muhabbet kuşu
cidden neyin kafasını yaşadıklarına anlam veremediğim hayvanlar. benim kuşum yıllar önce öldü. 9 sene yaşamıştı, bir 9 sene daha yaşardı ya neyse...
birincisi yeşil görünce kafayı yiyor bunlar. maydonozdu, maruldu, ıspanaktı falan görünce direkt içine dalıp kayboluyorlar. tamam çok seviyorsun anladık da niye içine giriyorsun o yeşil öbeğin?
yüksekten bir nesneyi aşağı atmaya bayılıyorlar. sapıkça bir zevk veriyor bu onlara. sabah uykumdan kaç kere masamdan aşağı atılan bilumum nesnenin korkunç gürültüsüyle uyandım bir ben bilirim.
inanılmaz bir konuşma ve taklit merakı var. mesela benimki tuhaf bir ses çıkardığımı duyduğunda hemen üstüme yapışır, gagasını dudaklarıma dayar ve öylece dinlerdi. ertesi gün de çıkardığım sesi tonlamasına kadar bire bir duyardım.
sapıklık derecesinde kapı zili taklit yetenekleri var. lan bir taklit bu kadar mı mükemmel olur? her defasında kapıya gidiyorum ama kimse yok!
inanılmaz kıskanç hayvanlar. herhangi bir şeyi sevdiğinizi gördüklerinde deliriyorlar ve ona saldırıyorlar.
ayrıca sinirli hayvanlar. artist artist bağırıp çağırırsanız aynı şekilde karşılık veriyorlar. komik bir görüntü aslında. lan 10 gramlık şeysin neyin artistliğini yapıyorsun?
pilav, yumurta hatta yamyamlık olacak ama tavuğun hastası bunlar. bir kere tadını alınca bir daha asla yemlere dönüp bakmazlar. anca çok aç kalırsa yerler. onunla birlikte kahvaltı bir farzdır artık.
banyo yapmaya bayılıyorlar. bardağa su mu doldurdunuz? anında içmeniz lazım. yoksa gelip içine giriyor. lavaboda yüzünüzü mü yıkayacaksınız? yo dostum önce o gelip banyosunu yapacak.
ayrıca kafese tıkmazsanız müthiş atletik uçucular olduklarını göreceksiniz. havada o manevraları nasıl yapabildiğini aklım almıyor gerçekten. muhabbet değil adeta atmaca. kafese kapatılan kuşlar ise zamanla uçmayı bile unutuyor bunu yapmayın. kafeste tutacaksanız zaten almayın.
ha unutmuşum. bunlar bazen uçmayı bırakıp evin içinde yürümeyi tercih edebiliyor. olum sen kuşsun uçarak gidebilirsin? yok illa yürüyecek. aman diyim üstüne basmayın. *
son olarak, unutmayın ki bir zamanlar bunlar dinazordu. ayağınızı denk alın yani.
birincisi yeşil görünce kafayı yiyor bunlar. maydonozdu, maruldu, ıspanaktı falan görünce direkt içine dalıp kayboluyorlar. tamam çok seviyorsun anladık da niye içine giriyorsun o yeşil öbeğin?
yüksekten bir nesneyi aşağı atmaya bayılıyorlar. sapıkça bir zevk veriyor bu onlara. sabah uykumdan kaç kere masamdan aşağı atılan bilumum nesnenin korkunç gürültüsüyle uyandım bir ben bilirim.
inanılmaz bir konuşma ve taklit merakı var. mesela benimki tuhaf bir ses çıkardığımı duyduğunda hemen üstüme yapışır, gagasını dudaklarıma dayar ve öylece dinlerdi. ertesi gün de çıkardığım sesi tonlamasına kadar bire bir duyardım.
sapıklık derecesinde kapı zili taklit yetenekleri var. lan bir taklit bu kadar mı mükemmel olur? her defasında kapıya gidiyorum ama kimse yok!
inanılmaz kıskanç hayvanlar. herhangi bir şeyi sevdiğinizi gördüklerinde deliriyorlar ve ona saldırıyorlar.
ayrıca sinirli hayvanlar. artist artist bağırıp çağırırsanız aynı şekilde karşılık veriyorlar. komik bir görüntü aslında. lan 10 gramlık şeysin neyin artistliğini yapıyorsun?
pilav, yumurta hatta yamyamlık olacak ama tavuğun hastası bunlar. bir kere tadını alınca bir daha asla yemlere dönüp bakmazlar. anca çok aç kalırsa yerler. onunla birlikte kahvaltı bir farzdır artık.
banyo yapmaya bayılıyorlar. bardağa su mu doldurdunuz? anında içmeniz lazım. yoksa gelip içine giriyor. lavaboda yüzünüzü mü yıkayacaksınız? yo dostum önce o gelip banyosunu yapacak.
ayrıca kafese tıkmazsanız müthiş atletik uçucular olduklarını göreceksiniz. havada o manevraları nasıl yapabildiğini aklım almıyor gerçekten. muhabbet değil adeta atmaca. kafese kapatılan kuşlar ise zamanla uçmayı bile unutuyor bunu yapmayın. kafeste tutacaksanız zaten almayın.
ha unutmuşum. bunlar bazen uçmayı bırakıp evin içinde yürümeyi tercih edebiliyor. olum sen kuşsun uçarak gidebilirsin? yok illa yürüyecek. aman diyim üstüne basmayın. *
son olarak, unutmayın ki bir zamanlar bunlar dinazordu. ayağınızı denk alın yani.
devamını gör...
geçmişten günümüze dek değişmeyen olgular
-kadına şiddet
-zam
-işsizlik
-zam
-işsizlik
devamını gör...
nickaltı başlıkları akışta gözükmesin kampanyası
öncelikle açtığım ilk kampanya başlığı olmakla birlikte (bkz: kampanya başlığı açan yazarlar uçurulsun kampanyası)
engelle engelle içim şişti. biri bir şey yazıyor ardından başkaları da yazıyor. nickaltları tartışma alanına dönüyor. düşmesin akışa, nickaltını görmek isteyen profilinden baksın. tanım yazmak isteyen kişinin profiline girsin, adını aratsın.
gündem sekmesine de kayıyor nickaltı başlıkları. dışarıdan sözlüğe okumaya giren insan utanır nickaltında dönen tartışmaları görünce.
engelle engelle içim şişti. biri bir şey yazıyor ardından başkaları da yazıyor. nickaltları tartışma alanına dönüyor. düşmesin akışa, nickaltını görmek isteyen profilinden baksın. tanım yazmak isteyen kişinin profiline girsin, adını aratsın.
gündem sekmesine de kayıyor nickaltı başlıkları. dışarıdan sözlüğe okumaya giren insan utanır nickaltında dönen tartışmaları görünce.
devamını gör...
sözlükte gözlemlenenler
bir sözlükte yazar olan insanlar, sözlük yazarlığını çok önemli bir şey gibi görmekteler. örneğin 3-4 tane madde yazalım;
1- sözlükte arkadaş edinemediği için üzülenler ve bir de bunun için başlık açanlar
2- deli gibi puan kasıp 3 k entryim var ehehe demek isteyenler.
3- sözlük yazarıyım e o halde elitim tarzı davrananlar...
.....
yazsak daha bir çok madde çıkar.
evladım sen pc başında en fazla 300 ₺ lik klavyenden naçizane görüş bildiriyorsun. eğlenelim fikir paylaşalım olayı bu. neden kendini lord zannediyorsun?
gerçekten sözlüklerdeki insanlar " ben önemli biriyim tamam mı herkes farkımda olsun !!! herkes bana dm atsın !!! " diye bağırıyor.
(bkz: so what)
1- sözlükte arkadaş edinemediği için üzülenler ve bir de bunun için başlık açanlar
2- deli gibi puan kasıp 3 k entryim var ehehe demek isteyenler.
3- sözlük yazarıyım e o halde elitim tarzı davrananlar...
.....
yazsak daha bir çok madde çıkar.
evladım sen pc başında en fazla 300 ₺ lik klavyenden naçizane görüş bildiriyorsun. eğlenelim fikir paylaşalım olayı bu. neden kendini lord zannediyorsun?
gerçekten sözlüklerdeki insanlar " ben önemli biriyim tamam mı herkes farkımda olsun !!! herkes bana dm atsın !!! " diye bağırıyor.
(bkz: so what)
devamını gör...
suyun dili olsa
bıktım sizin pisliğinizden diyecektir.
devamını gör...
mutluyken dinlenilenilen şarkılar
dolu kadehi ters tut-karanlık,yalan,aldattım
cadmium-be with you
ozbi-o bi karamel
cadmium-be with you
ozbi-o bi karamel
devamını gör...
ismini vermek istemeyen yazarların ismini vermek istememe sebepleri
aşmıştır hocam. farklı bi boyuta geçmiştir. siz benim ismimi online listesinde göremezsiniz,
beni stalklayamazsınız demekte ve büyük resmi her daim görmektedir.
hikmetinden sual olunmaz böylelerin. merak etmeyin yani böyle sebepleri.*
beni stalklayamazsınız demekte ve büyük resmi her daim görmektedir.
hikmetinden sual olunmaz böylelerin. merak etmeyin yani böyle sebepleri.*
devamını gör...
öz şefkat
self compassion.
hayatınızın bir noktasında kendi öz şefkat duygunuzu azaltan kişisel ilişkilere girerseniz ve seçim yapmak durumunda kalırsanız, kendi öz şefkatinizi seçiniz. insan, kendi öz duygusunu sağlayamadığı, kendini besleyemediği ilişkilerde eksilir ve dağılır.
hayatınızın bir noktasında kendi öz şefkat duygunuzu azaltan kişisel ilişkilere girerseniz ve seçim yapmak durumunda kalırsanız, kendi öz şefkatinizi seçiniz. insan, kendi öz duygusunu sağlayamadığı, kendini besleyemediği ilişkilerde eksilir ve dağılır.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
gece 22 sularında fırının önünde heyecanla pişmesini beklediğim efi badem kurabiyem,nasıl seviyorum onu anlatamam,böyle bir ısırık alıp hemen ardından bir yudum çay içiyorum ya mest oluyorum mest.
devamını gör...
memur terörü
hala devam eden ve muhtemelen kafka romanlarına dönecek kadar devam edecek olan önlenmesi pek mümkün görünmeyen terördür.
bu yazıyı yazan kişinin bir devlet memuru olduğunu aklınızda bulundurmanızı isterim. memuriyette insanların boğuşmak zorunda kaldığı bürokratik işlemler öyle hallere geldi ki delirmemek elde değil. bir de bunun üstüne yaptığı işi sevmeyen ve üstüne üstlük o işte hiçbir kabiliyeti de olmayan insanlar memur olunca iş tam bir çingene düğününe dönüyor.
iletişim becerisi düşük, kendine güveni eksik insanlar da bu güruha eklenince hizmet etmek için değil işi yokuşa koşmak, hükmetmek için bir yerler oturan insanlar ortaya çıkıyor ve bu yüzden de terör kaçınılmaz oluyor.
bazen ise çocukluğunu yaşayamamış insanlarla karşılaşıp terörün bambaşka bir halini deneyimlenebiliyor insan. yıllar önce çok uzak bir şehrin en büyük ilçesinde öğretmenlik yaparken başıma böyle bir olay geldi ve asla unutmam o an hissettiklerimi.
ptt’de sıra beklerken ve o sıra bir türlü ilerlemezken, muhtemelen yıllardır orda çalışmaktan olan memur ilk günkü heyecanla hiçbir şey beceremezken birden içeri iki adam girdi ve bizim beklemekte olduğumuz vezneye bir para sayma makinesi taktılar ve o andan itibaren memur bankosunun olduğu yer disney parka dönüştü.
biz işlemlerimiz yapılsın diye beklerken her yerden akın akın gelen memurlar ellerindeki paraları az çok demeden makinede saymaya başladı. işin tuhaf yanı parayı makineden tırrrıt diye geçiren kimse paranın tutarını önemsemiyordu. herkesin derdi makineyi bir kez olsun kullanmaktı. veznelerinde duran ve kendilerine ait olmayan paraları saydırmak onlarda bir dönüşüme neden oluyordu sanki.
bu işlem belki aylarca sürdü. sırada bekleyen bizler ara ara temiz hava almak için dışarı çıktık, lokantacılar ptt içine yemek servisleri yaptı, büyük dostluklar başladı sırada. ta ki makine önemini kaybedip kanıksanana kadar.
bir işi halletmek yerine bu işi ne kadar çok erteleyebilirse o kadar kar sayan memurlar olduğu sürece terör bitmez.
bu yazıyı yazan kişinin bir devlet memuru olduğunu aklınızda bulundurmanızı isterim. memuriyette insanların boğuşmak zorunda kaldığı bürokratik işlemler öyle hallere geldi ki delirmemek elde değil. bir de bunun üstüne yaptığı işi sevmeyen ve üstüne üstlük o işte hiçbir kabiliyeti de olmayan insanlar memur olunca iş tam bir çingene düğününe dönüyor.
iletişim becerisi düşük, kendine güveni eksik insanlar da bu güruha eklenince hizmet etmek için değil işi yokuşa koşmak, hükmetmek için bir yerler oturan insanlar ortaya çıkıyor ve bu yüzden de terör kaçınılmaz oluyor.
bazen ise çocukluğunu yaşayamamış insanlarla karşılaşıp terörün bambaşka bir halini deneyimlenebiliyor insan. yıllar önce çok uzak bir şehrin en büyük ilçesinde öğretmenlik yaparken başıma böyle bir olay geldi ve asla unutmam o an hissettiklerimi.
ptt’de sıra beklerken ve o sıra bir türlü ilerlemezken, muhtemelen yıllardır orda çalışmaktan olan memur ilk günkü heyecanla hiçbir şey beceremezken birden içeri iki adam girdi ve bizim beklemekte olduğumuz vezneye bir para sayma makinesi taktılar ve o andan itibaren memur bankosunun olduğu yer disney parka dönüştü.
biz işlemlerimiz yapılsın diye beklerken her yerden akın akın gelen memurlar ellerindeki paraları az çok demeden makinede saymaya başladı. işin tuhaf yanı parayı makineden tırrrıt diye geçiren kimse paranın tutarını önemsemiyordu. herkesin derdi makineyi bir kez olsun kullanmaktı. veznelerinde duran ve kendilerine ait olmayan paraları saydırmak onlarda bir dönüşüme neden oluyordu sanki.
bu işlem belki aylarca sürdü. sırada bekleyen bizler ara ara temiz hava almak için dışarı çıktık, lokantacılar ptt içine yemek servisleri yaptı, büyük dostluklar başladı sırada. ta ki makine önemini kaybedip kanıksanana kadar.
bir işi halletmek yerine bu işi ne kadar çok erteleyebilirse o kadar kar sayan memurlar olduğu sürece terör bitmez.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
yağayım mı ne yapayım arkadaşım dümdüz yağmur işte
devamını gör...
ölen kişinin ardında bıraktığı yürek burkan şeyler
annenin buzlukta bıraktığı yemekler
devamını gör...
güneş sisteminde sadece güneş ve dünyanın işe yaraması
çaktırmadan astronot arkadaşım olduğunu nasıl söylerim temalı başlık.
bir arkadaş uğruna ne güneş sistemleri hiç edildi ya rab!*
bir arkadaş uğruna ne güneş sistemleri hiç edildi ya rab!*
devamını gör...
direkt samimileşen insan
direkle samimi bir sarılma yaşamış insandır.
devamını gör...
özel mesajda küfreden yazar
az önce ettim içimin yağları eridi. arsızlıkta nirvana yapmışların hak ettiği muamele bundan aşağısı değil çünkü. yedi ceddine küfür için totosunu yırtanların küfür yiyince ağlamaları da eğlenceli oluyor.
devamını gör...
swh
sözlükçülerin "ulan hepiniz oradaydınız be!" deme şekli.
(bkz: smiley was here)
(bkz: smiley was here)
devamını gör...
un helvası
güzel yapılmamış bir un helvası yerken, “recep ivedik”in un helvası yerken verdiği tepki aklıma gelir.
devamını gör...
kabuğunu soyacağımız meyvenin yıkanmasının sebebi
kabuğundaki mikroplar içine atlamasın diye.
devamını gör...
#ülkemdemülteciistemiyorum
empati kurun diyen değerli yazarlarımıza, öncelikle kendi ülkelerindeki vatandaşlarla "empati" kurmalarını tavsiye etmek istediğim başlık.
yüzlerce defa söyledim ve dilimde tüy bitti ama yine söylüyorum: bu ülkenin yeterince katili, sapığı, hırsızı varken bir de ithal ediyoruz yetmiyormuş gibi. o yüzden işe sokakta tek başına yürümek istediği zaman bile 4656565 kere düşünmek zorunda kalan kadınlarla empati kurarak başlayabilirsiniz mesela... sonra, 3000 liralık işte 500 liraya çalışan sığınmacılar ve kendine köle aradığı için bu ülkenin milyonlarca vatandaşı dururken sığınmacılara iş verenler yüzünden işsiz kalan vatandaşlarla, gençlerle empati kurun mesela... ya da bir eve 50 kişi doluşan sığınmacılar yüzünden fırlayan ev kiraları nedeniyle ne yapacağını şaşıran milyonlarca kiracı ile empati kurabilirsiniz mesela... mesela yani... mesela diyorum çünkü bu tatlı su hümanistlerinde empati kurma yeteneği olsa burunlarının dibindeki saçmalığı göremeyecek kadar kör olmazlardı zaten. kaldı ki daha bu, söz konusu güruhun içindeki şeriat meraklısı ve terörist popülasyonundan bahsetmedim bile. hayır, üç alırsın beş alırsın ama milyonlarca sığınmacıyı öylece alıyorsan amacın ülkedeki çoban açığını kapatmak falan değildir orası kesin.
bir de, ulan hadi bu ülkenin halkı umrunuzda değil bari gidip ülkelerinden buraya gelen o kadın sığınmacıların başına neler geldiğini araştırın hiç değilse. fuhuş sektörü için "kaynak" olarak görülüyor bu kadınlar bildiğiniz. işin içinde bizzat kendi ailelerindeki erkekler de var ayrıca. üstelik sayıca milyonlarca ve kayıtsız oldukları için başlarına gelenleri engelleyebilmeyi bırakın duymuyoruz bile. anca lütfedip ilgili stk raporlarını okursanız falan ama meslek elemanları bile okumaya tenezzül etmiyor o raporları (içeriden bildiriyorum).
bakın, bu ülkenin halkı patlama noktasına gelmiş durumda artık. zaten iç sorunlar canına yetiyor insanların. otobüs durağında saat soran insanlar bile hiçbir soru sormamama veya konuşma girişiminde bulunmamama rağmen oturup iki saat boyunca ülkedeki durumun ne kadar kötü olduğundan, yönetimin bir an önce değişmesi gerektiğinden bahsediyor içini dökercesine... boğazlarına kadar gelmiş insanların artık; dolmuşlar. her bindiğim belediye otobüsünde aynı memleket muhabbeti var alüminyum. ve güvenlikli sitelerinde oturan tuzu kuru birkaç burjuva hümanistinin dışında ülkenin çoğunluğu ne kadar büyük bir risk altında olduğumuzun farkında.
salağa anlatır gibi anlatmak gerekirse, ülke herkes için bir cehenneme dönmek üzere. buna ramak kaldı. bilmem anlatabiliyor muyum? (gerekli açıklamalar bile yapıldı aslına bakarsanız. anlayana tabii. hani taliban'la yakın bir islamiyet anlayışımız olduğu falan... ülke afganistan'a dönmek üzere. daha ne kadar açık anlatılabilir bilmiyorum.)
(bkz: tehlikenin farkında mısınız?)
yüzlerce defa söyledim ve dilimde tüy bitti ama yine söylüyorum: bu ülkenin yeterince katili, sapığı, hırsızı varken bir de ithal ediyoruz yetmiyormuş gibi. o yüzden işe sokakta tek başına yürümek istediği zaman bile 4656565 kere düşünmek zorunda kalan kadınlarla empati kurarak başlayabilirsiniz mesela... sonra, 3000 liralık işte 500 liraya çalışan sığınmacılar ve kendine köle aradığı için bu ülkenin milyonlarca vatandaşı dururken sığınmacılara iş verenler yüzünden işsiz kalan vatandaşlarla, gençlerle empati kurun mesela... ya da bir eve 50 kişi doluşan sığınmacılar yüzünden fırlayan ev kiraları nedeniyle ne yapacağını şaşıran milyonlarca kiracı ile empati kurabilirsiniz mesela... mesela yani... mesela diyorum çünkü bu tatlı su hümanistlerinde empati kurma yeteneği olsa burunlarının dibindeki saçmalığı göremeyecek kadar kör olmazlardı zaten. kaldı ki daha bu, söz konusu güruhun içindeki şeriat meraklısı ve terörist popülasyonundan bahsetmedim bile. hayır, üç alırsın beş alırsın ama milyonlarca sığınmacıyı öylece alıyorsan amacın ülkedeki çoban açığını kapatmak falan değildir orası kesin.
bir de, ulan hadi bu ülkenin halkı umrunuzda değil bari gidip ülkelerinden buraya gelen o kadın sığınmacıların başına neler geldiğini araştırın hiç değilse. fuhuş sektörü için "kaynak" olarak görülüyor bu kadınlar bildiğiniz. işin içinde bizzat kendi ailelerindeki erkekler de var ayrıca. üstelik sayıca milyonlarca ve kayıtsız oldukları için başlarına gelenleri engelleyebilmeyi bırakın duymuyoruz bile. anca lütfedip ilgili stk raporlarını okursanız falan ama meslek elemanları bile okumaya tenezzül etmiyor o raporları (içeriden bildiriyorum).
bakın, bu ülkenin halkı patlama noktasına gelmiş durumda artık. zaten iç sorunlar canına yetiyor insanların. otobüs durağında saat soran insanlar bile hiçbir soru sormamama veya konuşma girişiminde bulunmamama rağmen oturup iki saat boyunca ülkedeki durumun ne kadar kötü olduğundan, yönetimin bir an önce değişmesi gerektiğinden bahsediyor içini dökercesine... boğazlarına kadar gelmiş insanların artık; dolmuşlar. her bindiğim belediye otobüsünde aynı memleket muhabbeti var alüminyum. ve güvenlikli sitelerinde oturan tuzu kuru birkaç burjuva hümanistinin dışında ülkenin çoğunluğu ne kadar büyük bir risk altında olduğumuzun farkında.
salağa anlatır gibi anlatmak gerekirse, ülke herkes için bir cehenneme dönmek üzere. buna ramak kaldı. bilmem anlatabiliyor muyum? (gerekli açıklamalar bile yapıldı aslına bakarsanız. anlayana tabii. hani taliban'la yakın bir islamiyet anlayışımız olduğu falan... ülke afganistan'a dönmek üzere. daha ne kadar açık anlatılabilir bilmiyorum.)
(bkz: tehlikenin farkında mısınız?)
devamını gör...
