felsefenin amacı soru sormak mı yoksa çözüm bulmak mı sorunsalı
soru sormak, sorgulamak felsefeyi oluşturan unsurlardandır. cevabını felsefeden ayrılıp uzmanlık alanlarına göre oluşan bilim dalları verir. sürekli deneyler ve gözlemlerle araştırma yapar ve yeni veriler oluşur.
devamını gör...
iltifata iltifatla karşılık vermek
kişinin iltifat aldığında utanıp ne diyeceğini bilemediğinden verdiği karşılıktır. iyi niyetle yapılmıştır fakat bir iltifat sonrası hemen karşıdaki kişiye iltifat etmek samimi karşılanmayabilir. ya da laf olsun torba dolsun gibi görülebilir. bence iltifat alındığında her ne kadar zor da olsa sadece samimi şekilde teşekkür etmek daha makul olacaktır.
insan sadece teşekkür ettiğinde mütevazı davranmayıp kibirli görüleceğini düşünebilir fakat samimi teşekkürünüz, iltifat ettiğiniz kişinin iltifatını kabul ettiğinizden kişiyi mutlu edecektir. tek dikkat etmeniz gerçekten samimi bir şekilde karşılamanız.
insan sadece teşekkür ettiğinde mütevazı davranmayıp kibirli görüleceğini düşünebilir fakat samimi teşekkürünüz, iltifat ettiğiniz kişinin iltifatını kabul ettiğinizden kişiyi mutlu edecektir. tek dikkat etmeniz gerçekten samimi bir şekilde karşılamanız.
devamını gör...
bir insanla ilişkiyi kesmek için yeterli sebepler
kendimi değersiz hissettirmesi ve hayatımın onsuz daha güzel olacağı hissini vermesi yeter de artar.
devamını gör...
eski tanımlarını okumak
kaçınılmaz biçimde kendimden utanmamla ve seri tanım silmeye çalışmamla sonuçlanacak olan olaydır...
devamını gör...
biri gelip ben peygamberim derse ne yapardınız sorunsalı
adımı istanbullu müşrik koyardı.
devamını gör...
akıllı telefonlardan önce gençlerin yaptıkları şeyler
akıllı telefonu bırak ben cep telefonunun olmadığı zamanı yazayım. bir arkadaşı arar babası çıkınca suratına kapatırdık mesela. paralel telefondan dinleniyor muyuz diye ajan gibi paranoya yapardık.
güzel günlerdi. şimdi retina taraması ile açılan telefon icat etseler paralel telefondan dolayı hatta parazit mi var tadını vermez.
bu nesil her şeyi elinde bulduğu için kıymeti de o düzeyde oldu. biz eskiden kalemle telefon çeviriyorduk. tuşlu telefon çıkınca devrim olmuştu.
güzel günlerdi. şimdi retina taraması ile açılan telefon icat etseler paralel telefondan dolayı hatta parazit mi var tadını vermez.
bu nesil her şeyi elinde bulduğu için kıymeti de o düzeyde oldu. biz eskiden kalemle telefon çeviriyorduk. tuşlu telefon çıkınca devrim olmuştu.
devamını gör...
türklerin öğrenemediği şeyler
yöneticilerin gelip geçici olduğu, devletin değil milletin kutsal olduğu çünkü devleti oluşturan şeyin millet olduğudur. devleti çok büyük görürüz. bunları öğrenmemiz gerekir.
devamını gör...
sözlükte hep aynı yazarları görmek
doğru bir önerme olup yine buraya tanım ve beğeni yapan yazarların yazması da kanıtlar nitelikte.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
ajansı dinliyorum
devamını gör...
acacia jean's color
mavi ve mor renklerini zamanında kullandığım ve işime yaramış saç boyası markası. mavi rengi açık renkli saçtan akarken çok tatlı bir su yeşiline dönüyor. mor rengi koyu renkli saçta da tutuyor. ellerinize, dokunduğunuz her yere, banyoya, havlulara da çok güzel renk veriyor. anneniz sinirleniyor falan. güzel oluyor.
devamını gör...
yakın arkadaştan bir anda soğutan şeyler
'sen çok değiştin' denmesidir. benim için bu seni kullanacağım/senden fayda sağlayacağım bir şey kalmadı, benim için faydalı yöne evril artık demektir.
devamını gör...
internetten para kazanmak
ben internetten bu kadar kolay zengin olunabileceği gerçeğini kaldırmak istemiyorum ya,sosyal medya devrinde yaşadığımız gerçeğini inkar ediyorum.
devamını gör...
