sarhoş olup eski sevgiliyi aramak
sarhoş olmadan arayın demek istediğim durumdur.
"-ben seni istiyorum eda. ben seni istiyorum ne olursun.
+ alkollüsün sen ama!
- ne alkollüsü ya, ne alkollüsü! ben alkollüyken de istiyorum, çay içerken de istiyorum, ne bileyim kahve içerken de istiyorum. meyveli soda içerken de istiyorum. ben seni hep istiyorum eda"
behzat ç.
not: radyo melankoli yaptı bende.
"-ben seni istiyorum eda. ben seni istiyorum ne olursun.
+ alkollüsün sen ama!
- ne alkollüsü ya, ne alkollüsü! ben alkollüyken de istiyorum, çay içerken de istiyorum, ne bileyim kahve içerken de istiyorum. meyveli soda içerken de istiyorum. ben seni hep istiyorum eda"
behzat ç.
not: radyo melankoli yaptı bende.
devamını gör...
sosyal fobi
sosyallik içeren ortamlarda kaygılı hissetme durumu.
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
b99 jake ve amy.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
bu gün bir çocukla ajan olmam hakkında konuştuk.
konuşmanın sonunda onun da ajan oldunu öğrendik.
konuşmanın sonunda onun da ajan oldunu öğrendik.
devamını gör...
kinizm
hakkında bilgi edinmek için çok iyi kaynaklar bulabileceğiniz, adını yunanca "kyon"* kelimesinden alan yaşam biçimi, felsefe. ya da adına ne derseniz deyin.
tavsiye edeceğim detaylı bir kitap ise isviçre'li filolog georg luck'a aittir.
*(bkz: köpeklerin bilgeliği)*
say yayınlarından (bkz: oğuz özügül) tercümesi ile piyasada bulabilirsiniz.
kitaptan şöyle bir-iki alıntı ile bitirebilirim, tamamen orijinalinden* kendi çevirimdir, türkçesinde biraz farklı olabilir.
1-diogenes mö 410-400 yıllarında karadeniz kıyısındaki
sinop'ta dünyaya geldi. halen daha net olmayan ve tam aydınlatılmamış bazı suçlar yüzünden
sürgüne gönderildi. akabinde atina'ya gelerek antisthenes'e
katıldı. oldukça doğru olduğuna inanılan (kuşkuya yer vermeyen) başka bir rivayete göre bir deniz
yolculuğu sırasında korsanların eline düştü ve köle olarak
korinthos'a satıldı. burada başarılı bir eğitmen olarak çalıştığı söylenir. serbest bırakıldıktan sonra korinthos'ta ve atina'da yaşadı.
diyaloglar ve tragedyalar kaleme aldı; ama tragedyaların ona ait olup olmadığı antikçağda bile tartışmalı konulardan biriydi.
onun nasıl göründüğünü aşağı yukarı biliyoruz; zira paris'te bir sikke, birçok oymalı taş, köln'de bir mozaik, villa
albani'de mermer bir heykel ve aynı müzede bir duvar kabartması (mö 4. yüzyılın sonlarından bir tablonun
kopyası) vardır. sikkede profilden betimlenir, saçlan kısadır ve sakallıdır. mermer heykel onu
çıplak, öne eğilmiş, göbekli bir şekilde, ama kaslı kol ve bacaklarla betimler; sağ elinde bir değnek, sol elinde bir çanak
tutar; yanında, simgesi olan (sonradan tamamlandığı düşünülen) bir köpek vardır.
2-mesela başka bir kısa hikaye okul kurucusu* ile şu şekildedir;
anthistenes* hastadır, ölüm döşeğinde yatmaktadır ve diogenes* kendisini ziyarete gelir ve sorar;
"bir arkadaşa ihtiyacın var mı?"
ve akabinde elinde bir hançerle gelir.
anthistenes şöyle der; "keşke birisi beni acılarımdan kurtarabilse!"
diogenes hançeri kastederek; "işte bu" der.
bunun üzerine hastalığından dolayı acılar içinde olan ve halen daha hayata tutunmaya çalışan anthistenes'in cevabı şahanedir;
"acılarımdan demiştim, hayattan değil!" der.
linkler baykuş olmuş, tekrar aşağıdadır.
www.hizliresim.com/not3974
www.hizliresim.com/avmao9f
nadir kitaptan 1997 yılına ait "almanca" orijinal baskılarından birini bulup hem de 25 tl gibi bir rakama almıştım sene başında.
ve ciltli olarak.
tavsiye edeceğim detaylı bir kitap ise isviçre'li filolog georg luck'a aittir.
*(bkz: köpeklerin bilgeliği)*
say yayınlarından (bkz: oğuz özügül) tercümesi ile piyasada bulabilirsiniz.
kitaptan şöyle bir-iki alıntı ile bitirebilirim, tamamen orijinalinden* kendi çevirimdir, türkçesinde biraz farklı olabilir.
1-diogenes mö 410-400 yıllarında karadeniz kıyısındaki
sinop'ta dünyaya geldi. halen daha net olmayan ve tam aydınlatılmamış bazı suçlar yüzünden
sürgüne gönderildi. akabinde atina'ya gelerek antisthenes'e
katıldı. oldukça doğru olduğuna inanılan (kuşkuya yer vermeyen) başka bir rivayete göre bir deniz
yolculuğu sırasında korsanların eline düştü ve köle olarak
korinthos'a satıldı. burada başarılı bir eğitmen olarak çalıştığı söylenir. serbest bırakıldıktan sonra korinthos'ta ve atina'da yaşadı.
diyaloglar ve tragedyalar kaleme aldı; ama tragedyaların ona ait olup olmadığı antikçağda bile tartışmalı konulardan biriydi.
onun nasıl göründüğünü aşağı yukarı biliyoruz; zira paris'te bir sikke, birçok oymalı taş, köln'de bir mozaik, villa
albani'de mermer bir heykel ve aynı müzede bir duvar kabartması (mö 4. yüzyılın sonlarından bir tablonun
kopyası) vardır. sikkede profilden betimlenir, saçlan kısadır ve sakallıdır. mermer heykel onu
çıplak, öne eğilmiş, göbekli bir şekilde, ama kaslı kol ve bacaklarla betimler; sağ elinde bir değnek, sol elinde bir çanak
tutar; yanında, simgesi olan (sonradan tamamlandığı düşünülen) bir köpek vardır.
2-mesela başka bir kısa hikaye okul kurucusu* ile şu şekildedir;
anthistenes* hastadır, ölüm döşeğinde yatmaktadır ve diogenes* kendisini ziyarete gelir ve sorar;
"bir arkadaşa ihtiyacın var mı?"
ve akabinde elinde bir hançerle gelir.
anthistenes şöyle der; "keşke birisi beni acılarımdan kurtarabilse!"
diogenes hançeri kastederek; "işte bu" der.
bunun üzerine hastalığından dolayı acılar içinde olan ve halen daha hayata tutunmaya çalışan anthistenes'in cevabı şahanedir;
"acılarımdan demiştim, hayattan değil!" der.
linkler baykuş olmuş, tekrar aşağıdadır.
www.hizliresim.com/not3974
www.hizliresim.com/avmao9f
nadir kitaptan 1997 yılına ait "almanca" orijinal baskılarından birini bulup hem de 25 tl gibi bir rakama almıştım sene başında.
ve ciltli olarak.
devamını gör...
sevdiği halde vazgeçen insan
devamını gör...
una nocte
geri döneceğini umut ettiğim yazar arkadaşımız. eğer ki kepenkleri kilitleyip bir daha geri gelmemek üzere gittiyse böyle bir yazarı çok arayacağız. sözlüğün ağır, oturaklı ve kıdemli yazarları arasında bir kafa izni modası baş göstermeye başladı. umarım bu furya haline dönüşmez.
devamını gör...
orta doğu'da kartlar yeniden dağıtılıyor
ortadoğuda kumar oynayacak yer mi kaldı kardeşim ne kartı, diye düşündüren başlığımsı.
devamını gör...
ames testi
bir maddenin vücuda alındığında karsinojenik potansiyeli olup olmadığını göstermeye yarayan testtir.
bu test mutasyona uğrayan bir hücreye diğer bir mutasyon ya da geri mutasyon uygulaması yapılarak hücrenin orijinal haline benzer bir duruma getirilmesi temeline dayanır.
testte kullanılan mikroorganizmalardan en yaygın olanı salmonella typhimurium'dur.
bu test mutasyona uğrayan bir hücreye diğer bir mutasyon ya da geri mutasyon uygulaması yapılarak hücrenin orijinal haline benzer bir duruma getirilmesi temeline dayanır.
testte kullanılan mikroorganizmalardan en yaygın olanı salmonella typhimurium'dur.
devamını gör...
barış murat yağcı'nın şarkı çıkarması
(bkz: bundan bize ne olması)
devamını gör...
karsu dönmez
(bkz: jest oldu) şarkısına yaptığı coverla şarkının kalite seviyesini arşa çıkartmış şarkıcıdır..
devamını gör...
şu an duymak istediğiniz söz
seni anlıyorum.
devamını gör...
çocukken sahip olunan yanlış bakış açıları
babanın her şeyi yapabileceğine inanmak.
şiddeti 6 civarında olan bir deprem sırasında babaya ''baba durdursana şunu'' demek…
şiddeti 6 civarında olan bir deprem sırasında babaya ''baba durdursana şunu'' demek…
devamını gör...
rte’nin daha neler olacak neler bunlar iyi günler demesi
dolar 47 lira olabilir.
devamını gör...
attila ilhan sözleri
gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım...
felaketim olurdu ağlardım...
devamını gör...
a ay
yazan ve yönetenin reha erdem aslında hiçbir şey anlatmadığı ama entel dantellerin alakasız anlamlar çıkardığı filmlerden. reha erdem izlerken o anki gerçekliği bir kenera bırakacaksınız. anlam aramayacak sadece estetik tat almaya odaklanacaksınız. aslında amaç bu değil ama reha erdemin tercihi bunu gerektiriyor. size ne oldu bu filmde, hangi kafayla çekildi anlatayım: birçok edebi metin okundu, birçok film izlendi, birçok felsefeci okundu, imge nedir öğrenildi ve filmde de bunların hepsi birbirine gelişigüzel karıştırılarak birbirinden kopuk bir "şey" oluşturuldu. filmdeki tüm metaforları anlayabilecek donanımda olmak imkânsız. filmde kullanılan sanat eserleri ayrı ayrı güzel ve duygulu, bir şeyler anlatan nitelikte ama filmde olduğu gibi kendilerinden bir bütün oluşturulmaya çalışılınca çok zorlama ve bir o kadar anlamsız oluyor.
yönetmenine şimdi filmi sorduğunuzda; büyüsü kaçar açıklayamam, herkes kendi anlamını çıkarır, ben de bilmiyorum aslında gibi romantik cevaplar alacağınız filmlerdendir.
yönetmenin çekerken her şeyi kafasında oturtmuş olduğu ama aradan yıllar geçince onun da ne anlattığını hatırlamayacak kadar zayıf alegoriler kullandığı filmlerdendir.
bu, sanatçı açısından bir tercih meselesidir, kendi çapında bir sanatsever olan benim de nefret etmeyi seçtiğim bir şeydir.
kimi, burjuvazi ve aristokrasi arasında sıkışan kızın dramı demiş, kimi dine dair bir sorgulama (bkz: her gördüğünü gösterebilir misin, rûyanın fotoğrafını çekebilir misin?), kimi psikolojiden dem vurmuş, kimi demiş ki hz isa, kimi demiş doğu batı (bkz: bir tarafta ezan bir tarafta vivaldi)...
hiçbiri. bu film hiçbir şeyi anlatıyor. sinematografisi ve deneyselliği hatrına, yedi verdiğim film. filmden hiçbir şey anlamayacak kadar yetersiz olduğunuz hissiyatına kapılmayacak ve hiçbir şey anlamamanıza rağmen zevk alabilecek ve vakit kaybı gözüyle bakmayacaksanız izleyin. ha bir de reha erdemin filmi çektiği dönemde kullandığı eserlerin hepsini en iyi şekilde biliyorsanız adeta paralel bir evrendeki bir reha erdem iseniz.
yönetmenine şimdi filmi sorduğunuzda; büyüsü kaçar açıklayamam, herkes kendi anlamını çıkarır, ben de bilmiyorum aslında gibi romantik cevaplar alacağınız filmlerdendir.
yönetmenin çekerken her şeyi kafasında oturtmuş olduğu ama aradan yıllar geçince onun da ne anlattığını hatırlamayacak kadar zayıf alegoriler kullandığı filmlerdendir.
bu, sanatçı açısından bir tercih meselesidir, kendi çapında bir sanatsever olan benim de nefret etmeyi seçtiğim bir şeydir.
kimi, burjuvazi ve aristokrasi arasında sıkışan kızın dramı demiş, kimi dine dair bir sorgulama (bkz: her gördüğünü gösterebilir misin, rûyanın fotoğrafını çekebilir misin?), kimi psikolojiden dem vurmuş, kimi demiş ki hz isa, kimi demiş doğu batı (bkz: bir tarafta ezan bir tarafta vivaldi)...
hiçbiri. bu film hiçbir şeyi anlatıyor. sinematografisi ve deneyselliği hatrına, yedi verdiğim film. filmden hiçbir şey anlamayacak kadar yetersiz olduğunuz hissiyatına kapılmayacak ve hiçbir şey anlamamanıza rağmen zevk alabilecek ve vakit kaybı gözüyle bakmayacaksanız izleyin. ha bir de reha erdemin filmi çektiği dönemde kullandığı eserlerin hepsini en iyi şekilde biliyorsanız adeta paralel bir evrendeki bir reha erdem iseniz.
devamını gör...
martingale
martingale sistemi nedir?
şans oyunlarındaki mottosu “ilelebet kaybedecek değilsin, elbet biri tutacak” olan matematiksel yöntemdir.
kısa ve net özetiyle, arka arkaya 10 kez bile kaybetseniz 11. de kazanırsanız bütün kaybettiklerini telafi edip kara geçtiğiniz bir teknik. diyeceksiniz hiç öyle şey olur mu? martingale tekniğin de nasıl olduğunu detaylı şekilde örneklerle görelim.
martingale sistemi çok basit bir temel mantıkla çalışır. zararı karşılamak için kazanana kadar bahis miktarını arttırana kadar devam etmektir( genelde bu önceki bahisin 2 katını yatırmak şeklindedir). daha çok kumarda kullanılır.
şans oyunlarındaki mottosu “ilelebet kaybedecek değilsin, elbet biri tutacak” olan matematiksel yöntemdir.
kısa ve net özetiyle, arka arkaya 10 kez bile kaybetseniz 11. de kazanırsanız bütün kaybettiklerini telafi edip kara geçtiğiniz bir teknik. diyeceksiniz hiç öyle şey olur mu? martingale tekniğin de nasıl olduğunu detaylı şekilde örneklerle görelim.
martingale sistemi çok basit bir temel mantıkla çalışır. zararı karşılamak için kazanana kadar bahis miktarını arttırana kadar devam etmektir( genelde bu önceki bahisin 2 katını yatırmak şeklindedir). daha çok kumarda kullanılır.
devamını gör...