başıma bir iş gelmeyecekse beğendiğim filmdir. evet uygulamada sıkıntıları olduğunu kabul ediyorum. sinan çetin'in de salt bir ''çok zeki olmayan insan'' olduğunda mutabık olabiliriz, sorun yok fakat okan bayülgen ve müjde ar'ın oyunculukları için bile çok kıymetli buluyorum bu filmi. okan bayülgen'in müjde ar'a pamuk prenses'teki kraliçe'nin repliklerini sufle ettiği sahne hala izlediğimde beni bir inceden güldürüyor hem de varoşta büyümüş biri olarak samimiyetini hissettiriyor.

+şimdi diyosun ki ayna ayna güzel ayna bana var mı benden daha kıyak karı bu dünyada?
*ayna kardeşim, söylesene bana benden güzel karı var mı ortalıkta?
-yoktur bacım.(polis memuru ayna rolündedir)
*sahi mi söylüyo'sun?(normalde nezaretteki bir fahişe olan müjde ar gerçekten sevinir)
-ekmek kuran çarpsın yoktur. anam babam ölsün yoktur kraliçem sizden daha güzeli. sharlon stone bile yanınızda solda sıfır kalır. yalan söylüyorsam en adi şerefsizim.(hayranlıkla müjde ar'a bakmaktadır.)
*ne güzel bir oyun bu böyle... bana neler söylüyo' kraliçe falan diyo...

bazı filmlerin mükemmel olmasına gerek yoktur. içinde barındırdığı samimiyeti anlamak yeter. misal her şey çok güzel olacak filmindeki altan'ın yola gelmezliği, sevilmemiş olmasındandır. hepimizin böyle bir dayısı vardır. ya böyle bir dayımız vardır ya altan biz oluruz hayatımızda. hüzünlü kişiliğini uçarılıkla örtmeye çalışır. sahip olamayacağı arabalara fotoğrafını kırpıp yapıştıran abisi de bir tiptir. gerçek hayatta mutlaka karşımıza çıkmıştır. işte komser şekspir'de bu tiplerden bolca var. müjde ar'ı nezarete atan polis ondan ölesiye etkilenmiştir ama söyleyemez ayna rolüne bürünmezse. müjde ar da insan gibi muamele görmeye hasret kalmıştır. iki güzel söz duymak onu mutlu eder. hayat böyledir çünkü. baskılanmışlıklarla biz olmanın mücadelesini veririz.

o yüzden bu tür filmlerin muhteşem olmasına gerek yok. bizi anlatıyor zira. biz de muhteşem değiliz ki filmimiz muhteşem olsun.

ve evet... yok lan senden daha kıyak karı bu dünyada.
devamını gör...

her zaman hayalini kurduğum ve içten içe hayranlık duyduğum erkektir. fakat payıma hep dağda bayırda uluyan tipler düştü..
devamını gör...

din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapıyor mu, doğaya ve hayvanlara saygılı mı, diğer yazarlara karşı saygılı mı ? bu kriterlerden birine uymazsa engellerim.
devamını gör...

türk dil kurumu güncel sözlüğüne göre tasa, korku, kaygı, kuşku, düşünce anlamına gelen sözcüktür. endişe insan bedeninde ikamet etmekte olan duyguların en hastalıklı, en rahatsız edici, en huzursuzluk verici olanlarından biridir.

endişe sözcüğünün en güzel tanımını yılmaz erdoğan, bana bir şeyhler oluyor isimli muhteşem oyununda yapmıştır. der ki yılmaz erdoğan:

korkunun korkusudur endişe, başımıza korkulacak bir şey mi geliyor korkusu.

açıklamamızı ve alıntımızı yaptığımıza göre şimdi sırada bir örnek var. endişe sözcüğünü benim için en güzel açıklayan örnektir bu.

arkadaşım taşınmaya karar verdiği zaman babası endişe içinde evin içinde dolaşmaya başladı. yatak odasındaki dolabın nasıl taşınacağına dair taşıdığı endişe bütün evi sardı. babanın dilinde ve herkesin kulağında aynı cümle:

- o dolap o kapıdan nasıl çıkacak?

bir hafta boyunca kahvaltıda, öğle yemeğinde, akşam yemeğinde, gün içinde, gün batarken, televizyon izler, çay içerken bu soru cümlesini duyduk. endişe babanın her uzvunu ele geçirmişti.

sonra taşınma günü gelince taşıyıcılar dolabı on dakika içinde söküp taşıdılar ama günler süren endişe ilginç bir psikolojiye neden olmuştu ve haftanın ünlüsü olan soru başka bir soruya evrildi:

- o dolap o kapıdan nasıl çıktı?

endişeler sürekli bir meşgaleye dönüşünce onlardan kurtulmak mümkün değildir, şekil değiştirip var olmaya devam ederler.
devamını gör...

bu durum genelde kadının dominant olduğu bir ailede büyüyen çocuklarda görürüz der alfred adler.
çocuk annesiyle çok yakın olur ve ruhsal tatminini o yönde yaşar. daha sonra okula gittiğinde sporla ilgilenmez, diğer kişiler onla dalga geçer ve aşağılık kompleksine girmeye başlar. kendini kız gibi davranarak kabul görüldüğü bir tiyatro oyunu veya toplumda takdir edildiğinde asıl saygıyı kadın olarak alacağını düşünür ve bu uzun vadede cinsel sorunlara yol açar.
alfred adler yaşamın anlamı.
devamını gör...

yabancı aksan sendromu bireyin ana dilini aniden farklı bir aksanla konuşmaya başlaması durumudur. genellikle kişinin beyin travması yaşaması ya da beynin bir bölümünün darbeye bağlı olarak hasar görmesi sonucu ortaya çıkan yabancı aksan sendromu oldukça nadir bir psikolojik rahatsızlıktır. öyle ki 1907 yılında kaydedilen ilk vakadan bu yana yaklaşık 100 kadar insana yabancı aksan sendromu teşhisi konulmuştur.

yabancı aksan sendromu ilk olarak 1907 yılında fransız nörolog pierre marie tarafından tanımlanmıştır.

1919 yılında alman bir dahiliyeci olan alois pick konuyla ilgili bir çalışma yürütmüş ve sendrom hakkında bir rapor hazırlamıştır.

sendrom hakkında erken tarihli bir diğer vaka ise 1941 yılında norveçli astrid isminde bir kadının hava saldırısı sırasında bir şarapnel parçasının kafasına isabet etmesi sonucu alman aksanıyla konuşmaya başlamasıdır. pek tabi ki astrid’in bu alman aksanı, çevresindeki insanların ondan uzaklaşmasına sebep olmuştur.

s-t-r harflerinin bulunduğu kelime gruplarının telaffuzunda zorluk yaşamak
ünlü harflerin telaffuzunda değişiklik: örneğin “takas” demek yerine “tekas” demek
kelimeyi telaffuz ederken harf eklemek ya da bir harfi çıkartarak telaffuz etmek
bireyin konuştuğu dil ana dili olmasına rağmen yeni kazandığı aksanı ikinci bir dil öğrenen biri gibi konuşması
kelimeleri telaffuz ederken zorlanmak, bu hastalığın belirtileridir.
devamını gör...

sabah kalkıp, makyaj yapıp hazırlanmayı özlemişim. anladım ki ne yaparsam yapayım, hüzün de, kaygı da bende, gram yuva yapamıyor. huy bu efendim, can çıkmadan çıkamıyor. günaydın sözlük ahalisi. benim için yeniden uyandığım harika bir sabah. ya sizin için?..

sadece bir hayatım var. o da; güzel yaşanacak...*
devamını gör...

doğumdan önce, kürtajı kıl payı atlatarak dahil olduğum başlık.
devamını gör...

kırdığınız kalp efendim, annenizin porselen takımı değil.
devamını gör...

aile ve sosyal hizmetler bakanı* olmaması gerektiğini ispatlamış kişidir. fakat, bu görevinde liyakat bekleyen bizlere göre böyledir; onu o konuma getirenler zaten kendisinden "kukla" olmasını beklediği için bir şey değişmeyecektir.

kameralar önünde söylemesi geçtim, bir çocuğun yüzüne yüzüne yetimhanede büyüdüğünü söylemek nedir ya? ister söylerken tek olun, isterseniz kameralar açık olsun.

sen bir yetişkin olarak oruçlusundur, peki. fakat karşındaki bir çocuğa çikolata vermen, hatta çocuğun çikolatayı yemesi seni günahkar yapmazdı. televizyonda bunu izleyecekler ayıplamazdı. ayıplamazlardı di mi ? ben mi yanlış düşünüyorum?

sizden bütün varlığımla tiksiniyorum.

edit: başta aile ve sağlık bakanı yazmışım. sadeceelestiriyorum'un uyarısı ile düzeltiyorum. derya yanık, aile ve sosyal hizmetler bakanımız.
devamını gör...

acinacak degil, gurur duyulacak gencecik bir kiz. yasadigi boyundan buyuk kayiplara ragmen, hayatina oyle ya da boyle devam ediyor. calisiyor, cabaliyor. hayat mucadelesindeki dik durusunu hicbir zaman kaybetmez umarim. hani anne babasinin yerini tutmaz ama, onlari aratmayacak guzellikteki insanlar da hayatindan hic eksik olmaz/olmasin da.
devamını gör...

annemın vefatı sonrası aklımdan çıkmayan şeyler. mesela hiç tanımamısım aslında onu, en sevdiği şarkı neydi acaba? ağladığı bir film var mıydı? özlediği birileri? pişmanlıkları nelerdi? sadece annem olarak görmüşüm hep. almaya öyle alışmısım ki hiç karşılıgını dusunmemısım. peki yetebildim mi acaba evlat olarak anneme. çok mu üzdüm acaba? böyle fikirleri aşamıyorum. unutamıyorum. anne gidince öyle bir boşluk oluyor ki insanın hayatında hiç bir şey doldurmayınca anlıyorsun ne denli büyük oldugunun yerinin.
devamını gör...

yolun yarısına en az 5 fark atmış yazarlardır. ben de sizden sayılırım arkadaşlar, 3'ün 5'in hesabını yapmayalım. *
devamını gör...

ismi milattan önce 10. yüzyılda burada yaşamış olan veneti halkından gelen şehir, adriyatik denizi’nde bir lagünün içinde yer alır ve veneto bölgesinin başkentidir.
sokakları birbirine bağlanıp ayrılarak bir labirente benzeyen şehirde ulaşım arabalarla değil gondol ve vaporettolar ile sağlanır. barındırdığı kanallar ve köprülerle en dikkat çeken şehirlerden biri olan venedik malesef batma tehlikesi ile karşı karşıyadır. öyle ki geçtiğimiz 100 yılda yaklaşık 23 cm kadar batmıştır. şehrin tamamen batmaması için önlem alınmaya çalışılmakta ve çeşitli yollar denenmektedir.
şehir aynı zamanda unesco dünya kültür mirası listesi’nde yer alıyor, her yıl çok fazla turisti ağırlıyor. italya'nın gözde bir şehri olduğu için de diğerlerine oranla biraz daha pahalı.
şehir içi ve evler arası ulaşım yukarıda belirttiğim üzere küçük tekne ve gondollarla sağlanıyor, insanların her şeyleri su taşımacılığı üzerine. evlerin bir kısmı suların içinde yer aldığı için sık sık rutubet sorunu yaşanıyor ve bakım gerektiriyor.
benim ziyaret etme fırsatı bulduğum bir dönemde şansıma bir ev restorasyon aşamasındaydı ve kısa süre de olsa gözlemleyebilmiştim. binayı restore eden insanlar malzemeleri minik teknelerle taşıyorlar, biz karada nasıl yaşıyorsak insanlar suyun üzerinde o kadar rahatlar. çamaşırlar nehrin üzerinde kuruyor, komşular birbirlerine evlerinin önündeki tekneleriyle ya da sallarıyla gidiyorlar.
kendi açımdan düşündüğüm zaman yaşamak için değil ancak belli aralıklar gidip havasını ve tarihini içime çekmek istediğim bir şehir diyebilirim venedik için.
son bir not, burada belli dönemlerde venedik bienali denen bir sanat etkinliği ile şehre festival havası yaşatan venedik karnavalı gerçekleştiriliyor. sanat ve karnaval severlerin dikkatine efendim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

emile friant - the lovers (autumn evening)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

o hak bize 5 aralık 1934 yılında ata'm tarafından verildi. kendi tarihinden bir haber olan beyinsizlerle aynı toprakları paylaşmak çok üzücü gerçekten.
devamını gör...

idealleri olmasıdır. bu coğrafyada erkekler idealleri olan kadınlardan hoşlanmıyorlar, daha doğrusu korkuyorlar. çünkü aradıkları şey aslında hayat arkadaşından çok ikinci bir anne.
devamını gör...

franz kafka’nın gri bir bulutun, hatta belki de bir sisin altında yolunu bulmaya çalışan karman çorman, kararsızlıklarla kördüğüm olmuş, mağlubiyetini peşinen kabullenmiş ama üretkenliğinden asla ödün vermeyen zihninin ürünü kafa karıştıran, düşünen insanların zihnine musallat olan düşsel yaratığa verdiği isimdir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu yaratık aile babasının kaygısı isimli öyküde çıkar karşımıza ve o günden sonra da birçok insanın kaygısına dönüşür. gerçekten var olmadığı kesindir ama franz kafka o kadar gerçek anlatır ki onu birçok yazar ve araştırmacı bütün güçleri ile aramaya başlar odradek’i.

walter benjamin’e göre odradek “unutulmuş şeylerin büründüğü şekildir. unutulmuş şeyler biçimsizdir.” odradek biçimsizdir ama kafka onu uzun uzun tanımlar tıpkı gregor samsa’nın dönüştüğü böcek gibi.

gülenay börekçi’ye göreyse odradek “hayatımızda kalmasına izin verdiğimiz küçük ayrıntıları” simgeler. belki de öyledir. kafka’nın yaptığı odradek tanımı da ayrıntılara oldukça büyük önem atfeder.

aslında odradek çok hızlı hareket ettiği için ve kafasına göre ortaya çıkıp kaybolduğu için onu yeterince detaylı tarif etmek imkansız gibi. ama franz kafka benim yol gösterici azizim ve o anlattıysa eğer ben odradek’e inanıyorum:


…yıldız şeklinde düz bir iplik makarasıdır. ve gerçekten de üzerine iplik sarılmış gibi; ne var ki bunlar, çeşitli cins ve renkte, kopuk, eski düğümlerle tutturulmuş, ama bir kısmı da arapsaçı gibi dolaşık iplik parçaları olabilir ancak. ama sadece bir makara değil; yıldızın orta yerinden bir çapraz çubukçuk çıkmakta ve sonra bir dik açıyla bir ikincisi buna eklenmektedir. bir tarafta bu son çubukçuk, öbür tarafta yıldızın köşelerinden biri yardımıyla, makara sanki iki ayak üzerinde dikilebiliyor. hani sanılabilirdi ki, bu nesne eskiden uygun bir biçim taşıyormuş da şimdi kırılıp parçalanmış; ama hiç de öyle görünmüyor, en azından bunun için bir işaret yok ortada, bunu gösterecek bir parçalanmışlık ya da bir kırık yeri bir yerinde fark edilmiyor; tümüyle saçma bir şeymiş gibi görünüyor, ama kendine özgü bir bütünlüğü var. olağanüstü bir çeviklikte olup yakalanamadığı için bu konuda daha fazla birşey söylemek imkansız. bazen tavan arasında, bazen merdivenlerde, bazen koridorlarda, bazen de sofada oyalanıyor. kimi zaman da aylarca görünmüyor ortalıkta…

devamını gör...

saksıda rezene
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
saksıda kaktüs
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

demeter ve zeus'un kızlarıdır aynı zamanda zeus'un eşlerinde biridir. -*- yeraltı ve yeryüzü tanrıçalarından biridir. annesi gibi tarım ile ilişkilendirilmiştir ve yeraltı tanrıçasıdır. kendisi ile ilişkilendirilen bitki çiriş otudur.

hakkında en bilinen mit hades tarafından kaçırılışıdır. hikaye şu şekilde gelişmektedir;

yeraltı tanrısı hades, zeus'un gizlice verdiği izin ile persephone'yi kaçırmaya karar verir. arkadaşları ile çiçek toplamaya giden persephone, zeus'un ektiği çiriş otu'nun güzel görüntüsü ve kokusuna dayanamaz ve ona uzanır. tam o sırada yer yarılır ve yer altından atlı arabası ile hades çıkarak persephone'yi kaçırır. ona yer altından nar ikram eder ve persephone 4 nar tanesi yediği için sonsuza kadar yeraltında kalmaya mahkum olur. * bu duruma çok üzülen annesi demeter, yeryüzünü kuraklığa mahkum eder. insanlar, kıtlık ile mücadele etmeye başlar ve ciddi sayılarda ölürler. bu duruma çok üzülen tanrılar demeter'i ikna etmeye çalışırlar. demeter, yalnızca kızının yeryüzüne çıkması karşılığında kıtlığı sonlandıracağını söyler. bunun üzerine zeus, persephone'nin yalnızca kış aylarını yeraltında geçirmesine hüküm verir. ive böylece baharların gelişi ve persephone'nin yer altından çıkışı kutlanılmaya başlar. kibirli bir insan olmayan persephone zaman içerisinde hades'i sevmeye bile başlar.

mit ile ilgili bernini heykelini şuraya bırakayım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim