sabah soğuğu
henüz çok fazla insanın güne aymadığı saatlerde, günün ilk aydınlığı ile o serinliğin/soğuğun insanın yüzüne yüzüne çarpmasıdır, dipdiri bir uyanış yaşatır insana. gelecek olanı yeni günü, henüz sönmüş sokak lambasına iyi uykular dileyip kuşlarla cıvıl cıvıl karşılarım. yürüdüğüm o mesafede dertler, sıkıntılar yer bulamaz ne kalbimde, ne aklımda. dünyanın sessizliğini dinç bir yürekle dinlerim o vakit. yürümeyi en sevdiğim zamandır.
devamını gör...
normal sözlük ortamının elit olması
(bkz: oraya gelirsem kırarım belini antilop)
şakası bir yana, elitiz demeyelim de, belirli bir seviyedeyiz çok şükür diyelim *
şakası bir yana, elitiz demeyelim de, belirli bir seviyedeyiz çok şükür diyelim *
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
acıktım yaa zalımlar! yarının menüsü belli oldu: nohutlu dürüm. iyi yayınlar, iyi geceler. *
devamını gör...
ya annen ya ben diyen eş
bu aşamaya getiren kesin erkek tarafının annesidir. oğluşum oğluşum diye diye sevip, hala oğlunun eşek kadar olduğunu kabullenemeyip ; bir de üstüne gelinini kıskandığı için ortalığı germesiyle oluşur. çaktırmadan oğlunu kendine çekmek isterken, mutlu çiftin aralarının yavaştan bozulmasını sağlar. bunu fark eden kız da doğal olarak yeteaarr artık diyerek bu cümleyi sarf eder. haklı bir serzeniş bence. erkekler nedense şu olayı hala kavrayamadı; artık senin önceliğin kendi çekirdek ailen.. ama anlayana işte. *
devamını gör...
senin iyiliğin için senden uzak duruyorum demek
çoğu zaman karşıdaki kişi için çaba göstermekten imtina eden kişi söylemi. bahanelerin arkasına sığınarak bir şeyleri düzeltmeye çalışmak yerine kaçmayı yeğlerler. bunu da öyle bir kılıfa uydururlar ki her şey sizin iyiliğiniz içindir. siz de bir şey diyemeden öylece kalakalırsınız.
devamını gör...
görür görmez artı oy verilen yazarlar
benim için olmayan yazarlar. babamın oğlu yazsa, yazdığını beğenmezsem oy vermem.
devamını gör...
dünyanınbütünmeşhurlarınıntraşolurkenkullandığıjilet
sırf geri dönmem için yönetimin istediğim iki rozeti getirip nolur gel demelerine dayanamayarak geri geldim. iyi bakın bana.
devamını gör...
mesaj silememek
silsem gönül razı değil, silmesem dolu depolama alanı.
devamını gör...
bebek
dili olmadığı için dertlerini bize anlatmakta zorlanan insan yavrusu.
devamını gör...
türkiye’de insanların sinirli olmasının nedenleri
biz toplum olarak batı ile doğunun arasında kalmışız. batıya kaysak doğu sıkıştırıyor, doğuya kaysak batı sıkıştırıyor. kendi halimize takılmak gibi bir lüksümüz yok. batılılaşalım özgürleşelim dedikçe doğu kültürünü seven tayfa da modernleşmeyi hristiyanlaşmak sanıp çağdaş olmak haramdır diye ortalığı yaygara verip milletin rahatlamasına, dünyadan tat almasını engelliyor. bu toplum da bu olaylardan iki dere bir arada kalmaktan sinirini atamıyor. türk insanın sinirli olması tamamen yanlış siyasettir.
devamını gör...
bilgi ağacı
generación del 98*'nun en bilinen yazarlarından biri olan ispanyol yazar pio baroja'nın yar-otobiyagrafik eseri. romanın ana karakteri andres hurtado, universidad complutense de madrid'de tıp eğitimi görmüş olan baroja'nın yansıması olarak vücut buluyor. eserin ilk bölümleri andres'in iç dünyasından ziyade bu iç dünyayı şekillendiren ailesine ve çalışmalarından oluşur. andres'in oldukça içe kapanık ve izole bir biçimde yetişmesini sağlayan ailesi, kardeşleri ve babasıyla anlaşmazlıklarından söz ediyor baroja. okul yaşantısının ve karakterin çevresinin tanıtıldığı bu kısımlardan ziyade -ki aslında onlar da dönemin portresini oldukça canlı bir biçimde yansıtan karakterlerdir- alcolea'daki kısa süreli doktorluk anıları dönemin ispanyasına ve taşraya ışık tutmasından ötürü daha ilgi çekicidir.
andrés hurtado, üniversite yıllarında tanışıp daha sonra evlendiği karısı lulú ve andres'in eserin bir bütün olmasını sağlayan felsefi -ingiliz pragmatizmi ve alman idealizmi üzerine- diyalogları gerçekleştirdiği amcası dr. iturrioz'dan oluşan bir anlatı üçgeni mevcut eserde. karakterler ve atmosfer oldukça karamsar bir üslupla anlatıldığından ötürü generación del 98'nun tüm özelliklerini üzerinde taşıyan bir eser. yoksulluk, kırsal ve kentsel yaşam arasındaki uçurum, kişisel yetersizlikler, içinde bulunulan kültüre karşı hoşnutsuzluk eserin her satırında kendine yer buluyor ve bunlar öyle acı verici, rahatsızlık uyandırıcı ve bulanık bir biçimde ifade ediliyor ki baroja tam olarak istediğine ulaşmış oluyor.
"leyó de nuevo el libro de letamendi, siguió oyendo sus explicaciones y se convenció de que todo aquello de la fórmula de la vida y sus corolarios, que al principio le pareció serio y profundo, no eran más que juegos de prestidigitación, unas veces ingeniosos, otras veces vulgares, pero siempre sin realidad alguna, ni metafísica, ni empírica." p.26
"sí, nos ha quitado terrores exclamó ıturrioz; pero nos ha quitado también vida. ¡sí, es la claridad la que hace la vida actual completamente vulgar! suprimir los problemas es muy cómodo; pero luego no queda nada. hoy, un chico lee una novela del año treinta, y las desesperaciones de larra y de espronceda, y se ríe; tiene la evidencia de que no hay misterios. la vida se ha hecho clara; el valor del dinero aumenta; el burguesismo crece con la democracia. ya es imposible encontrar rincones poéticos al final de un pasadizo tortuoso; ya no hay sorpresas." s.99
andrés hurtado, üniversite yıllarında tanışıp daha sonra evlendiği karısı lulú ve andres'in eserin bir bütün olmasını sağlayan felsefi -ingiliz pragmatizmi ve alman idealizmi üzerine- diyalogları gerçekleştirdiği amcası dr. iturrioz'dan oluşan bir anlatı üçgeni mevcut eserde. karakterler ve atmosfer oldukça karamsar bir üslupla anlatıldığından ötürü generación del 98'nun tüm özelliklerini üzerinde taşıyan bir eser. yoksulluk, kırsal ve kentsel yaşam arasındaki uçurum, kişisel yetersizlikler, içinde bulunulan kültüre karşı hoşnutsuzluk eserin her satırında kendine yer buluyor ve bunlar öyle acı verici, rahatsızlık uyandırıcı ve bulanık bir biçimde ifade ediliyor ki baroja tam olarak istediğine ulaşmış oluyor.
"leyó de nuevo el libro de letamendi, siguió oyendo sus explicaciones y se convenció de que todo aquello de la fórmula de la vida y sus corolarios, que al principio le pareció serio y profundo, no eran más que juegos de prestidigitación, unas veces ingeniosos, otras veces vulgares, pero siempre sin realidad alguna, ni metafísica, ni empírica." p.26
"sí, nos ha quitado terrores exclamó ıturrioz; pero nos ha quitado también vida. ¡sí, es la claridad la que hace la vida actual completamente vulgar! suprimir los problemas es muy cómodo; pero luego no queda nada. hoy, un chico lee una novela del año treinta, y las desesperaciones de larra y de espronceda, y se ríe; tiene la evidencia de que no hay misterios. la vida se ha hecho clara; el valor del dinero aumenta; el burguesismo crece con la democracia. ya es imposible encontrar rincones poéticos al final de un pasadizo tortuoso; ya no hay sorpresas." s.99
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
delikanlım
işaret aldığın gün atandan
yürüyeceksin
millet yürüyecek arkandan
sana selam getirdim
ulubatlı hasandan
elde sensin, dilde sen
gönüldesin, baştasın
fatih'in istanbul'u fethettiği yaştasın!
işaret aldığın gün atandan
yürüyeceksin
millet yürüyecek arkandan
sana selam getirdim
ulubatlı hasandan
elde sensin, dilde sen
gönüldesin, baştasın
fatih'in istanbul'u fethettiği yaştasın!
devamını gör...
izzy stradlin
guns n' roses grubunun ritim gitaristi aynı zamanda axl rose'un çocukluk arkadaşı. grubun gerçek maestrosu her zaman izzy idi ve gittiğinde de bu durum ayyuka çıkmıştı. zira kendisinden sonra da slash ve duff mckagan da gruptan ayrılmıştır. kendisi aynı zamanda besteci özelliği ile de ön plana çıkıp solistliğe soyunduğu parçalar da (bkz: double talkin' jive) (bkz: 14 years) olmuştur.
ayrıldıktan sonra kariyerine solo devam etmiş ve 1992 yılında izzy stradlin and the ju ju hounds adında albüm çıkarmıştır. bu albümdeki shuffle it all ve somebody knockin' parçaları çok sevilmiş ve radyolarda en çok çalınan parçalar olmuştur.
ayrıldıktan sonra kariyerine solo devam etmiş ve 1992 yılında izzy stradlin and the ju ju hounds adında albüm çıkarmıştır. bu albümdeki shuffle it all ve somebody knockin' parçaları çok sevilmiş ve radyolarda en çok çalınan parçalar olmuştur.
devamını gör...
aşka karşılık gelen bir kelime yaz
bu kelime kesinlikle istisnadır.
aşk denilen şeyin tanımı budur aslında.
insanlar aşk ı hayranlık ile karıştırırlar genelde. bu yüzden aşk biter denir. aslında hayranlık biter. bu hayranlık bazen de takıntı boyutuna ulaşır. tabi o zamanda "kara sevda" deriz hemen. ama buda sadece takıntıdır aslında.
birde sevmek vardır. oda alışkanlıktır özünde. insanoğlu doğası gereği her şeye ve her duruma alışabildiği, adapte olabildiği gibi bolca vakit geçirdiği insanlara da alışır. kimi zaman huzur ve güven bulur onların varlıklarında. ama alışkanlıktır özünde. bu da aşk ile karıştırılır.
peki nedir gerçek aşk?
şöyle açıklayayım, gerçek aşk diye bir şey yoktur. çünkü aşk istisnadır.
istisna nedir peki; yok denilecek kadar az olan. o kadar az ki hatta sonuca dahi etki etmeyen.
dünyada 8 milyar insan arasından her şeyi ile sizi tamamlayacak insanı bulmak, aynı 8 milyar parçalı bir puzzle ın içinden birbirine tam uyan iki parçayı bulmak gibidir. istatiksel olarak mümkündür. ama o kadar azdır ki, gerçekleşme olasılığı istisnadır.
yok denilebilecek kadar azdır.
aşk da zaten yok olmaktır.
aşk denilen şeyin tanımı budur aslında.
insanlar aşk ı hayranlık ile karıştırırlar genelde. bu yüzden aşk biter denir. aslında hayranlık biter. bu hayranlık bazen de takıntı boyutuna ulaşır. tabi o zamanda "kara sevda" deriz hemen. ama buda sadece takıntıdır aslında.
birde sevmek vardır. oda alışkanlıktır özünde. insanoğlu doğası gereği her şeye ve her duruma alışabildiği, adapte olabildiği gibi bolca vakit geçirdiği insanlara da alışır. kimi zaman huzur ve güven bulur onların varlıklarında. ama alışkanlıktır özünde. bu da aşk ile karıştırılır.
peki nedir gerçek aşk?
şöyle açıklayayım, gerçek aşk diye bir şey yoktur. çünkü aşk istisnadır.
istisna nedir peki; yok denilecek kadar az olan. o kadar az ki hatta sonuca dahi etki etmeyen.
dünyada 8 milyar insan arasından her şeyi ile sizi tamamlayacak insanı bulmak, aynı 8 milyar parçalı bir puzzle ın içinden birbirine tam uyan iki parçayı bulmak gibidir. istatiksel olarak mümkündür. ama o kadar azdır ki, gerçekleşme olasılığı istisnadır.
yok denilebilecek kadar azdır.
aşk da zaten yok olmaktır.
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
ilk nickaltısını yeni tanıştığımızda girmiştim bi heyecanla, vay be nasıl insanlar var demiştim konuştuktan sonra.
ikinci nickaltısında kendisinden biraz bahsetmek istiyorum.
her şeyden önce inanamayacağınız kadar kibar ve beyefendi bir insandır, karşısındakini ciddiye alıp her zaman özenle cevap verir.
sık sık hayat tecrübelerini paylaşır, tavsiyelerde bulunur ki faydalanasın.
senin adına hayaller bile kurar, farklı ufuklar açar.
her konu hakkında mutlaka söyleyecek sözleri veya deneyimleri vardır.
tam bir sanat aşığıdır, mütevazi davransa da hele divan edebiyatında benim diyene taş çıkartır. sanatla ilgilenenlere ise farklı bir yakınlık duyar ve tam gaz destek olur. özellikle resim çizmem konusunda kimseden almadığım desteği ondan aldım diyebilirim.
çok yer gezmiş ve görmüş biridir, bi yere geziye gidecekseniz kendisine nereleri gezmeliyim diye sorun, öyle bir liste çıkarır ki adeta şov yapar. *
kalıplara sığmayan bir insandır, şöyle olan insan böyle olamaz sözünü size yutturur.
yeri gelir bir abi gibi sana öğüt verir, yeri gelir akran gibi muhabbet eder.
müthiş bir müzik arşivi vardır, attığım çoğu şarkıda bunu da mu biliyorsun yok artık ama ya dedim.*
aslında bu liste daha uzar gider. ve bunlar benim sadece 2 aylık arkadaşlığımızdan edindiğim bilgiler, nasıl dolu biri olduğunu siz düşünün.
kendisi iyi ki tanışmışım dediğim bir insandır, çok kıymetli bir arkadaşımdır. *
ikinci nickaltısında kendisinden biraz bahsetmek istiyorum.
her şeyden önce inanamayacağınız kadar kibar ve beyefendi bir insandır, karşısındakini ciddiye alıp her zaman özenle cevap verir.
sık sık hayat tecrübelerini paylaşır, tavsiyelerde bulunur ki faydalanasın.
senin adına hayaller bile kurar, farklı ufuklar açar.
her konu hakkında mutlaka söyleyecek sözleri veya deneyimleri vardır.
tam bir sanat aşığıdır, mütevazi davransa da hele divan edebiyatında benim diyene taş çıkartır. sanatla ilgilenenlere ise farklı bir yakınlık duyar ve tam gaz destek olur. özellikle resim çizmem konusunda kimseden almadığım desteği ondan aldım diyebilirim.
çok yer gezmiş ve görmüş biridir, bi yere geziye gidecekseniz kendisine nereleri gezmeliyim diye sorun, öyle bir liste çıkarır ki adeta şov yapar. *
kalıplara sığmayan bir insandır, şöyle olan insan böyle olamaz sözünü size yutturur.
yeri gelir bir abi gibi sana öğüt verir, yeri gelir akran gibi muhabbet eder.
müthiş bir müzik arşivi vardır, attığım çoğu şarkıda bunu da mu biliyorsun yok artık ama ya dedim.*
aslında bu liste daha uzar gider. ve bunlar benim sadece 2 aylık arkadaşlığımızdan edindiğim bilgiler, nasıl dolu biri olduğunu siz düşünün.
kendisi iyi ki tanışmışım dediğim bir insandır, çok kıymetli bir arkadaşımdır. *
devamını gör...




