her kafadan bir tanım
merhabalar sevgili romalılar,
bu sefer katılımcı bir radyo programı projesiyle karşınızdayız. büyük emekler vererek girdiğiniz tanımlarınızı, sözlük radyosunda kendi sesinizden duyurmaya ne dersiniz?
biliyoruz, her tanımınız çocuğunuz gibi.* yine de "ne güzel yazmışım be" dediğiniz bazı tanımlar var biliyoruz. bu tanımın / tanımların yayınlayacağımız programda yer almasını istiyorsanız, izlemeniz gereken yol şu:
1- başlık adını ve mahlasınızı da söylerek
tanımınızı okuyup, iki dakikayı geçmeyecek şekilde ses kaydını almak. *
2- ses kaydının sonunda, bir şarkı isteği yapmak
3- dilerseniz şarkıyı kimin için / neden istediğinizi söylemek *
4-bu ses kaydını [email protected] adresine mail olarak atmak.*
atacağınız ses kayıtlarını editlenmiş olarak yollama şansınız varsa, şu uykusuzkahve’nin yüzünü güldürürsünüz. *
gelen mailllerden derleyeceğimiz ses kayıtlarını, istek şarkılarla birleştirerek hazırlayacağımız programda yayınlamaktan büyük bir keyif duyacağız.
gelen tüm kayıtları yayınlamak için yoğun çaba sarfedeceğiz; ama talep çok yoğun olursa, kayıtları attığınız hafta yayınlayamayabiliriz. ondan sonra vay ben duymadım, vay haberim yoktu demeyin.
bu sefer katılımcı bir radyo programı projesiyle karşınızdayız. büyük emekler vererek girdiğiniz tanımlarınızı, sözlük radyosunda kendi sesinizden duyurmaya ne dersiniz?
biliyoruz, her tanımınız çocuğunuz gibi.* yine de "ne güzel yazmışım be" dediğiniz bazı tanımlar var biliyoruz. bu tanımın / tanımların yayınlayacağımız programda yer almasını istiyorsanız, izlemeniz gereken yol şu:
1- başlık adını ve mahlasınızı da söylerek
tanımınızı okuyup, iki dakikayı geçmeyecek şekilde ses kaydını almak. *
2- ses kaydının sonunda, bir şarkı isteği yapmak
3- dilerseniz şarkıyı kimin için / neden istediğinizi söylemek *
4-bu ses kaydını [email protected] adresine mail olarak atmak.*
atacağınız ses kayıtlarını editlenmiş olarak yollama şansınız varsa, şu uykusuzkahve’nin yüzünü güldürürsünüz. *
gelen mailllerden derleyeceğimiz ses kayıtlarını, istek şarkılarla birleştirerek hazırlayacağımız programda yayınlamaktan büyük bir keyif duyacağız.
gelen tüm kayıtları yayınlamak için yoğun çaba sarfedeceğiz; ama talep çok yoğun olursa, kayıtları attığınız hafta yayınlayamayabiliriz. ondan sonra vay ben duymadım, vay haberim yoktu demeyin.
devamını gör...
yalnızlığın insana yaptırdıkları
neler yaptırmaz ki, neler öğretmez ki, neleri kabul etmek zorunda bırakmaz ki ?
önce sessizlik ile tanıştırır, alışırsın sessizliğe. ses duyduğunda artık olağan üstü bir durum olduğunu düşünürsün.
ardından duvarlarla tanıştırır. anlatacak, içini dökecek kimse olmayınca duvarlar dinler sanki seni, sanki duvarlar anlar seni, bunların olmadığını bile bile usanıp bıkmadan duvarlarla konuşursun.
en büyük dostun geceler olur. kimsesizlik ve yalnızlık gece olunca adeta bir tokat gibi yüzünde patlar, gündüz dışarıda, etrafta gördüklerin yok olmuştur gece olunca. gece ve sen baş başa kalmışsındır.
ve gözyaşları. bir silen yoktur, gören yoktur, duyan yoktur. gözyaşları yüzden süzüldükçe sadece yakıcı hissi hissedersin. yoktur teselli edecek, yoktur '' yanındayım, hadi sil '' diyecek.
yalnızlık insana '' senin hayatın diğerlerinden ağır '' öğütünü verir. istesen de istemesen de dinlemek zorunda olan bir öğüt...
önce sessizlik ile tanıştırır, alışırsın sessizliğe. ses duyduğunda artık olağan üstü bir durum olduğunu düşünürsün.
ardından duvarlarla tanıştırır. anlatacak, içini dökecek kimse olmayınca duvarlar dinler sanki seni, sanki duvarlar anlar seni, bunların olmadığını bile bile usanıp bıkmadan duvarlarla konuşursun.
en büyük dostun geceler olur. kimsesizlik ve yalnızlık gece olunca adeta bir tokat gibi yüzünde patlar, gündüz dışarıda, etrafta gördüklerin yok olmuştur gece olunca. gece ve sen baş başa kalmışsındır.
ve gözyaşları. bir silen yoktur, gören yoktur, duyan yoktur. gözyaşları yüzden süzüldükçe sadece yakıcı hissi hissedersin. yoktur teselli edecek, yoktur '' yanındayım, hadi sil '' diyecek.
yalnızlık insana '' senin hayatın diğerlerinden ağır '' öğütünü verir. istesen de istemesen de dinlemek zorunda olan bir öğüt...
devamını gör...
bir kadının kendine yapabileceği en iyi şey
ekonomik bağımsızlıktan önce duygusal bağımsızlığını ilan edebilmesidir. yani sevgi, ilgi ve onay bağımlılığından sıyrılabilmesi, kendi içindeki gücün farkına varabilmesi yani kendisi olmaktan korkmamasıdır.. kendi hayallerine, hedeflerine ve ideallerine sahip çıkması ve kendinden beklentisini maksimumda, başkalarından beklentisini ise minimumda tutabilmesidir.
devamını gör...
görülen rüyaların aslında paralel evrenlerde yaşanan olaylar olması
gerçektir. yoksa rüyadayken vücuduna saplanılan bıçağın o kadar gerçekçi bir his olmasına imkan yoktur. hiç yara almamama rağmen, sırf rüyada hissettiğim his sonrasında bir gün yara alırsam bir öğrenmişlikle alacağım yani nasıl bir şey olduğunu bileceğim. sizin haliniz, sizin içinde bulunduğunuz paralel evreniniz..
dejavu diye adlandırılan olay da aslında rüyalarınızda gördüğünüz başka evrenlerdeki durumlarla kesişen anlardır. rüyaları her zaman hatırlamayız ama hissini biliriz. sabah kalktığınızda belli eder o his kendini. uzun da sürmez o his ama bir öğrenmişlikle kalkarsınız. dejavu anlarında ise anı, önceden yaşamış gibi hissetmemiz aslında hakikaten olayı başka bir evrende önceden yaşamamızdan kaynaklıdır. başka evrende o olay aynı şekilde devam etmez, sadece dejavu anı kesişmiştir sizin bulunduğunuz evrenle.
dejavu diye adlandırılan olay da aslında rüyalarınızda gördüğünüz başka evrenlerdeki durumlarla kesişen anlardır. rüyaları her zaman hatırlamayız ama hissini biliriz. sabah kalktığınızda belli eder o his kendini. uzun da sürmez o his ama bir öğrenmişlikle kalkarsınız. dejavu anlarında ise anı, önceden yaşamış gibi hissetmemiz aslında hakikaten olayı başka bir evrende önceden yaşamamızdan kaynaklıdır. başka evrende o olay aynı şekilde devam etmez, sadece dejavu anı kesişmiştir sizin bulunduğunuz evrenle.
devamını gör...
bugünün işini yarına bırakan insan
yarının işini ertesi güne bıracaktır.
devamını gör...
kitap alacaklara tavsiyeler
- (eski) ismimi bana veren seri: kara büyücü the black magician üçlemesi. sonea ile tanışınca büyücülere bakışınızın değişeceğine eminim. şu kitapları okuduktan sonra saygı duyduğum tek büyücü raistlin kaldı. laika’nın bastığı dönemde okumuştum, şimdi aslına uygun olarak 3 kitap şeklinde basılıyor pegasus tarafından. keşke the traitor spy da türkçeye çevrilse de okusak.
- büyü az olsun ama teknoloji ve ortaçağ harmanlansın (hala at arabalarının kullanıldığı, ahşap konaklarda oturulan fakat bilgisayarların, yapay zekanın ve boyutsal bir takım transformasyonların olduğu bir dönem) istiyorsanız: incarceron ve devam kitabı sapphique. filmi de çıkacaktı ama ne oldu bilmiyorum. özünde bir hapisten kaçış hikayesi fakat incarceron kimmiş, sapphique neler yapmış okumanız lazım.
- ben uzaylı şeyler okumak istiyorum, ciddi ve kaliteli olsun istiyorum: the expanse. piyasada bulup bulabileceğiniz en kaliteli space opera günümüzde bu. dizisi de amazon tarafından kurtarıldıktan sonra (#savetheexpanse) gayet güzel para getirmeye devam ediyormuş. dizisini de izleyin, kitaplarını da okuyun. ilk 3 kitap dışındakiler çevrilmedi zaten, ithaki’ye buradan saygılarımı tekrar sunuyorum.
- uzaylı olsun ama biraz daha komikli olsun istiyorum: yaşlı adamın savaşı serisi. zihin transferi, telepatik konuşma, çeşitli yüksek teknoloji bilimkurgu öğeleri vs içeriyor. hızlı akan ve yormayan bir okunuşa sahip.
- uzaylı olsun, yer yer gersin ama güldürünce de tam güldürsün: the martian. bayanlar ve baylar, filmini izlemeyen yoktur diye düşünüyorum. filmdeki esprilerin çoğu kitapta da var, kitapta çok daha ince zeka ürünü espriler var. mark watney çok zeki ve komik biri. tanıştığım en kaliteli karakterlerin başındadır heralde. (bkz: tanışılmak istenen roman karakterleri)
- uzay olsun, ama çok olmasın. daha fazla felsefe olsun, bitirince dolu hissedeyim: ay zalim bir sevgilidir the moon is a harsh mistress. bir süperbilgisayar ve espri yapma çabasının nasıl devrim ve bağımsızlıkla sonuçlandığını anlatır. özgürlüğün ne olduğunu, devrimin nasıl yapıldığını falan işler. mesajı güzeldir.
- mesajı bol olsun, felsefeden bayılayım: yıldız gemisi askerleri starship troopers. felsefeden boğuldum, onun dışında güzel bilimkurgu. öğretilerini görmezden gelmeyi başarabilirseniz seversiniz. ay zalim bir sevgilidir de bu adamın kitabı, yıldız gemisi askerleri de… ama birine bayılırken diğerini hiç beğenmiyorum. ilginç.
- distopya okuycam ben: biz mıy. yevgeni zamyatin’in kitabı. cesur yeni dünya’nın esinlenildiği kitap bu işte. her ne kadar aldous huxley kabul etmese de bal gibi esinlenmiş, hatta bayağı bayağı esinlenmiş. bunu okuyan şunu da okudu: cesur yeni dünya, 1984 (bu fantastik hiç değil ama bilimkurgu olup olmadığını tartışırım. azıcık bilim elementleri var), fahrenheit 451.
- içimi baydın çocuk. beni distopyayla değil zombiyle korkut: zombi savaşı world war z. world war z diye izlediğiniz filmin kitabı işte bu. kitapla filmin alakası yok. kitapta sağa sola gezip, gezdiği insanlarla röportaj yapan birini okuyoruz. kitap bildiğiniz röportaj.
- başka zombili yok mu: günbegün mahşer day by day armageddon. çıt diye bitiverecek çerez kitap. devamı da var ama dilimize çevrilmedi diye biliyorum. uzun zaman önce okudum, devam kitapları ne alemde bilmiyorum. basan yayınevi de kapanmıştı zaten: resif
- çıtır çerez kitaplar öneriyon, başka tür yok mu: uzaktan kumandalı kız the girl who was plugged in. avatar (film olan) gibi bir teknolojiyi anlatır fakat altındaki psikolojik bölünmeyi işler. çok güzel sorular sorar. birkaç saatte bitirebileceğiniz (ya da otobüste okumak için yanınızda taşıyabileceğiniz) bir kitap.
- sanal gerçeklikten girdim madem: başlat ready player one. ernest cline’ın kitabı, orijinal ismi ready player one. aynı isimli filmi de var (ki ben çok severim. matrix severseniz onun eğlenceli hali. tron ya da matrix gibi sanal bir ortama login olup orada yaşanan hayatı konu alıyor özetle).
- çok umutlu olduğum ama yarıda kesilen bir seri: karanlığa doğru fade to black. francis knight’ın kitabı, elf yayınları basıyordu. ne olduysa fantastik edebiyattan twilight edebiyatına kaydılar. sorularıma da cevap vermediler. yazık ettiler gül gibi kitaba bence. kitapta anlatılan şehir, biraz coruscant’ı anımastıyordu bana. aşağısı-yukarısı falan. serinin adı rojan dizon, ingilizce okurum derseniz buyrun.
- son zamanlarımın en büyük eğlencesi: katilbot günlükleri the murderbot diaries. çıtır çerez ile eğlenceli kategorilerine sokabileceğim bir kitap. kendi idari birimini hackleyip televizyon izleyen bir güvenlik robotunun maceralarını ve konforbotları “seksbot” diye aşağılamalarını okuyoruz hehe. katilbot, seviyorum seni.
- defalarca kez orada burada yazılmış olan 2 seriden bahsetmezsem allah çarpar: yerdeniz earthsea ve dragonlance. hem ged ile, hem de raistlin ile tanışmalısınız. okuyun mutlaka. ursula k. leguin’in bütün kitaplarını okuyun. mesela sürgün gezegeni planet of exile. aynı gezegeni paylaşan iki farklı türün kendilerine “insan” deyip diğer türü ötekileştirmesini metafor olarak kullanıp “hayatta kalmak” mı yoksa “modernizasyon” mu insanı asıl tanımlayan şeydir diye soruyor (bence). çok farklı soruları var aslında içinde ama okuyalı uzun zaman oldu, hatırlamıyorum tam olarak.
- alıp henüz okumadığım kitaplardan kötü çıkmasına asla ihtimal vermediğim sürü der schwarm ve [limit] (frank schatzing’in kitapları). 2001: a space odyssey, solaris ve fantastik kategorisine aday kanlı kızıl baron the bloody red baron (kim newman) da önerilerim arasına girebilir. henüz okumadım ama dediğim gibi, beğenmeyeceğime ihtimal dahi vermiyorum.
-çoluğunuza çocuğunuza okutursunuz: momo (michael ende) ve yeraltı günlükleri the underland chronicles (suzanne collins) güzel çocuk kitapları. yeraltı günlükleri deyince aklıma hep anansi çocukları anansi boys ve yazarı neil gaiman gelir. o da değişik bir deha tabii.
- ben bunu nasıl atlarım: labirent the maze runner. james dashner'ın yazdığı çokzel seri. açlık oyunları the hunger games havası var birazcık ama bayılmıştım ben. filmleri de çok güzel, her duyuru yapıldığında heyecanla beklemiştim.
- büyü az olsun ama teknoloji ve ortaçağ harmanlansın (hala at arabalarının kullanıldığı, ahşap konaklarda oturulan fakat bilgisayarların, yapay zekanın ve boyutsal bir takım transformasyonların olduğu bir dönem) istiyorsanız: incarceron ve devam kitabı sapphique. filmi de çıkacaktı ama ne oldu bilmiyorum. özünde bir hapisten kaçış hikayesi fakat incarceron kimmiş, sapphique neler yapmış okumanız lazım.
- ben uzaylı şeyler okumak istiyorum, ciddi ve kaliteli olsun istiyorum: the expanse. piyasada bulup bulabileceğiniz en kaliteli space opera günümüzde bu. dizisi de amazon tarafından kurtarıldıktan sonra (#savetheexpanse) gayet güzel para getirmeye devam ediyormuş. dizisini de izleyin, kitaplarını da okuyun. ilk 3 kitap dışındakiler çevrilmedi zaten, ithaki’ye buradan saygılarımı tekrar sunuyorum.
- uzaylı olsun ama biraz daha komikli olsun istiyorum: yaşlı adamın savaşı serisi. zihin transferi, telepatik konuşma, çeşitli yüksek teknoloji bilimkurgu öğeleri vs içeriyor. hızlı akan ve yormayan bir okunuşa sahip.
- uzaylı olsun, yer yer gersin ama güldürünce de tam güldürsün: the martian. bayanlar ve baylar, filmini izlemeyen yoktur diye düşünüyorum. filmdeki esprilerin çoğu kitapta da var, kitapta çok daha ince zeka ürünü espriler var. mark watney çok zeki ve komik biri. tanıştığım en kaliteli karakterlerin başındadır heralde. (bkz: tanışılmak istenen roman karakterleri)
- uzay olsun, ama çok olmasın. daha fazla felsefe olsun, bitirince dolu hissedeyim: ay zalim bir sevgilidir the moon is a harsh mistress. bir süperbilgisayar ve espri yapma çabasının nasıl devrim ve bağımsızlıkla sonuçlandığını anlatır. özgürlüğün ne olduğunu, devrimin nasıl yapıldığını falan işler. mesajı güzeldir.
- mesajı bol olsun, felsefeden bayılayım: yıldız gemisi askerleri starship troopers. felsefeden boğuldum, onun dışında güzel bilimkurgu. öğretilerini görmezden gelmeyi başarabilirseniz seversiniz. ay zalim bir sevgilidir de bu adamın kitabı, yıldız gemisi askerleri de… ama birine bayılırken diğerini hiç beğenmiyorum. ilginç.
- distopya okuycam ben: biz mıy. yevgeni zamyatin’in kitabı. cesur yeni dünya’nın esinlenildiği kitap bu işte. her ne kadar aldous huxley kabul etmese de bal gibi esinlenmiş, hatta bayağı bayağı esinlenmiş. bunu okuyan şunu da okudu: cesur yeni dünya, 1984 (bu fantastik hiç değil ama bilimkurgu olup olmadığını tartışırım. azıcık bilim elementleri var), fahrenheit 451.
- içimi baydın çocuk. beni distopyayla değil zombiyle korkut: zombi savaşı world war z. world war z diye izlediğiniz filmin kitabı işte bu. kitapla filmin alakası yok. kitapta sağa sola gezip, gezdiği insanlarla röportaj yapan birini okuyoruz. kitap bildiğiniz röportaj.
- başka zombili yok mu: günbegün mahşer day by day armageddon. çıt diye bitiverecek çerez kitap. devamı da var ama dilimize çevrilmedi diye biliyorum. uzun zaman önce okudum, devam kitapları ne alemde bilmiyorum. basan yayınevi de kapanmıştı zaten: resif
- çıtır çerez kitaplar öneriyon, başka tür yok mu: uzaktan kumandalı kız the girl who was plugged in. avatar (film olan) gibi bir teknolojiyi anlatır fakat altındaki psikolojik bölünmeyi işler. çok güzel sorular sorar. birkaç saatte bitirebileceğiniz (ya da otobüste okumak için yanınızda taşıyabileceğiniz) bir kitap.
- sanal gerçeklikten girdim madem: başlat ready player one. ernest cline’ın kitabı, orijinal ismi ready player one. aynı isimli filmi de var (ki ben çok severim. matrix severseniz onun eğlenceli hali. tron ya da matrix gibi sanal bir ortama login olup orada yaşanan hayatı konu alıyor özetle).
- çok umutlu olduğum ama yarıda kesilen bir seri: karanlığa doğru fade to black. francis knight’ın kitabı, elf yayınları basıyordu. ne olduysa fantastik edebiyattan twilight edebiyatına kaydılar. sorularıma da cevap vermediler. yazık ettiler gül gibi kitaba bence. kitapta anlatılan şehir, biraz coruscant’ı anımastıyordu bana. aşağısı-yukarısı falan. serinin adı rojan dizon, ingilizce okurum derseniz buyrun.
- son zamanlarımın en büyük eğlencesi: katilbot günlükleri the murderbot diaries. çıtır çerez ile eğlenceli kategorilerine sokabileceğim bir kitap. kendi idari birimini hackleyip televizyon izleyen bir güvenlik robotunun maceralarını ve konforbotları “seksbot” diye aşağılamalarını okuyoruz hehe. katilbot, seviyorum seni.
- defalarca kez orada burada yazılmış olan 2 seriden bahsetmezsem allah çarpar: yerdeniz earthsea ve dragonlance. hem ged ile, hem de raistlin ile tanışmalısınız. okuyun mutlaka. ursula k. leguin’in bütün kitaplarını okuyun. mesela sürgün gezegeni planet of exile. aynı gezegeni paylaşan iki farklı türün kendilerine “insan” deyip diğer türü ötekileştirmesini metafor olarak kullanıp “hayatta kalmak” mı yoksa “modernizasyon” mu insanı asıl tanımlayan şeydir diye soruyor (bence). çok farklı soruları var aslında içinde ama okuyalı uzun zaman oldu, hatırlamıyorum tam olarak.
- alıp henüz okumadığım kitaplardan kötü çıkmasına asla ihtimal vermediğim sürü der schwarm ve [limit] (frank schatzing’in kitapları). 2001: a space odyssey, solaris ve fantastik kategorisine aday kanlı kızıl baron the bloody red baron (kim newman) da önerilerim arasına girebilir. henüz okumadım ama dediğim gibi, beğenmeyeceğime ihtimal dahi vermiyorum.
-çoluğunuza çocuğunuza okutursunuz: momo (michael ende) ve yeraltı günlükleri the underland chronicles (suzanne collins) güzel çocuk kitapları. yeraltı günlükleri deyince aklıma hep anansi çocukları anansi boys ve yazarı neil gaiman gelir. o da değişik bir deha tabii.
- ben bunu nasıl atlarım: labirent the maze runner. james dashner'ın yazdığı çokzel seri. açlık oyunları the hunger games havası var birazcık ama bayılmıştım ben. filmleri de çok güzel, her duyuru yapıldığında heyecanla beklemiştim.
devamını gör...
hayalindeki damat nereli sorunsalı
marslı
devamını gör...
hercai
bu diziyi izleyenelere akıl fikir diliyorum.
hep ağlak kadınlar, hep öfkeli erkekler.
şöyle güzel bir dizi yapın da izleyek.
t: klasik türk dizisi
hep ağlak kadınlar, hep öfkeli erkekler.
şöyle güzel bir dizi yapın da izleyek.
t: klasik türk dizisi
devamını gör...
19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı
kutlu olsun, inadına, inadına ve inadına kutlu olsun.
samsun, ses ver! 1919'un hatırına ses ver be!
samsun, ses ver! 1919'un hatırına ses ver be!
devamını gör...
gözlerimi kaparım vazifemi yaparım
oyunun ilk sahnelendiği zamanlarda(1964-65) haldun taner'in bu yeni türüne ''tokat tiyatrosu'' diyenler olmuş. bu tokadın cezalandırmak için değil, gözlerinizi açın deyip hafifçe savrulurcasına atılan bir tokat olduğunu düşünüyorum. acıtmıyor, düşündürüyor. o dönem türkiye'sine, 4-5 yılda iktidar değiştirip halkın kısıtlanmasına, bazı kelimelerin mimlenmesine, kitapların yasaklanmasına şahitlik ediyoruz. tabi bunu vicdani ve efruz'un yaşadıklarına tanık olarak yapıyoruz.
efruz tam ‘’her şeyi ben bilirim’’ havasında olan, güçsüzü ezen, insanların hakkını yiyen, türlü dolaplar çeviren, yalanlar söyleyen ama her seferinde işleri yolunda giden günümüz tiplerinden biri. vicdani ise onun tam tersi bir karakter, büyüklerinin sözünden bunaltacak derecede çıkmayan, bakış açısı ''her şeyin iyisini büyükler, patronlar, iktidar bilir'' olan, insanları seven ama sevilmeyen, saygı gösterip saygı göremeyen biri. ona üzülmekten kendimi alamadım fakat aynı zamanda bu iki tipin de günümüz insanlarından iki kişi, karakter olması sinirlendirdi beni. efruz'a ve onun gibilere sinirlendim, dürüst olanın kaybetmesine sinirlendim, hatta vicdaniye bile sinirlendim, gözlerini kapatıp vazifesini yaptığı için. oysa, gözlerini açıp vazifesini yapmalıydı..
efruz tam ‘’her şeyi ben bilirim’’ havasında olan, güçsüzü ezen, insanların hakkını yiyen, türlü dolaplar çeviren, yalanlar söyleyen ama her seferinde işleri yolunda giden günümüz tiplerinden biri. vicdani ise onun tam tersi bir karakter, büyüklerinin sözünden bunaltacak derecede çıkmayan, bakış açısı ''her şeyin iyisini büyükler, patronlar, iktidar bilir'' olan, insanları seven ama sevilmeyen, saygı gösterip saygı göremeyen biri. ona üzülmekten kendimi alamadım fakat aynı zamanda bu iki tipin de günümüz insanlarından iki kişi, karakter olması sinirlendirdi beni. efruz'a ve onun gibilere sinirlendim, dürüst olanın kaybetmesine sinirlendim, hatta vicdaniye bile sinirlendim, gözlerini kapatıp vazifesini yaptığı için. oysa, gözlerini açıp vazifesini yapmalıydı..
devamını gör...
girift radyo yayını
şu an kızılay otobüs durağında dinlediğim yayındır. yolculuğuma anlam katacak oluşu da harika. ı lav ye bebeklerim.*
edit: otobüse bindim. girift radyo yayını her zaman her yerde fav.*
edit: otobüse bindim. girift radyo yayını her zaman her yerde fav.*
devamını gör...
adolf hitler türkleri severdi söylemi
alman aşısı vurulurken ülkücü oğuz kağan..
devamını gör...
sözlük yazarlarının yetenekli olduğu konular
organizasyon, manipülasyon, motivasyon, dekorasyon gibi beceriler hepsinin - yon ile bitmesi de ne bileyim.
devamını gör...
2 şubat 2021 yök'ün yüz yüze eğitim talebi
içerikle uyuşmayan bir başlık. yök'ün yüz yüze eğitim talebi yok kaynakta yazılan kadarıyla. yök, sağlık bakanlığı'ndan görüş istemiş sadece. malum ikinci dönem yaklaşıyor. nasıl yapalım diye sormuş. onlar da yapmayın diyecek muhtemelen. ya da siz bilirsiniz ama şöyle şöyle sakıncaları olabilir diyecek. görüş bildirecek yani. yök' te ilk dönem başında olduğu gibi üniversitelere soracak. onlar da online devam diyecek.
efendim bu ülkedeki bürokrasinin ilerleme şeklidir. herkes yükü biraz kendi omuzlarında atmak için bir yerlere görüş sorar. ilgili kurumda görüşünü bildirir.
hemen heyecan yapmayın yani. ikinci dönem de online devam eder.
efendim bu ülkedeki bürokrasinin ilerleme şeklidir. herkes yükü biraz kendi omuzlarında atmak için bir yerlere görüş sorar. ilgili kurumda görüşünü bildirir.
hemen heyecan yapmayın yani. ikinci dönem de online devam eder.
devamını gör...
şahsiyet
haluk bilginer’in emmy ödülünü sonuna kadar hakketiğinin kanıtı olan dizidir.
“ sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? herkes hasta. hepsi hasta. yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak? sen kimsin ki lan? alt tarafı bir katil. alt tarafı bir cinayet haberi.”
hikaye mardin’de devletin üst düzey yöneticileri tarafından tacize uğranmış bir kızın hayat hikayesinden uyarlanmış yani gerçek bi hikaye .keşke gerçek yaşamda da nç. ( tacize uğrayan kız) için bu şekilde intikam alınsaydı.
“ sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? herkes hasta. hepsi hasta. yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak? sen kimsin ki lan? alt tarafı bir katil. alt tarafı bir cinayet haberi.”
hikaye mardin’de devletin üst düzey yöneticileri tarafından tacize uğranmış bir kızın hayat hikayesinden uyarlanmış yani gerçek bi hikaye .keşke gerçek yaşamda da nç. ( tacize uğrayan kız) için bu şekilde intikam alınsaydı.
devamını gör...






