kuvaterner
diğer bir ismi dördüncü jeolojik zamandır. bu zamanda;
-ege denizi oluşmuştur.
-çanakkale ve istanbul boğazları oluşmuştur.
-buzul çağlarından sonra iklim, günümüzdeki koşullara ulaşmıştır.
-yeryüzünde insan yaşamı başlamıştır.
-ege denizi oluşmuştur.
-çanakkale ve istanbul boğazları oluşmuştur.
-buzul çağlarından sonra iklim, günümüzdeki koşullara ulaşmıştır.
-yeryüzünde insan yaşamı başlamıştır.
devamını gör...
hayvan çiftliği
george orwell tarafından yazılmış kitap. siyasi bir hiciv romanıdır, bir stalinizm eleştirisidir.
çiftlikte koca reis isminde bir bilge domuza çiftlikteki herkes saygı duyardı. koca reis insanların çiftlikten kovulmasını, yönetimin işçi (hayvan) sınıfına kalması gerektiğini düşünüyordu. bu fikrini çiftlikteki hayvanlara yaptığı konuşma ile aşılamayı başarmıştır. koca reis konuşmasından birkaç gün sonra uykusunda ölür.
hayvanların en zekileri olarak bilinen domuzlardan en yeteneklileri olan snowball ve napoleon örgütlenmek için harekete geçerler. bir gün bay jones’un hepsini aç bırakması ve birkaç işçinin hayvanları kırbaçlaması sonucunda hayvanlar isyana başlarlar. ayaklanma başarıyla sonuçlanmış, jones çiftlikten kovulmuştur. artık çiftliğin adı beylik çiftliği değil, hayvan çiftliği'dir.
domuzlar bu olaydan sonra çalışmalar yapar ve hayvancılığın temel ilkelerini 7 emir altında toplar.
7 emir şöyledir:
iki ayak üstünde yürüyen herkesi düşman bileceksin
dört ayak üstünde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dost bileceksin
hiçbir hayvan giysi giymeyecek, yatakta yatmayacak, içki içmeyecek
hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecektir
bütün hayvanlar eşittir
zamanla napoleon ile snowball'ın arası bozulmaya başlar. snowball'ın fikri ile yel değirmeni yapmaya karar verilir. yel değirmeni sayesinde hayvanların çalışma süresi kısalacak, sadece 3 gün çalışılacaktı. napoleon ile snowball yel değirmeni hakkında hayvanların önünde konuşma yaparlar. snowball'ın konuşması sırasında napoleon'un kendi özel eğittiği köpekleri snowball'a saldırır, bu saldırı snowball'ın çiftlikten kaçmasına sebep olur.
bu saatten sonra snowball her kötü şeyin üzerine atıldığı bir günah keçisi hâline gelir, napoleon ise tek adam olmuştur.
napoleon yaptırdığı propagandalar ile hayvanları kendine hayran bırakmayı başarmış, napoleon çiftlik halkının kahramanı olmuştu.
napoleon yel değirmeni fikrini hayata geçirmeye çalışır, bu sırada hayvanlara yel değirmeni fikrnin aslında napoleon'a ait olduğu anlatılır. yel değirmeni inşası sırasında başlarına gelen her talihsizliği kaçtığı günden beri ortalıklarda olmayan snowball'ın üzerine yıkıarlar.
yönetimi eline alan domuzlar 7 emir üzerinde oynama yapmaktan geri kalmazlar, birkaç hayvan bir domuzu 7 emir üzerinde değişiklik yaparken görmüşlerdir. bu değişiklikler sonucunda 7 emir o kadar yozlaşmıştır ki artık tüm hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir halini alır .artık domuzlar insan gibi davranıyor, bay jones'in evinde kalıyor, içki içiyor, giysi giyiyorlardır. devrimin olduğu günün üzerinden uzun zaman geçmiştir, artık o günü yaşayan hayvanlar yaşlanmış, sayıları azalmıştır. hayvanlar artık bay jones'in yönetiminde olduğundan daha zor şartlar altında yaşıyor, daha az yemek yiyor ve daha çok çalışıyordur. ancak artık o eski dönemleri hatırlayan neredeyse kimse kalmamışltır.
bir akşam çiftliğe gelen çiftçiler her şeye özellikle yel değirmenine hayran kalmışlardı. akşam kahkahalar şarkılar yükselirken diğer hayvanlar evin bahçesinden gizlice izlemeye başladılar. bay pilkington masada esprisini yaptı: “sizler aşağı kesimlerden hayvanlarınızla uğraşmak zorundaysanız bizler de bizim aşağı sınıflardan insanlarımızla uğraşmak zorundayız.” espri masayı kahkahaya boğmuştu. bazı kararlar alınmıştı: bugüne kadar çiftlikteki hayvanlar arasında birbirlerine “yoldaş” demek salakça bir alışkanlıktı, bu alışkanlığa son verilecekti. çiftlik yeniden beylik çiftlik adıyla bilinecekti.
diğer hayvanlar artık domuzlar ile insanları birbirinden ayırt edemiyorlardı.
çiftlikte koca reis isminde bir bilge domuza çiftlikteki herkes saygı duyardı. koca reis insanların çiftlikten kovulmasını, yönetimin işçi (hayvan) sınıfına kalması gerektiğini düşünüyordu. bu fikrini çiftlikteki hayvanlara yaptığı konuşma ile aşılamayı başarmıştır. koca reis konuşmasından birkaç gün sonra uykusunda ölür.
hayvanların en zekileri olarak bilinen domuzlardan en yeteneklileri olan snowball ve napoleon örgütlenmek için harekete geçerler. bir gün bay jones’un hepsini aç bırakması ve birkaç işçinin hayvanları kırbaçlaması sonucunda hayvanlar isyana başlarlar. ayaklanma başarıyla sonuçlanmış, jones çiftlikten kovulmuştur. artık çiftliğin adı beylik çiftliği değil, hayvan çiftliği'dir.
domuzlar bu olaydan sonra çalışmalar yapar ve hayvancılığın temel ilkelerini 7 emir altında toplar.
7 emir şöyledir:
iki ayak üstünde yürüyen herkesi düşman bileceksin
dört ayak üstünde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dost bileceksin
hiçbir hayvan giysi giymeyecek, yatakta yatmayacak, içki içmeyecek
hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecektir
bütün hayvanlar eşittir
zamanla napoleon ile snowball'ın arası bozulmaya başlar. snowball'ın fikri ile yel değirmeni yapmaya karar verilir. yel değirmeni sayesinde hayvanların çalışma süresi kısalacak, sadece 3 gün çalışılacaktı. napoleon ile snowball yel değirmeni hakkında hayvanların önünde konuşma yaparlar. snowball'ın konuşması sırasında napoleon'un kendi özel eğittiği köpekleri snowball'a saldırır, bu saldırı snowball'ın çiftlikten kaçmasına sebep olur.
bu saatten sonra snowball her kötü şeyin üzerine atıldığı bir günah keçisi hâline gelir, napoleon ise tek adam olmuştur.
napoleon yaptırdığı propagandalar ile hayvanları kendine hayran bırakmayı başarmış, napoleon çiftlik halkının kahramanı olmuştu.
napoleon yel değirmeni fikrini hayata geçirmeye çalışır, bu sırada hayvanlara yel değirmeni fikrnin aslında napoleon'a ait olduğu anlatılır. yel değirmeni inşası sırasında başlarına gelen her talihsizliği kaçtığı günden beri ortalıklarda olmayan snowball'ın üzerine yıkıarlar.
