kenan evren
türkiye'yi modernleşme yolundan çıkarıp cehalete, lümpenliğe ve arap karanlığına gömenlerin elebaşıdır. sayesinde bir zamanlar bakunin, hegel, sartre okuyup diyalektik materyalizm, felsefe, edebiyat tartışan üniversite gençliği, 12 eylül sonrasındaki cahilleştirme ve apolitikleştirme politikaları sonucu günümüzde en ufak bir kültür emaresi gösterene 'fular' diye hönkürerek susturan, aklı fikri -çok afedersiniz- ..... .........ta olan, .............., ebleh, banal, lümpen, rezil bir güruha dönüşmüştür.
devamını gör...
gece 03.07 sularında bütün entrylerimi beğenen yazar
begeni simgesinin yanindaki rakama tiklanildiginda, icerigin gozuktugunu bilmeyen yazarin tanimlarini begenen yazardir, eline sagliktir*.
devamını gör...
otobüs beklerken sigara içmek
bir de son dumanını çekip, otobüsün basamağında üfleyenler vardır. sigara içmeme rağmen, çok rahatsız edicidir.
devamını gör...
ezilenler
dostoyevski'nin diğer kitaplarına nazaran daha akıcı ama daha basit bulduğum romanı.
vanya'nın dilinden birlikte büyüdüğü nataşa'nın alyoşa ile ilişkisini; ölümüne şahit olduğu smith'in torunu neli'nin hikâyesini barındıran bir kitap. suç ve ceza ve delikanlı'ya göre daha hafif geldi bana; hafiften kastım okuması daha kolaydı benim için, dağılmadım olaylardan kopmadım okurken. fakat aşırı hafifti sanırım, öyle ki dostoyevski'nin okuyucuyu salak yerine koyduğu çok yer gördüm. kimi zaman ima ettiği bir cümleyi açıklamak zorunda hissetmiş kendini dolayısıyla aynı cümleyi iki üç kere okuyormuşum gibi hissettiğim yerler oldu.
ayrıca neli'nin babasının prens olduğu kabak gibi ortadayken bunu roman karakterinin* anlamamış olması ve dostoyevski'nin biz de anlayamazmışızcasına bunu 40-50 sayfa sonra sürpriz gibi açıklaması çocuk kitabı okuyomuşum hissiyatı verdi bana.
yine ayrıca prens nataşa'ya geldiğinde ortada bir oyun olduğu belliydi zaten. dostoyevski bu karakterlerin prensin masumiyetine inanmasına nasıl izin verdi? ayrıca da o vanya o kadar koşturuyo millet için, hâlâ diyolar ki " tüm gün seni bekledim neden bu kadar geç kaldın, hadi haberleri ver." . pis nankörler o adamın kendi hayatı yok, sizin için koşturuyo be!
yine de okumaktan keyif aldığım ve "evet ya böyle kötü insanlar var dünyada, pislikler!" , "vanya, ballı kurabiyem, başkası için niye bu kadar koşturuyosun, dön azcık da kendine bak be canım." demekten kendimi alamadığım bir eserdi. teşekkürler dost.
vanya'nın dilinden birlikte büyüdüğü nataşa'nın alyoşa ile ilişkisini; ölümüne şahit olduğu smith'in torunu neli'nin hikâyesini barındıran bir kitap. suç ve ceza ve delikanlı'ya göre daha hafif geldi bana; hafiften kastım okuması daha kolaydı benim için, dağılmadım olaylardan kopmadım okurken. fakat aşırı hafifti sanırım, öyle ki dostoyevski'nin okuyucuyu salak yerine koyduğu çok yer gördüm. kimi zaman ima ettiği bir cümleyi açıklamak zorunda hissetmiş kendini dolayısıyla aynı cümleyi iki üç kere okuyormuşum gibi hissettiğim yerler oldu.
ayrıca neli'nin babasının prens olduğu kabak gibi ortadayken bunu roman karakterinin* anlamamış olması ve dostoyevski'nin biz de anlayamazmışızcasına bunu 40-50 sayfa sonra sürpriz gibi açıklaması çocuk kitabı okuyomuşum hissiyatı verdi bana.
yine ayrıca prens nataşa'ya geldiğinde ortada bir oyun olduğu belliydi zaten. dostoyevski bu karakterlerin prensin masumiyetine inanmasına nasıl izin verdi? ayrıca da o vanya o kadar koşturuyo millet için, hâlâ diyolar ki " tüm gün seni bekledim neden bu kadar geç kaldın, hadi haberleri ver." . pis nankörler o adamın kendi hayatı yok, sizin için koşturuyo be!
yine de okumaktan keyif aldığım ve "evet ya böyle kötü insanlar var dünyada, pislikler!" , "vanya, ballı kurabiyem, başkası için niye bu kadar koşturuyosun, dön azcık da kendine bak be canım." demekten kendimi alamadığım bir eserdi. teşekkürler dost.
devamını gör...
seni sen yapan özelliklerin
bitmek bilmeyen inadım ve hırsım.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’e biçtiği ömür
haşa bizim bileceğimiz iş değil yoldaş bilir.
bkz. #1135001 kısa gibi geldi ama yine de sen bilirsin büyük patron.
bu arada bir bitmediniz arkadaş ya. ne kıymetli hesaplarınız, tanımlarınız varmış. yok hesap silme özelliği gelse kimse kalmaz yok tanım silme özelliği gelse kimse durmaz. okumuyoruz ki zaten biz sizi siz gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz.
bkz. #1135001 kısa gibi geldi ama yine de sen bilirsin büyük patron.
bu arada bir bitmediniz arkadaş ya. ne kıymetli hesaplarınız, tanımlarınız varmış. yok hesap silme özelliği gelse kimse kalmaz yok tanım silme özelliği gelse kimse durmaz. okumuyoruz ki zaten biz sizi siz gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz.
devamını gör...
tahammülsüzlüğün artması
katıldığım bir tespittir. eskiden daha çok insan severdim ki hala seviyorum. ama eskiye oranla artık tahammül edemiyorum. dışarıya çıksam illa uyuz olacak insanlara denk geldiğimi düşünüyorum.
devamını gör...
dönemem
"yine yalnızlık içim buruk, suya ay düşmüş
bir sevda daha eksildim, hayallerim kırık
aynaların aklına uydum birden gün döndü
baka baka bir çocuğu büyüttüm, sevincime ak düştü
bir yalnızlıktır dolanmış dilime
ben de böyleyim işte
sevdalardandır çekildim kendime
artık ben de böyleyim işte
dönemem yoluna gül seremem, aynaya aldandım
gelemem kendimden geçemem, gözyaşıma kandım
dönemem yoluna gül seremem, aynaya aldandım
gelemem kendimden geçemem, gözyaşıma kandım
bedel bedel bir yorgunluk dizlerimi çürüttü
satır satır bir yalnızlık hep içimi üşüttü
yine kendimden vazgeçtim açılmadan solmuşum
hep görmezden geldim ya, görünmez olmuşum
bir yalnızlıktır dolanmış dilime
ben de böyleyim işte
sevdalardandır çekildim kendime
artık ben de böyleyim işte
dönemem yoluna gül seremem, aynaya aldandım
gelemem kendimden geçemem, gözyaşıma kandım
dönemem yoluna gül seremem, aynaya aldandım
gelemem kendimden geçemem, gözyaşıma kandım
gözyaşıma kandım, gözyaşıma kandım"
italik yerleri hep ben ezginin günlüğü şarkısı.
spotify
bir sevda daha eksildim, hayallerim kırık
aynaların aklına uydum birden gün döndü
baka baka bir çocuğu büyüttüm, sevincime ak düştü
bir yalnızlıktır dolanmış dilime
ben de böyleyim işte
sevdalardandır çekildim kendime
artık ben de böyleyim işte
dönemem yoluna gül seremem, aynaya aldandım
gelemem kendimden geçemem, gözyaşıma kandım
dönemem yoluna gül seremem, aynaya aldandım
gelemem kendimden geçemem, gözyaşıma kandım
bedel bedel bir yorgunluk dizlerimi çürüttü
satır satır bir yalnızlık hep içimi üşüttü
yine kendimden vazgeçtim açılmadan solmuşum
hep görmezden geldim ya, görünmez olmuşum
bir yalnızlıktır dolanmış dilime
ben de böyleyim işte
sevdalardandır çekildim kendime
artık ben de böyleyim işte
dönemem yoluna gül seremem, aynaya aldandım
gelemem kendimden geçemem, gözyaşıma kandım
dönemem yoluna gül seremem, aynaya aldandım
gelemem kendimden geçemem, gözyaşıma kandım
gözyaşıma kandım, gözyaşıma kandım"
italik yerleri hep ben ezginin günlüğü şarkısı.
spotify
devamını gör...
kadınların kolay kolay unutmaması
bazı durumlarda pisliğin sürekli halının altına süpürülmesi nedeniyle ortaya çıkan durum.
bir sorun yaşarsınız karşı tarafla. konuşmaya, çözmeye çalışırsınız ama nafile! karşı taraf ya konuşmaz ya da "hallederiz", "bakarız" benzeri yuvarlak laflarla o anı geçiştirip atlatır. sorun gerçekte çözülmemiş, sadece ötelenmiştir. aynı sorun yine karşınıza çıkacak demektir bu.
ne olur aynı sorunla tekrar tekrar yüzleşince? "ee sen böyle demiştin ama şimdi böyle yapıyorsun?" denir mesela yahut "bunu bu şekilde yaşamıştık ve çözmek için şöyle konuşmuştuk. şimdi bu ne perhiz bu ne turşu?" diye sorarsınız ve bunun adı "kadın sürekli geçmişi yüzüne vuruyor" olur. oysa mevzu kaçak güreşmekten kaynaklı zorunlu yüzleşmelerle ilgili.
ha kapanmış olması gereken konuyu kapatmayan, ısıtıp ısıtıp öne süren hiç mi yok? var ama herkes aynı değil.
bu arada, hafızam iyidir. hiç sevmem enayi veya aptal yerine konmayı. çat diye söylerim yapanın yüzüne. beğenmeyen oğluna almasın. *
bir sorun yaşarsınız karşı tarafla. konuşmaya, çözmeye çalışırsınız ama nafile! karşı taraf ya konuşmaz ya da "hallederiz", "bakarız" benzeri yuvarlak laflarla o anı geçiştirip atlatır. sorun gerçekte çözülmemiş, sadece ötelenmiştir. aynı sorun yine karşınıza çıkacak demektir bu.
ne olur aynı sorunla tekrar tekrar yüzleşince? "ee sen böyle demiştin ama şimdi böyle yapıyorsun?" denir mesela yahut "bunu bu şekilde yaşamıştık ve çözmek için şöyle konuşmuştuk. şimdi bu ne perhiz bu ne turşu?" diye sorarsınız ve bunun adı "kadın sürekli geçmişi yüzüne vuruyor" olur. oysa mevzu kaçak güreşmekten kaynaklı zorunlu yüzleşmelerle ilgili.
ha kapanmış olması gereken konuyu kapatmayan, ısıtıp ısıtıp öne süren hiç mi yok? var ama herkes aynı değil.
bu arada, hafızam iyidir. hiç sevmem enayi veya aptal yerine konmayı. çat diye söylerim yapanın yüzüne. beğenmeyen oğluna almasın. *
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
ah benim iyimser yanım..
ah benim şair telaşım
....
ah benim sevdalı başım
sus artık uslandir beni..
ah benim şair telaşım
....
ah benim sevdalı başım
sus artık uslandir beni..
devamını gör...
tükenmez kalemin tükenmesi
insan öldüğünde beden tükenir ama ruh tükenmez onun gibi düşünebiliriz mürekkep tükenir ama kalem tükenmez
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ruh halleri
bir yandan sinir ediyorlar, bir yandan mutlu ediyorlar. merdüm de arada gidip geliyor işte.
devamını gör...
bir yazar ya da şair neden yazma ihtiyacı duyar sorunsalı
sylvia plath'in bunu çok iyi açıklayan bir sözü vardır, sadece o bile başlı başına bir yanıt olabilir.
“sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.”
“sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.”
devamını gör...
bilinmeyen adanın öyküsü
jose saramago tarafından yazılan, bilinmeyen adayı bulmayı kafasına koyan bir adamın kraldan bir tekne istemesiyle hikaye başlıyor. adamın bilinmeyen bir ada bulmaya olan inancı saraydaki temizlikçi kadını da ona bağlıyor. ve o da artık bilinmeyen bu adayı bulmak için bu tanımadığı adamın peşine düşüyor.tayfası olmayan bu teknede bu adam ve bu kadın birbirilerini buluyor ve bilinmeyen adayı bulmak için yolculuğa çıkıyor.
--- alıntı ---
~ben bir bilinmeyen adayı bulmak istiyorum. o adaya ayak bastığımda kim olduğumu öğrenmek istiyorum.
~bilmiyor musun ki kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
~ben bir bilinmeyen adayı bulmak istiyorum. o adaya ayak bastığımda kim olduğumu öğrenmek istiyorum.
~bilmiyor musun ki kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin.
--- alıntı ---
devamını gör...
kafa sözlük kadınlarının aşırı kırıcı ve kaba olmaları
lucifer'in başlığı olduğunu gördükten sonra ciddiye alamadığım iddiadır.
devamını gör...
modern insanın en büyük problemi
okumayı, düşünmeyi bir tarafa bırakıp; bakmayı, izlemeyi tercih etmesidir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylediği şarkılar
devamını gör...
akademik makalelerin sadece özet kısmını okumak
sadece değil de, ilk yapılması gerekendir. baktınız merak ettiniz ya da yeni şeyler öğreneceksiniz, o zaman geri kalanını okursunuz. özet bu yüzden var. özetleri severim.
devamını gör...
normal sözlük kraliyet arması
şahıs olarak çok da önemsemediğim ama sözlüğün aktif hale gelmesi açısından gerekli bulduğum bir konu. sözlüğe girdiğimden beri dikkatimi çekiyor. çok iyi tanımlar oluyor bazı başlıklar altında ama (+) oy almamış. ben veriyorum dönüyorum bakıyorum ya 1’de kalmış ya 2. zaten oy verenlerde genelde aynı kişiler. neden oy vermiyorsunuz sözlük ahalisi? * sözlük yeni olduğu için sürekli yeni başlıklar açılıyor, evet yerinde. ama üzerinde yazılması gereken pek çok başlıkta sol tarafta kurban edilip bir kaç tanım yazılmış şekilde aşağılarda kalıyor.
k’arma puanı bu sebeple destekliyorum. inşallah verim katar.
k’arma puanı bu sebeple destekliyorum. inşallah verim katar.
devamını gör...
