normal sözlük aşık atışması
kambersiz düğün mü olurmuş
buralara hep çaylaklar doluşmuş
kenara çekilin şöyle bir
nizanimi gören mum gibi olmuş
buralara hep çaylaklar doluşmuş
kenara çekilin şöyle bir
nizanimi gören mum gibi olmuş
devamını gör...
30 temmuz 2021 yunanistan'ın türkiye'ye yardıma hazırız mesajı
sanki bütün ülkeler can ciğer kardeşimiz de, bir yunanistan kötü. deli misiniz siz? tabii ki böyle durumlarda her ülke bu tarz açıklamalarda da bulunur, yardım da eder.
misal, bugün ukrayna iki yangın söndürme uçağı göndermiş. bizim günlerdir yapamadığımızı onlar yapacak. hayır deme lüksümüz mü var, olmayan yangın söndürme uçaklarımızla?
misal, bugün ukrayna iki yangın söndürme uçağı göndermiş. bizim günlerdir yapamadığımızı onlar yapacak. hayır deme lüksümüz mü var, olmayan yangın söndürme uçaklarımızla?
devamını gör...
pezevenk
azerbaycan türkçesinde fiziksel büyüklüğü ifade eden sözcüktür. bilinenin aksine iş insanı anlamına gelmez.
kaynak.
kaynak.
devamını gör...
kedinin sen de adam mısın der gibi bakması
kediler oturdukları yerden adeta bakışlarıyla yargılar, küçük ve önemsiz bir böcek gibi bakarlar adama. "ne yaptım ben sana be!?" tepkisi oluşur insanda. sahibine değil kölesine bakıyor sanki..
(bkz: kem göz)
(bkz: kem göz)
devamını gör...
profesyonel olarak yalan söylemek
ustalık gerektiren bir olaydır. (bkz: recep tayyip erdoğan) lakabıda ustadır. bu konuda tek geçerim kendisini.
devamını gör...
kitap okumak
yapılması gereken en önemli eylemlerden biridir. okuma alışkanlığınız pek yoksa izlemeyi, konuşmayı sevdiğiniz konuları içeren türden kitapları okumaya başlayarak okuma alışkanlığı kazanabilirsiniz.
devamını gör...
hi my i run
devamını gör...
platon'a göre demokrasi
halkın elinde bulundurduğu kamusal güç olarak tanımını yapabileceğimiz demokrasi kavramı insanların her dönemde ilgilendiği ve içeriğine farklı anlamlar yüklediği bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. söz konusu kavramı felsefe alanda tartışan ve kavramla ilgili oluşan sorunlara yönelik yanıt denemesine (bkz: devlet) girişen platon demokratia kavramını diğer yönetim biçimleri (timarkhia, oligarkhia, patriarkhia, tyranlık) arasındaki dönüşümlere bağlı olarak ayrıntılı bir şekilde ele almış ve demokrasiyi bu yönetim şekiller içinde "sayısal çoğunluğa dayandığı" için "en kötü yönetim şekli olarak" gördüğünü ifade etmiştir.
bir başka deyişle aptalların çoğunlukta olduğu yerde kararlar sayısal çoğunlukla (demokrasi) alınacaksa, nihayetinde alınacak karar aptalların sayısal çoğunluğu sayesinde ortaya çıkacaksa bu durumda aptalca bir kararın alınması kaçınılmazdır.
platon, demokratia eleştirisinde isonomia ve eleutheria’nın yol açtığı olumsuz sonuçlardan biri olarak eğitimsizlerin, bilgisizlerin yönetimde söz sahibi olmalarının yanlışlığı üzerinde de önemle durur. ona göre, demokratik rejimde bilgisiz kimseler yönetimde söz sahibi olmaktadır ve bu rejimin hakim olduğu yerlerde herkes hoşuna gittiği ve arzu ettiği tarzda hareket etmekte, sitenin siyasi ve sosyal uyumu tamamen çığırından çıkmakta, demokratia dejenere olmakta, anarşi, düzensizlik ve disiplinsizlik hakim olmakta, bunlardan yararlanan demagoglar kuru vaatlerle halkı kandırmaya çalışmaktadır. bunun sonucunda demogoglar halkı aldatarak kendilerine halkın önderi süsü vermektedirler. bu oluşan durumların sonucu olarak en kaotik oluşum ise toplumda iş bölümü ilkesinin yitirilişidir. (ayakların baş olmasıdır.) toplumdaki iş bölümü ilkesinin gereğince yerine getirilemeyişi bir sonraki adımda adaletin alaşağı edilmesi anlamına gelecektir.
bilmeyeler için son bir not düşelim: platon, devlet adlı eserini günümüzden 2400 yıl önce yazmıştır.
bir başka deyişle aptalların çoğunlukta olduğu yerde kararlar sayısal çoğunlukla (demokrasi) alınacaksa, nihayetinde alınacak karar aptalların sayısal çoğunluğu sayesinde ortaya çıkacaksa bu durumda aptalca bir kararın alınması kaçınılmazdır.
platon, demokratia eleştirisinde isonomia ve eleutheria’nın yol açtığı olumsuz sonuçlardan biri olarak eğitimsizlerin, bilgisizlerin yönetimde söz sahibi olmalarının yanlışlığı üzerinde de önemle durur. ona göre, demokratik rejimde bilgisiz kimseler yönetimde söz sahibi olmaktadır ve bu rejimin hakim olduğu yerlerde herkes hoşuna gittiği ve arzu ettiği tarzda hareket etmekte, sitenin siyasi ve sosyal uyumu tamamen çığırından çıkmakta, demokratia dejenere olmakta, anarşi, düzensizlik ve disiplinsizlik hakim olmakta, bunlardan yararlanan demagoglar kuru vaatlerle halkı kandırmaya çalışmaktadır. bunun sonucunda demogoglar halkı aldatarak kendilerine halkın önderi süsü vermektedirler. bu oluşan durumların sonucu olarak en kaotik oluşum ise toplumda iş bölümü ilkesinin yitirilişidir. (ayakların baş olmasıdır.) toplumdaki iş bölümü ilkesinin gereğince yerine getirilemeyişi bir sonraki adımda adaletin alaşağı edilmesi anlamına gelecektir.
bilmeyeler için son bir not düşelim: platon, devlet adlı eserini günümüzden 2400 yıl önce yazmıştır.
devamını gör...
mazoşist
aşağılanmaktan, acı çekmekten ve kendisine eziyet edilmesinden hoşlanan kişiler için söylenmiş söz.
devamını gör...
yazarların yaşayarak anlamını öğrendiği kelimeler
dar..
ilkokula gidiyodum. öğretmenim ders sırasında sınıfın dışına çağırdı, bi ayakkabı denetti. eski görmüş olacak ki ayağımdakini beni seçmiş. giydirdi ayağıma. rengide morlu beyazlı. çok rahattı tam oldu ayağıma. nasıl oldu iyi mi dar mı geniş mi vs vs sordu. okadar çekinmişim ki o kadar sevinmişim ayağıma tam oldu diyememişim de dar geldi demişim:).
neyse çıkarttırdı dar geliyo deyince. sınıfa geçebilirsin dedi. sanıyorum eve giderken vercek ayakkabıyı. sabırsızca bekliyorum zil çalsa da eve gitsem. sınıftan olabildiğince ağır alarak çıktım ogün. vermedi.
ertesi gün sabah sınıftan başka kızın ayağında gördüm ayakkabıyı. ona vermiş. bir bozuldum, bi kötü oldum. o günden sonra o kız bana ayakkabı getirdi. evlerinde giymedikleri bi ayakkabıymış. muhtemelen giyilmiş o sıralar kullanan yokmuş. giydim. ayağıma inanılmaz küçük geliyodu ama giydim. atıyorum 38 numara ayağın var 36 numara giymişin gibi. parmaklarımı bükmekten çoğunlukla zorlanıyodum ama çocuk aklı ayakkabım vardı. benimkinden daha yeniydi ya olsundu. tırnağım simsiyah olmuştu. velhasıl kelam 'dar' kelimesini öğrendim.
kendime kıssadan hisse; unutmamak lazım. doyumsuzluk çok fazla, yok topuklusu yok topuksuzu kaptırmış gidiyoken bunları görmüş yaşamışken kıymetini bilip yetinmek lazım.
ilkokula gidiyodum. öğretmenim ders sırasında sınıfın dışına çağırdı, bi ayakkabı denetti. eski görmüş olacak ki ayağımdakini beni seçmiş. giydirdi ayağıma. rengide morlu beyazlı. çok rahattı tam oldu ayağıma. nasıl oldu iyi mi dar mı geniş mi vs vs sordu. okadar çekinmişim ki o kadar sevinmişim ayağıma tam oldu diyememişim de dar geldi demişim:).
neyse çıkarttırdı dar geliyo deyince. sınıfa geçebilirsin dedi. sanıyorum eve giderken vercek ayakkabıyı. sabırsızca bekliyorum zil çalsa da eve gitsem. sınıftan olabildiğince ağır alarak çıktım ogün. vermedi.
ertesi gün sabah sınıftan başka kızın ayağında gördüm ayakkabıyı. ona vermiş. bir bozuldum, bi kötü oldum. o günden sonra o kız bana ayakkabı getirdi. evlerinde giymedikleri bi ayakkabıymış. muhtemelen giyilmiş o sıralar kullanan yokmuş. giydim. ayağıma inanılmaz küçük geliyodu ama giydim. atıyorum 38 numara ayağın var 36 numara giymişin gibi. parmaklarımı bükmekten çoğunlukla zorlanıyodum ama çocuk aklı ayakkabım vardı. benimkinden daha yeniydi ya olsundu. tırnağım simsiyah olmuştu. velhasıl kelam 'dar' kelimesini öğrendim.
kendime kıssadan hisse; unutmamak lazım. doyumsuzluk çok fazla, yok topuklusu yok topuksuzu kaptırmış gidiyoken bunları görmüş yaşamışken kıymetini bilip yetinmek lazım.
devamını gör...
kurban
türk rock müziğinin en iyi grubu denebilir. 10-15 sene önce yaptıkları şarkıların kalitesine bugün ulaşabilecek grup var mı bilmiyorum. keşke dağılmasalardı, yeni şeyler üretmeseler de en azından konserlerine giderdik.
devamını gör...
kadınlar tarafından yönetilen ülkelerin daha müreffeh olması
kadın eli değince başka oluyor demek ki.
ama bu ülkelerde yaşayan insanların mentalitesi ile de alakalı bir durum.
onur, şeref ve haysiyet gibi duygular hep ön planda.
adı yolsuzluğa karışsa dahi anında istifa edecek kadar erdemliler.
ülkemizde bulmak epey bir zor. ravzanur tayfasını görüyoruz genel olarak.
ama bu ülkelerde yaşayan insanların mentalitesi ile de alakalı bir durum.
onur, şeref ve haysiyet gibi duygular hep ön planda.
adı yolsuzluğa karışsa dahi anında istifa edecek kadar erdemliler.
ülkemizde bulmak epey bir zor. ravzanur tayfasını görüyoruz genel olarak.
devamını gör...
ispanyolca
yıllar önce narcos dizisiyle birlikte öğrenme aşkımın depreştiği ve duolingo ile başlayıp bir süre sonra aslında hiçbir şey öğrenemediğimi farkettiğim dünyanın en güzel dili. sonra bu iş böyle olmayacak deyip bir gramer kitabı edinip çok kısa sürede gramerini söktüm. çünkü şaşırtıcı derece ingilizceye çok benziyordu. ikisinin de hint-avrupa dili olması bir yana, ingilizcedeki devasa latin kökenli kelimeler sayesinde zibilyon tane ortak kelime olduğunu farkettim.
benim için büyülü bir öğrenme süreciydi, her detayından inanılmaz keyif alıyordum. sırf orjinalinden okuyabilmek için yüzyıllık yalnızlık romanına bile başlamamıştım. sonra hellotalk denen uygulamayı keşfettim. hayatımda bu kadar hoşlandığım bir uygulama daha olmamıştır. burada tanıştığım insanlarla pratik yaparak daha da ilerlettim. sonra latin amerika'ya gittim, karış karış gezdim. arjantin'de yaşadığım aksan şoku, ingilizce yapabileceğim halde her işimi, her diyaloğumu ispanyolca yapmam, gün geçtikçe daha çok öğrendiğimi, anladığımı farketmem gerçekten müthişti.
artık çok iyi seviyede ispanyolcam var fakat yüzyıllık yalnızlık'ı hala orijinalinden okuyamıyorum (çünkü zor anasını satayım). kelimeler ilk başladığım zamanlardaki gibi büyülü gelmiyor artık kulağıma. hani derler ya yolun kendisi bir yere varmaktan daha güzeldir. öyleymiş gerçekten. yine de seviyorum seni ispanyolca. eres lo más bonito.
benim için büyülü bir öğrenme süreciydi, her detayından inanılmaz keyif alıyordum. sırf orjinalinden okuyabilmek için yüzyıllık yalnızlık romanına bile başlamamıştım. sonra hellotalk denen uygulamayı keşfettim. hayatımda bu kadar hoşlandığım bir uygulama daha olmamıştır. burada tanıştığım insanlarla pratik yaparak daha da ilerlettim. sonra latin amerika'ya gittim, karış karış gezdim. arjantin'de yaşadığım aksan şoku, ingilizce yapabileceğim halde her işimi, her diyaloğumu ispanyolca yapmam, gün geçtikçe daha çok öğrendiğimi, anladığımı farketmem gerçekten müthişti.
artık çok iyi seviyede ispanyolcam var fakat yüzyıllık yalnızlık'ı hala orijinalinden okuyamıyorum (çünkü zor anasını satayım). kelimeler ilk başladığım zamanlardaki gibi büyülü gelmiyor artık kulağıma. hani derler ya yolun kendisi bir yere varmaktan daha güzeldir. öyleymiş gerçekten. yine de seviyorum seni ispanyolca. eres lo más bonito.
devamını gör...
geceye ilginç bir bilgi bırak
1938'de faşist lider benito mussolini italyada mickey mouse dışında tüm amerikan karikatürlerini yasaklamıştır.
devamını gör...





