yörükler
tüm akdeniz ve ege şeridi boyunca yüzyıllardır göçebe olarak yaşamış bir türk halkı. şimdi bir çoğu yerleşik hayata geçtiler ama mersin'de, toros dağları eteklerinde halen daha göçebe hayatlarını sürdürenleri mevcut. antalya, muğla, aydın, ısparta, burdur, denizli ve bunların tüm ilçeleri; izmir'in kemalpaşa, bergama, ödemiş, tire ilçeleri önemli yörük merkezleridir. buralardaki halkın ekseriyetinin dedeleri neneleri yörüyorlardı. gaziantep'te de bir miktar varlar.
devamını gör...
ali ismail korkmaz
biz fotoğrafına bakmaya kıyamazken, annesinin babasının gözünün nuru iken gözlerini bile kırpmadan öldürdüler söndürdüler gençliğini.. susuyorum bazen konuşmanın değmediği bir şey ifade etmediği yerler var, işte oralardayım.
devamını gör...
kuşlar da gitti
yaşar kemal’in kalemi okurların burnuna buram buram kokan anadolu’yu getirir, bu koku bazen özlemledir, bazen hüzünledir tıpkı “üç anadolu efsanesi” adlı eserinde olduğu gibi. kuşlar da gitti eserinde durum farklı, burada anadolu yerine istanbul’un o duru ve kirli kokusunu alıyorsunuz ister istemez. kokusu ile sınırlı da kalmıyor, gürültüsünü, kargaşasını, kalabalığını da okuyarak yaşıyorsunuz. sultanahmet’i, yeşilköy’ü, karaköy’ü, florya’yı, eminönü’nü ben de gezdim adeta. mahmut ile ben de ağıtlar yaktım, üzüldüm, suçluluk duydum, yeri geldi kahkaha attım. romanın kısa olmasına aldanmayın, okurları insanlık hakkında epey düşündürtmeye sevk ediyor bu eser.
büyük uğraşlarla yakaladıkları kuşları, tıkış tıkış kafesler içerisinde istanbul’un semtlerinde, kiliselerinde, cami önlerinde “azat buzat, beni cennet kapısında gözet” nidalarıyla satmaya çalışan üç fukara garip gençler, günler geçtikçe fark ederleri ki; artık kimseler ne kuş almak ne de onları azat etmek istemektedirler. insanlar öyle bir hale gelmiştir ki göz gözü görmez, konu komşu birbirine selam vermez olmuştur. şehir hayatında insanlar büyük bir koşuşturma içerisindedirler, bu koşuşturma insanları giderek insanlıktan çıkarmaktadır. istanbul’da betonlaşmalar günden güne çoğalmakta, doğa ana ise giderek gözler önünde yitip gitmektedir. insanlığın geldiği noktayı kuşlar üzerinden ne kadar vahşi, merhametsiz, bencil olmaya başladığımızın hikayesini okuyoruz, kuşlar da gitti eserinde.
alıntılar
• “bu dünyada tekmil yaratıklar birbirlerinin dilinden anlarlar.”
• “yadigar malın hiçbir şeyle değeri ölçülemez.”
• “o zamanlar insanlar, daha iyiydiler denemez, kim bilir, ama daha başkaydılar. belki de kuşları daha çok seviyorlardır. belki de yürekleri yufka, daha acımayla, daha sevgiyle doluydular. belki de doğaya daha yakındılar, kim bilir…”
• “seher yeli ormandan, denizden, çekmece gölünden, dört bir yandan efiliyor, insanın içini yuyup arıtıyor, bir tüy gibi insanı yeyniltip uçuracakmış gibi dünyayı sevinçle dolduruyordu.”
büyük uğraşlarla yakaladıkları kuşları, tıkış tıkış kafesler içerisinde istanbul’un semtlerinde, kiliselerinde, cami önlerinde “azat buzat, beni cennet kapısında gözet” nidalarıyla satmaya çalışan üç fukara garip gençler, günler geçtikçe fark ederleri ki; artık kimseler ne kuş almak ne de onları azat etmek istemektedirler. insanlar öyle bir hale gelmiştir ki göz gözü görmez, konu komşu birbirine selam vermez olmuştur. şehir hayatında insanlar büyük bir koşuşturma içerisindedirler, bu koşuşturma insanları giderek insanlıktan çıkarmaktadır. istanbul’da betonlaşmalar günden güne çoğalmakta, doğa ana ise giderek gözler önünde yitip gitmektedir. insanlığın geldiği noktayı kuşlar üzerinden ne kadar vahşi, merhametsiz, bencil olmaya başladığımızın hikayesini okuyoruz, kuşlar da gitti eserinde.
alıntılar
• “bu dünyada tekmil yaratıklar birbirlerinin dilinden anlarlar.”
• “yadigar malın hiçbir şeyle değeri ölçülemez.”
• “o zamanlar insanlar, daha iyiydiler denemez, kim bilir, ama daha başkaydılar. belki de kuşları daha çok seviyorlardır. belki de yürekleri yufka, daha acımayla, daha sevgiyle doluydular. belki de doğaya daha yakındılar, kim bilir…”
• “seher yeli ormandan, denizden, çekmece gölünden, dört bir yandan efiliyor, insanın içini yuyup arıtıyor, bir tüy gibi insanı yeyniltip uçuracakmış gibi dünyayı sevinçle dolduruyordu.”
devamını gör...
kendinizi beş yıl sonra nerede görüyorsunuz sorusu
göremiyorum.
devamını gör...
osteoporoz
6 aydır bu hastalıkla uğraşıyorum, kortizon kullanımına bağlı olarak ortaya çıktı psikolojimi mahvetti, bir kaç doktorla görüştüm kamburluk ve kemik erimesini tamamen düzeltemeyeceklerini söylediler, lütfen bunun şaka olduğunu beni tedavi etmenin bir yolunun olduğunu söyleyin mahvoldum dostlarım kurtarın beni... ayrıca boyum da kısaldı henüz çok gencim bunları yaşamak için.
devamını gör...
rozet pazarı
alındığına pişman olunan rozetlerin isteyenlere cüzi bir karma puanıyla satılması olayıdır. yönetimin bu özelliği acilen getirmesi gerekir. kafa sözlük sadece sözlük değil aynı zamanda hayatın kendisidir. ticaret bu hayatta olmazsa olmaz.
devamını gör...
hoşlanılan yazarın profil fotoğrafını mouse ile okşamak
(bkz: hoşlanılan yazarın nick'ini mouse ile okşamak) eyleminin bir tık ötesi. ağır vaka.
#profilfotoğrafıkoymakkaldırılsın
çarpık zihniyetli insanlara burada yer yok.
#profilfotoğrafıkoymakkaldırılsın
çarpık zihniyetli insanlara burada yer yok.
devamını gör...
çocuk sahibi olmak için herhangi bir testin olmaması
çok garip olandır.
araba sürmek istersin, başkalarına zarar verirsin diye devlet senden ehliyet almanı ister. bunun için testlere girersin ve ehliyet alırsın.
silah almak istersin, başkalarına zarar verirsin diye devlet senden ruhsat almanı ister. taşımanda sorun olmadığını gösteren sağlık raporu ister.
üniversiteye gitmek istersin, yeterli olduğunu göstermek için sınavlara girmen gerekir.
devlet çalışanı olmak istersin, yeterli olduğunu göstermek için sınavlara girmen gerekir.
akademisyen olmak istersin, yine yeterlilik için sınavlara girmen gerekir.
ama dünyaya getireceğin birey için kimse senden yeterlilik beklemiyor. ona zarar verecek misin? onun için yeterli misin? devletin umrunda değil. hatta kan grubu haricinde doğru düzgün bir testi şart bile koşmuyor. akraba evliliği yüzünden çocukları özürlü doğan ailelere eğitim vermek yerine koşulsuz yardım ediyor. ailesi tarafından mahalleye salınan çocuklardan, eğitilmeyen kitleden, ne bekliyorsun sayın devlet? sevgi kelebeği olmalarını mı?
araba sürmek istersin, başkalarına zarar verirsin diye devlet senden ehliyet almanı ister. bunun için testlere girersin ve ehliyet alırsın.
silah almak istersin, başkalarına zarar verirsin diye devlet senden ruhsat almanı ister. taşımanda sorun olmadığını gösteren sağlık raporu ister.
üniversiteye gitmek istersin, yeterli olduğunu göstermek için sınavlara girmen gerekir.
devlet çalışanı olmak istersin, yeterli olduğunu göstermek için sınavlara girmen gerekir.
akademisyen olmak istersin, yine yeterlilik için sınavlara girmen gerekir.
ama dünyaya getireceğin birey için kimse senden yeterlilik beklemiyor. ona zarar verecek misin? onun için yeterli misin? devletin umrunda değil. hatta kan grubu haricinde doğru düzgün bir testi şart bile koşmuyor. akraba evliliği yüzünden çocukları özürlü doğan ailelere eğitim vermek yerine koşulsuz yardım ediyor. ailesi tarafından mahalleye salınan çocuklardan, eğitilmeyen kitleden, ne bekliyorsun sayın devlet? sevgi kelebeği olmalarını mı?
devamını gör...
back to the future
zaman yolculuğu ile ilgili ve türünün en güzel örneklerinden biri olan, hem bilim kurgu hem komedi olması bakımından çoğu bilim kurgu filmden farklı gördüğüm, orijinal ismi back to the future olan 1985 yapımı amerikan filmi.
yanlışlıkla anne babasının lisede okuduğu yıllara giden ve ortalığı hiç olmaması gereken şekilde karıştırıp, ardından da telafi etmeye çalışan bir genci konu alır.
yapımcısı, yönetmeni, başrolleri gibi bilgileri nasılsa her yerden bulabiliyoruz. o nedenle daha çok kişisel yorumumu yazacağım.
benim için, gerek bireysel gerek toplumsal bakımdan hayatımın en güzel ve mutlu yıllarını hatırlattığı için değerli bir filmdir. hani banyo günü olan, ertesi gün okula gidileceği için gıcık olunan ama bir yandan da masumiyeti nedeniyle çok özlenen pazar günleri vardı eskiden... sabahları, henüz sayıları şimdiki gibi tavan yapmamış olan 2-3 televizyon kanalından birinde çizgi film izlediğimiz, sevdiğimiz herkesin evde, bir arada olduğu o pazar günleri... işte bana öyle sıcaklık, özlem, güzel duygular dolu günleri anımsatır geleceğe dönüş. soba üzerindeki mandalina kabuğu kokusudur, henüz kendisi de küçük olan ablayla atari oynanan günlerin keyfidir geleceğe dönüş. bambaşka bir yeri var bende.
bilim kurgu filmler en sevdiğim türlerden biridir ama bunun tadını çoğu vermez bana. ister daha girift konuları işlemiş olsun, ister daha üst düzey görsel efektler kullansın...
en sevdiğim karakteri, hafif deli emmett brown'dır. bazen kendimi bunun kadın versiyonu gibi hissediyorum.
yanlışlıkla anne babasının lisede okuduğu yıllara giden ve ortalığı hiç olmaması gereken şekilde karıştırıp, ardından da telafi etmeye çalışan bir genci konu alır.
yapımcısı, yönetmeni, başrolleri gibi bilgileri nasılsa her yerden bulabiliyoruz. o nedenle daha çok kişisel yorumumu yazacağım.
benim için, gerek bireysel gerek toplumsal bakımdan hayatımın en güzel ve mutlu yıllarını hatırlattığı için değerli bir filmdir. hani banyo günü olan, ertesi gün okula gidileceği için gıcık olunan ama bir yandan da masumiyeti nedeniyle çok özlenen pazar günleri vardı eskiden... sabahları, henüz sayıları şimdiki gibi tavan yapmamış olan 2-3 televizyon kanalından birinde çizgi film izlediğimiz, sevdiğimiz herkesin evde, bir arada olduğu o pazar günleri... işte bana öyle sıcaklık, özlem, güzel duygular dolu günleri anımsatır geleceğe dönüş. soba üzerindeki mandalina kabuğu kokusudur, henüz kendisi de küçük olan ablayla atari oynanan günlerin keyfidir geleceğe dönüş. bambaşka bir yeri var bende.
bilim kurgu filmler en sevdiğim türlerden biridir ama bunun tadını çoğu vermez bana. ister daha girift konuları işlemiş olsun, ister daha üst düzey görsel efektler kullansın...
en sevdiğim karakteri, hafif deli emmett brown'dır. bazen kendimi bunun kadın versiyonu gibi hissediyorum.
devamını gör...
kaza yapan çiftin üzerine su yerine rakı dökülmesi
izmir'in tere ilçesinde kaza yapan bir çiftin başına, çevre halkı tarafından su yerine, damacana ile ev yapımı rakı dökülmesi olayı.
devamını gör...
yapılmış en aptalca dalgınlık
metrobüste turnikeden geçemeyip bir yığın söylenmiştim sonra aslında akbil basmadığımı farkettmiştim.
devamını gör...
sayın cumhurbaşkanımızla külliye'de birlikte olduk
devamını gör...
sokak ortasında öpüşen sevgililer
neden bu kadar yadırgandıklarını anlayamadığım sevgililer. sokak ortasında karısını, sevgilisini bıçaklayan, dövenler yerine bu sevgi dolu çiftleri görmeyi tercih ederim.
çocukların görmesinin sorun olduğunu düşünenler de var tabi. sokak ortasında sevişen sevgililer değil efenim bu bahsettiğim.
sevgi güzel şeydir vesselam, karışmayın.
çocukların görmesinin sorun olduğunu düşünenler de var tabi. sokak ortasında sevişen sevgililer değil efenim bu bahsettiğim.
sevgi güzel şeydir vesselam, karışmayın.
devamını gör...
kolpaçino tayfun
ateş abiyi dolandırıp sabri abiye koşan adamdır. malı getir malı götür başka bişey bilmez. bu saatten sonra ensesinde ayna mı taşısındır. ekmeğindedir işinde gücündedir.
devamını gör...
geceye bir erkek yalanı bırak
devamını gör...
tavuk döner yerken gelen garibanlık hissi
zehirlenme hissi daha baskındır.
devamını gör...