cinuçen tanrıkorur
türk bestekar, güftekar, ud virtüözü, ses sanatkarı, musiki hocası.
kazan türkçesinde; cinu zafer anlamında, çen ise şan anlamında. babası zaferşan bey oğluna kendi isminin kazan türkçesindeki karşılığını vermiştir.
mevlevi ayini, kar-ı natık, fantezi, ilahi gibi birbirinden çok farklı formlarda beste yapmıştır.
kendine has üslubuyla icra ettiği ud; onu dünya çapında virtüözlük mertebesine eriştirmiştir.
bu kadar üstün meziyetleri olmasına rağmen, musiki bilgisini saklamayı hiç seçmemiştir. bilgilerini, tekniğini gelecek kuşağa arz ederek onları yetiştirmiştir. yazmış olduğu ud metodu eseriyle de birçok kişiye ilham olmuştur.
bestesi kendisine ait olan ud icrası
14 yaşındaki ilk bestesi
fantezi eseri
kazan türkçesinde; cinu zafer anlamında, çen ise şan anlamında. babası zaferşan bey oğluna kendi isminin kazan türkçesindeki karşılığını vermiştir.
mevlevi ayini, kar-ı natık, fantezi, ilahi gibi birbirinden çok farklı formlarda beste yapmıştır.
kendine has üslubuyla icra ettiği ud; onu dünya çapında virtüözlük mertebesine eriştirmiştir.
bu kadar üstün meziyetleri olmasına rağmen, musiki bilgisini saklamayı hiç seçmemiştir. bilgilerini, tekniğini gelecek kuşağa arz ederek onları yetiştirmiştir. yazmış olduğu ud metodu eseriyle de birçok kişiye ilham olmuştur.
bestesi kendisine ait olan ud icrası
14 yaşındaki ilk bestesi
fantezi eseri
devamını gör...
bateri çalabilme yeteneği
dünyanın bana göre en iyi stres atma enstürmanıdır. beyni iyi kullanma ayaklar ile ritim yakalama ile beraber doğru baget tutma eğitimleri aldıktan sonra bir kaç doğru ses çıkartabilirsiniz.
--- alıntı ---
bateri çalma, hızın yanı sıra denge ve akıcılık gerektirir. düzenli olarak metronom ile çalışmalı ve single-stroke, double-stroke, paradidle, double paradidle, üçlemeler, altılamalar gibi el teknikleri, dörtlük ritmin üzerine dörtlük, sekizlik, onaltılık kick vuruşları gibi sağ ayak teknikleri (eğer twin pedal tercih edilirse sol ayak için de aynı egzersizler uygulanabilir), hi-hat ile dörtlük,sekizlik,onaltılık saymak gibi sol ayak teknikleri ve tabii ki el-ayak kombinasyonları gibi teknikler üzerinde alıştırma yapılmalıdır.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
bateri çalma, hızın yanı sıra denge ve akıcılık gerektirir. düzenli olarak metronom ile çalışmalı ve single-stroke, double-stroke, paradidle, double paradidle, üçlemeler, altılamalar gibi el teknikleri, dörtlük ritmin üzerine dörtlük, sekizlik, onaltılık kick vuruşları gibi sağ ayak teknikleri (eğer twin pedal tercih edilirse sol ayak için de aynı egzersizler uygulanabilir), hi-hat ile dörtlük,sekizlik,onaltılık saymak gibi sol ayak teknikleri ve tabii ki el-ayak kombinasyonları gibi teknikler üzerinde alıştırma yapılmalıdır.
--- alıntı ---
devamını gör...
banyoda yapılan hatalar
yere sabun düşürmek.
devamını gör...
normal sözlük'te o yazar sadece benimle konuşuyor yanılgısı
bazı kadın yazarların nick altlarından bu anlam çıkar, o yazılar boşa değil de büyük hata. enteller olaya ayıksın istiyorum, bu kadar saflığa benim bile gönlüm razı değil lan. sısısıs
internette umut veren erkeklere de aldanmamak lazım gerçi. çok kurt alem çook.
hangi taraf daha vahim bilemedim. incelenmeli.
internette umut veren erkeklere de aldanmamak lazım gerçi. çok kurt alem çook.
hangi taraf daha vahim bilemedim. incelenmeli.
devamını gör...
yazarların sevdiği çizgi film kahramanları
buz devri, sid
devamını gör...
