şuraya bakar mısınız söylemesi ne kadar keyifli. haddinden çok fazla anlamlı bir deyim. atalar sizi çok seviyorum ne güzel şeyler söylemişsiniz.

atasözü ya da deyimleri toparlayıp kullanmayı bir türlü beceremesem dahi bunu kullanmayı deneyeceğim. başlığı hortlatıp lügatıma bu nadide eseri eklememi sağlayan ben_ebruliye teşekkürlerimi iletiyorum.
devamını gör...

1982-2002* yılları arasında türkiye'de üretilmiş, c segmenti otomobil.
l, sl, slx ve slx ie gibi versiyonları bulunur.
satışta olduğu sürece rakibi renault toros olmuştur.
kırsal kesimde toros'u tercih eden halkımız, şehir kullanımı için bu araçları tercih etmiştir.
devamını gör...

türkiye'nin gelmiş geçmiş, en iyi reyting ve ımdb'yeburadan sahip dizisizi. senaristliğini burak aksak'ın yaptığı dizinin, yönetmenliğini onur ünlü üstlendi. bir çok usta oyuncuyu kadrosunda barındıran, izlerken hiç bitmesini istemediğiniz bir diziydi. kamu kanalında mevcut sistemi en güzel şekilde eleştiren bir diziydi. bu tarz nedenlerden dolayı yayından sıklıkla kaldırılsa da, ekranda ki yerini bir şekilde almayı başardı. en iyi reytinge sahip olmasına rağmen, yayından kaldırılmasının nedeni reyting gösterilmişti. bir yerde ahmet mümtaz taylan'ın verdiği bir demeçten okuduğum bilgiye göre dizi kadrosunda yer alan oyuncuların gezi olayında yer almasından dolayı yayından kaldırıldığı biliniyor... dizinin yönetmeni bir çok yönüyle öne çıktığı gibi ah muhsin ünlü mahlasıyla şiir de yazıyor. şimdi acun medya bünyesinde bulunan exxen platformunda seyircilerle tekrar buluşması için gerekli hazırlıklar yapılıyor. fakat erdal bakkal karakterini canlandıran cengiz bozkurt'un kabul etmediği ileri sürülüyor. ben de leyla ile mecnun dizisini çok seven birisi olarak tekrar başlamasını istemem...
devamını gör...

sokrates'e göre, olmadığı gün, insan yaşadığını saymamalıdır.
devamını gör...


özgün bir çift, hem evli olup hem ortak bir iş yapmak kolay olmamalı. keşke daha fazla görebilseydik onları...
devamını gör...

bu nasıl bir devrlm kl dün yazar iken bugün çaylak oldum. 23 nlsan müsameresl glbl koltuğa blr günlüğüne mi devrettiniz.
üzgünüm.
devamını gör...

sözlüğe girdiğinde "aman aman nerelere geldik" diyecek yazardır.

gel hele gel panayır var gel.
devamını gör...

türkü yayınıyla şu evde kaldığımız günde tam bir pazar günü atmosferi yaşatmaktadır, çok yaşasındır! *
devamını gör...

1709 yılında giovanni maria farina tarafından icat edilen bir tür parfümdür.
devamını gör...

normalde böyle şeylere müdahil olmak istemem, sözlükle pek alakam da yok kendi çapımda yazar çizerim ama bir şeyler söylemesem olmaz.

değerli arkadaşlar herkes önemlidir, burdaki her yazar duygu ve düşünceleri olan gerçek birer insan. burasıda insanların bir araya geldikleri bir yer maddi olarak burda bir arada olmasakta duygu ve düşüncelerimizle, fikirlerimizle bakış açımızla burda biraradayız. fikirler uyuşmaz, insanlar anlaşamaz ama saygı ve hoşgörü içinde insanca yaşayabilmemizi sağlayan bir çerçevedir. biri öldüğünde cenaze töreni düzenlenir herkes saygı duyar. biri gittiğinde güzelce uğurlanır. yolun açık olsun denir. sen kimsinki, neydinki, burası ne ki, niye ciddiye alalım seni, gidiyosan git bize ne, denmez.

kafa sözlük yada x sözlük vesaire, nerde olursak olalım insan olduğumuzu unutmamalıyız. burasıda bir dünya küçük ama insan yaşıyor içinde. birbirimize tahammül edemeyişimiz yetmezmiş gibi birde ayrılıp gitmek isteyene tekme atmak yerine saygı duymayı hatırlamamız gerek. bunları söylemek zorunda hissettim kendimi çünkü bir çok sözlükte bu tarz olaylar yaşanıyor. artık bunları aşmamız ve erdemli davranışlar sergilememiz gerektiğini düşündürmek, hatırlatmak istedim iyi geceler.
devamını gör...

yıllar önce gerçekleşmiş bir olay:

fotokopi makinaları arıza yapınca, departman müdürünün yakasından tutulmak suretiyle, patron tarafından ayaklarının yerden 20-30 cm kesilmesi.

insan böyle bir halde nasıl çalışmayı sürdürebilir ki?
devamını gör...

okurken elimizin refleks olarak beğen butonuna gittiği kaliteli tanımların sahibi yazar. sözlükte sürekliliğini temenni ederim.
devamını gör...

marie rose balter in , acı dolu ,affetmeyi bilen ve başarılar ile dolu ibretlik hayat hikayesi...

hayatın bize her zaman mükemmel olarak sunulmadığını , öfke duyduğumuz her şeyi affetmenin bizim için iyi olacağını ve güzel başlangıçlara yön vereceğini gördüğüm mükemmel bir örnek...
onca dayanılmaz eziyete rağmen, yılmadan azmederek verdiği yaşam mücadelesinden etkilenmemek mümkün değil.....
hayatta hiçbir şeyin imkansız olmadığını ,mucizelerin hep var olduğunu gösterir bizlere , güçlü kadın marie rose balter....

öyle ki , acı ve işkence dolu hayatı, 1986 yılında yayınlanan nobody's child (kimsenin çocuğu) ile drama filmi olmuştur.
film ,altın küre de dahil olmak üzere 7 dalda aday gösterilip üç dalda ödül almıştır.



marie, 1930 yılında alkolik bir annenin evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelir. annesi ona bakamayınca 5 yaşında olan marie’yi yurda verir. ardından bir çift onu evlatlık edinir. marie’nin kaderi ne yazık ki yine yüzüne gülmez, çünkü onu evlatlık edinen çift sadist çıkar. bu italyan asıllı çift küçük kızı evin mahzenine kapayıp sistematik biçimde işkence eder. dışardan bakıldığında normal ve çok saygın göründükleri için, bunu yıllarca rahatlıkla gizleyebilirler ve marie adeta cehennemi yaşar.

marie rose 17 yaşında depresyondan felç geçirir. halisünasyonlar da gördüğü için doktorlar ona şizofren teşhisi koyar ve onu akıl hastanesine yerleştirirler. marie hayatının 17 yılını orada geçirir ve çok zor yıllar yaşar. umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranır durur. yemek yemez, yerinden kımıldamaz ve sıkça intihar etmeyi düşünür.

otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar marie’nin durumunu yeniden değerlendirir. onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verirler. arkadaşlarının ve kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin yardımıyla marie hastaheneden çıkar.

o artık hür ve yaşamını nasıl sürdüreceğine dair kendisi karar verme aşamasındadır. terk edilmiş, işkence ve tacize uğramış, otuz dört yılı ziyan olmuş bir kişi olarak hiçte kolay olmayacaktır, ama o yılmadı ve kızgın, öfkeli, umutsuz olmak yerine sıfırdan başlamayı tercih eder.

yetkililer “aklı dengesi yerinde değil, okuması imkansız” dedikleri halde marie, salem state üniversitesine psikiyatri bölümüne girer ve mezun olur. bu ara kanser hastalığına yakalanır ve mücadalesini kazanır. kendisi gibi akıl hastahanesinden çıkmış ve iyileşmiş joe ile evlenir. kocası maalesef altı sene sonra ölür ve marie kendini işine verir. uzun yıllar doktor olarak çalıştıktan sonra harvard üniversitesi’nde mastır yapar. psikiyatrik hastalarla çalışır, konferanslar verir. biyografisi yazılır ve hayatı film olur (nobody’s child). bir çok ödüle laik görülür.

elli sekiz yaşındayken, ‘vay be’ dedirtecek birşey yapar: on yedi yılını geçirdiği masachusetts danver devlet hastahanesine yönetici olarak atanır ve gelin görün ki, göreve alınır.

verdiği bir basın toplantısında şunları söyler: “eğer affetmeyi öğrenmeseydim, bir damla bile gelişemezdim. yaşamım ziyan edilmiş bir yaşam olurdu. ve bugün bu hastahaneye yönetici olarak dönemezdim.”

marie rose balter’in yeni görevini haber yapan bir ajans, onun zafer açıklamasını da şöyle yapar: “en uzun yolculuk, beynimizden yüreğimize yaptığımız yolculuk. affetmek bu yolculuğun en kestirme yolu. affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır. dersi görebilmek için yarayı yeniden deşerek yüzleşmek zorunda kalsak bile…”


marie, bu hayatta hiçbir şeyin imkansız olmadığını gösteren en güzel örneklerden bir tanesidir.

kendinize inancınızı ve umutlarınızı kaybetmemeniz dileğiyle....

not: marie 6 ağustos 1999 yılında massachusetts’de vefat etmiştir.
arzu şen
devamını gör...

--- alıntı ---

adalet kalmadı hep zulüm doldu
geçti şu baharın gülleri soldu
dünyanın gidişi acayip oldu
koyun belli değil kurt belli değil.

--- alıntı ---
devamını gör...

babamın garip huyları hakkında uzun uzun yazabilirim. ancak benim merakım bir baba olarak çocuklarımın benim hangi huylarımı garip bulacakları. bulacakları diyorum çünkü henüz küçükler. *

misal muhteş ikiliyle kafa rock radyo yayınını dinlerken uyuyan oğlumun tuvalete gitmek ihtiyacı oldu. tuvalet için de yardımımıza ihtiyaç duyuyor. bağırmalı, böğürmeli şarkıyı duyunca "ne dinliyorsun" baba diye sordu. "arkadaşlarım program yapıyor, onları dinliyorum" deyince, "ne biçim şarkıymış bu" dedi. sanırım ilk defa, dinlediğim şarkı sebebiyle garip bir huyum olduğunu düşündü. *
devamını gör...

geldik çok az kişinin bildiği 1984 yapımı fantastik türk filmi klasiğimize izlemeden söyleyeyim bu filmin yanında dünyayı kurtaran adam bir the shawshank redemption'dan 100 kat kaliteli kalıyor. yönetmenler yavuz yalınkılıç ve giovanni scognamillo nasıl bir iş çıkarmış diye soruyorsanız? dünyayı kurtaran adamı yöneten çetin inanç yavuz yalınkılıç ve giovanni scognamillo isimlerinin yanında bir tarantino gibi parıl parıl parlıyor derim size.
konuya gelince;
bıyıklı süpermenler , alakasız çinliler, geçmişe dönmeler alakası olmayan absürt sahneler ,mezdeke dansı ile dua eden abla ,sürekli bir veliefendi hipodrom'a dönmeler ,ku klux klan tipinde tipler, bol dekolteli ablalar, antik yunanda olan kara yağız bıyıklı abiler, sigara içen süpermen abimiz (yılmaz köksal) , sapır saçma bir feminst ayaklanma sahnesi, herkesi sürekli döven süpermenler ve unutmadan dünyayı kurtaran adama rahmet okutacak robot.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu nedir yahu?

bir de türk-italyan yapımı film bence ne italyanlar ne de bizimkiler biz ne çekiyoruz aga dememiştir hatta film çektiklerini bile bilmiyorlardır. ya da bunu çekerken kesin bir madde etkisi altındadırlar.

kısacası kötü film izlemeyi seven yazar arkadaşlarıma bile önermeyeceğim derece de filmimsi bir video oluşumu.

edit: o çıkan beyazlı imam abimiz senide unutmadım.
devamını gör...

siyasi görüşü köktendinci, islamcı, sosyal muhafazakâr olan aşırı sağcı gazete.
''türkiye'de nefret söylemine en fazla rastlanan ulusal gazetedir.''
devamını gör...

kendi hayatını yaşayamayıp başkasının hayatına karışan cahillerden oluşan topluluk.
devamını gör...

sen karşındakinin kutsalına saygı göstermezsen, karşındakinden de senin değer verdiğin yada senin için önemli olan düşünce veya kişilere saygı duymasını bekleyemezsin. en azından sağlıklı bir iletişim kurulacaksa belli noktalarda insanları incitmemek gerektiğini düşünüyorum.
devamını gör...

din ve felsefecilerin kadına yaklaşımı tartışılacaksa öncelikle ikisinin arasındaki en büyük farkı ortaya koymak gerekir.
felsefececiler tek bir felsefecinin anlayışını, kitabını ya da sözlerini ilahi kitap olarak algılayıp, doğruluğunu sorgusuz sualsiz kabul etmezler.temeli sorgulamak olan felsefe pek çok farklı akımı içerir, değişir, gelişir, öncekini eleştirir, kendini yeniler.
sosyokültürel bir olgu olan din bu anlamda islam kültürden kültüre değiliklik gösterse bile dinin temelini oluşturan kitap 1411 yıl öncesine aittir. islamın temel taşı olarak kabul edilen kuran ve kuranın kadına yaklaşım değişmez ve değiştirilemez.
tarih boyunca her alanda ve meslekte olduğu gibi kadını aşağılayan ve yücelten felsefeciler olmuştur . aradaki fark ise diğer felsefecilerin kadın düşmanı olan ifadeleri tartışabilmeleri, eleştirebilmeleri, kendi felsefelerini farklı bakış açısıyla kurabilmeleridir. 1411 yıl öncesinin sosyal hayatını yansıtan kadın anlayışına bozuk plak gibi takılıp kalmazlar. kalsalardı bugün ne feminist felsefeden ne de cinsel kimlik felsefesinden bahsedebilirdik.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim