rahmetli lucifer olsaydı koklayarak bütün kadın yazarların ismini tahmin ederdi.

eğlenceli başlıktır.
devamını gör...

abd kentucky'de bulunan, gün ışığı görmeyen, dünyanın en derin mağaralarından birisi.
devamını gör...

kibir, bencillik, belirsizlik, işsizlik ve covid-19.
devamını gör...

mutsuzluk ve anlamsızlığa boğulduğunuz zamanlarda açıp ömer hayyam rubaileri okumak kadar iyi gelen cok az şey vardır hayatta.
devamını gör...

nasıl insanmış o diye sorduğum kişi. puan uğruna tanım gireni duyduk gördük de, girmeyeni ilk kez duyuyorum. hani sanki kötü bir şey yazınca karmadan eksiliyormuş gibi... değişik.

edit: sevgili domestic "acaba şu olabilir mi" diyerekten aydınlattı beni. evet mantıklı. onu hesap edecek kadar işsiz misiniz be!
devamını gör...

muhteşem ispanyol lezzeti, şımarık kahvaltılarımın gizli tarifi ispanyol patatesli omleti.

efendim öncelikle şu tarifi uyguluyorum. beni okumak istemezseniz videolu anlatım burada. okumak isterseniz hazırsanız başlıyoruz.

malzemeler (2 kişilik)
2 orta boy patates
4 yumurta
1 orta boy soğan
sıvı yağ

yapılışı
1. patatesleri yıkayın, soyun, sonra tekrar yıkayın. ortadan ikiye bölün (limon sıkacakmış gibi enine bölün boyuna değil). mümkün olan en ince şekilde yuvarlak yuvarlak doğrayın. 2-3 milimetre denir ideal ölçü için fakat elde cetvelle bunu ölçemeyeceğimize göre bir türk ölçü birimi veriyorum: "bıçağın sırtının kalınlığı kadar". yaptıkça alışacaksınız zaten. ruffles yapıyorsunuz gibi düşünün ama biraz daha kalın olsun.
2. soğanı küp küp veya halka halka doğrayıp kızgın yağda soteliyoruz. karamelize olana kadar soteleyin.
3. üzerine patatesleri atın. hepsini yağa gömmenize gerek yok, zaten ara sıra karıştıracaksınız. soğanlar patateslere yapışacaktır, bırakınız yapışsınlar. o soğanlar öyle bir lezzet verecek ki, of of of.
//videoyla benim aramdaki minik fark: ben soğanları öldürene kadar kavuruyorum, videoda hemen üzerine patates ekleyip kızartıyor. hangisini isterseniz o şekilde yapın.
4. patatesler kızarınca (tahta kaşıkla bölmeye çalışınca bölünecektir pişince) süzdürün, kağıt havlu üzerine alıp fazla yağını emdirin, oda sıcaklığına gelmesini bekleyin. asla videodaki gibi doğrudan yumurtanın üzerine kızgın patatesleri atmayın, yumurta pişer. pişireceğiz ama şu an değil.
5. patates soğuyunca üzerine 1 patates başına 2 yumurta kırın. yumurtayı çırpmayın, yumurtayı köpürtmeyin, sarısını patlatıp iyice patatesle karıştırın yeter. kabın ağzını alumüniyum folyo ile kapatıp buzdolabında 15-20 dk dinlendirin.
// dinlendirmeseniz de olur, ama buzdolabında dinlendirdikten sonra daha yoğun, daha viskoz bir kıvam alacak. o da pişirirken daha güzel sonuç veriyor.
6. kızgın bir tavaya çok az yağ döküp peçeteyle bulaştırın, yumurtalı patates karışımını tavaya boşaltın. iyice tavaya yayın, 1 dakika yüksek ateşte pişirip altını kısın 2 dakika daha pişirin. tavanın ağzına geniş düz bir tabak kapatıp ters çevirin, patatesin altını tavaya verin. aynı şekilde 1 dakika yüksek 2 dakika düşük ateşte pişirip altını kapatın.

şöyle görünmeli (sağdaki büyük yuvarlak şey) (alttakiler brokoli köftesi. salamlar da kedinin yemeği)
devamını gör...

yokluğu gittikçe daha da koyan, bu ülkenin gördüğü sayılı adam gibi adamlardandır. insanına yürekten bir uyarı niteliğindeki öngörüleri bir bir gerçekleşmiş ve gerçekleşmeye devam etmektedir. faillerini bulmak bu devletin namus borcudur denmiştir dönemin devlet büyükleri tarafından. fakat üzerinden onlarca sene geçmiş, o borç hala ödenememiştir. insana belki de en çok koyan ise bir onlarca senenin daha bunun için yeterli olmayacağını bilmektir.
devamını gör...

sabah french press'imi kırdığım için az önce bir cerrahi maske ile kahve demledim. kazanım gibi kazanım bence.

not: evony'lerle olmuyor, gratis'te falan ucuz dandikleri var 10 tanesi 3 lira mı ne, onlar canavar.
devamını gör...

2019 yılında yayımlanan ilber ortaylı kitabıdır.
bence bu kitap bir rehber olabilecek kadar değerli ve yoğun bir kitaptır. son derece önemli tavsiyeler son derece önemli hayat tecrübelerini aktardığı bir eser.
özellikle genç insanlar için okuyup bir rehber haline getirilmesi gereken bir kitap.
bu kitabı yeni okuma fırsatı buldum sebebi ise ilk çıktığı zamanlar herkesin elinde vardı ve fiyatı benim için biraz pahalı gelmişti.
geç olsun güç olmasın mantığıyla indirimdeyken aldım ve çok severek hızlıca tükettim.
bazı konularda ilber hocanın yer yer hadsizlik ettiğini düşünsem de genel olarak beğendiğim bir kitaptı.
bazı tavsiyeleri son derece tartışmaya açık.
bazı insanlar şanslı doğmuyorlar doğamıyorlar benim fikrime göre.
şans bizim yaratmamız gereken bir kavramdır anlıyorum ama bu tamamen böyle değildir.
kendisi son derece değerli önemli hocalardan ders alma fırsatını bulmuş bir kişi ama ilber ortaylı ya göre bu biraz da onun elinde olan bir durummuş kendisi hocaları arayıp bulan meraklı bir insanmış ki bu çok önemlidir.
kitapta analiz ettiğim ve üstüne düşündüğüm bir konuydu “merak etmek” bu son derece önemli bir konu.
daha önce basit bir bakış açısıyla yaklaşıyordum lakin öyle olmadığını bu kitap sayesinde öğrenme fırsatı buldum.
bence başarılı bir insan olmak için meraklı bir insan olmak son derece önemlidir. ilber hoca meraklı bir insan olmasaydım şu an bulunduğum konumda olamazdım diyor.
ayrıca yazımın başında dediğim gibi bu kitabın en önemli kısmı ise son derece değerli bir insandan son derece değerli tavsiyeler alma şansı yakalıyorsunuz.
gezi, müzik, sanat, kitap şiir, tiyatro bütün bu kavramların üstüne çok detaylı çok önemli tavsiyelerde bulunuyor ortaylı.
bir başka hoşuma giden taraf ise elitlik entelektüellik nedir nasıl olmalıdır gibi sorularının cevaplarını çok hoş bir şekilde bize anlatıyor oluşu.
onun dünyasına göre elitlik nedir nasıldır hepsini öğrenip anlıyoruz.
konu buraya gelmişken kitabın en sevdiğim kısmına gelip yazımı sonlandırayım.
elitlik konusu ve döşemecilik kitapta en çok hoşuma giden kısım ilber hocanın verdiği örnekti.
aynen şöyle diyor ilber hoca
--- alıntı ---

“elitlik, işini iyi yapan insanların toplumda dikeyine sınıflandırılmasıdır.” elit sistem demek irsî aristokratlık, soyluluk değildir; aklın, yeteneğin elitizim midir aklın elitizmi illâ ki matematik, fizik dâhisini çıkaracak bir elitizm değildir, el emeği uzmanlarının da eliti vardır; yani parmakların ve ellerin de eliti bulunur. söz gelimi, türkiye’de benim tanıdığım en elit insanlardan biri döşemeciler loncasının eski başkanlarından hüsnü diker usta’ydı. ben on derse davet ederdim, ölene dek de ettim.”
entelektüel, üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişidir. örneğin mesleği kimyacılıktır ama coğrafya veya tarihle de uğraşır, resim yapar. bu iş öteden beri böyledir. kendi dünyasının dışıyla ilgilenendir entelektüel.

--- alıntı ---

enfes bir tanım enfes bir örnek.
kendime çok şey kattığım bir kitaptı bir ömür nasıl yaşanır mutlaka okunması üzerine düşünülmesi gereken bir eser.
devamını gör...

hikayesi olan bir nazan öncel şarkısıdır. nazan öncel, kız kardeşinin eşine aşık olup onlar boşandıktan sonra onunla evlenmiştir.

“beni geçirmeye kardeşim gelmesin, annesinin bir tanesini kimseler üzmesin.”
devamını gör...

malûm, istanbul için kar mujdesi verildi.
şimdi anlatacağım ise özellikle hafta sonu görülmesi muhtemel bir doğa olayıdır.

deniz etkisi veya sea effect snow olarak da bilinen doğa olayı için bir kaç bir şey yazayım.

deniz etkisi yağış(sea effect rains) yüksek basınç etkisindeki kuzeyli akımların taşıdığı soğuk hava kütlesinin(cp) kendisine göre sıcak olan deniz veya göl üzerinden geçmesiyle, ısı ve nem kazanmasıyla ortaya çıkan kararsızlık sonucuda oluşurlar. dengesiz hava engebeli yüzeylere, kıyılar ve tepeler gibi yerlerde hareket ettirildiğinde sonunda bulut oluşumu ve yağışa neden olur.
öncelikle deniz üstünden ( yıldız, poyraz yönünden ) sert bir rüzgar esmesi ve bu rüzgarın 850 hpa ( 1500 metre ) civarı sıcaklığının denizden en az 13 - 14 derece daha az olması gerekir.
dolayısıyla yer yüzeyinin 0 , denizin de 10 derecenin altında olması muhtemeldir ki 850 hpa sıcaklığı da -8 veya daha soğuk olur.

bu sayede sert esen çok soğuk rüzgarlar, denizden topladığı nemle birlikte kara parçasına kar yağışı bırakmaya başlar.
ve bu koşullar devam ettikçe kar da yağmaya devam eder.

deniz etkisi kar yağışında kar, aralıklarla ama yoğun yağar. hava bir açar bir kapar.
bafta sonu da karadeniz sahil şehirlerinde gözlemleyebilriz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



not: #bilgi kategorisine taşıyabilirseniz sevinirim.
devamını gör...

ama ankara’da yağan kar gibi olmalı.öğleden sonra başlayan iri taneli ve sürekli yağıp gece son bulanıdır. sonra gece yumuşamış havada dışarı çıkarsın temiz havayı içine çekersin.gökyüzüne baktığında hafif pembeleşmiş bir ortam görürsün.eğer azcık şanslıysan yaşadığın yerdeki bir kaç arkadaşınla sözleşip kartopu oynar,sigara içer, geyik yaparsın. sonra da hafif üşümüş halinle sıcacık evine döner ve yorganın altına girip uykuya dalarsın.
devamını gör...

ne tavsiyesi ya belki onlar bana tavsiye vericek durumda. ben çaylak maylak anlamam.
devamını gör...

"...
bütün dünyayı sevmeye hazırdım; değerlendiren çıkmadı: böylelikle de nefret etmeyi öğrendim. renksiz gençliğimi, kendime ve dünyaya karşı giriştiğim savaşta tükettim. alaya alınmaktan korktuğum için, en iyi duygularımı yüreğimin derinlerine gömdüm: orada silinip gittiler. hep doğru söyledim, inanılmadım: o zaman kandırmaya başladım. kibarların dünyasını, toplumun işleyişini iyiden iyiye kavrayınca, hayat biliminde ustalık kazandım; başkalarının bu ustalığı kazanmadan mutluluğa nasıl ulaştıklarım gördüm; benim hiç yılmadan erişmeye çalıştığım önceliklerin tadını, onlar kendilerini hiç yormadan çıkarıyorlardı. o zaman içimi bir karamsarlık kapladı; tabanca kurşunuyla giderilecek türden bir karamsarlık değildi bu: soğuk, çaresiz, sevimliliğin, iyi niyetli bir gülümsemenin altına gizlenen bir umutsuzluktu. ruh yönünden sakat olmuştum.
ruhumun yarısı yoktu; solmuştu, uçmuştu, ölmüştü. ben de o yarıyı kestim attım; oysa öteki yarı kımıldanıyordu, diriydi, herkesin hizmetindeydi. kimse farkına varmadı bunun; çünkü bir zamanlar var olan öteki yandan haberleri yoktu; ama siz bir hatırayı uyandırdınız, ben de size bir kitabe okudum. birçoklarına kitabeler gülünç gelir, ama ben hiç de öyle düşünmem, hele onların altında nelerin gömülü olduğunu düşündüğüm zaman.
...”

zamanımızın bir kahramanı – mihail lermontov

(bkz: mihail lermontov)
(bkz: zamanımızın bir kahramanı)
devamını gör...

önce kendini doğru anlaman sonra da doğru kelimelerle doğru şekilde anlatabilmendir. bazen zor olabiliyor. çoğunluktan farklı düşündüğün ya da hissettiğin zamanlar özellikle. bir de işin kendimi ifade etmeme değer mi boyutu var. senin için zor ve değerli bir şey karşındakinin çok umrunda olmayabilir.
devamını gör...

bazen öyle olur ki ağlarsan rahatlayacaksındır ama hayat buna bile izin vermez ağlayamazsın daha da kötü olursun.
devamını gör...

siz bir isteyin iki vereyim:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

filofobi, aşık olma korkusu olarak tanımlanmaktadır. genellikle olumsuz yaşantılar ve sonrasındaki duygu durumları sonrasında ortaya çıkar. ihanete uğramış, ayrılık acısı çekmiş veya beklentilerine ulaşamamış kişilerde görülme olasılığı yüksektir. filofobinin sebepleri tam olarak kanıtlanamamakla birlikte;aile içi ilişkiler, kültürel yapı, dini etkenler, kişisel özellikler(özgüven eksikliği, olumsuz zihniyet, geçmiş dönem yaşantıları) filofobinin oluşmasını etkileyen faktörler arasındadır.
devamını gör...

bulgakov'un sovyet rejimini hicvettiği eser bir sokak köpeği olan şarik'in başına gelenleri konu ediniyor. dil sade ve akıcı, eğlenceli.

--- alıntı ---

"şimdi döverim seni, ha!.. korkmayın, ısırmaz."

köpek şaşırdı:
"ısırmam mı?"

--- alıntı ---
devamını gör...

hadi bakalim pamuk eller cebe nerde hareket orda bereket. boş geçmeyelim arkadaşlar şimdiden teşekkürlerimi bir borç bilirim herkese.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim