uygur çağı metinlerinden itibaren türkçede çok sık görülür ve "kıskanma" anlamına gelir. kıskanma olgusunu kuma ("küni") ile birleştirerek muhteşem bir anlambilimi derinliği kazandırılmıştır. dünyada hiçbir kıskanma, haset etme "kuma"ya karşı duyulan rekabet nefret kadar derin, etkili ve sürekli değildir. bu yüzden, dilimiz kıskanma olgusunu kuma ile birleştirerek bunun derecesini birkaç kat daha artırmıştır. ege bölgesi ağızlarında aynı anlama gelen gumala-, gumalaş- biçimleri de dikkat çekicidir.
--- alıntı ---
ali akar, düşünen türkçe.
devamını gör...
oğuz aral
türkiye'ye çok büyük hizmetler yapmış bir çizerdir kendisi.
karikatür öğretmeninden ziyade bir "baba"dır o.
şöyle eski çizerlerin konuşmalarını dinlerseniz mutlaka kendisinden bahsedildiğini ve saygıyla anıldığını görürsünüz.
öğrencilerine bol bol tembihlediği gereksiz taramalardan kaçının sözüyle de ün salmıştır.
her dönemde kişiliğini korumuş kalemini konuşturmuş galip tekin, bülent arabacıoğlu, ilban ertem gibi pek çok kaliteli çizeri yetiştirmiş ve türkiye'ye gırgır gibi muhteşem bir mizah dergisini armağan etmiştir.
ayrıca avni, utanmaz adam, huysuz ihtiyar gibi ölümsüz karakterlerin yaratıcısıdır.
saygı ve minnetle...
karikatür öğretmeninden ziyade bir "baba"dır o.
şöyle eski çizerlerin konuşmalarını dinlerseniz mutlaka kendisinden bahsedildiğini ve saygıyla anıldığını görürsünüz.
öğrencilerine bol bol tembihlediği gereksiz taramalardan kaçının sözüyle de ün salmıştır.
her dönemde kişiliğini korumuş kalemini konuşturmuş galip tekin, bülent arabacıoğlu, ilban ertem gibi pek çok kaliteli çizeri yetiştirmiş ve türkiye'ye gırgır gibi muhteşem bir mizah dergisini armağan etmiştir.
ayrıca avni, utanmaz adam, huysuz ihtiyar gibi ölümsüz karakterlerin yaratıcısıdır.
saygı ve minnetle...
devamını gör...
yazarların alkol limitleri
2 bira cancağızım, evet yetiyor.. ekonomik insanım ben.
devamını gör...
yalnız tipler 23.00'dan sonra ne yapıyor sorunsalı
ağladığımız duyulmasın diye yorganı başımıza kadar çekip öyle ağlıyoruz, sonra her şeye lanet ediyoruz. *
devamını gör...
hiç kazıklı maria izlememiş insan
1-kazıklı maria kim
2-izlemeyenin başı belaya mı giriyor
2-izlemeyenin başı belaya mı giriyor
devamını gör...
fon
spk tarafından yetkili kılınan kurumlarının oluşturduğu portföy. bu portföy içinde hisse senetleri , döviz, maden vb. olabilir. yatırımcı açısından avantajı, riskin daha az olmasıdır. örneğin fondaki hisselerin bir kısmı batsa bile, yatırımcı parasının tamamını kaybetmez.
devamını gör...
lilium (yazar)
bir arkadaş grubum var. bugün grupta kedisine duydukları sevgiden ötürü fan club açmayı düşündüklerini öğrendim.
lilium fan club bir başlık görürseniz şaşırmayın.
onların ki tamamen çiçek sevgisinden.*
olursa böyle bir club bende katılacağım.
lilium fan club bir başlık görürseniz şaşırmayın.
onların ki tamamen çiçek sevgisinden.*
olursa böyle bir club bende katılacağım.
devamını gör...