sümerolog muazzez ilmiye çığ'ın kaleme aldığı ve üç dinin atası sayılan hz. ibrahim'in izini sümer çivi yazılarından, arkeolojik buluntulardan ve kumran metinlerinden sürdüğü bir araştırma kitabı. aşağıdaki arkeolojik buluntu, kitabın kapağında yer alan ve ibrahim’in oğlu ishak’ı kurban edecekken allah’ın gökten koç indirmesini temsil ettiği düşünülen bir sümer buluntusudur.

(bkz: kur'an incil ve tevrat'ın sumer'deki kökeni (kitap))

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beni her gördüğü yerde sıkıştırıp dudaklarıma dokunmak isteyen ve seni seviyorum demem için ısrar eden bi kız vardı. cinsel tercihleri kadınlar olmadığı halde beni taciz edip durdu.
devamını gör...

türkiye' de "çitler" ismi ile gösterilmiş 2016 yapımı denizel washington filmi.
1950'li yıllarda eski beyzbol oyuncusu olan ve belediyenin çöp kamyonunda şoförlük yapan troy ve ailesinin yaşamıni anlatan film. aslında bir tiyatro oyununda uyarlanan bu nedenle uzun konuşmaları, tek mekanda çekilmiş olması, durağan yapısı ve iki saati geçen suresi ile dezavantajlı görünen bir film. bunun yanında ırkçılık, şeytan ve iman ilişkisinin hristiyan dünyası açısından göndermeleri ama en önemlisi baba oğul ilişkisi ve bin yıllardır hiç bir kültürde değişmediğine beni ikna eden "erkek egemen düşünce yapısı" ile sabırla izlemeye değer bir film.

sevmek, emek vermek, değişime uyum sağlamak, fedakarlık, geçim kaygısının insan ilişkilerinde önemi gibi pek çok konuya dokundurmaları mevcut.
gerek çekim tekniği, gerek oyuncu seçimleri ve mekan kullanımı ile tam bir klasik olmali dediğim filmdir.
filmin önemli olan iki önemli unsuru ;

1- başrollerinde denizel washington'a viola davis eşlik ediyor ve bu film ile en iyi yardımcı kadın oscarı almıştır ki kendisi oscar ödülü için en com aday olan siyahi kadın oyuncudur.
2- film her ne kadar 1950'li yıllarda geçiyor olsa da günümüz turk aile yapısına bir hayli benzemektedir. babası ile ve ya evladı ile sorun yaşayan erkeklerin ve "hep arada kalmak zorunda mıyım?" diye soran kadınların izlemesini şiddetle tavsiye ederim.

filmde troy'a eşinin söylediği ve kadınların hayatını ozetleyen cümle ;
- bir tohum ektim, dua ettim ve izledim. çiçeklenmesi için bekledim. toprak kayalık ve kıraçmış, o tohum hiç çiçek açmayacakmış. ama ben seninle kaldım troy.
devamını gör...

kişiye göre değişen romantiklik durumu. bir kadın ya da erkek size karşı ilgisiz, duygusuz olabiliyorken bir başkasına ise tutkulu, romantik, sevecen, sempatik hatta daha aşık olabilir. iki kişi arasında yeterli uyum yoksa çok da birşey beklemeyin.
devamını gör...

iyi olur inşaallah. *
devamını gör...

tek kelime olduğunda"allah" islam inancında ki yaratıcının ismidir.
iki defa kullanıldığında"allah allah" şaşırma durumunu anlatmak için kullanılır.
üç defa kullanıldığında" allah allah allah" savaşa başlama çağrısı olarak kullanılır.
devamını gör...

maalesef güzel kalple veya incelikle alakası olmayan durumdur. bu kişilerin görev tanımlarında zaten sizinle bu şekilde iletişim kurma görevi yer alır. yaşınıza, işinize, kırsalda ya da şehir merkezinde yaşıyor olmanıza, konuşmanıza göre sizinle nasıl iletişim kuracaklarını çok iyi bilirler. kişiye kendini değerli hissettirmek amaçlanır, iyilik yapmak değil.

insanlar kendini önemli, kıymetli, özel hissettiği insanlar ve mekanlarla ilişki kurmaya dolayısıyla da alışveriş yapmaya meyillidir. banka personelinin kurduğu iletişim neticesinde banka, bir insan değil "müşteri" kazanma uğraşındadır. yani personel sizinle konuşurken kişisel iletişim kuruyor olsa da insan kimliğiyle değil bir satıcı olarak yapar bunu.
devamını gör...

misafir çocukları yeryüzüne insanları sınamak için gönderilmiştir durumu.
(bkz: insanı en sakin anında bile sinir eden şeyler)
(bkz: misafirin sinir eden davranışları)
devamını gör...

%0.1'lik kitap okuma oranı.
devamını gör...

her programı seveceksiniz diye bir şart var mı? ben sevdiğim programları dinliyorum. siz bir programı sevmediğiniz ve size hitap etmediği için tu kaka ilan etme hakkına sahip değilsiniz. dinlemezsiniz olur biter. o programın da dinleyicileri ve hitap ettiği bir kitle muhakkak vardır. ben bu mevzuyu bilmiyordum. bence iyi olmuş. radyo programlarının her kesime hitap etmesi gerekir. kanımca ramazan için ayrı bir radyo programı bile yapılmalıydı. sanırım teknik aksaklıklar vesaire sebebiyle bu mümkün olmamıştır.

tanım: kafa sözlüğün müslümanlığı * övmesi değil, müslüman dinleyicileri için içerik üretmesi olayıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

buraya bakarlar
devamını gör...

//
bilen, ıstıraptadır..
anlayan,
ölür.
____

fernando pessoa - huzursuzluğun kitabı’ndan
devamını gör...

bir zamanların cumartesi gecesi aktivitesi. babamla gidip film seçer, evde patlamış mısırımızı hazırlayıp aile sadedi yaşardık. teknoloji bize çokta yaramadı sanki.
devamını gör...

bir pierre charras romanıdır.

biz dünyaya gelmeden önce, yarattıklarına kayıtsız bir yazarın kaleminden dökülmüş bir kahraman bekler bizi. biz varolmaya başlayınca onun da dünyadaki görevi başlamış olur. yol göstermek görevlerinden biridir elbette, ama daha çok, korumak bizi. acz içinde korkulacak kadar büyük bu gezegene gözyaşları ve mutluluk nidaları arasında geldiğimizde bizim için orda bekleyen bu gönüllü muhafız, yardıma hazırdır.

biz doğmadan önce zorunlu olarak tayin edildiği kahramanlık görevi zaman geçtikçe gönüllü hale dönüşür. önce o dev bir adamdır önümüz sıra yürüyen, sonra yanımızda yürüyen bir dev olur. ve zamanla, nankörlük sözcüğünün sözlük anlamını öğrenmeye başladıkça önde giden biz oluruz ve o dev adamın gitgide küçüldüğü yanılsamasına kapılırız. uzun süreli bu yanılsama yerin hayalkırıklıklarına bıraktığında, bir pişmanlık dalgası çarpar bedenimize ki iş işten geçmiş olur çoğu zaman. kim ne derse desin, kahramanlarımız babalarımızdır. onlara en çok kızdığımız anlar, yanımızda olmalarını en çok istediğimiz anlardı, en çok; onları ne kadar sevdiğimizi söyleyemediğimiz zamanlar bizi sevmediklerini düşünürüz, onlardan nefret etmeye başladığımızda artık onların aynısı olmuşuzdur bile, ki bu nefret tiyatrosu sahtelikten başka bir şey değildir.

pierre charras, on dokuz saniye‘den sonra bu sefer bir başka kitabıyla odama konuk oldu. onun hakkında uzun bir yazı yazmak isterdim ama kısa romanlar yazan bu yazara haksızlık etmiş olmak istemem asla. bu romanda pierre charras bir baba-oğul öyküsü anlatıyor bize. tanrıyla arası ikizinin ölümünden sonra açılan bir baba ile ona olan sevgisini bir türlü ifade edememiş bir oğulun çekişmeleri. babanın ölümünün ardından oğulun onun izini sürüp, anılar ve tahminler eşiliğinde babasıyla konuşmaları. annesinin babasına olan büyük aşkı ve 17 senelik beyhude bekleyişi. babanı oğlunda gördükleri ve oğulun zamanında anlayamadıkları.

romanı okurken içinizi garip bir korku kaplayacak. bir kaybetme korkusu, zaten kaybetmiş olanlarda ince bir sızı. romanı okuyunca babanız yakınınızda ise ona sarılın ve hiçbir şey söylemeyin, uzaktaysa bir telefonla ona, onu sevdiğinizi söyleyin, bir yerlerde sizi bekliyorsa, pencereyi açın ve ona “iyi geceler” dileyin.pierre charras’ın diğer romanında yaptığı gibi bir sürprizle bizi roman sonuna doğru yolculayışı kendisine olan hayranlığı artıracak cinsten. charras romana diderot’dan bir alıntı ile başlamış ben de yazımı bu alıntıyla bitirmek isterim:

“görmeden yazıyorum…bütün boşlukları sizi seviyorum ile doldurun.” iyi geceler sevgili babacığım…”
devamını gör...

vuslat varsa aşk yoktur.

insanın içini yakan lakin zamanla geçen hissiyat.
devamını gör...

vücuda hiçbir faydası olmayan maddelerin 1 aydan uzun süre kullanımı sonucu görülür.
bu hastalarda demir eksikliği anemisi kaçınılmazdır.
devamını gör...

z kuşağına isveç gibi bir ülke bıraktığını zannedenlerin söylemidir. sanki memleketi onlar bu hale getirmiş gibi bütün suçları onlara yüklemeye çalışan bir kesim var.
devamını gör...

takip ettiğim 49 kişiden 12'si gün değil,aylardır yok.

görüp mü gelecekler yoksa benim için mi gelecekler?
devamını gör...

toplumun geneli güzelliğe ve yakışıklılığa önem verdiğinden dolayı, size karşı her zaman bir önyargı olmasına neden olacak bir durumdur. elinde olmayan bir durumdan dolayı kendini her zaman aşağılık ve gereksiz bir insan gibi hissedersin. hiçbir ortama dahil olmak istemezsin, hatta bırakın ortamı bakkala ekmek almaya bile gitmek istemezsin. giydiğin kıyafetler bile üzerine yakışmaz çünkü çirkinliğin her zaman daha öndedir. yüzünü yıkarken kendini görmemek için gözlerini aynadan kaçırmaya çalışırsın.
aklının bir köşesinde olan intihar etme düşüncesi her zaman hadi şimdi hadi şimdi diye fısıldar sana,
şöyle bir düşünürsün; ulan zaten kimse tarafından sevilmiyorsun, ha varsın ha yoksun ne fark eder diyorsun ve bu olaylar böyle sürüp gidiyor. kim bilir belki bir gün cesaret edebilirsin.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim