sözlük yazarlarından alınan ilginç mesajlar
aşağıdaki mesajlardan daha ilgincini, garibini kimse almamıştır bahse girerim.
bu garip mesajların sahibinin mahlasını değiştirdim kendine uysun diye bir garip yazar yaptım:
bir garip yazar:
●
hiçbir şey yolunda değil:
?
bir garip yazar:
.... .-..- -.-.. -... .-..- .-. / .--.. . -.-- / -.-- --- .-.. ..- -. -.. .- / -.. . --.-. .-..- .-..
bir garip yazar:
-. --- - .... .-..- -. --. / .-..- ... / ..-. .-..- -. .
hiçbir şey yolunda değil:
ne bunlar?
bir garip yazar:
şifre
bir garip yazar:
dikkat çekmeye çalışıyor da olabilirim.
bu garip mesajların sahibinin mahlasını değiştirdim kendine uysun diye bir garip yazar yaptım:
bir garip yazar:
●
hiçbir şey yolunda değil:
?
bir garip yazar:
.... .-..- -.-.. -... .-..- .-. / .--.. . -.-- / -.-- --- .-.. ..- -. -.. .- / -.. . --.-. .-..- .-..
bir garip yazar:
-. --- - .... .-..- -. --. / .-..- ... / ..-. .-..- -. .
hiçbir şey yolunda değil:
ne bunlar?
bir garip yazar:
şifre
bir garip yazar:
dikkat çekmeye çalışıyor da olabilirim.
devamını gör...
göksupark
mangal kokusu ile meşhur olmuş, çok hoş bir park.
ilk gittiğimde oturacak yer bulmak için acayip dolanmıştık. tüm ankara orda sanmıştım. sonradan anladım, ankara insanının piknik için yaratıldığını. sadece orda değil kalan tüm yerlerde de sabahın köründen gecenin yarısına kadar yerleştiklerini anladım.
ankara'da piknik geçe bırakılmaz.
ilk gittiğimde oturacak yer bulmak için acayip dolanmıştık. tüm ankara orda sanmıştım. sonradan anladım, ankara insanının piknik için yaratıldığını. sadece orda değil kalan tüm yerlerde de sabahın köründen gecenin yarısına kadar yerleştiklerini anladım.
ankara'da piknik geçe bırakılmaz.
devamını gör...
sözlüğün en sevilen yazarı
haklısınız... zorla sevdiremeyiz ki... ii gclr.
devamını gör...
sevilmediğini anlamak
"hayatın en hüzünlü anı,
mevsimine kapıldığın kişinin
bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını
anladığın andır…
bırak, gitsin…
bırak, git…"
-vladimir mayakovski.
mevsimine kapıldığın kişinin
bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını
anladığın andır…
bırak, gitsin…
bırak, git…"
-vladimir mayakovski.
devamını gör...
yazar nicklerinden cümle kurmak
yaktın beni tayber doğan! resmen dadandım bu başlığa.
***
eşref_ruşen bey vestiyerden paltosunu ve şapkasını alıp kapıya yöneldi. 35 yıllık hayat arkadaşı arkasından seslendi:
- "daha vakit var eşref bey, nereye?"
- "erken çıkayım da pastirmalicoreklerden alayım biraz."
dışarı çıkınca mis gibi bahar havası doldurdu ciğerlerini. tertemiz anadolu çocuğu olarak istanbul'a adım attığı ilk günleri çağrıştırmıştı bu hava. çakı gibi bir gençti o zamanlar. hatırlayınca gülümsedi. köşedeki dükkâna girdiğinde radyodan yayılan deniz ve mehtap sordular seni sözcüklerinin ezgisi neşesine neşe kattı. en sevdiği şarkıydı bu.
- "3 tane sar hamdi efendi" dedi çörekleri işaret ederek. karamürselli deli hamdi derlerdi hamdi bey'e kendi aralarında. sakin bir adamdı ama sinirlendi mi gözü bir şeyi görmezdi. bu yüzden bazen de "sessiz firtina geliyor" derlerdi onu görünce.
- "ne o" dedi eşref bey "keyifsiz gibisin hamdi bey? bıktın mı yoksa çörek yapmaktan?"
- "bıksam ne olacak?" diye yanıtladı hamdi bey onu. "işimbu..."
dükkândan çıkınca sahildeki banklardan birine oturdu. denize doğru bakarak derin bir soluk aldı. vahşi ve kaotik bir şehirdi burası. sıradanbiri için sevilecek yanı yoktu fazla. küçük bir kasabada olmayı düşlemişti yıllardır.
- "belki de şimdi tam zamanıdır" diye düşündü. eşini geçirdi aklından. o ne derdi böyle bir şeye? o zaten dünden razıydı.
- "aaah mehpare hanım ah!" dedi kısık sesle. "bu yaşa geldik ama hâlâ bengaripsengüzeldünyaumutlu... insan kolay kolay değişmiyor"
oturduğu banktan kalkıp evin yolunu tuttu.
- "önce şu çörekleri eve bırakıp oradan geçerim" diye düşündü. sokağın sol yanındaki duvarda gördüğü cümleyi okumaya çalıştı:
- "seni seviyorum .ine"
bir harf silinmişti, iyi okunmuyordu daha doğrusu. mine miydi orada yazan, yoksa nine mi? sokağın köşesini dönerken kendi kendine söyleniyordu gülerek:
"n veya m ne fark eder? önemli olan sevda değil mi?
***
eşref_ruşen bey vestiyerden paltosunu ve şapkasını alıp kapıya yöneldi. 35 yıllık hayat arkadaşı arkasından seslendi:
- "daha vakit var eşref bey, nereye?"
- "erken çıkayım da pastirmalicoreklerden alayım biraz."
dışarı çıkınca mis gibi bahar havası doldurdu ciğerlerini. tertemiz anadolu çocuğu olarak istanbul'a adım attığı ilk günleri çağrıştırmıştı bu hava. çakı gibi bir gençti o zamanlar. hatırlayınca gülümsedi. köşedeki dükkâna girdiğinde radyodan yayılan deniz ve mehtap sordular seni sözcüklerinin ezgisi neşesine neşe kattı. en sevdiği şarkıydı bu.
- "3 tane sar hamdi efendi" dedi çörekleri işaret ederek. karamürselli deli hamdi derlerdi hamdi bey'e kendi aralarında. sakin bir adamdı ama sinirlendi mi gözü bir şeyi görmezdi. bu yüzden bazen de "sessiz firtina geliyor" derlerdi onu görünce.
- "ne o" dedi eşref bey "keyifsiz gibisin hamdi bey? bıktın mı yoksa çörek yapmaktan?"
- "bıksam ne olacak?" diye yanıtladı hamdi bey onu. "işimbu..."
dükkândan çıkınca sahildeki banklardan birine oturdu. denize doğru bakarak derin bir soluk aldı. vahşi ve kaotik bir şehirdi burası. sıradanbiri için sevilecek yanı yoktu fazla. küçük bir kasabada olmayı düşlemişti yıllardır.
- "belki de şimdi tam zamanıdır" diye düşündü. eşini geçirdi aklından. o ne derdi böyle bir şeye? o zaten dünden razıydı.
- "aaah mehpare hanım ah!" dedi kısık sesle. "bu yaşa geldik ama hâlâ bengaripsengüzeldünyaumutlu... insan kolay kolay değişmiyor"
oturduğu banktan kalkıp evin yolunu tuttu.
- "önce şu çörekleri eve bırakıp oradan geçerim" diye düşündü. sokağın sol yanındaki duvarda gördüğü cümleyi okumaya çalıştı:
- "seni seviyorum .ine"
bir harf silinmişti, iyi okunmuyordu daha doğrusu. mine miydi orada yazan, yoksa nine mi? sokağın köşesini dönerken kendi kendine söyleniyordu gülerek:
"n veya m ne fark eder? önemli olan sevda değil mi?
devamını gör...
sözlük yazarlarının sosyal hayatları
devamını gör...
2021'e veda ederken bir not bırak
2017 18 19 ve 20 yılında sevdiğim insanları kaybettim. bunlardan biri ailemdi. bu sene bana ölüm yaşatmadığın ve hayatımı beraber geçirmek istediğim insanla aynı çatı altında olmama müsaade ettiğin için sana teşekkür ederim 2021. herkese felaket getirsen de...
devamını gör...
ayışığının bilirkişiliği
zafer doruk’un karsambaç isimli öykü kitabındaki altıncı öykünün ismidir. insanı yaralayan bir öyküdür bu. bir suç öyküsü desem, devlet terörü desem, bir çocukluk anısı desem… ne desem uymaz bu öyküye.
hayatımızın her anı hatalarla geçiyor, yanlış anlaşılmalar, derdini bir türlü doğru sözcüklerle ifade edememeler ve hepsinin sonunda oluşan sisli ve puslu ve buğulu ve ıslak ve karanlık bir iç savaş, dışarıya kadar taşan.
zihnimiz cinayet mahali. katilin bir gün cinayeti işlediği yere dönmesini bekliyoruz sabırlı bir huzursuzlukla. olur mu hiç öyle şey? insan huzursuzken sabırlı olabilir mi? oluyor işte bazen. zihninde katil ile maktul birbirine karışmışken hiçbir şerit delilleri karartmaya yetmiyor.
ben biliyorum ki zihnimde işlenen her suçun olağan şüphelisi benim. yerde kanlar içinde yatan bedenime bakarak kendimi aklamak için hafifletici nedenler arıyorum çoğu zaman. keşke bu kadar sıkılmasaydım kravat takmaktan.
ben suçumun sabit olduğuna eminim. yine de savunmamı yapacağım. içimdeki ölünün hakkıdır; katilinin yargılandığını görmek, neden öldürüldüğünü bilmek. ayışığının bilirkişiliğini talep ediyorum. çünkü çoğu gece tek şahit oydu; medcezir cinayetleri işlenirken beynimde.
hayatımızın her anı hatalarla geçiyor, yanlış anlaşılmalar, derdini bir türlü doğru sözcüklerle ifade edememeler ve hepsinin sonunda oluşan sisli ve puslu ve buğulu ve ıslak ve karanlık bir iç savaş, dışarıya kadar taşan.
zihnimiz cinayet mahali. katilin bir gün cinayeti işlediği yere dönmesini bekliyoruz sabırlı bir huzursuzlukla. olur mu hiç öyle şey? insan huzursuzken sabırlı olabilir mi? oluyor işte bazen. zihninde katil ile maktul birbirine karışmışken hiçbir şerit delilleri karartmaya yetmiyor.
ben biliyorum ki zihnimde işlenen her suçun olağan şüphelisi benim. yerde kanlar içinde yatan bedenime bakarak kendimi aklamak için hafifletici nedenler arıyorum çoğu zaman. keşke bu kadar sıkılmasaydım kravat takmaktan.
ben suçumun sabit olduğuna eminim. yine de savunmamı yapacağım. içimdeki ölünün hakkıdır; katilinin yargılandığını görmek, neden öldürüldüğünü bilmek. ayışığının bilirkişiliğini talep ediyorum. çünkü çoğu gece tek şahit oydu; medcezir cinayetleri işlenirken beynimde.
devamını gör...
seksten sonra söylenen sözler
komik ve özgüvensizce söylenen sözlerdir.
(bkz: yatakta nasıldım?)
(bkz: tatmin oldun mu?)
doyumsuzca söylenen sözlerdir.
(bkz: şşş hadi bidaha.)
(bkz: bana yetmedi.)
utanarak söylenen sözlerdir.
(bkz: normalde böyle olmazdı ya ben de anlamadım.)
(bkz: biraz stresliyim de.)
sinirlice söylenen sözlerdir.
(bkz: anca bacağını aç yat hiç yardımcı olma emi?)
meraklıca söylenen sözlerdir.
(bkz: ilk kez olduğunu neden söylemedin?)(bkz: sen de yani çuval mübarek hayrola?)
bir de söylenmeyen sözlerdir.
(bkz: totosunu dönüp uyumak.)
(bkz: yatakta nasıldım?)
(bkz: tatmin oldun mu?)
doyumsuzca söylenen sözlerdir.
(bkz: şşş hadi bidaha.)
(bkz: bana yetmedi.)
utanarak söylenen sözlerdir.
(bkz: normalde böyle olmazdı ya ben de anlamadım.)
(bkz: biraz stresliyim de.)
sinirlice söylenen sözlerdir.
(bkz: anca bacağını aç yat hiç yardımcı olma emi?)
meraklıca söylenen sözlerdir.
(bkz: ilk kez olduğunu neden söylemedin?)(bkz: sen de yani çuval mübarek hayrola?)
bir de söylenmeyen sözlerdir.
(bkz: totosunu dönüp uyumak.)
devamını gör...
duygulandıran anlar
anneannemin vefatından sonra daha bir hafta olmamıştı bile 8 yaşındaki kuzenim umut, anneannemin bluzunu giyip gelip bana sarılmıştı ve bak babaannem sana sarılıyor şu an demişti. hayatımın en duygusal anlarından biriydi.
devamını gör...
normal sözlük'te nickaltı girme kültürünün daha oluşmaması
kimse kimseye nickaltı girmek için nickaltı girmek istemediğinden olabilir. şahsen bir yazarla ilgili tanımlarından bilgi sahibi olduysam veya sohbetim varsa kendisine nickaltı girmek benim için çok keyifli. oraya kayda değer bir şeyler yazabilmem için de biraz gözlemlemem gerekiyor. e haliyle bu kadar yazarın olduğu bir platformda bu da takdir edersiniz ki hemen olmuyor. ama yazacak bir şeylerim varsa da hemmencik giriyorum çünkü mutlu oluyorlar. döğüşmen guzum, sizlere de yazarız zamanla.
devamını gör...
şişeyi kafaya dikmek
içi cos eden bünyelere özgü durum. aman tikkat!
devamını gör...
erdoğan vs yoldaş benjamin franklin
(bkz: bana silivri yolları)
devamını gör...
yol kenarında ot toplayan yurdum teyzesi
kıştan sonra gelen baharda filizlenen otlar gibi filizlenerek yol kenarında belirecek teyzelerdir. turp otu, ebegümeci ve semiz otu gibi otları toplayıp salatasını, yemeğini yaparlar.
devamını gör...
özünde iyi bir insan
herkes. ama biz ağaç özütüyle ilgilenir gibi özleriyle de ilgilenmiyoruz insanların. ortaya koyduğu davranışlarıyla da vardır insanoğlu, bi zahmet sadece özünde değil, sözünde de iyi bir insan olsun.
bu da şey gibi oldu ama ondan bağımsız düşünün, iyy: özü sözü doğru temel karamollaoğlu.*
bu da şey gibi oldu ama ondan bağımsız düşünün, iyy: özü sözü doğru temel karamollaoğlu.*
devamını gör...
seri artı oy veren yazarın amacı
takip ettiği yazarları onore etme eylemidir.
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
sık kullanılanlara ekledik. fena parçalar çalmıyor. ortalamanın üstünde. böyle iyi bozmayın. reklam kaygısı olmayınca iyi işler çıkıyormuş demek.
devamını gör...
elzem
'olmazsa olmaz' yerine kullanıldığında entel gözükmenizi sağlayan kelime.
devamını gör...
konuşsa sözlüğü birbirine katacak yazarlar
ulan katsa nolcak?
adam cıktı bir erkekten cinsel uzv resmi aldı sonra ortadan sevgilisi ile baraber kaybolup geri geldi neyi karışıyor.
şurada tam sözlüğün fonunda sevişirken fotosu cıksa 2 gun sonra bir sey yok gibi takılır insanlar.
bildikleriniz ekstra yük bence size baska bir getirisi falan yok.
adam cıktı bir erkekten cinsel uzv resmi aldı sonra ortadan sevgilisi ile baraber kaybolup geri geldi neyi karışıyor.
şurada tam sözlüğün fonunda sevişirken fotosu cıksa 2 gun sonra bir sey yok gibi takılır insanlar.
bildikleriniz ekstra yük bence size baska bir getirisi falan yok.
devamını gör...
