eskiden diğer dünya ülkeleriyle ülkemizi mukayese ederken "olsun bizim de ülkemiz çok güzel, doğal güzellikleri açısından bir cennet gibi" diyordum ama saldım artık. çünkü dünyanın her ülkesinde var böyle güzellikler.

-biz bu memlekete bir günde küsmedik.
devamını gör...

ansızın saçlarımı kestirmeliyim diye çıkılan yolda bir daha asla uzatamama sorunsalı.
devamını gör...

bir hışımla gelip aklına gelen herşeyi yazmadan önce biraz ortama bakıp sakinleştikten sonra seviyeyi düşürmeden yazmaya başlamanız gereken sözlük.

(bkz: nabza göre şerbet vermek)
devamını gör...

canım,"dedim. "efendim," dedi.

"bak, çiçekler biz yokken solmuş," diye cevap verdim.

"yok, onlar biz gitmeden önce başlamıştı," demesiyle küçük yeşil saksı elimden hızla kayıp yere düştü. ikimiz de önce yere dağılmış kırık saksı parçalarının ortasında boylu boyunca uzanan boynundan kırılmış lübnan sümbülüne, sonra da birbirimizin yüzüne baktık.

"ah canım," dedim.

"onu söylemiştin, "dedi.

yüzündeki acı gülümseme hep var mıydı, yoksa o an radyodan gelen vurgusu yerinde bir şarkının sõzleri mi ya da akşam güneşinin yüzüne değdiği her noktayı eğip büken gölgeler bana oyun mu oynuyordu bilemezdim. sanki, her birinin görüntüsü önce parladı ardından ufacık bir pervanenin dansından düşüp söndü. zihnimde en gereksiz düşüncelerin arasında belki de en üzerinde düşünülmesi gerekenler arasında
sıradan bir hareketle kayboldu.

"unutmanın kolay bir yolu tedavi için sıcağa başvurmak olabilir," dedim.

şaşkınlıkla yüzüme baktı, sümbülün rengi o an ellerine yerleşti sandım. halbuki elindeki masayı kuruladığı toz bezini bana doğru uzatıp yerdeki kırık parçaları toplamaya girişmişti bile.

"üzülme," dedi ve "sıcak hakkında da düşünme. ben bir kaplıca ayarlayacağım, bir haftasonu gider kemiklerimiz ve unutacaklarımız hakkında yazarız olur biter. çay içelim ama kelimeler içerken işe yaramıyor da. "

"sümbül," dedim, "onu evimize getirmiştin."

"kırılmış," dedi, "unutmuştum."


telefon çaldı.


"yo, evde yalnızım, kimse yok," dedim karşıdakine. sümbülün yeri boştu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tennessee williams'ın oyunundan uyarlanmış oscar ödüllü elia kazan filmi.

film, mal varlığını kaybeden blanche'in senelerdir görmediği kız kardeşinin yanına gelmesi ve burada gelişen olayları konu ediniyor. blanche ve kardeşinin arasında ne derece yoğun bir sevgi var tartışılır. birbirlerini küçüklükten itibaren neredeyse hiç görmemişler. kardeşi blanche'in geçmişinden bihaber, o da kardeşinin hamile olduğunu bile bilmeyecek kadar uzak ona. kardeşinin kocası stanley vahşi* ve aslında zekidir de. blanche artık eski güzelliğini giderek kaybettiğini bilir ve bunun kaygısını yaşar. gidecek başka bir yeri olmadığı için bu ketum adamla aynı evde yaşamak için bile çaba gösterir. kaygıları o derece büyüktür ki, gerçek yaşını herkesten gizler mesela, gündüzleri dışarı çıkmaktan kaçınır kırışıklarının belli olmaması için. sağlam bir geleceği olmasının tek koşulu gibi gözüken mitch ile sevgili olur. aynı zamanda stanley'in arkadaşıdır da bu adam. işler bu yüzden tam olarak istediği gibi de gitmez.

film bu olaylar göze alındığında feminist bir bakışla da incelenebilir bence. kadın egemenliği, erkek-kadın ilişkileri ve sosyal yaşamdaki farklılıklar, toplumdaki yeri (blanche de stanley de alkole düşkündür mesela ama stanley bunu açık açık belli ederken, blanche gizleme ihtiyacı hisseder) sorgulanıp tartışılabilir.

ayrıca marlon brando nedir bu filmde böyle ya. yarı tanrı..

"i don't want realism. i want magic" repliği ile alnıma yapıştırmak istediğim cümleler listesine girmiştir.
devamını gör...

intikam başlıkları serisinin devamıdır. empati kuramayanlar yüzünden kadınların her şeyine karışan kitleler yüzünden ortaya çıkan başlıklardan yine bir tanesidir
devamını gör...

yunan mitolojisi'nde karşılığı athena'dır
devamını gör...

(bkz: bana silivri yolları)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

'her zaman benden tutsak birisi vardır,' tümcesi o sıralar olanaklı tek umudu özetliyordu.

herşey etkili çözüm uğruna feda ediliyordu.

albert camus - veba
devamını gör...

tam gelip "yaa ben onu seviyordum niye böyle oldu ki şimdi?!?!" diyecektim ki başlığı kendisi açmış, yoksa var yaaaa...
t: destek atılmaması gereken istek. oturun oturduğunuz yerde!
devamını gör...

verilmesi gereken acil ve mühim bir haber yoksa çaldırmaya asla devam edemiyorum. işgüzarlık ediyor, karşıdakine eziyet ediyormuşum gibi bir hissiyata kapılıyorum.
devamını gör...

armance kitabı da güzeldir. nitekim ilk kitabıdır ünlü yazarın.
devamını gör...

evlenmişsen zaten yanmissin arkadaşım..
dünya alem bir olsa..
seni bu durumdan kurtaramayiz..
yine de dileğimiz tam olsun..
yaşamın bahtiyar olsun..
devamını gör...

bakalım güzel ülkemin sevgili sözlük yazarlarının demografik dağılımları nasıl. çoğunluk izmir çıkacak ama olsun.
kocaeli
devamını gör...

bu istek her geldiğinde içimde ki sese kulak veriyorum. pişman oluyor muyum? elhamdülillah oluyorum. ama tanrı şahidim olsun iflah olmaz bir serseriyim.
devamını gör...

meydan meyhanesi manasına gelir. onu bu kadar meşhur eden 1959 yılında tıp öğrencisi onur isimli bir gencin karşılıksız aşka düşüp izmir'in meyhaneler meydanı olan agora semtinde yazdığı mektup olmuştur.

devamını gör...

beynin her iki hemisferini * birbirine bağlayan anatomik bölgedir. hemisferler arasında bir duble yol, bir ara bulucu gibi görev yapar. oldukça fazla nöral liflere sahiptir.
devamını gör...

hiçbir şeydir. normal hayat devam ediyordur ve ekstra bir şeye gerek yoktur dediğim isteklerdir. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim