alttaki yazara sataş
ben bir iki gündür millete laf atıyorum nick altlarında tanımlarda,bu şekil eğlenceli değil.
devamını gör...
avını öldürmeden yiyen hayvanlar
(bkz: çinliler)
devamını gör...
ilkokuldan akılda kalanlar
okulumuzun hemen yanında bir mini market vardı. 50 kuruşa bir adet kek ve meyve suyu alabiliyorduk teneffüs aralarında. hatta biraz daha ileri gidip matematiğimi konuşturmak istiyorum. 1 tl'ye iki adet kek ve meyve suyu alabiliyorduk. inanabiliyor musunuz?
çok özledim o günleri.
çok özledim o günleri.
devamını gör...
hayatım kayarken yapmaya bayılıyorum denilen şeyler
güzel başlık, her tanıma ayrı güldüm.* akvaryumdaki balıklarımla saatlerce bakışmak.
devamını gör...
öğrenci yurdunda kalmanın insana kazandırdıkları
1- gürültüde uyuyabilme
2-kalabalıkta ders çalışabilme
3- herkesin alanına saygı duyma
4- az parayla karnını doyurabilme
5- yemekhanede görülen farelere rağmen kendini zorlayıp yemek yeme.
6- kalabalık yaşamanın, iyi insanlar olması halinde gayet zevkli olduğu.
7- evci giden arkadaşı beklerken , evden getireceği börek/keklerden dolayı sabırlı olma
8- minnacık dolaba tüm eşyalarını sığdırabilme
9- su ısıtıcısını yönetimden kaçırırken yapılan işbölümü.
2-kalabalıkta ders çalışabilme
3- herkesin alanına saygı duyma
4- az parayla karnını doyurabilme
5- yemekhanede görülen farelere rağmen kendini zorlayıp yemek yeme.
6- kalabalık yaşamanın, iyi insanlar olması halinde gayet zevkli olduğu.
7- evci giden arkadaşı beklerken , evden getireceği börek/keklerden dolayı sabırlı olma
8- minnacık dolaba tüm eşyalarını sığdırabilme
9- su ısıtıcısını yönetimden kaçırırken yapılan işbölümü.
devamını gör...
kelimeler
bazı kelimeler ve anlamları:
tufeyli: başkasının sırtından geçinen, asalak yaşayan kimse.
nefha: güzel koku.
istiskal: hoşlanmadığını, rahatsız olduğunu soğuk davranarak belli etmeye ya da birini yük olarak görüp kovar gibi davranmaya denir.
filhakika: gerçekten, doğrusu, hakikaten.
vaveylâ: çığlık. çaresizce bağırmak ve pişmanlık içinde haykırmak. feryat, figan.
sümmettedarik: son dakikada düşünülürek yapılan.
dilhûn: içi kan ağlayan. büyük bir üzüntü içinde olan.
teçhil: bir kimsenin bilgisizliğini ortaya koyma, yüzüne karşı söyleme.
âlicenap: yüce gönüllü, mert.
cefâpîşe: üzmeyi huy edinmiş, cefa eden, aşığını üzen sevgili.
tufeyli: başkasının sırtından geçinen, asalak yaşayan kimse.
nefha: güzel koku.
istiskal: hoşlanmadığını, rahatsız olduğunu soğuk davranarak belli etmeye ya da birini yük olarak görüp kovar gibi davranmaya denir.
filhakika: gerçekten, doğrusu, hakikaten.
vaveylâ: çığlık. çaresizce bağırmak ve pişmanlık içinde haykırmak. feryat, figan.
sümmettedarik: son dakikada düşünülürek yapılan.
dilhûn: içi kan ağlayan. büyük bir üzüntü içinde olan.
teçhil: bir kimsenin bilgisizliğini ortaya koyma, yüzüne karşı söyleme.
âlicenap: yüce gönüllü, mert.
cefâpîşe: üzmeyi huy edinmiş, cefa eden, aşığını üzen sevgili.
devamını gör...
mektup arkadaşları
#hesita ukdesidir
küçükken ne güzeldi yollardik birbirimize mesafeler uzak değildi ama yazardım sonra verirdik eve gidince oku derdik aşırı heyecanlı olurdu sonra oda sana yazardı ne güzeldi be çocukluk.simdi yine istiyorum bir mektup arkadaşım olsun ama cesaret edemiyorum şartlar değişti çünkü heran bir katil sapik çıkabilir karşına.neyse vazgeçtim bu isteğinden tırstım biraz.
küçükken ne güzeldi yollardik birbirimize mesafeler uzak değildi ama yazardım sonra verirdik eve gidince oku derdik aşırı heyecanlı olurdu sonra oda sana yazardı ne güzeldi be çocukluk.simdi yine istiyorum bir mektup arkadaşım olsun ama cesaret edemiyorum şartlar değişti çünkü heran bir katil sapik çıkabilir karşına.neyse vazgeçtim bu isteğinden tırstım biraz.
devamını gör...
van'da helikopterden iki köylünün atılması
yüzde yüz olmuştur bu ülkede yaşanan hiç bir olaya şaşırmamak lazım. öyle olaylar dönüyor ki çoğu basına yansımadığı için insanların haberi olmuyor.
devamını gör...
her insanın hayatında muhakkak yapması gereken bir pişmanlık
konfor alanını terk etmek. sonucunda belki pişman olursun, belki de olmazsın ama her türlü çok şey öğrenirsin.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
seni duyumsadım
kulaklarımda büyülü bir ezgi
seni sormaktayım
içimde güçlü bir sezgi
seni bulmaktayım
ve sana varmaktayım
sevdim ve sevmekteyim
mutlu bir son bu
mutlu bir yazgı.
kulaklarımda büyülü bir ezgi
seni sormaktayım
içimde güçlü bir sezgi
seni bulmaktayım
ve sana varmaktayım
sevdim ve sevmekteyim
mutlu bir son bu
mutlu bir yazgı.
devamını gör...
supernatural
son iki sezonunu izlemeyip, ilk sezondan tekrar izlemeye başladığım dizidir. finaline ait o ufak spoileri duyduğum için bir süre daha son sezonlarını izlemeyi erteleyecek gibiyim.
insanın hayatında sebebini tanımlayamadığı sevgiler olur bazen. bu dizi de onlardan biri benim için, nedense...
insanın hayatında sebebini tanımlayamadığı sevgiler olur bazen. bu dizi de onlardan biri benim için, nedense...
devamını gör...
şeker hastalığı belirtileri
ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, ani kan şekeri düşmesi ve buna bağlı olarak titreme.
devamını gör...
izmir'de nükleer çöplüğün 7 bin kat artan radyasyon seviyesi
izmir'in çernobili gaziemir'de kurşun fabrikasının arazisine gömülen nükleer atıklar haberini duymuştuk. radyasyon cihazıyla yapılan ölçümlerde normalde olması gereken değerin tam 7 bin 291 kat üzerinde olduğunu tespit etmişler. tüm şehri tehdit ediyor. umarım bir felakete yol açmaz.
gaziemir belediye başkanı halil arda ile avukat arif ali cangı, gaziemir emrez mahallesi'nde eski kurşun fabrikasının alanında gömülü olan nükleer atıkların bulunduğu bölgede incelemeler yaptı. başkan arda ile cangı, fabrikanın harabeye dönmüş binalarında girerek, almanya'dan getirilen cihazla radyasyon ölçümü yaptı. yapılan ölçümlerde cihaz 832.3µsv/h (mikrosievert/saat) rakamını gösterdi. fabrika bahçesine bulunan atık kutularını da inceleyen başkan arda ile cangı, topraktan duman tüten alanlarda da ölçüm yaptı.
ölçüm cihazının gösterdiği rakamlar karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen gaziemir belediye başkanı halil arda, "avukat arif ali cangı ile yaptığımız ölçümlerde gördüğümüz rakamlara inanamadım. bilim insanlarının söylediklerine göre 1 msv/y oranı normal kabul ediliyor; ancak kurşun fabrikasında ölçtüğümüz oran bunun 7 bin 291 katı. buradaki nükleer atıklar tüm izmir'i tehdit ediyor. yetkililer bir an önce harekete geçerek tüm canlıları zehirleyen bu alandaki atıkları temizlemelidir" diye konuştu
buradan
gaziemir belediye başkanı halil arda ile avukat arif ali cangı, gaziemir emrez mahallesi'nde eski kurşun fabrikasının alanında gömülü olan nükleer atıkların bulunduğu bölgede incelemeler yaptı. başkan arda ile cangı, fabrikanın harabeye dönmüş binalarında girerek, almanya'dan getirilen cihazla radyasyon ölçümü yaptı. yapılan ölçümlerde cihaz 832.3µsv/h (mikrosievert/saat) rakamını gösterdi. fabrika bahçesine bulunan atık kutularını da inceleyen başkan arda ile cangı, topraktan duman tüten alanlarda da ölçüm yaptı.
ölçüm cihazının gösterdiği rakamlar karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen gaziemir belediye başkanı halil arda, "avukat arif ali cangı ile yaptığımız ölçümlerde gördüğümüz rakamlara inanamadım. bilim insanlarının söylediklerine göre 1 msv/y oranı normal kabul ediliyor; ancak kurşun fabrikasında ölçtüğümüz oran bunun 7 bin 291 katı. buradaki nükleer atıklar tüm izmir'i tehdit ediyor. yetkililer bir an önce harekete geçerek tüm canlıları zehirleyen bu alandaki atıkları temizlemelidir" diye konuştu
buradan
devamını gör...
imam-ı şafii
imam şafiî rahimehullah müslümanların tıp ilmine olan ilgisizliğine üzülüp "ilmin üçte birini zayi edip yahudi ve hristiyanlara bıraktılar" derdi.
devamını gör...
normal sözlük'te karakter sınırı
ben de bunu, #690121 entry'yi görünce merak ettim. dedim acaba, kaçtır?
sonra gittim, baktım açtım bir lorem ipsum generator. hemen yapıştırdım, 65536 karakteri.
65536 karakterlik lorem ipsum oluşturduktan sonra, ne olur ne olmaz diyerek, en az on kere daha kopyala yapıştır yaptım.
önizle dedim, önizlemede sorun çıkmadı.
ben de o zaman kaydet dedim. ama kaydetmedi ve aşağıda uyarı verdi.
entry için girilebilecek maksimum karakter sayısı,
açıklıyoruuuum,
eveeeeeet,
131.072.
şimdi bu ne diyecek olanlarınız var.
arkadaşlar bu tabii ki de 2^17 demek.
şimdi tabii burada durmak ayıp olur, buraya kadar geldik devam edelim.
mesela bizim sözlüğün kullandığı kodlama sistemi ne?
hiçbir fikrim yok ama her türlü fantastik şeyi desteklediği için ve sonucu daha büyük çıkarmayı sevdiğim için* utf-32 diyeceğim.
bu da demek oluyor ki, her karakter 32bit yer tutuyor. yani, 4 byte.
o zaman, bir entry'nin maksimum tutacağı alan, 2^19 byte. yani, 512 kb. yani yarım mb.
tabii bu hesaplama herhangi hiçbir sıkıştırma dahil edilmeden yapıldı.
sıkıştırırsak daha da az tutacak.
şimdi buradan da işin ekonomik kısmına el atmak istiyorum.
ey kafa sözlük halkı,
gireceğiniz en uzun entry bile yarım mb yer tutacakken, bilmem kaç mblık fotoğraf yüklemek için, serverlara verecek paramızın olduğunu nereden çıkarıyorsunuz?
teşekkürler, esenlikler.
sonra gittim, baktım açtım bir lorem ipsum generator. hemen yapıştırdım, 65536 karakteri.
65536 karakterlik lorem ipsum oluşturduktan sonra, ne olur ne olmaz diyerek, en az on kere daha kopyala yapıştır yaptım.
önizle dedim, önizlemede sorun çıkmadı.
ben de o zaman kaydet dedim. ama kaydetmedi ve aşağıda uyarı verdi.
entry için girilebilecek maksimum karakter sayısı,
açıklıyoruuuum,
eveeeeeet,
131.072.
şimdi bu ne diyecek olanlarınız var.
arkadaşlar bu tabii ki de 2^17 demek.
şimdi tabii burada durmak ayıp olur, buraya kadar geldik devam edelim.
mesela bizim sözlüğün kullandığı kodlama sistemi ne?
hiçbir fikrim yok ama her türlü fantastik şeyi desteklediği için ve sonucu daha büyük çıkarmayı sevdiğim için* utf-32 diyeceğim.
bu da demek oluyor ki, her karakter 32bit yer tutuyor. yani, 4 byte.
o zaman, bir entry'nin maksimum tutacağı alan, 2^19 byte. yani, 512 kb. yani yarım mb.
tabii bu hesaplama herhangi hiçbir sıkıştırma dahil edilmeden yapıldı.
sıkıştırırsak daha da az tutacak.
şimdi buradan da işin ekonomik kısmına el atmak istiyorum.
ey kafa sözlük halkı,
gireceğiniz en uzun entry bile yarım mb yer tutacakken, bilmem kaç mblık fotoğraf yüklemek için, serverlara verecek paramızın olduğunu nereden çıkarıyorsunuz?
teşekkürler, esenlikler.
devamını gör...
skull tower
o dönemlerde hurşid ahmet paşa'nın danışmanlığını yaptığım için olayın gelişimini yakinen biliyorum. hatta kendisine sidelic'in böyle bir halt yiyebileceğini defalarca söyledim. tabi bizim askerlerle birlikte kendini patlatabilir tarzında bir ifadem olmadı. bu adama karşı dikkatli olmamız gerektiğini, kendisinden her şeyin beklenebileceğini söylemiştim. ancak ne yalan söyleyeyim adamın böyle bir şey yapabileceği benim dahi aklıma gelmemişti. ama şu noktayı es geçmemek lazım; benim bilgim dışında paşa sidelic'e kendisini kazığa oturtacağını söylemiş, bu mevzunun doğruluğu nedir bilmiyorum tabi. kulaklarımla duymadım. eğer doğruysa, sidelic böyle bir ölüm yerine, tahrip etkisi daha yüksek ve onurlu bir ölümü tercih etmiş oldu. yiğidi öldür ama hakkını ver demişler. düşman da olsa adamın yaptığı azımsanacak iş değil. taktir etmek lazım.
benim uyarılarım karşısında paşa hiç istifini bozmamıştı ''ateş olsa cirmi kadar yer yakar.'' dedi. yalnız adamın cirmi de cirimmiş. o patlamadan sonra tamı tamına 952 adet isyancı kafatası topladık. topladık diyorum çünkü paşa sağ olsun böyle ayak işlerinin başına hep beni veriyordu. kafataslarını topladık ama mevzudan haberimiz yok elbette. paşa beni yanına çağırdı, ''gel bakalım tosbağa! bunlardan kule yapacağız, düşmana gözdağı vereceğiz, sen bu konuda ne düşünüyorsun?'' dedi. dondum kaldım! içimde fırtınalar kopuyor ama paşanın gözü dönmüş, şimdi diyorum ben bu mevzuya karşı çıksam, benim kelleyi de alacak ekleyecek kulenin tepesine, öbür türlüsüne de vicdanım razı gelmiyor. ''tabi paşam siz bilirsiniz ama bu kadar emek, enerji ve vakit kaybına değer mi?'' diye orta yollu bir cevap verdim. sakalını sıvazladı ve düşünceli bir şekilde ''hımmm.'' dedikten sonra ''değer değer! başlatın hazırlıkları.'' dedi. netice de emir demiri kesiyor, benim kabuğuma neler yapmaz ki? istemeye istemeye çekildik huzurdan. o zamanlar ''kanunsuz emir'' kavramından da bihaberiz. daha ortaya çıkmamış bir kavram. bilsem bir dakika durur muyum? ama o dönem bizdeki ana kaide; ''ya emre uy ya da kelleyi ver.'' olduğu için gıkımız çıkmadı. ama mevzu hep içimde ukde olarak kaldı. allah'tan biz tosbağalar uzun yaşayan canlılarız. bu yanlışın düzeltilmesi için elime geçen ilk fırsata tosbağalama atladım. niş'in son valisi olarak kayıtlara geçecek olan midhat paşa'nın danışmanlığına atanmıştım ve mevzuyu kendisine aktardım; ''bakın paşam rahmetli hurşid paşa iyi komutandı falan ama biraz ne bileyim değişik bir adamdı.'' kelimeleri de seçmeye çalışıyorum. ne olur ne olmaz. kelle mevzusu yüzünden kelleden olmayalım derdindeyim. bu şekilde üsluba dikkat ederek kendisine yaşananları anlattım. midhat paşa biraz daha vizyon sahibi bir adamdı. zaten dedi ''niş elden gitti gider tosbağa, bu ayıbın üzerini örtelim.'' tiz gidin yıkın şu kuleyi. hay hay dedim ve sevinç nidaları içerisinde ilgili emri muhataplarına aktardım ve kule yıkıldı.
ama bu seferde sırplar rahat durmadı. osmanlı niş'ten çekildikten sonra gittiler binayı restore ettiler yetmedi yanına birde şapel diktiler. seneler sonra ziyarete gittiğimde 73 tane kafatası saymıştım. şimdilerde ise sayı 58 imiş. turistik merkez oldu artık oralar. olsun tabi kusurları kabul etmek erdemdir. o iş, en başından da söylediğim gibi yanlıştı ama dinletemedik işte paşaya. ha sırplar az mı derseniz? o da ayrı mevzu. o konuya da başka zaman gireriz. neler gördü bu gözler neler! ama başkalarının ayıpları ile kendi ayıbımızı örtemeyiz değil mi?
bu arada ikinci dünya savaşı yıllarında tekrar yolum düştü oralara, sidelic'in büstü henüz dikilmişti. benden duymuş olmayın ama büstteki adamın sidelic'le uzaktan yakından alakası yok. heykeltıraş cidden kötü bir iş çıkarmış.
felix philipp kanitz'ın kulenin ilk halini resmettiği tablosunu da şuraya iliştireyim. kâh kule tam olarak böyle de değildi ama gerçeğe en yakın çizimde budur. eldeki malzeme bu, idare edeceksiniz artık. sizde tosbağa olsaydınız da gerçeğini görseydiniz. ne diyeyim ki...
benim uyarılarım karşısında paşa hiç istifini bozmamıştı ''ateş olsa cirmi kadar yer yakar.'' dedi. yalnız adamın cirmi de cirimmiş. o patlamadan sonra tamı tamına 952 adet isyancı kafatası topladık. topladık diyorum çünkü paşa sağ olsun böyle ayak işlerinin başına hep beni veriyordu. kafataslarını topladık ama mevzudan haberimiz yok elbette. paşa beni yanına çağırdı, ''gel bakalım tosbağa! bunlardan kule yapacağız, düşmana gözdağı vereceğiz, sen bu konuda ne düşünüyorsun?'' dedi. dondum kaldım! içimde fırtınalar kopuyor ama paşanın gözü dönmüş, şimdi diyorum ben bu mevzuya karşı çıksam, benim kelleyi de alacak ekleyecek kulenin tepesine, öbür türlüsüne de vicdanım razı gelmiyor. ''tabi paşam siz bilirsiniz ama bu kadar emek, enerji ve vakit kaybına değer mi?'' diye orta yollu bir cevap verdim. sakalını sıvazladı ve düşünceli bir şekilde ''hımmm.'' dedikten sonra ''değer değer! başlatın hazırlıkları.'' dedi. netice de emir demiri kesiyor, benim kabuğuma neler yapmaz ki? istemeye istemeye çekildik huzurdan. o zamanlar ''kanunsuz emir'' kavramından da bihaberiz. daha ortaya çıkmamış bir kavram. bilsem bir dakika durur muyum? ama o dönem bizdeki ana kaide; ''ya emre uy ya da kelleyi ver.'' olduğu için gıkımız çıkmadı. ama mevzu hep içimde ukde olarak kaldı. allah'tan biz tosbağalar uzun yaşayan canlılarız. bu yanlışın düzeltilmesi için elime geçen ilk fırsata tosbağalama atladım. niş'in son valisi olarak kayıtlara geçecek olan midhat paşa'nın danışmanlığına atanmıştım ve mevzuyu kendisine aktardım; ''bakın paşam rahmetli hurşid paşa iyi komutandı falan ama biraz ne bileyim değişik bir adamdı.'' kelimeleri de seçmeye çalışıyorum. ne olur ne olmaz. kelle mevzusu yüzünden kelleden olmayalım derdindeyim. bu şekilde üsluba dikkat ederek kendisine yaşananları anlattım. midhat paşa biraz daha vizyon sahibi bir adamdı. zaten dedi ''niş elden gitti gider tosbağa, bu ayıbın üzerini örtelim.'' tiz gidin yıkın şu kuleyi. hay hay dedim ve sevinç nidaları içerisinde ilgili emri muhataplarına aktardım ve kule yıkıldı.
ama bu seferde sırplar rahat durmadı. osmanlı niş'ten çekildikten sonra gittiler binayı restore ettiler yetmedi yanına birde şapel diktiler. seneler sonra ziyarete gittiğimde 73 tane kafatası saymıştım. şimdilerde ise sayı 58 imiş. turistik merkez oldu artık oralar. olsun tabi kusurları kabul etmek erdemdir. o iş, en başından da söylediğim gibi yanlıştı ama dinletemedik işte paşaya. ha sırplar az mı derseniz? o da ayrı mevzu. o konuya da başka zaman gireriz. neler gördü bu gözler neler! ama başkalarının ayıpları ile kendi ayıbımızı örtemeyiz değil mi?
bu arada ikinci dünya savaşı yıllarında tekrar yolum düştü oralara, sidelic'in büstü henüz dikilmişti. benden duymuş olmayın ama büstteki adamın sidelic'le uzaktan yakından alakası yok. heykeltıraş cidden kötü bir iş çıkarmış.
felix philipp kanitz'ın kulenin ilk halini resmettiği tablosunu da şuraya iliştireyim. kâh kule tam olarak böyle de değildi ama gerçeğe en yakın çizimde budur. eldeki malzeme bu, idare edeceksiniz artık. sizde tosbağa olsaydınız da gerçeğini görseydiniz. ne diyeyim ki...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
bir gün aşık oldum, sonra da üzüldüm
o daha çocuktu, ben ondan da toydum
ağustos ayıydık, üstümüze iyilik sağlık
sonra o öldü, ben kendime büyüdüm
geçen gün rastladım bana, koca bi aynada
bi baktım eski ben, sarhoş ve kafa bi dünya
sordum kendime hatırladım mı o kızı diye
sadece fısıldadım bana, adı ağustostu ya?
o daha çocuktu, ben ondan da toydum
ağustos ayıydık, üstümüze iyilik sağlık
sonra o öldü, ben kendime büyüdüm
geçen gün rastladım bana, koca bi aynada
bi baktım eski ben, sarhoş ve kafa bi dünya
sordum kendime hatırladım mı o kızı diye
sadece fısıldadım bana, adı ağustostu ya?
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
erteleme sanatı üzerine yaşıyorum.
devamını gör...

