normal sözlük yazarlarının karalama defteri
sevgili sokak lambam,
sana bu sözleri gecenin bir sonunda, sabahın bir başında ve bir milletin kış uykusunda yazıyorum. biliyorum hatırlanmaya değmeyecek sözler söyledik. biliyorum anadilimiz olsan sevgiyi tarihin tozlu sayfaları öksürte öksürte boğdu. ama ne diyebiliriz ki?
sevgili sokak lambam, bir hikaye yazacağın zaman giriş cümlenin ne olduğu önemlidir. ama nereye vardığın hep daha önemli olmuştur. o süreçte yaşadıkların değildir mühim olan. gösterişli bir finalin yoksa havai fişek patlatmazlar. sen tamam korkarsın havai fişeklerden bilirim. ama bütün büyük başarılar bir ışık ve gürültü cümbüşüyle kutlanır. alışmalısın. çünkü sen sen bu hikayenin demirbaşısın.
sevgili sokak lambam, bir gün yorulursam senin altında dinleneceğimi söyledim. senin ışığında yazıp okuyacak ve günü senle selamlayacaktım. ama bu dünya b-612 değil ve yola çıkarsam yorulduğumda geri dönemeyeceğimi anladım çünkü bu tüm yaptıklarımızı çöpe atmak olur.
sana bu sözleri gecenin bir sonunda, sabahın bir başında ve bir milletin kış uykusunda yazıyorum. biliyorum hatırlanmaya değmeyecek sözler söyledik. biliyorum anadilimiz olsan sevgiyi tarihin tozlu sayfaları öksürte öksürte boğdu. ama ne diyebiliriz ki?
sevgili sokak lambam, bir hikaye yazacağın zaman giriş cümlenin ne olduğu önemlidir. ama nereye vardığın hep daha önemli olmuştur. o süreçte yaşadıkların değildir mühim olan. gösterişli bir finalin yoksa havai fişek patlatmazlar. sen tamam korkarsın havai fişeklerden bilirim. ama bütün büyük başarılar bir ışık ve gürültü cümbüşüyle kutlanır. alışmalısın. çünkü sen sen bu hikayenin demirbaşısın.
sevgili sokak lambam, bir gün yorulursam senin altında dinleneceğimi söyledim. senin ışığında yazıp okuyacak ve günü senle selamlayacaktım. ama bu dünya b-612 değil ve yola çıkarsam yorulduğumda geri dönemeyeceğimi anladım çünkü bu tüm yaptıklarımızı çöpe atmak olur.
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
-o senden daha iyiydi.
-herkes yaptı,tek sen yapamadın.
-pahalıdır,sana göre değil.
-sen ne yapacaksın bikiniyi.
-ne istiyorsun?
-herkes yaptı,tek sen yapamadın.
-pahalıdır,sana göre değil.
-sen ne yapacaksın bikiniyi.
-ne istiyorsun?
devamını gör...
ekşi sözlük’te gündem olmamız
reklam gibi bir şey oldu bence ki ben de oradan haberdar olup geldim,iyi de oldu.
devamını gör...
moderasyon saçmalıkları
salt hakaret içeren tanımı, kaldırması gerekirken beğenip favori atan moderatör gördü gözler, arada canları sıkılıyor herhalde, saçmalamak bizimde hakkımızzz he he he heyooooo* falan diyorlar sanırım, ortaya bu görüntüler çıkıyor.
tanım: moderasyonun, zaman zaman hatalı hareket ettiklerinde yazarlar tarafından bu hatalarının dile getirildiği başlık.
tanım: moderasyonun, zaman zaman hatalı hareket ettiklerinde yazarlar tarafından bu hatalarının dile getirildiği başlık.
devamını gör...
kral şakir
öncelikle bu uzun bir yazı olacak, genel olarak çocuk içeriklerinden ve özelinde kral şakir serisinden bahsetmeye çalşacağım.
