senden önce on milyarlarca insan ve senden sonra on milyarlarca insanın olacağı son belki de. muhtemel son hiçlik ise zaten evren bile günü geldiğinde hiç olacak. öyleyse bu kafaya takma niye ? yaşadığın zamanın tadını çıkarsana şapşik ihihihihi
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

onlarca x'e çık tepin istersen başlığı varken nasıl hala açılmadığını merak ettiğim başlık.

yeni bkz.ımız tüm kafa sözlük yazarlarına hayırlı uğurlu olsun.
devamını gör...

içine dahil olduğum insan profilidir.
ancak bunun ne statüyle, ki o ilahlaştırılan statülerden birine hiç dahil olmadım, ne de ekonomik durumumla ilgisi var.
ailedeki defolu kişi benim yüksek ihtimalle. diğer kardeşlerim kadar şımartılmışımdır. içlerinde diğerleri daha sessiz sakin duygulara sahipken ben yapı olarak sessiz, hayat beklentisi olarak fazla yükseklerde ve insan ilişkilerinde maalesef burnu havadayım. bu yalnız oluşumu açıklıyor. şımarığım.

ailemden ilk ayrıldığımda çok afalladım. gittiğim her yerde prenses muamelesi göreceğimi, insanların beni seveceğini, kabul göreceğimi, isteklerimin garip karşılanmayacağını düşünerek yola çıktım. çok sert bir şekilde de totomun üstüne oturmuş oldum böylece. neticede kimse benim şımarıklığımı çekecek değildi ya, bu gerçekle yüzleşmem zamanımı aldı ve beni cidden afallattı. insan ilişkilerinde fazlaca başarısız oldum. sessiz yapım daha da sessizleşti çünkü muhatap olduğum kimse beni şımartmıyordu. bu yüzden muhatap olmamın da benim için bir anlamı yoktu.

ha yine olmadı mı benim aptal komplekslerimle uğraşan, evet oldu. sadece 2 tane dostum var ve onlarla yaşamımı sürdürüyorum. onlar kız kardeşlerinden bu duruma alışkın, beni anlayabiliyorlar ve kendimi törpülemem konusunda epeyce de bana dil dökmüşlerdir. yardımcı olmuşlardır. bu halimden tam sıyrılamadım ancak en azından farkındayım. kimse benim aptallıklarımla, şımarıklığımla uğraşmak zorunda değil. bunu kabullenmiş ve köşeme çekilmiş bulundum.

bu konuda ailemi suçlamıyorum. hayır en küçük çocuk da değilim, tamamen benim defom bu şımarıklık işi.
devamını gör...


yazıyorum
derin derin baktı gözlerime, öyle sıcak öyle içten. elimdeki kalem deftere takıldı sonra gözleri, biraz şaşkın bir eda ile sordu;

"ne yapıyorsun?"
"yazıyorum."
"ne yazıyorsun?"
"bilmem yazıyorum işte! öyle içimden ne gelirse… aklımdan, fikrimden ne akarsa yazıyorum işte, sadece yazıyorum."
"nasıl yani? yazar değil misin?"
"bilmem, hiç düşünmedim bunu. sadece yazıyor olduğumu biliyorum. öyle zaman oluyor ki sanki o an yazı yazmasam boğulacağım, ölecek gibi oluyorum. ama yazdığım an geçiyor hepsi. yazdıkça kendimi buluyorum. satırlar, kağıtlar dinliyor beni; acılarımı, hüzünlerimi, solup giden gülüşümü dinliyorlar. hissedebiliyorum, sarılıyorlar bana. onlarla konuşmak bana çok iyi geliyor. hatta sadece kağıtlarla değil kitaplarla da konuşurum ben. çevirdiğim her sayfada mutluluğu bulurum. müziğe sarılırım, sonra her bir notasında dans eder ruhum. bir anda umulmaz bir canlılık gelir bana. içimdeki küçük çocuk şenlenir bir anda."

bir an baktı öyle yüzüme boş boş, "deli sandı galiba beni," diye düşündüm içimden. sustu, ben de sustum. sadece baktık öyle birbirimize. acaba ne geçiyordu şu an aklından?

~
öylece bakakalmış, konuşurkenki ses tonuna takılmıştım. söyledikleri alıp götürmüştü beni buralardan. bir insan ancak bu kadar güzel anlatabilirdi duygularını. o an sımsıkı sarmak geldi içimden onu; ellerini tutup gözlerine bakmak sonra daha da sıkı sarılmak hiç konuşmadan. ona burada yanında olacağımı söylemek geldi içimden. ama yapamadım. çünkü o çoktan kaçmıştı insanlardan, soyutlamıştı kendini. sığınacak bir limanı vardı onun. kendini seviyordu ve en önemlisi insanlardan bir beklentisi yoktu. gözlerinin içi gülüyordu konuşurken. bazen melankolik bir havaya bürünüyordu ama anlıyordunuz hemen. o gülüşün arkasında saklı olanlara gıpta etmiştim. ona bakarken "bir insan ancak bu kadar güçlü olabilir!" diye düşündüm. onu anlamak için konuşmasını dinlemek şart değildi aslında, uzaklara dalan hülyalı bakışlarını yakalamak yeterliydi. sonra istemsizce, içindeki o küçük kız çocuğuna bir sevgi duyuyordu insan ve o anda başlıyordunuz onun için okumaya, ardından sesindeki melodiye takılıp kalıyordunuz.

*
sozumoki.com(havinmohul)
devamını gör...

bir siyasetçinin görevi nedir sorusuna “yarın, önümüzdeki ay, önümüzdeki yıl neler olacağını şimdiden söyleyip, zamanı gelince de neden gerçekleşmediklerini açıklamak" diyebilen vecizelerin adamıdır.
devamını gör...

düşman kelimesinin anlamını arkadaş sıfatını taşıyanlardan öğrendim.
devamını gör...

bu kitap ilk çıktığında okuyan insanlar avrupada werheri o kadar içsellestirmişler ki intihar oranları artmış, ortalıkta sari pantolon, mavi ceketle gezen werthervari kişiler peyda olmuştur. ben okuduğumda bu kadar etkilenmesem de güzel bir kitaptır.
devamını gör...

üç anahtar.
evinin anahtarı, arabasının anahtarı, kalbimin anahtarı.*
devamını gör...

bu nasıl bir başlıktır? görüldü atmadan konuşma nasıl bitecek soruyorum size, sonsuza kadar mı konuşacaksınız. tabii ki benim öyle bir derdim yok orası ayrı da konuşmada iki taraftan biri görüldü atmak zorundadır zaten.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir witold gombrowicz kitabıdır.

okuduğum en etkili kitaplardan biridir. okurken müthiş keyif aldım. müthiş keyif aldım. witold gombrowicz hayranlığım bir kat daha arttı bu kitapla. muhteşem bir bakış açısı, zihni allak bullak eden bir anlatım, düşüncelerini izlemek inanılmaz bir keyifti yazarın. inanılmaz bir keyifti.

pornografiyi insan çıplaklığının saçma bir kurgu içinde aşırıya kaçılarak sınırsızca sergilemekten bahsetmiyor yazar bu romanda. daha derin bir pornografi bu. daha derin bir pornografi.

bir solucan düşünün ki ben kitap boyunca o solucanı düşündüm. gencecik iki insanın aralarında oluşan cinsel çekimi bu solucan aracılığıyla etraflarındaki yaşça daha büyük insanlara sergilemekten aldıkları keyifi düşünün.

bir insan bunu nasıl yapabilir diye düşündüm sürekli. bir yazar bunu nasıl bu kadar büyüleyici bir şekilde anlatabilir.

gençlerden biri solucanın üzerine basar. solucanın üzerine basılan ayağın dışında kalan kısmı hala kıvranmaktadır. genç ne yaptığının ve yaptığı şeyin günah olduğunun farkındadır. sonra genç kız solucanın üzerine basar. hala kıvranmakta olan solucanın üzerinde bu sefer günaha ortak olan kızın ayağı vardır. kızın ayağı vardır.

günahta ve ölümde cinsel bir çekime kapılarak buluşmak kadar derin ve etkileyici bir pornografi olamaz. bu sadece bir örnek ama en etkileyici olanı. en etkileyici olanı.

ölüm, cinayet, cinsel çekim, genç bedenlere dikilmiş yorgun gözler, hayal gücünün çarpıcı baştan çıkarıcılığı, hükmetmenin ve hükmedilen olmanın dayanılmaz hafifliği. her şey kitabı içinde ölmekte olan bir solucan gibi kıvranmakta. bir solucan gibi kıvranmakta.
devamını gör...

bıktığım şeyler ve yeşil fanila isimli şiirinde “seni sevince pazara çıktım sevinçten” gibi bir dizesi vardır ki sevmenin insana ne yapabileceğine dair bir fikir verir. öyle ya enginarı aşkla alır insan evet, enginarı tutkuyla aldırmaktır, adı aşk. öyle diyor didem hanım, enginar almış pazardan, “süper enginarlaaar” diye bağırıyormuş pazarcı. evet, pazarcının sesini keyifle dinletendir, adı aşk.

yine aynı şiirde
“seni sevince kıpırdayan her şiiri
kahverengi bir çaydanlıkta saklıyorum.” diyor. ne diyor anlamadım doğrusu, ne kastetti acaba? ama evet, bir çaydanlığa kıpır kıpır şiirler doldurtur, adı aşk.

bana yalnız bu şiiriyle aşkın insan üzerindeki etkisinin ne denli güçü olabileceğini ve basit ve yavan şeylerin aşkın gücüyle nasıl da tutkulu ve muhteşem şeylere dönüşebileceğini kavratan güzelim şair. çiçekli şiirlerin şairi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

mini zirvem geldi. kadıköy'de olan varsa 1-2 saat kahve içerim *
devamını gör...

bu hayat bir tiyatro sahnesi ve bunu artık görüyorum. bazen olanları yukarıdan izliyorum. komik geliyor. anlamsız ve boş. her şey kuralına göre. senaryo dışına da çıkmak yok. istesen de çıkamazsın. lol. koca bir saç ma lık.
devamını gör...

sen isteyecek ilk günden nude, kız anladı bunu ve güvenmedi sana...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iyi niyetle yapılan davranış, eylem ve duyguları bilerek veya bilmeyerek kötüye kullanmaktır. bu tip insanlar kendi kredisini tüketen insanlardır.
devamını gör...

ekonomik dengenin sağlanması ve sürdürülmesinde kendiliğinden fonksiyon gören, denge sağlayıcı etkiler yaratan mali ya da sosyoekonomik kurumlardır. örneğin; mali sistemde var olan artan oranlı vergiler, işsizlik sigortası ödemeleri,
bütçe açık ve fazlaları ve sübvansiyon otomatik stabilizatör niteliğindedir.
otomatik stabilizatörlerin tek başına istikrar sağlayıcı etki yapabilmeleri güçtür. bunu açıklayan en basit örneklerden birisi, ekonomi tam istihdam
seviyesindeyken , artan oranlı vergilerin büyümeyi kısıtlayıcı etki yapması ve bunun çözümünün vergilerin indirilmesi ya da kamu harcamaları gibi iradi maliye politikaları yoluyla olmasıdır.
devamını gör...

kutsal oğlumuzun kutsal pipisi kesildiğinde dünyayı ayağa kaldırır, davullu zurnalı kutlama yaparız ama kızımız regl mi oldu? owww haram. kutlamak ne hem insanların bir özeli olmalı dimi? bu gerzek türk toplumu ikiyüzlülüğünden gına geldi bana. korkmayın bu kadar kadınlıktan ya. reglden rahatsız olan varsa mağarasında yaşamaya devam edebilir.
devamını gör...

bir gelenek oldu artık, uyku zaten yok, yazalım, bir faydamız olsun bâri...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim