özel iletişim vergisinin yüzde 10'a yükseltilmesi
her kus bitti sira leylege geldi arkadaslar. kulak arkaniza da dikkat edin bu arada.
az önce resmi gazete’de yayımlanan 3469 sayılı cumhurbaşkanı kararı ile deprem vergisi olarak bilinen özel iletişim vergisinin oranı %7,5’ten %10’a çıkarıldı.
kaynak
az önce resmi gazete’de yayımlanan 3469 sayılı cumhurbaşkanı kararı ile deprem vergisi olarak bilinen özel iletişim vergisinin oranı %7,5’ten %10’a çıkarıldı.
kaynak
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
sertab erener-gel barışalım artık.
devamını gör...
normal sözlük'teki ciddi yazarlar
alman disipliniyle yetişmiş yazarlardır.
sulu işler içinde bulunmazlar, günde en az 3 paragraflık 1 adet entry girip sonra viskisini yudumlayarak bildirimleri kontrol eder.
sulu işler içinde bulunmazlar, günde en az 3 paragraflık 1 adet entry girip sonra viskisini yudumlayarak bildirimleri kontrol eder.
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
#1167046
pek değerli aday adayı kardeşim; tanımınızın hunili tanıma layık görülmesi için, kulüp üyesi olmanız şart değildir. tanımınızın hunilik olması kafidir. söz konusu tanımda arkadaşlarca huni takılmaya uygun bulunmuştur. sözlükteki yazarların tanımları bu süreçte çok sıkı incelemeden geçiyor. hunili tanım sahibi olmak bir ayrıcalıktır. ve sizi bu kulüp nezdinde farklı bir noktaya konumlandırır. biz hiç bir nimete yazık etmek istemiyoruz. tanımınızda bizim indimizde nimetti. ve nimete halel getirmedik.
şöyle ki;

discord konusunda ise yapabileceklerimizi arkadaşlarımızla konuşup size haber vereceğiz. zira bir hunili adayı için discord illetlerin en büyüğüdür. muhakkak kurtulunması gereken bir bağımlılıktır.
huniniz bol olsun dileriz.
pek değerli aday adayı kardeşim; tanımınızın hunili tanıma layık görülmesi için, kulüp üyesi olmanız şart değildir. tanımınızın hunilik olması kafidir. söz konusu tanımda arkadaşlarca huni takılmaya uygun bulunmuştur. sözlükteki yazarların tanımları bu süreçte çok sıkı incelemeden geçiyor. hunili tanım sahibi olmak bir ayrıcalıktır. ve sizi bu kulüp nezdinde farklı bir noktaya konumlandırır. biz hiç bir nimete yazık etmek istemiyoruz. tanımınızda bizim indimizde nimetti. ve nimete halel getirmedik.
şöyle ki;

discord konusunda ise yapabileceklerimizi arkadaşlarımızla konuşup size haber vereceğiz. zira bir hunili adayı için discord illetlerin en büyüğüdür. muhakkak kurtulunması gereken bir bağımlılıktır.
huniniz bol olsun dileriz.
devamını gör...
ses tonu en etkili 10 ünlü insan
haluk bilginer, ibrahim sadri ve okan bayülgeni unutmamak gerek.
devamını gör...
normal sözlük'e damgasını vuran yazarlar
küstüm hepinize.
kimse larktwain_123_ dememiş.
ben de tanım girip kimseyi yormam o zaman artık.
kimse larktwain_123_ dememiş.
ben de tanım girip kimseyi yormam o zaman artık.
devamını gör...
mevla
"canımdan ve malımdan kıymetli olan" demektir.
özel bir sıfat değildir. allah (cc) için kullanılacağı gibi, herhangi sevdiğiniz biri için de kullanılabilir.
özel bir sıfat değildir. allah (cc) için kullanılacağı gibi, herhangi sevdiğiniz biri için de kullanılabilir.
devamını gör...
burkulma
eklem yüzeylerinin anlık olarak birbirinden ayrılmasıdır.
devamını gör...
çaya şeker atmadan içen kişi
biz abartmayı seven bir milletiz, bir de konu her ne ise üzerine eğitim almamış olmayı geçiyorum en ufacık bilgimiz, fikrimiz olmasa bile her işin en iyisini biz biliriz, o eli o masaya vururuz. biz ne diyorsak odur, tavrımız nettir. doğuştan gelir bunlar bize...
isteyen istediği gibi içsin, kimisi ziftin pekini içer, kimi şekerli şerbet içer.
herkes şekerin zararını, yararını bilecek bilinçte. ne ben şekersiz çay içiyorum diye birisinden üstünüm ne de şekerli içen benden üstün. bunlar kişisel tercihtir fikriniz sorulursa söylersiniz ya da çay ikram ediliyordur ben şeker kullanmıyorum dersiniz. üstüne daha fazla konuşulup, kafa yoracak bir şey olmasa gerek. yani bence *
o değil de ben yarın küp şeker alayım, eve şekerli çay içen misafir gelse ikram edecek küp şeker yok, ne ayıp, esefle kınadım kendimi!
isteyen istediği gibi içsin, kimisi ziftin pekini içer, kimi şekerli şerbet içer.
herkes şekerin zararını, yararını bilecek bilinçte. ne ben şekersiz çay içiyorum diye birisinden üstünüm ne de şekerli içen benden üstün. bunlar kişisel tercihtir fikriniz sorulursa söylersiniz ya da çay ikram ediliyordur ben şeker kullanmıyorum dersiniz. üstüne daha fazla konuşulup, kafa yoracak bir şey olmasa gerek. yani bence *
o değil de ben yarın küp şeker alayım, eve şekerli çay içen misafir gelse ikram edecek küp şeker yok, ne ayıp, esefle kınadım kendimi!
devamını gör...
makale yazmak
edebiyat araştırmacısı, dilbilimci halil açıkgöz bilim için dipnot yapmak, dedikodu yapmaktır, derdi. allah rahmet eylesin. bence de böyledir, makale yazmak da aynen odur makalenin büyük çoğunluğu da dipnottur. "şu şunu söylemiştir", "bu bunu ortaya koymuştur", "bu ise bu konuda bunu demiştir", "şu şu şu şunu aktarmıştır", eh son olarak da "bende şunu diyorum" dersin.
ama... yazmak kolay değildir bu yazı türünü, bilimdir, makale. makaleyi de bilimsel yapmak gerekir, henüz bu konuda büyük konuşacak kıvamda değilim lakin problemi dahi olmayan yazıları makale diye dergilerde görmek sanıyorum bilime gönül vermiş kişileri mutlu etmiyordur. boşluk doldurun boşluk.
ama... yazmak kolay değildir bu yazı türünü, bilimdir, makale. makaleyi de bilimsel yapmak gerekir, henüz bu konuda büyük konuşacak kıvamda değilim lakin problemi dahi olmayan yazıları makale diye dergilerde görmek sanıyorum bilime gönül vermiş kişileri mutlu etmiyordur. boşluk doldurun boşluk.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bu hafta konu seçimi ile beni hayal kırıklığına uğratan yayın.
yok, kesinlikle zafer haftasına filan laf edecek değilim, gayet iyi bir seçim, güzel ve çok anlamlı.
ancak, konu belli olmadan önce kadın bir yazara "bu hafta senin için şarkı anons edeceğim, var mısın?" diye sormuşum, o da kikir kikir kabul etmiş, hatta o da "ben de senin için isterim" demiş. ikimiz de mutlu mesut filan olmuşuz, oh mis!
iyi de millet, ben bu kadına bu hafta hasan mutlucan'dan yine de şahlanıyor'u mu armağan edeceğim yoksa haluk levent 'den izmir marşını mı?
arkadaşım kadın diyorum, duygusallık diyorum, yayının konusuna bak?*
neyse artık mesaj atayım da haftaya kalsın bizim duygusallık felan, olmaz böyle!
aslında çıktık açık alınla filan olur gibi ama biraz tuhaf kaçabilir, hımmm...
yok, kesinlikle zafer haftasına filan laf edecek değilim, gayet iyi bir seçim, güzel ve çok anlamlı.
ancak, konu belli olmadan önce kadın bir yazara "bu hafta senin için şarkı anons edeceğim, var mısın?" diye sormuşum, o da kikir kikir kabul etmiş, hatta o da "ben de senin için isterim" demiş. ikimiz de mutlu mesut filan olmuşuz, oh mis!
iyi de millet, ben bu kadına bu hafta hasan mutlucan'dan yine de şahlanıyor'u mu armağan edeceğim yoksa haluk levent 'den izmir marşını mı?
arkadaşım kadın diyorum, duygusallık diyorum, yayının konusuna bak?*
neyse artık mesaj atayım da haftaya kalsın bizim duygusallık felan, olmaz böyle!
aslında çıktık açık alınla filan olur gibi ama biraz tuhaf kaçabilir, hımmm...
devamını gör...
modern insanın en büyük problemi
önce okuduğunu anlamıyordu, şimdi dinlediğini de anlamıyor malesef. bir de çok kinci olmaya başlamışlar.
devamını gör...
cinsiyetçi başlık ve abazan troller sorunsalı
bu sözlüğe giriş yapma nedenim tamamı ile formatının çok daha entelektüel bir guruhun bulunduğuna inanmamdı. ama malesef ki sözlüğü cinsiyetçi başlıklarla kirleten bir güruh var. oldukça rahatsız edici bir durum. bu tarz entrylerin moderatörler tarafından kapatılması gerekli diye düşünüyorum. bir de abaza troller var ki siteyi mahvediyorlar. bu trollere prim vermemeli diye düşünüyrum. sitenin kalitesini düşürüyorlar.
(bkz: sözlüğün ekşi sözlük'e dönüşmesinden korkmak)
(bkz: sözlüğün ekşi sözlük'e dönüşmesinden korkmak)
devamını gör...
şahinbey'de iki pitbull köpeğin saldırdığı çocuk
devletin koyduğu yasağı yeterince denetlememesi ve üzerine düşmemesi sonucu oluşan acı olaylardan yalnızca birisi. pitbull gezdirip, sigara, alkol, uyuşturucu kullanıp, elalemin karısına kızına laf atan, kuru sıkı silah ile poz verip kendini güçlü sanan bu çakma eşofmanlı keko tiplerin neden barındırıldığını anlamış değilim :(
devamını gör...
eski sevgiliyi özlemek
özleyecek olsam ayrılmazdım. ohhh iyi ki yok. yirmilik dişimi ozlerim de onu özlemem.*
devamını gör...
unutulmaz yeşilçam replikleri
-yanıyorsun fuat abi!
+hadi oradan lan..
+hadi oradan lan..
devamını gör...
ya ölmeseydik
bu soytarılığın sonsuza dek devam edebilme ihtimali dahi midemi bulandırıyor. nasıl bir zavallılık, kendini bilmezlik zuhur ederdi kim bilir.
devamını gör...
içimdeki ses
zorluklar karşısında herkesin mücadele etmek için bir yöntemi vardır. - aslında yoktur da daha yazının girişinde içimizi müphem bir karanlığa sürükleyecek bir yazıya başlamak istemedim.-
herkesin bir yolu, olmadı bir çabası vardır. benimki pes etmek.
hayatta birçok insana nazaran şanslı sayılabilirim. dolambaçlı yollarda çok kayboldum ama en azından maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisini birçok basamağını tırmandım. ya da şöyle mi demeliyim acaba bir, iki ve dört tamam ama üçte takılıp kalmış gibi hissediyorum kendimi. en üst basamağa erişmiş olsam da ondan bahsetmemem gerekecek kadar erdem sahibi olmam gerekeceğinden bunu hiç bilemeyeceksiniz. ama meselemiz de bu olmadığı için bu durum pek de sıkıntı yaratmıyor.
ne diyordum üçüncü basamak: sevgi- ait olma.
bu konuda biraz kederliyim. kafam çok karışıyor. küçük bir çocukken daha sevginin koşulsuz olması gerektiği empoze edildiği için benim sevgilerim hep sahte gibi geliyor. yani anlatmak istediğim şey sevgilerin çıkara dayalı olduğu değil elbet ama bizi sevmeyen birini ezelden ebededek sevmediğimiz için, bir yerde bu kadar hüzün yeter deyip vazgeçtiğimiz için sanırım haklı da oluyorum. düşününce mecnun bile yıllarca çöllerde dolanıp durduktan sonra leyla'ya kavuşunca, yüzündeki derin çizgilere bakıp benim aradığım sen değilmişsin demedi mi? adını aşkından mecnun* yapan kays bile vazgeçmişse biz sıradan kulların aşkı ne kadar yüce, kutsal ya da karşılıksız olabilir ki?
kendine dair, kendime dair bile mutlak bir sınır çizemediğim sevginin bir başkasında olma ihtimaline ise sıklıkla inanmıyorum. ya da daha doğru bir ifade ile varlığından şüphe duyuyorum. yani günde beş kere sevildiğim söylense altıncıyı söylemedi; yoksa, yoksa?..
işte o zaman başlıyor içimdeki ses bu, gerçek değil. gerçekten böyle bir şey yok.
o zaman işte bu kısım benim yöntemim ve çokça inandığım bir kelime grubu kendini gerçekleştiren kehanet ortaya çıkıyor. bir şeyin varlığını ispatlamak çoğu zaman kolay ama yokluğunu ispatlamak zor. ama ben bilim adamı da değilim. çözümler, iç konuşmalar, bilinç akışı aklıma gelen bütün teknikleri kullanan bir iç ses ve sonunda vazgeçmek. her şeyden.
herkesin bir yolu, olmadı bir çabası vardır. benimki pes etmek.
hayatta birçok insana nazaran şanslı sayılabilirim. dolambaçlı yollarda çok kayboldum ama en azından maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisini birçok basamağını tırmandım. ya da şöyle mi demeliyim acaba bir, iki ve dört tamam ama üçte takılıp kalmış gibi hissediyorum kendimi. en üst basamağa erişmiş olsam da ondan bahsetmemem gerekecek kadar erdem sahibi olmam gerekeceğinden bunu hiç bilemeyeceksiniz. ama meselemiz de bu olmadığı için bu durum pek de sıkıntı yaratmıyor.
ne diyordum üçüncü basamak: sevgi- ait olma.
bu konuda biraz kederliyim. kafam çok karışıyor. küçük bir çocukken daha sevginin koşulsuz olması gerektiği empoze edildiği için benim sevgilerim hep sahte gibi geliyor. yani anlatmak istediğim şey sevgilerin çıkara dayalı olduğu değil elbet ama bizi sevmeyen birini ezelden ebededek sevmediğimiz için, bir yerde bu kadar hüzün yeter deyip vazgeçtiğimiz için sanırım haklı da oluyorum. düşününce mecnun bile yıllarca çöllerde dolanıp durduktan sonra leyla'ya kavuşunca, yüzündeki derin çizgilere bakıp benim aradığım sen değilmişsin demedi mi? adını aşkından mecnun* yapan kays bile vazgeçmişse biz sıradan kulların aşkı ne kadar yüce, kutsal ya da karşılıksız olabilir ki?
kendine dair, kendime dair bile mutlak bir sınır çizemediğim sevginin bir başkasında olma ihtimaline ise sıklıkla inanmıyorum. ya da daha doğru bir ifade ile varlığından şüphe duyuyorum. yani günde beş kere sevildiğim söylense altıncıyı söylemedi; yoksa, yoksa?..
işte o zaman başlıyor içimdeki ses bu, gerçek değil. gerçekten böyle bir şey yok.
o zaman işte bu kısım benim yöntemim ve çokça inandığım bir kelime grubu kendini gerçekleştiren kehanet ortaya çıkıyor. bir şeyin varlığını ispatlamak çoğu zaman kolay ama yokluğunu ispatlamak zor. ama ben bilim adamı da değilim. çözümler, iç konuşmalar, bilinç akışı aklıma gelen bütün teknikleri kullanan bir iç ses ve sonunda vazgeçmek. her şeyden.
devamını gör...

