hayatımda duyduğum en saçma ilk on tespit arasına girer. hindistan'da milyonlarca insanın açlıktan ölmesine sebep olmuş ülke hala kendine gelememiştir.
devamını gör...

bizimkiler kayısı ve ayvadan yemek yapıyorlar. doğranmış ayvaları patates sandım ilk başta, meyveden yemek işi bana ters geliyor.
devamını gör...

insan hayatı boyunca bir kişiyi sever
önceki ve sonrakiler
ya arayış ya kaçış ya da aldanıştır
devamını gör...

t: kitaba metaforik davranmamak, romantik bir nesne olarak görmemek.

altını, üstünü, sağını, solunu her yerini çizerim. "ulan be, cümleye bak" dediklerimin hem altını çizerim hem yanına şekilli şukullu işaretler yaparım. kitabı katlayarak okuyan tip de benim bu arada. affım yoktur.
başlarda ben de masumdum. iki büklüm ederdim kitabı öyle okurdum, aradan aradan. yanlışlıkla bir çizik attım mı kafayı yerdim. sonra bir gün üç saniye falan düşündüm ve bunun mantıksız olduğuna karar verdim.
altını çizmek hatıradır, kitabın içinde anı biriktirmek gibi. dönüp baktığında bazen "ben niye burayı çizdim ki?" dersin bazen de niye çizdiğini hatırlarsın. ayrıca kitabın içinde kısayol oluşturmak için de gerekli diye düşünüyorum. elli saat bir yere yazacağıma ilgili yeri çiziyorum işte.
eğer kitaplarla sürekli haşır neşir biriyseniz, özellikle akademik olanlarla, kötü haberim var: bir gün o cümlelerin altları çizilecek.
haa, kitabın sayfalarını kıvırma olayı var bir de, o hakikaten çok çirkin duruyor.
devamını gör...

ooo bir ana.
oo bir neşe kaynağı.
o onu nasıl anlatayım bilemedim.*
ortak özelliğimiz var kendisiyle her ne kadar besleyici olsakta ekşiyiz biz. ee hep tatlı olacak değiliz. salata'dan bir kaşık da ben almaya geldim. yavaş yavaş yazdıklarını tatmaya geldim.
devamını gör...

birine ilgi duyuyorsan başkalarıyla görüşmezsin.
devamını gör...

kendini baskalariyla paylaşma hissi..
devamını gör...

şöyle 3 tane şahanesine sahip * olduğum güzellikler.

jiro bey
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

jan hanım
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

karaburun bey
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tanrı
bin birinci gece şairi yarattı,
bin ikinci gece cemal'i,
bin üçüncü gece şiir okudu tanrı,
başa döndü sonra,
kadın'ı yeniden yarattı. (bkz: cemal süreya)

kadın ve şiir denince akla kırk yama gelir. şiir gibi kadın. sesi, sözü, özü. tüm mükemmel sıfatlar bir bünyede toplanmış, şaşılası. ne yazsam yetersiz. gözlerine kurban olduğum, ciğerimin köşesi, gurbet kuşu ahahagagssvs. sözlük seninle güzel, radyo da öyle tabi. hep ol. canım keke. kalp kalp kalp.
devamını gör...

büyük iddia. dünkü gomercan-yoldaş radyo yayınında galeyana mı gelindi noldu bilmiyorum. bu laf edildi. tarihe not düşüldü. ses kayıtları alındı. çığlıklar atıldı, ortalık toz duman.. sısısıs

benim gibi bir iki kişi olsa kafadan bir fıçı bira sebil olacak. kredi kartı çarkıfelek olur haberi yok adamın..

ahh yoldaş. demeyecektin böyle bişi.

bittin müdür.
devamını gör...

ilginç bir değerlendirme olmuş. belki de beklenen değerlendirme bi bakıma. malumunuz alman araba firması volkswagen manisa'daki yatırımını geri çekmiş ve bunu yaparken de ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi havayı öne sürmüştü perde arkasında. sayın bakan'da biz değil onlar kaybeder demiş.

kaybettin bizi fosfogın

edit: kaynak soran arkadaşlar olmuş haklı olarak aha da size kaynak
devamını gör...

kelimelik turnuvası a grubu tüm oyuncularına teşekkür ediyorum. toplam 16 oyun. 11 galibiyet 5 yenilği 38 puan

ozgur1ey 290 - lakleklik 289 (3p)
ozgur1ey 310 - lakleklik 240 (3p)

ozgur1ey 312 - dhıyar 275 (3p)
ozgur1ey 58 - dhıyar 27 (3p)

ozgur1ey 268 - mrwhoareyou 371 (1p)
ozgur1ey 334 - mewhoareyou 376 (1p)

ozgur1ey 299 - yıldırım-16 316 (1p)
ozgur1ey 354 - yıldırım-16 314 (3p)

ozgur1ey 305 - koronasız 325 (1p)
ozgur1ey 360 - koronaız 256 (3p)

ozgur1ey 150 - neogenesis 49 (3p)
ozgur1ey 0 - neogenesis 0 (3p)

ozgur1ey 336 - bensenoha 352 (1p)
ozgur1ey 331 - bensenoha 318 (3p)

ozgur1ey 329 - sir came a lot 282 (3p)
ozgur1ey 300 - sir came a lot 188 (3p)

edit: finale kimler çıkar henüz belli değilken, organizeyi yapan arkadaşlara bir öneri. final maçı kesinlikle 2 dk. oyun olmalı. önceden saati belirlenebilir. sebebi ise, neeeyseeeee!
devamını gör...

çay kaşığıyla yapılan kurtarma operasyonu vasıtasıyla alınıp itinayla gömülmektedir.*

bir de çiçeği burnunda bir yazarımızmış kendisi. hoşgeldiniz diyoruz kendisine efem.

adettendir:*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: çok fena olaylar döndüğü düşünülen yerler)

aslında hiç tahmin ettiğimiz şeyler yok sanırım. daha önce bu gruplardan birine dahil olmuş biri olarak söylüyorum; sözlükteki geyiğin üçte biri dönmüyor orada. mesela şöyle;

- şu yazarı uçurun.
- ok.

ya da şöyle;
+ bunun hakkında bir bilginiz var mı?
- yok
- öğreniriz
+ ok

başka bir şey olmadığına yemin edebilirim. *
devamını gör...

rektal tuşe versiyonu da vardır.dokunarak temasla meydana gelen algıdır.
devamını gör...

2002 ve sonrası doğumlu yazarları tetikleyecek başlıktır. ama bir yandan ne mana hocam dedirtmiştir.
devamını gör...

manisa celal bayar üniversitesi hafsa sultan hastanesi'nin başhekimi olan hocamızdır.
devamını gör...

tanımların sahiplerini cnn-türk kanalına davet eder bu hükümet. bakınız türkiy televizyonlarında bilgiden yoksun, uç fikirli adamlar iş yapıyor. sizi keşfetmelerini beklemeyin, sizler başvurun!*
devamını gör...

bir nâzım hikmet şiiri*

yıl 1938. türk yazınının büyük ustalarından nâzım hikmet “orduyu isyana teşvik” suçuyla tutuklanmış ve 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. istanbul, ankara ve çankırı tutukevlerinde geçirilen yaklaşık 2 yılın ardından hayatının tam 10 yılını geçireceği bursa tutukevine nakledilir. bursa yılları, adına şiir denen şu incelikli sanatın en yüksek sanat düzeyine erişeceği yıllar olacaktır.

bursa tutukevinde sıradan bir gün, yıl 1948. nâzım'a bir ziyaretçi gelmiştir: yazar peride celal, fakat yalnız değildir, yanında nâzım'ın dayısının kızı münevver de vardır. münevver, nâzım'dan 15 yaş küçük, kumral saçlı, yeşil gözlü, her daim neşeli ve umut dolu bir kızdır. bir iki üç derken münevver devamlı gelir gider olmuştur cezaevine, nâzım'ın tutunacak dalı olmuştur adeta. ve nihayet aralarında bir aşk filizlenir, filizlenir filizlenmesine de bu aşkın önünde engeller vardır. nâzım'ın 13 yıllık bir evliliği vardır piraye'yle, tek engel de bu değildir üstelik, dayısının kızı münevver de evlidir ve iki tane de çocuğun annesidir.

yıl 1948. nâzım, bursa tutukevinde o şiiri kaleme alır
münevver'i için:

***
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin.
yorulmuşsundur;
nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını,
ne gül suyum, ne gümüş leğenim var.
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim.
acıkmışındır;
sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.

hoş geldin kadınım benim, hoş geldin!
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi.
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde.
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler;
gönlüm gibi zengin,
hürriyet gibi aydınlık oldu odam.
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin...
***

nâzım'ın ayağını bastığı kırk yıllık beton çayır çimen olmuştur münevver sayesinde.

devamında ne mi olur?

tarih 15 temmuz 1950. nâzım, yaptığı açlık grevlerinin bedenini çok zayıf düşürmesi nedeniyle hastaneye kaldırılmıştır. avukatı gelir yanına bir gün "artık özgürsün" der, "af yasası yürürlüğe girdi".
tutukevinden tahliye edilen nâzım, tedavisi biter bitmez aşkı münevver ile buluşur. eşinden ayrılmıştır münevver, nâzım da bırakır cezaevinde her gece 9'dan sonra şiirler yazdığı piraye'sini. münevver ile birlikte yaşamaya başlarlar, aralarında nikah yoktur.

tarih 26 mart 1951. münevver ile nâzım'ın aşkından bir çocuk olur: memed*

nâzım cevaevinden çıkmıştır çıkmasına da polisler bir türlü bırakmazlar peşini, her yerde takip ederler, kitaplarının basımına ve tiyatro oyunlarının oynanmasına mâni olurlar. bu da yetmezmiş gibi askerlik şubesine çağırırlar nâzım'ı, askerlik yapmamış olduğunu ve hemen sevk edilmesi gerektiğini söylerler. nâzım, bahriye mektebini bitirdiğini güverte subaylığı yaptığını ve hastalığı dolayısıyla da çürüğe çıkarıldığını ifade eden bir dilekçe yazar askerlik şubesine.
aradan birkaç ay geçer, tekrar askerlik şubesine çağırılır nâzım, zara'ya* gitmek için acilen hazırlanması gerektiğini söylerler. nâzım sağlık kuruluna çıkmak istediğini söyler ve neticede haydarpaşa hastanesi'ne gönderilir. burada onu muayene eden doktorlardan biri bu halin normal olmadığını, bu işin sonunun iyi bitmeyeceğini hissettiğini fısıldar nâzım'ın kulağına.

tarih 17 haziran 1951. sabahın erken saatinde, askerlik işini düzeltmek amacıyla ankara'ya gideceğini söyleyerek evden ayrılan şair, bir daha dönmez. nâzım hikmet'in 20 haziran 1951'de romanya'ya vardığını bükreş radyosu'ndan öğrenir hükümet yetkilileri ve elbette memed'inin annesi münevver.
sonradan yazılanlara göre, bir akrabasının kullandığı sürat motoruyla istanbul boğazı'ndan karadeniz'e açılmış, bulgaristan sahillerine çıkmayı amaçlarken, yolda rastladığı bir rumen şilebiyle* romanya'ya gitmiştir nâzım. oradan da moskova'ya geçmiştir.

nâzım hikmet, 25 temmuz 1951'de, bakanlar kurulu kararıyla türk vatandaşlığından çıkarılır.
münevver hanım ile oğlu memed ise polis tarafından yakından izlenmeye devam edilir. yurt dışına çıkmalarına ise kesinlikle izin verilmez.

münevver'in varlığı nâzım'ın başka kadınlarla birlikte olmasına engel olmadı. yurt dışında birçok sevgilisi oldu.

yıllar sonra stocholm barış konferansı'nda italyan bir delege olan joyce salvadori lussu, hayranı olduğu nâzım ile tanışma fırsatı buldu. zaman içinde de nâzım'la arkadaşlıkları ilerledi. nâzım, bu italyan delege aracılığıyla istanbul'da kalan eşi ve oğlu için para bile gönderiyordu. joyce salvadori, hayranı olduğu bu şairin tüm şiirlerini münevver için yazdığını düşünüyordu, ne vera'dan ne de piraye'den haberdardı. ve bir istanbul ziyaretinde münevver ile buluştu, o gün kafasına koydu, nâzım'la aşkı münevver'i buluşturacaktı. yasal yollardan bunu yapamayacağını anlayınca da zengin, italyan bir iş adamı sayesinde münevver ile oğlu memed'i deniz yoluyla önce yunanistan'a oradan da polonya'ya kaçırdı. bu sırada nâzım, dünya barış konseyi adına fidel castro'ya barış ödülü vermek üzere küba'daydı. döndüğünde polonya'nın başkenti varşova'da münevver ve oğlu memed ile buluştu, fakat bu buluşma pek sıcak geçmedi. zira münevver, nâzım'ın moskova'da başka bir kadınla* birlikte olduğunu biliyordu. aynı şekilde nâzım da münevver'in kendisini başka bir adamla aldattığını biliyordu.
şair oracıkta bir karar verdi ve oğlu ile münevver'i polonya'da dostlarına emanet edip moskova'ya, vera'sına döndü. böylece nâzım-münevver aşkı tamamen son buldu.

kişisel tavsiye: nâzım'ın münevver'den sonraki hikayesini (galina ve vera) okumak için iki sevda başlığındaki şu giriye göz atabilirsiniz: #439740
devamını gör...

benim için öyle bir yazar yok. troll de olsanız hepinizi seviyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim