tezlerde turnitin programı, makalelerde de bu program oldukça iyidir.
devamını gör...

sezen aksu muhteşem olma yolunda ilerleyen bir şarkısında şöyle diyor:”yetinmeyi bilir misin sana verdiği kadar hayatın?..” buradan yola çıkarak düşündüm bir konuda hissettiklerimi aktarmak istiyorum.

tam anlamıyla bilmenin, bir şey hakkındaki tüm bilgilere sahip olmanın mümkün olmadığı kanısına varmış biri olarak bir konuda her şeyi bilmenin imkansız olduğunu düşünüyorum. o halde geriye güvenilir tek bilgi olarak bilmediğini bilmenin bilgisi kalıyor. madem herhangi bir şeyi her yönüyle bilemiyoruz o halde ne istediğimizi bilmenin, önümüze bir hedef koyup onun pesinde koşmanın hevesi nereden geliyor? o kadını, o işi, o arabayı istemenin arkasında yatan içgüdünün kaynağı ne?

bir insanın belli bir hedefe odaklanmasının, bir şeyi çok istediği fikrine kapılmasının ancak önündeki seçeneklerin kısıtlı olmasıyla mümkün olacağı kanısındayım. köyünde yaşayan komşu kızına gönlünü kaptıran gence veya instagramda tanıştığı sevgilisine instagram kullanmayı yasaklamaya çalışan bir çomara sorulduğunda aradığı aşkı buldugunu söyleyebilir. ancak istegini bulmanın ancak milyarlarca seçenek arasından hepsini deneyimleyip optimum seçenekte karar kılmış olmakla mümkün olduğu fikrindeyim. o halde bu bilmeme hali ancak tüm bilinmeyen bilgilere sahip olmakla ortadan kalkabilir.

insanın bu bilmeme hali heyecan verici bir serüven gibidir. her arayış bir umut taşır, fakat bulduğunu zannettiği anda bilinmeyene doğru sürüklenmeye devam eder. o halde istediğini bulmak diye bir şeyden bahsetmemiz mümkün değildir. bizim icin değerli olan, bu heyecan verici arama hali ve bu arama sırasında yaşadığımız çeşitli maceralardır.

o halde şarkı sözümüze tekrar dönelim ve devamını getirelim:

yetinmeyi bilir misin
sana verdiği kadarıyla hayatın?
hoş bilsen de bilmesen de
yara bere içinde bu yollardan geçeceksin...
devamını gör...

antepliyim,namı diğer gastronomi şehri.
sanırım yeterli :)
devamını gör...

o eğitim sistemine 20 yıl hizmet etse, imam şafii bile ateist olurdu bence, çok görmemek lazım.
devamını gör...

bir dönem öğretmenliğini yaptığım bir yetişkin sınıfımda dönem sonunda bana kitap hediye eden bir öğrencimin not olarak yazdığı iltifat hayli enteresandı.

"ancak bir kurmacada olacak kadar iyi ve hayat dolusunuz."

kibarca "saftiriğin önde gidenisiniz" demek istedi sanırım, olsun. *
devamını gör...

günaydın sözlük, günaydın diğerleri, günaydın ses ver kadını.

havanın serin tarafından yakaladım, kedi beni sakin tarafımdan yakaladı, ona mama bana çay seremonisi tamam, yokluk aşina, yokluğun çok fena, size hayırlı günler, bana pazartesi.

ıstırttırayım mı sizi çok vahşi koruma kedime?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yıllar sonra ögrendim ki; anlaşılmak için bağırıp çağırmana gerek yokmuş. sesini duymak isteyene bir fısıltın yeter.
farid farjad

sesinizi duyacak ruhlar bulun dostlar. inaniyorum o zaman mutlu olacaksınız.
devamını gör...

habertürk kanalında program sunuculuğu yapan şahıs.

efendim insanlara böyle sıfatlar yapıştırmam lakin bir insan nasıl bu kadar itici olabiliyor aklım almıyor.
programa sevdiğim konuk çıksa dahi, kendisinden sebep izlemekte güçlük çekiyorum.
devamını gör...

"ağaç görmüş, yakmışlar
kanat görmüş, kırmışlar
şimdi de düşmüşler insan izine
nerede insan, nerede ışık, vurmuşlar."

diyerek sadece birkaç dizeyle dünya ahvalini anlatabilen şair.
devamını gör...

kuantum mekaniğinde elde edilen en küçük değeri temsil eden sabite ismini vermiş, bu çalışmasıyla 1918 yılında nobel fizik ödülünü almış, kuantum fiziğinin babası olan fizikçi.

(bkz: planck sabiti)
devamını gör...

bana karşı çok yapılan ama benim çok korktuğum davranıştır.
kimsenin kalbi kırılmasın elbet. fakat hak eden varsa da vicdanıyla kalbi sıkışsın, nefesi azalsın.
kalp kırmayı adet haline getirenler içinse diyecek çok fazla bir şey yok. allah'ınızdan bulun...
devamını gör...

kimseyi sallamadan tanımlarını yapan sözlük yazarıdır. aferindir ona.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendi tanımımı yazmadan önce ilk tanımın sallamasyon olduğunu söylemek isterim.

gustave flaubert tarafından yazılmış ve en sevdiğim kitap karakterlerinden birisini 'emma bovary'i ' anlattığı kitaptır.

madame bovary sakin, sorgulamayan kendisini seven monoton bir doktorla evlidir. oysa kendisi ihtiraslı sürekli heyecan tutku arayan bir kadındır. madam bovary kocasını aldattığı için ahlaksız kadın konumunda bir kadındır aynı zamanda. bu konuda bir şey söylemek istemiyorum herkes kafasında istediği yere koyabilir. ama flaubert ona ahklaksız kadın gözüyle bakmamamız için kitaba şöyle bir kısımı da eklemiş. (bundan sonrası eser miktarda spoiler içermektedir)

--! spoiler !--
noter ya da ona benzer birisiydi pek emin olamadım şimdi borcuna karşılık ona kendisi ile birlikte olması teklifinde bulunmuştu emma bu ahlaksız teklifi reddetmişti. emma ahlaksız bir kadın olsaydı bunu reddeder miydi ?

zaten kitabin sonlarinda emma mutsuzluğunda kimsenin suçunun olmadığını söylemişti. madam bovary benim en sevdiğim unutamayacağım kitap karakterlerinden birisidir muhakkak.
asla aradigini bulamamış emma'nın mutsuz hayatı ve emma için umutsuzca çırpınan charles'in acılı hayatı.
--! spoiler !--
devamını gör...


bim'e ürün getiren tedarikçilerde bu iki kapıdan dışta olanının anahtarı bulunuyor. bim gece geç saatlerde ya da sabah erken saatlerde kapalı olduğu anlarda malı indiren kamyoncular kapıyı açarak getirdikleri ürünleri buraya bırakıp gidiyorlar.

o küçük alana ne bırakabiliyorlar ya da bıraktıklarında tekrardan kapıyı nasıl kapatıyorlar, anlamış değilim. dert edindim evet.
devamını gör...

her yer orman... üstelik dört mevsim yemyeşil. dağların ve ağaçların görüntüsü şehrimin en sevdiğim yanı. kendimi çok özgür ve rahat hissediyorum. doğası daha başka olan bir yere gittiğimde yada görece daha yoğun bir şehirde bulunduğumda kendimi çok huzursuz ve sıkışmış hissediyorum. ama burada ne olursa olsun biraz yürüyünce kendimi o insansız ve sessiz doğada bulacağımı biliyorum.
devamını gör...

şaka maka tam 5 sene önceydi.

zaman ne çabuk geçmiş.
devamını gör...

okumadığım mahlaslardır. ezberlediklerim hariç. (bkz: ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü)
devamını gör...

büyük kayıplardan dolayı çanakkale cephesi'ne 1315 doğumlu (1898-1899), 15-18 yaş arasındaki çocukların gitmesinden ötürü yazılan ağıttır. öyle dinlerken göbek atılacak bir şarkı değildir.

hey onbeşli onbeşli,
tokat yolları taşlı
onbeşliler gidiyor,
kızların gözü yaşlı.
devamını gör...

"zenginler fakirlere tanrıdan başka bir şey bırakmadılar."
(bkz: friedrich nietzsche)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim