türkiye'yi sürekli tehdit edip yaptırım uygulayan ponçiklerdir. bir de kafa sözlük yazarıdır.
devamını gör...

22.11.1963 tarihinde suikast sonucu öldürülen amerika birleşik devletleri başkanıdır.

tarihi ezbere biliyorum çünkü 1 sezonluk harika bir mini dizisi var, mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. dizinin ismi suikast tarihi olan 11.22.63 (dizi) 'dir. aslında her ne kadar dizi bu suikastle alakalı olsa da bilim-kurgu üzerinedir, ne keneddy var ne suikastlık bir durum var ortada.
devamını gör...

her şeyi ben biliyorum kafası ve hiçbir şey bilmemek.
devamını gör...

gökyüzüne özenerek; sırf “mavi” diye…
diline diktiği iğneyi kılıç bilip kuşanan don kişot! hangi yaraya değiştin şiir’i?

midesinde pişiyorsa sözcüğü kişinin, normaldir ateşinin yükselmesi, bu esnada kendine çarpmamak için kendini sağa sola çarpması, normaldir. o sözcükler ki çiğken, işlenmemişken kimse bakmıyordu.
geçmiş; şiire boyanıp soframıza kuruluyor.
afiyet olsun.

evet, burası görüntüler dünyası.
arkanıza yaslanın ve uzatın ayaklarınızı. az önce ölmediyseniz, az sonra da ölmeyebilirsiniz.
erik ağaçlarını dallarından öpsün ellerim. yıldızları alnından.
şu kaktüsler arsız şeyler. onları da dikenlerinden öperim.
devamını gör...

şaka olmalı, bu başlıklardan kaçıp geldim.
dakika bir gol bir 30 yaş üstü gömme çetesi buraya da musallat olmuş. birileri bu arkadaşları aydınlatabilir mi acaba?
biz 30-40-50 yaşındaki insanlar ölmüyoruz.

ayrıca dünya sağlık örgütü'nün * listesine göre;
0-17 yaş arası "ergen",
18-65 yaş arası "genç",
66-79 yaş arası "orta yaş",
80-99 yaş arası da "yaşlı" olarak güncellendi *.
buradan
devamını gör...

avrupa'nın ilk fıfa kokartlı kadın hakemidir. aynı zamanda türkiye'de futbol üzerine doktora yapan tek kadındır. "dünyada ve türkiye'de futbol organizasyonları üzerine analitik bir yaklaşım" teziyle doktorasını yapmıştır.

türkiye'nin ilk kadın futbol takımı dostlukspor'da futbol oynamıştır. kendisi aynı zamanda ilk kadın futbol antrenörü olma unvanını da taşımaktadır.
devamını gör...

o da sizi ciddiye alır ve sonunda öldürür. eksik olmasın.
devamını gör...

ezginin günlüğü - eksik bir şey

şarkı sözleri
eksik bir şey mi var hayatımda
gözlerim neden sık sık dalıyor
eksik bir şey mi var hayatımda
gökyüzü bazen ciğerime doluyor

öyle bir şey ki bu, kolay anlatamam
atsan atılmaz satsan satamam
eksik bir şey mi var, anlayamam
bak çayım sigaram her şeyim tamam
eksik bir şey mi var, anlayamam
bak çayım sigaram her şeyim tamam

kalksam duraktan dolmuş gibi
arka koltukta unutulmuş gibi
terliklerimle gelsem sana
sonunda aşkı bulmuş gibi
terliklerimle gelsem sana
sonunda aşkı bulmuş gibi

eksik bir şey mi var hayatımda
gözlerim neden sık sık dalıyor
eksik bir şey mi var hayatımda
gökyüzü bazen ciğerime doluyor

kalksam duraktan dolmuş gibi
arka koltukta unutulmuş gibi
terliklerimle gelsem sana
sonunda aşkı bulmuş gibi
terliklerimle gelsem sana
sonunda aşkı bulmuş gibi

sonunda aşkı bulmuş gibi...



devamını gör...

(bkz: #653143">#653143)

bu tanımda benzer bi başlıkta açıklamıştım daha önce, tekrardan aynı şeyleri yazmamak adına burdan bakabilirsiniz. yardımcı olur umarım*.
devamını gör...

bir de hep içten içe istediğimiz ama o yaşımızda bile ailemizin durumunun kötü olduğunu bildiğimiz için söyleyemediğimiz çilek yatak odası ve aküllü araba var.çok çabuk büyüdük çook ama içimizdeki çocuğu hala derinlerde saklıyoruz.
devamını gör...

bu kitabın adını ilk duyduğumda sene 2011’di. lise sıralarında, laf arasında. sene 2013’te ise sevdiğim bir arkadaşımın elinde gördüm ilk kez. kendisi de pek beğendiğini söylemişti. kendisinden istedim bu kitabı ve bişeyler oldu, araya zaman girdi, mekan girdi derken okuyamadım. taa ki bu seneye kadar. karantina zamanında bulduğum boş vakitlerden birinde aklıma geldi okumak. sipariş ettim internet üzerinden. elime ulaştığında da okuyamadım zira hali hazırda okuduğum başka seriler vardı. nihayet bu hafta kendisine de sıra geldi. gariptir ki, kitabı elime aldığımda sanki uzun zamandır görmediğim bir dosta tekrar rastlamış gibi hissettim. bir hoş oldum.

kitaptan bahsedecek olursam;
2 oturuşta bitirdim kitabı. o kadar sene bekledikten sonra birkaç günde okuyup bitirmek çok garip hissettirdi.
içerik olarak çok masalsıydı. yumuşak ve hoş bir tonu vardı. okurken müzik dinler gibi rahatlatıyordu. yol hikayelerine aşık olan ben için bulunmaz nimet.

konusu ise bir arayıştır efendim. kimilerine göre bu arayış bir hazine içindir. diğer kimilerine göre kendini bulmak için, bir diğer kimileri için ise evrenin özünü bulmak içindir.
bir koyun çobanı, önce çevresini minik sorularla anlamlandırmaya çalışırken, karşılaştığı her yeni olay ve kişi onu daha büyük sorular sormaya itmiştir. bu büyük sorular ona ilginç cevaplarla gelmiştir.
kişisel menkıbesinin peşinde gitmektir gayesi. bu gayeden daha önemli şey ise kararlılığıdır. zaman zaman bu kararlılığı kaybetse de, tekrar bulmuştur motivasyonunu.

dünyayı görmek isteyen, bu uğurda kilise eğitiminden vazgeçmiş delikanlı çoban, bir rüyayı üst üste iki kez görünce bunu bir çingeneye danışmak ister, çingene ise ona, hayatının hazinesini bulmak için uzun bir yolculuk yapmasını söyler. rüyanın anlamı budur. daha sonra delikanlı bir kral ile tanışır ve bu kral ona kişisel menkıbeyi açıklar. artık evrene büyük sorular sorma vakti gelmiştir. yolculuk devam ettikçe soruların cevabının aslında tek bir kaynağa dayandığını ve bu kaynağın evrenin özü olduğunu anlar.

bu yoldaki en büyük değişimi ise simyacı ile tanışınca geçirir delikanlı. çünkü evrenin özünü anlamak başka, onunla bir olmak başkadır.
simyacı ona felsefe taşından ve abı hayat iksirinden bahseder.
ona göre evrende her şey aslında birdir. evrende neye ihtiyaç var ise madde o anda o’dur.

çöl ile konuşur delikanlı. sonra rüzgar ile, sonra güneş ile. cevaplar maddenin ötesindedir lakin. ruhtur asıl olan. nasıl ki evrenin ruhu var ise kendisinin de bir ruhu vardır. ve bu ikisi de aslında birdir.
delikanlı artık bu sırra vakıftır.

bu eserin bence en güzel yönü ise maddenin oluşumu üzerine sorduğu sorular ve cevaplardır.

bilinen hali ile madde neden oluşur? molekülleri bir araya getiren güç nedir? tüm maddenin yapı taşları aynı olmasına karşın neden farklı şekillerde tezahür ederler? ve en önemlisi, bilinen haliyle neredeyse tümü boşluktan oluşan madde, gerçekte var mıdır?

neyse efendim, belki de bu kitabı bu kadar sevme nedenim, aynı soruları sormuş olmamızdır diyorum.
bence okunası bir kitaptır.
devamını gör...

sol eli, ince bağırsağına saplanmış olan kalın uçlu bıçağın üzerinde. sağ eli ise kanama sebebiyle karnının üzerinde basınç yapar gibi duruyor.
aklınız hep uzuvda hep.
devamını gör...

(bkz: ıtachi uchiha)'dan başka kimse olamaz dediğim karakter.
devamını gör...

bir peter berg filmidir.

süper kahramanlar topluma örnek olmak zorunda değildir. ait olmadıkları fani bir ırk olan insanlara muhtaçmış gibi davranmak zorunda değildir. insan ırkı gibi zavallı bir topluluğun korumalığını yapmak zorunda değildir. içinde hapsolduğu toplulukla uyuşmak, onu kurallarına uymak zorunda hiç değildir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
will smith’in canlandırdığı ve bence sadece will smith’in canlandırmayı başarabileceği aykırı ve alkolik süper kahraman hancock yukarıda anlattıklarımın hiçbirini uymuyor ve iyi ki öyle yapıyor. en azından bir süre için.

o bir alkolik elinde daimi bir şişe ile bu düşük zekalı tür arasında kalmış olmamın, üstüne üstlük ölümsüzlükle lanetlenmiş olmanın acısını alkolle boğarak tutunmaya çalışan bir süper kahraman.

o kamu malına zarar vermekten hiç çekinmeyen bir süper kahraman. kamu malı kapsamına kaldırımlar, binalar, araçlar ve insanların da dahil olduğunu düşünürsek hancock asla sınır tanımıyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ta ki insanların nankör doğası hancock’u sıradanlaştırmak için harekete geçene kadar. bizi kurtar ama bizim istediğimiz gibi davran, bize yardım et ama bizim istediğimiz gibi görün. insanlar tuhaf gerçekten.

hancock’a bulaşmayın, eğer kafanızın oturma organınızla kavuşmasını istemiyorsanız.
devamını gör...

evden çıkması.
nasıl yakışıyor nasıl anlatamam. dört yıl önce emekli oldu. iki yıl olacak karantina yüzünden eve kazık çaktı. şöyle gitse de boyuna posuna baksam. *
devamını gör...

en sevdiğim yazar tipi.

ne afilli bir entry için uğraşır ne de laf ebeliği yapar. elle yemek yiyen araplar gibi lambur lumbur yazar, çıkar.

adeta önizle butonuna tepki olarak doğmuştur, tekrar sevmez.
devamını gör...

bir yere otururken ya da bir yerden kalkarken ayayayayy ofoffoff diyerek hareket ediyorum.
devamını gör...

o kadar çok sevindim ki. çocuklarıyla çok mutlu yaşasın.
devamını gör...

1924-1991 yılları arasında sscb kurucusu lenin'e ithafen leningrad olarak adlandırılan şehir. ikinci dünya savaşı sırasında barbarossa harekâtı ile sovyet topraklarına 3 koldan giren alman ordusu'nun en önemli hedefleri arasındadır. 1941 sonbaharında leningrad kapılarına dayanan almanlar şehre doğrudan hücum eder. ağır bombardıman ve kanlı muharebeler sonucunda şehirdeki direnişin kırılamaması üzerine alman ordusu hitler'in emriyle taktik değişikliğine gider. buna göre sıcak çatışmaya girmeden kuşatmaya ağırlık verilecek, leningrad halkı gıdasız bırakılarak direniş unsurlarının açlık ve hastalıktan kırılıp gitmesi beklenecekti. her şey sona erdiğinde ise leningrad'daki bütün yapılar yok edilip hayalet şehir olarak bırakılacaktı. 1944'e kadar uygulanan bu korkunç plan süresince şehir halkına dışarıdan asgari miktarda yardım sağlanabilir. ladoga gölü -bazen sekteye uğrasa da- ikmal güzergâhındaki en önemli nokta olmuştur. yeterli iaşe imkanı bulunmayan şehirde kitlesel ölümler, anarşi ve yamyamlık vakaları yaşanır.. 827 gün boyunca kuşatmayı yarmaya çabalayan diğer kızıl ordu unsurları sonunda başarılı olur ve 1944 başında almanları püskürtür. ablukadan geriye sivil ve asker yüz binlerce zayiat kalır.

benzersiz direnişi ve kazandığı büyük zaferle muharebe tarihine adını yazdıran leningrad, birkaç yıl sonra politik bir vaka ile öne çıkar. 1949-50 yıllarında şehrin ileri gelenleri rejime ihanet suçlamasıyla tutuklanır. yargılanan yüzlerce sanık arasında politikacı, bilim adamı, yazar ve eğitimciler vardı. komplocuların lideri olduğu iddia edilen kişiler idam cezasına çarptırılırlar, geri kalanların büyük bölümü ise gulag ya da sibirya'ya sürgün edilirler.
devamını gör...

adet adı altında yapılan toplu faaliyetlerin hemen hepsi saçma geliyor bana. birçoğunun mantığı vardır belki ama kalabalık sevmiyor olmamın da etkisi olabilir. normal düğün, sünnet düğünü, kına, nişan, biri vefat edince adamların başka derdi yokmuş gibi evlerine doluşmak, oturmak bir de yemek beklemek. hatta evi küçükse insanlar sıkışmasın falan diye dernek ayarlayıp yemek vermeler falan, lan adamın ölüsü var başın sağolsun de geç.

edit: iki üst entry i giren yazarın ellerinden öperim görseydim yazmazdım. swh
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim