hakan günday'ın 2013 yılında yayınladığı kitabının ismidir.

bir çocuk düşünün, öyle bir çocuk düşünün ki dünyaya gözlerini açtığındaki gözyaşları hayata geldiği için değil, yaşamının sonlanacağı amaçlandığı için olsun. öyle bir çocuk düşünün ki, babası bir katil olmasaydı, doğmayacak olan ve her şeye rağmen doğmak için tüm zorluklardan geçen...

o çocuk, gazâ. babası ahad olan gazâ, hani şu insan kaçakçılarından biri olan, 9 yaşındaki çocuğunu ise sırf param cebimde kalsın diye yanına çırak seçen ahad'ın oğlu gazâ... işte bu kitapta insan kaçakçılığı yapan ahad'ın oğlu gazâ'nın hayatında yer edinmeye çalışıyoruz, onun korkularına eşlik ediyor, belki bazen eleştiriyor, bazense ona tavsiyeler veriyoruz.

hakan günday bu kitabında da ince düşüncesini, farklı konulardaki bilgisini ve görüşlerini büyük bir ustalıkla işlemiş. örneğin; roman, rönesans resmindeki dört temel tekniğin isimlerinin verildiği alt bölümlere ayrılarak yazılmış. ikinci dikkatimi çeken olay ise yazarımızın platon'un devlet kitabında bahsettiği ''mağara alegorisi''nden esinlenebileceği düşüncesi oldu. bence kitapta fazla geçen ''devlet'' kelimesi ve alegorideki mağarayı çağrıştıran depo ve kayalık bu alegorinin ögelerindendi. ayrıca bir kısımda ''onlar sadece gördüklerine inanıyordu. gördükleri ne kadarsa, hayatları da oydu'' sözü, alegoride geçen mağaradaki gölgeleri gerçeklik sanan tutsakları çağrıştırdı bana.
uzun lafın kısası, zekice örülmüş olay örgüsü ve değindiği konularda insanı uzunca düşündüren yapısıyla gerçekten kalbe ve beyne dokunan bir romandı. kitabın kapağı bile büyük bir özenle hazırlanmış, kitaptaki en ufak kelimenin bile büyük bir titizlikle seçilmiş olması gibi.

şimdi kitaptaki en sevdiğim, geçmişimizin bir gölge gibi nasıl istemesek de peşimizden geldiğini en güzel özetleyen alıntıyı paylaşıp tanımımı sonlandıracağım.


hiçbir şey yerinde durmuyor bu hayatta. hiçbiri memnun değil yerinden. belki de hiçbir şeyin yeri yok aslında. onun için sığmıyorlar bıraktığın çukurlara. halbuki sırf onlar için, boylarını ölçüp de ona göre kazmışsın. ama hiçbir halta yaramıyor! hepsi de gözünü kırpmanı bekliyor. kaçıp gitmek için. ya da yer değiştirip seni delirtmek için. özellikle de geçmişin..
devamını gör...

bir anton çehov öyküsüdür.

yazarın bu öyküsü 1894 yılında bir dergide yayımlanmış. felsefi, psikolojik bir öykü. bu öykü lev tolstoy abinin övgüsünü kazanan bir eser.
hakikatten övülecek bir kitap. keyifle elime aldım ve bitirdim. zaten elli sayfalık bir öykü. hemen eriyip bitiyor.

öyküye gelecek olursak kovrin isimli karakter kendisini dahi olarak görüyor. tanrının bunu seçtiğini ve özel bir kul olduğunu düşünüyor. manyağın teki esasında.
yazar bu karakter üzerinden delilik ve dahilik arasındaki ilişkiyi inceliyor.

çehov bu hikayeyi yazarken kendisinden ve gördüğü bir rüyadan esinlenmiş. çehov bir gün uyurken rüyasında tarlaların üzerinde uçan bir kara keşiş görüyor ve uyandığında bu hikayeyi yazmaya karar veriyor. kitapta zaten karakterimiz kara keşişle bol bol muhatap oluyor.

çehov zaten kendisi bir hekim olduğu için böyle hikayeleri müthiş gözlem yeteneğiyle beraber çok iyi yazıyor. ister istemez bir çehov eseri olunca hemen "altıncı koğuş" kitabıyla karşılaştırdım. bence "altıncı koğuş" kitabı daha güzeldi daha çarpıcıydı. bu eseri onun kadar olmasa bile güzel bir eser.
tavsiye ederim. kısa ve güzel bir öykü.


kitabı okurken bol bol şunu düşündüm. karakterimiz kovrin bol bol kara keşişle sohbet ediyor ve mutlu hissediyor. tamam bu normal bir şey değil hayali biriyle konuşuyor ama mutlu oluyor. sonra tedavi olduktan sonra kara keşişle karşılaşmıyor ve mutsuz bir hayat sürüyor. yazar bu ikilemi insana düşündürtüyor.
karakter sürekli bu duruma sitem ediyor. kendisine üzüldüm. yazarın bunları okuyucuya düşündürtmesi hoşuma gitti.
okuyucuya soru sorduran ve düşündürten eserleri seviyorum. çehov bunu iyi yapıyor. sağ olsun.
devamını gör...

eğer doğruysa; türkiye’nin değil, amerika’nın başarısıdır.
devamını gör...

seni çok özledim.
keşke son bir kez sarılabilseydim, hâlâ sen nefes alıyorken.
keşke kokunu, sesini ve gülüşünü saklayabilmenin bir yolu olsaydı.

sahi baba, vedalaşmadığımıza göre mutlaka bi yerlerde tekrar buluşmamız gerekmez mi?
devamını gör...

bir cafer modarres sadeghi romanıdır.

at kafası çizmek ya da sadece at kafası çizebilecek yeteneğe sahip olmak ya da aklına geldikçe at kafası çizimleri yaparak daha iyi at kafası çizmeye uğraşmak ya da başka hiçbir şey yapmadan yalnızca at kafası tabloları çizmek ya da at kafası karalamak biten bir hikayenin ardından ve beceriksizce. ya da sadece gerilla olmak için bin bir türlü oyuna başvurmak, ölüme ve aşka kafa tutmak, yerinden yurdundan olmak ve sırılsıklam ıslanmak tahran’dan çok uzakta bir şehirde.

cihan ile kesra’nın aşkı bir tahterevallinin önünde başlar ve aynı o tahterevalli gibi inip çıkar. gerilla olmak isteyen ve özerklik istiyorum diye yalvaran cihan ile özgürlüğünden başka bir şeyle ilgilenmeyen kesra’nın aşkı yağmurlu bir günde zirveye ulaşıp buz gibi bir suyun içindeki ayaklarının soğukluğu ile sona erer ya da yeniden başlar.

çocukların sesine karışan bir gerilla aşk hikayesi bu. sistematik bir savaş değil bu aşk, gerilla taktiği ile yürütülmeye çalışılmakta ve her savaşta nihai ve kesin olan tek şey ölümdür.

biz de ölüme ve aşka inanalım sadece.
devamını gör...

her kim bir haltı beceremez, o haltın eleştirmeni olur.
devamını gör...

chiron, maharetli eller anlamına gelir. sentor olarak da bilinen yarı at yarı insan ölümsüz şifacıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

uranüs'ün oğlu satürn, kız kardeşi rhea'yla evlidir. ama su perilerinden philyra'ya aşık olur. karısından bu ilişkiyi gizlemek için kendini ve sevgilisi philyra'yı yarı ata dönüştürür ve birlikte olurlar. bebek chiron doğduğunda yarı at yarı insan bedenindedir. philyra bu şekilde doğmuş olmasımdan utanır ve bebeği terk eder. plüton, neptün ve jüpiter'in aksine chiron evlilik dışı dünyaya geldiğinden tek başına büyür. kimse ona rehber olmaz, dışlanır, aşağılanır, kalbi çok kırılır. herşeyi kendi başına öğrendiği için çok zorluk çeker. tüm bunlar onu bilgeliğe ve şifacılığa sürükler ve chiron müthiş bir şifacı olur. onca çile çektikten sonra birilerine yardım etmenin ne denli önemli olduğunu bilen bu güçlü bilge herkesin yaralarını sarmaya, herkese yardım etmeye çalışır. terzi kendi söküğünü dikemez sözünün mitolojide can bulmuş halidir. ıhlamurla bağdaştırılır. daha doğrusu annesinin isteği üzerine tanrılar tarafından ıhlamur ağacına dönüştürüldüğü rivayet edilir.
aynı zamanda minnak bir kuyruklu yıldızdır. uranüs ile satürn arasında bir yörüngesi vardır.
devamını gör...

