tam da şu an yazarların hissettiği şey
hislerimizle haşir neşir olacak canım başlık.
kafam olmuş bidünya. (evet canım böyle yazmak istedi.)
hiçbir şey hissetmiyorum şuan. ilginç bir şekilde hissizim. bir iki gündür yoğun gerginlik vardı. sanırım çok uzun süre devam etti ve şuan mala bağladım. uykum da gelmiş olabilir emin değilim.
karnım acıktı ama konuyla hiç alakası yok değil mi? zaten bugün girdiğim bir çok tanımın başlıkla alakası yok. bunu da idare edi verin. öptüm bebiklerim.
kafam olmuş bidünya. (evet canım böyle yazmak istedi.)
hiçbir şey hissetmiyorum şuan. ilginç bir şekilde hissizim. bir iki gündür yoğun gerginlik vardı. sanırım çok uzun süre devam etti ve şuan mala bağladım. uykum da gelmiş olabilir emin değilim.
karnım acıktı ama konuyla hiç alakası yok değil mi? zaten bugün girdiğim bir çok tanımın başlıkla alakası yok. bunu da idare edi verin. öptüm bebiklerim.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
kaygı bozukluğu teşhisim konulduğu için çok çok mutluyum. önceden kafayı yedim herhalde diyordum şimdi hiç değilse adı kondu ne olduğu belli oldu yani *
devamını gör...
ölümün en iyi tanımı
*sonun ve başlangıcın ortak kesişim noktasıdır.
*ruhun özgürleşmesidir.
*ruhun özgürleşmesidir.
devamını gör...
psikiyatriden istenecek ilaç önerisi
arkadaşım nasıl bir zihniyet bu tekele giden ergen gibi votka mı alıyorsun? dediğim öneri. ne teşhis koyarsa o ilacı içersin ki mallığın ilacı bulunmadı daha yoksa ülke bu halde olur muydu?
devamını gör...
tıraş
umut_yazar isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
sözlükte ''sakal, bıyık gibi kıl topluluklarını dibinden kesmek, kazımak eylemi'' anlamına gelen sözcüktür.
sık sık ''traş'' şeklinde yanlış yazılır.
sözlükte ''sakal, bıyık gibi kıl topluluklarını dibinden kesmek, kazımak eylemi'' anlamına gelen sözcüktür.
sık sık ''traş'' şeklinde yanlış yazılır.
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
"insanı yaratmak mı tanrının büyük hatasıydı;
tanrıyı yaratmak mı insanın büyük hatasıydı ?"
~friedrich nietzsche
tanrıyı yaratmak mı insanın büyük hatasıydı ?"
~friedrich nietzsche
devamını gör...
bir erkeğin en savunmasız olduğu an
arabayla giderken yolda kaybolduğunu anlayıp müziğin sesini kıstığı an.
devamını gör...
smelly cat
friends dizisinde phoebe karakterinin yazdığı ve seslendirdiği ilginç şarkının ismidir. dinlemeye başladıktan sonra nakarat kısmı sürekli ağza takılıyor.
bu kendisine klip çekilen hali
bu da taylor swift ile birlikte söyledikleri
bu kendisine klip çekilen hali
bu da taylor swift ile birlikte söyledikleri
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller
tatlıcı komşum künefe yolladı. çay kattım yanına. ağzım kulaklarımda tarifsiz mutluyum.
edit: fuzzy lee radyo programının sonunda elma kokan salon kitabımdan memleket, anlata anlata artırdığın trabzon şiirimi okudu.
mutluluğum tavan yaptı.
edit: fuzzy lee radyo programının sonunda elma kokan salon kitabımdan memleket, anlata anlata artırdığın trabzon şiirimi okudu.
mutluluğum tavan yaptı.
devamını gör...
sözlük güncellemeleri
yazarlar, artık satın almış oldukları(birden fazla) rozetlerini profil sayfalarında sergileyebilmekteler.
devamını gör...
heidi
heidi neden ayakkabısızdır?
batının geçmişinde her zaman vicdanları yaralayan olaylar vardır. bu memleketlerden biri isviçredir. kara lekelerinden en önemlisi (bkz: verdingkinder) ' denilen olaydır.
johanna spyri çocuk edebiyatında kuşkusuz bu eserle birlikte önemli bir yerdedir. tüm dünyaca bilinen 1880 yılında yazılmış heidi isimli kitap verdingkinder anlatısıdır. hikayede zengin ve engelli kıza arkadaş olan heidi, dedesinin yanından zorla alınır, özlem çeker..
evine döneceği umuduyla ekmek biriktirir. yeni hayatına adapte olamamakta ve bununla beraber çıplak ayaklarıyla gezmektedir.
çizgi filmin son dönemlerinde ise bu 'ayakkabısızlık' bir utanç olarak görülmeye başlanmış ve heidi ayakkabılı çizilmiştir.
batı her zaman trajediden faydalanmıştır.
bu tip hikayelerdeki kahramanlar gerçektir. pocahontas #508038 yada sarah baatman #506628 gibi onların etinden, kadınlığından çocukluğundan, umutlarından hatta ölümlerinden bile para kazanmıştır. ölümlerinden sonra film ve dizi sektörleriyle onları kahramana dönüştürerek halen para kazanmaya devam etmektedir.
batının geçmişinde her zaman vicdanları yaralayan olaylar vardır. bu memleketlerden biri isviçredir. kara lekelerinden en önemlisi (bkz: verdingkinder) ' denilen olaydır.
johanna spyri çocuk edebiyatında kuşkusuz bu eserle birlikte önemli bir yerdedir. tüm dünyaca bilinen 1880 yılında yazılmış heidi isimli kitap verdingkinder anlatısıdır. hikayede zengin ve engelli kıza arkadaş olan heidi, dedesinin yanından zorla alınır, özlem çeker..
evine döneceği umuduyla ekmek biriktirir. yeni hayatına adapte olamamakta ve bununla beraber çıplak ayaklarıyla gezmektedir.
çizgi filmin son dönemlerinde ise bu 'ayakkabısızlık' bir utanç olarak görülmeye başlanmış ve heidi ayakkabılı çizilmiştir.
batı her zaman trajediden faydalanmıştır.
bu tip hikayelerdeki kahramanlar gerçektir. pocahontas #508038 yada sarah baatman #506628 gibi onların etinden, kadınlığından çocukluğundan, umutlarından hatta ölümlerinden bile para kazanmıştır. ölümlerinden sonra film ve dizi sektörleriyle onları kahramana dönüştürerek halen para kazanmaya devam etmektedir.
devamını gör...
kasımpaşa sk
sahibi aynı zamanda ciner holding ve habertürk'ün sahibi olan turgay ciner olan spor kulübü. türkiyede borcu olmayan ve çok doğru yönetilen üç kulüpten biridir. diğer iki ise başakşehir ve göztepe. yaptığı yatırımın karşılığını daima almıştır. diagne 13 milyon, trezeguet 10 milyona satılmıştır. keşke ligimizde saçma sapan dernekle yönetilen kulüpler yerine böyle sahibi oln kulüpler olsa.
devamını gör...
hafızada yer kaplayan gereksiz bilgiler
evet ne olursa olsun unutamadığımız ve en konsantre olmamız gereken zamanlarda karşımıza çıkan bilgiler. ben henüz 10 yaşlarındayken her sene akrabalarımız yurtdışından yazları izne gelirdi. bir süre sonra kendi aralarında bazı ufak tefek anlaşmazlıklar kavgalar olurdu. her seferinde bu kavgaları bitirmek ve dikkatleri üzerine çekmek için ananem bayılma numarası yapar kendisini bir şekilde hastaneye attırırdı. bu gereksiz ve boş bilgiyi nedense bir türlü unutamıyorum.
devamını gör...
domestic hıyar
sevgili domestic bir nickaltı sözüm vardı size. böylesi yakışık alır mı bilemedim. ama dönerseniz editlemek üzere şuraya bir tanım bırakıyorum.
ölenin ardından bile hoca "nasıl bilirdiniz?" dediği vakit aksini düşünenin sessiz kaldığı bir kültürün içinde yetişmiş bir toplumun çocukları, ne ara bu kadar acımasız oldu merak ediyorum.
her gidenin ardından bir linç kültürü. *
üstelik tanıyıp-tanımama endişesi bile gütmeden!..
ölenin ardından bile hoca "nasıl bilirdiniz?" dediği vakit aksini düşünenin sessiz kaldığı bir kültürün içinde yetişmiş bir toplumun çocukları, ne ara bu kadar acımasız oldu merak ediyorum.
her gidenin ardından bir linç kültürü. *
üstelik tanıyıp-tanımama endişesi bile gütmeden!..
devamını gör...
akrilik
protetik diş tedavisi'nde sıkça tercih edilen materyal. ölçü alımından tutun, türü fark etmeksizin diş protezine kadar her yerde kullanılır.
devamını gör...
sekizinci kurban
andreas franz’ın yazdığı, orjinal adı das achte opfer olan bu eser ‘99 yılında çıkmış bir krimi romanıdır. andreas franzı tanımlarken bakış açımı köklü değişime uğratan bir şaheseri var demiştim. işte o eser bu anlatacağım kitaptır.
kitabın arkasından tercüme ediyorum:
tanınmayan bir şahıs frankfurt cinayet masasına incil’den absürt karanlık, belirsiz alıntılar gönderir. ilk akla gelen eşşek şakası yapıldığıdır. fakat aynı zamanda mide bulandıran bir cinayet işlendiğinde baş komiser julia durant arada bir bağlantının olmasından şüphelenir. cinayetlerin ardı arkası kesilmez ve her seferinde aynı imzayı taşır: kurbanların hepsi çıplak ve alınlarında kanla yazılmış 666 sayısı vardır. soruşturma sırasında polis organize suç, yolsuzluk ve gücün kötüye kullanılması bataklığında boğulur.
kitabı beğendiysen yum gözünü! spoi ama değil gibi de:
kitabın isminden de anlayacağın üzere tam olarak sekiz cinayet işlenir. haber verircesine cinayet işlenmeden önce mezara konulan çiçeklerden bir buket baş komiserin masasına gönderilir. tabi ki de notlarla. alıntısız olur mu hiç? o da var.
her seferinde aynı motif:
ölen kişinin boğazı kesilmiş, oradan akan kan ile alnına 666 yazılmış, genitalleri kesilip, göz hizasına denk gelecek şekilde kafasının yanına koyulmuş. yanında da ne var bil? incilden alıntı. hem de dün baş komisere giden çiçeğin içinde ki notun aynısı. wow dimi? yeap.
ilk kurban banka müdürü doktor matthäus
ikinci kurban emlakçı neuhaus
üçüncü kurban çocuk psikoloğu doktor winzlow
dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci kurbanlar ise tanınmış, bilinmiş, saygıdeğer insanlardan oluşuyor.
peki ya sekizinci kurban? işte onu söylersem büyüsü bozulur dostum. al oku yani, mis gibim roman.
kitapların, kadere inancımı körüklediğini düşünüyorum. misal bu kitap yazıldığında ben daha bebekliğimi yeni tamamlamış, çocuk olmuştum artık. asırlar sonrası* kitapçıda dolanırken yıllar önce yazılmış kitabı buldum. şansım varmış o gün ki bulmuşum bu muazzam romanı. bakış açısı nedir? nasıl değişir? detayları ile oturdum üzerine günlerce düşündüm. yetmedi okuduktan yıllar sonra geldim buraya tanımını yazdım. yetmezse daha da düşünürüm yıllar sonra napılabilir diye.
çok güzel bir kitap fakat yeniden açıp okumam. huyum değildir. yeni kitap keşfetmek, aynı kitabı tekrar okumaktan öndedir.
ihtiyacın olan kitabı bulup ruhuna dokundurabilmen dileği ile, cya.
kitabın arkasından tercüme ediyorum:
tanınmayan bir şahıs frankfurt cinayet masasına incil’den absürt karanlık, belirsiz alıntılar gönderir. ilk akla gelen eşşek şakası yapıldığıdır. fakat aynı zamanda mide bulandıran bir cinayet işlendiğinde baş komiser julia durant arada bir bağlantının olmasından şüphelenir. cinayetlerin ardı arkası kesilmez ve her seferinde aynı imzayı taşır: kurbanların hepsi çıplak ve alınlarında kanla yazılmış 666 sayısı vardır. soruşturma sırasında polis organize suç, yolsuzluk ve gücün kötüye kullanılması bataklığında boğulur.
kitabı beğendiysen yum gözünü! spoi ama değil gibi de:
kitabın isminden de anlayacağın üzere tam olarak sekiz cinayet işlenir. haber verircesine cinayet işlenmeden önce mezara konulan çiçeklerden bir buket baş komiserin masasına gönderilir. tabi ki de notlarla. alıntısız olur mu hiç? o da var.
her seferinde aynı motif:
ölen kişinin boğazı kesilmiş, oradan akan kan ile alnına 666 yazılmış, genitalleri kesilip, göz hizasına denk gelecek şekilde kafasının yanına koyulmuş. yanında da ne var bil? incilden alıntı. hem de dün baş komisere giden çiçeğin içinde ki notun aynısı. wow dimi? yeap.
ilk kurban banka müdürü doktor matthäus
ikinci kurban emlakçı neuhaus
üçüncü kurban çocuk psikoloğu doktor winzlow
dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci kurbanlar ise tanınmış, bilinmiş, saygıdeğer insanlardan oluşuyor.
peki ya sekizinci kurban? işte onu söylersem büyüsü bozulur dostum. al oku yani, mis gibim roman.
kitapların, kadere inancımı körüklediğini düşünüyorum. misal bu kitap yazıldığında ben daha bebekliğimi yeni tamamlamış, çocuk olmuştum artık. asırlar sonrası* kitapçıda dolanırken yıllar önce yazılmış kitabı buldum. şansım varmış o gün ki bulmuşum bu muazzam romanı. bakış açısı nedir? nasıl değişir? detayları ile oturdum üzerine günlerce düşündüm. yetmedi okuduktan yıllar sonra geldim buraya tanımını yazdım. yetmezse daha da düşünürüm yıllar sonra napılabilir diye.
çok güzel bir kitap fakat yeniden açıp okumam. huyum değildir. yeni kitap keşfetmek, aynı kitabı tekrar okumaktan öndedir.
ihtiyacın olan kitabı bulup ruhuna dokundurabilmen dileği ile, cya.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
evli çiftlerin osurması
doğallıktan ise normal, kasten ise nahoştur. uyurken salar felan tamam ama gözüne baka baka bombardıman yapması hoş değildir. ha eğlenenler varsa da saygılar.
devamını gör...


