hücre 211
ispanyol yapımı hapishane filmi. türkçe manası "hücre 211" şeklindedir. atandığı yeni hapishanedeki ortamı görmek için göreve başlayacağı tarihten önce hapishaneyi ziyarete giden bir gardiyan, yeni mesai arkadaşları ile hapishaneyi gezip bilgi topladığı sırada mahkumlar isyan çıkarır ve o sırada da yaralanır. diğer gardiyanlar ona yardım etmeye kalksa, ortalığı yakıp yıkan mahkumlara yakalanacakları için onu hemen boş bir hücreye (211 numaralı hücre) bırakırlar ve kaçarlar. daha sonra da filmin başkahramanı olan arkadaşımız kendine gelmeye başlar ve mahkumların onun bulunduğu hücreye doğru geldiğini görünce üzerinde gardiyan olduğunu belli eden ne kadar şey varsa hepsini çıkarıp hücredeki klozete atar ve kendisini mahkum gibi göstermeye kalkar. mahkumlar onun bulunduğu hücreye ulaşınca da artık kendisini zorlu bir sınavın içinde bulur ve izleyici bir taraftan isyanın nasıl biteceğini merakla beklerken, diğer yandan da karısı hamile olan ve kendisini bir mahkum gibi gösterip isyan çıkaran mahkumların arasında onlardan biriymiş gibi rol yaparak hayatta kalmaya çalışan gardiyanın akıbetini merak eder.
not olarak şunu da belirteyim ki, filmde en dikkat çekici karakter ise, mahkumların başı, yani hapishanenin reisi olan "malamadre" karakteridir. adamda öyle bir görüntü ve ses var ki, sanki gerçekten de hapishane mahkumu gibi izlenim vermekte.
not olarak şunu da belirteyim ki, filmde en dikkat çekici karakter ise, mahkumların başı, yani hapishanenin reisi olan "malamadre" karakteridir. adamda öyle bir görüntü ve ses var ki, sanki gerçekten de hapishane mahkumu gibi izlenim vermekte.
devamını gör...
yeşil anarşizm
endüstri öncesi toplumu yeniden canlandırmayı savunan anarşist bir ekoldür. bu ekolün temel eleştiri noktası, insanların ilerleme ve teknolojik gelişmeler ile doğal yaşama yabancılaşmasıdır. bunun en büyük sebebi olarak endüstri görülür. hatta bazı yeşil anarşistler, tamamen doğal yaşama dönüşü yani göçebe avcı-toplayıcı hayat tarzını savunur.
yeşil anarşizmin odak noktası insanın doğa üzerindeki egemenliğine bir tepkidir. özellikle ikinci dünya savaşı sonrası ortaya çıkan fabrika çiftçiliği ve endüstriyel hayvan deneylerinin artışı hayvan hakları konusunda da bir farkındalık oluşturmuştur. yeşil anarşizm de işte bu noktada insanın bu egemenliğine son vermesi gerektiğini savunur.
yeşil anarşizmin odak noktası insanın doğa üzerindeki egemenliğine bir tepkidir. özellikle ikinci dünya savaşı sonrası ortaya çıkan fabrika çiftçiliği ve endüstriyel hayvan deneylerinin artışı hayvan hakları konusunda da bir farkındalık oluşturmuştur. yeşil anarşizm de işte bu noktada insanın bu egemenliğine son vermesi gerektiğini savunur.
devamını gör...
siz öğrenci misiniz yoksa terörist mi
aaa ama terörist demek sizce de biraz banel kaçmadı mı? mesela ben şahsen bana terörist denince hiç gocunmuyorum. bi tık yalama oldu sanki, malum, ülkede normal vatandaştan çok terörist var.
yok mu şöyle gücümüze gidecek, içimize burulacağımız bi şey?
yok mu şöyle gücümüze gidecek, içimize burulacağımız bi şey?
devamını gör...
burnun insanın kötü tasarlanmış organı olması
o sümük kıl olmasa çok yaşamazdın yeğennn!
devamını gör...
allah'ın büyük harf ile başlaması üzerine
merhaba canım yazarlarım,
aranızda bazı arkadaşlarımız kafa sözlük'ün varlığından henüz bugün haberdar oldu.
onlara burası ve hikayemiz hakkında bahsetmek istediğim bazı noktalar var.
kurucu yazar kadromuz ile uzun yıllar başka sözlüklerde beraber yazdık. bir çoğunuzun malumu, para hırsından sebep x sözlük;
troll, cinsiyetçilik, fanatizm ve ajans hesapları ile dolup taşınca yeni bir hareket hasıl oldu.
inisiyatif alarak kafa sözlük'ü hayata geçirdik.
kurucu yazar kadromuzda herhangi bir dine mensup olmayan kişi sayımız, inanan kişi sayısının çok üzerindeydi.
allah'ın baş harfinin opsiyon olarak büyük-küçük harf olarak ayarlanabilmesi fikri de doğrudan ateist arkadaşlarım tarafından sunulan bir teklifti.
işbu hareket, kafa sözlük'ü kutuplaşmadan ırak tutmak için, iyi niyetimizi kamuoyuna gösterme çabamızdır.
kafa sözlük'ün dini ve mezhebi olmaz. bir siyasi görüşü yoktur.
yayın hayatı boyunca da olmayacaktır.
dileyen "a" harfini büyük, dileyen "a" harfini küçük kullanabilir.
benjamin amca küçük harf ile kullanmaktadır.
toplumsal uzlaşı çabamız da sürecektir.
bu tür hassasiyet taşıyan konuları kazıyıp sözlüğe zarar verme eğiliminde olan kimseleri üzülerek seyrediyoruz.
bizim amacımız; "x"ci, "y"ci olmadan, çevresine karşı duyarlı bir sivil dayanışma platformu yaratmaktır.
(bkz: kafa sözlük köy okuluna kitap yardımı etkinliği)
aranızda bazı arkadaşlarımız kafa sözlük'ün varlığından henüz bugün haberdar oldu.
onlara burası ve hikayemiz hakkında bahsetmek istediğim bazı noktalar var.
kurucu yazar kadromuz ile uzun yıllar başka sözlüklerde beraber yazdık. bir çoğunuzun malumu, para hırsından sebep x sözlük;
troll, cinsiyetçilik, fanatizm ve ajans hesapları ile dolup taşınca yeni bir hareket hasıl oldu.
inisiyatif alarak kafa sözlük'ü hayata geçirdik.
kurucu yazar kadromuzda herhangi bir dine mensup olmayan kişi sayımız, inanan kişi sayısının çok üzerindeydi.
allah'ın baş harfinin opsiyon olarak büyük-küçük harf olarak ayarlanabilmesi fikri de doğrudan ateist arkadaşlarım tarafından sunulan bir teklifti.
işbu hareket, kafa sözlük'ü kutuplaşmadan ırak tutmak için, iyi niyetimizi kamuoyuna gösterme çabamızdır.
kafa sözlük'ün dini ve mezhebi olmaz. bir siyasi görüşü yoktur.
yayın hayatı boyunca da olmayacaktır.
dileyen "a" harfini büyük, dileyen "a" harfini küçük kullanabilir.
benjamin amca küçük harf ile kullanmaktadır.
toplumsal uzlaşı çabamız da sürecektir.
bu tür hassasiyet taşıyan konuları kazıyıp sözlüğe zarar verme eğiliminde olan kimseleri üzülerek seyrediyoruz.
bizim amacımız; "x"ci, "y"ci olmadan, çevresine karşı duyarlı bir sivil dayanışma platformu yaratmaktır.
(bkz: kafa sözlük köy okuluna kitap yardımı etkinliği)
devamını gör...
buluttan nem kapmak
deyim. en küçük bir şeyden alınmak, çok alıngan olmak.
takıntılı kişiliklerde bulunur. anlamsız sebepten ortamın havasını soğutanlara ve depresif mandalinalara söylenebilir.
takıntılı kişiliklerde bulunur. anlamsız sebepten ortamın havasını soğutanlara ve depresif mandalinalara söylenebilir.
devamını gör...
sülaledeki en başarılı kişi ve mesleği
başlığa baktım da geneli okumayla olunan şeyler. faso fiso yani.
1-iş adamı
2-belediye başkanı
3-köy ağası
istanbul kadıköy-maltepe, aydın kuşadası gibi yerlerde soyadım iş bitirir, adam kurşunlatır.
1-iş adamı
2-belediye başkanı
3-köy ağası
istanbul kadıköy-maltepe, aydın kuşadası gibi yerlerde soyadım iş bitirir, adam kurşunlatır.
devamını gör...
akışta kendi nickini gören yazarın kalp çarpıntısı
bende oldu çünkü akışta yeralmanın, nickaltı olduğunu bilmiyordum, benim adıma başlık açıldı sandım, vay be dedim başlık yani, ehe ühe birisi beni başlık yapmış :) bunu size sesli anlatmayı çok isterdim, surat ifadem filan, sözlük yazarlığını bilen birisi görse baya gülerdi, zaten kızkardeşime söyledim, tabi o beni tanıdığı için şaşırmadı, benden 17 yaş küçük kendisi, sözlüğü okurken bir baktım gündem olmuşum filan diyorum :) nickaltıdır o dedi, nickaltına da sinirli bir günümde, sözlükten çıkmak için profilimi kurcalarken yanlışlıkla ekrana dokununca düştmüştüm, dedim bu ne olaki, burası neresi, nerden giriliyor buraya, bendenmi bahsediyor, yıl 2021 sözlükte böyle de bir kafa işte :)
devamını gör...
babaya söylemek istenip de söylenemeyenler
babamla oturup herşeyi konuşabileceğimi anladığım başlık. ne has adammış diyorum aklımdan geçtikçe. kendi kendime sorduğum oluyor bazen. "yahu ben bu adama layik miyim acaba?"
devamını gör...
kamyon arkası sözleri
senin ulaşamadıklarını ben meşgule alıyorum.
devamını gör...
kondisyon
çok önemli bir kavramdır.
yeterli olarak sağlanamaması başarıya engel olur.
yeterli olarak sağlanamaması başarıya engel olur.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
100. de benden gelsin o vakit.
trabzon'lu olmasına rağmen sevdiğim bir kaç iyi yürekliden biridir ablam.
bir şekilde bu husumeti bitireceğiz abla, ben inanıyorum.*
trabzon'lu olmasına rağmen sevdiğim bir kaç iyi yürekliden biridir ablam.
bir şekilde bu husumeti bitireceğiz abla, ben inanıyorum.*
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
bocek gorunce baba diye bagirmak yerine bocegin icabina benim bakmaya basladigim andir benim icin
devamını gör...
sansür
her başlığın altına aynı tanımı yazıyor gibi hissetsem de bu hissim söylediğim şeyin doğru olmadığını göstermez. tabi ki sansürün de kökenleri sandığımızdan da eskilere dayanıyor.
her ne kadar tarafsız oldukları söylense de hititlerin yıllıkları da sansüre maruz kalmıştı. onlardan önceki uygarlıklarda da gerek sözlü gelenekte gerekse yazılı geleneklerde sansür hep vardı. hititlerden sonraki uygarlıklardan günümüze kadar bu sansürün artarak devam ettiğini söylememe gerek yok sanırım. *
işte tam da bu süreklilikten dolayı hem sansür hem de otosansür iliklerimize adar işlemiş durumda. çoğu zaman farkında olmadan yapıyoruz bunu.
peki önce sansür mü doğdu yoksa otosansür mü?
bence otosansür. çünkü bu iki kavram da temelde iletişim kavramı ile ilişkili. insan açısından düşündüğümüzde ilk iletişim yöntemi olan vucüt dili ve bazı sesler çıkararak sağlanan iletişimde sansür ve otosansür için yeterli zemin oluşmuyor. ancak daha sonraları ortaya çıkmaya başlayan ve giderek karmaşık bir hal alan konuşma dediğimiz iletişim türü sansür ve otosansür kavramlarının oluşma zeminini oluşturdu.
insanlar konuşmaya başladıklarında da her şeyin söylenmeyeceğini veya her şekilde söylenmeyeceğini kavradılar ve söylediklerinde otosansür uygulamaya başladılar. uygarlık geliştikçe ve devletler kuruldukça da sansür denilen kavram da hayatlarımızda yer etmeye başladı.
bazı dil bilimcilerin konuşmayı kötü bir iletişim aracı olarak tanımlamalarının sebeblerinden biri bu olabilir sanırım.
madem bir sözlük platformundayız ''sözlük ve otosansür'' üzerine bir şeyler söylemek istiyorum. bahsedeceğim sansür yazarların kendi kendilerine uyguladıkları sansür. hiç kimse inkar etmesin ama burada her zaman kafamızın içinden geçenleri eksiksiz yazmıyoruz. yazsak alacağımız tepkilerden korkuyoruz. sansürsüzce yazan hiç bir yazarın sözlüklerde pek sevildiğini görmedim duymadım. söyledikleri şeyler hep birilerine battı. bugün şu kesime battı, yarın diğer kesime batacak. ama her zaman için sansürsüz konuşanlar sevilmedi. takdir etmek denmese de bu tür insanlara her zaman için ''helal olsun''derim.
tanımların sonunu getirmekte hep zorlanmışımdır. bari bir telkinle bitireyim.
sansürsüz yazıcam diye işin şeyini çıkarmayın lütfen. *
her ne kadar tarafsız oldukları söylense de hititlerin yıllıkları da sansüre maruz kalmıştı. onlardan önceki uygarlıklarda da gerek sözlü gelenekte gerekse yazılı geleneklerde sansür hep vardı. hititlerden sonraki uygarlıklardan günümüze kadar bu sansürün artarak devam ettiğini söylememe gerek yok sanırım. *
işte tam da bu süreklilikten dolayı hem sansür hem de otosansür iliklerimize adar işlemiş durumda. çoğu zaman farkında olmadan yapıyoruz bunu.
peki önce sansür mü doğdu yoksa otosansür mü?
bence otosansür. çünkü bu iki kavram da temelde iletişim kavramı ile ilişkili. insan açısından düşündüğümüzde ilk iletişim yöntemi olan vucüt dili ve bazı sesler çıkararak sağlanan iletişimde sansür ve otosansür için yeterli zemin oluşmuyor. ancak daha sonraları ortaya çıkmaya başlayan ve giderek karmaşık bir hal alan konuşma dediğimiz iletişim türü sansür ve otosansür kavramlarının oluşma zeminini oluşturdu.
insanlar konuşmaya başladıklarında da her şeyin söylenmeyeceğini veya her şekilde söylenmeyeceğini kavradılar ve söylediklerinde otosansür uygulamaya başladılar. uygarlık geliştikçe ve devletler kuruldukça da sansür denilen kavram da hayatlarımızda yer etmeye başladı.
bazı dil bilimcilerin konuşmayı kötü bir iletişim aracı olarak tanımlamalarının sebeblerinden biri bu olabilir sanırım.
madem bir sözlük platformundayız ''sözlük ve otosansür'' üzerine bir şeyler söylemek istiyorum. bahsedeceğim sansür yazarların kendi kendilerine uyguladıkları sansür. hiç kimse inkar etmesin ama burada her zaman kafamızın içinden geçenleri eksiksiz yazmıyoruz. yazsak alacağımız tepkilerden korkuyoruz. sansürsüzce yazan hiç bir yazarın sözlüklerde pek sevildiğini görmedim duymadım. söyledikleri şeyler hep birilerine battı. bugün şu kesime battı, yarın diğer kesime batacak. ama her zaman için sansürsüz konuşanlar sevilmedi. takdir etmek denmese de bu tür insanlara her zaman için ''helal olsun''derim.
tanımların sonunu getirmekte hep zorlanmışımdır. bari bir telkinle bitireyim.
sansürsüz yazıcam diye işin şeyini çıkarmayın lütfen. *
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
bu konuda söylenecek o kadar çok şey varki.
zor olan yaşamak veya tarhana çorbasıyla, bulgura kaşık sallamak değil.
fakirlik veya fakirlikten utanıp kredi kartı onursuzluğuna batmakta değil.
bunlar küçük insanların, küçük yaşam formları.
kedi kıçını görmüş yara sanmış ; fakir arabeski bunlar.
zor olan ; hedeflerin olupta ; önüne çekilen setlerin hepsini yıkamayıp, deviremeyip, aşamayıp ; hedefine ulaşamamaktır.
insan çabalarını aşan durumlardır.
murphy kuralları içinde sıkışıp kalmak ; boğulmaktır.
sanki birileri sana sımsıkı yapışmışta ; seni kıpırdatmıyormuş gibi hissetmektir.
emeklerinin ve uğraşlarının defalarca boşa çıkmasıdır ; emeklerinin defalarca heba olmasıdır, defalarca yaptıklarının yıkılmasıdır.
yahudilerin bir sözü vardır.
plan yapıp allahı kendine güldürme, derler.
zor olan seni aşan durumlardır.
vakti gelmeden, sana verilmeyecek olanın peşinde koşmaktır.
vakti geldiğinde...
bir kaç gün sonra zor kelimesi hayatınızdan çıkar.
bu konuyu birde atatürk anlatsaydıda ; dinleseydik.
zor olan yaşamak veya tarhana çorbasıyla, bulgura kaşık sallamak değil.
fakirlik veya fakirlikten utanıp kredi kartı onursuzluğuna batmakta değil.
bunlar küçük insanların, küçük yaşam formları.
kedi kıçını görmüş yara sanmış ; fakir arabeski bunlar.
zor olan ; hedeflerin olupta ; önüne çekilen setlerin hepsini yıkamayıp, deviremeyip, aşamayıp ; hedefine ulaşamamaktır.
insan çabalarını aşan durumlardır.
murphy kuralları içinde sıkışıp kalmak ; boğulmaktır.
sanki birileri sana sımsıkı yapışmışta ; seni kıpırdatmıyormuş gibi hissetmektir.
emeklerinin ve uğraşlarının defalarca boşa çıkmasıdır ; emeklerinin defalarca heba olmasıdır, defalarca yaptıklarının yıkılmasıdır.
yahudilerin bir sözü vardır.
plan yapıp allahı kendine güldürme, derler.
zor olan seni aşan durumlardır.
vakti gelmeden, sana verilmeyecek olanın peşinde koşmaktır.
vakti geldiğinde...
bir kaç gün sonra zor kelimesi hayatınızdan çıkar.
bu konuyu birde atatürk anlatsaydıda ; dinleseydik.
devamını gör...
iyi arkadaş olunan birinden zamanla uzaklaşmak
hayatın götürülerinden biridir.
hepimizin çok sevdiği, güvendiği arkadaşları vardır veya olmuştur. hatta bazı arkadaşlıklar yılları bile devirir artık aile gibi olur.
fakat en nihayetinde aile bile farklı bireylerden oluşan bir topluluktur ve burada bile insanların yollarını ayırdığı görülür.
bu da öyledir işte. ister yılları eskitmiş olsun, ister yeni olsun, ister türlü türlü zorluklara beraber göğüs germiş olun, olmayınca olmuyor.
bazı huylarını alttan alıyorsunuz, elinizden geleni yapıyorsunuz ama tahammülün de limiti var. eğer sürekli götürüyorsa sizden, ister istemez uzaklaşıyorsunuz.
tabi güven de sarsıldı ise aradaki, o zaman zaten arkadaşlığın bir anlamı kalmıyor.
başta da yazdığım gibi, hayatın götürülerinden biri.
başlangıcı olan her şeyin mutlaka bir sonu da oluyor.
hepimizin çok sevdiği, güvendiği arkadaşları vardır veya olmuştur. hatta bazı arkadaşlıklar yılları bile devirir artık aile gibi olur.
fakat en nihayetinde aile bile farklı bireylerden oluşan bir topluluktur ve burada bile insanların yollarını ayırdığı görülür.
bu da öyledir işte. ister yılları eskitmiş olsun, ister yeni olsun, ister türlü türlü zorluklara beraber göğüs germiş olun, olmayınca olmuyor.
bazı huylarını alttan alıyorsunuz, elinizden geleni yapıyorsunuz ama tahammülün de limiti var. eğer sürekli götürüyorsa sizden, ister istemez uzaklaşıyorsunuz.
tabi güven de sarsıldı ise aradaki, o zaman zaten arkadaşlığın bir anlamı kalmıyor.
başta da yazdığım gibi, hayatın götürülerinden biri.
başlangıcı olan her şeyin mutlaka bir sonu da oluyor.
devamını gör...
insanı en çok perişan eden durum
arada kalmak
devamını gör...
kalıplaşmış anne cümleleri
tabi ki her kızı olan annenin "anne olunca anlarsın."
devamını gör...



