deniz kıyısında koşan ala köpek
kırgız yazar cengiz aytmatov'a aittir. kitapta kırgız kültürüne sahip bir ailenin küçük oğlu kültürleri gereği büyüdüğünün göstergesi olan ''eve av getirme'' geleneğini yerine getirmelidir. her şey yolunda giderken bazı aksilikler çıkan kitap size bunları betimler. eğer hiç aytmatov okumadıysanız önerebileceğim bir kaç kitap daha var;
(bkz: toprak ana)
(bkz: gün olur asra bedel)
(bkz: beyaz gemi)
yazarımızın kalemi ağır değildir, aksine hikaye teması yüksek ve akıcı. kırgız kültürü demişken yabancı kelimelerle karşılaşmayacaksınız. bazı insan isimleri ve dini alışkanlıklar yabancılar sizleri.
(bkz: toprak ana)
(bkz: gün olur asra bedel)
(bkz: beyaz gemi)
yazarımızın kalemi ağır değildir, aksine hikaye teması yüksek ve akıcı. kırgız kültürü demişken yabancı kelimelerle karşılaşmayacaksınız. bazı insan isimleri ve dini alışkanlıklar yabancılar sizleri.
devamını gör...
muhafazakar bağnaz vs seküler bağnaz
devamını gör...
platon'a göre demokrasi
halkın elinde bulundurduğu kamusal güç olarak tanımını yapabileceğimiz demokrasi kavramı insanların her dönemde ilgilendiği ve içeriğine farklı anlamlar yüklediği bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. söz konusu kavramı felsefe alanda tartışan ve kavramla ilgili oluşan sorunlara yönelik yanıt denemesine (bkz: devlet) girişen platon demokratia kavramını diğer yönetim biçimleri (timarkhia, oligarkhia, patriarkhia, tyranlık) arasındaki dönüşümlere bağlı olarak ayrıntılı bir şekilde ele almış ve demokrasiyi bu yönetim şekiller içinde "sayısal çoğunluğa dayandığı" için "en kötü yönetim şekli olarak" gördüğünü ifade etmiştir.
bir başka deyişle aptalların çoğunlukta olduğu yerde kararlar sayısal çoğunlukla (demokrasi) alınacaksa, nihayetinde alınacak karar aptalların sayısal çoğunluğu sayesinde ortaya çıkacaksa bu durumda aptalca bir kararın alınması kaçınılmazdır.
platon, demokratia eleştirisinde isonomia ve eleutheria’nın yol açtığı olumsuz sonuçlardan biri olarak eğitimsizlerin, bilgisizlerin yönetimde söz sahibi olmalarının yanlışlığı üzerinde de önemle durur. ona göre, demokratik rejimde bilgisiz kimseler yönetimde söz sahibi olmaktadır ve bu rejimin hakim olduğu yerlerde herkes hoşuna gittiği ve arzu ettiği tarzda hareket etmekte, sitenin siyasi ve sosyal uyumu tamamen çığırından çıkmakta, demokratia dejenere olmakta, anarşi, düzensizlik ve disiplinsizlik hakim olmakta, bunlardan yararlanan demagoglar kuru vaatlerle halkı kandırmaya çalışmaktadır. bunun sonucunda demogoglar halkı aldatarak kendilerine halkın önderi süsü vermektedirler. bu oluşan durumların sonucu olarak en kaotik oluşum ise toplumda iş bölümü ilkesinin yitirilişidir. (ayakların baş olmasıdır.) toplumdaki iş bölümü ilkesinin gereğince yerine getirilemeyişi bir sonraki adımda adaletin alaşağı edilmesi anlamına gelecektir.
bilmeyeler için son bir not düşelim: platon, devlet adlı eserini günümüzden 2400 yıl önce yazmıştır.
bir başka deyişle aptalların çoğunlukta olduğu yerde kararlar sayısal çoğunlukla (demokrasi) alınacaksa, nihayetinde alınacak karar aptalların sayısal çoğunluğu sayesinde ortaya çıkacaksa bu durumda aptalca bir kararın alınması kaçınılmazdır.
platon, demokratia eleştirisinde isonomia ve eleutheria’nın yol açtığı olumsuz sonuçlardan biri olarak eğitimsizlerin, bilgisizlerin yönetimde söz sahibi olmalarının yanlışlığı üzerinde de önemle durur. ona göre, demokratik rejimde bilgisiz kimseler yönetimde söz sahibi olmaktadır ve bu rejimin hakim olduğu yerlerde herkes hoşuna gittiği ve arzu ettiği tarzda hareket etmekte, sitenin siyasi ve sosyal uyumu tamamen çığırından çıkmakta, demokratia dejenere olmakta, anarşi, düzensizlik ve disiplinsizlik hakim olmakta, bunlardan yararlanan demagoglar kuru vaatlerle halkı kandırmaya çalışmaktadır. bunun sonucunda demogoglar halkı aldatarak kendilerine halkın önderi süsü vermektedirler. bu oluşan durumların sonucu olarak en kaotik oluşum ise toplumda iş bölümü ilkesinin yitirilişidir. (ayakların baş olmasıdır.) toplumdaki iş bölümü ilkesinin gereğince yerine getirilemeyişi bir sonraki adımda adaletin alaşağı edilmesi anlamına gelecektir.
bilmeyeler için son bir not düşelim: platon, devlet adlı eserini günümüzden 2400 yıl önce yazmıştır.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaptığı mesleğin en zor yanı
yarım gün çalışıp üç ay tatil yapmam ve sanırım şaka maka bir yıldır yatıyor oluşum. aslında genel olarak yatıyor oluşum mesleğimin en zor yanı diyebilirim. neredeydi bu başlıklar, bakalım hah tam şurada;
(bkz: şaka maka öğretmenlerin 1 senedir yatıyor olması)
(bkz: öğretmenlerin yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapması)
ironiyi de yaptığımıza göre artık ciddileşebiliriz.*
branşım gereği çocukların gözlem yeteneğinin ve sosyal öğrenmelerinin en yoğun olduğu yaşa eğitim vermekteyim. hal böyle olunca ne yaparsam yapayım hemen alıcı gözle bakıp davranışımı model alıyorlar. yaptıkları şeyin savunması da aşırı mantıklı "ama sen öyle yaptın öğretmenim, öğretmenler yapınca doğru olur." şimdi çocuk otorite olarak anne babadan ziyade öğretmeni görüyor, "öğretmenim doğrusunu bilir, yaptıysa doğrudur" algısı mevcut ve bu algı neden bilmiyorum çocuğun programına yüklenmiş haliyle geliyor okula. kalkıp "çocuğum ben de insanım, yanlış yapabilirim sen benim yaptığımı yap gittiğim yoldan gitme" diyemiyorsun.*
bu nedenle mesleğimi yaparken hem söylediklerim hem davranışlarım konusunda ekstra özenli olmam gerekiyor. yanlış yaptığım herhangi bir davranış söylediğim herhangi bir yanlış kelime kalıcı olup çocukların model olarak içselleştirmelerine neden olabilir. bu düşünce bazen diken üstünde tutuyor beni. aksi takdirde sonra eve gel "bunu doğru yaptım mı acaba, verdiğim tepki doğru muydu?" diye vicdan muhasebesi yap.
keşke istediğimi yapıp tam şu karikatürdeki gibi "hayır çocuğum siz okuyacaksınız" diyebilsem.*
(bkz: şaka maka öğretmenlerin 1 senedir yatıyor olması)
(bkz: öğretmenlerin yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapması)
ironiyi de yaptığımıza göre artık ciddileşebiliriz.*
branşım gereği çocukların gözlem yeteneğinin ve sosyal öğrenmelerinin en yoğun olduğu yaşa eğitim vermekteyim. hal böyle olunca ne yaparsam yapayım hemen alıcı gözle bakıp davranışımı model alıyorlar. yaptıkları şeyin savunması da aşırı mantıklı "ama sen öyle yaptın öğretmenim, öğretmenler yapınca doğru olur." şimdi çocuk otorite olarak anne babadan ziyade öğretmeni görüyor, "öğretmenim doğrusunu bilir, yaptıysa doğrudur" algısı mevcut ve bu algı neden bilmiyorum çocuğun programına yüklenmiş haliyle geliyor okula. kalkıp "çocuğum ben de insanım, yanlış yapabilirim sen benim yaptığımı yap gittiğim yoldan gitme" diyemiyorsun.*
bu nedenle mesleğimi yaparken hem söylediklerim hem davranışlarım konusunda ekstra özenli olmam gerekiyor. yanlış yaptığım herhangi bir davranış söylediğim herhangi bir yanlış kelime kalıcı olup çocukların model olarak içselleştirmelerine neden olabilir. bu düşünce bazen diken üstünde tutuyor beni. aksi takdirde sonra eve gel "bunu doğru yaptım mı acaba, verdiğim tepki doğru muydu?" diye vicdan muhasebesi yap.
keşke istediğimi yapıp tam şu karikatürdeki gibi "hayır çocuğum siz okuyacaksınız" diyebilsem.*
devamını gör...
ananas
çok güzel bir meyvedir ama ülkemizde oldukça pahalıdır.
ayrıca 'pazarda ananasaldırdım' esprisinin de muhattabıdır.
ayrıca 'pazarda ananasaldırdım' esprisinin de muhattabıdır.
devamını gör...
şarkılarda geçen acımasız cümleler
başka bir evrende en güzel halinle, sen hayata karış ben daha da biteceğim
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
öğrenci 1: bak ben siyah bulutlar çizdim.
öğrenci 2 : ona kara bulut da deniyor.
öğrenci 1: yaaa, sen nerden biliyorsun?
öğrenci 2: ben de babamdan öğrendim. annem babama kusunce babam annemin peşinde dolaşıp "kara bulutları kaldır aradan diye türkü söylüyor. ben de sordum o anlattı.
öğrenci 1 : benim annem hiç küsmez, hep bağırır.
öğrenci 2 : ona kara bulut da deniyor.
öğrenci 1: yaaa, sen nerden biliyorsun?
öğrenci 2: ben de babamdan öğrendim. annem babama kusunce babam annemin peşinde dolaşıp "kara bulutları kaldır aradan diye türkü söylüyor. ben de sordum o anlattı.
öğrenci 1 : benim annem hiç küsmez, hep bağırır.
devamını gör...
la isla bonita
efsane madonna şarkısı.
devamını gör...
hayatın anlamını açıklayan deli
mersinli cihangir: parayı konuşturdun mu insanlar da konuşur.
devamını gör...
kitap alıntıları
14 yaşımdayken karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldığımda beni zindana attılar ve orada tam 6 ay bedava ekmek verdiler. hayatın adaleti budur.
victor hugo
böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu.
dostoyevski
kimin nasıl bir anısı haline geleceğimizi hiç birimiz bilemeyiz.
turgut uyar
victor hugo
böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu.
dostoyevski
kimin nasıl bir anısı haline geleceğimizi hiç birimiz bilemeyiz.
turgut uyar
devamını gör...
kalemi kuvvetli yazar
zibilyon tane kelimeden oluşan metinlerini boğulmadan okuduğunuz, her cümlesinden çıkarım yapabildiğiniz , her kesime hitap edecek şekilde metin hazırlayan yazardır. örneğin daddy ve meja bu konuda favorimdir. troll olarak da lucifer. benim de kalemim kuvvetli ama ben kelimelere dökmekten ziyade üzerimde taşımayı tercih ediyorum. aslında yazmak konusunda hevesliyim ama benim kalemi açacak kalemtraş bu sözlükte yok.
benim kalem...
benim kalem...
devamını gör...
ekşi sözlük'e geri dönmek
arada dönüyorum buraya geri geliyorum neden biliyor musunuz? ekşi sözlük nefret yuvası olmuş,en basitinden dün yüzünde havaifişek patlayan galatasaraylı futbolcuya yapılan yorumlara bakın hakaret edilmedik ne kökeni kalmış ne ırkı ne dini herşeyine nefret kusmuşlar yine,adam belki kör olacak belki çocukları ısrar etti kırmamak için yaptı,bunları düşünen yok.bu kadar nefret kusmalarından nefret etmeye başladım bilgi içerikleri dışında bir daha adım atmam diye tahmin ediyorum.
devamını gör...
tuhafiye
tuhaf kökünden türemiş, arapça tuhaf hediyeler demek, tuhafçı "hediyelik eşya satan" kişi demektir. tuhafiye de "giysi aksesuarı" manasına geliyor. tdk sözlüğe göre tuhafiyenin anlamı ise : çorap, mendil, eldiven gibi giyim ile kurdele, dantel gibi giysi süsüne yarar şeyler.
devamını gör...
bütün hayvanlar eşittir ama bazıları daha eşittir
@rimbaud ukdesidir.
george orwell'in yazarı olduğu hayvan çiftliği kitabında geçen anlamlı bir cümle. bu cümle yedi emirin yazılı olduğu duvarda yedi emir silinip yerine "bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir" şeklinde yazılmıştı.
yedi emiri merak edenler için buraya bırakıyorum.
yedi emir
1. iki ayak üstünde yürüyen herkesi düşman bileceksin.
2. dört ay ak üstünde yürüyen ya da kanatlan olan herkesi dost bileceksin.
3. hiçbir hayvan giysi giymeyecek.
4. hiçbir hayvan yatakta yatm ayacak.
5. hiçbir hayvan içki içmeyecek.
6. hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek.
7. bütün hayvanlar eşittir.
george orwell'in yazarı olduğu hayvan çiftliği kitabında geçen anlamlı bir cümle. bu cümle yedi emirin yazılı olduğu duvarda yedi emir silinip yerine "bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir" şeklinde yazılmıştı.
yedi emiri merak edenler için buraya bırakıyorum.
yedi emir
1. iki ayak üstünde yürüyen herkesi düşman bileceksin.
2. dört ay ak üstünde yürüyen ya da kanatlan olan herkesi dost bileceksin.
3. hiçbir hayvan giysi giymeyecek.
4. hiçbir hayvan yatakta yatm ayacak.
5. hiçbir hayvan içki içmeyecek.
6. hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek.
7. bütün hayvanlar eşittir.
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
mutlu olmayan yazar vardır mı ki? seninle aynı fikirde olan ve yazdığını beğenen insanların varlığını bilmek herkesi mutlu eder.
devamını gör...
divan edebiyatından şahane beyitler
âdeme âdem gerektir âdem etsin âdemi
âdem âdem olmayınca âdem netsin âdemi.
(ziya paşa)
anlamı: insana insan gerekir, insan etsin insanı. insan, insan olmayınca, insan ne yapsın insanı?
her renge boyan da renk verme.
mirat-ı safaya jeng verme...
(şeyh galip)
anlamı: renkten renge gir de renk verme, berrak aynayı paslandırma.
güllü dîbâ giydin amma korkarım âzâr eder
nâzenînim sâye-i hâr-ı gül-i dîbâ seni
(nedîm)
anlamı: ipekten gül desenli bir elbise giymişsin, ama kumaşın üstündeki gülün dikeninin gölgesi seni incitir diye korkuyorum.
âdem âdem olmayınca âdem netsin âdemi.
(ziya paşa)
anlamı: insana insan gerekir, insan etsin insanı. insan, insan olmayınca, insan ne yapsın insanı?
her renge boyan da renk verme.
mirat-ı safaya jeng verme...
(şeyh galip)
anlamı: renkten renge gir de renk verme, berrak aynayı paslandırma.
güllü dîbâ giydin amma korkarım âzâr eder
nâzenînim sâye-i hâr-ı gül-i dîbâ seni
(nedîm)
anlamı: ipekten gül desenli bir elbise giymişsin, ama kumaşın üstündeki gülün dikeninin gölgesi seni incitir diye korkuyorum.
devamını gör...
çok kısa bir hayatımız olduğu gerçeği
o kısa hayatta koronaya denk geldi. bu bahtsızlığımız üzüyor beni.
devamını gör...