yıldızların yanıp sönmesi durumda görülen olaydır.
göz kırpmıyordur canım. selektör yapıyordur dünyaya.
devamını gör...

kimsenin takmadığı bir sözlükte, yazar olmak ya da olmamak.. işte bütün mesele bu.
devamını gör...

40+ bir insana, yaşını belirtmeden, niye kimse bir şey söyleyemez bilmiyorum..

yani nedir 40 yaşına gelmiş bir insandan beklenti, bunu gerçekten anlamak isterdim, tam olarak neleri yapmaya hakkımız var, ne için yaşımız tutmuyor,
yazılı olarak bildirseler keşke...

artık;
-yemekte ne var
*40 yaşına geldin bunumu soruyorsun..
-şu tuzluğu uzatırmısın,
*40 yaşına geldin tuzluk mu (!)

*suyu çıkmıştır...

buraları bilmeyenlere söyleyim,
40 yaşından sonra da solunum devam ediyor biliyormusunuz.. inanılmaz değilmi, nabız da atıyor, bildiğin ölmemiş canlı insan,
allahın işi işte..
bilinç, şuur, hepsi açık, tıkır tıkır çalışıyor, hemde daha yüksek performansla,
sen daha ağzını açarken, biz adamın
ciğerini okuyoruz bebeğim...
neyi niye söyledin, önünü niye iliklemedin, beş dakikada röntgenini görüyor, o teyze amca dediğin kurt *

eğer önceki yaşlarınızı boş geçirmediyseniz, hayatınızın en fit, en sağlıklı, en bilinçli ve keyifli yaşları oluyor,

yani öyle sabah yataktan, "kahretsin, bugün de, yine 40 küsür yaşında bir insan olarak uyandım" diyerek kalkıp, ağlayarak kalan günlerimize çentik atmıyoruz *
devamını gör...

bir çizgi film karakteridir.

ekranlarda ilk göründüğünde ismi kafasının şekline atıfta bulanacak şekilde egghead olan kahraman zaman içinde geçirdiği fiziksel değişiklikler sonucunda yepyeni bir isim kazanmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
aslında kazandığını söylemek ne kadar doğru olur bilemiyorum çünkü soyisim olarak eklenen fudd kelimesi aslında “ salaklık yapan kimse” anlamına gelir ama daha sonra “ silahların sadece avlanmak için kullanılması gerektiğine inanan kimse” anlamını da almıştır. ama bizi ilgilendiren daha çok ilk anlamıdır zira bu isim türkçeye saftirik elmer olarak çevrilmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
elmer’ın derdi avlanmaktır. özellikle de tavşan avlama hevesindedir ancak dünyanın en sevimsiz ve sinir bozucu tavşanı olan bugss bunny ile karşılaştıktan sonra hayattaki tek amacı bu tavşandan kurtulmak olur.

hem yanından hiç ayırmadığı silahı bir türlü doğru dürüst kullanamaması hem de tavşanın ondan daha zeki olması sonucunda bu emeline asla ulaşamaz. başarısız olması yetmezmiş gibi bir de her bölüm aşağılanır ve hor görülür.

2020 yılı itibariyle de bir darbe de yapım şirketinden yer elmer. ve bireysel silahlanmanın önlenmesi ve çocukların şiddetten uzak tutulması amacıyla silahı elinden alınır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bence bu saatten sonra elmer’ın emeklilik zamanı gelmiştir.
devamını gör...

hedef kitap ise var gücünle mücadele etmeli.
devamını gör...

küfürlü içerik paylaşmak.
devamını gör...

altı kelimelik hikayemi dergilerinde paylaşarak gönlümü daha çok kazanmış dergidir. seçtiği yazarların çoğunu severek okuyorum.
devamını gör...

ya dışındasındır çemberin
ya da içinde yer alacaksın
kendin içindeyken
kafan dışındaysa
devamını gör...

jetsons ailesinin yaşadığı kurgusal şehirdir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu kurgusal şehirde yaşayan ailemiz 2062 yılındadır ve bu da bize bazı karşılaştırmalar yapma imkanı vermektedir. 2021 yılında bu tanımı yazarken tıpkı back to the future sendromuyla yaşadıklarımı hissediyorum ve 40 yıl sonra o kurgusal şehre yetişme ihtimalimiz olmadığını düşünüyorum.

şehir kolonlar şekilde tasarlanmış ve bütün evler ve işyerleri bu kolonların üzerinde çünkü şehrimize adı üstüne yörünge üzerinde kurulmuş bir şehir. dolayısıyla da kara yolları mevcut değil. bunun yerine uçan kapsüllerle yolculuklar yapılmakta. tıpkı öncülü bedrock’taki gibi okullar ve eğitim kurumları, eğlence mekanları ve resmî kuruluşlar mevcut.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
modern şehirlerimizden tek farkı teknolojinin çok ileri olması. yapay zeka robot teknolojisinde çok gelişmiş olan şehir bazı etik sorunlar getirdi aklıma. robotlar aile üyesi gibi görünse de aslında birer hizmetçi ya da köle görüntüsünde.

tabii köle deyince aklıma hemen afro-amerikalılar geliyor ve tabii ki dikkatli izleyicilerin fark ettiği üzere çizgi filmde hiç amerikalı yok. tıpkı bedrock’taki gibi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
insanlık bedrock’tan orbit city’ye gelene kadar teknolojik olarak devasa adımlar atmış olmasına rağmen insanlık namına bir ilerleme olmamış maalesef.
devamını gör...

alayınız master erkek zaten izlemişsiniz 1 kaç film atıp tutuyonuz.
olm siz kedi severken, tırmalar diye çekinen adamlarsınız.

gerçekten bu işi yapan, ifşa etmez kendini. bilir bu tarz şeylerin cezaya ve yaptırıma açık olduğunu.
bu işi gerçekten benimsemiş ve uygulayan insanlar kendini hissettirir.
içgüdüsel bir yönelimdir reklama, lafa bakmaz.
devamını gör...

o zaman git ıssız adaya yerleş demek istediğim başlıktır. zararlı köpekler ehlileştirilmeli lakin onların da zararlı olmasının nedeni biziz.
devamını gör...

baba sen misin?
devamını gör...

bir yazar olarak katıldığım başlıktır.

burada tanım giriyoruz. tanım okuyoruz. hem öğreniyoruz hem öğretiyoruz. bilmediğimiz şeyler oluyor öğrenip yazarlar okusun diye öğretiyoruz.
bazen insan motive olamıyor. sözlük sayesinde motive oluyorum tanım girmek için öğrenmek istiyorum. uzun zamandır film tanımı girmedim gideyim bir film izleyeyim diyorum. uzun zamandır kitap tanımı girmedim gideyim kitap okuyayım diyorum. güzel oluyor. sadece böyle hisseden ve düşünen ben miyim bilmiyorum.
gideyim kitabıma devam edeyim daha madalya alacağım.

edit: burada bahsettiğim madalya mevzusu puan ile ilgili bir durum değil. insanların yazdığım tanımları okuyup " aaa ilginçmiş " demesini seviyorum. beni motive eden durum tam olarak bu.
daha önce sıkça söylediğim gibi tutsun diye yazsaydık atardık. biz insan gibi önünüze koyuyoz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim