2009'da yılbaşı akşamını geçirdiğim oyun.* konser vardı hatta, havai fişekler patlamıştı. yeni yıla bilgisayar başında girmem dışında güzel bir akşamdı.*
devamını gör...

goca gappe hera'nın oğludur. zeus bir kadına ihtiyaç duymadan athena'yı doğurmuştur. bunu kıskanan hera da bir erkeğe ihtiyaç duymadan doğurmak istemiş ve gariban hephaistos'u doğurmuştur. ama hephaistos çok çirkindir. bu duruma öfkelenen hera, oğlunu olympos'tan aşağı atar. dünyaya düşen tanrının ayakları da kırılır ve topal kalır. akhilleus'un annesi thetis bulur onu. sonra tanrıyı bir mağaraya gizler. kahramanımız orada demircilik sanatını öğrenir.

goca gappe'den intikam almak için ona altından bir taht yapar. ama tahtta sadece hephaistos'un çözebileceği görünmez zincirler vardır. hera hediyeyi memnuniyetle kabul eder, oturur oturmaz da tahta yapışır kalır. tanrılar ne kadar yalvarsalar da hephaistos, annesini çözmek istemez. olaya dionysos müdahil olur. tanrıyı sarhoş edip olympos'a getirir. hephaistos ancak bir şartla annesini serbest bırakacaktır. en güzel tanrıçayla evlenmek. çirkin tanrımız afrodit'le evlenir. ama güzeller güzeli afrodit rahat durmaz. savaşçı ares ile işi pişirir. sabah akşam sevişirler, zina ederler. bu iki aşığın seviştiğini güneş görür ve durumu hephaistos'a anlatır. aslında hephaistos karısını çok sever, bunu ona yakıştıramaz ama ne olur ne olmaz diye yataklarına örümcek ağı kadar hafif lakin demirden daha güçlü bir ağ gerer. "hanım ben bi ocağa kadar gidiyorum, geç geleceğim." der. afrodit de hemen aşığı ares'i yatağına alır. halbuki o gün işe gitmeyecektir hephaistos. karısını kandırmıştır. hemen eve dönüp ikisini yatakta basar. afrodit'le ares yerin dibine girmişlerdir utançtan. dahası hephaistos bütün tanrıları da çağırmıştır karısının rezilliğini görmeleri için. tanrılar bu iğrenç manzara karşısında utanırlar. poseidon aşıkları serbest bırakmasını ister. zinanın cezalandırılacağını düşünen hephaistos aşıkları serbest bırakır ama aşıklar ceza almaz. sinirlenen hephaistos insanları yaratır.

işte böyle garip bir tanrıdır hephaistos. yeraltındaki atölyelerinde kendi yarattığı, metalden işçiler çalışır. yunancada "angarya" manasına gelen robot'tur bu işçilerin adları.
devamını gör...

insanlar mutlu olsun diye saatlerce beĝeni yaptıĝımı bilirim.
sonra bunun adı şu oluyor, karmasını yükseltmek için , geri dönüş yapılsın diye beĝeniyor.... yok efendim. puan falan umrumda deĝil. ne tanınmak için ne sevilmek için, ne puan için... yalnızca sevdiĝim için, insanlar mutlu olsun diye beğenirim. okurum. öyle yazarlar varsa da , üzücü.
devamını gör...

aynı durumu yaşamaktayım lakin bir farkla alt/üst rezalet tiplemelere sahip insanla dolu. saat farketmeksizin 24 saat boyunca çile çektirmek için ellerinden geleni yapıyorlar diyebilirim. üst katta iki davar var 16 yaşlarında ikizler annelerine çıkıp koşmasalar iyi olmaz mı ev sallanıyor artık dediğim zaman ama onlar (bkz: çocuk) dedi bana. benden uzunlar ne çocuğu bunlar dedim lakin hala koşuyorlar. sanarsınız evin içinde olimpiyatlara hazırlanıyor veletler. aşağı katta olan tiplemeler zaten reziller bu kadar iğrenç insan topluluğu hayatımda görmedim. 6 tane çocuk yapmışsın iyi hoş güzel lakin senin insanları rahatsız etmeye ne hakkın var sesinle? gerçekten baş edilemeyen insanlar ve arsızlar. bu durumda olanlara sabır ve temiz atlet don diliyorum. (bkz: katil olman için elinden geleni yapan komşu)
devamını gör...

