kolaj
kolaj tekniği, 20. yüzyılın başında picasso ve braque tarafından icat edilen bir sanat tekniğidir. kolaj kelimesi (collage) fransızca kökenli yapışkanlı kağıt anlamında olan collés sözcüğünden gelmektedir. dergi, gazete, fotoğraf, herhangi bir nesne veya kağıt parçasından alınan kırpıntıların kesilip bir kağıt veya tuvale yapıştırıldığında ortaya çıkan kompozisyon bir kolaj ürünüdür.
kolajın asıl güzelliği esnekliğindedir. ister eski bir gazete fotoğrafını kullanırsın, istersen alır sevdiğin bir şiir kitabındaki mısrayı keser tuvale yapıştırırsın, ne yapacağın sana kalmış. ayrıca bilgisayar yazılımlarının getirdiği rahatlık ve internette bulunan sonsuz görsel kaynak aracılığıyla harika kolajlar ortaya çıkarma şansın var.
dijital kolaj çalışmaları için yeni başlayanlara birkaç basit tavsiye vermek isterim.
1- öncelikle yaptığınız kolaj çalışmasının aralarına yırtılmış kağıt görseli yapıştırırsanız daha bir hoş gözükür. google'da torn paper diye aratırsanız karşınıza tam kolajlarda kullanmalık görseller çıkar. örnek çalışma.
2- kolaj çalışmanızı bitirdikten sonra tüm katmanların üstüne eski kağıt dokusu ekleyip photoshop'tan bu dokuyu blending ayarlarından overlay veya screen yaparsanız kolaja eskimiş havası katarsınız. kolajlarda da genellikle retro, eski görseller kullanıldığından bu efekt hoş durur. google'da old paper texture diye aratmanız yeterli. örnek çalışma.
3- internete kolaj çalışması yazınca çoğunlukla tonlarca görselin birleşmesiyle ortaya çıkan kolaj çalışmalarını görüyorsunuz. siz böyle yapmak zorunda değilsiniz. minimalist takılıp, az görselle de çok güzel işler ortaya çıkarabilirsiniz. örnek çalışma.
4- photoshop'ta görselleri keserken polygonal lasso tool'u kullanırsanız fotoğraf sanki makasla kesilmiş hissiyatı verebilirsiniz. örnek çalışma.
son olarak ilham olsun diye kaliteli çalışmalardan bazılarını atıyorum.
çalışma 1 - çalışma 2 - çalışma 3 - çalışma 4 - çalışma 5
kolajın asıl güzelliği esnekliğindedir. ister eski bir gazete fotoğrafını kullanırsın, istersen alır sevdiğin bir şiir kitabındaki mısrayı keser tuvale yapıştırırsın, ne yapacağın sana kalmış. ayrıca bilgisayar yazılımlarının getirdiği rahatlık ve internette bulunan sonsuz görsel kaynak aracılığıyla harika kolajlar ortaya çıkarma şansın var.
dijital kolaj çalışmaları için yeni başlayanlara birkaç basit tavsiye vermek isterim.
1- öncelikle yaptığınız kolaj çalışmasının aralarına yırtılmış kağıt görseli yapıştırırsanız daha bir hoş gözükür. google'da torn paper diye aratırsanız karşınıza tam kolajlarda kullanmalık görseller çıkar. örnek çalışma.
2- kolaj çalışmanızı bitirdikten sonra tüm katmanların üstüne eski kağıt dokusu ekleyip photoshop'tan bu dokuyu blending ayarlarından overlay veya screen yaparsanız kolaja eskimiş havası katarsınız. kolajlarda da genellikle retro, eski görseller kullanıldığından bu efekt hoş durur. google'da old paper texture diye aratmanız yeterli. örnek çalışma.
3- internete kolaj çalışması yazınca çoğunlukla tonlarca görselin birleşmesiyle ortaya çıkan kolaj çalışmalarını görüyorsunuz. siz böyle yapmak zorunda değilsiniz. minimalist takılıp, az görselle de çok güzel işler ortaya çıkarabilirsiniz. örnek çalışma.
4- photoshop'ta görselleri keserken polygonal lasso tool'u kullanırsanız fotoğraf sanki makasla kesilmiş hissiyatı verebilirsiniz. örnek çalışma.
son olarak ilham olsun diye kaliteli çalışmalardan bazılarını atıyorum.