yönetimi eline alan domuzlar 7 emir üzerinde oynama yapmaktan geri kalmazlar, birkaç hayvan bir domuzu 7 emir üzerinde değişiklik yaparken görmüşlerdir. bu değişiklikler sonucunda 7 emir o kadar yozlaşmıştır ki artık tüm hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir halini alır .artık domuzlar insan gibi davranıyor, bay jones'in evinde kalıyor, içki içiyor, giysi giyiyorlardır. devrimin olduğu günün üzerinden uzun zaman geçmiştir, artık o günü yaşayan hayvanlar yaşlanmış, sayıları azalmıştır. hayvanlar artık bay jones'in yönetiminde olduğundan daha zor şartlar altında yaşıyor, daha az yemek yiyor ve daha çok çalışıyordur. ancak artık o eski dönemleri hatırlayan neredeyse kimse kalmamışltır.
bir akşam çiftliğe gelen çiftçiler her şeye özellikle yel değirmenine hayran kalmışlardı. akşam kahkahalar şarkılar yükselirken diğer hayvanlar evin bahçesinden gizlice izlemeye başladılar. bay pilkington masada esprisini yaptı: “sizler aşağı kesimlerden hayvanlarınızla uğraşmak zorundaysanız bizler de bizim aşağı sınıflardan insanlarımızla uğraşmak zorundayız.” espri masayı kahkahaya boğmuştu. bazı kararlar alınmıştı: bugüne kadar çiftlikteki hayvanlar arasında birbirlerine “yoldaş” demek salakça bir alışkanlıktı, bu alışkanlığa son verilecekti. çiftlik yeniden beylik çiftlik adıyla bilinecekti.
diğer hayvanlar artık domuzlar ile insanları birbirinden ayırt edemiyorlardı.
devamını gör...
sözlük yazarlarının favori normal sözlük yazarları
yine giremedik be şu listeye, yine favorisi olamadık kimsenin. eyvallah o zaman.
devamını gör...
kazanmak istediğiniz alışkanlıklar
spor yapmak
daha düzenli biri olmak
kendine verdiğin sözleri tutmak en azından çabalamak
daha fazla kitap okumak
hayata daha fazla karışmak
daha düzenli biri olmak
kendine verdiğin sözleri tutmak en azından çabalamak
daha fazla kitap okumak
hayata daha fazla karışmak
devamını gör...
normal sözlük vs ekşi sözlük
ekşi sözlük bir marka olmuştur. ayrıca ekşi sözlük'ün fuckbuddy aranıyor başlığına entry girip fuckbuddy bulduktan sonra ekşi sözlük benim için artık ayrı bir mertebeye çıkmıştır. fuckbuddy'i geçtim, millet kendine efendi köle buluyor.
fakat uludağ sözlük için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
fakat uludağ sözlük için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
devamını gör...
hazal
kuruyup dökülen ağaç yaprakları anlamına gelen isimdir.
devamını gör...
darkwingsoul
sade, kısa ve öz kendi kelimeleriyle yaptığı tanımlarla okumaktan sıkılmadığım , oylama yağmuruna tutarken şemsiyesini evde unutmuş olmasından mutevellit ıslanmış olan, nazik ve kibar yazar.
devamını gör...
yazarların izlediği en iyi video
aşk hayatım daha iyi anlatılamazdı.
devamını gör...
yolda yürürken kitap okuyan insan
bile isteye, göstere göstere omuz attığım, elimle kenara doğru ittirdiğim insanlardır, telefon kullananlara da aynısını yaparım. senin yalandan romantizmlerin benim yürüyüş hızımı kesmemeli. o kitapları okuyorsa başkalarına karşı saygılı olmayı öğrenmesi gereken insandır.
devamını gör...
gidince gelmeyen bir şey
akıl sağlığı.
devamını gör...
_buaradahukukokudum_
gelir gelmez girdiği güzel tanımlarla yazarlığa terfi etmiş hukukçu bir arkadaştır. varlığıyla sözlüğe çok şey katacağından eminim. kendisini şimdiden sevdirdi bile. zekasıyla, mizahıyla her daim burada olması dileğiyle.
devamını gör...
fazıl hüsnü dağlarca
“türkçem benim ses bayrağımdır.” diyen fazıl hüsnü, çok çeşitli konularda şiirlerini yazmış, özellikle türk tarihinin destanlaşmış birçok olayını şiirlerine taşımıştır. toplumcu gerçekçi ve felsefi lirik şiirlerinin yanında özellikle yazdığı destanlarla ölmezliğe ulaşmıştır. üç şehitler destanı eserlerinin en tanınmış olanıdır. şiirleri genellikle epik-dramatik, lirik-didaktik ve toplumsal gerçekçilik özellikleri göstermektedir.
devamını gör...
enerjiyi düşüren şeyler
geç uyumak*
egzersiz yapmamak*
yüksek standart*
kahvaltı yapmamak*
memnun etme sendromu.*
egzersiz yapmamak*
yüksek standart*
kahvaltı yapmamak*
memnun etme sendromu.*
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
senden bir tane daha yoksa estağfurullah demeyeceksin, eyvallah diyeceksin.
devamını gör...
yurt dışında yaşayan yazarlar
benim.
yukarıda biri demiş ki hiçbir ayrıcalığı yok.
sürekli vatan özlemi bla bla bla...
türkiye’i hiçbir zaman özlemiyorum.
hafiften bir özlem belirtisi olduğu an türkiye’deki insanlar aklıma geliyor ve aslında buraya ne kadar da geç geldiğimi düşünüyorum.
iyi ki geldin diyorum her gün.
ikinci sınıf vatandaş meselesine gelince sanki bana beyefendi türkiye’de birinci sınıf vatandaş!
akepeli değilsen sıçtın.
sınav sınav sürünürsün, 90 puan alırsın ama sümüklünün biri 70 puanla gelir önüne geçer!
sen de kısmet dersin mal mal.
beyler bayanlar size bir arkadaş tavsiyesi.
ne yapın edin yurt dışına çıkın.
bir yabancı dil öğrenin mümkünse ingilizce olsun.
ispanyolca veya almanca da iyi.
hiç vatan millet sakarya arabeskine girmeyin, bunu size dayatanlara aldanmayın!
eğer çok iyi bir işiniz varsa tabii ki size lafım yok.
ama ortalama bir işte veyahut asgari ücretle çalışıyorsanız ve buna rağmen orada kalmak istiyorsanız siz geri zekalısınız.
hadi bizi kandırıyorsunuz, kendinizi nasıl kandırıyorsunuz peki?
ben iki yıldır almanya’da yaşıyorum.
gayet memnunum.
en azından bir yürüyüşe gitsem polis gelip bana saldırmıyor!
bir gün çalışsam beş gün yemek yiyebiliyorum.
istediğim içkiyi içebiliyorum.
bisikletle yollara düşüyorum ve hiç korkmuyorum bir araba gelip bana çarpacak diye!
üç katlı bir binadayım.
birinci katta lezbiyen bir çift yaşıyor.
ve bir alt katımda bir gay.
kimse onlara karışmıyor ve öldürülecekler diye korkmuyorlar!
boşuna kendinizi kandırmayın,
bok çukurunda yaşıyorsunuz.
akepeli veya torpilli değilseniz ömrünüz sinir ve stres ile geçecek.
ek: almanya’ya gelene birkaç ülke dolaştım ve her birinde belli bir süre kaldım.
ukrayna, makedonya, sırbistan, kosova, bosna-hersek, hırvatistan, slovenya, italya, isviçre, belçika ve en son almanya.
bakın beyler kendinizi kandırmayın!
bu gezi ülkelerin hepsinde hayat türkiye’den daha ucuz ve daha kolay.
ya sürekli biz yardım ediyoruz dediğiniz bosna-hersek’de iki ay kaldım, adamın parası senin parandan 4.5 kat kıymetli.
beslenme ve barınma türkiye’den çok daha ucuz!
yukarıda biri demiş ki hiçbir ayrıcalığı yok.
sürekli vatan özlemi bla bla bla...
türkiye’i hiçbir zaman özlemiyorum.
hafiften bir özlem belirtisi olduğu an türkiye’deki insanlar aklıma geliyor ve aslında buraya ne kadar da geç geldiğimi düşünüyorum.
iyi ki geldin diyorum her gün.
ikinci sınıf vatandaş meselesine gelince sanki bana beyefendi türkiye’de birinci sınıf vatandaş!
akepeli değilsen sıçtın.
sınav sınav sürünürsün, 90 puan alırsın ama sümüklünün biri 70 puanla gelir önüne geçer!
sen de kısmet dersin mal mal.
beyler bayanlar size bir arkadaş tavsiyesi.
ne yapın edin yurt dışına çıkın.
bir yabancı dil öğrenin mümkünse ingilizce olsun.
ispanyolca veya almanca da iyi.
hiç vatan millet sakarya arabeskine girmeyin, bunu size dayatanlara aldanmayın!
eğer çok iyi bir işiniz varsa tabii ki size lafım yok.
ama ortalama bir işte veyahut asgari ücretle çalışıyorsanız ve buna rağmen orada kalmak istiyorsanız siz geri zekalısınız.
hadi bizi kandırıyorsunuz, kendinizi nasıl kandırıyorsunuz peki?
ben iki yıldır almanya’da yaşıyorum.
gayet memnunum.
en azından bir yürüyüşe gitsem polis gelip bana saldırmıyor!
bir gün çalışsam beş gün yemek yiyebiliyorum.
istediğim içkiyi içebiliyorum.
bisikletle yollara düşüyorum ve hiç korkmuyorum bir araba gelip bana çarpacak diye!
üç katlı bir binadayım.
birinci katta lezbiyen bir çift yaşıyor.
ve bir alt katımda bir gay.
kimse onlara karışmıyor ve öldürülecekler diye korkmuyorlar!
boşuna kendinizi kandırmayın,
bok çukurunda yaşıyorsunuz.
akepeli veya torpilli değilseniz ömrünüz sinir ve stres ile geçecek.
ek: almanya’ya gelene birkaç ülke dolaştım ve her birinde belli bir süre kaldım.
ukrayna, makedonya, sırbistan, kosova, bosna-hersek, hırvatistan, slovenya, italya, isviçre, belçika ve en son almanya.
bakın beyler kendinizi kandırmayın!
bu gezi ülkelerin hepsinde hayat türkiye’den daha ucuz ve daha kolay.
ya sürekli biz yardım ediyoruz dediğiniz bosna-hersek’de iki ay kaldım, adamın parası senin parandan 4.5 kat kıymetli.
beslenme ve barınma türkiye’den çok daha ucuz!
devamını gör...
karma puanı denkleştirememek
yazarların canını sıkan durum.
görmeyin arkadaşlar takipçilerinizi, boş verin! kimi takip etmek geliyorsa içinizden, onu takip edin. birisi takipten çıktı diye ona düşman olmayın. bazı konuları bilmemek daha iyidir.
yok ben bu konuda duygusal davranmam, sıkıntı yok diyorsanız o başka tabii.
görmeyin arkadaşlar takipçilerinizi, boş verin! kimi takip etmek geliyorsa içinizden, onu takip edin. birisi takipten çıktı diye ona düşman olmayın. bazı konuları bilmemek daha iyidir.
yok ben bu konuda duygusal davranmam, sıkıntı yok diyorsanız o başka tabii.
devamını gör...
admin ve modların başlıklara müdahale etmesi gerekliliği
yerine getirilen gerekliliktir. bunu hem de nasıl yapıyoruz?
bölünerek. zaman dağılımı ile sözlüğü boş bırakmıyoruz.
neye rağmen?
awwww tanımım gettiiiğğ başlıgim uçtiiii foşik moderasyön diyenlere rağmen.
entryler içinde başlıkla alakalı bir yorum, bir düşünce... bir tanım kırıntısı aradığımız da oluyor. bulamazsak, yapacak bir şey yok...
bölünerek. zaman dağılımı ile sözlüğü boş bırakmıyoruz.
neye rağmen?
awwww tanımım gettiiiğğ başlıgim uçtiiii foşik moderasyön diyenlere rağmen.
entryler içinde başlıkla alakalı bir yorum, bir düşünce... bir tanım kırıntısı aradığımız da oluyor. bulamazsak, yapacak bir şey yok...
devamını gör...
korona nedeniyle hayatın zindana dönüşmesi
korona çağında ilişkiler çok çetrefil hale geldi. dip dibe kalanların derdi bir başka, uzakta kalanların derdi bir başka. mesafe ya yok ya da çok. korona, hepimizi ayrı yerden imtihan ediyor. imtihan soruları da zor yerden geliyor.
devamını gör...
yay burcu
dobralıkla patavatsızlık arasındaki çizgiyi hiç anlayamayan, iyimser, şanslı, jüpiterin kolladığı neşeli insanların mensup olduğu burç. onlarla her şey yapılır çünkü bir yay burcu insanı yapamazsın sözüyle ateş yutmuş gibi gaza gelir.
devamını gör...
polonya
orta avrupa'da bir ülke.
-resmi dili lehçe'dir. kendilerine ayıp olmasın da en fazla kaç tane sessiz harfi yan yana kullanarak kelime oluşturabiliriz diye çabalamışlar. (bkz: szymankowszczyzna) bu ne şimdi? köy adıymış.
-para birimi złoty. 1 złoty=2 lira. 3 yıl önce bu durum tam tersiydi. yorum yok.
-giderseniz (bkz: pierogi) yemeden gelmeyin. polonya mutfağını merak edenler için buradan. kebap da yiyin. her sokak başında bir kebapçı var.
-başkenti varşova'yı ankara'ya, kraków'u da istanbul'a benzetiyorlar. ben en çok kraków'u sevdim. her şehri başka güzel.
-ikinci dünya savaşı döneminden kalma en ünlü toplama kampı (bkz: auschwitz) kraków'un 1 saat uzaklığında. görmeden dönmeyin. gezilecek başka yerleri görmek isteyenler için buradan.
-kışları -25°c'ye kadar düşen havasıyla dışarıya çıktığınıza pişman edebilen bir havaya sahip. özellikle soğuğa alışkın değilseniz 8 kat giyinmeye alışmanız gerekiyor.
-her tanıştığınız leh birey size ya viyana kuşatması'ndan ya da türkiye'yi gezmiş ve bayılmış bir yakınından bahseder. alışın.
- son olarak ülkemizde en çok (bkz: erasmus) sebebiyle bilinen, benim de bu sebeple gittiğim ve askerlik anısı gibi yaşadıklarımla herkesi darladığım anılarımın yaşandığı ülke.
-resmi dili lehçe'dir. kendilerine ayıp olmasın da en fazla kaç tane sessiz harfi yan yana kullanarak kelime oluşturabiliriz diye çabalamışlar. (bkz: szymankowszczyzna) bu ne şimdi? köy adıymış.
-para birimi złoty. 1 złoty=2 lira. 3 yıl önce bu durum tam tersiydi. yorum yok.
-giderseniz (bkz: pierogi) yemeden gelmeyin. polonya mutfağını merak edenler için buradan. kebap da yiyin. her sokak başında bir kebapçı var.
-başkenti varşova'yı ankara'ya, kraków'u da istanbul'a benzetiyorlar. ben en çok kraków'u sevdim. her şehri başka güzel.
-ikinci dünya savaşı döneminden kalma en ünlü toplama kampı (bkz: auschwitz) kraków'un 1 saat uzaklığında. görmeden dönmeyin. gezilecek başka yerleri görmek isteyenler için buradan.
-kışları -25°c'ye kadar düşen havasıyla dışarıya çıktığınıza pişman edebilen bir havaya sahip. özellikle soğuğa alışkın değilseniz 8 kat giyinmeye alışmanız gerekiyor.
-her tanıştığınız leh birey size ya viyana kuşatması'ndan ya da türkiye'yi gezmiş ve bayılmış bir yakınından bahseder. alışın.
- son olarak ülkemizde en çok (bkz: erasmus) sebebiyle bilinen, benim de bu sebeple gittiğim ve askerlik anısı gibi yaşadıklarımla herkesi darladığım anılarımın yaşandığı ülke.
devamını gör...