resimag.com/p1/629b08c35a73.jpeg

yapacağım ilk şey ektedir.
devamını gör...

beynini kullanmayan insan beyanıdır. kimsenin namusu ve şerefine kimse laf edemez ki zaten namus da evde oturmakla ölçülmez. azıcık düşünerek, puan için insaniyetten ödün vermeyerek başlık açın lütfen.
devamını gör...

"dostlarım var kışıma renk veren*"
devamını gör...

tek koltuğa sığamadığı için sizi sıkıştıran teyzedir kesinlikle. *
devamını gör...

evet artık zamanı geldi! sık sık göz aşinası olduğum yazarların içinden trakyalı olduğunu öğrenip bu zaman kadar nasıl tanışmamışız beyaa diyen bir trakyalı olmamdan mütevellit bu cemiyeti kurma kararı aldım. bütün trakyalı dostları kaynaşmaya bekliyorum. ilerleyen günlerde rakı günleri gibi faaliyetler de planlarız inşallah. hiç olmadı deniz kenarı iki bira yaparız beyaa! göbek atmak isteyenlerde olacaktır. onları unuttum sanmasınlar!* ayrıca hanımköyü trakya olup trakya aşığı olanlar veya balkan göçmeni olup trakyada doğmamış olanlardan kontenjan kadromuza dahildir. rakı şişesi şeklindeki dernek kartları basılacaktır.

trakya'nın neresindensin beaa? diyenlere amme hizmeti: ben şahsen tekirdağ şarköylüyüm.

not: trakyalı olmayan tek cemiyet üyesi kontenjanı muhteşem müzik kültürü vesilesi ile sevgili dostum marikaki'ye aittir.(bkz: swh)
devamını gör...

artık sadece adı sahaflar çarşısı. mimarisi hariç, içeride eski olarak nitelendirilecebilecek hiçbir şey yok. he bir tek ağaç kalmıştır eski olarak nitelendirilebilecek.

esnaf da değişti. o eski, edebiyattan anlayan, sahaflığı gerçekten yapabilen esnaf artık orada yok. sadece ders kitabı bulunabilen, ruhunu tamamen yitirmiş bir yer.

o alanı görmek için arada hala giderim ve bir tur atar çıkarım. paralelinde çakma kıyafet satanların olduğu caddeden hiçbir farkı kalmadı artık!
devamını gör...

çok uzun bir süredir, tedavisi bulunamamış olan virüs. fakat tedavi yöntemleri epey ilerlemiş bir durumda. aıds aşamasına geçmeden uzun süre yaşayabiliyor hastalar. sperm yıkama teknolojisi ile çocuk sahibi olabiliyorlar. abd'li eski basketbolcu magic johnson 1991 yılından beri hiv pozitif olarak yaşamaktadır.
devamını gör...

hayatımıza girerek bizimle dost olan kedilerimizi sevinç içinde çağırırız pisipisi diyerek.
hayatın ızdırabından 3 sevinçli şekilde kaçış yolu vardır: müzik, kediler ve kafa sözlük’teki pisipisi gibi tanımlarını keyifle okuduğumuz yazarlar. özellikle kitaplar ile ilgili yazılarını favorilediğimiz kıymetli yazarımızın yazmadığı günlerde şu şarkıyı dinleriz.
devamını gör...

allah’ın bulutlardan challenge accepted yazıp diyaneti dumura uğratması ile biterse ne gülerim.
devamını gör...

fırtınayı görmeden nereden bileceksin ne kadar dayanıklısın?
bırak bi sarssın seni,
yere düş, hatta savrul,
köklerini oynatsın yerinden,
gör bi bakalım ne kadar sağlam kalacaksın?
sonra toparlanırsın yeniden.
ama baştan teslim olursan alır istediği yere götürür seni,
tam da yapmak istediği gibi...
izin verecek misin sahi?
devamını gör...

özlem gibi elinizde olmayan duyguları yönlendirebilecek kadar android değilseniz yapacak bir şey yoktur bir zaman sonra kabuk bağlıyor.
devamını gör...

fakat, allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. fakat benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım? yok. peki albayım. ben de susarım o zaman. gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? sorarım size: nasıl? kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. küçük oyunlar istemiyorum albayım.

(bkz: tehlikeli oyunlar) - (bkz: oğuz atay)
devamını gör...

benim bir arkadaşım vapurda sanırım hani eskiden bir şeyler satan işportacılar vardı, onun söylediklerini ezberlemiş zamanında, o geldi aklıma. her bu taklidi yaptığında çok gülerdim. bir de sesini, konuşmasını da taklit ederdi...*

"vatandaş! çakı çakmak, ayna tarak, ustura bıçak, çek sündür don lastiği bi milyoon..."
devamını gör...

efsanevi bir oyunun sinemaya uyarlanması. 1995 ve 1997 yıllarında çekilmiş bulunan iki adet filmi daha mevcuttur ama vasatı geçmemiştir. yeni film ise oldukça merak uyandırıcı ve beklentileri karşılıyacak gibi duruyor . çocukken ataride oynadığımız ve nice oyunu çıkmış bir efsaneyi sinemada görmek oldukça mutlu ediyor.

merak edenler için mortal kombat evrenini anlatan bir kaynak bir bırakıyorum buradan okuyabilirsiniz
devamını gör...

farklı kullanımı ile ohlokrasi, ayak takımının yönetimi şeklinde bir tabirdir. hemen hemen belki de dünya üzerindeki çoğu yönetimin bu şekilde olduğunu düşünenlerdenim.

düşünsenize, bir dünyaya geliyorsunuz. ve daha gelirken sizin adınıza konulan tüm kuralları kabul ederek geliyorsunuz. aslında özgürlük denilen bir kavram yok. var mı? birileri toprak parçalarını bölüyor, sınırlarını çiziyor. siz oradan ileri adım atamıyorsunuz. ama bu durum kör isek çok da bir anlam ifade etmiyor aslında. çünkü dünyaya geldiğimizde açık olan gözlerimiz, eğitim sistemi ile kapatılmaya başlanıyor. sonraları okumak denen kavramı içselleştirirsek o kapanan gözleri yavaş yavaş açmaya başlıyoruz. ve açıldıkça gözlerimiz, acı çekmeye başlıyoruz. çünkü anlıyoruz ki, her ne kadar görebilmeye başlasak da hiçbir şeyi değiştiremeyeceğiz. işte bu yüzdendir belki de; cahillik mutluluktur.
devamını gör...

benim için komplike sporcu tabirinin vücut bulmuş halidir. onlarca basketbolcu izledim, iş ahlakı bu kadar yüksek çok az oyuncu gördüm. kendisini iki sene boyunca canlı izleme fırsatına eriştiğim için de kendimi şanslı addediyorum. praskevicius'un lakabı ''buz adam''dı ve bu lakabı sonuna kadar hak ederdi. sahada o kadar net bir duruşu vardı ki, sinirleri alınmış zannederdiniz. hiç renk verdiğine şahit olmadım. çok ufak, bir kaç itiş kakışı olmuştur belki ama onlarda da artık iyice sabrı taşmıştır. kendisine yapılan sert faullerde bile rakibe tepki vermeden, sakince faul çizgisine doğru yürürdü. oysa kodumu oturtacak cinsten bir abimizdir. yani muhatabını tek yumrukta yere serer ama asla işin çirkefliğine bulaştığını görmedik. 98-99 sezonunda yumuşak ve ince bir pivot olan kevin thompson'la birlikte oynamışlardı. thompson'ın boyalı alandaki savunma açıklarını makine intizamında kapatırdı bizimki. thompson hücum atraksiyonları iyi olan ama savunması zayıf bir pivottu. praskevicius sayesinde hep daha dinç kalmış ve hücum verimliliği artmıştır. o sene oyun kurucumuz da zıpır andre woolridge'di. oynatan bir oyun kurucu değildi, skorer yönü yüksekti ama bu da buz adam abimizin ve kevin'in performansını olumsuz etkiliyordu. ritim buldu mu uçar giderdi ama takım oyununa uygun değildi. kaldır at tipi bir zıp zıptı ve bizi kanser ederdi.

praskevicius'un ortalamaları vasat gibi gözükse de, oyun verimliliği çok yüksek bir dört numara olduğunu söyleyebilirim. kendisi benim beşiktaş'ta izlediğim en iyi 4 numaraydı. hatta o sezon tofaş serisinde resmen vitesi 5'e taktı ve inanılmaz bir performans sergiledi. buz adamın izlediğim en iyi saha içi performanslarından biriydi o seri. ertesi yıl andre ve kevin gittiler. onların yerine bud elley ve james blackwell takıma katıldılar. bud, kevin'in tam tersi bir pivottu ve buz adamla birlikte boyalı alanı resmen kararttılar. ama onun da disiplin sorunları vardı artı ölü balık gibi bakardı kerata. o yüzden çok içim ısınmamıştır kendisine ama sergilediği performans üst düzeydi. play off'larda efesi ezdiğimiz maçta efesli oyuncular tabiri caizse boyalı alana girememişlerdi. özetle iyi bir ikili olmuşlardı diyebiliriz. james'e gelirsek andre gibi savruk bir gard değildi. bu sayede daha takım gibi bir takım izlemiştik. bir basketbol sever için buz adamı'ı, gönül verdiği takımda izlemek müthiş bir keyifti ve ben bu keyfi bizzat yaşamış oldum. beşiktaş'tan ayrıldıktan sonra tekrar türkiye'ye ülker forması ile döndü. ona olan sevgimden ötürü ülker maçlarını da gidip izlemişliğim vardır.

basketbolcunun hasıydı vesselam...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne bileyim ben? bakın beğenilerim yerlerde...
t: öğrenmeye gelen masum yazar.
devamını gör...

iştahlı bir çocukmuşum eskiden babam beni teletabilerdeki süpürgeye benzetirdi.*
buradan
yani sevmediğim üç beş yemek dışında seçici değilimdir. ama illa spesifik bir şeyler gerekiyorsa iskender, mantı ve dolma diyebilirim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim