türkiye'den defolup gitmek
olanağım olsa bir saat durmam.kimse edebiyat yapmasın boşa.
devamını gör...
covid19asi.saglik.gov.tr
koronavirüs aşısı olanların sayısını anlık olarak takip etmenize yarayan website.
covid19asi.saglik.gov.tr
covid19asi.saglik.gov.tr
devamını gör...
z kuşağının tam bir geberik kuşak olması
biz y kuşağı olduk da ne oldu dedirten başlık.
devamını gör...
esogü tıp öğrencilerinin sınav mağduriyeti
bu sistem öğrencilerin bilgilerini ölçmeye yönelik değil klavye ve mouse kullanma becerilerini ölçmek üzere hazırlanmış. öğrencilerin verdiği emeğe yazık. 50 saniyede işaretleyemediysen, geceni gündüzüne katıp çalıştığın konuları çözemeyeceksin. zaten pandemi vurmuşken bir de sen vurma esogü tıp.
devamını gör...
iz bırakan kitap cümleleri
sana çarpan arabanın plakasını almak için çırpınacağına , öl!
ikinci waliz- küçük iskender.
ikinci waliz- küçük iskender.
devamını gör...
evde yalnızken yiyişmenin ötesine geçebilmek
mahmut bir akşamüstü uykusu çek istersen!
devamını gör...
beyazıt öztürk
ugsyo* , o zamanki adı bu şekilde olan fakülte öğrencisiydi.
radyoculuğa başladığı yıllarda yanında tito isimli bir arkadaşı ile yapıyordu bu işi, çocuğun adını da hatırlamıyorum açıkçası. sonrasında da hayat ona yürüdü, o da hayata. tv, şov vs.vs.vs. ünlü olmak garip bir olay.
blue* bar'a çok takılırdı.*
akıllı ol beyaz!
radyoculuğa başladığı yıllarda yanında tito isimli bir arkadaşı ile yapıyordu bu işi, çocuğun adını da hatırlamıyorum açıkçası. sonrasında da hayat ona yürüdü, o da hayata. tv, şov vs.vs.vs. ünlü olmak garip bir olay.
blue* bar'a çok takılırdı.*
akıllı ol beyaz!
devamını gör...
aşık olma isteği
ilk bahar bitti arkadaşlar. haziranı da atlatırsak geçecek olan istektir. hadi bakayım, göreyim sizi aslanlar.
devamını gör...
normal sözlük'ün verdiği 3 günlük uzaklaştırma cezası
silinen tanımlarınızda muhakkak tanımın neden silindiği yer alır.
ceza alma sebebiniz ise öncelikle format kurallarını okursanız forumsal/tanımsız içerik. (bkz: kafa sözlük formatı ve kuralları)
şuan açtığınız başlığa gelecek olursak, normalde bu şikayetlerinizi belirtebileceğiniz başlıklarımıza birkaç örnek gösterebilirim;
(bkz: yazarların kafa sözlük'ten şikayetleri)
(bkz: moderatörlere yapılabilecek tavsiyeler)
bu haliyle mevcut başlığınız da format kurallarına aykırı. -online- kısmında 7/24 iletişim kurabileceğiniz arkadaşlarımız var.
moderatörlere öneri/şikayet tarzında birçok genel başlık mevcut.
her silenen tanım veya başlık için bu tarz bir başlık açarak "benim başıma bunlar geldi, ben şu tanımı girmiştim fakat neden silindi?" tarzında bir tutuma müsade edersek elimizde okunacak bir sözlük kalmaz maalesef.
cinsiyetçilik/ırkçılık konularında diğer sözlüklerden farklı bir tutum izlediğimiz ise doğrudur.
"90 kilo olup tayt giyen şişman kadın" "sevgilisini bikiniyle denize sokan gavat" " kadınların parayla satın alınabilmesi" tarzında başlıklara izin vermiyoruz.
bizim format kurallarımız kapsamında bunları düşünce özgürlüğü olarak değerlendirmiyoruz.
bunlara izin verdiğimiz zaman kafa sözlük olmaktan çıkarız. bu şekilde bir özgürlük anlayışınız varsa, bu platformun sizler için uygun olduğunu düşünmüyorum.
akış kısmına gelirsek olabildiğince çeşitlilik olan bir akışımızın olduğunu düşünüyorum. bunlara format kurallarına uygun troll başlıklarda dahil.
ek olarak : kafa sözlüğün en güzel kadınını seçiyoruz, kıllı erkek severim diyen kız, kafa sözlüğün en alfa erkeğini seçiyoruz, istediğimi giyerim sen karışamazsın diyen kız, evde benim sözüm geçer diyen erkek v.b. başlıkları seri bir şekilde açarak akışı bunlarla doldurduğunuz zaman doğal olarak buna da müsade etmiyoruz. forumsal/tanımsız olması dışında ayrıca flood yapmış oluyorsunuz.
akışı tek bir kişinin trollemesine izin vermeyi de maalesef "düşünce özgürlüğü" kapsamında değerlendirmiyoruz.
ceza alma sebebiniz ise öncelikle format kurallarını okursanız forumsal/tanımsız içerik. (bkz: kafa sözlük formatı ve kuralları)
şuan açtığınız başlığa gelecek olursak, normalde bu şikayetlerinizi belirtebileceğiniz başlıklarımıza birkaç örnek gösterebilirim;
(bkz: yazarların kafa sözlük'ten şikayetleri)
(bkz: moderatörlere yapılabilecek tavsiyeler)
bu haliyle mevcut başlığınız da format kurallarına aykırı. -online- kısmında 7/24 iletişim kurabileceğiniz arkadaşlarımız var.
moderatörlere öneri/şikayet tarzında birçok genel başlık mevcut.
her silenen tanım veya başlık için bu tarz bir başlık açarak "benim başıma bunlar geldi, ben şu tanımı girmiştim fakat neden silindi?" tarzında bir tutuma müsade edersek elimizde okunacak bir sözlük kalmaz maalesef.
cinsiyetçilik/ırkçılık konularında diğer sözlüklerden farklı bir tutum izlediğimiz ise doğrudur.
"90 kilo olup tayt giyen şişman kadın" "sevgilisini bikiniyle denize sokan gavat" " kadınların parayla satın alınabilmesi" tarzında başlıklara izin vermiyoruz.
bizim format kurallarımız kapsamında bunları düşünce özgürlüğü olarak değerlendirmiyoruz.
bunlara izin verdiğimiz zaman kafa sözlük olmaktan çıkarız. bu şekilde bir özgürlük anlayışınız varsa, bu platformun sizler için uygun olduğunu düşünmüyorum.
akış kısmına gelirsek olabildiğince çeşitlilik olan bir akışımızın olduğunu düşünüyorum. bunlara format kurallarına uygun troll başlıklarda dahil.
ek olarak : kafa sözlüğün en güzel kadınını seçiyoruz, kıllı erkek severim diyen kız, kafa sözlüğün en alfa erkeğini seçiyoruz, istediğimi giyerim sen karışamazsın diyen kız, evde benim sözüm geçer diyen erkek v.b. başlıkları seri bir şekilde açarak akışı bunlarla doldurduğunuz zaman doğal olarak buna da müsade etmiyoruz. forumsal/tanımsız olması dışında ayrıca flood yapmış oluyorsunuz.
akışı tek bir kişinin trollemesine izin vermeyi de maalesef "düşünce özgürlüğü" kapsamında değerlendirmiyoruz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
lanet, biraz müzik zevkimden dem vurayım. 465 izlenmeyle sabit kalsın. oradan buradan gelmesin kimse. sevmesin sevilmesin. uğramasın.
beğenin de arada hatırlayıp dinleyim diyen embesillere de kalmasın.
lanet.
iğrenç müzik zevkim bana kalsın. bir bana kalsın.
karalayım, ordan buradan.
yazayım, çizeyim.
dinleyim ordan buradan.
tek bir hobim olmasın. yazmakla çizmekle kalmasın. söz açayım oradan buradan, ciğerlerime yol. söylev geliştireyim,
ciğergah.
lakin nutuk çekmeyim sen gibi. ofsayt osman filminde kalsın bossa novalarımız. masaları çıkarıp sallayalım. ve diyelim deli gibi can evimden vurdun ve can evimden vurdun... çıkarıp sallayalım masaları ve hatta en bi en ön sıraları.
can evimden vurdun.
can evimden vurdun.
can evimden vurdun.
bu kez demli çek kaptan
beğenin de arada hatırlayıp dinleyim diyen embesillere de kalmasın.
lanet.
iğrenç müzik zevkim bana kalsın. bir bana kalsın.
karalayım, ordan buradan.
yazayım, çizeyim.
dinleyim ordan buradan.
tek bir hobim olmasın. yazmakla çizmekle kalmasın. söz açayım oradan buradan, ciğerlerime yol. söylev geliştireyim,
ciğergah.
lakin nutuk çekmeyim sen gibi. ofsayt osman filminde kalsın bossa novalarımız. masaları çıkarıp sallayalım. ve diyelim deli gibi can evimden vurdun ve can evimden vurdun... çıkarıp sallayalım masaları ve hatta en bi en ön sıraları.
can evimden vurdun.
can evimden vurdun.
can evimden vurdun.
bu kez demli çek kaptan
devamını gör...
bangır bangır ferdi çalıyor evde
türkiye'de genel kitap okur kitlesi için geçerli olan bir nokta var ki o da çocukluk anıları ve nostaljik öğelerin fantastik ya da tamamen kurgu olan kitaplara göre daha çok tercih edilmesi. mahir ünsal eriş'i sosyal medya da takip etmesem ve az buçuk dünya görüşü hakkında bilgi sahibi olmasam bu kitabi da sırf beğenilme arzusu ile yazdığını düşünürdüm. oysa yazarın beğenilmek gibi bir derdi yok kanımca. onun derdi insanların düşünmesi ve hissetmesini sağlamak. kitap öylesine samimi ve naif öğeler ile dolu ki, yazarın bunları gercekten ama gerçekten yaşadığına kalibinizi basmak istiyorsunuz. kitap kısa surede okunabilecek, belki bir kaç zaman sonra aklınızda pek bir şey bırakmayacak ama duygusunu her daim içinizde yaşatacak bir kitap. şahsen ben ne zaman kitabı görsem ya da hatirlasam 87 yazında izmir'de geçirdiğimiz efsanevi yaz tatilini hatırlarım. mahir ünsal eris okumaya başlayacaklar için iyi bir başlangıç olacaktır. dil sade ve akıcı. konular kolay ve anlaşılır. sait faik öykü ödülünü hak ediyor muydu , kitapları edebi midir zaman zaman kafamda soru işaretleri oluşuyor ancak şöyle günümüz türk edebiyatına bakınca ve yazarın derdinin güzelliğini görünce siliveriyorum o soruları.
devamını gör...
yengeç sepeti sendromu
devamını gör...
kibir
ruhi bir hastalık, akılsız olmanın alameti, istikametten ayrılma hali, kötü sıfatların temeli...
devamını gör...
sözlükte hiç 2.nesil yazar bulunmaması
17 günlük tam kapanmanin 2. nesil yazarlari vurması.
yapılan testler sonucunda testi negatif çıkan 2. nesil yazar olarak kabul edilme talebi koca yoldaştan, iko selçuk'a iletilmiş olup " amaaan simdi kim kodlayacak, boşver uzaktan (online) 1. nesil yazarlığa devam etsinler " dediği sözlüğün karanlık kulislerinde mesafeye uygun bir şekilde yapılan toplantılar da konuşulduğu duyumlarım arasında .
ayrica turist 2. nesil yazarlar bu karardan muaftır.
(bkz: ziyaa ziyaa)
yapılan testler sonucunda testi negatif çıkan 2. nesil yazar olarak kabul edilme talebi koca yoldaştan, iko selçuk'a iletilmiş olup " amaaan simdi kim kodlayacak, boşver uzaktan (online) 1. nesil yazarlığa devam etsinler " dediği sözlüğün karanlık kulislerinde mesafeye uygun bir şekilde yapılan toplantılar da konuşulduğu duyumlarım arasında .
ayrica turist 2. nesil yazarlar bu karardan muaftır.
(bkz: ziyaa ziyaa)
devamını gör...
engelli insanların günahkar olması
açıklamayı yapanın zihnine prangalar vurup, kalan ömrü boyunca kullanmaması gerektiğini düşünüyorum.
devamını gör...
ajda
sözlükte ''çentik çentik olan şey'' anlamına gelen kelimedir.
devamını gör...
hayatta en önemli şeyin para olması
ben böyle söyleyince bana paraya tapıyorsun diyorlar.
yaşamak, belirli istek ve ihtiyaçlarımızı karşılamak için paraya ihtiyacımız var.
tamam biz de amaçtır demiyoruz ama para olmadan ot gibi yaşadığımı hissediyorum.
aylardır ihtiyaç dışında hiçbir şeye para harcayamadım. neden? yok çünkü. tuzu kuru olanlar da diyor ki her şey para değil. aynen aynen.
yaşamak, belirli istek ve ihtiyaçlarımızı karşılamak için paraya ihtiyacımız var.
tamam biz de amaçtır demiyoruz ama para olmadan ot gibi yaşadığımı hissediyorum.
aylardır ihtiyaç dışında hiçbir şeye para harcayamadım. neden? yok çünkü. tuzu kuru olanlar da diyor ki her şey para değil. aynen aynen.
devamını gör...
sözlüğün düz yazarları
başta şahsımın olduğu yazarlardır. hiçbir enler listesinde yoklardır. sözlüğün en sevilen, en sevilmeyen, en troll, en gülümseten, en polemikli listelerinde yoksanız sizler de sözlüğün düz yazarlar kulübündesinizdir efendim.
devamını gör...
bülbülü öldürmek
harper lee'nin ilk basımı 1960'ta yapılan ilk, ve 2015'te basılan "tespih ağacının gölgesinde"den önceki tek kitabından aynı isimle uyarlanan, 1962 yapımı bir robert mulligan filmi.
ismi çok hoşuma gittiğinden, 2013 yılında kitabını okumuştum ilk önce. birkaç ay sonrasında, üzerinden çok da zaman geçmeden filmini de izledim. kitaptaki her detaya değinmese bile, filmin kendi bünyesinde yer ayırdığı her karakter, her olay ve her diyalog, kitapla neredeyse tamamen aynı. aslına sadık kalan bir uyarlama olduğu rahatlıkla söylenebilir.
hikaye, 1930'ların başında, "maycomb" isimli kurmaca bir kasabada geçiyor. ırkçılığın, adalet sisteminin boğazına en şiddetli ve acımasızca çöktüğü dönem. siyahilere yapılan ayrımcılığın örneklerinden biri, sanık tom robinson'un avukatlığını üstlenen atticus finch'in savunmasıyla ve henüz 6 yaşında olan kızı scout'un, yetişkin dünyasının adillikten uzaklığıyla ilk kez yüz yüze gelmesine verdiği reaksiyonlarla inceleniyor. türünün örnekleri arasında, hem edebi hem de sinematik anlamda "bülbülü öldürmek" eserini farklı kılan, ırkçılığın ve adaletin birey hayatını ne biçim ve derecede etkilediğini henüz bilmeyen ama tom robinson vakası ilerledikçe bunu öğrenip, bir nevi çocukluğu geride bırakarak büyüme evresine adım atan bir çocuğun bakışı ve anlatımıyla aktarılmasıdır. toplum yaşantısını ve halihazırdaki hukuk sistemini, deneyimleri aracılığıyla süzgecinden geçirmiş ve kendince bir fikre erişmiş yetişkin bir bireyin, siyahi bir adamın beyaz bir kadına tecavüz suçundan yargılanmasını ve masum olduğu halde mahkemece suçlu bulunmasını aktarması çok daha kolaydır. "adalet" kelimesinin anlamını bile tam olarak bilmeyen bir çocuğun bakışı ve anlamlandırma çabası üzerinden bir dava aktarmak ise hayli zordur. bir okuyucu ve seyirci olarak, karşımızda zoru başarmış bir yapıt duruyor bu yüzden.
izleyicisini özellikle şu iki kavramı sorgulamaya itiyor film: "masumiyet" ve "eğitim". masumiyet, çocuk karakterlerin "adalet" kavramını babalarının mesleği kanalıyla anlamlandırma çabalarında işlenirken; eğitim, atticus finch'in karakteri ve tavırları üzerinden; eğitimsizliğin bir insanı hem kendi bireysel hayatında hem de toplum yaşantısında hangi konuma getireceği ise mayella ve bob ewell, boo radley, walter cunningham karakterlerinin yaklaşımları üzerinden aktarılıyor.
atticus finch, mesleğini olabilecek en ideal şekilde yapan, yaptığı işin amacını gerçekleştirdiğine, gerçekleştirmesi gerektiğine inanan bir avukat. lakin buna rağmen kendisini bir idealist olarak tanımlamıyor. mahkeme kararını jüriye bırakmadan hemen önceki tiradında bunu açıklıyor:
"şimdi baylar, ülkemizin mahkemeleri en üstün eşitlikçi kurumlardır. bizim mahkemelerimizde tüm insanlar eşittir. mahkemelerimizin ve jüri sistemimizin bütünlüğüne inandığım için ben bir idealist değilim. bu benim için bir ideal değil: bu bizzat yaşayan ve işleyen bir gerçek!"
tom robinson'un avukatlığına kimse yanaşmazken, yargıç bu görevi atticus'a verdiğinde, atticus'un hiçbir şekilde tereddüt etmeden vakayı almasının ardındaki güç; ülkesindeki hukuk sisteminin adilliğine ve tüm insanların eşitliğine olan inancından gelir. davadaki umut ışıkları sönmeye başlıyorken, yarım yamalak da olsa gidişatı kendince yorumlayan oğlu jem, üzüntüyle verandaya çöktüğünde komşuları maudie'nin ona "bazı insanlar hoş olmayan işleri yapmak için dünyaya gelmişlerdir. baban da onlardan biri." demesini haklı çıkaran kısım; atticus'un işlerliğine inandığı adalet sisteminin ırkçılık olgusuna duyduğu antipatinin, adalet kavramına duyduğu sempatiden baskın olmasıdır. bünyesinde çalıştığı sistem adalete, atticus'un inandığı kadar inanıyor olabilir; fakat adil olmak uğrunda onun kadar motive ve objektif değildir. esasında atticus, tom robinson'u savunurken sadece mahkemeye karşı değil, halka karşı da tek başına mücadele eder. siyahilerin mahkemeyi takip etmesi için onlara balkonu uygun gören ve beyazların arasına oturmalarını yasaklayan bir mahkeme varsa; siyahilere mümkün olduğunca uzakta durmaktan memnun olan bir halk da vardır. bu davanın içindeki her bir karakter, belirli bir toplum kesimini tek başına simgeler. tom robinson, suçu kanıtlanmadan -hatta suçsuzluğu kanıtlandığı halde- suçlu bulunan tüm siyahileri temsil eder. mayella ewell, attığı iftiradan aklanmak için beyaz oluşunu sırf toplum içinde değil mahkeme sınırları içinde de çekincesizce kullanmaya çalışan tüm beyazları simgeler. haksız yere tom robinson'u suçlu bulan jüri, farklı ırklara ön yargıyla yaklaşan halkı temsil eder. o küçük salonda geçirilen birkaç saat içerisinde, toplumun en kritik yaklaşımları ortak bir savaşıma girer.
mahkeme iki oturuma yayılır. aslında ilkinde, tom robinson'un suçsuz olduğu pekala ortadadır. atticus, çok iyi bir baba ve avukat olmasının yanında, çok iyi bir dedektif de olabilecek bir bakış açısına sahiptir. mayella ewell, polis şefinin de doğruladığı şekilde, sağ gözüne bir yumruk darbesi almıştır. bu da solak olan biri tarafından darp edildiği anlamına gelir. oysa mayella'nın kendisini darp ettiği kişi olduğunu iddia ettiği tom robinson'un sol eli, 12 yaşındayken bir makineye kaptırdığı için o zamandan beri iş görmüyordur. öte yandan babası bob ewell, atticus'un tüm mahkeme önünde kanıtladığı üzere, solaktır. (atticus, bob ewell'dan ismini bir kağıda yazmasını ister ve bob ewell refleks olarak sol eliyle yazmaya başlar). mayella'ya şiddet uygulayan -ve bir teoriye göre tecavüz de eden- kişinin, babası bob olduğu artık aşikardır. bu bir yana, tom robinson'un aleyhine hiçbir tıbbi kanıt yoktur; olaya tanıklık eden iki kişi de, davacı taraf olan mayella ve bob ewell'dır. ve halkı galeyana getirip jüriyi de ikna etmek için yapmaları gereken tek şey, tom robinson'u işaret edip "suçlu bu zenci" demektir. bu yaklaşım sergilendikten sonra, mahkeme büsbütün cephe alır. tom robinson'u sadece suçlu ilan etmek değil, aşağılamak fırsatını da kaçırmazlar. ewell ailesinin avukatının, "mayella'ya neden yardım ediyordun?" sorusuna tom robinson "yalnızca yardım etmek istiyordum, ailesi kalabalıktı ve her şeyi tek başına yapmak zorundaydı, ona acıyordum..." şeklinde cevap verdiğinde avukat güler ve "bir zenci olarak sen, beyaz bir kadına mı acıyordun?" karşılığı verir. avukatın bu tepkisinde, siyahi insanların sadece hukuki düzlemde değil, sosyal yaşantıda da aşağılandığını görürüz. "zenciler beyazlara acıyamaz, yahut onları eleştiremez" gibi bir algı hakimdir. bu mahkemede bir kez daha bununla yüz yüze gelen atticus, bu ayrımcılık karşısında, beyazlar adına utanç duyarak başını yere indirir.
ilk oturumun bitiminde tom robinson, geceyi geçirmesi için nezarethaneye kapatılır. aynı gece, içinde komşusu ve eski müvekkili walter cunningham'ın da bulunduğu bir grup, tom robinson'a saldırmak üzere nezarethane kapısına dayanır. bu cahil şiddet yancılarının karşısında, atticus'u elinde bir kitapla, kapıda nöbet tutuyorken görürüz. tüm o taş ve sopalara karşılık, bir kitapla, sırtı dik bir şekilde orada dikilmektedir. tam bu karede eğitimin cehalet karşısındaki konumu aktarılır aslında. tüm ısrarlarına rağmen, atticus ne kapıda durmaktan ne de nezaketle konuşmaktan vazgeçer. o sırada scout, jem ve dill kadraja girer. atticus'un avukat kimliğinin dik duruşuna, baba kimliğinin tedirginliğinin karıştığını hissederiz. çocukları faydasız kalacak bir çabayla eve göndermeye çalışsa da, jem, babasının tehlikeli bir konumda olduğuna uyandığından gitmemekte ısrar eder. o sırada scout, daha evvelinde selamlaştığı, ve aynı zamanda sınıf arkadaşının babası olan walter'ı görür kalabalık arasında, ve yeniden selamlaşır. oğlunun çok iyi bir çocuk olduğunu, eve döndüğünde ona da selamlarını iletmesini söyler. kendisiyle gülümseyerek diyalog kurmaya çalışan bir çocuğun karşısında elinde sopalarla dikilmekten utanç duyan walter, grubu da toplayıp geri çekilir. yetişkinlerin gövde gösterisinin, çocukların masumiyeti karşısında mağlup olabileceği aktarılır bu sahneyle de.
ikinci oturumda, atticus, bir insanın böyle bir durumda ve böyle bir mahkemede yapabileceği en makul, en anlaşılır, en hak verilir konuşmayı yapmasına rağmen, tom robinson suçlu bulunur. mahkeme bittiğinde ve atticus çantasını ağır ağır, hayal kırıklığıyla topladığında, balkonda onu izleyen tüm siyahiler ayağa kalkar. ayağa kalkanlardan biri olan rahip sykes, dalgınlıkla babasını izleyen scout'a ayağa kalkmasını söyler. insanların neden ayağa kalktığına anlam veremeyen scout, bunu bakışlarıyla rahibe sorduğunda aldığı cevap: "ayağa kalkın bayan scout, babanız geçiyor"dur. atticus çıkmadan evvel bir süre bu topluluğa bakar; kendisine duyulan saygı karşısında duraksar, ama görevini yapmasına rağmen suçsuz olan bir insanı kurtaramamış olmasının huzursuzluğuyla, başı öne eğik vaziyette salondan çıkar. ve aynı akşam, masumiyetini kanıtlayamayacağını anlayan tom robinson'un kaçma girişiminde bulunması sebebiyle, görevli bir polis tarafından vurulup öldürüldüğü haberini alır. tom robinson'un ailesine durumu haber vermeye gittiğinde, bob ewell, atticus'un suratına tükürür. atticus kıpırdamaz. tek bir kelime bile etmeden, ceketinin cebinden mendilini çıkarır, yüzünü temizler ve arabasına binip uzaklaşır. maruz kaldığı yaklaşıma rağmen insani ve mesleki inançlarından vazgeçmeyişi, bunlarla çelişik davranmayışı, atticus'un sırf ideal bir avukat değil, ideal bir insan olduğunu; bob ewell'ın atticus'a tükürmesi de ırkçı bir toplumda sırf siyahilerin değil, onlarla ahbaplık eden, onları savunan, onları "insan" sayan bireylerin de dışlandığını ve ayıplandığını kanıtlar niteliktedir.
tüm çabalara rağmen dava kaybedilmiş, bir bülbül daha öldürülmüştür. scout'un, atticus'un bahsettiği "bülbülü öldürmek" olayında vurgulamak istediğinin, sırf bir kuşu vurmakla sınırlı olmadığını, bunun, masum bir insana masumiyetinin hakkını vermemek, onu haksız yere suçlamak anlamına da gelebileceğini anladığını görüyoruz son sahnede. kendisini ve jem'i öldürmek üzere elindeki bıçakla hamle yapmış olan bob ewell'ı durdurmaya çalışırken onu istemeden öldüren boo radley, şerif tate tarafından rapor edilmez. ve scout, eğer tam tersi olsaydı boo radley'nin de "öldürülecek bir başka bülbül" olacağını idrak eder.
toplumun kabalığını, ön yargısını ve adaletsizliğini çok naif bir şekilde işleyen; hem yetişkinlere, hem çocuklara, hem de bu ikisi arasındaki eşikte sıkışmış olanlara başarılı bir şekilde hitap edebilen bir eserdir bülbülü öldürmek. kitabı da filmi de.
ismi çok hoşuma gittiğinden, 2013 yılında kitabını okumuştum ilk önce. birkaç ay sonrasında, üzerinden çok da zaman geçmeden filmini de izledim. kitaptaki her detaya değinmese bile, filmin kendi bünyesinde yer ayırdığı her karakter, her olay ve her diyalog, kitapla neredeyse tamamen aynı. aslına sadık kalan bir uyarlama olduğu rahatlıkla söylenebilir.
hikaye, 1930'ların başında, "maycomb" isimli kurmaca bir kasabada geçiyor. ırkçılığın, adalet sisteminin boğazına en şiddetli ve acımasızca çöktüğü dönem. siyahilere yapılan ayrımcılığın örneklerinden biri, sanık tom robinson'un avukatlığını üstlenen atticus finch'in savunmasıyla ve henüz 6 yaşında olan kızı scout'un, yetişkin dünyasının adillikten uzaklığıyla ilk kez yüz yüze gelmesine verdiği reaksiyonlarla inceleniyor. türünün örnekleri arasında, hem edebi hem de sinematik anlamda "bülbülü öldürmek" eserini farklı kılan, ırkçılığın ve adaletin birey hayatını ne biçim ve derecede etkilediğini henüz bilmeyen ama tom robinson vakası ilerledikçe bunu öğrenip, bir nevi çocukluğu geride bırakarak büyüme evresine adım atan bir çocuğun bakışı ve anlatımıyla aktarılmasıdır. toplum yaşantısını ve halihazırdaki hukuk sistemini, deneyimleri aracılığıyla süzgecinden geçirmiş ve kendince bir fikre erişmiş yetişkin bir bireyin, siyahi bir adamın beyaz bir kadına tecavüz suçundan yargılanmasını ve masum olduğu halde mahkemece suçlu bulunmasını aktarması çok daha kolaydır. "adalet" kelimesinin anlamını bile tam olarak bilmeyen bir çocuğun bakışı ve anlamlandırma çabası üzerinden bir dava aktarmak ise hayli zordur. bir okuyucu ve seyirci olarak, karşımızda zoru başarmış bir yapıt duruyor bu yüzden.
izleyicisini özellikle şu iki kavramı sorgulamaya itiyor film: "masumiyet" ve "eğitim". masumiyet, çocuk karakterlerin "adalet" kavramını babalarının mesleği kanalıyla anlamlandırma çabalarında işlenirken; eğitim, atticus finch'in karakteri ve tavırları üzerinden; eğitimsizliğin bir insanı hem kendi bireysel hayatında hem de toplum yaşantısında hangi konuma getireceği ise mayella ve bob ewell, boo radley, walter cunningham karakterlerinin yaklaşımları üzerinden aktarılıyor.
atticus finch, mesleğini olabilecek en ideal şekilde yapan, yaptığı işin amacını gerçekleştirdiğine, gerçekleştirmesi gerektiğine inanan bir avukat. lakin buna rağmen kendisini bir idealist olarak tanımlamıyor. mahkeme kararını jüriye bırakmadan hemen önceki tiradında bunu açıklıyor:
"şimdi baylar, ülkemizin mahkemeleri en üstün eşitlikçi kurumlardır. bizim mahkemelerimizde tüm insanlar eşittir. mahkemelerimizin ve jüri sistemimizin bütünlüğüne inandığım için ben bir idealist değilim. bu benim için bir ideal değil: bu bizzat yaşayan ve işleyen bir gerçek!"
tom robinson'un avukatlığına kimse yanaşmazken, yargıç bu görevi atticus'a verdiğinde, atticus'un hiçbir şekilde tereddüt etmeden vakayı almasının ardındaki güç; ülkesindeki hukuk sisteminin adilliğine ve tüm insanların eşitliğine olan inancından gelir. davadaki umut ışıkları sönmeye başlıyorken, yarım yamalak da olsa gidişatı kendince yorumlayan oğlu jem, üzüntüyle verandaya çöktüğünde komşuları maudie'nin ona "bazı insanlar hoş olmayan işleri yapmak için dünyaya gelmişlerdir. baban da onlardan biri." demesini haklı çıkaran kısım; atticus'un işlerliğine inandığı adalet sisteminin ırkçılık olgusuna duyduğu antipatinin, adalet kavramına duyduğu sempatiden baskın olmasıdır. bünyesinde çalıştığı sistem adalete, atticus'un inandığı kadar inanıyor olabilir; fakat adil olmak uğrunda onun kadar motive ve objektif değildir. esasında atticus, tom robinson'u savunurken sadece mahkemeye karşı değil, halka karşı da tek başına mücadele eder. siyahilerin mahkemeyi takip etmesi için onlara balkonu uygun gören ve beyazların arasına oturmalarını yasaklayan bir mahkeme varsa; siyahilere mümkün olduğunca uzakta durmaktan memnun olan bir halk da vardır. bu davanın içindeki her bir karakter, belirli bir toplum kesimini tek başına simgeler. tom robinson, suçu kanıtlanmadan -hatta suçsuzluğu kanıtlandığı halde- suçlu bulunan tüm siyahileri temsil eder. mayella ewell, attığı iftiradan aklanmak için beyaz oluşunu sırf toplum içinde değil mahkeme sınırları içinde de çekincesizce kullanmaya çalışan tüm beyazları simgeler. haksız yere tom robinson'u suçlu bulan jüri, farklı ırklara ön yargıyla yaklaşan halkı temsil eder. o küçük salonda geçirilen birkaç saat içerisinde, toplumun en kritik yaklaşımları ortak bir savaşıma girer.
mahkeme iki oturuma yayılır. aslında ilkinde, tom robinson'un suçsuz olduğu pekala ortadadır. atticus, çok iyi bir baba ve avukat olmasının yanında, çok iyi bir dedektif de olabilecek bir bakış açısına sahiptir. mayella ewell, polis şefinin de doğruladığı şekilde, sağ gözüne bir yumruk darbesi almıştır. bu da solak olan biri tarafından darp edildiği anlamına gelir. oysa mayella'nın kendisini darp ettiği kişi olduğunu iddia ettiği tom robinson'un sol eli, 12 yaşındayken bir makineye kaptırdığı için o zamandan beri iş görmüyordur. öte yandan babası bob ewell, atticus'un tüm mahkeme önünde kanıtladığı üzere, solaktır. (atticus, bob ewell'dan ismini bir kağıda yazmasını ister ve bob ewell refleks olarak sol eliyle yazmaya başlar). mayella'ya şiddet uygulayan -ve bir teoriye göre tecavüz de eden- kişinin, babası bob olduğu artık aşikardır. bu bir yana, tom robinson'un aleyhine hiçbir tıbbi kanıt yoktur; olaya tanıklık eden iki kişi de, davacı taraf olan mayella ve bob ewell'dır. ve halkı galeyana getirip jüriyi de ikna etmek için yapmaları gereken tek şey, tom robinson'u işaret edip "suçlu bu zenci" demektir. bu yaklaşım sergilendikten sonra, mahkeme büsbütün cephe alır. tom robinson'u sadece suçlu ilan etmek değil, aşağılamak fırsatını da kaçırmazlar. ewell ailesinin avukatının, "mayella'ya neden yardım ediyordun?" sorusuna tom robinson "yalnızca yardım etmek istiyordum, ailesi kalabalıktı ve her şeyi tek başına yapmak zorundaydı, ona acıyordum..." şeklinde cevap verdiğinde avukat güler ve "bir zenci olarak sen, beyaz bir kadına mı acıyordun?" karşılığı verir. avukatın bu tepkisinde, siyahi insanların sadece hukuki düzlemde değil, sosyal yaşantıda da aşağılandığını görürüz. "zenciler beyazlara acıyamaz, yahut onları eleştiremez" gibi bir algı hakimdir. bu mahkemede bir kez daha bununla yüz yüze gelen atticus, bu ayrımcılık karşısında, beyazlar adına utanç duyarak başını yere indirir.
ilk oturumun bitiminde tom robinson, geceyi geçirmesi için nezarethaneye kapatılır. aynı gece, içinde komşusu ve eski müvekkili walter cunningham'ın da bulunduğu bir grup, tom robinson'a saldırmak üzere nezarethane kapısına dayanır. bu cahil şiddet yancılarının karşısında, atticus'u elinde bir kitapla, kapıda nöbet tutuyorken görürüz. tüm o taş ve sopalara karşılık, bir kitapla, sırtı dik bir şekilde orada dikilmektedir. tam bu karede eğitimin cehalet karşısındaki konumu aktarılır aslında. tüm ısrarlarına rağmen, atticus ne kapıda durmaktan ne de nezaketle konuşmaktan vazgeçer. o sırada scout, jem ve dill kadraja girer. atticus'un avukat kimliğinin dik duruşuna, baba kimliğinin tedirginliğinin karıştığını hissederiz. çocukları faydasız kalacak bir çabayla eve göndermeye çalışsa da, jem, babasının tehlikeli bir konumda olduğuna uyandığından gitmemekte ısrar eder. o sırada scout, daha evvelinde selamlaştığı, ve aynı zamanda sınıf arkadaşının babası olan walter'ı görür kalabalık arasında, ve yeniden selamlaşır. oğlunun çok iyi bir çocuk olduğunu, eve döndüğünde ona da selamlarını iletmesini söyler. kendisiyle gülümseyerek diyalog kurmaya çalışan bir çocuğun karşısında elinde sopalarla dikilmekten utanç duyan walter, grubu da toplayıp geri çekilir. yetişkinlerin gövde gösterisinin, çocukların masumiyeti karşısında mağlup olabileceği aktarılır bu sahneyle de.
ikinci oturumda, atticus, bir insanın böyle bir durumda ve böyle bir mahkemede yapabileceği en makul, en anlaşılır, en hak verilir konuşmayı yapmasına rağmen, tom robinson suçlu bulunur. mahkeme bittiğinde ve atticus çantasını ağır ağır, hayal kırıklığıyla topladığında, balkonda onu izleyen tüm siyahiler ayağa kalkar. ayağa kalkanlardan biri olan rahip sykes, dalgınlıkla babasını izleyen scout'a ayağa kalkmasını söyler. insanların neden ayağa kalktığına anlam veremeyen scout, bunu bakışlarıyla rahibe sorduğunda aldığı cevap: "ayağa kalkın bayan scout, babanız geçiyor"dur. atticus çıkmadan evvel bir süre bu topluluğa bakar; kendisine duyulan saygı karşısında duraksar, ama görevini yapmasına rağmen suçsuz olan bir insanı kurtaramamış olmasının huzursuzluğuyla, başı öne eğik vaziyette salondan çıkar. ve aynı akşam, masumiyetini kanıtlayamayacağını anlayan tom robinson'un kaçma girişiminde bulunması sebebiyle, görevli bir polis tarafından vurulup öldürüldüğü haberini alır. tom robinson'un ailesine durumu haber vermeye gittiğinde, bob ewell, atticus'un suratına tükürür. atticus kıpırdamaz. tek bir kelime bile etmeden, ceketinin cebinden mendilini çıkarır, yüzünü temizler ve arabasına binip uzaklaşır. maruz kaldığı yaklaşıma rağmen insani ve mesleki inançlarından vazgeçmeyişi, bunlarla çelişik davranmayışı, atticus'un sırf ideal bir avukat değil, ideal bir insan olduğunu; bob ewell'ın atticus'a tükürmesi de ırkçı bir toplumda sırf siyahilerin değil, onlarla ahbaplık eden, onları savunan, onları "insan" sayan bireylerin de dışlandığını ve ayıplandığını kanıtlar niteliktedir.
tüm çabalara rağmen dava kaybedilmiş, bir bülbül daha öldürülmüştür. scout'un, atticus'un bahsettiği "bülbülü öldürmek" olayında vurgulamak istediğinin, sırf bir kuşu vurmakla sınırlı olmadığını, bunun, masum bir insana masumiyetinin hakkını vermemek, onu haksız yere suçlamak anlamına da gelebileceğini anladığını görüyoruz son sahnede. kendisini ve jem'i öldürmek üzere elindeki bıçakla hamle yapmış olan bob ewell'ı durdurmaya çalışırken onu istemeden öldüren boo radley, şerif tate tarafından rapor edilmez. ve scout, eğer tam tersi olsaydı boo radley'nin de "öldürülecek bir başka bülbül" olacağını idrak eder.
toplumun kabalığını, ön yargısını ve adaletsizliğini çok naif bir şekilde işleyen; hem yetişkinlere, hem çocuklara, hem de bu ikisi arasındaki eşikte sıkışmış olanlara başarılı bir şekilde hitap edebilen bir eserdir bülbülü öldürmek. kitabı da filmi de.
devamını gör...
