cem karaca
hani kalıplaşmış bir söz vardır ya; kelimelerin kifayetsiz kalması. işte onun vücut bulmuş halidir. onun gibisi bir daha gelmez eminim.
hayatı anlatır.
bir şarkısında "sevincede kederede doğumada ölümede çiçekler yolluyoruz." diyerek her şeyi ne kadar sıradanlaştırdığımızdan bahseder.
diğer şarkısında gülhane parkında bir ceviz ağacıdır.
bir başkasında öyle bir "hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar, hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar." der ki giden gittiğine utanır mı bilmem ama...
"bugün sen çok gençsin yavrum." diyerek ümidinizi tüketmeyin der.
namus belasında verdiği dersler vardır birde.
son olarak daha doğrusu daha nicelerinin arasından son olarak değineceğim deniz üstü köpürürdür.
"benim de şu cihandan gidişim hey canım rinananay rina rinanay
memleket sevdasından, hey canım hey" der ve tercüman olur hislerimize.
hayatı anlatır.
bir şarkısında "sevincede kederede doğumada ölümede çiçekler yolluyoruz." diyerek her şeyi ne kadar sıradanlaştırdığımızdan bahseder.
diğer şarkısında gülhane parkında bir ceviz ağacıdır.
bir başkasında öyle bir "hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar, hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar." der ki giden gittiğine utanır mı bilmem ama...
"bugün sen çok gençsin yavrum." diyerek ümidinizi tüketmeyin der.
namus belasında verdiği dersler vardır birde.
son olarak daha doğrusu daha nicelerinin arasından son olarak değineceğim deniz üstü köpürürdür.
"benim de şu cihandan gidişim hey canım rinananay rina rinanay
memleket sevdasından, hey canım hey" der ve tercüman olur hislerimize.
devamını gör...
hacamat
faydası modern tıp ve geleneksel tıp tarafından kanıtlanmış alternatif tıp yöntemlerinden bir tanesi. modern tıbba hizmet eden biri olarak şunları söyleyebilirim, modern tıbbın yetersiz kaldığı hastalıklarda( tansiyon, diyabet, haşimato, alerjiler, migren vb.), vücuda kimyasal ilaç yüklemeden derideki kılcal damarlarda biriken toksinlerin atıldığı ıslak kupa yöntemidir. hem yaptırarak hem de uygulayarak şifasına şahit olduğum, şimdiye kadar yaptırmayanların ehli tarafından yapıldığında " bu zamana kadar aklım neredeymiş" pişmanlığı yaşatacak ve muhteşem bir maddi/ manevi rahatlık hissini tadacaklarına inandığım, korkulmayacak ve ön yargılarınızdan kurtulmanız gereken işlem.
www.profdrokanbalcioglu.com...
www.aliakben.com/makale/hac...
www.medipol.com.tr/tibbi-bi...
www.medicana.com.tr/tibbi-b...
www.haberturk.com/hastanele...
www.profdrokanbalcioglu.com...
www.aliakben.com/makale/hac...
www.medipol.com.tr/tibbi-bi...
www.medicana.com.tr/tibbi-b...
www.haberturk.com/hastanele...
devamını gör...
kaset koleksiyonu
çok küçükken benim de yarısını telef ettiğim dedemden babama, babamdan da bana geçen koleksiyon. aslında başlığı görene kadar koleksiyon gözüyle bakmamıştım, bakmamıştık. şu an daha çok eşsizleşti.
devamını gör...
ilhan berk
2008 yılında hayata gözlerini yummuş, sembolizm üstadı şairimiz. betimlemerinde sık sık doğa betimlemelerine yer verip, yazılarında melankolizm yüklü bir kalemle resim çizermişçesine bir üslüp kullanır. bilgilerimi buraya aktardıktan sonra, tanımımı kendisinin en meşhur şiirlerinden biriyle, gecenize bırakarak bitirmek istiyorum:
üç kez seni seviyorum diye uyandım
tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum.
sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün.
sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim
sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
-taflanım! diyordu bir ses duyuyordum.
cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.
kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım
şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim
karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum.
eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun.
üç kez seni seviyorum diye uyandım
tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum.
sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün.
sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim
sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
-taflanım! diyordu bir ses duyuyordum.
cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.
kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım
şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim
karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum.
eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun.
devamını gör...
ilişkilerini engelleme ile bitiren insan
asıl engellemeyi kafasında ve kalbinde yapmasını öğrenmesi gereken insandır. belirli yaşı geçtikten sonra bu tür şeyler zaten çocukca geliyor insana, uğraşmak için vakit ayırmıyorsun bile.
devamını gör...
insan beynini simüle eden yazılımın olma ihtimali
varlığına sevindiğim başlık. benzeri bir şey açacaktım, hazır buldum.
ben tahminden ziyade daha çok bilimsel olarak değinmeye çalışacağım konuya.
yıllarca filmlerde izlediğimiz yapay zekâ temelli bazı konulardan sonra gündeme sık sık gelen bir soru var: robotlar dünyayı ele geçirip insanlığın sonunu getirebilir mi? teorik olarak belki mümkün görünüyor ama pratikte bu iş o kadar basit mi?
tersine mühendislik denilen bir olay var. bu daha çok parçaları birleştirip bir motoru yapabilmekten ziyade, var olanı alıp parçalarına ayırıp onun üzerinden bazı şeyleri simüle etmek olarak özetlenebilir. yapay zekâ çalışmaları da tersine beyin mühendisliği üzerinden yürütülüyor genellikle. yani?
yani şöyle; basit bir canlının beyni "dilimlenerek" canlının beyninin sahip olduğu en basit parçalarına, yani nöron bağlantılarına kadar ayrılıyor. sonra bu bağlantılar arasındaki ilişkiler, bunların çalışma şekilleri inceleniyor ve bunu bilgisayarlar ile simüle ederek o canlının beynini sanal ortamda "yaratmaya" çalışıyorlar.
***
tek bir meyve sineği için bu çalışma yapıldığında, bunun için 1.000.000.000.000.000 baytlık bir depolama alanı gerekiyor. bu veriyi işlemek de yaklaşık 5 yıl sürüyor. üstelik bunca emeğe ve zamana rağmen, bu hayvanın beyninin tam olarak nasıl çalıştığını tek bir örnek üzerinden anlayamıyorsunuz. dolayısıyla 1'den fazla meyve sineği için bu çalışmanın yapılması gerekiyor.
eğer bir fare için denemeler yaparsanız daha uzun zaman ve daha fazla depolama alanı ihtiyacınız oluyor. bir de insan beynini simüle etmeye kalkışırsanız...
şöyle anlatmaya çalışayım;
lawrence livermore ulusal laboratuvarı'nda dawn adlı bir süper bilgisayar var. bu bilgisayar insan beynindeki korteksin* sadece %1'ini simüle edebildi, ancak insan beyninin hızının 600'de 1'i kadarlık bir hızla!
dawn, yaklaşık 1 milyon watt'lık güç harcıyor. yaklaşık 7000 tonluk bir klima ekipmanıyla çalışıyor ve yaklaşık 80.000 metreküp soğutulmuş havayla ancak soğutulabiliyor. buna rağmen insan beynindeki bir bölümün sadece %1'ini 1/600'lük bir hız oranı ile ancak simüle edebiliyor. eğer tüm beyni bununla modellemeye çalışırsanız, en iyimser tahminle bu sayıları 1000 ile çarpmanız gerekebilir. zira insan beyni çalışırken sadece 20 watt'lık güç kullanır, çok daha hızlı çalışır ve ısındığını da kolay kolay algılayamazsınız.
***
tüm bunlardan yola çıkarak düşündüğünüzde, bu işin imkânsız olmadığını ama çok büyük/güçlü bilgisayarlar gerektirdiğini görebilirsiniz. bu da büyük miktarda para ve zaman anlamına geliyor.
bahsi geçen dawn böyle bir büyüklükte:

görselin kaynağı
ben tahminden ziyade daha çok bilimsel olarak değinmeye çalışacağım konuya.
yıllarca filmlerde izlediğimiz yapay zekâ temelli bazı konulardan sonra gündeme sık sık gelen bir soru var: robotlar dünyayı ele geçirip insanlığın sonunu getirebilir mi? teorik olarak belki mümkün görünüyor ama pratikte bu iş o kadar basit mi?
tersine mühendislik denilen bir olay var. bu daha çok parçaları birleştirip bir motoru yapabilmekten ziyade, var olanı alıp parçalarına ayırıp onun üzerinden bazı şeyleri simüle etmek olarak özetlenebilir. yapay zekâ çalışmaları da tersine beyin mühendisliği üzerinden yürütülüyor genellikle. yani?
yani şöyle; basit bir canlının beyni "dilimlenerek" canlının beyninin sahip olduğu en basit parçalarına, yani nöron bağlantılarına kadar ayrılıyor. sonra bu bağlantılar arasındaki ilişkiler, bunların çalışma şekilleri inceleniyor ve bunu bilgisayarlar ile simüle ederek o canlının beynini sanal ortamda "yaratmaya" çalışıyorlar.
***
tek bir meyve sineği için bu çalışma yapıldığında, bunun için 1.000.000.000.000.000 baytlık bir depolama alanı gerekiyor. bu veriyi işlemek de yaklaşık 5 yıl sürüyor. üstelik bunca emeğe ve zamana rağmen, bu hayvanın beyninin tam olarak nasıl çalıştığını tek bir örnek üzerinden anlayamıyorsunuz. dolayısıyla 1'den fazla meyve sineği için bu çalışmanın yapılması gerekiyor.
eğer bir fare için denemeler yaparsanız daha uzun zaman ve daha fazla depolama alanı ihtiyacınız oluyor. bir de insan beynini simüle etmeye kalkışırsanız...
şöyle anlatmaya çalışayım;
lawrence livermore ulusal laboratuvarı'nda dawn adlı bir süper bilgisayar var. bu bilgisayar insan beynindeki korteksin* sadece %1'ini simüle edebildi, ancak insan beyninin hızının 600'de 1'i kadarlık bir hızla!
dawn, yaklaşık 1 milyon watt'lık güç harcıyor. yaklaşık 7000 tonluk bir klima ekipmanıyla çalışıyor ve yaklaşık 80.000 metreküp soğutulmuş havayla ancak soğutulabiliyor. buna rağmen insan beynindeki bir bölümün sadece %1'ini 1/600'lük bir hız oranı ile ancak simüle edebiliyor. eğer tüm beyni bununla modellemeye çalışırsanız, en iyimser tahminle bu sayıları 1000 ile çarpmanız gerekebilir. zira insan beyni çalışırken sadece 20 watt'lık güç kullanır, çok daha hızlı çalışır ve ısındığını da kolay kolay algılayamazsınız.
***
tüm bunlardan yola çıkarak düşündüğünüzde, bu işin imkânsız olmadığını ama çok büyük/güçlü bilgisayarlar gerektirdiğini görebilirsiniz. bu da büyük miktarda para ve zaman anlamına geliyor.
bahsi geçen dawn böyle bir büyüklükte:

görselin kaynağı
devamını gör...
gece vakti sokakta nara atan kedi
muhtemelen çiftleşme dönemine girmiş kedidir. yazıktır, günahtır. bırak istediği kadar nara atsın, belki gece gece kısmeti açılır.
devamını gör...
tip 1 diyabetli bir çocuk olmak
yasak kardeşim yasak!
bu sözün bir çocuğun hayatına entegre edilmiş halidir, tip 1 diyabetli bir çocuk olmak.
o yasak, bu yasak. peki her şey yasaksa ne serbest? bir tek yutkunmak mı serbest?
"bunlar serbest" denilenlerin çoğunlukla çocuklukla alakası yoktur. her gün vurulan iğneler serbest ama niye yasak ki o çikolata, elma şekeri, pamuk şeker, makarna hatta kızartma ve poğaça bile?
baban cebinden 3 çikolata çıkarır. gözlerinin önünde bir bir uzatır verir kardeşlerine...
o ceketin cebinden 4. çikolata hiçbir zaman çıkmaz. gözler dolar tam da o an, annen kızar;
-'koca ablasın sen! hala mı çikolata bekliyorsun?!'
sekiz yaş kocaman olmak için yeterlidir. büyüyüverirsin bir anda. bedenine karşı savaşmak büyütür seni. istemesen de büyürsün.
hatta zorla büyürsün.
yara bere içindeki çocuk ruhun, batan o iğnelere dayansa da okula gidemediğin zamanlara dayanmak zordur.
derslerden geri kalırsın. öğretmenin ve arkadaşların seni geri zekalı sanar. üç haftadır hastane odasında, vahiy getiren meleğin su koyvermesi yüzünden dersleri öğrenmediğini bu sebeple geri kaldığını anlamazlar.
......
yalnız bir şey var ki; kelebekler. rengarenk narin kelebekler...
bu sırrı öğrendiğim zaman 5 yaşındaydım. artık yeri gelmişken anlatsam iyi olur kanısındayım.
bir gece kolumda yine serum takılı, bu ikinci serum bitse de kurtulsam diye beklerken babam serum şişesindeki kabarcıkları göstererek:
- elma kurdu bu baloncuklar aslında ne biliyor musun?
+ ne baba?
-aslında onlar kelebek yumurtaları.
+nasıl kelebek yumurtaları?
-şimdi bu serum şisesindeki baloncuklar patladığı zaman, bir yaprağın altında kelebek yumurtası oluşuyor. her baloncuk bir kelebek yumurtası. aslında tüm kelebekleri çocukların serum şişeleri yapıyor.
+kelebekleeeer! benim kelebeklerim beyaz olsun baba!
-sen ne istersen o olur kızım.
+ kelebekleeer! benim kelebeklerim onlaaar!
işte böyle, yıllardır hastane odalarında nice çocuklar serum şişelerinde dünyaya rengarenk kelebek yaptık. hala da kelebek yapmaya devam ediyorlar.
kelebekleri çocuklar değil de, anne ve baba kelebeklerin yaptığı günleri görmek dileği ile...
bu sözün bir çocuğun hayatına entegre edilmiş halidir, tip 1 diyabetli bir çocuk olmak.
o yasak, bu yasak. peki her şey yasaksa ne serbest? bir tek yutkunmak mı serbest?
"bunlar serbest" denilenlerin çoğunlukla çocuklukla alakası yoktur. her gün vurulan iğneler serbest ama niye yasak ki o çikolata, elma şekeri, pamuk şeker, makarna hatta kızartma ve poğaça bile?
baban cebinden 3 çikolata çıkarır. gözlerinin önünde bir bir uzatır verir kardeşlerine...
o ceketin cebinden 4. çikolata hiçbir zaman çıkmaz. gözler dolar tam da o an, annen kızar;
-'koca ablasın sen! hala mı çikolata bekliyorsun?!'
sekiz yaş kocaman olmak için yeterlidir. büyüyüverirsin bir anda. bedenine karşı savaşmak büyütür seni. istemesen de büyürsün.
hatta zorla büyürsün.
yara bere içindeki çocuk ruhun, batan o iğnelere dayansa da okula gidemediğin zamanlara dayanmak zordur.
derslerden geri kalırsın. öğretmenin ve arkadaşların seni geri zekalı sanar. üç haftadır hastane odasında, vahiy getiren meleğin su koyvermesi yüzünden dersleri öğrenmediğini bu sebeple geri kaldığını anlamazlar.
......
yalnız bir şey var ki; kelebekler. rengarenk narin kelebekler...
bu sırrı öğrendiğim zaman 5 yaşındaydım. artık yeri gelmişken anlatsam iyi olur kanısındayım.
bir gece kolumda yine serum takılı, bu ikinci serum bitse de kurtulsam diye beklerken babam serum şişesindeki kabarcıkları göstererek:
- elma kurdu bu baloncuklar aslında ne biliyor musun?
+ ne baba?
-aslında onlar kelebek yumurtaları.
+nasıl kelebek yumurtaları?
-şimdi bu serum şisesindeki baloncuklar patladığı zaman, bir yaprağın altında kelebek yumurtası oluşuyor. her baloncuk bir kelebek yumurtası. aslında tüm kelebekleri çocukların serum şişeleri yapıyor.
+kelebekleeeer! benim kelebeklerim beyaz olsun baba!
-sen ne istersen o olur kızım.
+ kelebekleeer! benim kelebeklerim onlaaar!
işte böyle, yıllardır hastane odalarında nice çocuklar serum şişelerinde dünyaya rengarenk kelebek yaptık. hala da kelebek yapmaya devam ediyorlar.
kelebekleri çocuklar değil de, anne ve baba kelebeklerin yaptığı günleri görmek dileği ile...
devamını gör...
17 nisan 2021 fatsa'da ormanlık arazinin imara açılması
hükümeti tebrik ediyorum en azından artık orman yakarak havayı kirletmeden direkt karar alıp uyguluyor. ayrıca odunları da bu sayede başka alanda kullanabiliriz.
datça'da zeytinliklerin bulunduğu koruma altındaki doğal alan, cumhurbaşkanlığı kararıyla satılığa çıkarılırken; fatsa’da da şehrin ortasındaki ormanlık alan yapılaşmaya açıldı.
muğla’nın datça ilçesinde zeytinliklerin de bulunduğu koruma altındaki doğal alan, cumhurbaşkanlığı kararıyla satılığa çıkarılırken; ordu fatsa’da da cumhurbaşkanlığı kararıyla şehrin ortasındaki ormanlık alan yapılaşmaya açıldı.
ağaçlar kesilmek için işaretlendi
oda tv'den ibrahim gündüz'ün haberine göre; geçtiğimiz ocak ayının sonunda yayınlanan bir cumhurbaşkanı kararı’yla önce koruma statüsü kaldırılan ve fatsa belediyesi’ne devredilen 99 dönümlük ormanlık alanda otel, restoran, kule inşası için çalışmalar başlatıldı; kesilmek için ağaçlar işaretlendi.
son yeşillik alanlar da yapılaşmaya açılıyor
yaklaşık 20 yıldır akp’li belediye başkanları tarafından yönetilen fatsa’nın bugün en büyük sorunlarından biri şehrin beton denizine dönmesi. son yıllarda ard arda dikilen yüksek katlı binalarla nefes alamaz hale gelen şehirde kıyıda köşede kalmış birkaç yeşillik alan da yapılaşmaya açılıyor.
işte bunlardan birisi de fatsa’nın samsun tarafından girişinde dolunay mevkiinde bulunan nazar boncuğu gibi 99 dönümlük ormanlık alan. çerkezler tepesi olarak da bilinen 99 dönümlük bu yeşil alan, hemen altında deniz kenarındaki "çamlık mesire alanı"yla birlikte doğal bir uyum içinde, şehre ayrı bir güzellik katıyordu.
otel, restoran ve otopark yapılacak
cumhurbaşkanlığı kararıyla koruma statüsü kaldırılan ve akp’li fatsa belediyesi’ne devredilen ormanlık alan için, belediye tarafından otel, seyir kulesi, restoran-kafe, endemik bitki bahçesi ve otopark yapılmak üzere proje hazırlandı.
99 dönümlük bir ormanlık alanda bu kadar yapılaşmanın yapılması için ormanlık alanın en az yarısından fazlasının kesilmesi anlamına geliyor. ağaçlar işaretlendi bile.
buradan
datça'da zeytinliklerin bulunduğu koruma altındaki doğal alan, cumhurbaşkanlığı kararıyla satılığa çıkarılırken; fatsa’da da şehrin ortasındaki ormanlık alan yapılaşmaya açıldı.
muğla’nın datça ilçesinde zeytinliklerin de bulunduğu koruma altındaki doğal alan, cumhurbaşkanlığı kararıyla satılığa çıkarılırken; ordu fatsa’da da cumhurbaşkanlığı kararıyla şehrin ortasındaki ormanlık alan yapılaşmaya açıldı.
ağaçlar kesilmek için işaretlendi
oda tv'den ibrahim gündüz'ün haberine göre; geçtiğimiz ocak ayının sonunda yayınlanan bir cumhurbaşkanı kararı’yla önce koruma statüsü kaldırılan ve fatsa belediyesi’ne devredilen 99 dönümlük ormanlık alanda otel, restoran, kule inşası için çalışmalar başlatıldı; kesilmek için ağaçlar işaretlendi.
son yeşillik alanlar da yapılaşmaya açılıyor
yaklaşık 20 yıldır akp’li belediye başkanları tarafından yönetilen fatsa’nın bugün en büyük sorunlarından biri şehrin beton denizine dönmesi. son yıllarda ard arda dikilen yüksek katlı binalarla nefes alamaz hale gelen şehirde kıyıda köşede kalmış birkaç yeşillik alan da yapılaşmaya açılıyor.
işte bunlardan birisi de fatsa’nın samsun tarafından girişinde dolunay mevkiinde bulunan nazar boncuğu gibi 99 dönümlük ormanlık alan. çerkezler tepesi olarak da bilinen 99 dönümlük bu yeşil alan, hemen altında deniz kenarındaki "çamlık mesire alanı"yla birlikte doğal bir uyum içinde, şehre ayrı bir güzellik katıyordu.
otel, restoran ve otopark yapılacak
cumhurbaşkanlığı kararıyla koruma statüsü kaldırılan ve akp’li fatsa belediyesi’ne devredilen ormanlık alan için, belediye tarafından otel, seyir kulesi, restoran-kafe, endemik bitki bahçesi ve otopark yapılmak üzere proje hazırlandı.
99 dönümlük bir ormanlık alanda bu kadar yapılaşmanın yapılması için ormanlık alanın en az yarısından fazlasının kesilmesi anlamına geliyor. ağaçlar işaretlendi bile.
buradan
devamını gör...
yere tüküren insanlar
dağdaki ayının* bile yapmadığı davranıştır. saygısız insan davranışıdır. terbiye nedir bilmez.
devamını gör...
izmir'e esnafa destek veriyoruz
keşke izmir'de yaşasaydım.sıcağı sıcağına destek olurdum.
devamını gör...
tanımsız ukde doldurmak
sırf puan almak için, boş boş, tanımsız ukde doldurmaktır. göz kanatmaktadır.
devamını gör...
daş düşebülü ayı çıkabülü
kastamonu yolu üzerinde görebileceğiniz tabela yazısıdır.
kastamonu da çok sayıda ayı olmasından dolayı yaban hayatı koruma adına alınmış önlemlerden biridir ama tabelayı gören herkes önce kahkaha atmıştır diye düşünmekteyim.
hala görmeyenler için buyrun. *
kastamonu da çok sayıda ayı olmasından dolayı yaban hayatı koruma adına alınmış önlemlerden biridir ama tabelayı gören herkes önce kahkaha atmıştır diye düşünmekteyim.
hala görmeyenler için buyrun. *
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
keşke kadınlar günü olarak kutladığımız günün altında bile ölen onlarca kadının kanı olmasa. keşke biz eşitsizlikten, haksızlıktan, şiddetten, ölümden doğan böyle bir günü kutlamak zorunda olmasak. keşke her şey olması gerektiği gibi eşit ve adil olsa... her birimiz dünyanın neresinde olursak olalım benzer korkuları yaşıyoruz. benzer acılara maruz bırakılıyoruz. hiçbirimizin evimizin kapısında firari bir psikopat tarafından bıçaklanarak öldürülmeyeceğimizin garantisi yok. hiçbirimizin minibüsle okuldan dönerken tecavüze uğrayıp yakılarak katledilmeyeceğimizin, erkek arkadaşımız tarafından uzuvlarımızın kesilip çöp konteyneri içinde bulunmayacağının, patronumuz tarafından aşağı atılıp intihar süsü verilmeyeceğinin, çocuğumuzun gözü önünde eşimiz tarafından boğazımızın kesilmeyeceğinin garantisi yok. ne yazık ki yok. artık ölmeyelim, şiddet görmeyelim, faillerimiz ceza alsın, birimiz güvende değilsek hiçbirimiz değiliz dediğimiz bı günde bile, sadece yürümek istediğimiz, sesimizi duyurmak istediğimiz bu günde bile bizi en çok koruması gereken polisler tarafından bile şiddet görüyoruz biz... hepinizin acısını biliyorum, bu ülkede bir kadın olarak en derin şekilde yaşıyorum. her birinizin yaralarından tek tek öperim. siz hep iyi ki varsınız.
devamını gör...
herkesin fikrini alıp kendi bildiğini yapan insan
duydukları kendi bakış açısına ve mantığına uymadığı için kendi yolunu tercih eden insan. olabilir.
(bkz: ben) bu arada. fikrine önem verdiğim kişilere fikrini sorar ve genelde burnumun dikine gitmeyi tercih ederim. bazen pişman olabiliyorum. bazen.
(bkz: ben) bu arada. fikrine önem verdiğim kişilere fikrini sorar ve genelde burnumun dikine gitmeyi tercih ederim. bazen pişman olabiliyorum. bazen.
devamını gör...
kendine bir soru sor
istediğim hayatı yaşadım mı?
devamını gör...
geceye bir yazı bırak
yıkmak, inşa etmekten her zaman daha kolaydır. kırılmak affetmekten daha kolaydır. ve yalan söylemek her zaman inanmaktan daha uygundur ve uzaklaşmak sevmekten çok daha kolaydır.
bu ne alaka şimdi aklıma geldi!!! gece olunca saçmalık bekçileri insanın beyninde beliriveriyor.
bu ne alaka şimdi aklıma geldi!!! gece olunca saçmalık bekçileri insanın beyninde beliriveriyor.
devamını gör...


