b12 vitamini eksikliği
eksikliginde gozle gorulebilir en buyuk problemlerin, norolojik problemler oldugunu soyleyebiliriz. dikkat daginikligi, unutkanlik, sinirlilik durumu,surekli dusuncelere dalma hatta dolayli yoldan kaygi bozukluguna ve depresyona neden olabilir. bunun disinda sindirim sistemi ve bagirsaklar icin oldukca onemlidir.
devamını gör...
günün sözü
"40 senedir yemekle içli dışlı olmama rağmen pudra şekerinin burundan tüketilebildiğini bilmiyordum"
(bkz: vedat milor)
(bkz: vedat milor)
devamını gör...
erkek adam ev işi yapar mı sorunsalı
erkek "adam" ev işi de yapar, yemek de yapar. evlenince dahi bunları yapınca karısına yardım etmiş olmaz, üstüne düşen görevi yapmış olur. sorunsal falan değil bu. hangi yıldayız ya? bunlar herkesin yapması gereken şeyler.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
nizanim'ın uykusu geldi
maniler oldu bana ninni
hadi bana eyvallah
kavga etmeyin emi
maniler oldu bana ninni
hadi bana eyvallah
kavga etmeyin emi
devamını gör...
kabak koyu
annenin karnından çıktığında sahip olduğun statü ile bir başkasının annesinin karnından çıktığındaki statünün, tüm hayatlarınız boyunca eşit olacağı denize girilen tek yer. bakın kelebekler vadisinden bahsetmiyorum. kelebekler vadisi, yol kenarı tabelalarda yazan köy kahvaltısıdır. koli halinde alınarak, ambalajları açılıp sofraya konan köy reçelidir.
1 haftalık değil, 2 defa 5 ay çadır atmış, 2 sene de gönüllü çalışan kardeşiniz tanımlıyor.
kabak, kabak, kabak. kabak tadı vermeyen kabak.
amortisörleri yükseltilmiş minibüsler ile topraklı yolda başlar, muzun kabuklarının soyulmasıyla çırıl çıplak kalacak olan muz misali kişiliğin ile yapacağın tatilin. üzerinde ne ismin kalır, ne mesleğin, ne banka hesabın, ne fikirlerin, ne eğlence anlayışın, ne cinsel tercihin, ne 5 yıldızlı tatil anlayışın, ne sosyal ilişkileri, nede sen!
önce ismin gider minibüsden indiğinde. çünkü sen artık " moruk, dostum ya da kanka " sıfatlarını çoktan almışsındır, koya inerken hayvan gibi sallanan minibüste, yanında,önünde ya da arkanda oturan kabak koycu sayesinde. ( patikayı tercih eden adamın hasıdır. )
sonra mesleğin gider. kaldığın kampta, çadırını kurduğun toprak parçasının üzerinde, sahile yürürken, piyasanın 2 katına malzeme aldığın bakkalda, hayvan gibi 40 derece sıcaklıkta dışarıda bekletilmiş köftelerden yediğin köftecide, telefonunu şarj etmek için dilendiğin otelin barında, sahilde " sarkozyyy " esprisini anlayacak yüzlerce insandan biriyle tanıştığında senin ceo, fotokopi çeken eleman, öğretmen ya da sokakta yatan biri olduğunun hiç bir anlamı yoktur. eşitsindir, mühim olan kurduğun ilk cümlenin noktasına gelene kadar verdiğin samimiyettir.
devamında banka hesabın önemsizleşir. birasından bir yudum mu istedin? 3 bira daha ısmarlanır sana. en baba otelde mi kalıyorsun? emin ol o gece lilith'de ki partiden sonra sahilde kalmak için can atarsın.
fikirlerin mi? bunu soran olmaz dostum. çünkü orada fikirler savaşmak için değil, öğrenmek ve dinlemek içindir.
sen hayatında hiç 35 dakika karanlık bir ormanın içinden yürüyerek, gecenin 3nde kol kola, full alkol ve türevi şeylerle bezenmiş insanların hiç kavga etmeden sanki bir trans halinde eğlendiği bir uçurumun kenarında güneşi doğurdun mu?
cinsel tercihin mi? doğanın içinde bir hayvansın.
sosyal ilişkilerin mi? kapalı bir kutuysan eğer anahtarın o sahilde onlarca gönüllü ile kenara toplanmış taşların arasında olabilir. bir gece otur oraya, yanına yıldızların arasından yavaş yavaş yürüyerek illa biri gelir.
özgürdür kabak koyu. akıllı telefonların tedavülde olmadığı, yanına gelen insanın seninle konuşurken herhangi bir yargıya varma amacı olmadan yanına geldiği yerdir orası.
eğer müdavimi olursan tüm yaz ismini bile bilmediğin insanlarla takıldıktan sonra, hiç bir telefon numarası ve irtibatın olmasa bile bir sonraki yaz aynı dönemde orada tekrar karşılaşacağın dostlar bıraktığın yerdir kabak.
kabak içine bastırdığın ve aslında olmak istediğin karakteri serbest bırakabileceğin "çitleri" olmayan dünyadır.
kabak barıştır, özgürlüktür, çiledir, sefadır. kabak, kabak tadı vermez.
*yeni yapılan minibüs yollarıyla bozulmaya başladı... gidin görün. tanışın.
1 haftalık değil, 2 defa 5 ay çadır atmış, 2 sene de gönüllü çalışan kardeşiniz tanımlıyor.
kabak, kabak, kabak. kabak tadı vermeyen kabak.
amortisörleri yükseltilmiş minibüsler ile topraklı yolda başlar, muzun kabuklarının soyulmasıyla çırıl çıplak kalacak olan muz misali kişiliğin ile yapacağın tatilin. üzerinde ne ismin kalır, ne mesleğin, ne banka hesabın, ne fikirlerin, ne eğlence anlayışın, ne cinsel tercihin, ne 5 yıldızlı tatil anlayışın, ne sosyal ilişkileri, nede sen!
önce ismin gider minibüsden indiğinde. çünkü sen artık " moruk, dostum ya da kanka " sıfatlarını çoktan almışsındır, koya inerken hayvan gibi sallanan minibüste, yanında,önünde ya da arkanda oturan kabak koycu sayesinde. ( patikayı tercih eden adamın hasıdır. )
sonra mesleğin gider. kaldığın kampta, çadırını kurduğun toprak parçasının üzerinde, sahile yürürken, piyasanın 2 katına malzeme aldığın bakkalda, hayvan gibi 40 derece sıcaklıkta dışarıda bekletilmiş köftelerden yediğin köftecide, telefonunu şarj etmek için dilendiğin otelin barında, sahilde " sarkozyyy " esprisini anlayacak yüzlerce insandan biriyle tanıştığında senin ceo, fotokopi çeken eleman, öğretmen ya da sokakta yatan biri olduğunun hiç bir anlamı yoktur. eşitsindir, mühim olan kurduğun ilk cümlenin noktasına gelene kadar verdiğin samimiyettir.
devamında banka hesabın önemsizleşir. birasından bir yudum mu istedin? 3 bira daha ısmarlanır sana. en baba otelde mi kalıyorsun? emin ol o gece lilith'de ki partiden sonra sahilde kalmak için can atarsın.
fikirlerin mi? bunu soran olmaz dostum. çünkü orada fikirler savaşmak için değil, öğrenmek ve dinlemek içindir.
sen hayatında hiç 35 dakika karanlık bir ormanın içinden yürüyerek, gecenin 3nde kol kola, full alkol ve türevi şeylerle bezenmiş insanların hiç kavga etmeden sanki bir trans halinde eğlendiği bir uçurumun kenarında güneşi doğurdun mu?
cinsel tercihin mi? doğanın içinde bir hayvansın.
sosyal ilişkilerin mi? kapalı bir kutuysan eğer anahtarın o sahilde onlarca gönüllü ile kenara toplanmış taşların arasında olabilir. bir gece otur oraya, yanına yıldızların arasından yavaş yavaş yürüyerek illa biri gelir.
özgürdür kabak koyu. akıllı telefonların tedavülde olmadığı, yanına gelen insanın seninle konuşurken herhangi bir yargıya varma amacı olmadan yanına geldiği yerdir orası.
eğer müdavimi olursan tüm yaz ismini bile bilmediğin insanlarla takıldıktan sonra, hiç bir telefon numarası ve irtibatın olmasa bile bir sonraki yaz aynı dönemde orada tekrar karşılaşacağın dostlar bıraktığın yerdir kabak.
kabak içine bastırdığın ve aslında olmak istediğin karakteri serbest bırakabileceğin "çitleri" olmayan dünyadır.
kabak barıştır, özgürlüktür, çiledir, sefadır. kabak, kabak tadı vermez.
*yeni yapılan minibüs yollarıyla bozulmaya başladı... gidin görün. tanışın.
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
biri çamaşır makinesine çamaşır suyu döktü diye sonradan çamaşırlarını yıkayanların herr şeyi mahvolmuştu..
devamını gör...
yıkılmadım böyle uzanmak hoşuma gidiyor
(bkz: yıkılmadım içim geçmiş)
devamını gör...
metastaz
genellikle akciğer kanserinde oluşan kitle bulunduğu ortamda büyür, ileri aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak organlara yayılarak ( karaciğer, beyin, kemik vb.) hasara neden olur. bu yayılmanın ismi metastazdır.
devamını gör...
profili seri beğeniye tutmak
gayet normal bir harekettir. yazara hakkını teslim etmektir.
neyi bu kadar tuhaf karşılanıyor anlamıyorum. o oylama butonu neden var, dünyayı yok etmeye yaramıyor herhalde.
üç tanımını beğendiysem üç oy, on tanımını beğendiysem on oy. bakın sistem basit, sayısalcı sözelci fark etmiyor çok kolay.
hepsini oylayabilsem hepsini oylarım ama malum kısıtlama var. e mezara mı götüreceğiz yahu.
neyi bu kadar tuhaf karşılanıyor anlamıyorum. o oylama butonu neden var, dünyayı yok etmeye yaramıyor herhalde.
üç tanımını beğendiysem üç oy, on tanımını beğendiysem on oy. bakın sistem basit, sayısalcı sözelci fark etmiyor çok kolay.
hepsini oylayabilsem hepsini oylarım ama malum kısıtlama var. e mezara mı götüreceğiz yahu.
devamını gör...
özel hayattan insan silmek
gidene gitme dememek.
devamını gör...
bebe
pepe’nin kız kardeşi.
devamını gör...
fink
fink atmak sözünde geçen fink, gezmek, eğlenmek anlamındadır.
devamını gör...
whatsapp gizlilik ilkesi değişimi
şu devlet sırrı konuşuyorsunuz diyen arkadaşı anlamıyorum .
sen evdeyken perdeyi kapatıyorsun , komşu seni izleyince çıldırıyorsun ama taa okyanus ötesinden adam evinin içindeki sesi görüntünü alıyor ses çıkarmıyorsun. o zaman tüm whatsap konuşmanı her yerde paylaş yanındaki arkadaşın telefona bakınca rahatsız oluyorsun elin yabancısı okuyunca sorun yok . ben basit bir insan olabilirim ama benimde bir özelim var !
sen evdeyken perdeyi kapatıyorsun , komşu seni izleyince çıldırıyorsun ama taa okyanus ötesinden adam evinin içindeki sesi görüntünü alıyor ses çıkarmıyorsun. o zaman tüm whatsap konuşmanı her yerde paylaş yanındaki arkadaşın telefona bakınca rahatsız oluyorsun elin yabancısı okuyunca sorun yok . ben basit bir insan olabilirim ama benimde bir özelim var !
devamını gör...
yeni anayasa için bir madde yaz
“- milletvekili maaşı 4 asgari ücretten fazla olamaz.
- bakan maaşı 5 asgari ücretten fazla olamaz.
- cumhurbaşkanı maaşı 6 asgari ücretten fazla olamaz.”
şeklinde maddelerin aklıma geldiği başlık.
- bakan maaşı 5 asgari ücretten fazla olamaz.
- cumhurbaşkanı maaşı 6 asgari ücretten fazla olamaz.”
şeklinde maddelerin aklıma geldiği başlık.
devamını gör...
rus ruleti oynarken mermiyi çalmak
(bkz: yaran başlıklar)*
devamını gör...
düz elbise bulmanın imkansız hale gelmesi
bugün bir tweet'te denk geldiğim haklı isyan.
ben sade bir insanım. gösterişli giysileri, ayakkabıları falan pek sevmem. düz siyah, sağında solunda zımba, parlak boncuk, simli yazı olmayan düzgün bir bot ararım, yok. senelerce aradım zihnimdeki botu. en son marka bir yerde bulup taksitle almasam daha arıyor olacaktım. normalde marka merakım yok, pahalı şeyler almayı da sevmem * fakat artık öyle bir kıvama geliyorsunuz ki "lanet olsun! ver tamam" diyorsunuz pahalı da olsa. (bkz: ölümü gösterip sıtmaya razı etmek)
istiyorlar ki herkes ortalıkta bal böcüğü gibi çiçekli desenli dolaşsın. hep aynı tip ürünleri dayatıyorlar. sevmiyoruz yahu, zorla mı!
ben sade bir insanım. gösterişli giysileri, ayakkabıları falan pek sevmem. düz siyah, sağında solunda zımba, parlak boncuk, simli yazı olmayan düzgün bir bot ararım, yok. senelerce aradım zihnimdeki botu. en son marka bir yerde bulup taksitle almasam daha arıyor olacaktım. normalde marka merakım yok, pahalı şeyler almayı da sevmem * fakat artık öyle bir kıvama geliyorsunuz ki "lanet olsun! ver tamam" diyorsunuz pahalı da olsa. (bkz: ölümü gösterip sıtmaya razı etmek)
istiyorlar ki herkes ortalıkta bal böcüğü gibi çiçekli desenli dolaşsın. hep aynı tip ürünleri dayatıyorlar. sevmiyoruz yahu, zorla mı!
devamını gör...
ruhunu şeytana satmak
asil trajedinin şeytanin ruhunuzu satın alınmaya değer bulmadığında başladığını okumuştum.
devamını gör...
utah'da bulunan monolit
dün bulunduğu, keşfedildiği söylenen tek anıt. gerçekten de 2020 bize çok şey kattı ve bizden çok şey aldı...
işin ilginç yanı kubrick'in yıllar önce(1968)betimlediği monolit'e benziyor 2001: a space odyssey. hani şu m.ö. yıllarında bulunan karanlık büyük tek anıt.
o yüzden bu keşfedilme haberlerine şüpheyle yaklaşıyorum. ama eğer gerçekten bulunduysa, hayret verici.
link.
işin ilginç yanı kubrick'in yıllar önce(1968)betimlediği monolit'e benziyor 2001: a space odyssey. hani şu m.ö. yıllarında bulunan karanlık büyük tek anıt.
o yüzden bu keşfedilme haberlerine şüpheyle yaklaşıyorum. ama eğer gerçekten bulunduysa, hayret verici.
link.
devamını gör...

