kimdir o
eski türk filmlerinde arap bacı karakterinin kapı çalındığı zaman verdiği tepki.
devamını gör...
mehmet pişkin
merhabalar
mehmet pişkin ben
16 ekim 2014 sabah saatlerindeyiz
doğrudan konuya gireyim
bu bir intihar mektubu
bu sabah yaşam defterimi kapatıyorum
bana ayrılan sürenin sonuna geldik..buradan
mehmet pişkin ben
16 ekim 2014 sabah saatlerindeyiz
doğrudan konuya gireyim
bu bir intihar mektubu
bu sabah yaşam defterimi kapatıyorum
bana ayrılan sürenin sonuna geldik..buradan
devamını gör...
babalarını taciz iftirasıyla hapse attıran kızlar
bu başlığı açan arkadaşa istanbul sözleşmesi ve toplumun arasında bağ olmadığını bozuk zihniyetin zaten var olduğunu belirtmek isterim.çocuğun yaptığı doğru olmamakla beraber bunu feminizme topluma mal etmekte bir o kadar yanlıştır!doğuda doğum evine bir gidin ve oturup izleyin olur mu 16 17 yaşında kızların babası kimi dayısı tarafından tacize nasıl uğradığını hamile kaldığını.sorun şu anki yasalar.kadını korur gibi gözüküp kadını mahveden yasalar namus derim öldürürüm 6 ay yatar çıkarım diyenler ak ile karayı ayırın lütfen! ve diyorum istanbul sözleşmesi yaşatır
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
jerzy kosiński
1933 doğumlu polonyalı akademisyen ve yazar.
ben kendisini çok etkileyici bir hikayesi olan the painted bird isimli filmden sonra tanıma fırsatına eriştim. çok etkileyici, çarpıcı bir hayat hikayesi var gerçekten. yahudi bir ailesi olan jerzy kosiński, ikinci dünya savaşı yıllarında yine kendi ülkesinde kilise aracılığı ile bir katolik ailenin yanına sahte kimlikle sığınıp kaçak göçek bir çocukluk geçirdikten sonra savaşın ardından varşova bilimler akademisi'nde akademisyenlik yapmaya başlıyor. yazarlık kariyeri ise öğretim görevlisi olduğu yıllarda bursla amerika'ya göç etmesinin ardından başlıyor.
kitaplarının hiçbirini henüz okuma şansına erişmedim ancak the painted bird'den sonra başka işlerine bakayım dedim. şimdi hazırsanız bombayı patlatıyorum; being there de bir jerzy kosiński roman uyarlamasıymış! hatta senaryoyu da bu abimiz yazmış bu kült yapımda.
jerzy kosiński, göç ettikten sonra amerika'da dönemin en zenginlerinden biri olan mary hayward weir isimli bir iş insanı ile evleniyor. tüm sosyal çevresi yüksek sosyete diyebileceğimiz insanlardan oluşacak şekilde birden değişiyor ve şöyle söyleyeyim roman polanski'nin evine düzenlenen, 8.5 aylık hamile karısı ünlü oyuncu sharon tate de dahil olmak üzere 5 kişinin ölümüyle sonuçlanan, dünya suç tarihinin en bilinen, ses getiren katliamlarından biri olan manson katliamı'nın** gerçekleştiği o gün, o eve davet edilen seçkin konuklardan biri oluveriyor. havaalanında bavulu karıştığı için kıl payı kurtulduğu katliamın ardından being there'i yayımlıyor ve hem kıtada hem dünyada oldukça ses getiriyor.
jerzy kosiński hep uçlarda hep biraz "kafası kırık" diye tabir ettiğimiz bir profil çizmiş yazarlık kariyeri boyunca. amerika'nın en zenginlerinden biri olmasına, kariyerinin zirvesini görmesine, romanları 30 dilden fazla dile çevrilen dönemin en çok tanınan ve taktir edilen yazarlarından biri olmasına rağmen artık üreteceği yeni bir şeyler olmadığını düşündüğü için -başka gerekçeleri de vardır muhakkak lakin en çok bu tip şeyler yazılıp çizilmiş o dönem- 1991 yılında evinin banyosunda kafasına naylon bir poşet geçirerek intihar etmiş.
kendi ismiyle yayımladığı türkçe'ye de çevrilen romanları (öncesinde joseph novak ismi ile 2 çalışması daha var.)
the painted bird (boyalı kuş)*
steps (adımlar) *
being there (bir yerde)*
the devil tree (şeytan ağacı) *
cockpit (boşluk)*
passion play (ihtiras oyunu) *
ben kendisini çok etkileyici bir hikayesi olan the painted bird isimli filmden sonra tanıma fırsatına eriştim. çok etkileyici, çarpıcı bir hayat hikayesi var gerçekten. yahudi bir ailesi olan jerzy kosiński, ikinci dünya savaşı yıllarında yine kendi ülkesinde kilise aracılığı ile bir katolik ailenin yanına sahte kimlikle sığınıp kaçak göçek bir çocukluk geçirdikten sonra savaşın ardından varşova bilimler akademisi'nde akademisyenlik yapmaya başlıyor. yazarlık kariyeri ise öğretim görevlisi olduğu yıllarda bursla amerika'ya göç etmesinin ardından başlıyor.
kitaplarının hiçbirini henüz okuma şansına erişmedim ancak the painted bird'den sonra başka işlerine bakayım dedim. şimdi hazırsanız bombayı patlatıyorum; being there de bir jerzy kosiński roman uyarlamasıymış! hatta senaryoyu da bu abimiz yazmış bu kült yapımda.
jerzy kosiński, göç ettikten sonra amerika'da dönemin en zenginlerinden biri olan mary hayward weir isimli bir iş insanı ile evleniyor. tüm sosyal çevresi yüksek sosyete diyebileceğimiz insanlardan oluşacak şekilde birden değişiyor ve şöyle söyleyeyim roman polanski'nin evine düzenlenen, 8.5 aylık hamile karısı ünlü oyuncu sharon tate de dahil olmak üzere 5 kişinin ölümüyle sonuçlanan, dünya suç tarihinin en bilinen, ses getiren katliamlarından biri olan manson katliamı'nın** gerçekleştiği o gün, o eve davet edilen seçkin konuklardan biri oluveriyor. havaalanında bavulu karıştığı için kıl payı kurtulduğu katliamın ardından being there'i yayımlıyor ve hem kıtada hem dünyada oldukça ses getiriyor.
jerzy kosiński hep uçlarda hep biraz "kafası kırık" diye tabir ettiğimiz bir profil çizmiş yazarlık kariyeri boyunca. amerika'nın en zenginlerinden biri olmasına, kariyerinin zirvesini görmesine, romanları 30 dilden fazla dile çevrilen dönemin en çok tanınan ve taktir edilen yazarlarından biri olmasına rağmen artık üreteceği yeni bir şeyler olmadığını düşündüğü için -başka gerekçeleri de vardır muhakkak lakin en çok bu tip şeyler yazılıp çizilmiş o dönem- 1991 yılında evinin banyosunda kafasına naylon bir poşet geçirerek intihar etmiş.
kendi ismiyle yayımladığı türkçe'ye de çevrilen romanları (öncesinde joseph novak ismi ile 2 çalışması daha var.)
the painted bird (boyalı kuş)*
steps (adımlar) *
being there (bir yerde)*
the devil tree (şeytan ağacı) *
cockpit (boşluk)*
passion play (ihtiras oyunu) *
devamını gör...
antagonistx
tanımları çok güzel ve bir o kadar bilgilendirici olan mükemmel bir yazar. hep aramızda olsun, değerli bilgilerini ve düşüncelerini bizden mahrum bırakmayı hiç düşünmesindir.*
××
şimdi geleyim arkadaşlığımıza. ponçik savarlar uzak durun, burası çokomelli. *
tüm kalbimle söylüyorum özel birisin. gerçekten özelsin. sen bunu fark edemesen de ben hepsini görüyorum. bunu bil.*
aramızda o kadar çok kilometre var ki..
bunu bilmezdim, düşünmemiştim.
kilometreler nasıl yok olur? nasıl yok sayabilirim o lanet sayıları?
hepsini biliyorum artık. iyi ki biliyorum, iyi ki öğrettin.
ve şey iyi ki varsın..
hep var olacağını bilmek mutlu ediyor beni.
hep var ol, varlığınla mutlu ol.. sonra bu bir kısır döngüye dönsün. tamam mı?