çocuk kitapları yazılması en zor kitaplardır. yazarın neyi nasıl yazması gerektiğini iyi bilmesi, dili basit fakat edebî kullanması, hikayeyi ilgi uyandırıcı yapması fakat verdiği alt metin konusunda çok dikkatli olması gerekir. yazar ancak tüm bu stresleri göz önünde bulundurarak bir çocuk kitabı yazabilir, aksi halde yazılı eser "çocuk kitabı" niteliğinden uzak olur.
ben de naçizane küçüklüğümden beri bu türe ilgi duyarım, ne okursam okuyayım mutlaka araya çocuk kitapları da serpiştirmeyi ihmal etmem. ayşegül'den ökkeş'e , küçük kara balık'tan çocuk kalbi'ne, abartma tozu'ndan pullar savaşı'na... birçok çocuk kitabı okudum, okuyorum.
belki birçoğumuz farkında değil ama türkiye'de ve dünyada "çocuk edebiyatı" denilen tür gizli bir güce sahip durumda, öyle ki bu tür zaman zaman edebiyat klasiklerinin bile tozunu attırmakta. bunun yaşadığımız yüzyıldaki yansıması olarak -edebiyat temelinin dışında da olsa- "çocuk içeriği" denilen ve hayatımıza yakın vakitte girmiş olan 'şey'i (burada bunları tanımlamak güç olduğu için 'şey' demeyi tercih ediyorum) örnek gösterebiliriz. somut bir örnek olarak bu 'şey'lerden birisinin 9 yaşındaki sahibi youtube platformunda dünyanın en çok kazananı olarak açıklanmıştır.
şimdi ben burada bu 'şey'lerden birinin, edebiyat alanında temsilinin, ne nitelikte olduğundan bahsetmeye çalışacağım.
kral şakir'in çizgi film versiyonunu, bir tanıdığımın küçük oğlunun çok sevmesi sayesinde ben de keşfettim, izlerken çok da eğlendim. sonrasında geçen zaman içinde kral şakir'in her yerde olduğunu farkettim: kalemler, çantalar, suluklar, kitaplar, çıkartmalar, filmler... filmine gitme fırsatım olmadı fakat kitaplarını araştırmaya başladım. fiyatları 20 lira civarıydı ve bu günümüz kitap fiyatları için ortanın biraz üstü bir fiyat sayılabilir, fakat içeriğini ve baskısını bilmediğim için -ki sonradan öğrendim ciltliymiş- bu fiyata kuşkuyla yaklaştım ( bu arada kitabın kendi cildinde önerilen fiyat olarak 32tl diyor. fiyatı anormal karşılamıyorum zira lisans mevzusu vs. var işin içinde). amazon'da indirimde 9.5 liraya düştüğünü görünce ilk 3 kitabını sepete ekledim, sonrasında "ilk kitabı okur da beğenirsem diğer kitaplarını indirimsiz hiç düşünmeden alabilirim" diyerek sadece ilk kitabı aldım. kitabı ilk elime aldığımda çocukluğumda okuduğum ciltli, renkli baskılı grimm/andersen/la fontaine antolojilerine benzettim, ilk birkaç sayfada o tadı alacağımı sandıysam da şöyle bir karıştırınca maalesef o kaliteden çok uzak olduğunu farkettim, elbette ekonomik koşullar bunda en büyük etkendi. önce kitabın neden ciltli yapıldığını anlayamadım, zira iç sayfaları hiç ciltli bir kitaba aitmiş gibi değildi, gayet normal bir cilt de bittabi o sayfaları tutabilirmiş. nihayet kitabı okumak istiyordum. fakat ilk birkaç sayfada beni rahatsız eden başka bir şey farkettim: sayfalar çizgiliydi. evet çizgili kağıda basılmıştı, fakat resimliydi? evet evet, resimlerin içinden sayfa çizgileri geçiyordu, sanki türkçe dersinde sıkılıp defterine bir şeyler çizen bir öğrenciye aitti elimdeki kitap. bu seçimin nedenini asla anlayamadım. okumaya devam ettim. dikkatimi başka bir şey çekti, yazılar büyük puntoyla yazılmıştı ve koyu bir ton tercih edilmişti, bu bir çocuk kitabı için tercih edilebilirdi, fakat yazılar ne kadar büyükse resimler de bir o kadar küçük ve karmaşıktı. resimler, o boyutta bir kitap için çizilmemişti belli ki. bilgisayar ortamında çizilmiş fakat en boy oranlarına dikkat edilmediği için sayfaya sığmamış, küçültüldükçe küçültülmüştü. dolayısıyla resimlerde olan birkaç konuşma balonunda da yazılar ufacık ve okumak gerçekten bazen zor olabiliyordu. hadi canım sen de, sorun mu bu? diyebilirsiniz, fakat bu sefer normal yazıların puntosunun büyüklüğünü "okumayı kolaylaştırmak için" diye savunamayız (ki aklıma da başka savunma gelmiyor). kısacası içeriğine bile odaklanamadan epey rahatsız olmuştum kitaptan.
tam burada içeriğini övmek isterdim fakat ne yazık ki tam bir çizgi film içeriği. sonradan farkettim ki evet zaten çizgi filmmiş. kitaptaki hikayeler (en azından benim farkettiklerim) çizgi filmleştirilmiş. dostlar açık konuşmak gerekirse ben kitaptaki içeriğin çizgi filmleştirildiğini hiçbir yerde okumadım, okumuş olsaydım almazdım zaten, zira bu haliyle bir senaryo kitabı niteliğinde.
burada benim sormak istediğim bir soru var: bu kitap nedir? evet evet, nedir bu kitap? kitap, resimli hikaye kitabı olarak tanımlanmış. peki bir sorum daha var: halihazırda çizgi filmi varken, siz bu çizgi film içeriğinden farklı hiçbir şey sunmadığınız bir şeyi neden bastınız? ben burada art niyet arıyorum. zira kitabın sayfalarının yarısının da boş olması beni destekliyor. şimdi genel tabloya bakalım: kitap 200 sayfa (yarısı boşluktan ibaret, kalan yarısı da büyük puntolarla doldurulmuş), renksiz (evet çocuklar boyasın kendi renklendirsin istenmiş fakat tek sebep bu mu bilmiyoruz), çizgi filmden farklı bir şey yok (tıpatıp aynı hikayeler), ciltli (neden?). ben nihai tabloma bakınca sadece daha fazla kazanma hırsı görüyorum maalesef. elbette daha fazla kazanılacak, sonuçta ortada bir ürün var ve bu her şekilde pazarlanacak. fakat dostlar bu basit bir mevzu değil, ortaya çıkarılan ürün çocuk edebiyatı dahilinde. çizgi filmle çocuk edebiyatını birbirinden ayırmak lazım. canım sen de ne abarttın adamlar edebiyat yapıyoruz dememişler ki? maalesef kitap, resimli "hikaye" kitabı olarak tanımlanmış ve bu koşullarda elbette edebi bir eser olarak tanımlanır.
tekrar üzülerek söylüyorum "çocukların sevdiği bir ürünü nasıl daha fazla kazanmak için suistimal ederiz"e dönmüş düşünce. başta, her türden nesnenin üzerinde 'kral şakir' damgasının olmasını "e çocuklar seviyor, piyasaya bu tarz şeyler sürülecek elbette"ye yorarken, artık bu gözle bakamıyorum.
kral şakir'in lisans geliri 2019da 60milyon tl iken 2020'de bu sayı 100milyon tl'ye ulaşmış. geliri en çok kitaplardan elde ettiklerini söylüyorlar ve 2019 itibari ile 400bin satışı gördüklerini, filmlerin de 2milyonun üzerinde gişe yaptığını açıklamışlar. ayrıca 20den fazla ülkeye de ihraç ediyorlarmış. ülkemizden böyle bir ürünün çıkmış olması sevindirici olsa da masum bir ürün olmanın -benim gözümde- çok uzağında.
çocuk edebiyatı türünde kaliteli eserler okumak için samed behrengi'ye göz atabilirsiniz. toz pembe çizgi film dünyalarından birazcık çıkmak için kemalettin tuğcu ve gülten dayıoğlu da güzeldir. fakat serttir, çocuk yeterince hazır değilse okumamalıdır. işbankası çocuk klasikleri serisi ise bence idealdir, hem fiyatı hem içeriği hem de eserlerin kalitesi üst düzeydir.
çocuk kitapları yazılması en zor kitaplardır. yazarın neyi nasıl yazması gerektiğini iyi bilmesi, dili basit fakat edebî kullanması, hikayeyi ilgi uyandırıcı yapması fakat verdiği alt metin konusunda çok dikkatli olması gerekir. yazar ancak tüm bu stresleri göz önünde bulundurarak bir çocuk kitabı yazabilir, aksi halde yazılı eser "çocuk kitabı" niteliğinden uzak olur.
ben de naçizane küçüklüğümden beri bu türe ilgi duyarım, ne okursam okuyayım mutlaka araya çocuk kitapları da serpiştirmeyi ihmal etmem. ayşegül'den ökkeş'e , küçük kara balık'tan çocuk kalbi'ne, abartma tozu'ndan pullar savaşı'na... birçok çocuk kitabı okudum, okuyorum.
belki birçoğumuz farkında değil ama türkiye'de ve dünyada "çocuk edebiyatı" denilen tür gizli bir güce sahip durumda, öyle ki bu tür zaman zaman edebiyat klasiklerinin bile tozunu attırmakta. bunun yaşadığımız yüzyıldaki yansıması olarak -edebiyat temelinin dışında da olsa- "çocuk içeriği" denilen ve hayatımıza yakın vakitte girmiş olan 'şey'i (burada bunları tanımlamak güç olduğu için 'şey' demeyi tercih ediyorum) örnek gösterebiliriz. somut bir örnek olarak bu 'şey'lerden birisinin 9 yaşındaki sahibi youtube platformunda dünyanın en çok kazananı olarak açıklanmıştır.
şimdi ben burada bu 'şey'lerden birinin, edebiyat alanında temsilinin, ne nitelikte olduğundan bahsetmeye çalışacağım.
kral şakir'in çizgi film versiyonunu, bir tanıdığımın küçük oğlunun çok sevmesi sayesinde ben de keşfettim, izlerken çok da eğlendim. sonrasında geçen zaman içinde kral şakir'in her yerde olduğunu farkettim: kalemler, çantalar, suluklar, kitaplar, çıkartmalar, filmler... filmine gitme fırsatım olmadı fakat kitaplarını araştırmaya başladım. fiyatları 20 lira civarıydı ve bu günümüz kitap fiyatları için ortanın biraz üstü bir fiyat sayılabilir, fakat içeriğini ve baskısını bilmediğim için -ki sonradan öğrendim ciltliymiş- bu fiyata kuşkuyla yaklaştım ( bu arada kitabın kendi cildinde önerilen fiyat olarak 32tl diyor. fiyatı anormal karşılamıyorum zira lisans mevzusu vs. var işin içinde). amazon'da indirimde 9.5 liraya düştüğünü görünce ilk 3 kitabını sepete ekledim, sonrasında "ilk kitabı okur da beğenirsem diğer kitaplarını indirimsiz hiç düşünmeden alabilirim" diyerek sadece ilk kitabı aldım. kitabı ilk elime aldığımda çocukluğumda okuduğum ciltli, renkli baskılı grimm/andersen/la fontaine antolojilerine benzettim, ilk birkaç sayfada o tadı alacağımı sandıysam da şöyle bir karıştırınca maalesef o kaliteden çok uzak olduğunu farkettim, elbette ekonomik koşullar bunda en büyük etkendi. önce kitabın neden ciltli yapıldığını anlayamadım, zira iç sayfaları hiç ciltli bir kitaba aitmiş gibi değildi, gayet normal bir cilt de bittabi o sayfaları tutabilirmiş. nihayet kitabı okumak istiyordum. fakat ilk birkaç sayfada beni rahatsız eden başka bir şey farkettim: sayfalar çizgiliydi. evet çizgili kağıda basılmıştı, fakat resimliydi? evet evet, resimlerin içinden sayfa çizgileri geçiyordu, sanki türkçe dersinde sıkılıp defterine bir şeyler çizen bir öğrenciye aitti elimdeki kitap. bu seçimin nedenini asla anlayamadım. okumaya devam ettim. dikkatimi başka bir şey çekti, yazılar büyük puntoyla yazılmıştı ve koyu bir ton tercih edilmişti, bu bir çocuk kitabı için tercih edilebilirdi, fakat yazılar ne kadar büyükse resimler de bir o kadar küçük ve karmaşıktı. resimler, o boyutta bir kitap için çizilmemişti belli ki. bilgisayar ortamında çizilmiş fakat en boy oranlarına dikkat edilmediği için sayfaya sığmamış, küçültüldükçe küçültülmüştü. dolayısıyla resimlerde olan birkaç konuşma balonunda da yazılar ufacık ve okumak gerçekten bazen zor olabiliyordu. hadi canım sen de, sorun mu bu? diyebilirsiniz, fakat bu sefer normal yazıların puntosunun büyüklüğünü "okumayı kolaylaştırmak için" diye savunamayız (ki aklıma da başka savunma gelmiyor). kısacası içeriğine bile odaklanamadan epey rahatsız olmuştum kitaptan.
tam burada içeriğini övmek isterdim fakat ne yazık ki tam bir çizgi film içeriği. sonradan farkettim ki evet zaten çizgi filmmiş. kitaptaki hikayeler (en azından benim farkettiklerim) çizgi filmleştirilmiş. dostlar açık konuşmak gerekirse ben kitaptaki içeriğin çizgi filmleştirildiğini hiçbir yerde okumadım, okumuş olsaydım almazdım zaten, zira bu haliyle bir senaryo kitabı niteliğinde.
burada benim sormak istediğim bir soru var: bu kitap nedir? evet evet, nedir bu kitap? kitap, resimli hikaye kitabı olarak tanımlanmış. peki bir sorum daha var: halihazırda çizgi filmi varken, siz bu çizgi film içeriğinden farklı hiçbir şey sunmadığınız bir şeyi neden bastınız? ben burada art niyet arıyorum. zira kitabın sayfalarının yarısının da boş olması beni destekliyor. şimdi genel tabloya bakalım: kitap 200 sayfa (yarısı boşluktan ibaret, kalan yarısı da büyük puntolarla doldurulmuş), renksiz (evet çocuklar boyasın kendi renklendirsin istenmiş fakat tek sebep bu mu bilmiyoruz), çizgi filmden farklı bir şey yok (tıpatıp aynı hikayeler), ciltli (neden?). ben nihai tabloma bakınca sadece daha fazla kazanma hırsı görüyorum maalesef. elbette daha fazla kazanılacak, sonuçta ortada bir ürün var ve bu her şekilde pazarlanacak. fakat dostlar bu basit bir mevzu değil, ortaya çıkarılan ürün çocuk edebiyatı dahilinde. çizgi filmle çocuk edebiyatını birbirinden ayırmak lazım. canım sen de ne abarttın adamlar edebiyat yapıyoruz dememişler ki? maalesef kitap, resimli "hikaye" kitabı olarak tanımlanmış ve bu koşullarda elbette edebi bir eser olarak tanımlanır.
tekrar üzülerek söylüyorum "çocukların sevdiği bir ürünü nasıl daha fazla kazanmak için suistimal ederiz"e dönmüş düşünce. başta, her türden nesnenin üzerinde 'kral şakir' damgasının olmasını "e çocuklar seviyor, piyasaya bu tarz şeyler sürülecek elbette"ye yorarken, artık bu gözle bakamıyorum.
kral şakir'in lisans geliri 2019da 60milyon tl iken 2020'de bu sayı 100milyon tl'ye ulaşmış. geliri en çok kitaplardan elde ettiklerini söylüyorlar ve 2019 itibari ile 400bin satışı gördüklerini, filmlerin de 2milyonun üzerinde gişe yaptığını açıklamışlar. ayrıca 20den fazla ülkeye de ihraç ediyorlarmış. ülkemizden böyle bir ürünün çıkmış olması sevindirici olsa da masum bir ürün olmanın -benim gözümde- çok uzağında.
çocuk edebiyatı türünde kaliteli eserler okumak için samed behrengi'ye göz atabilirsiniz. toz pembe çizgi film dünyalarından birazcık çıkmak için kemalettin tuğcu ve gülten dayıoğlu da güzeldir. fakat serttir, çocuk yeterince hazır değilse okumamalıdır. işbankası çocuk klasikleri serisi ise bence idealdir, hem fiyatı hem içeriği hem de eserlerin kalitesi üst düzeydir.
devamını gör...
bilgisayar tamircisine güvenmemek
haklı olan duygudur. tamircinin birisi bilgisayarım ani kapanma sorunu yaşayınca ruslar tehdit ediyor 300 dolar verirsen bilgisayarındaki veriler kurtulur demişti. istemiyorum kurtulmasın verilerim deyince yarın gel al bilgisayarını hallederiz dedi.
devamını gör...
hititler
anadolu'dan çıkmış tarihteki ilk süper güçlerden biridir.
siyasi olarak mısırlılar la suriye'de siyasi mücadeleye girmişlerdir.
siyasi olarak mısırlılar la suriye'de siyasi mücadeleye girmişlerdir.
devamını gör...
z kuşağının sözlüklerin kalitesini düşürmesi
devamını gör...
kendime saygım var davranışları
kendine değer vermek. her şeyden önemli olduğunun farkında olmak ve en önemlisi kendini sevmek.
devamını gör...
halaycıların ve eş cinsellerin her türlü demokratik eylemin içine etmesi
toplumun bu iki guruba bakışı belli, eşcinsel ve pkk’lı dendiğinde en demokrat insanlar bile kırmızı görmüş boğaya dönüyor.
boğaziçi üniversitesinde rektör protesto ediliyor hop halaycılar okmeydanı’nda otobüslere atlayıp anında orada bitiyorlar.
diğer yandan lgbt’lilere bakıyorsun ellerinde “toto benim karar benim” gibi garip pankart.
toto nedir, konuyla alakası nedir anlayan beri gelsin.
gelmeyin kardeşim böyle düzgün demokratik eylemlere, sizin yüzünüzden binlerce insan orada terörist muamaelesi görüyor.
boğaziçi üniversitesinde rektör protesto ediliyor hop halaycılar okmeydanı’nda otobüslere atlayıp anında orada bitiyorlar.
diğer yandan lgbt’lilere bakıyorsun ellerinde “toto benim karar benim” gibi garip pankart.
toto nedir, konuyla alakası nedir anlayan beri gelsin.
gelmeyin kardeşim böyle düzgün demokratik eylemlere, sizin yüzünüzden binlerce insan orada terörist muamaelesi görüyor.
devamını gör...
kibrit kutusunun desenli olduğu zamanlar
onlardan koleksiyonun yaptığım zamandı.
kilim desenli olanlarına bayılırdım.
tüm koleksiyonlarıma yaptığım gibi onu da evden birine kızıp atmıştım sonra.
kilim desenli olanlarına bayılırdım.
tüm koleksiyonlarıma yaptığım gibi onu da evden birine kızıp atmıştım sonra.
devamını gör...
cinnet geçirten yazım yanlışları
herkez kelimesi beni delirtir genelde.
devamını gör...
gaipten sesler duymak
işitsel halüsinasyonlar gibi duran durumdur. çok da takılmamak lazım. yeni icatlar çıkarmamak lazım. nitekim taktıkça stres faktörü devreye girer ve sesler daha çok artabilir. eğer ekstra nörolojik belirtiler de* eşlik ediyorsa bir nörolojiye görünmekte fayda var.
devamını gör...
11 kere üst üste fake hesap açan yazar
12. hesabıyla bu başlığı okuyacak yazardır. ataları uhud savaşında tepeyi terk etmeyen okçulardan geliyor sanırım.
selam olsun doğukan, ne olursan ol yine gelme doğukan.
selam olsun doğukan, ne olursan ol yine gelme doğukan.
devamını gör...
sevdan beni
ahmed arif şiiri.
terketmedi sevdan beni,
aç kaldım, susuz kaldım,
hayın, karanlıktı gece,
can garip, can suskun,
can paramparça...
ve ellerim, kelepçede,
tütünsüz uykusuz kaldım,
terketmedi sevdan beni...
terketmedi sevdan beni,
aç kaldım, susuz kaldım,
hayın, karanlıktı gece,
can garip, can suskun,
can paramparça...
ve ellerim, kelepçede,
tütünsüz uykusuz kaldım,
terketmedi sevdan beni...
devamını gör...
feminizm
kadın ile erkek eşitliğini savunan , femen, female kökenli kelime.
(femen kökenli bir kelime baştan sanki male kısmını es geçmiş gibi ama hadi neyse bu da hep aklımda bir soru işareti işte..)
(femen kökenli bir kelime baştan sanki male kısmını es geçmiş gibi ama hadi neyse bu da hep aklımda bir soru işareti işte..)
devamını gör...
georges braque
1882-1963 yılları arasında yaşamış fransız ressam. fovizmdeki ve kübizmin başlangıcındaki katkılarından dolayı 20. yüzyılın en önemli ressamlarından biri olarak görülür.
ilk eserleri izlenimcilik akımının etkisindeydi, fakat henri matisse ve andre derain gibi ressamların eserlerini gördükten sonra fovizme yöneldi.
braque'ın 1908 - 1912 yılları arasında verdiği eserler geometri ve perspektife duyduğu büyük ilgi görülür.
"picasso ve braque'nin 1908 yılındaki çalışmalarının karşılaştırılması, picasso ile karşılaşmasının etkisinin, düşüncesini herhangi bir temel yoldan saptırmaktan ziyade, braque’ın cézanne’ın fikirlerini keşfetmesini hızlandırmak ve yoğunlaştırmak olduğunu ortaya koyuyor." braque'ın esas konusu, uzun zamandır bildiği sıradan nesnelerdir. picasso hareketi, braque düşünceyi kutluyor. böylece, kübizmin icadı picasso ve braque arasında ortak bir çabaydı. bu sanatçılar, stilin ana yenilikçileriydi. kasım 1907'de görüştükten sonra, braque ve picasso özellikle 1908'de kübizm'in gelişimi üzerinde çalışmaya başladılar. her iki sanatçı da tek renkli resimler ve şimdi analitik kübizm olarak adlandırılan karmaşık yönlü form desenleri üretti.
bottle and fishes

balustre et crane

landscape at la ciotat
ilk eserleri izlenimcilik akımının etkisindeydi, fakat henri matisse ve andre derain gibi ressamların eserlerini gördükten sonra fovizme yöneldi.
braque'ın 1908 - 1912 yılları arasında verdiği eserler geometri ve perspektife duyduğu büyük ilgi görülür.
"picasso ve braque'nin 1908 yılındaki çalışmalarının karşılaştırılması, picasso ile karşılaşmasının etkisinin, düşüncesini herhangi bir temel yoldan saptırmaktan ziyade, braque’ın cézanne’ın fikirlerini keşfetmesini hızlandırmak ve yoğunlaştırmak olduğunu ortaya koyuyor." braque'ın esas konusu, uzun zamandır bildiği sıradan nesnelerdir. picasso hareketi, braque düşünceyi kutluyor. böylece, kübizmin icadı picasso ve braque arasında ortak bir çabaydı. bu sanatçılar, stilin ana yenilikçileriydi. kasım 1907'de görüştükten sonra, braque ve picasso özellikle 1908'de kübizm'in gelişimi üzerinde çalışmaya başladılar. her iki sanatçı da tek renkli resimler ve şimdi analitik kübizm olarak adlandırılan karmaşık yönlü form desenleri üretti.
bottle and fishes

balustre et crane

landscape at la ciotat
devamını gör...
sinirli kadınları sakinleştirme yolları
bir tartışma esnasında gecistirilmeyi ve bir süre yalnız bırakilmayi sevmiyorum*. o anki tartışma esnasında olayları çözelim ve kapatalım. yalnız kaldığım ve düşündüğüm süre zarfında sakinleşmek yerine daha cok sinirleniyorum. onun yerine problemleri ne olursa olsun konuşmak ve çözmeye çalışmak daha iyi geliyor bana.
devamını gör...
pandemide yitirilen insan ilişkileri
yitirileceği vardır. ben en yakın arkadaşlarımla kaç yıl uzaktan arkadaşlık ettim, kimi okul arkadaşımla skype whatsapp üzerinden yakınlaştım. insan ilişkileri emek ister. ondandır ki karşı taraf niyet etmiyorsa en güzeli hiç zorlanmaması.
devamını gör...
