ziyaretçiler
bir nesli mahvetmiş bilim kurgu dizisi. daha doğrusu yemek kurgu dizisi. birader eyvallah hadi fareleri löp löp indiriyorsunuz mideye de, tarantula yemek nedir allah aşkına? bakın sırf bu dizi yüzünden bizler uzaylılara bildiğiniz düşman olduk. nefret suçu işledi adamlar bir yerde. bizi fena gaza getirdiler ve bunun etkisinden kurtulmak da bir hayli zamanımızı aldı. allah'tan o aralar trt, et'yi de yayınlıyordu da durumu dengeliyorduk. biraz yumuşayıp kendimize geliyorduk.
bu dizi tam olarak travmalar silsilesidir; misal bu uzaylılarda enteresan bir sofra adabı vardı, öyle sofralar kurarlardı ki, görünce vay anasını derdiniz. şaraplar, mumlar her şey yerli yerinde. ama gel gör ki, ana yemek servisi fena. fanus içindeki fareleri, tarantulaları maşayla alır, öyle yerlerdi. birde sırayla yemeye özen gösterdiklerini hatırlıyorum. önce biri yer, diğeri onu izler, sonra öbürü yemeye başlardı. hem yiyip hem izlemekten zevk alıyorlardı demek ki. bak yahu yine tüylerim diken diken oldu.
birde insan görünümlü kostümlerini çıkınca yeşil dev kertenkelelere dönüşüyorlardı. sürüngenimsi canlılardı. bu nedenle kertenkelelerden bile şüphelenir olmuştuk çocuk aklımızla. ya dünyayı işgal ediyorlarsa, bizim ruhumuz duymuyorsa. yani çok büyük dertler edindik çocukken biz. zaten el kadar bebeyiz, bize yapılır mı bu yahu? ha şimdi diyeceksiniz ananız babanız bu dizileri size niye izletti. aslında izletmediler. televizyon izlerken uyuyakalma masalı ile battaniye altından sahne sahne beynimize çekim yapıp, kendimizi yaktık. sonra da ortalıkta deli dana gibi, fare örümcek höpürdetecek kertenkele aradık. bu arama tarama çalışmalarının adı da keşif oluyordu. keşif ekibi olarak, tepelik alanlara çıkıp orada gözlem yaparak, dünyayı kurtarmaya çalışıyorduk zira bu önemli mevzu kimsenin umurunda dahi değildi.
ama bu dizideki en büyük travma hastane travmasıdır. onun da altını çizmem lazım. zira bu namussuzlar öyle güzel hastaneler yapıp, hastanelerin reklamını da on numara beş yıldız yapıyordu ki, millet akın akın hastanelere koşuyordu. gözün mü görmüyor? kolun mu koptu? dermanı biziz minvalinde reklamlardı bunlar. tabi sonra o hastanelere hasta olarak girenler yemek oluyorlardı da ruhları bile duymuyordu. direniş olmasaydı o aydınlanmayı yaşayamazdık. ve direnişe cidden sempati besliyorduk. keşif ekibimizin adını da direniş koymuştuk ve aramızda karar almıştık, asla ve kata hastaneye gidilmeyecek! çünkü o hastanelerden bazıları, fare yiyen sürüngenlerin hastanelerinden birisi olabilirdi ve biz canımızı pazarda bulmamıştık. işte bu kesin tavrımız arkadaşlarımızdan birinin babasından şamarı yemesine neden oldu. çocuğun dişi fena ağrımış, babası da hastaneye götürmek istemiş, bizimki direnip, sonrasında da kaçınca bir temiz dayak yemişti. baba uzaylıların işbirlikçisi miydi? yoksa normal babalık refleksleri mi göstermişti orası muamma. o olayı hiç aydınlatamadık. *
bu dizi tam olarak travmalar silsilesidir; misal bu uzaylılarda enteresan bir sofra adabı vardı, öyle sofralar kurarlardı ki, görünce vay anasını derdiniz. şaraplar, mumlar her şey yerli yerinde. ama gel gör ki, ana yemek servisi fena. fanus içindeki fareleri, tarantulaları maşayla alır, öyle yerlerdi. birde sırayla yemeye özen gösterdiklerini hatırlıyorum. önce biri yer, diğeri onu izler, sonra öbürü yemeye başlardı. hem yiyip hem izlemekten zevk alıyorlardı demek ki. bak yahu yine tüylerim diken diken oldu.
birde insan görünümlü kostümlerini çıkınca yeşil dev kertenkelelere dönüşüyorlardı. sürüngenimsi canlılardı. bu nedenle kertenkelelerden bile şüphelenir olmuştuk çocuk aklımızla. ya dünyayı işgal ediyorlarsa, bizim ruhumuz duymuyorsa. yani çok büyük dertler edindik çocukken biz. zaten el kadar bebeyiz, bize yapılır mı bu yahu? ha şimdi diyeceksiniz ananız babanız bu dizileri size niye izletti. aslında izletmediler. televizyon izlerken uyuyakalma masalı ile battaniye altından sahne sahne beynimize çekim yapıp, kendimizi yaktık. sonra da ortalıkta deli dana gibi, fare örümcek höpürdetecek kertenkele aradık. bu arama tarama çalışmalarının adı da keşif oluyordu. keşif ekibi olarak, tepelik alanlara çıkıp orada gözlem yaparak, dünyayı kurtarmaya çalışıyorduk zira bu önemli mevzu kimsenin umurunda dahi değildi.
ama bu dizideki en büyük travma hastane travmasıdır. onun da altını çizmem lazım. zira bu namussuzlar öyle güzel hastaneler yapıp, hastanelerin reklamını da on numara beş yıldız yapıyordu ki, millet akın akın hastanelere koşuyordu. gözün mü görmüyor? kolun mu koptu? dermanı biziz minvalinde reklamlardı bunlar. tabi sonra o hastanelere hasta olarak girenler yemek oluyorlardı da ruhları bile duymuyordu. direniş olmasaydı o aydınlanmayı yaşayamazdık. ve direnişe cidden sempati besliyorduk. keşif ekibimizin adını da direniş koymuştuk ve aramızda karar almıştık, asla ve kata hastaneye gidilmeyecek! çünkü o hastanelerden bazıları, fare yiyen sürüngenlerin hastanelerinden birisi olabilirdi ve biz canımızı pazarda bulmamıştık. işte bu kesin tavrımız arkadaşlarımızdan birinin babasından şamarı yemesine neden oldu. çocuğun dişi fena ağrımış, babası da hastaneye götürmek istemiş, bizimki direnip, sonrasında da kaçınca bir temiz dayak yemişti. baba uzaylıların işbirlikçisi miydi? yoksa normal babalık refleksleri mi göstermişti orası muamma. o olayı hiç aydınlatamadık. *
devamını gör...
değeri sonradan bilinen şeyler
zaman..
devamını gör...
14 şubat 2021 sözlük store indirimi
#442855
nolu entrym ile indirimin fikir babası olmam nedeniyle bir ayrıcalık beklediğim indirimdir.
son olarak;iko
(bkz: sen yetkili bir abiye benziyorsun)
nolu entrym ile indirimin fikir babası olmam nedeniyle bir ayrıcalık beklediğim indirimdir.
son olarak;iko
(bkz: sen yetkili bir abiye benziyorsun)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
gizli söyleyemem.
devamını gör...
yasemin sakallıoğlu
beni güldüren, bizim oralardan olan, yetenekli bulduğum kadın.
devamını gör...
11 eylül 2021 önemli sözlük duyurusu
ismi ne olursa olsun. biz ismi için değil, sizlerin samimiyeti için buradayız yoldaş kardeşim. nasıl destek olmak gerekiyorsa da ben şahsım adıma söz veriyorum. menfaat için beraber olanların sonun hep gördük, göreceğiz. ama biz öyle değiliz.
biz, birbirimizi sevdiğimiz için buradayız ve bu hiç değişmeyecek !!!
biz, birbirimizi sevdiğimiz için buradayız ve bu hiç değişmeyecek !!!
devamını gör...
sözlükçülerin en iyi 3 çorba listesi
mercimek
mercimek
ve
mercimek demek istediğim başlık.
mercimek
ve
mercimek demek istediğim başlık.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin söyleşisi
yoldaş'ın değerli bilgileriyle renk kattığı bir yayın oldu. özellikle bir buluşma olursa tüm masrafların kendisi tarafından ödeneceği sözü de alındı. ilerleyen zamanlarda marka işbirlikleri olabileceği söylendi. kafa sözlük yazarı olmanın ayrıcalıkları olacakmış, bakalım hazırda bekliyoruz. sözlüğün daha iyi yerlerde olacağına şüphem yok çünkü çok mütevazi bir yöneticisi ve iyi yazarları var. hadi yine iyisiniz.
devamını gör...
posta kutusundaki mızıka
malûm gazetede köşe yazarı idi ali ural. o sebeple kitap bana hediye edildiğinde ön yargı ile yaklaşmadım değil. birkaç ay süründürdüm kendisini, yüzüne bakmadım. en sonunda önce kapak yazısı dikkatimi çekti, sonra rastgele pasajlar okudum derken kapıldım gittim.
açar açar okurum arada hâlâ.
velhasıl kitap güzel.
arka kapaktaki yazıyı paylaşayım sizinle.
sevgili dost!
bu sabah kuş sesleriyle uyandım. ne güzel değil mi? hayır, güzel değil! açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.
kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor?
acaba 'insan' denince hatırlanıyor muyuz?
açar açar okurum arada hâlâ.
velhasıl kitap güzel.
arka kapaktaki yazıyı paylaşayım sizinle.
sevgili dost!
bu sabah kuş sesleriyle uyandım. ne güzel değil mi? hayır, güzel değil! açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.
kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor?
acaba 'insan' denince hatırlanıyor muyuz?
devamını gör...
thodoris kotonias
bugün canlı yayınlanan konserinde "uzun ince bir yoldayım"ı neyle şahane bir biçimde icra etmiş yetenekli sanatçı.
www.youtube.com/watch?t=978...
www.youtube.com/watch?t=978...
devamını gör...
narkoz etkisinde söylenen sözler
narkotik şube'de çalışan bir polis memur'unun tüm ciddiyetiyle hastaneye gelip, yapılan işlem sonrası ayıltmaya çalıştıklarında eller havada şarkı söylemeye çalışması. gözümün önünden gitmeyecek o görüntü. üstüne meslektaşına dönüp -oğlum bunun kafası çok güzel ondan geliyorlar bizim oraya..*
+dur abi, sus! *
bu manzara karşısında orada bulunan herkes kahkahaya boğuldu. neler olmuyor ki hayatta? o ciddi ifade'nin o hareketleri yapması anca narkoz etkisiyle olabilecek bir şey'dir heralde.
+dur abi, sus! *
bu manzara karşısında orada bulunan herkes kahkahaya boğuldu. neler olmuyor ki hayatta? o ciddi ifade'nin o hareketleri yapması anca narkoz etkisiyle olabilecek bir şey'dir heralde.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilginç alışkanlıkları
kitapları renklerine göre dizmek. daha estetik duruyor...
devamını gör...
yazarların küçükken allah sandıkları şeyler
gökyüzü. tamamı allah diye düşünüyordum.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
dünden beri aklımda olan, benden de eski, insanın içini kıpır kıpır yapan bir şarkı, benden tüm sözlüğe gelsin.
manfred mann
doo wah diddy diddy
manfred mann
doo wah diddy diddy
devamını gör...
bir kadının sözlük yazarı olma nedeni
paşa gönlümüz öyle istediği için denmesi gereken, ciddiye alınacak bir tarafı olmayan ''troll'' beyanı.
devamını gör...
eski sevgiliyi hatırlatan şarkıları dinleyememek
fikren bitse de duygusal olarak ilişkinin bitmediğini gösterir. kaldı ki biraz da yıkıklıktır ne bileyim. koca koca insanlarız unutamamak ne demek yani?
devamını gör...
en son mutlu hissedilen an
1. sınıf karne günüm. karneyi almışım hepsi 5, koşuyorum sonra birden düştüm çakıllı topraklı bir yolda ellerimin içi kanadı karneye bulaştı kan izleri. annemin beni kaldırırken sözleri " kesin nazar oldun sen. " demesi. ellerim acıyor ama mutluyum, hatırladığım sanırım son mutlu an.
devamını gör...