eğitim sistemi bir insan olsa nasıl bir insan olurdu sorunsalı
parmak arası terliğin içine beyaz çorap giymiş, onun üzerinde şort ve sırtında da mont olurdu.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bir televizyon programına başvurdum bundan epey bir zaman önce. salak saçma bir form doldurdum kanalın websitesinden, fotoğraf yükledim vs. neden böyle saçma bir şey yaptım bilmiyorum ama yaptım. her neyse itirafım bu değil.
başvurum olumsuz bir dönüşe bile layık görülmedi. aranmadım.
ee ne var bunda değil mi? bence de öyle. öyleydi. ta ki başvurumdan bir süre sonra, günlerden bir gün mezkur yarışma programını izleyene dek.
söz konusu yarışma ülkenin en çok izlenen televizyon kanallarından birinde yayımlanan bir yemek yarışması.
yorgun argın yemek hazırladım kendime eve geldikten bir süre sonra. yalnız yemek yemekten nefret ettiğim için bir ses, bir hareket olsun diye televizyonu açayım dedim. aa baktım program. başladım izlemeye. güzelce bir kız ve bir aşçı abi yarışıyor. keyifli keyifli izledim. puanlama başladı, kız çok sempatik ama abinin yemeği daha güzel. kız kazanamayacak belli ama keşke kazansa diyorum. sevdim kızı. tatlı, bıcır bıcır bi' şey! bir de profesyonel aşçıların zaten böyle yarışmalarda zayi olmasına gönlüm razı gelmiyor falan. tahmin ettiğim gibi abi önde gidiyor ama, son jürinin puanı açıklanmadan en fazla 10 saniye önce…
o nasıl bir an! tarif etmesi çok güç, insan beyni çok acayip bir şey.
kızın, benim kazanmasını istediğim kızın, o sempatik, o şeker şeyin, sevgilimin eski sevgilisi olduğunu anlıyorum kavrayış anı dedikleri, o salisenin kaç milyonda biri olduğunu bilmediğim anda! büyük aşkı. yarası. benden çok uzun zaman öncesine ait bir hikaye. kızın fotoğrafını görmüştüm alakasız bir şekilde bir zamanlar. biraz değişmiş. ama adı, doğup büyüdüğünü söylediği şehir… kısa süreli bir şok yaşıyorum. en fazla 5 saniyemi alıyor kızın o kız olduğundan emin olmam. arıyorum sevgilimi, televizyonu açmasını söylüyorum. neden diye sorma, ben böyleyim. reklam başlıyor. reklam bitiyor. beni onuyor. kız o kız.
beni bırak çağırmayı, aramaya bile tenezzül etmedikleri programda yarışan kızın kaybedişini izliyoruz evlerimizde telefonu kapatmadan. dünyanın en saçma şeyi.
daha bitmedi.
tesadüf bu ya bahsi geçen kızla ilişkileri yaz aşkı olarak başlamış ve istanbul'dan 3 erkek arkadaş gitmişler kızın o zamanlar yaşadığı şehre. o arkadaşlardan biri de o esnada erkek arkadaşımın evinde. öyle her hafta görüşmezler hee, ayda yılda bir. işler güçler işte, klasik hepimizin bildiği hikayeler…
telefonu kapatıyoruz, arkadaşıyla kim bilir neler konuşuyorlar. eski defterlerin açılmamış olması mümkün değil. bok gibiyim. benim kendimi kötü hissettiğimi biliyor, sen bana yemek yapıyorsun, senin yemeklerin en güzeli o yüzden diyor. sinirleniyorum. ne alakası var? kavga ediyorum. ben ediyorum ama, o susuyor. daha da sinirleniyorum. tanıdıkları vardır öyle girmiştir yarışmaya falan diyor. "zaten sektörün içinde. biliyorsun." allahım rezillik...
her neyse itirafım bu da değil. şu;
bir süre geçiyor. sakinleşiyorum. duşa girip çıkıyorum. oturup bir sigara yakıyorum, halıya bakıyorum. ve soruyorum kendime; seni üzen ne miko? beni aramadıkları yarışmada sevgilimin eski sevgilisinin yarışması... bu cevap bir farkındalığa yol açıyor. üzüntü yerini çok daha güçlü başka bir duyguya bırakıyor. bu an en üzüldüğün anın değil. ama düşün bakalım kendinden daha çok utandığın bir anın var mı? yok. yoktu.
başvurum olumsuz bir dönüşe bile layık görülmedi. aranmadım.
ee ne var bunda değil mi? bence de öyle. öyleydi. ta ki başvurumdan bir süre sonra, günlerden bir gün mezkur yarışma programını izleyene dek.
söz konusu yarışma ülkenin en çok izlenen televizyon kanallarından birinde yayımlanan bir yemek yarışması.
yorgun argın yemek hazırladım kendime eve geldikten bir süre sonra. yalnız yemek yemekten nefret ettiğim için bir ses, bir hareket olsun diye televizyonu açayım dedim. aa baktım program. başladım izlemeye. güzelce bir kız ve bir aşçı abi yarışıyor. keyifli keyifli izledim. puanlama başladı, kız çok sempatik ama abinin yemeği daha güzel. kız kazanamayacak belli ama keşke kazansa diyorum. sevdim kızı. tatlı, bıcır bıcır bi' şey! bir de profesyonel aşçıların zaten böyle yarışmalarda zayi olmasına gönlüm razı gelmiyor falan. tahmin ettiğim gibi abi önde gidiyor ama, son jürinin puanı açıklanmadan en fazla 10 saniye önce…
o nasıl bir an! tarif etmesi çok güç, insan beyni çok acayip bir şey.
kızın, benim kazanmasını istediğim kızın, o sempatik, o şeker şeyin, sevgilimin eski sevgilisi olduğunu anlıyorum kavrayış anı dedikleri, o salisenin kaç milyonda biri olduğunu bilmediğim anda! büyük aşkı. yarası. benden çok uzun zaman öncesine ait bir hikaye. kızın fotoğrafını görmüştüm alakasız bir şekilde bir zamanlar. biraz değişmiş. ama adı, doğup büyüdüğünü söylediği şehir… kısa süreli bir şok yaşıyorum. en fazla 5 saniyemi alıyor kızın o kız olduğundan emin olmam. arıyorum sevgilimi, televizyonu açmasını söylüyorum. neden diye sorma, ben böyleyim. reklam başlıyor. reklam bitiyor. beni onuyor. kız o kız.
beni bırak çağırmayı, aramaya bile tenezzül etmedikleri programda yarışan kızın kaybedişini izliyoruz evlerimizde telefonu kapatmadan. dünyanın en saçma şeyi.
daha bitmedi.
tesadüf bu ya bahsi geçen kızla ilişkileri yaz aşkı olarak başlamış ve istanbul'dan 3 erkek arkadaş gitmişler kızın o zamanlar yaşadığı şehre. o arkadaşlardan biri de o esnada erkek arkadaşımın evinde. öyle her hafta görüşmezler hee, ayda yılda bir. işler güçler işte, klasik hepimizin bildiği hikayeler…
telefonu kapatıyoruz, arkadaşıyla kim bilir neler konuşuyorlar. eski defterlerin açılmamış olması mümkün değil. bok gibiyim. benim kendimi kötü hissettiğimi biliyor, sen bana yemek yapıyorsun, senin yemeklerin en güzeli o yüzden diyor. sinirleniyorum. ne alakası var? kavga ediyorum. ben ediyorum ama, o susuyor. daha da sinirleniyorum. tanıdıkları vardır öyle girmiştir yarışmaya falan diyor. "zaten sektörün içinde. biliyorsun." allahım rezillik...
her neyse itirafım bu da değil. şu;
bir süre geçiyor. sakinleşiyorum. duşa girip çıkıyorum. oturup bir sigara yakıyorum, halıya bakıyorum. ve soruyorum kendime; seni üzen ne miko? beni aramadıkları yarışmada sevgilimin eski sevgilisinin yarışması... bu cevap bir farkındalığa yol açıyor. üzüntü yerini çok daha güçlü başka bir duyguya bırakıyor. bu an en üzüldüğün anın değil. ama düşün bakalım kendinden daha çok utandığın bir anın var mı? yok. yoktu.
devamını gör...
ekşi sözlük'ün son yıllardaki en büyük yazar alımını yapması
kafa sözlüğün kurucusu veya kurucuları gerçekten müthiş bir öngörü ve zamanlama ile insanların arayışına cevap verdiler. ben kendi adıma söyleyecek olursam ekşi'de kendimi çok rahat hissetmiyordum. 2 sene yazarlık yaptım toplam entry sayım 42 :) burada 1 hafta dolmadan 2 senede girdiğim entry'nin yarısını girdim. sol frame'de abazalıktan kuduran hemcinslerimin başlıklarını görmemekte gayet ferahlatıcı. küfürde yok. argo çok yerinde. kısacası gerçekten evimde gibi hissediyorum kendimi. mod arkadaşlar ile istediğim zaman iletişime geçebiliyorum. ee daha ne olsun? zamanla daha da güzel işler yapılacaktır. sonuna kadar bozmadığı sürece buradayım.
her şey için teşekkürler :)
her şey için teşekkürler :)
devamını gör...