çalışma 1 - çalışma 2 - çalışma 3 - çalışma 4 - çalışma 5
devamını gör...
mezopotamya
iki nehir arasında anlamına gelen, fırat ve dicle nehirlerinin suladığı bereketli topraklar.
devamını gör...
1 nisan
dünya şaka günü olmakla birlikte doğum günümdür, sevgili yazarlardan bas gitar hediyeleri bekliyorum.
devamını gör...
yapmaya üşenilen şeyler
yapması dayatılan şeyler.
devamını gör...
edward witten
dünyaca ünlü teorik fizikçi. ''superstring theory*''nin üstadlarından... . çok genç yaşta profesör olmuştur. sürekli fields ödülü alır durur zaten. çağın en iyi fizikçisi dense hata olmaz.'' naif ironik bilim adamları''*içinde bir numara olduğuna şüphe yoktur. ancak kendisinin bir fizikçi değil, bir matematikçi olduğu da sıkça söylenir*. buna karşın, bilimin karşısında duran postmodern düşünceye karşı sert bir tavrı vardır. bilim felsefecilerinin ciddiye alınacak bi tarafı yoktur ona göre.
70'li yıllarda elektrozayıf kuvvet ve kuantum kromdinamiği üzerine makaleleriyle adından söz ettirmeye başlamış. süpersicim'den o yıllarda haberdar olmuş ve üzerine çalışmaya başlamış. ilk başta çok zorluk çektiğini ropörtajlarında anlatır. hatta süpersicim teorisinin içinde yerçekiminin varolması gerektiğini anladığında, hayatının en büyük entelektüel zevkini tattığını anlatır. zaten bu konuda (son bi kaç senede değişmediyse)fizik camiasında makalelerine en çok atıf alan kişiydi.
ona fields kazandıran şey ise, çok boyutlu ''nod''ların arasındaki simetriyi gösteren bir tekniktir. kuantum alan teorisi ve topolojiden yararlanarak geliştirmiş bunu. çoklu boyut gerektiren sicim teorilerini 4 boyutlu uzayda düzenleyebilecek bi tekniktir bu. hayalleri aşan bi matematiksel keşiftir.
ayrıca süpersicim'e sık getirilen eleştirilerden biri olan ''empirik olarak teste tabi tutulamama'' meselesi hakkında da şöyle der: ''yerçekiminin süpersicim'in bi sonucu olması, en önemli teorik kavrayıştır''.
70'li yıllarda elektrozayıf kuvvet ve kuantum kromdinamiği üzerine makaleleriyle adından söz ettirmeye başlamış. süpersicim'den o yıllarda haberdar olmuş ve üzerine çalışmaya başlamış. ilk başta çok zorluk çektiğini ropörtajlarında anlatır. hatta süpersicim teorisinin içinde yerçekiminin varolması gerektiğini anladığında, hayatının en büyük entelektüel zevkini tattığını anlatır. zaten bu konuda (son bi kaç senede değişmediyse)fizik camiasında makalelerine en çok atıf alan kişiydi.
ona fields kazandıran şey ise, çok boyutlu ''nod''ların arasındaki simetriyi gösteren bir tekniktir. kuantum alan teorisi ve topolojiden yararlanarak geliştirmiş bunu. çoklu boyut gerektiren sicim teorilerini 4 boyutlu uzayda düzenleyebilecek bi tekniktir bu. hayalleri aşan bi matematiksel keşiftir.
ayrıca süpersicim'e sık getirilen eleştirilerden biri olan ''empirik olarak teste tabi tutulamama'' meselesi hakkında da şöyle der: ''yerçekiminin süpersicim'in bi sonucu olması, en önemli teorik kavrayıştır''.
devamını gör...
karabibik
nabızade nazım'ın yazdığı, ilk türkçe köy romanı olan salon yayınları'nın sadeleştirilmiş ve günümüz türkçesine uyarlanmış halini biraz önce okuduğum kitaptır.
yazıldığı dönem göz önüne alındığında ve yazarı nabızade nazım'ın da dediği gibi o dönemdeki beymelek köyünü "sadece insan merkezli ve insanî sınırlar çerçevesinde inceleme ve hikaye edilmiş". kitabın kısa oluşu ve olayların yarım kalması benim hoşuma gitmedi. kitap bitince "eee sonra, daha hiçbir şey olmadı ki?" diye kalakaldım. ama kitapta geçen "kaş'a çağrılmak" cümlesi çok dikkatimi çekti. sırf buradaki anlam için bile okunabilir bence.
yazıldığı dönem göz önüne alındığında ve yazarı nabızade nazım'ın da dediği gibi o dönemdeki beymelek köyünü "sadece insan merkezli ve insanî sınırlar çerçevesinde inceleme ve hikaye edilmiş". kitabın kısa oluşu ve olayların yarım kalması benim hoşuma gitmedi. kitap bitince "eee sonra, daha hiçbir şey olmadı ki?" diye kalakaldım. ama kitapta geçen "kaş'a çağrılmak" cümlesi çok dikkatimi çekti. sırf buradaki anlam için bile okunabilir bence.
devamını gör...
introvert
türkçe'de içe dönük olarak da tasvir ettiğimiz, enerjisini yalnız kalarak yeniden toplayan ve fazla sosyal etkileşimlerde bu enerjiyi kaybeden kişilerdir. dışa dönük ve içe dönük beyinler arasındaki fizyolojik farklılıklara işaret eden pek çok heyecan verici araştırma bulunmaktadır.
içe dönük -introvert- ve dışa dönük -extrovert- terimleri insanların kişiliklerini ve sosyal etkileşimin enerji düzeyleri üzerindeki etkilerini tanımlamak için kullanılır. bazı insanlar bu etiketleri önemsiz olarak görürken, birçok kişi bunları dünyadaki yerlerini, kendi beyinlerinin nasıl çalıştığını ve başkalarıyla en iyi nasıl etkileşimde bulunduklarını anlamanın bir yolu olarak kullanıyor.
hiç kimse tamamen içe ya da dışa dönük değildir.
eminim burada da birçok kişi duruma ve hatta etrafındaki insanlara göre kendini daha dışadönük ya da içedönük hissediyordur.
içe dönük kişilerin özelliklerinden bahsetmek gerekirse, ilk önce yalnız kalmayı severler demeliyiz. ancak bu, insanları sevmedikleri anlamına gelmemektedir. gerçek şu ki, içe dönük biri, kendisinin ayırdığı zamana çok değer verir. içine kapanık bir kişi için yalnız başına zaman geçirmek, enerji deposunu yeniden doldurma şansı demektir.
yüzeyselden çok derinliği olan gerçek etkileşimleri tercih ederler. özgünlük, özellikle içe dönük kişiliğe sahip birçok kişi için her türlü ilişkinin temel unsurudur. sığ olduğunu düşündükleri insanlarla arkadaşlık kurmakta zorlanabilirler. içedönükler, enerji israfı gibi hissettiklerinden, genellikle mümkün olduğunca sığ etkileşimlerden kaçınırlar.
empatiye değer verirler, karşısındaki insanı anlamak isterler. tamamen sosyal çevreden kopuk olduklarını söylemek yanlış olur, sadece gerçekten zaman geçirmek istedikleri insanlarla sosyalleşmek isterler. zorunlu sosyalleşme gibi durumlar enerjilerini ever.
ve son olarak, aslında bir yerlere davet edilmek isterler. bazen insanlar, içedönük arkadaşlarına sosyal bir olaydan uzak durarak bir iyilik yaptıklarını düşünürler. bu, rahatlamadan daha çok incinmeye ve yanlış anlamaya yol açar. bir sosyal etkinliğe katılmak isteyip istemediklerine karar vermeyi kişiye bırakmakta fayda var. bir davete dahil olmak zorunluluk ("davet edildim, bu yüzden gitmem gerekiyor") değil, bir fırsat ("bu yapmak istediğim ve enerjiye sahip olduğum bir şey mi?") ve bir onaylamadır ("insanlar beni etrafta istiyorum! ”). kimse dışlanmış hissetmek istemez.
kaynak
devamını gör...
pax americana
varolup olmadigi akademik cevreler tarafindan tartisilan fenomen. pax americana, amerika birlesik devletleri'nin, dunyanin bir numarali supergucu haline geldikten sonra saglanan goreceli baris donemine verilen isimdir. pax americana donemi, ikinci dunya savasi'ndan gunumuze uzanan donemdir. ikinci dunya savasi'ndan sonra amerika ve sovyetler birligi'nin guclerinin esitliginden ve yaratabilecekleri terrorun esitliginden dolayi bir dunya savasinin daha cikilmasinin onune gecilmistir. 1991 ile 2001 yillari arasinda amerika, hiperguc yani dunyanin tek buyuk ve sorgulanamz gucu olmus ve dunyanin jandarmasi gorevini ustlenmistir. bu teoriye gore, amerika'nin gucu baska hicbir guc tarafindan sinanamayacagi icin devletler barisi tercih etmislerdir.
pax americana'nin gercek olup olmadigi bir tartisma konusudur. ikinci dunya savasi'ndan gunumuze olan surecte, goreceli bir baris ve huzurdan yararlandigimiz dogrudur. ancak bunun nedeni her zaman amerika olarak gorulmez. mesela soguk savas donemi icin (bkz: balance of terror) ya da gunumuz icin (bkz: pax atomica). bunun yaninda, liberalizm ve institutionalism bu donemlerdeki barisi aciklamak icin kullanilir. artan ic savaslardan dolayi bazi uluslararasi ilskiler akademisyenleri, daha bariscil bir donemde yasamadigimizi da dusunmektedir.
tarihin baska donemlerinde de, superguclerin sagladigi baris ortami icin (bkz: pax romana), (bkz: pax mongolica), (bkz: pax ottomana), (bkz: pax britanica)
pax americana'nin gercek olup olmadigi bir tartisma konusudur. ikinci dunya savasi'ndan gunumuze olan surecte, goreceli bir baris ve huzurdan yararlandigimiz dogrudur. ancak bunun nedeni her zaman amerika olarak gorulmez. mesela soguk savas donemi icin (bkz: balance of terror) ya da gunumuz icin (bkz: pax atomica). bunun yaninda, liberalizm ve institutionalism bu donemlerdeki barisi aciklamak icin kullanilir. artan ic savaslardan dolayi bazi uluslararasi ilskiler akademisyenleri, daha bariscil bir donemde yasamadigimizi da dusunmektedir.
tarihin baska donemlerinde de, superguclerin sagladigi baris ortami icin (bkz: pax romana), (bkz: pax mongolica), (bkz: pax ottomana), (bkz: pax britanica)
devamını gör...
yazarların kişisel çöküşünün başladığı yıl
1994 yılıydı. bilen bilir 28 yaşındayım..
güzel bir bebekmişim. iddialara göre ne kadar güzel olduğumu duyan beni görmek için eve geliyormuş, teyzeler hamile gelinlerini getiriyormuş ki bana baksın, iç geçirsin çocuğun ağzı gözü bana benzesin. haliyle bunun getirdiği bir ilgi var. bilirsiniz bir çocuğu sevmek için güzellik ve uslu olması aranır bizim toplumda. bunun yanında müthiş çapkın bir çocuğum. en sevdiğin şey ne sorusuna bakkal, erkek ve para diye yanıt veriyormuşum. 2 yaşında bile böyle net bir insan olmuşum. mahallenin bir ucundan diğer ucuna yürürken tam 6 belki 11 abiye aşığım. hepsine aynı şekilde ilgi gösterebiliyorum. çohalata alıyorlar bana, yanağımı sıkıyorlar, gülüyorlar. aşırı mutluyum. mahallenin en güzel kızı kim sorusuna benim yanıtı veriyorum, öyle bir şımartılmışlık. öylesine kendine güven.
derken kardeşim doğdu. tam 1994 yılı. sarı saçlı, yeşil gözlü, kocaman yanakları var ve hiçbir şekilde ses çıkarmıyor. biblo gibi. koyuyorsun bir köşeye, orada sessizce geleni geçeni izliyor. bir anda tüm ilgi ona kayıyor. ben çünkü o kadar uslu değilim. müthiş meraklı, dediğim dedik, inatçı ve istediği olmadığı an ortalığı yıkan bir şeyim. bana yapılan her şeyin bedeli var. tokat atarsan halına işerim mesela. tam bir conoyum.
tüm ilgi üzerimden kayıyor, herkes onu seviyor, öyle mal gibi kalıyorum ortada. mahallenin en güzel kızı kim sorusuna büyük bir kabullenmişlik ile kardeşim diyorum. hayır sen daha güzelsin diyor mesela aşık olup evlenmek istediğim zaten evli olan abi, yok diyorum kaydeşim daha güzel, ben çiykinim.
sonra bir kabullenmişlik oluştu işte. hayatım boyunca hiç başka insanlar ile rekabet etmedim. kendimi kimseye zorla sevdiremeyeceğimi anladım. birinin benden daha güzel olması onun daha kolay sevilmesini tek başına sağlayabiliyor bunu anladım. bir zaman sonra ben daha güzel olsam bile karşı tarafın uslu ve söz dinleyen biri olması onun daha kolay kabul edilebilir insan haline getiriyormuş. birini çok sevmek ve çok benimsemek o kişinin seni sevmesini sağlamazmış.
biraz daha kafası çalışır bir tip olduğum için bunları kardeşin doğumu sonrası hızlı anladım. keşke mal olsaydım da edinilmiş 39 tecrübe sonrası 40 yaşlarının sonunda anlasaydım bunları. resmen 94 yılında hayatım kaydı. çabasız bir insan haline geldim. sahiden yasık bana. çok üzülüyorum.
güzel bir bebekmişim. iddialara göre ne kadar güzel olduğumu duyan beni görmek için eve geliyormuş, teyzeler hamile gelinlerini getiriyormuş ki bana baksın, iç geçirsin çocuğun ağzı gözü bana benzesin. haliyle bunun getirdiği bir ilgi var. bilirsiniz bir çocuğu sevmek için güzellik ve uslu olması aranır bizim toplumda. bunun yanında müthiş çapkın bir çocuğum. en sevdiğin şey ne sorusuna bakkal, erkek ve para diye yanıt veriyormuşum. 2 yaşında bile böyle net bir insan olmuşum. mahallenin bir ucundan diğer ucuna yürürken tam 6 belki 11 abiye aşığım. hepsine aynı şekilde ilgi gösterebiliyorum. çohalata alıyorlar bana, yanağımı sıkıyorlar, gülüyorlar. aşırı mutluyum. mahallenin en güzel kızı kim sorusuna benim yanıtı veriyorum, öyle bir şımartılmışlık. öylesine kendine güven.
derken kardeşim doğdu. tam 1994 yılı. sarı saçlı, yeşil gözlü, kocaman yanakları var ve hiçbir şekilde ses çıkarmıyor. biblo gibi. koyuyorsun bir köşeye, orada sessizce geleni geçeni izliyor. bir anda tüm ilgi ona kayıyor. ben çünkü o kadar uslu değilim. müthiş meraklı, dediğim dedik, inatçı ve istediği olmadığı an ortalığı yıkan bir şeyim. bana yapılan her şeyin bedeli var. tokat atarsan halına işerim mesela. tam bir conoyum.
tüm ilgi üzerimden kayıyor, herkes onu seviyor, öyle mal gibi kalıyorum ortada. mahallenin en güzel kızı kim sorusuna büyük bir kabullenmişlik ile kardeşim diyorum. hayır sen daha güzelsin diyor mesela aşık olup evlenmek istediğim zaten evli olan abi, yok diyorum kaydeşim daha güzel, ben çiykinim.
sonra bir kabullenmişlik oluştu işte. hayatım boyunca hiç başka insanlar ile rekabet etmedim. kendimi kimseye zorla sevdiremeyeceğimi anladım. birinin benden daha güzel olması onun daha kolay sevilmesini tek başına sağlayabiliyor bunu anladım. bir zaman sonra ben daha güzel olsam bile karşı tarafın uslu ve söz dinleyen biri olması onun daha kolay kabul edilebilir insan haline getiriyormuş. birini çok sevmek ve çok benimsemek o kişinin seni sevmesini sağlamazmış.
biraz daha kafası çalışır bir tip olduğum için bunları kardeşin doğumu sonrası hızlı anladım. keşke mal olsaydım da edinilmiş 39 tecrübe sonrası 40 yaşlarının sonunda anlasaydım bunları. resmen 94 yılında hayatım kaydı. çabasız bir insan haline geldim. sahiden yasık bana. çok üzülüyorum.
devamını gör...
insanlığa güncelleme gelse ilk istenecek özellik
kesinlikle "bilgin yoksa fikrin de olmayacak" mekanizması. düşünsenize, b olayı hakkında tam atıp tutacaksınız, öyle mal gibi kalıyorsunuz. hem fikir oluşması için teşvik edici de olur* kötü yanı, boş yapmanın önüne geçilirdi. vazgeçtim, olmasın.
devamını gör...
google sürekli olarak duruyor hatası
bu sabah başıma gelen bir sorun. ekranda 2 saniyede bir bu uyarı çıkıyor. google uygulamasını devre dışı bıraktım şimdilik sorun durdu. sanırım bir güncelleme yayınlanması gerekiyor. genel olarak başka kişilerde de gördüm.
devamını gör...
sözlükteki kimseyle samimi olmamak
fazla samimiyetten sıkıntı çıkar o yüzden mesafe iyidir aga.
devamını gör...
z kuşağı bilmez
şu kuşak bu kuşak muhabbetlerini bıraksak diyorum artık, internet elinin altında herkesin
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
cözülemedik sudoku kalmasın diyerek katılcağım yeni programdır.
devamını gör...
süt reçeli
dıbırış adlı yazarımızın da dediği gibi genelde çok sevilen bir reçel çeşididir ve ben çok ilgiliyimdir böyle farklı reçel çeşitlerine, önerilerinizi alabilirim*.
ayrıca en güzelini benim yaptığımı söylememe de gerek yok sanırım.*
ayrıca en güzelini benim yaptığımı söylememe de gerek yok sanırım.*
devamını gör...
mide ağrısı
ölümlerden ölüm beğendirir.
devamını gör...
uzun saçlı'nın yeri
şahsen tanırım.bayram tatilinde rezervasyon için aramıştım.eşini trafik kazasında kaybedince yıprandı haliyle.
çayının sırrı, suyunun kaynak suyu olması ve meşe odununda demlenmesidir.bir çok ünlü ile çekilmiş fotoğrafı vardır mekanda.
yol üstündeki bu rota yerine merdivenlerden inip aşağıda kahvaltıyı tercih ederdim.manzaranın güzelliği anlatılmaz, yaşanır.
çayının sırrı, suyunun kaynak suyu olması ve meşe odununda demlenmesidir.bir çok ünlü ile çekilmiş fotoğrafı vardır mekanda.
yol üstündeki bu rota yerine merdivenlerden inip aşağıda kahvaltıyı tercih ederdim.manzaranın güzelliği anlatılmaz, yaşanır.
devamını gör...
halet-i ruhiye
ruh hali anlamındadır. sabahattin ali kürk mantolu madonna kitabın da halet-i ruhiyesini aşağıdaki sözlerle ne de güzel ifade etmiş. olur ya bazen bir şeyi yaparsınız ama yaptığınız şeye asla dikkatinizi veremezsiniz. aklınız, kalbinix başka başka şeylerde takılı kalır. işte bu söz tam da bu duygu selini anlatmak için biçilmiş kaftan.
her gün odamda oturuyor, kitap okumaya çalışıyordum. bir tek harfini bile fark etmeden sayfaları çeviriyor, bazen dikkat etmeye azmederek baştan başlıyor, fakat birkaç satır sonra gene zihnimin başka yerlerde dolaştığını görüyordum. "
sabahattin ali- kürk mantolu madonna
her gün odamda oturuyor, kitap okumaya çalışıyordum. bir tek harfini bile fark etmeden sayfaları çeviriyor, bazen dikkat etmeye azmederek baştan başlıyor, fakat birkaç satır sonra gene zihnimin başka yerlerde dolaştığını görüyordum. "
sabahattin ali- kürk mantolu madonna
devamını gör...
lgbt
sapkınlığın başka bir deyişidir. dinen ve toplum ahlakı olarak hoş birşey değildir.
acilen bu zihniyetin tedavi edilmesi gerek. (bilimsel olarak kanıtlandı bu hastalık değil sözlerinizi duyar gibiyim onlara kıçımla gülüyorum.).*.
saygı duy lgbt'ye diyerek hakaretler yağdıracak saygılı troller size neremle güldüğümü söylemeye gerek yok siz bilirsiniz.
acilen bu zihniyetin tedavi edilmesi gerek. (bilimsel olarak kanıtlandı bu hastalık değil sözlerinizi duyar gibiyim onlara kıçımla gülüyorum.).*.
saygı duy lgbt'ye diyerek hakaretler yağdıracak saygılı troller size neremle güldüğümü söylemeye gerek yok siz bilirsiniz.
devamını gör...
