12 yy - 13.yy arasında batı avrupa'da oldukça etkili olmuş olan reenkarnasyona inanan bir tarikat.
müritleri, dünyanın çocuk için elverişli bir yer olmadığı inancı ile cinsel ilişkide bulunmazdı.
bulunanlar ise yalnızca anal seks yaparlardı.
o dönemlerde bu tür inanış ve eylemler ciddi sapkınlık olduğu düşünüldüğü için, artan katharizm inancına çare olarak, papa haçlı ordularına emir vermiş, nihayetinde 28.000 kadar bu tarikata mensup kişi katledilmiş, inanışın önde gelen isimlerini diri diri yakılmıştır.
devamını gör...

hem diziyi izleyen biri hem de dizinin kaynaklık ettiği (bkz: madalyonun içi) kitabını okumuş biri olarak bir çift kelam edeyim:

kitapta (bkz: gülseren budayıcıoğlu) psikiyatrist-hasta ilişkisini gayet güzel koruyor. duygusal durumlarını hastaya yansıtmıyor. ayrıca kitap hazırlanırken ilgili hasta profilleri hastalardan izin alınarak ve isim ve mekanlar saklanarak yayımlanmış. etik konusuna riayet edilmiş. hatta bazı hastaları niye bizi yazmadınız diye gönül bile koymuş. ilaveten kitapta gülseren hanım bazı hastalarda terapinin başarılı olmadığını ve sorunlar yaşadığını itiraf ediyor.

dizi ise tamamen kurgu. manolya hanımın gözünden gözyaşı eksik olmuyor. burada psikiyatrist-hasta ilişkisi yok. dert anlatan-dert dinleyen ilişkisi var. birçok yer aşırı derecede dramatize edilmiş. dizi süresini doldurmak için anlamsız iç bayıcı müzikler ve sahneler. burada etik olarak sorun şu: ilgili hastalar kitap için böyle bir rıza verdiler. dizi çekilirken ilgili hastalardan böyle bir onay alındı mı? çünkü hastaların hikayelerine olağanüstü şekilde kurgu katılmış. "kitaptan uyarlanmıştır" ibaresinin bu etik sorununu ortadan kaldırmadığı görüşündeyim. ancak etik sorununu (varsa tabi) dizi yapımcılarının oluşturduğunu düşünmekteyim.

gülseren hanımın tek kabahati, bütün kitaplarını dizi yapımcılarına satması. tabi bu kadar talep olunca insan hayır diyemiyor galiba. toplumda bir süre sonra antipati oluşturur bu. iki kitapla sınırlı kalsaydı kimse birşey demezdi. sanırım işin bu raddeye geleceğini kendisi de tahmin edemedi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
an itibariyle bu moda sokmuştur.
neyse ağzımızın tadı bozulmasın.*
devamını gör...

ahmed arif'e suskun' u,

"bin yıl, bahar içre ömrünü sürsün,
seni doğuran ana." dizelerini,

"kendine iyi bak, bir daha hiçbir ana doğurmaz seni. bir daha hiçbir cihan bulamaz seni."

"insandan mahrum bir cehennem karanlığında, nasıl da bulduk birbirimizi..."

"ben ki 29 yaşındayım. ama binlerce yıldır seni arıyor, hasretini çekiyorum."

"yaz, sever misin, kızar mısın, küfür mü edersin, neylersen eyle ama bana yaz. beni yıkacağından falan korkma ve beni korkutma. bana yazmayacaksın da kimlere yazacaksın."

"gözlerinden, burnunun üst dudağına düşen fark edilmez gölgesinden öperim canım."

satırlarını yazdıran şair ve yazar. onunla tanışıklığım ahmed arif ve tezer özlü'nün kendisine yazdığı mektuplardan ibaret şimdilik. bugün ölüm yıl dönümüymüş. sadece, vefalı davranıp iki büyük ismin ölümsüzleşmesine katkıda bulunduğu için bile saygıyla anılması gereken kadın.
devamını gör...

tam bir körler sağırlar birbirini ağırlar durumu.

az önce zibilyon tane benjamin franklin başlığı açılıp akıştaki başlıkların ırzına geçilirken eğlenen moderasyon benim benjamin franklin başlıklarından ikrah gelmesi başlığımı anında sansürleyip akıştan kaldırdı.

madem bu kadar mühimdi sözlüğün formatı, o halde ne diye bir saate yakın koca sözlüğün ırzına geçilmesine müsaade ettiniz? eğlence imiş, yahu bir iki yapılır tamam, çingene sümüğü gibi ne uzatıyorsunuz.

ben burayı başka yerlerde bayağı övmüştüm, hatta birkaç arkadaşın gelmesine de vesile oldum ama pişman olmadım desem yeri var.
devamını gör...

serpico (1973), yönetmen sidney lumet 'in polis frank serpico'nun gerçek hayatını anlattığı sürükleyici bir polisiye filmidir. filmin biz türkleri ilgilendiren bir tarafıda var.

bundan sonrası spoiler, biz türkleri ilgilendiren kısmı da spoilerin sonunda bulabilirsiniz:

--! spoiler !--

film, 70'lerin başında kendisini yozlaşmış polislerin arasında bulan idealist bir polis memuru olan frank serpico' nun, o düzen içinde hayatta kalma çabalarını anlatır.

filmin ana teması yalnızlığın getirdiği çaresizliktir. kokuşmuş polislerin arasına düşen serpico ya düzene uyacak ya da cezalandırılacaktır. serpico' nun polis olduktan sonra ideallerine uyuşmayan durumlara tanık olması ve etrafındaki meslektaşlarının bu durumlara normalmiş gibi davranmasının onun üzerindeki psikolojik etkileri çok güzel yansıtılmış. bu noktalara değinilmesi de filmi daha derin yapmış. al pacino her zamanki gibi rolünün hakkını vermiş. zaman içinde yıpranan karakterini adeta yaşamış. hiç de kolay olmayan bir rolün üstesinden gelmeyi başarmış. ortaya çıkan ise kendisinin en iyi performanslarından biri. bunun sonucu ilk en iyi erkek oyuncu akademi ödülü adaylığını almayı başarmış.

sidney lumet zaten benim favori yönetmenlerimden biri ve bana kalırsa kendine has, o sürükleyici anlatımı aynı diğer filmlerinde olduğu gibi bu filmin de temposuna olumlu etki yapmış. filmi seyrederken aynı serpico gibi sürekli tehlikedeymişiz gibi hissediyoruz. lumet, serpico'nun yaşadığı gergin ruh hallerini bize de yaşatmayı başarmış.

gelelim türklerle bağlantısına, serpico vurulduktan sonra hastaneye kaldırıldığında ilk müdaheleyi yapıp onu hayata döndüren doktor tiyatrocu nejat uygur’ un abisi zeki uygur dur.

konu ile ilgili detaylı bilgiyi milliyet gazetesinden bulabildim. belli sebeplerden ben o linki açmam diyorsanız yazılanları aynen aşağıya kopyalayacağım, oradan okuyabilirsiniz.

ben linki açarım diyenler için link veriyorum.

--! spoiler !--

--- alıntı ---kalp yetmezliği sonucu yaşamını yitiren, tiyatro oyuncusu nejat uygur’un, abd’de yaşayan beyin cerrahı ağabeyi 86 yaşındaki zeki uygur, new york’ta sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı. abd’de yaşayan türklere ve ihtiyacı olan herkese karşılık beklemeden yardım ettiği için, ’zeki baba’ olarak anılan zeki uygur, connecticut eyaleti’nde toprağa verildi.

zeki uygur için new york’un manhattan semtinde, müdavimi olduğu ali baba terrace lokantası önünde cenaze namazı kılındı. zeki uygur, eşi ayla uygur, oğulları halit ve feridun uygur ile çok sayıda seveni tarafından son yolculuğuna uğurlandı.
zeki uygur, 1954-57 yılları arasında gülhane askeri tıp akademisi’nde genel cerrahi uzmanlığı eğitimi almıştı.

zeki uygur, istanbul kasımpaşa hastanesi beyin cerrahisi bölümünde görev yapmış ve 1969 yılında tabip albay rütbesiyle deniz kuvvetlerinden emekli olmuştu. uygur, emekli olduktan sonra da new york’a göç etmişti.

serpico filmi polisi
zeki uygur, 1970’lerde new york emniyet müdürlüğü’nde verdiği dürüstlük mücadelesiyle amerika’nın en saygın kişiliklerinden biri haline gelen ve ibretlerle dolu yaşam öyküsü al pacino’nun başrolünü oynadığı ’serpico’ adlı filme konu olan ’paco’ lakaplı ünlü dedektif frank serpico’yu ölümden döndüren doktor olarak da tanınmıştı.

bir narkotik operasyonunda yanağından vurulduktan sonra, türk beyin cerrahı zeki uygur’un yaşama döndürdüğü paco, geçtiğimiz yıllarda dha muhabirine, “vurulduktan sonra, kapımda polis koruması olmasına karşın kendimi güvende duymuyordum. amerikalı doktorlara da güvenim yoktu. hatta bana ilişkin başka hesapları vardı. dr. uygur hem benim yaşama dönmemi sağladı, hem de beni korudu. o günden bu yana türklere hayranlık duyuyorum” demişti.
--- alıntı ---
devamını gör...

kitap, dergi, çizgi roman gibi şeyler yayınlayan ve üreten italyan kökenli bir firmadır.

futbolcu kartları ile oldukça meşhurdur.
devamını gör...

kimse götürmeyecek beni kırlangıçların şölenine. uçmayı hayal eden kuş, ölmek üzere...
•füruğ ferruhzad•
devamını gör...

o kadar çok değer veriliyor ki dayak yerken görünmeyen yerlerine vurulması şartı var. bu sayede kimse bilmeyecek dayak yediğini.
devamını gör...

enterobakter familyasindan, sporsuz cogalan ve cok yaygin gorulen patojen bakteri.

cok hizli uremek ve vucuda bulastiginda uzun sure bagirsak florasini terk etmemek gibi pis ozellikleri vardir. genelde kanatli hayvan yemi olarak kullanilan surungenlerin bagirsaklarinda yasar, yani insana tukettigi besinler nedeniyle dolaylı yoldan bulasir. bulastigi an hayati zindan ettirir, anasindan emdigi sutu burnundan getirir.

tavuk eti, yumurta gibi urunler saklanirken asla soguk zincir kirilmamalidir, cunku bu urunlerde her zaman salmonella riski vardir. -sicagi hic sevmez, iyi pisirilen her sey cillop**- bu yuzden arkadaş için çiğ tavuk yemek ya da ses telleri duzelsin diye cig yumurta icmek, alenen salmonella'ya gel gel yapmaktir. yapmayin abi kimseye degmez*.
devamını gör...

ernest hemingway'in 6 kelimelik hikayesi, "satılık: bebek ayakkabısı. hiç giyilmedi."
devamını gör...

larian studios'un geliştirdiği rol yapma oyunu. temelinde source hunter olarak oynadığımız bir crpg oyun. izometrik bir bakış açısına sahip, yani karakterlere hafif açılı bir şekilde yukarıdan bakıyoruz. crpg olması sebebiyle birçok diyalog içermekte ve kendimiz de birçok şey seçebilmekteyiz. oyunun en temel özelliklerinden birisi dövüş dışındayken normal akan zaman dövüşe gelince sıra tabanlı hale geliyor. yani herkes aniden duruyor ve sırayla hareket etmeye başlıyor. böylelikle daha taktiksel bir oyun oynayabiliyorsunuz. pek olmuyor ama eğer olur da etrafınızda savaşa katılmayan npc'ler olursa onlar sıra tabanlıya geçmediği için normal hareket ediyorlar siz dururken. birazcık komik bir durum oluşturabiliyor. oyunda birçok tür de var. karakterinizi çok farklı şekillerde oluşturabiliyorsunuz. daha sonra bu alanlarda gelişebiliyor ya da başka alanlara yönelebiliyorsunuz. tam net hatırlamıyorum ama büyücü olabiliyorsunuz, uzun mesafe savaşçısı olabiliyorsunuz, yakıncı olabiliyorsunuz vs. tabi bunlar da kendi içinde ayrılıyor. pyrokinetic var, ateş büyücüsü. sucu var vs. partiniz de 4 kişi. yani birçok farklı alanda uzmanlaşmış kişilerle oluşturduğunuz bu partide çok farklı taktikler uygulayabilirsiniz. aynı zamanda, bu partiden bir karakteri bir arkadaşınız da yönetebilir, ki bana kalırsa oyunu oynamanın en zevkli şekli bu. devam oyunu olan divinity original sin 2 daha güzel olsa da temelinde çok fazla fark yok. eğer tek bir oyun oynayacak vaktiniz varsa ikincisini öneririm ama çok vaktiniz varsa iki oyunu da oynayabilirsiniz. ikisi de uzun sürüyor. arkadaşımla iki oyunda da 100 saati çok rahat devirdik.
devamını gör...

güzel zamanların güzel müziklerinden, makamı olan müziklerinden, sözleri dokunan müziklerinden, emel sayın şarkılarından birini bırakayım.
seni ben unutmak istemedim ki
devamını gör...

felsefe,özellikle mantık dersi hocalarında çok yaygındır.
devamını gör...

sadece okumamış, katil tipli insanlar cinayet işlemiyor. çok eğitimli, kültürlü eli yüzü düzgün insanlar da cinayet işleyebiliyor ve fark ettiyseniz burada özellikle "kadın cinayeti" olarak vurgulamadım. ayrıca böylesine hassas bir konu hakkında bu beyanda bulunmak oldukça tehlikeli. sanki "kadınlar bu kaderi kendileri seçti, kadınların suçu" der gibi olmuş. ki bu da çok yanlış yerlere çekilebilecek bir durum. aynı zamanda şu noktaya da değinmek isterim ki bir hata veya cahillik anında hepimiz kadın erkek fark etmeksizin çok yanlış insanları hayatımıza alabiliriz. hepimizin "keşke tanışmasaydım, keşke hayatıma almasaydım" dediği bir insan mevcuttur. belki de biz şanslıydık ve bu toksik ilişkilerden kurtulabildik ama o kadınlar yapamadı. zira ülkemizde taciz, tecavüz, şiddet gibi suçlara gerekli cezanın verilmediğini, hatta suçluların ifadeleri alındıktan sonra salıverildiklerini biliyoruz. bu kadınlar korktular. bir hata anında veya çok severek hayatlarına almış oldukları, hatta belki de hiç tanımadıkları bu adamlardan korktular. çünkü şikayet etse gerekli ceza verilmeyeceği gibi daha çok zarar görme olasılığı da yüksek. ki bunun örneklerine sıkça rastlıyoruz. tüm bunları göz önünde bulundurursak sizden ricam şudur ki beyanlarınızda çok çok dikkatli olun. böyle hassas konularda kelimelerimizi özenle seçmek hepimizin yararına olacaktır. kurbanın, mağdurun psikolojisini yaşadıklarını anlayamıyorsak susmayı bilmeliyiz. kişinin içinde bulunduğu durumu, yaşadığı zorlukları bilmiyorsak susmalıyız. belki gidecek yeri yoktu belki kimsesi yoktu. olayların iç yüzünü bilmeden rica ediyorum kadını suçlayıcı, katille empati yapar gibi beyanlarda bulunmayın. belki bu başlığı ve yazılmış olanları okuyanlar arasında eski sevgilisinden, eski eşinden şiddet görmüş, bir yakını cinayete kurban gitmiş mağdur kadınlarımız vardır. tekrar söylüyorum bu çok hassas bir konu. iyice oturup düşünülmeden konuşulmasını hiç tavsiye etmiyorum. kimsenin ne kalbini kırın, ne de yarasına tuz basın.
devamını gör...

devamını gör...

geriye bakıp da düşünüldüğünde çoğu insanın hafif bir gülümsemeyle hatırladığını düşündüğüm sevgidir*. o zamanlar ne yetişkinsiniz ne de çocuk, içi içine sığmayan, duygusal yönü ağır basan bireylersiniz ve birçok şeye anlam yüklüyorsunuz. haliyle birçok şeyi uç noktada yaşıyorsunuz, sevinçleriniz en üst seviyede, üzüntüleriniz en derinlerde oluyor.

özellikle 17 yaşın bir büyüsü varmış gibi hissediyorum. o yaşta yaşandıysa eğer, kolay kolay unutulmayacaktır. ki unutmak da istemez bazen insan, eğer iyi biri olarak hatırlıyorsa o kişiyi. sonuçta artık ona dair sevgin kalmamıştır, sadece gerçekten iyi olmasını dilersin. belki biraz özlersin ama onu değil, ona olan sevgini, o içi içine sığmayan hallerini, samimi duygularını özlersin. ona sevgi duyduğundaki o halini, benliğini özlersin.

sevmek güzel şeydir, daha doğrusu, iyi bir insanı sevmek güzel şeydir. sonunun iyi veya kötü bitmesi o kişinin anılarındaki yerini değiştirmeyecektir çünkü. lise aşkı olarak adlandırılan şey de bunlardan biri olabilir.
devamını gör...

geçer hayat işte böyle.
bu dünya hiç yerinde durmaz.
sanırım tüm suç bende, seçtiğim seçeneklerde.
devamını gör...

evet ya.
öyle canlı kanlı moderatör istiyoruz.
buluşalım, yemek ısmarlayalım, oturup çay içelim falan yani.
lütfen...
devamını gör...

lütfen diş hekimlerimize 'dişçi' diye hitap etmeyiniz ve öyle anmayınız.

'diş hekimi'dir doğrusu efendim.

tanım: çok önemli bir meslek dalıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim