yaban
yakup kadri karaosmanoğlu'nun kurtuluş savaşında yaralanan bir subayın hikayesini anlatan kitabı. karakterimiz savaşta bir kolunu kaybeder ve eri mehmet'in köyüne gider. porsuk yakınlarındaki bu köyde yaşananlar, aslında anadolu insanının o kadar da masum olmadığını gösterir. okunmasını kesinlikle tavsiye ederim.
edit: her anadolu insanı kötüdür gibi bi anlam çıkarmayınız. demek istediğim her anadolu insanının masum, iyi niyetli olmadığıdır.
edit: her anadolu insanı kötüdür gibi bi anlam çıkarmayınız. demek istediğim her anadolu insanının masum, iyi niyetli olmadığıdır.
devamını gör...
sinema tarihinin en iyi oyunculuk performansları
one flew over the cuckoo's nest - jack nicholson
devamını gör...
moderasyonun ansızın sizi taşıması
koltukta uyuyakalmanın sonucudur. moderasyon bir anne şefkati ile sizi kucaklayıp yatağınıza yatırır. üstünüzü örter ve ışığınızı kapatıp son kez dönüp tebessüm ile profilinize bakar.
devamını gör...
likit radyo yayını
ilk şarkıyı bana hediye etmiş tatliş yayıncının programı başlamış bulunmaktadır. keyifle dinleyin, bolca gülün ve ruhunuzu güzelleştirin emi!
devamını gör...
orgazmdan daha zevkli anlar
gaz sancısınin son bulduğu an..
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bugün hangi şehirlere uçup dünyaya azıcık yakınlaşacağız bakalım. benim için bu radyo programı içindekilerle beraber tam bir ponçiklik alanı. şimdi alttaki görsel yaşımı belli edecek (öyle bir dedim ki seksenime geldim sanki) * ama belli etsen be. care bears sevmeyenler utansın.

haydi yine akşam burada toplaşıyoruz kaçırmayın sakın kız.

haydi yine akşam burada toplaşıyoruz kaçırmayın sakın kız.
devamını gör...
melis birkan
yengemiz*
devamını gör...
devlet
platon'un çok kapsamlı bir felsefe sistemi vardır. felsefe tarihinin ilk büyük sistem kurucu filozofu olarak kabul edilir. kendisinden önceki pek çok filozoftan etkilenmiş ve özgün bir sistemde bu filozofların görüşlerini kaynaştırmıştır. bu bağlamda nietzsche platon'u ilk büyük eklektik filozof olarak anmıştır. onu etkileyen isimler bir ve değişmez varlık anlayışıyla parmenides, duyusal dünyanın sürekli bir oluş ve değişim içinde olduğu fikriyle herakleitos, ruhun ölümsüz ve bedenden farklı olduğu inancıyla pythagoras ve tabii ki etik soruşturmaları ve kavram felsefesiyle hocası sokrates'tir. platon'un sistemi çok kapsamlı olmakla birlikte onun asıl ve öncelikli meselesi siyasîdir. yaşadığı dönemde atina'nın içinde bulunduğu karmaşalar onu siyaset felsefesine yöneltmiştir. savaşların yıprattığı atina'da çürüyen bir şeyler görüyordu platon ve bu çürümüşlük hâlinden çıkabilmek için ortaya bir siyaset felsefesi projesi koymuştu. hocası sokrates teker teker kişileri mayötik soruşturmalarla kurtarmaya çalışıyordu. oysa platon meselenin çok daha derin olduğunu ve tek tek kişiler yerine doğrudan devlete yönelmek gerektiğini düşünüyordu. bu bağlamda onun en önemli eseri ve projesi devlet kitabında ortaya konmuştur. devlet her şeyden önce oldukça aristokratik ve baskıcı bir ideali temsil eder. platon'a göre demokrasi atina'yı mahvetmiştir ve her işte olduğu gibi devlet yönetiminde de liyakat sahibi kişiler olmalıdır. onun dillere pelesenk olmuş cümlesini burada hatırlatmakta fayda var: "ya filozoflar kral olmalı ya da krallar filozof olmalıdır." onun ideal devletinde çok ciddi bir eğitim anlayışı vardır. ideal devletin yöneticiler sınıfı, bekçiler veya korucular sınıfı ve çiftçiler/tüccarlar sınıfı vardır. ideal devlette eğitim asıl olarak yöneticiler ve bekçilerin eğitimidir. yıllarca süren disiplinli bir süreçtir bu. matematik, jimnastik, müzik, geometri gibi bilimler bu eğitim sürecinde çok önemlidir. yönetici adayları belirli aralıklarla test edilir ve olgunlaşana kadar bu insanlar süreç devam eder. platon'un devletinde yönetici sınıf ve bekçilerin mülkiyet ve aile kurma hakları yoktur. hep beraber bir komün hayatı yaşarlar. çok fazla mal mülk edinmeleri de yasaktır. aristoteles sonradan hocasını insan doğasını hiçe saymakla eleştirmiş ve bu ideal devletin mümkün olmadığını yazmıştır. platon'un devletinde homeros, hesiodos ve pindaros gibi "tanrısal şairlerin" yeri yoktur. hepsini kapı dışarı eder. platon'da genel olarak sanatın pek bir kıymet-i harbiyesi yoktur. çünkü sanat bir mimesis(taklit) olarak insanı hakikate götüremez. üstelik bu taklit ikinci dereceden bir taklit yani taklidin taklididir. suretlerin suretleriyle uğraşan sanatçılar ve şairler platon'un devletinde kendilerine yer bulamazlar. platon yalnızca tanrıları ve kahramanları öven şiirleri kabul eder. aristoteles bu bağlamda da hocasını eleştirir ve ondan ayrılır. platon bu ideal devletini yalnızca teorik bir fantezi olarak ortaya atmamış bu ideali fiili olarak hayata geçirebilmek için syrakusa tiranı dion'la ciddi temaslar kurmuştur. mektuplarında bu girişimlerini anlatmaktadır.
devamını gör...
güney kıbrıs eğitim bakanlığının atatürk sayfasını yırtın skandalı
o sayfaya gerek yok çünkü
zamanında öğrettik.
zamanında öğrettik.
devamını gör...
geceye bir fotoğraf bırak