yeni yazar benden yeni olmasın. saygın kişilik yazdıklarımı beğenir sever güzel tanımlar yapar.
devamını gör...

vefatının 9. yıl dönümünde saygıyla andığımız türk halk müziği üstadı… garip

ruhu şad mekanı cennet olsun…

"nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. çünkü kötü insanların türküleri yoktur." *
devamını gör...

insanların umudunuzu kırması yüzünden başa gelen durumdur.

bunlardan bir b*k olmaz dersiniz artık. güvenmek uğraşmak muhatap olmak istemezsiniz.
hemen hemen her insan hayatının bir noktasında bu duyguyu yaşar ve insanlardan umudu keser.
kendini dağa taşa verir alkole verir kedi besler köpek besler insanlardan kaçmaya çalışır.
devamını gör...

barış anıtı; japonya hiroşimaya atılan atom bombasının asıl hedefi olan aioi köprüsüne en yakın yapıdır. patlama öncesinde ticaret geliştirme binası ve endüstri tanıtım salonu olarak kullanılan binadan geriye kalan kalıntılara verilen isimdir. japonlar tarafından kutsal bir yapı olarak görülen bina, patlamadan sonra olduğu haliyle korunmuştur ve unesco tarafından dünya mirası listesine alınmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birkaç kişiyseniz ve ortak bir şey unutulmuşsa ihalenin garip bir şekilde hatırlayan kişiye kaldığı ilginç durum. daha dün yaşadık. yolun yarısı da değil neredeyse varmıştık. "aaaa bla bla'yı unuttuk!" dememin ardından neden daha önce hatırlamadığım üzerine bir ton laf işittim. ya biz aynı şeyi unutmadık mı?
devamını gör...

sevgili romalılar hadi dökün eteğinizdeki taşları!

benim duyduğum leyla ile mecnun'da geçen "gözlerin o kadar yeşil ki, öpsem gözlerinden, dudağımda bir orman filizlenir" dir.

şahsıma edilmiş olan ise; çizgi film neşesi var yüzünde.
devamını gör...

sosyal fobinin belirtileri fiziksel belirtiler, duygusal belirtiler, bilişsel belirtiler ve davranışsal belirtiler olarak 4 gruba ayrılır. tüm diğer kaygı bozukluklarında olduğu gibi aynı kökenli ve aynı türden belirtiler gözlenirken, sosyal fobiye özgü belirtiler de vardır. şurada birkaç örnek.
baş, çene ve göğüs ağrıları
kalabalıklardan kaçınma
kendisi ve olası durum hakkında olumsuz düşünceler
korku, utanç, kaygı ve öfke hissetme
kızarmak
terlemek
göz teması kurmaktan kaçınmak
kalp çarpıntısı
titremek
baş dönmesi, bayılacakmış gibi olma hissi
gözü hiçbir şeyi görmemek, sadece olumsuza odaklanmak
karın ağrısı ve mide bulantısı
çişinin geldiğini hissetmek
ses kısılması ve ses titremesi
göz seğirmesi...
(bkz: kim korkar sosyal fobiden)
devamını gör...


şarkısıyla tanınan, eurovision'da ülkemizi (bkz: kayahan) ile beraber temsil etmiş sanatçımızdır.
devamını gör...

tek korkum ses konusunda hassas bir alt kat komşusuna sahip olmaktır. çocuklar bazen saatin farkında olmayabiliyorlar.
benim kimsenin ettiği ile bir işim olmaz hatta işime bile gelir. tırsak bir insan olduğum için gece yapılan gürültüler benim içimi rahatlatır. severim apartman hayatını. böylece hayvan isteyen çocuklara da ama burası apartman hayvan besleyemeyiz diyorum rahat rahat. *
devamını gör...

latince ve antik yunanca öğrendiğim yıllarda bol bol andığım fenikelilerin alfabesi olur.
devamını gör...

kadinlar kadar basiniza taş duşsun dedigim imam. bir kere, samimi soyluyorum sadece bir kere, soyleyeceginiz lafin ucu erkeklere gitsin. kadinin tesetturu, kadinin ayakkabisi, kadinin makyaji, kadinin egitimi, kadinin parfumu... bitiremediniz elestire elestire bitiremediniz... ıcinizdeki sapiklara, coluga cocuga goz diken mahlukatlara da bir vaazinizda laf soyleseniz ya. "kisinin kendinden sorumlu oldugunu, her kosulda once kendi nefsine hakim olmasi gerektigini" bir kere dillendirin inandiginiz allah'in rizasi icin. su cumleyi bile bastiramadiginiz nefsinize kabullendirdiginiz an kadinin ne yaptiginin ne de giydiginin zerre kadar gozunuzde onemi kalmayacak. salin artik, kafayi siyirdiniz kadin diye...
devamını gör...

çok özgüvensizim. maalesef ki.
böyle olmayı ben istemezdim dostum.
devamını gör...

sevdiceğimin nickaltına el atılması talebini sevdiceğime el atmak olarak yorumlayan yazarları en içten duygularımla sımsıkı sarmak isteğimi coşturan yazar.

ayrıca özlediğim kişi, haftada bir de olsa sıcaklığını hissedebilmek artık yetmiyor, ama en kısa zamanda çözüme ulaştıracağını düşünüyorum.*
devamını gör...

sinir zıplatan haber.

ben şimdi buna ne yazayım? zaten herkes yazmış yazılması gerekenleri.

bazen aklımdan geçiyor: git şöyle satılık ada ilânlarından bul bir tane boş bermuda adası falan. topla aklı başındaki düzgün insanları, herkes cebinde ne var ne yok dökülsün, gidelim bir adada kendi başımıza mutlu huzurlu, üreterek yaşayalım. laf anlamazlar, sapıklar ve katiller sürüsü de birbiriyle baş başa kalıp istediği kalite(sizlik) ile yaşasın hayatını.

insan her gün doğduğu güne lanet ederek nasıl yaşar ki?
devamını gör...

az işim var ben sana 10 dakika sonra dönsem olur mu?
dönmedi.
devamını gör...

hepimizin bildiği gibi cumhuriyet dönemi'nde beyanname ile ortaya çıkan ilk edebî topluluk olmakla birlikte şiirlerini ''yedi meşale'' adlı bir kitapta toplamışlardır. topluluk beş hececiler'e tepki doğrultusunda ortaya çıkıp edebiyatımızda bir tıkanıklık olduğunu ve türk şiirine yeni bakış açı ve tarzları yani yeni ufuklar açmayı, ayşe fatma edebiyatını sürdürmemeyi hedeflediklerini söylemişlerdir. bence ayşe fatma edebiyatı'ndan kastettikleri aslında bir bakıma samimi bir şekilden ziyade daha soluk, içten olmaktan uzak bir şekilde hislerin yazıya geçirilmesidir. sığ gördüklerini eleştirmişlerdir.

''canlılık, samimiyet ve daima yenilik'' edebiyattaki ilkeleridir. ''sanat sanat içindir'' anlayışıyla ürünlerini vermişlerdir. sanat onlar için kısıtlanamaz, sınır tanımaz ve özgür olmalıdır.

beş hececileri nasıl ve hangi yönde eleştirdiklerini cevdet kudret'in şu dizelerinden anlayabiliriz:


ey benim gül demetim, ey bir çile ipeğim!
seni çok seviyorum, daha çok seveceğim..
gibi şeylerle siz hangi edebî ihtiyacınızı tatmin edebilirsiniz rica ederim?.


tüm bu cesur iddialarına ve eleştirilerine rağmen ne yazık ki şiire önemli bir yenilik getirememişlerdir. büyük bir hevesle başladığım işlerin sonucunu bana hatırlattıkları için sempati duyduğum bir topluluktur, en azından bu başarısızlıklarıyla*.
eleştiri alıp dağılmalarının sebebi ise karamsarlık aşılamaları, eserlerinde milli renklerin bulunmaması gibi nedenlerdir (özbayrak merve, 2019).

alıntı için kaynakça: özbayrak merve. ''servet-i fünûn dergisinde yedi meşaleciler'', 2019.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim