misafirliğe gidilen ev sahibinin sinir eden davranışları
sizin yanınızda hiç durmaması, sürekli mutfakta bir şeyler yapması.. yemek faslında yanına gidip yardım edersiniz falan ama yemek faslı bittiğinde en azından bulaşıkların acilen yıkanması gerekmez, en azından misafir gittikten sonraya ertelenebilir bence.. iki sohbet etmeye gittiğim ev sahibi, yemek de hazırlamasın ama karşılıklı oturup iki muhabbet edebilelim yani yoksa niye geldik ki?
devamını gör...
ruhsar
dün gece geç saatlerden beri aklıma takılan, sabaha karşı uyuduğum halde uykumun neredeyse her anını paylaştığım nedim dizelerinde geçen sözcük:
"haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana
mey süzülmüş şîşeden ruhsar-ı âl olmuş sana"
aman tanrım, adamdaki inceliğe bakar mısınız? nezaket ki, kendisi zaten soyut bir kavramdır, işte o nezaket bile tekrar uzun uğraşlarla inceltilip sevgilinin boyu bosu oluyor, şarap da süzüle süzüle öyle bir renk alıyor ki, tam sevgilinin yanağının rengini alıyor.
sevgilinin 'ruhsar'ı, yani yanağı öyle bir renk ki, en nadide şaraplar bile sevgilinin yanağının rengiyle aşık atamaz efendim. şiirin devamında şair sevgilisini övmelere devam ededursun, başka bir şair ondan yüz küsur yıl önce yaşamış fuzuli nam büyük şair, bakalım ruhsar sözcüğünü nece kullanmış:
"gül-i ruhsârına karşı gözümden kanlı akar su
habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı"
ah! yine yanak ve yine renk. amma bu sefer yanak şaraba değil güle benzetilmiş. sevgilinin, gülün o tatlı pembeliği içindeki yanağına karşı, şairin de gözlerinden bu yanak rengiyle aynı renkte kanlı gözyaşları dökülüyormuş.
(bu beyitten ne edebi sanatlar bulunur, edebiyat öğretmenlerinin ne çok sevdiği bir beyittir bu, bir bilseniz.) beyitimize döner isek, şairimiz sevgilinin yanağının rengine karşın, ona ulaşamamanın ızdırabı içinde ağlamakta, gözlerinden akan kanlı gözyaşları, ilkbaharda coşkun akan ırmaklara karışmakta, ırmağın rengi bile, şairin gözyaşlarının rengiyle bulanmaktadır.
ah mine'l-aşk! sen nelere kadirsin!
-işbu girdi, sözlükte son zamanlarda 'aşk' ilen ilgili çok fazla yorumun dikkat çekmesinden kelli, rüyalara bile tasallut etmesinden mütevvellit yazılmıştır. ilgilenenlere duyurulur.
"haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana
mey süzülmüş şîşeden ruhsar-ı âl olmuş sana"
aman tanrım, adamdaki inceliğe bakar mısınız? nezaket ki, kendisi zaten soyut bir kavramdır, işte o nezaket bile tekrar uzun uğraşlarla inceltilip sevgilinin boyu bosu oluyor, şarap da süzüle süzüle öyle bir renk alıyor ki, tam sevgilinin yanağının rengini alıyor.
sevgilinin 'ruhsar'ı, yani yanağı öyle bir renk ki, en nadide şaraplar bile sevgilinin yanağının rengiyle aşık atamaz efendim. şiirin devamında şair sevgilisini övmelere devam ededursun, başka bir şair ondan yüz küsur yıl önce yaşamış fuzuli nam büyük şair, bakalım ruhsar sözcüğünü nece kullanmış:
"gül-i ruhsârına karşı gözümden kanlı akar su
habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı"
ah! yine yanak ve yine renk. amma bu sefer yanak şaraba değil güle benzetilmiş. sevgilinin, gülün o tatlı pembeliği içindeki yanağına karşı, şairin de gözlerinden bu yanak rengiyle aynı renkte kanlı gözyaşları dökülüyormuş.
(bu beyitten ne edebi sanatlar bulunur, edebiyat öğretmenlerinin ne çok sevdiği bir beyittir bu, bir bilseniz.) beyitimize döner isek, şairimiz sevgilinin yanağının rengine karşın, ona ulaşamamanın ızdırabı içinde ağlamakta, gözlerinden akan kanlı gözyaşları, ilkbaharda coşkun akan ırmaklara karışmakta, ırmağın rengi bile, şairin gözyaşlarının rengiyle bulanmaktadır.
ah mine'l-aşk! sen nelere kadirsin!
-işbu girdi, sözlükte son zamanlarda 'aşk' ilen ilgili çok fazla yorumun dikkat çekmesinden kelli, rüyalara bile tasallut etmesinden mütevvellit yazılmıştır. ilgilenenlere duyurulur.
devamını gör...
erkekleri çekici kılan detaylar
(bkz: zeka) başı çekmektedir.
gerçek sapyoseksüellere selam olsun.
gerçek sapyoseksüellere selam olsun.
devamını gör...
herkes terörist hem de herkes
uzaaaaak uzak diyarların ötesinde, ülkenin birinde herkesin anarşist herkesin terörist olduğu, bütün vatandaşların terör yanlısı olmakla itham edilmesi durumudur.
kim yapar bu ithamı peki? ülkenin padişahı ve ülkenin ileri gelenleri. o terörist, bu terörist, tebaa terörist talebe terörist, bakkal terörist, manav terörist, kasap? o zaman terörist.
peki ya bu ülkede kim terörist değil? ona da yine o ülkenin biricik ve bilge lideri karar veriyor. distopya gibi görünen ama ütopya gibi pazarlanan bir ülkeymiş bu ülke aynı zamanda.
kim yapar bu ithamı peki? ülkenin padişahı ve ülkenin ileri gelenleri. o terörist, bu terörist, tebaa terörist talebe terörist, bakkal terörist, manav terörist, kasap? o zaman terörist.
peki ya bu ülkede kim terörist değil? ona da yine o ülkenin biricik ve bilge lideri karar veriyor. distopya gibi görünen ama ütopya gibi pazarlanan bir ülkeymiş bu ülke aynı zamanda.
devamını gör...
trabzan
kullanıcıya güvenli iniş ve çıkış sağlamak amacıyla, merdiven koluna paralel gelecek şekilde, birinci basamaktan başlayıp merdivenin son basamağına kadar devam eden tutunma aparatıdır.
devamını gör...
çikolataya en çok yakışan şey
türk kahvesi*
devamını gör...
paul blobel
--- alıntı ---
13 ağustos 1894 - 8 haziran 1951 arasında yaşamış eski bir ss subayı aynı zamanda savaş suçlusu. potsdam şehrinde doğdu. ı. dünya savaşı'nda katıldı. savaştan sonra blobel, mimar olarak çalıştı ve 1924'ten 1931'e kadar bu mesleği yaptı. işini kaybettik sonra nazi partisine ve ss'e katıldı.
sovyetler birliği'nin alman istilası esnasında, ukrayna'da aktif olan einsatzgruppe c'in sonderkommando 4a sını yönetti. einsatzgruppen'in, siyasal ve ırksal istenmeyen kişilerin olduğu "tasfiye etme" programından sorumlu oldu. kiev'de babi yar katliamı'nda blobel, öncelikle sorumluydu.
kiev'de, eylül 1941'de babi yar katliamını organize ederek 33.771 yahudi öldürülmesinde başroldeydi. sağlık sebeplerinden dolayı, çoğunlukla onun alkol bağımlılığı yüzünden 13 ocak 1942'de görevinden kovuldu. 1942 haziran'da o, aktion-1005'in nezaretinde koyuldu, doğu avrupa'da bütün nazi katliamlarının kanıtını yok edilmesi vazifesiyle görevlendirildi. toplu mezarların kazılarak ölülerin mezardan çıkarılması ve vücutlarının yakılması bunun bazılarıdır.
blobel, 8 haziran 1951'de landsberg hapishanesinde asılarak idam edildi.

--- alıntı --- buradan
13 ağustos 1894 - 8 haziran 1951 arasında yaşamış eski bir ss subayı aynı zamanda savaş suçlusu. potsdam şehrinde doğdu. ı. dünya savaşı'nda katıldı. savaştan sonra blobel, mimar olarak çalıştı ve 1924'ten 1931'e kadar bu mesleği yaptı. işini kaybettik sonra nazi partisine ve ss'e katıldı.
sovyetler birliği'nin alman istilası esnasında, ukrayna'da aktif olan einsatzgruppe c'in sonderkommando 4a sını yönetti. einsatzgruppen'in, siyasal ve ırksal istenmeyen kişilerin olduğu "tasfiye etme" programından sorumlu oldu. kiev'de babi yar katliamı'nda blobel, öncelikle sorumluydu.
kiev'de, eylül 1941'de babi yar katliamını organize ederek 33.771 yahudi öldürülmesinde başroldeydi. sağlık sebeplerinden dolayı, çoğunlukla onun alkol bağımlılığı yüzünden 13 ocak 1942'de görevinden kovuldu. 1942 haziran'da o, aktion-1005'in nezaretinde koyuldu, doğu avrupa'da bütün nazi katliamlarının kanıtını yok edilmesi vazifesiyle görevlendirildi. toplu mezarların kazılarak ölülerin mezardan çıkarılması ve vücutlarının yakılması bunun bazılarıdır.
blobel, 8 haziran 1951'de landsberg hapishanesinde asılarak idam edildi.

--- alıntı --- buradan
devamını gör...
çok sevilen birinden bir anda soğumak
yaptığı bir hareketi bir söylemi ile sizi derinden yaralamış kişiye olan soğuma şeklidir. bir daha aynısı gibi hissedemiyor insan nedense. bu gerçekten var sonrasında da hiçbir şey eskisi gibi olmuyor tabi.
"bir zamanlar senin çirkinliklerin de güzeldi; şimdi güzelliklerin bile çirkin."
(bkz: özdemir asaf)
"bir zamanlar senin çirkinliklerin de güzeldi; şimdi güzelliklerin bile çirkin."
(bkz: özdemir asaf)
devamını gör...
soğuğa sormuşlar nerelisin diye
"hiç oralı değilim" demiş...
devamını gör...
hiç görmediği birine aşık olan insan
aşka aşık olmak.
devamını gör...
günaydın sözlük
o eski haaaliiiiimde eser yok şiiiimdi
ey sevgili pıtırcıklar,dün ilk iş günümde dolu dolu çalıştım bu yönden yine mutlu ve huzurluyum.diğer taraftan yemek yemeğe zor fırsat buldum,her yanım acıyor hatta ve hatta üst üste gelen şeylerden dolayı onbeş saat önce çıktığım eve dönmek gerçekten iyi olabilirdi lakin hissedemedim.çünkü kendimi öyle bir atmışım ki yatağa..*
önceden yazmıştım bir yere,eski defterleri açan bir tayfa vardı ama entrika yok bende o yüzden dikkatlerini çekmemiştir*, allah'ım demiştim yoğunluk istiyorum çok yoğun falan yani,hangi kafadaysam kendi ayağına sıktım*. boşluğa düşüp garip guraba şeyler istememek lazım*.
sanırım bir süre ancak bu başlığa yazacağım,mesaj kutularında fingirdiyorlar diyen olursa iş çıkışında beklerim,kahve içeriz anlatırım falan yani,yorgunum saç baş dalamam yani*
herkese hayırlı işler ve de bol güneşler*
ey sevgili pıtırcıklar,dün ilk iş günümde dolu dolu çalıştım bu yönden yine mutlu ve huzurluyum.diğer taraftan yemek yemeğe zor fırsat buldum,her yanım acıyor hatta ve hatta üst üste gelen şeylerden dolayı onbeş saat önce çıktığım eve dönmek gerçekten iyi olabilirdi lakin hissedemedim.çünkü kendimi öyle bir atmışım ki yatağa..*
önceden yazmıştım bir yere,eski defterleri açan bir tayfa vardı ama entrika yok bende o yüzden dikkatlerini çekmemiştir*, allah'ım demiştim yoğunluk istiyorum çok yoğun falan yani,hangi kafadaysam kendi ayağına sıktım*. boşluğa düşüp garip guraba şeyler istememek lazım*.
sanırım bir süre ancak bu başlığa yazacağım,mesaj kutularında fingirdiyorlar diyen olursa iş çıkışında beklerim,kahve içeriz anlatırım falan yani,yorgunum saç baş dalamam yani*
herkese hayırlı işler ve de bol güneşler*
devamını gör...
mide
aramin kotu oldugu organlardan birisi. girenlere dikkat etmezseniz tunelin ucu kotu bi’ yere cikiyor.
devamını gör...
six day war
colonel bagshot'ın 1971 tarihinde çıkan oh! what a lovely war albümünde yer alan mükemmel parçası. altı gün savaşını konu almaktadır. mahmut orhanın remix yapmasından sonra popüler olmuştur ama şahsi cover* tercihim deniz tekin'dir.
colonel bagshot
deniz tekin
mahmut
colonel bagshot
deniz tekin
mahmut
devamını gör...
ta mavra matia sou
1977 yılından bir manolis aggelopoulos bestesi, ilk de o yorumlamıştır.
lakin nükhet duru ve giannis kotsiras'ın karşılıklı söyledikleri canlı bir kaydı da gayet hoştur.
lakin nükhet duru ve giannis kotsiras'ın karşılıklı söyledikleri canlı bir kaydı da gayet hoştur.
devamını gör...
bas gitarın çok gereksiz bir enstrüman olması
yazar arkadaşın müzisyen olarak cardi b’yi örnek vermesi bile, kendisinin müzikal anlamda olmasa da “cahillik” seviyesinde bir otorite olduğunu gösterir. sizlere bas gitar ile devleşen birkaç şarkı örneği vereyim;
queen - another one bites the dust
metallica - orion
the beatles - come together
ıron maiden - the clairvoyant
megadeth - peace sells
cem karaca - neredeyse tüm şarkıları
barış manço - dönence
levent yüksel - tuana
sanırım bu kadarı yeterli. daha fazla gömmeyelim yazar arkadaşı.
queen - another one bites the dust
metallica - orion
the beatles - come together
ıron maiden - the clairvoyant
megadeth - peace sells
cem karaca - neredeyse tüm şarkıları
barış manço - dönence
levent yüksel - tuana
sanırım bu kadarı yeterli. daha fazla gömmeyelim yazar arkadaşı.
devamını gör...