yıl 2014. van’ın gürpınar ilçesi, yalınca köyü (çeli mezrası). 3 yaşındaki küçük muharrem aniden ateşlenerek hastalanır. kar yağışı sebebiyle yollar kapalıdır. sağlık ekibinin bölgeye intikal edememesi sonucunda; minik muharrem hayata gözlerini yumar. babası alır muharrem’in naaşını, bir çuvala koyar; mezradan köye kadar 4 saat boyunca sırtında taşır…
devamını gör...
sevilmemek
bebekken sevilmek bir ihtiyaçtır, çünkü bebek ancak sevildiğini hissedince hayatta kalır. sırf yeterince dokunulmadığı, sevilmediği için yatakhanelerde ölen bebekler olduğunu duymuştum. yetişkinler için ise sevilmek bir ihtiyaç değildir. ama halen çocuk modunda kalıp sevgi dilenen bir yetişkin olmaksa, daha itici olmaya yol açar çünkü hiç kimse* muhtaç birinden hoşlanmaz çünkü muhtaçlık enerjisi, sevgi dilenen kişiyi daha da itici kılar. paradoksal olarak aradığı sevgiyi dışarıda bulamaz ama kendisiyle barışık olan, kendini seven kişi ise çekicidir. tek çare, kendini sevmektir ve kendi merkezinde kalabilmektir. kendi merkezinde kalanı da, olduğu gibi kabul edenler sever ki zaten o da sevilmediğinde dert etmez ve kimseden de sevgi dilenmez.
devamını gör...
kadın olmanın zorlukları
kadın erkek olmak kolay yiğitler!
en zoru insan olmak..
en zoru insan olmak..
devamını gör...
ayşe afet inan
1908-1985 yılları arasında yaşamış olan cumhuriyetin ilk tarih profesörlerinden biridir. mustafa kemal atatürk'ün manevi kızıdır.
atatürk tarafından fransızca öğrenmesi için isviçre’nin lozan şehrine gönderildi.
ankara üniversitesi dil ve tarih, coğrafya fakültesi'nde ilk türk devrim tarihi kürsüsünü kurmuştur. türk tarih tezi'ni ortaya koyan 16 kişilik kurucu üyelerden biridir. türk tarih kurumunda da başkanlık yapmıştır.
atatürk tarafından fransızca öğrenmesi için isviçre’nin lozan şehrine gönderildi.
ankara üniversitesi dil ve tarih, coğrafya fakültesi'nde ilk türk devrim tarihi kürsüsünü kurmuştur. türk tarih tezi'ni ortaya koyan 16 kişilik kurucu üyelerden biridir. türk tarih kurumunda da başkanlık yapmıştır.
devamını gör...
kadın çantasında bulunanlar
kendi çantamda olanları söylüyorum; kitap, kalem, not defteri, çubuk kraker, su, maske, krem, ıslak mendil, cüzdanım, ve biraz ekmek. yolda kedi köpek görürsem hemen vermek için. evet. ben çok iyi bi insanım... teşekkürler.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
insanlar dijital fotoğraflara benziyor. yakinlastikca piksellesiyor, ya da uzaklaştıkça netliği bozuluyor.
devamını gör...
türk dizilerinin saçmalığı
hint dizilerinin saçmalığı ile yarışmaktadır.
tabii burada bahsedilen sadece saçma olmaları. şiddet ve cinsiyet ayrımcılığı da eklendiğinde, saçmalık konusunda o hint dizilerine tur bindireceklerine eminim.
tabii burada bahsedilen sadece saçma olmaları. şiddet ve cinsiyet ayrımcılığı da eklendiğinde, saçmalık konusunda o hint dizilerine tur bindireceklerine eminim.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
kulaklık son ses açıkken kırisçın sımayl'e maruz kaldığım radyo yayını...
devamını gör...
hissettiğin yaş sorunsalı
bazen 10 bazen 80 oluyor. kişiye, duruma ve bunların hissettiklerine bağlı hepsi.
devamını gör...
kadının beyanı esastır
şu başlığı her gördüğümde "yine ne saçmalamışlar acaba?" diyorum içimden ve hiç de yanılmıyorum.
ifadenin aslı mağdurun beyanı esastır şeklinde fakat bu ülkede mağdur olan kadınlar olduğundan cümle bu hâle evriliyor doğal olarak. mağdurun beyanının esas olması ise sadece soruşturma aşaması için geçerlidir. mağdur olan erkek olunca da mağduriyetini bildirdiğinde soruşturma açılıyor. ceza alıp almama ise her davada olduğu gibi kanıtlara, şahitlere vs. bağlı.
ifadenin aslı mağdurun beyanı esastır şeklinde fakat bu ülkede mağdur olan kadınlar olduğundan cümle bu hâle evriliyor doğal olarak. mağdurun beyanının esas olması ise sadece soruşturma aşaması için geçerlidir. mağdur olan erkek olunca da mağduriyetini bildirdiğinde soruşturma açılıyor. ceza alıp almama ise her davada olduğu gibi kanıtlara, şahitlere vs. bağlı.
devamını gör...