çok çok sevgiler, sarılmalar falan..*
edit: favorilediğin tek tanım bu olduğu için şuan gurur duyuyor ve kendimi premses gibi hissediyor olabilirim. *
××
şimdi geleyim arkadaşlığımıza. ponçik savarlar uzak durun, burası çokomelli. *
tüm kalbimle söylüyorum özel birisin. gerçekten özelsin. sen bunu fark edemesen de ben hepsini görüyorum. bunu bil.*
aramızda o kadar çok kilometre var ki..
bunu bilmezdim, düşünmemiştim.
kilometreler nasıl yok olur? nasıl yok sayabilirim o lanet sayıları?
hepsini biliyorum artık. iyi ki biliyorum, iyi ki öğrettin.
ve şey iyi ki varsın..
hep var olacağını bilmek mutlu ediyor beni.
hep var ol, varlığınla mutlu ol.. sonra bu bir kısır döngüye dönsün. tamam mı?
çok çok sevgiler, sarılmalar falan..*
edit: favorilediğin tek tanım bu olduğu için şuan gurur duyuyor ve kendimi premses gibi hissediyor olabilirim. *
devamını gör...
seboreik dermatit
(bkz: seborrheic dermatitis) cildin yağ dengesinin çeşitli sebeplerle bozulması sonucu malassezia furfur isimli bir çeşit mayanın yağlı cildimizde üremesi sonucu oluşan hastalıktır. (bkz: pityrosporum ovale).
belirtiler; yüzde t bölgesinde pul pul deri döküntüsü, saçlı deride kepek, iyileşmeyen minik kızarıklıklar
cildin yağ dengesini bozan faktörler stres, hava kirliliği, kozmetik ürünler, beslenme, mevsim etkisi olabilir.
tedavisinde kükürtlü sabun; travazol, betnovat, avil gibi kortizonlu kremler kullanılmaktadır.
edit 1: yazının okunduğunu görünce eklemek istedim. ben seboreik dermatitle aylardır mücadele ediyorum. en etkili çözüm yöntemim duştan sonra tırnağımla kabarcıkları patlatıp yüzümü asetonla veya alkolle silmek oldu. bu işlemle cildimde yaşayan mikroorganizmaların sayısını azalttım ve cildimin kendini iyileştirmesi için fırsatı oldu. ancak hala nüksediyor. bu hastalık cildin yağ dengesiyle ve stresle yakından ilgilidir.
edit 2: yazının daha çok okunduğunu göründe 4 aralık 2020 'de eklediğim editten sonra yeni bilgiler ve tecrübeler edindim. şimdi bunları sizinle paylaşmak istiyorum. seboreik dermatit kesinlikle cildin yağ dengesi ve bağışıklık sistemiyle ilgili. kulak çevresinde, kulak ile yüzün birleştiği noktada, burun üstünde ve t bölgesinde pul pul dökülmeler görülüyorsa seboreik dermatit hemen teşhis edilir. yapmanız gereken ilk şey nivea, neutrogena, blendax, ipek, schwarzkopf, elidor gibi market kozmetiklerini bırakıyorsunuz. bütün bunlar petrol türevi kimyasallar (özellikle (gbkz: dimetikon) ) ve köpürütcü kimyasal ajanlar içerdikleri için ciltdin yağ dengesini bozuyor. cildimizde bizimle birlikte yaşayan faydalı mikroflorayı da tahrip ediyor. ben bu süreci ayşenur yazıcı sayesinde atlattım. youtube kanalında temiz içerikli ürünleri paylaşıyor, cilt bakımının nasıl yapılması gerektiğini anlatıyor, önemli bilgiler veriyor.
ayşenur yazızı haya dersleri kanalını ziyaret edin.
yine ayşenur yazıcı'dan (saygılarımı iletirim eğer okuyorsa) öğrendiklerime göre, salisilik asit içerikli cilt bakım ürünleri ciltteki yağı çözüyor. glikolik asit (glycolic acid) içerikli ürünler de çimentolaşmış ölü deri tabakasını çözüyor. buna ihtiyacımız var çünkü cildimiz en dışında 15-20 kat ölü deri katmanı var. bu ölü derileri sürekli etrafa döküyoruz. bu ölü deri hücreleriyle akarlar (bkz: mite) besleniyor. bu yüzden evimizi, nevresimlerimizi, halıları düzenli olarak temizlemeliyiz.
saçlı deride kepeklenme sorununu yesilmarka 'nın kepekli saçlar için önerdiği bitkisel şampuanıyla çözdüm. işe yaradığını görünce eve birkaç kutu stok yaptım. bazı yazarlar haldır şaldır (head & shoulders) markasının şampuanını öneriyorlar ancak o da bir market markası. ürün geliştirmeye ayırmaları gereken parayı market raflarında üst sıralarda görünmek için harcayan ve reklama para saçan bir marka. kaliteli ürün kendi reklamını yapar zaten, böyle şeylere hiç gerek yok.
konozol şampuanı ben de kullandım, evet işe yarıyor ancak 100 ml ürünün fiyatı 230 lira. bu ürünlerin muadillerini bilmiyorsanız bence hiç konuşmayın. ayrıca saçı keçeleştiriyor. birkaç yıkamada bitti gitti bir daha dönüp bakmadım bile şişesine.
doğru cilt bakımı rutinimiz şöyle olmalı = temizle > serum sür > nemlendirici sür > güneşten koru
a) temizle : uyandığımızda yüz temizleme sütüyle yüzümüzü her sabah temizliyoruz. ben hc care ve sedena markasını kullanıyorum. jel ve köpük ürünleri kullanmıyoruz, çünkü köpürtücü - jelleştirici kimyasal ajanlar kullanılıyor.
b) serum sür : haftada 2-3 kere serum kullanmalıyız. serumlar, cilt tarafından emilimi yüksek moleküler yapıda ürünlerdir. gündüz serumu ve gece serumu ayrı ayrı. çünkü bazı moleküller güneş ışığındaki radyasyona maruz kaldıklarında aktivitesini kaybedip bozunurlar. veya daha güçlü reaksiyon gösterip cilde yarardan çok zarar verirler. buna en iyi örnek retinol serumdur.
serum ürünler, yüksek kimya teknolojisiyle saflaştırılmış ürünlerdir. siz daha doğal içerikli ürünler arıyorsanız kuşburnu çekirdaği yağı, limon yağı falan kullanabilirsiniz.
c) nemlendirici sür : serum tabakasının üzerine 5-10 dakika sonra nemlendirici sürülmelidir. nemlendiriciler cildin dış katmanını örter ve cildin nem kaybını azaltır. yukarıda saydığım bütün o market kozmetikleri bunu petrolium, paraben, dimeticon gibi moleküler plastiklerle yapar. bu kremleri sürdüğünüzde cildinize sanki bir streç filmle kapatmışsınız gibi olur. üstelik petrol türevleri suda çözülmez, alkolde az çözünür. sanayi tipi çözücülerde çözünür. hem çevreye hem insana zararlı şeylerdir.
nemlendirici kremler piyasada el ve vücut losyonu, vücut yüzü, durulanmayan cilt bakım sütü gibi çeşitli isimlerde pazarlanır. bunlar markaların uydurduğu müşteriye sürekli "al bak bu en yeni ürünümüz, hayır bak bu daha da yeni ürünümüz" gibi algı operasyonuyla pazarladıkları nemlendiricilerdir. bu tuzaklara düşmeyin.
d) güneşten koru : spf özellikli ürünlerle nemlendirici tabakasının üzerine güneş koruyucu ürünler aplike edilmelidir (bkz: aplike etmek). yazın spf 50+ ürünler, kışın spf 10+ ürünler kullanılabilir. ürünün içeriği mutlaka "mineral güneş filtreli" olmalıdır. nivea, garnier gibi markaların güneş koruyucuları titanyum dioksit kullanırlar. bu çok zararlı bir maddedir, avrupa'da gıdalarda kullanımı yasaklandı. bu yüzden bentonit kil gibi doğal mineraller içeren ürünler kullanın. eskiden şifalı çamurlar çok meşhurdu, kış tatilinde ailecek kaplıcaya gidilirdi. onlar işte bentonit kil çamuru.
son olarak dermatit ve egzama hastalarının sedena markasını araştırmalarını rica ediyorum. sedena
kimyager eda özkara 'nın kendi reçetelerinden ürettiği doğal ve temiz içerikli bakım ürünleri de bu camiada baya meşhur. yalnızca instagramdan sipariş alıyor buradan ürünlere göz atabilirsiniz.
ben dermatit sorunuma bunlarla çözüm buldum. arkadaşlarımın kozmetik ürünlerinden kullandığımda yeniden cildim pul pul dökülmeye başlıyor. bu nedenle çok dikkatli bir şekilde kozmetik alışverişimi yapıyorum. rossman, watsons, gratis gibi mağazalarda saatlerce ürün içeriklerini okuyup en son 1-2 ürün alıp çıkıyorum. çünkü piyasada temiz kozmetik ürün bulunmuyor. büyük markalar piyasayı ele geçirmiş. özellikle türk markaları seçiyorum. yabancı markaların artık türkiye piyasasını terk etmeleri gerektiğini düşünüyorum. türk hekimlerine, kimyagerlerine, mühendislerine fırsat verilirse çok güzel işler başardıklarına şahitim. sağlıklı, mutlu, birlikte uzun yıllar dilerim.
belirtiler; yüzde t bölgesinde pul pul deri döküntüsü, saçlı deride kepek, iyileşmeyen minik kızarıklıklar
cildin yağ dengesini bozan faktörler stres, hava kirliliği, kozmetik ürünler, beslenme, mevsim etkisi olabilir.
tedavisinde kükürtlü sabun; travazol, betnovat, avil gibi kortizonlu kremler kullanılmaktadır.
edit 1: yazının okunduğunu görünce eklemek istedim. ben seboreik dermatitle aylardır mücadele ediyorum. en etkili çözüm yöntemim duştan sonra tırnağımla kabarcıkları patlatıp yüzümü asetonla veya alkolle silmek oldu. bu işlemle cildimde yaşayan mikroorganizmaların sayısını azalttım ve cildimin kendini iyileştirmesi için fırsatı oldu. ancak hala nüksediyor. bu hastalık cildin yağ dengesiyle ve stresle yakından ilgilidir.
edit 2: yazının daha çok okunduğunu göründe 4 aralık 2020 'de eklediğim editten sonra yeni bilgiler ve tecrübeler edindim. şimdi bunları sizinle paylaşmak istiyorum. seboreik dermatit kesinlikle cildin yağ dengesi ve bağışıklık sistemiyle ilgili. kulak çevresinde, kulak ile yüzün birleştiği noktada, burun üstünde ve t bölgesinde pul pul dökülmeler görülüyorsa seboreik dermatit hemen teşhis edilir. yapmanız gereken ilk şey nivea, neutrogena, blendax, ipek, schwarzkopf, elidor gibi market kozmetiklerini bırakıyorsunuz. bütün bunlar petrol türevi kimyasallar (özellikle (gbkz: dimetikon) ) ve köpürütcü kimyasal ajanlar içerdikleri için ciltdin yağ dengesini bozuyor. cildimizde bizimle birlikte yaşayan faydalı mikroflorayı da tahrip ediyor. ben bu süreci ayşenur yazıcı sayesinde atlattım. youtube kanalında temiz içerikli ürünleri paylaşıyor, cilt bakımının nasıl yapılması gerektiğini anlatıyor, önemli bilgiler veriyor.
ayşenur yazızı haya dersleri kanalını ziyaret edin.
yine ayşenur yazıcı'dan (saygılarımı iletirim eğer okuyorsa) öğrendiklerime göre, salisilik asit içerikli cilt bakım ürünleri ciltteki yağı çözüyor. glikolik asit (glycolic acid) içerikli ürünler de çimentolaşmış ölü deri tabakasını çözüyor. buna ihtiyacımız var çünkü cildimiz en dışında 15-20 kat ölü deri katmanı var. bu ölü derileri sürekli etrafa döküyoruz. bu ölü deri hücreleriyle akarlar (bkz: mite) besleniyor. bu yüzden evimizi, nevresimlerimizi, halıları düzenli olarak temizlemeliyiz.
saçlı deride kepeklenme sorununu yesilmarka 'nın kepekli saçlar için önerdiği bitkisel şampuanıyla çözdüm. işe yaradığını görünce eve birkaç kutu stok yaptım. bazı yazarlar haldır şaldır (head & shoulders) markasının şampuanını öneriyorlar ancak o da bir market markası. ürün geliştirmeye ayırmaları gereken parayı market raflarında üst sıralarda görünmek için harcayan ve reklama para saçan bir marka. kaliteli ürün kendi reklamını yapar zaten, böyle şeylere hiç gerek yok.
konozol şampuanı ben de kullandım, evet işe yarıyor ancak 100 ml ürünün fiyatı 230 lira. bu ürünlerin muadillerini bilmiyorsanız bence hiç konuşmayın. ayrıca saçı keçeleştiriyor. birkaç yıkamada bitti gitti bir daha dönüp bakmadım bile şişesine.
doğru cilt bakımı rutinimiz şöyle olmalı = temizle > serum sür > nemlendirici sür > güneşten koru
a) temizle : uyandığımızda yüz temizleme sütüyle yüzümüzü her sabah temizliyoruz. ben hc care ve sedena markasını kullanıyorum. jel ve köpük ürünleri kullanmıyoruz, çünkü köpürtücü - jelleştirici kimyasal ajanlar kullanılıyor.
b) serum sür : haftada 2-3 kere serum kullanmalıyız. serumlar, cilt tarafından emilimi yüksek moleküler yapıda ürünlerdir. gündüz serumu ve gece serumu ayrı ayrı. çünkü bazı moleküller güneş ışığındaki radyasyona maruz kaldıklarında aktivitesini kaybedip bozunurlar. veya daha güçlü reaksiyon gösterip cilde yarardan çok zarar verirler. buna en iyi örnek retinol serumdur.
serum ürünler, yüksek kimya teknolojisiyle saflaştırılmış ürünlerdir. siz daha doğal içerikli ürünler arıyorsanız kuşburnu çekirdaği yağı, limon yağı falan kullanabilirsiniz.
c) nemlendirici sür : serum tabakasının üzerine 5-10 dakika sonra nemlendirici sürülmelidir. nemlendiriciler cildin dış katmanını örter ve cildin nem kaybını azaltır. yukarıda saydığım bütün o market kozmetikleri bunu petrolium, paraben, dimeticon gibi moleküler plastiklerle yapar. bu kremleri sürdüğünüzde cildinize sanki bir streç filmle kapatmışsınız gibi olur. üstelik petrol türevleri suda çözülmez, alkolde az çözünür. sanayi tipi çözücülerde çözünür. hem çevreye hem insana zararlı şeylerdir.
nemlendirici kremler piyasada el ve vücut losyonu, vücut yüzü, durulanmayan cilt bakım sütü gibi çeşitli isimlerde pazarlanır. bunlar markaların uydurduğu müşteriye sürekli "al bak bu en yeni ürünümüz, hayır bak bu daha da yeni ürünümüz" gibi algı operasyonuyla pazarladıkları nemlendiricilerdir. bu tuzaklara düşmeyin.
d) güneşten koru : spf özellikli ürünlerle nemlendirici tabakasının üzerine güneş koruyucu ürünler aplike edilmelidir (bkz: aplike etmek). yazın spf 50+ ürünler, kışın spf 10+ ürünler kullanılabilir. ürünün içeriği mutlaka "mineral güneş filtreli" olmalıdır. nivea, garnier gibi markaların güneş koruyucuları titanyum dioksit kullanırlar. bu çok zararlı bir maddedir, avrupa'da gıdalarda kullanımı yasaklandı. bu yüzden bentonit kil gibi doğal mineraller içeren ürünler kullanın. eskiden şifalı çamurlar çok meşhurdu, kış tatilinde ailecek kaplıcaya gidilirdi. onlar işte bentonit kil çamuru.
son olarak dermatit ve egzama hastalarının sedena markasını araştırmalarını rica ediyorum. sedena
kimyager eda özkara 'nın kendi reçetelerinden ürettiği doğal ve temiz içerikli bakım ürünleri de bu camiada baya meşhur. yalnızca instagramdan sipariş alıyor buradan ürünlere göz atabilirsiniz.
ben dermatit sorunuma bunlarla çözüm buldum. arkadaşlarımın kozmetik ürünlerinden kullandığımda yeniden cildim pul pul dökülmeye başlıyor. bu nedenle çok dikkatli bir şekilde kozmetik alışverişimi yapıyorum. rossman, watsons, gratis gibi mağazalarda saatlerce ürün içeriklerini okuyup en son 1-2 ürün alıp çıkıyorum. çünkü piyasada temiz kozmetik ürün bulunmuyor. büyük markalar piyasayı ele geçirmiş. özellikle türk markaları seçiyorum. yabancı markaların artık türkiye piyasasını terk etmeleri gerektiğini düşünüyorum. türk hekimlerine, kimyagerlerine, mühendislerine fırsat verilirse çok güzel işler başardıklarına şahitim. sağlıklı, mutlu, birlikte uzun yıllar dilerim.
devamını gör...
bir erkeğin en savunmasız olduğu an
parasız olduğu andır.
devamını gör...
bir sözlük geleneği olarak admin yağlamak
yapanlara hafif bir tebessümle baktığım eylem.
devamını gör...
fyodor mihayloviç dostoyevski
dünya edebiyatında insan ruhunu en iyi çözümleyen ve bunu eserlerinde en doğru şekilde yansıtan yazardır. muazzam bir yazım tarzıyla,akıcılığıyla, okudukça içine alan yapısıyla her bir kitabı farklıdır,özeldir. filozof,psikolog,kahin ve romancıdır. kahindir çünkü her kitabını okurken sırdaşlık,arkadaşlık yapar size.zamanın ötesinde yalnızlığınızı bölüşür. acıları tüm insanlığın geçtiği sıradan ama bir o kadar sarsıcı acılardır.filozoftur çünkü düşündürür, sorgulattırır hayatı, kendinizi ve sıradan çaresizliğinizi.. iyi ki vardır dostoyevski.. iyi ki okuyoruz tüm karmaşıklığını ve gizemini..
einstein: "dostoyevski bana bütün bilim insanlarından daha fazlasını verdi. gauss'tan bile..."
einstein: "dostoyevski bana bütün bilim insanlarından daha fazlasını verdi. gauss'tan bile..."
devamını gör...
türk kadınının eleştiri kabul etmemesi
türk kadınları bla bla bla...
devamını gör...
kazandığı parayı hak etmeyen meslek grupları
spor (futbol) yorumculuğu.
devamını gör...
önce ön yargılı daha sonra tiryakisi olunan şeyler
(bkz: kafa sözlük)
devamını gör...
dünyanın en çabuk biten şeyi
yaşam.
devamını gör...
yalnızlıkla yüz yüze getiren şeyler
kalabalık. kalabalıkların içinde bir dizi yanlışı gibi duruyorum.
devamını gör...
bilginin bilimi
johann gottlieb fichte öğretisidir.ona göre mutlak benlik hem dış dünyayı (benlik dışı) hem de sonlu benliği kapsamaktadır.ahlak ise,bu sonlu benliğin, mutlağa katılması için gösterilen çabaların ta kendisidir.
devamını gör...

