aklıma aziz nesin'in şu dizelerini getiren başlıktır.
"öyle bir ölsem
öyle bir ölsem çocuklar
size hiç ölüm kalmasa"
siyasetin eli kanlı malesef. hiçbir ülke çıkıp demesin ki "biz öldürmedik, öldürmeyiz" velhasıl artık duymaktan ve görmekten hicap duyduğum şeylerin sorumlusu israil değil de kimdir? evet, incitmediler, katlettiler ve ediyorlar. çocuklar ölüyor lan, çocuklar.
devamını gör...

maskotunun maymun olduğu zamanlardı.
gerçekten kaliteliydi.
devamını gör...

son dakika imana gelsek huri ve sınırsız şarap kampanyasından faydalanabiliyor muyuz?
devamını gör...

yakın geçmiş zamanda ve yakın çevresinden bir anlamda zarar görmüş kimselerin, zorlandığı ve dahi istemediği bir durumdur. (ahanda tanım yaptım. bana özelden yazan, iyi ama az tanım yapıyorsun, sol frame uğramıyorsun, gündeme yazmıyorsun, çok zeki ve çok karizmatik ve çok yakışıklısın ama az tanım yapıyorsun diyenlere)

bu durumu yaşayanlar için kısa bir açıklama yapalım. beynimizin bizi koruma moduna geçmesi durumudur. yeni tanıştığınız insanlara mesafeli duruş aslında bir koruma mekanızmasıdır. beyniniz “ uzak dur, yapma, yine mi? ne çabuk unuttun, elleşme, sakin ol”gibi sinyaller yollar. bu aslında iyidir.

diğer taraftan insan sosyal bir varlıktır. hayatın doğal akışında zaten yeni birileriyle tanışacaksınız. sosyal derken, medyasını kastetmedim. kaldı ki sosyal medya üzerinden tanışılan kişiler ne kadar gerçektir ki? siz ne kadar gerçek kalabiliyorsunuz bu mecrada? herkesin mutlu, herkesin güzel, herkesin filtreli olduğu bir ortamdan sağlam bir ilişki çıkar mı? zor! çıksa da bir süre sonra patlar.

ancak dediğim gibi, yeni insanlarla tanışmak, hayatın normal akışında var olandır. iş, eğitim, yakın çevrenizden veya bir sebeple gittiğiniz “başka bir şehirden” birileriyle tanışırsınız.
devamını gör...

yakışana çok yakışan, yakışmayanı makak maymununa döndüren saç stili.
devamını gör...

katıldığım önermedir. eğitim sistemi çalışmaya dayalıdır. öğretmenler de bu sisteme uyum sağlayarak çalışkan öğrencileri daha çok severler. sınavlar çalışkanlığı ölçer. çünkü patronlara çalışkan işçiler lazımdır. ne kadar çok çalışıyorsanız, o kadar iyi bir kölesiniz demektir. bazen patronlarınız tarafından tebrik edilirsiniz, çalışkan olduğunuz için. aslında çalışkanlığınız onlara değil, size yarar sağlasa tebrik edilmezsiniz, umurlarında bile olmazsınız. tebrik ettikleri şey çalışkanlığınız değil, daha verimli bir köle olmanızdır.

okullar bilgiyi öğrenmeyi öğretmez, bilgiyi öğretir. oysa öğrenciler depolama alanı değildir. okulda öğrenilen bilgilere günümüzde çok kolay ulaşılabilir. zaten önemli olan bilgiyi öğrenmek değil, bilgiyi doğru yorumlayabilmektir. fakat okullarda bilgiyi yorumlamanız istenmez. çünkü sistem için önemli olan doğru düşünen, sorgulayan, araştıran bireyler yetiştirmek değil; öğrencilerin çalışkanlığına göre değerlendirme yapmaktır.
devamını gör...

9 kelimelik trajikomik hikaye.
devamını gör...

ölmek üzere olan bakterilerin arkasında bıraktığı ve diğer bakterilerin ortamdan uzaklaşıp kendilerini korumalarını sağlayan kimyasal maddeye, bilim insanları tarafından verilen ad. ölecek olan bakterinin bu davranışı, kalan topluluğun hayatta kalmasını sağlıyor.
devamını gör...

çirkinbettty mahlası ile profiline girdiğimde karşılaştığım güzellikle nutkum tutuldu. çocukluğu ise bu çocuğun büyümüş hali asla çirkin olamaz. kızı ise böyle güzel bir kız çocuğunun annesi asla çirkin olamaz. nitekim mahlas geçersizdir efendim.
devamını gör...

mezuniyetimde hayatımı sorgulamıştım. neden, neden, neden?

ben neden şu kılıkla buradayım diye. mezuniyetimden önce sinirden ağlıyordum, beni teselli etmeye çalışan arkadaşlarla doluydu etrafım. kimisi sana çuval giysen yakışır dedi ki beni daha çok ağlattı bu, “üstündeki berbat ama güzelsin canım.” demekle eşdeğer çünkü, kimisi elbisen güzel yaa falan yaptı, ama değildi...

elbisenin güzelliği çirkinliğinden çok mevzu istediğim eylemi yapamamamdı aslında. ne elbisemi seçebildim, ne saçımı. güzelce toplatmak istemiştim ama annem üstüm transparanımsı diye izin vermemişti. zaten bulabileceği en uzun, en örtülü elbiseyi kaktı bana, sonra da saçımla da örtmeye karar verdi beni belki de, bu kadın beni daha ne kadar zorlayabilir diye düşünürken hem de...

adana kebap yerken sorguladım hayatı, bu da deli saçması biliyorum. neden buradayım ben diye, adana kebaplar da güzeldi aslında, ama yine de garipti. o gün de elbiseliydim, elbiseler bana uğur getirmiyor, hiç de sevmem onları zaten.

okulumun her sene ilk günü sınıfa girerken sorguladım hayatı. her seferinde geç kaldım çünkü. lisemin ilk yılında “ooooffffff” diye bağırarak girdim sınıfıma, hiç tanımadığım insanlarla dolu o mekana. biraz dalga geçtiler ama sonra geçti, güzelliğimi görünce şoka uğradılar tabii, tek odaklanabildikleri şey o oldu. o sıkıntı da çözülmüş oldu böylece. *
devamını gör...

sineklerin beynini kontrol edip onları yüksek bir noktaya tırmandıran sonra da su bombası gibi patlatan parazitik bir mantar türü.

kelimenin anlamı latince "böcek yok eden" anlamına gelir.

çocukken çok sık şahit olduğum bir sırdı bu. genelde pencere camında ölü bir sinek ve etrafında beyaz bir leke olurdu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu sırrı çözmem lazımdı. acaba kendi kendine ölen bu sineklerin etrafındaki o bulutsu şey neydi? çocukken google da yok... benim teorim; sineğin mikroskopik bir şeyler tarafından öldürüldüğü, sinek öldükten sonra da bu mikroorganizmaların sineği terketmeye çalıştıkları ama fazla uzağa gidemeden kuruyup kaldıklarıydı. bir kaç ay önce google'da bir arama yaptım. "cloud around a dead fly on the window" yazdım, görsellere baktım. bir kaç sayfa sonra bingo! karşıma yukarıdaki görsel çıktı. onlarca yıllık sırrı çözmüştüm. inanın ne kadar mutlu olduğumu bilemezsiniz. çünkü bu sır hakkında türkçe hiç bir yazı yok. zaten bu parazitik mantarın türkçe adı da yok. (konuyla alakasız ama düşünsenize, elinizde bir alet var ve içinde sonsuz bilgi var. neyi merak ediyorsanız yazarsınız ve karşınıza bilgi gelir. gerçi bilimle alakalı türkçe bir şey bulamazsınız. hayal edin ya! akıllı telefonu newton'a anlattığınızı... "newton abi bak bu akıllı telefon. bunda dünyadaki bütün kitaplara ve bilgilere erişebilirsin. ama biz bunu magazin için kullanıyoruz." adam felç geçirirdi herhalde. elimizde sonsuz bir bilgi kaynağı var ama biz soru sormuyoruz. ne kadar acı.)

bu paraziti kapan sinek artık bir zombiye dönüşüyor. beyni kontrol eden parazit sineği yüksek bir noktaya çıkarıyor. sinek dilini zemine yapıştırıyor. kanatlarını iyice açıp o şekilde orada ölüyor. sinek ölürken bu mantar sineğin yağ dokusunu ve beynini sindirmeye başlıyor. sineğin vücudundaki bütün küçük delikleri de tıkayan mantar sindirim sonrası açığa çıkan basınçla sineği resmen patlatıyor. sineğin vücut deliklerinden çıkan sıvı haldeki spor'un hızı saatte 40km gibi inanılmaz bir hız.

biyolojiye bayılıyorum!
devamını gör...

kuyruk çıkarıyorsun.
devamını gör...

kuzey kutup noktasında penguenler bulunmaz. kutup ayıları ise sadece kuzeyde bulunur. dolayısıyla kutup ayısı ve penguenler birbirlerini hiç görmemiş hayvanlar olduğu söylenebilir.
devamını gör...

sigarasini tüttürürken bir yandan piyano calmasina hasta oldugum rus muzisyen. bana cok cool gelen ender insanlardan biridir kendisi. wikipedia bilgisine gore 1984 dogumlu. piyano disinda gitar ve davul da caliyor. turkiye'de rusya'dan daha cok sevildigi soyleniyor ki istanbul, ankara, izmir, mersin ve bircok sehrimizde konserler vermis. ilgili muzisyenin de turkiye'ye karsi ekstra bir sempatisi varmis ama. bircok yazar arkadas gibi vals bestesini favorilerimin basinda geliyor.


carousel bestesi de bence valse kadar muthis bir parca. geceleri yildizlari izlemeyi seviyorsaniz, arka fonda su parcayi bir kere de olsa calin derim. verdigi his tek kelimeyle muhtesem...


eastern serenade kulturumuze ait ezgilerden olusan bir parca. ben oldukca sevdim, tavsiye edilir.


ekran bestesi cello, keman ve akordiyon uclusunden olusmus parca, daha agir tempoda, daha slow bir beste. en sevdiklerimin arasinda yer alir evet.


faulkner's sleep insani bambaska diyarlara goturen bir parca. ne zaman bunu dinlesem nedenini bilmeksizin gozumun onune sessiz sakin akip giden bir irmak gelir.


jane maryam en az vals kadar unlenmis bir diger beste. bu parcanin ritmini, kulakta biraktigi o tini asiri hosuma gidiyor. benim icin de en sevilenler arasinda...
devamını gör...

marie rose balter in , acı dolu ,affetmeyi bilen ve başarılar ile dolu ibretlik hayat hikayesi...

hayatın bize her zaman mükemmel olarak sunulmadığını , öfke duyduğumuz her şeyi affetmenin bizim için iyi olacağını ve güzel başlangıçlara yön vereceğini gördüğüm mükemmel bir örnek...
onca dayanılmaz eziyete rağmen, yılmadan azmederek verdiği yaşam mücadelesinden etkilenmemek mümkün değil.....
hayatta hiçbir şeyin imkansız olmadığını ,mucizelerin hep var olduğunu gösterir bizlere , güçlü kadın marie rose balter....

öyle ki , acı ve işkence dolu hayatı, 1986 yılında yayınlanan nobody's child (kimsenin çocuğu) ile drama filmi olmuştur.
film ,altın küre de dahil olmak üzere 7 dalda aday gösterilip üç dalda ödül almıştır.



marie, 1930 yılında alkolik bir annenin evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelir. annesi ona bakamayınca 5 yaşında olan marie’yi yurda verir. ardından bir çift onu evlatlık edinir. marie’nin kaderi ne yazık ki yine yüzüne gülmez, çünkü onu evlatlık edinen çift sadist çıkar. bu italyan asıllı çift küçük kızı evin mahzenine kapayıp sistematik biçimde işkence eder. dışardan bakıldığında normal ve çok saygın göründükleri için, bunu yıllarca rahatlıkla gizleyebilirler ve marie adeta cehennemi yaşar.

marie rose 17 yaşında depresyondan felç geçirir. halisünasyonlar da gördüğü için doktorlar ona şizofren teşhisi koyar ve onu akıl hastanesine yerleştirirler. marie hayatının 17 yılını orada geçirir ve çok zor yıllar yaşar. umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranır durur. yemek yemez, yerinden kımıldamaz ve sıkça intihar etmeyi düşünür.

otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar marie’nin durumunu yeniden değerlendirir. onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verirler. arkadaşlarının ve kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin yardımıyla marie hastaheneden çıkar.

o artık hür ve yaşamını nasıl sürdüreceğine dair kendisi karar verme aşamasındadır. terk edilmiş, işkence ve tacize uğramış, otuz dört yılı ziyan olmuş bir kişi olarak hiçte kolay olmayacaktır, ama o yılmadı ve kızgın, öfkeli, umutsuz olmak yerine sıfırdan başlamayı tercih eder.

yetkililer “aklı dengesi yerinde değil, okuması imkansız” dedikleri halde marie, salem state üniversitesine psikiyatri bölümüne girer ve mezun olur. bu ara kanser hastalığına yakalanır ve mücadalesini kazanır. kendisi gibi akıl hastahanesinden çıkmış ve iyileşmiş joe ile evlenir. kocası maalesef altı sene sonra ölür ve marie kendini işine verir. uzun yıllar doktor olarak çalıştıktan sonra harvard üniversitesi’nde mastır yapar. psikiyatrik hastalarla çalışır, konferanslar verir. biyografisi yazılır ve hayatı film olur (nobody’s child). bir çok ödüle laik görülür.

elli sekiz yaşındayken, ‘vay be’ dedirtecek birşey yapar: on yedi yılını geçirdiği masachusetts danver devlet hastahanesine yönetici olarak atanır ve gelin görün ki, göreve alınır.

verdiği bir basın toplantısında şunları söyler: “eğer affetmeyi öğrenmeseydim, bir damla bile gelişemezdim. yaşamım ziyan edilmiş bir yaşam olurdu. ve bugün bu hastahaneye yönetici olarak dönemezdim.”

marie rose balter’in yeni görevini haber yapan bir ajans, onun zafer açıklamasını da şöyle yapar: “en uzun yolculuk, beynimizden yüreğimize yaptığımız yolculuk. affetmek bu yolculuğun en kestirme yolu. affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır. dersi görebilmek için yarayı yeniden deşerek yüzleşmek zorunda kalsak bile…”


marie, bu hayatta hiçbir şeyin imkansız olmadığını gösteren en güzel örneklerden bir tanesidir.

kendinize inancınızı ve umutlarınızı kaybetmemeniz dileğiyle....

not: marie 6 ağustos 1999 yılında massachusetts’de vefat etmiştir.
arzu şen
devamını gör...

hadi ben onu bulamadım,o niye beni bulamadı ki?
devamını gör...

bugünlerde sürekli beynimin içinde çalan şarkı.*
devamını gör...

uçak kuvvetle muhtemel hint okyanusunun uçsuz bucaksız bir yerine düştü. arama kurtarma faaliyetlerinin yüksek meblağlar gerekirtirmesinden ötürü artık hiçbir devlet bulunması için uğraşmıyor zaten. gizemli olan uçağın bulunamaması değil uçağın neden düştüğüdür. kara kutu yok, uçağın havada bir anda rota değiştirmesi, kuleyle irtibat sağlayacak ve diğer sinyal sistemlerinin manuel olarak kapatılmasının sebebi hala daha açıklanamamıştır.
devamını gör...

sevdiğiniz entryleri beğenmekten çekinmeyin, trollük yapmayın ve lütfen insanlara saygı duyun canım arkadaşlarım. hepiniz hoş geldiniz. <3
devamını gör...

sıklıkla cruiser ile karıştırılan motorsiklet çeşidi.

klasik bir chopper , başka bir motorun kesilip yeniden biçimlendirilmesi ile oluşturulmakta olup etrafta sıklıkla görülen seri üretim krom kaplama motorlar cruiser olarak adlandırılmaktadır.

chopper tipi motorlar, helikopter motoruna benzer sesler çıkarmalarından ötürü bu şekilde adlandırılmaktadır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim