oytun erbaş'ın tuzlu ayran zararlı iddiası
(bkz: orayı yıkarlar)
ya da ben yıkarım. tansiyonum düşünce...*
tanım: türk geni bidi bidi diye ötmesinden kısa bir süre sonra vaka sayılarının patladığı şahısın yeni zırvası.
ya da ben yıkarım. tansiyonum düşünce...*
tanım: türk geni bidi bidi diye ötmesinden kısa bir süre sonra vaka sayılarının patladığı şahısın yeni zırvası.
devamını gör...
iptal edilen güzel diziler
beş kardeş
dizi o kadar çok rahatsız etti ki bir kesimi. dayanamadılar.
dizi o kadar çok rahatsız etti ki bir kesimi. dayanamadılar.
devamını gör...
ben seni abim olarak görüyorum
şarkısı bile yapılmıştır.
kadın ve erkeğin arkadaşlık aşamasında kadının karşı taraftan yeterince etkilenmemesi sonucu yaşanan durumdur.
kadın ve erkeğin arkadaşlık aşamasında kadının karşı taraftan yeterince etkilenmemesi sonucu yaşanan durumdur.
devamını gör...
yazarların kendilerine yaptıkları kötülükler
cesaret edememek ve üzerimdeki ölü toprağını bir türlü atamamak.
devamını gör...
doğum günü pastası
düğünlerde kesilen pastaların bereket, mutluluk gibi anlamlar verdiğini düğün pastası başlığında anlatmıştım. okumalar yaparken doğum günü pastasına dair olanları da buraya eklemek istedim:
helen uygarlığına kadar uzanan doğum günü pastaları ilk kez ortaçağda, almanya'da bir kutlama amacı ile kullanılmıştır. hatta günümüzden farklı olarak sabahın başından gecenin sonuna kadar bir festival havasında geçen bu kutlamalar boyunca mumlar değiştiriliyor, ateşin sönmesine izin verilmiyordu. yemeğin başında mumlar üfleniyor ve festival başlıyordu.
günümüzde olduğu gibi o zamanların adetinde de mum sayısı bir fazla konuyordu. mum sayısı çocuğun yaşından bir fazla idi. bir gün bitecek olan hayatın (sönecek olan hayatın) ışığını simgeliyordu bu mum.
sadece pasta değil, mumların bir üfleyişte söndürülmesi, dileklerin gerçekleşmesi vb. alışkanlıklarımız da bizlere o günlerden kalan adetlerdir.
sadece bir teoriden bahsetmek olmaz. bir başka pasta teorisine göre gelenek yine almanya'da, ama bu sefer günümüze daha yakın bir şekilde 1600'lü yıllarda, çocukların ruhlarını korumak için başlamış.
yine bir başka söylentiye göre bu mum üfleme merasimi yunan; avcı, okçu, ay tanrıçası artemis'in doğum kutlamalarında başladı. ve artemis kutlamalarına kaynaklık eden gelenek de antik mısır kraliyet mensuplarına özel düzenlenen kutlamalardı.
roma zamanlarında pek bir özelliği olmadan tüketilen kekler yıllar geliştikçe tek katlı yapılmaya başlanmıştı. daha sonraları üst zümreye hitap eden katlı, süslemeli pastalar halk arasında yaygınlaşarak her doğum gününün bir parçası haline geldi.
helen uygarlığına kadar uzanan doğum günü pastaları ilk kez ortaçağda, almanya'da bir kutlama amacı ile kullanılmıştır. hatta günümüzden farklı olarak sabahın başından gecenin sonuna kadar bir festival havasında geçen bu kutlamalar boyunca mumlar değiştiriliyor, ateşin sönmesine izin verilmiyordu. yemeğin başında mumlar üfleniyor ve festival başlıyordu.
günümüzde olduğu gibi o zamanların adetinde de mum sayısı bir fazla konuyordu. mum sayısı çocuğun yaşından bir fazla idi. bir gün bitecek olan hayatın (sönecek olan hayatın) ışığını simgeliyordu bu mum.
sadece pasta değil, mumların bir üfleyişte söndürülmesi, dileklerin gerçekleşmesi vb. alışkanlıklarımız da bizlere o günlerden kalan adetlerdir.
sadece bir teoriden bahsetmek olmaz. bir başka pasta teorisine göre gelenek yine almanya'da, ama bu sefer günümüze daha yakın bir şekilde 1600'lü yıllarda, çocukların ruhlarını korumak için başlamış.
yine bir başka söylentiye göre bu mum üfleme merasimi yunan; avcı, okçu, ay tanrıçası artemis'in doğum kutlamalarında başladı. ve artemis kutlamalarına kaynaklık eden gelenek de antik mısır kraliyet mensuplarına özel düzenlenen kutlamalardı.
roma zamanlarında pek bir özelliği olmadan tüketilen kekler yıllar geliştikçe tek katlı yapılmaya başlanmıştı. daha sonraları üst zümreye hitap eden katlı, süslemeli pastalar halk arasında yaygınlaşarak her doğum gününün bir parçası haline geldi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
göçmen kuşlara dair karalamam.
sonbahar, göç mevsimidir. ilkbaharda, akın akın yavrulamaya gelen kuşlar, sonbaharda yavrularını önlerine katıp sıcak yerlere giderler. uçabilecek olgunluğa erişmiş genç kuşların, dünya ile tanışma mevsimidir sonbahar.
koca cüsseli kuşlar gibi, minik cüsseli kuşlar da göçer.
göç, doğanın kendisini nasıl koordine ettiğini gösterir insanlara. ekip ruhu, dayanıklılık, anı yaşamaktır. yaradılışa tabi olup, anı yaşamaktır. bir kuş gibi aç uyanıp, yemek arayıp bulup, yıllardır oluşan döngüye uymaktır.
kuşların adaptasyonu, insana ilham verebilecek bir adaptasyondur. kuşların yaşamayacağı yer yok gibidir. camiler ile özdeşleşen güvercinin, beton köprülerde yuva kurması buna en güzel örnektir. güvercinler içinde, göçmen olanı da vardır ve adı gök güvercinidir.
en küçük göçmen kuş, sinek kuşudur. sadece üç buçuk gram olan sinek kuşu, saatte kırk sekiz kilometre hızla uçabilir. dokuz yüz altmış beş kilometre uzağa kadar, göç edebilir.
şu sıralar, tepemizde ahenk içinde uçan kuş sürülerini görebileceğimiz zamanlar.
el kadar olan, kuyruğu ile ayırt edilen kırlangıçlar da, göçmen kuşlardandır. havada uçarken beslenirler. uçan böcekleri yerler. yaz akşam üstleri, camilerde, ezan vaktinde coşan kırlangıçların yuvasına görmeyen yoktur. yaşamlarını bizler ile aynı hizada kurarlar. ağzı açık, yemek bekleyen kırlangıç yavruları camilerin, alçak binaların çatı kenarlarından ses eder annelerine.
göç kelimesini çağrıştıran, göç kelimesine simge olmuş leylekleri en sona bıraktım. her baharda gelen hacı leylekleri.
her ilkbaharda, bursa'da ulubat gölü’nde, adem amca'nın kayığına konan, adını bir köye veren yaren leylek ve diğer leylekler...
göçmen kuşlar, her insanın tanıklık edeceği birer mucizedir.
her ilkbaharda yavrulamak için kuzeye gelip, her sonbaharda kışı geçirmek için güneye gitmek. doğanın kendini kurtaran döngüsü ve bu döngünün, insanların gözüne gönlüne keyif verecek ihtişamı. bakınca fark edilebilen, görülünce tadına varılabilen bir şölen.
havalar daha da soğumadan, bakabildiğimiz kadar gökyüzüne bakalım. muhakkak bir kuş sürüsüne denk geliriz, sabırla bakalım. göğe bakarak, binlerce kilometre uzağa gidecek olan kuşları yolculayalım. onları yolcularken, imam gazali’nin önemsediği, on faydadan da nasipleniriz belki.
imam gazali'nin bahsettiği, göğe bakmanın on faydasını yazmak isterim. göçmen kuşlar, vesile olsun bize.
göğe bakmak; vesveseleri azaltır, hüzün ve kederi azaltır, korku ve vehmi giderir, allah'ı hatırlatır, kalpte allah’ın büyüklüğünü yayar, kötü düşünceleri giderir, karamsarlık hastalığına iyi gelir, aşıkları teselli eder, sevenleri birbirine alıştırıp yakınlaştırır ve duaların kıblesidir.
bir de cahit zarifoğlu’nun “gökyüzüne bakmayanların, kalbi daha çabuk kirlenir.” sözünü eklemek isterim.
gökyüzü ağlamalara da iyi gelir. gökyüzüne yönelen gözlerden, yaşlar düşemez. gözyaşları, önce insanın içine akar, sonra daha da akamaz. insanın hüznü kendi içine akar ve aka aka biter.
göçmen kuşları, hayatımızdan göçmesi gerekenlerin adına da uğurlayalım. bakarsın göçerler de geri dönemezler, geri dönerler de bizi bulamazlar.
her gidiş bir sondur, bazen bir anın sonudur, bazen her şeyin sonudur.
gidişlerimiz göçmen kuşlar gibi sıcak yerlere varsın. gönüllerimiz göçmen kuşlar gibi kanat açsın, umutlarımıza varsın. benliğimiz göçmen kuşlar gibi olsun, hiç yılmasın yaşama adapte olmaktan.
bu yazımı göçmen kuşlara adamak istedim. bir başka yazımda da göçmek istemeyen kuşları yazarım. onların gözünden bakarım sokaklara. o zamana kadar göçmen kuşları yolculayalım mı?
sonbahar, göç mevsimidir. ilkbaharda, akın akın yavrulamaya gelen kuşlar, sonbaharda yavrularını önlerine katıp sıcak yerlere giderler. uçabilecek olgunluğa erişmiş genç kuşların, dünya ile tanışma mevsimidir sonbahar.
koca cüsseli kuşlar gibi, minik cüsseli kuşlar da göçer.
göç, doğanın kendisini nasıl koordine ettiğini gösterir insanlara. ekip ruhu, dayanıklılık, anı yaşamaktır. yaradılışa tabi olup, anı yaşamaktır. bir kuş gibi aç uyanıp, yemek arayıp bulup, yıllardır oluşan döngüye uymaktır.
kuşların adaptasyonu, insana ilham verebilecek bir adaptasyondur. kuşların yaşamayacağı yer yok gibidir. camiler ile özdeşleşen güvercinin, beton köprülerde yuva kurması buna en güzel örnektir. güvercinler içinde, göçmen olanı da vardır ve adı gök güvercinidir.
en küçük göçmen kuş, sinek kuşudur. sadece üç buçuk gram olan sinek kuşu, saatte kırk sekiz kilometre hızla uçabilir. dokuz yüz altmış beş kilometre uzağa kadar, göç edebilir.
şu sıralar, tepemizde ahenk içinde uçan kuş sürülerini görebileceğimiz zamanlar.
el kadar olan, kuyruğu ile ayırt edilen kırlangıçlar da, göçmen kuşlardandır. havada uçarken beslenirler. uçan böcekleri yerler. yaz akşam üstleri, camilerde, ezan vaktinde coşan kırlangıçların yuvasına görmeyen yoktur. yaşamlarını bizler ile aynı hizada kurarlar. ağzı açık, yemek bekleyen kırlangıç yavruları camilerin, alçak binaların çatı kenarlarından ses eder annelerine.
göç kelimesini çağrıştıran, göç kelimesine simge olmuş leylekleri en sona bıraktım. her baharda gelen hacı leylekleri.
her ilkbaharda, bursa'da ulubat gölü’nde, adem amca'nın kayığına konan, adını bir köye veren yaren leylek ve diğer leylekler...
göçmen kuşlar, her insanın tanıklık edeceği birer mucizedir.
her ilkbaharda yavrulamak için kuzeye gelip, her sonbaharda kışı geçirmek için güneye gitmek. doğanın kendini kurtaran döngüsü ve bu döngünün, insanların gözüne gönlüne keyif verecek ihtişamı. bakınca fark edilebilen, görülünce tadına varılabilen bir şölen.
havalar daha da soğumadan, bakabildiğimiz kadar gökyüzüne bakalım. muhakkak bir kuş sürüsüne denk geliriz, sabırla bakalım. göğe bakarak, binlerce kilometre uzağa gidecek olan kuşları yolculayalım. onları yolcularken, imam gazali’nin önemsediği, on faydadan da nasipleniriz belki.
imam gazali'nin bahsettiği, göğe bakmanın on faydasını yazmak isterim. göçmen kuşlar, vesile olsun bize.
göğe bakmak; vesveseleri azaltır, hüzün ve kederi azaltır, korku ve vehmi giderir, allah'ı hatırlatır, kalpte allah’ın büyüklüğünü yayar, kötü düşünceleri giderir, karamsarlık hastalığına iyi gelir, aşıkları teselli eder, sevenleri birbirine alıştırıp yakınlaştırır ve duaların kıblesidir.
bir de cahit zarifoğlu’nun “gökyüzüne bakmayanların, kalbi daha çabuk kirlenir.” sözünü eklemek isterim.
gökyüzü ağlamalara da iyi gelir. gökyüzüne yönelen gözlerden, yaşlar düşemez. gözyaşları, önce insanın içine akar, sonra daha da akamaz. insanın hüznü kendi içine akar ve aka aka biter.
göçmen kuşları, hayatımızdan göçmesi gerekenlerin adına da uğurlayalım. bakarsın göçerler de geri dönemezler, geri dönerler de bizi bulamazlar.
her gidiş bir sondur, bazen bir anın sonudur, bazen her şeyin sonudur.
gidişlerimiz göçmen kuşlar gibi sıcak yerlere varsın. gönüllerimiz göçmen kuşlar gibi kanat açsın, umutlarımıza varsın. benliğimiz göçmen kuşlar gibi olsun, hiç yılmasın yaşama adapte olmaktan.
bu yazımı göçmen kuşlara adamak istedim. bir başka yazımda da göçmek istemeyen kuşları yazarım. onların gözünden bakarım sokaklara. o zamana kadar göçmen kuşları yolculayalım mı?
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
metallica-the unforgiven.
devamını gör...
osman öcalan'ın gebermesi
güzel haber.
darısı orada kürdistan hayaliyle yaşayan bütün habeş maymunlarının başına.
darısı orada kürdistan hayaliyle yaşayan bütün habeş maymunlarının başına.
devamını gör...
iki cümlelik korku hikayesi yaz
doğdu. kadın olarak.
devamını gör...
sözcükler
sözcükler, kimi zaman mutlu eder.
kimi zaman mutsuz eder.
asla tek başına değillerdir.
kimi zaman bir sevgi sözcüğü.
kimi zaman bir nefret sözcüğü.
bir sözcük sadece bir sözcük değildir.
bazen boğaz da tutulurlar.
çıkmak isteseler de
sözcüğün sahibi bırakıvermez onları.
daha da kalabalıklaşırlar cümle olurlar.
zihne doğru ilerler. düşüncelerde dolanıp
insanın aklını kemirirler.
kimi zaman mutsuz eder.
asla tek başına değillerdir.
kimi zaman bir sevgi sözcüğü.
kimi zaman bir nefret sözcüğü.
bir sözcük sadece bir sözcük değildir.
bazen boğaz da tutulurlar.
çıkmak isteseler de
sözcüğün sahibi bırakıvermez onları.
daha da kalabalıklaşırlar cümle olurlar.
zihne doğru ilerler. düşüncelerde dolanıp
insanın aklını kemirirler.
devamını gör...
yazarların en kürt özellikleri
soru eki kullanmayıp jest minik ve vurgu ile cümleme soru anlamı verebiliyorum.
devamını gör...
teoman şarkılarından bir kuple
''insanlar insanlar dünya düşmüş üstlerine
kıpırdayamıyorlar
insanlar, insanlar dünya düşmüş üstlerine
denemiyorlar bile''
kıpırdayamıyorlar
insanlar, insanlar dünya düşmüş üstlerine
denemiyorlar bile''
devamını gör...
kendi kendine konuşanlar deli midir sorunsalı
değildir tabiki. ben evden çıkarken fenerbahçe konuşmaya başlıyorum, eve gelene kadar şampiyonlar ligini alıyoruz. ne deliliği kardeşim ?*
devamını gör...
hiçbir kadın için çaba göstermeyen erkek
çaba göstermeye gerek duymuyordur.biri gidince diğerinin geleceğini biliyordur.
öz güveni tavan yapmıştır.her seferinde kedi gibi 4 ayağı üzerine düşer.
öz güveni tavan yapmıştır.her seferinde kedi gibi 4 ayağı üzerine düşer.
devamını gör...
doktorların hastalara sen diye hitap etmeleri
halk doktorun önünde iki büklüm oluyormuş da bilmem ne. aynı ülkede yaşamasak inanacağım. kusura bakmayın da saygı görmek istiyorsanız önce saygı göstereceksiniz. doktora gelip "ben araştırdım bana bu ilacı yaz, şu serumu tak, bugün canım işe gitmek istemiyor usulsüz rapor ver." gibi doktorun yaptığı işe saygı göstermeyen, bilgisini tecrübesini hiçe sayan yaklaşımda bulunmadığınızı bilsem hak vereceğim. o kadar saygılı ki halkımız her gün televizyonlarda her yerde olduğu gibi sağlıkta da bitmek bilmeyen şiddet haberleri görüyoruz.
devamını gör...
şaka maka 2000’lilerin 21 yaşına girmesi
hayat kısa, z kuşağı büyüyor.*
devamını gör...
bu kararlı gidişimiz karşısında avrupa şaşkın
istikamet net olarak belirtildiğinde daha anlaşılır olacak, son derece haklı bir söylem.*
ortaçağa doğru büyük bir kararlılıkla ilerliyoruz ama o biçim bir kararlılık diyim yani siz anlayın; freni patlamış kamyon gibi böyle. e avrupalıların zamanda geriye gitmeye çalışan birilerini görünce şaşırması normal.
ortaçağa doğru büyük bir kararlılıkla ilerliyoruz ama o biçim bir kararlılık diyim yani siz anlayın; freni patlamış kamyon gibi böyle. e avrupalıların zamanda geriye gitmeye çalışan birilerini görünce şaşırması normal.
devamını gör...
belleğin azmi
ünlü fransız peyniri olan camembert tüketme pratikliği ve lezzetiyle uluslararası bilinen peynirlerden biri olmuştur. peynir sıcak havalarda türkiye'deki kaşar peyniri gibi erimektedir. bu özelliğiyle peynir, salvador dali'nin ünlü tablosu belleğin azmi'nin ilham kaynağı olarak bilinmektedir.
devamını gör...
sözlüğün ekşi sözlük’e dönüşmesinden korkmak
bence zamanla bu ekşi sözlük kafa sözlüğe dönüşecek.
kaliteyi arttırmaya mecbur kalacaklar.
tanım: haklı endişe.
kaliteyi arttırmaya mecbur kalacaklar.
tanım: haklı endişe.
devamını gör...
çocukken ansiklopedi okumak
evde gazete kuponu ile alınan anabrittanica ları alfabetik sıraya göre okumak, zevkli bir çocukluk aktivitesiydi.
ama en unutulmazı anatomi atlasınsından çocukların leylekler tarafından getirilmediğini, kadın, erkek genital organları eve doluşan bir sürü meraklı çocuk birlikte öğrenmekti.
anılar anılar...
ama en unutulmazı anatomi atlasınsından çocukların leylekler tarafından getirilmediğini, kadın, erkek genital organları eve doluşan bir sürü meraklı çocuk birlikte öğrenmekti.
anılar anılar...
devamını gör...