maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi
tam bir amerikan rüyasıdır. piramit içinde en parıltılı basamak olan bu kendini gerçekleştirme nedir? nasıl bir kendini gerçekleştirme? insanlara da vaaz verilir bu piramit kaynak gösterilerek; karnın doydu mu, yürü kendini gerçekleştir. herkes ne olduğu hakkında bir fikri olmadığı kendini gerçekleştirmenin peşinde koşar. kendini gerçekleştirmek, o yüce eylemi tamamlamak için kişisel gelişim kitapları alınır, yaşam koçlarının ve benzerlerinin kapısı aşındırılır. piyasanın itici gücüdür bu hiyerarşi. ne oluyor kendini gerçekleştirince, faydası ne? zaten sonu yoktur bunun. kişileri değersiz ve yetersiz hissettirir. bazı çevrelerce tanınmaz bile bu hiyerarşi, değeri yoktur. yine de daha ilk okuldan öğreniriz bunu. kendini gerçekleştirmek... hı hı, evet.
devamını gör...
septik
bir ortamda sağlığa zararlı olan mikroorganizmaların varlığı.
septik şok ve sepsis kelime kökeni bakımından septikten gelir.
septik şok ve sepsis kelime kökeni bakımından septikten gelir.
devamını gör...
kadın yazarlardan erkek yazarlara sorular
yazar arkadaşımızın bir tanesini öldürmekten zevk mi alıyorsunuz diye sormuş.
aramızda seri katil mi var? sözlük diye geldik, mapushane mi çıktı?
aramızda seri katil mi var? sözlük diye geldik, mapushane mi çıktı?
devamını gör...
lütfen trolleri beslemeyiniz
evet sevgili yazarlar, gelen son dakika haberine göre trollere eş zamanlı operasyon başlatılmış durumda. genelde gece saatlerinde yarasa misali aktif olan trollere yapılan bu ani operasyonun saati manidar ve stratejik. ayrıntılar azzzz sonraaa!!
devamını gör...
24 mayıs 2021 habertürk süleyman soylu yayını
0-0 biten lecce-cagliari maçını banttan tekrar izlesem bu kadar zaman kaybı olmazdı dedirten bomboş bir yayın oldu. salt zaman kaybı olarak türk medya tarihindeki yerini aldı.
üst edit: aşağıda thedansözkiller'ın tanımında belirttiği gibi, yayının başında moderatör kübra par: "biz bu akşam ne kimsenin temelsiz iddialarının iddiacısıyız, ne de hakkında iddialar ortaya atılan insanların avukatıyız" deyince bir irkildim. sonra yayının bu minvalde geçeceğini ilk yarım saatte anladım. izlemeyi bıraktım, işime gücüme baktım, podcast dinler gibi dinledim. ilk reklam arasına geçildiğinde, yani 45 dakika olmuşken, bakan durmadan konuşuyordu ve henüz tek soru dahi sorulmamıştı.
bakan bey taktiği gereği hikaye anlattı, laf kalabalığı yaptı, arada bolca sırıttı, maval okudu. karşısındaki sözde “gazeteciler” de iki saat pış pış dinledi. sonra mafya reisi “onuru maaşları kadar olan gazeteciler” der tabii. bir kişi bile araya girip bakanın sözünü kesemedi. kuru kuru dinleyeceksen, oturma orda kardeşim, yayına katılma kalk git. kendine gazeteci deme. halktv’de esip gürlemesi kolay kendi kendinize.
bu yayın neden oldu? içişleri bakanı halen görevde olduğu, yani istifa etmediği için. mafya lideri son videosunda “seni köpek yapacağım boynuna tasma takıp gezdireceğim” diyor. bu lafı yiyen her insan nşa nevri döner, yerin dibine geçer. bürokrat olsun olmasın, hiçbir insanın bu lafı hazmedememesi lazım. ama gurur kavramı sanırım sadece japonlara has bir şey olmalı. peki ne oldu? devletin itibarı, namusu, güvenilirliği ayaklar altına alınmaya devam edildi. koltuk sevdası uğruna.
üç saat boyunca iç işleri bakanı unvanı taşıyan bir insanın çırpınışlarını gördük. sözlüye kalkan ama soruya cevap veremeyen öğrencilerin mırın kırın etmesi, lafı uzatıp geçiştirmesi gibi. süreye oynadı. topu taca attı. sinirden sırıttı, lafların arasına girdi, soru soranların sözlerini kesti, kendi sorduğu sorulara kendisi cevap verdi, ad hominem yaptı. meeeh dedirtti. öte yandan muhatabı ise twitter’da canlı yayında tek tek her şeye cevap verdi. videoları ortalama 10 milyon seyrediliyor. halkın nazarında, mafya da olsa, suç örgütü lideri, tetikçi, katil, pislik de olsa, ki kendisinin temiz olma gibi bir iddiası da yok, geçmişi ve yaptıkları da belli, söyledikleri ile daha dürüst ve muteber konuma geliyor. bu da türkiye’nin kocaman ironisi.
alt edit: yayın linki eklendi.
üst edit: aşağıda thedansözkiller'ın tanımında belirttiği gibi, yayının başında moderatör kübra par: "biz bu akşam ne kimsenin temelsiz iddialarının iddiacısıyız, ne de hakkında iddialar ortaya atılan insanların avukatıyız" deyince bir irkildim. sonra yayının bu minvalde geçeceğini ilk yarım saatte anladım. izlemeyi bıraktım, işime gücüme baktım, podcast dinler gibi dinledim. ilk reklam arasına geçildiğinde, yani 45 dakika olmuşken, bakan durmadan konuşuyordu ve henüz tek soru dahi sorulmamıştı.
bakan bey taktiği gereği hikaye anlattı, laf kalabalığı yaptı, arada bolca sırıttı, maval okudu. karşısındaki sözde “gazeteciler” de iki saat pış pış dinledi. sonra mafya reisi “onuru maaşları kadar olan gazeteciler” der tabii. bir kişi bile araya girip bakanın sözünü kesemedi. kuru kuru dinleyeceksen, oturma orda kardeşim, yayına katılma kalk git. kendine gazeteci deme. halktv’de esip gürlemesi kolay kendi kendinize.
bu yayın neden oldu? içişleri bakanı halen görevde olduğu, yani istifa etmediği için. mafya lideri son videosunda “seni köpek yapacağım boynuna tasma takıp gezdireceğim” diyor. bu lafı yiyen her insan nşa nevri döner, yerin dibine geçer. bürokrat olsun olmasın, hiçbir insanın bu lafı hazmedememesi lazım. ama gurur kavramı sanırım sadece japonlara has bir şey olmalı. peki ne oldu? devletin itibarı, namusu, güvenilirliği ayaklar altına alınmaya devam edildi. koltuk sevdası uğruna.
üç saat boyunca iç işleri bakanı unvanı taşıyan bir insanın çırpınışlarını gördük. sözlüye kalkan ama soruya cevap veremeyen öğrencilerin mırın kırın etmesi, lafı uzatıp geçiştirmesi gibi. süreye oynadı. topu taca attı. sinirden sırıttı, lafların arasına girdi, soru soranların sözlerini kesti, kendi sorduğu sorulara kendisi cevap verdi, ad hominem yaptı. meeeh dedirtti. öte yandan muhatabı ise twitter’da canlı yayında tek tek her şeye cevap verdi. videoları ortalama 10 milyon seyrediliyor. halkın nazarında, mafya da olsa, suç örgütü lideri, tetikçi, katil, pislik de olsa, ki kendisinin temiz olma gibi bir iddiası da yok, geçmişi ve yaptıkları da belli, söyledikleri ile daha dürüst ve muteber konuma geliyor. bu da türkiye’nin kocaman ironisi.
alt edit: yayın linki eklendi.
devamını gör...
utanmadan ramazan bayramı kutlayan ateist
diğer dinlere saygısı olduğundan dolayı kutluyordur.
gerçi hoşgörü dini islam elinden gelse kellesini vuracaktır ama olsundur.
gerçi hoşgörü dini islam elinden gelse kellesini vuracaktır ama olsundur.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının gördüğü en saçma rüya
rüyamda otobüse binerken şoför hoşgeldiniz x hanım diyordu. allah allah bu adam beni nerden tanıyor acaba diyordum. geçip koltuğa oturuyordum. otobüs tamamen dolu ve şoför sürekli x hanıma çay ver x hanıma kahve ver falan diyor. sonra birden hah işte ordalar diyor. önüme bir bakıyorum gözleri kıpkırmızı biir sürü adam. şoför diyor ki alın yolcuları ben size yenilerini getireceğim. ben de diyorum ki sen beni tanıyorsun bir yerden bari beni verme. şoför diyor ki adını yolcu listesinde gördüm ne tanıması :(
devamını gör...
normal sözlük vs ekşi sözlük
kafa sözlük yılbaşında evde toplaşmak ekşi sözlük ise taksim'e gitmektir.
devamını gör...
üniversitelerin ilkokula dönmesi
bu nasıl bir düşünce ya! nutkum tutuldu. resmen parası olmayan okumasın diyen düşüncenin herhangi ortalama bir üniversite öğrencisi gördüğünden şüpheliyim. hukuk okuyorum sınıf arkadaşlarımın hepsi yüksek puanlarla bölüme gelmiş başarılı öğrenciler ve birçoğunun bilgisayarı yok. bu, onlar 2 3 bin liralık bilgisayar alamadıkları için okuma haklarını ellerinden almak anlamına mı gelecek? günümüz şartlarında üniversite mezunları bile iş bulamazken, sadece yeterli parası olmadığı için okuma hakkı elinden alınan zeki öğrenciler işsiz mi kalacak? altın kaplama saraylardan çıkmak gerekiyor bu noktada. öğrencilerin nasıl şartlarla okumaya çalıştıklarını görememek çok acı.
devamını gör...
sokakta top oynayan çocukların sesinin gelmesi
günümüzde malesef artık böyle bir şeye çok az rastlanır oldu. kızardık falan ama güzel sesmiş değerini bilememişiz. zaten şimdi sokak diye bir şey kaldı mi? mahalle diye bir şey?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
kendimizi sevmemiz gerektiğini biliyoruz. fakat bilmek yetmiyor belli ki çünkü fırsat bulunca kendimizi hırpalıyor ve eleştiriyoruz. pişmanlık duyuyoruz tabi sonrasında. "kendimi bu sefer daha çok seveceğim ve önemseyeceğim" diyoruz. bunu sözlere ve davranışlara yansıtmanın çarelerini arıyoruz. ben bu kelimenin bir vesile olmasını istedim. "tüm kusurlarıma rağmen" demek belki de benim için. kelimelerin gücü adına...
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
önceden tüm duygularımi bir gecenin köründe, öğlenin ortasında, sabah akşam demeden vakitsizce oturup dökebiliyordum sözcüklere. not defterlerimi doldurabiliyordum. ama şimdi ne oldu bilemiyorum, oturuyorum bir şeyler yazmak için, gelmiyor içimden. 3 cümleyi zor toparliyorum. dokebilecegim binbir çeşit duygu düşüncelerimi bir türlü yazıya geciremiyorum doğru dürüst.
bu çok canımı sıkıyor sözlük.
arkadaş grubumuzla düzenli olarak yazılarımızı paylaştığımız bir sayfamızda aylardir tek bir şey yazamadım. oturuyorum ve asla bir şeyler karalayamiyorum. deniyorum, duygularımı dibine kadar eseliyorum, asla eski cumlelerimi kuramiyorum. neden böyle oldu? gerçekten bunun sebebi ne? dokebilecegim bir suru şey var içimde. ama neden bir yazı çıkmıyor kelimelerimden?
bu pek itirafa benzemedi ama olsun.
bu çok canımı sıkıyor sözlük.
arkadaş grubumuzla düzenli olarak yazılarımızı paylaştığımız bir sayfamızda aylardir tek bir şey yazamadım. oturuyorum ve asla bir şeyler karalayamiyorum. deniyorum, duygularımı dibine kadar eseliyorum, asla eski cumlelerimi kuramiyorum. neden böyle oldu? gerçekten bunun sebebi ne? dokebilecegim bir suru şey var içimde. ama neden bir yazı çıkmıyor kelimelerimden?
bu pek itirafa benzemedi ama olsun.
devamını gör...
en son kırıldığınız kişi
bir arkadaşımdı...
ya da öyle olduğumuzu sandığım biriydi. biraz sancılı ve kalp ağrılı geçti son günler. o iyi olsun da, başka bir arzum yok. bu da bana ders oldu, insanlara karşı daha kalın kabukluyum artık.
eskiden her insanla 50/100 başlardım diyaloğa, o kişi bunu 100/100 ya da 0/100 yapardı. artık 5/100 kredi ile tanımaya başlıyorum insanları, hatta neredeyse kimseyle konuşmuyorum gibi bir durumdayım.
yine de ders derstir. teşekkür ederim, iyi ki vardın.
ya da öyle olduğumuzu sandığım biriydi. biraz sancılı ve kalp ağrılı geçti son günler. o iyi olsun da, başka bir arzum yok. bu da bana ders oldu, insanlara karşı daha kalın kabukluyum artık.
eskiden her insanla 50/100 başlardım diyaloğa, o kişi bunu 100/100 ya da 0/100 yapardı. artık 5/100 kredi ile tanımaya başlıyorum insanları, hatta neredeyse kimseyle konuşmuyorum gibi bir durumdayım.
yine de ders derstir. teşekkür ederim, iyi ki vardın.
devamını gör...
yks
ölçücü olmadığını düşündüğüm sınav. zamanında ygs-lys döneminde yerleşmiş birisi olarak eski sistemin çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. hem soru sayıları fazlaydı hem de derslerin ağırlıkları daha dengeliydi. mesela sayılsandan 4 puan türü vardı çok daha iyiydi. 2015'de girmiştim ben. zor bir sınavdı ölçücüydü o sene girenler şanslıdır bana göre.
devamını gör...
delirmemek için yapılanlar
pek başaramasam da pozitif düşünmeye çalışıyorum ama gerçekten çok zor yaşamak.bunca saçmalığın içinde delirmemek de zor.
devamını gör...
32 yaş sendromu
sendromsuz nazsız niyazsız gidecem bu dünyadan.
ne çocukluk sendromum oldu ne ergenlik ne de 32 yaş.
pazartesi sendromum bile yok.
hayat size güzel.
her dakka sendrom icat et dur.
ne çocukluk sendromum oldu ne ergenlik ne de 32 yaş.
pazartesi sendromum bile yok.
hayat size güzel.
her dakka sendrom icat et dur.
devamını gör...
çocuk aspirini
şu minik pembe tatlı olan haplar, muhteşem tat.*
devamını gör...
ruhu olan eşyalar
televizyon kumandası bence. ruhu olmakla birlikte ruhu darlanıyor da. hepimizden sıkıldığı için sürekli bir yerlere saklanıyor.
devamını gör...

