ibrahim melih gökçek
psikoloji biliminde kendisine ne denir merak ettiğim, ankara'nın ex başkanı.
büyük puntolarla, o kadar çok mansur yavaş twiiti atıyor ki, muhtemelen gece rüyasında da mansur yavaş'ı görüyordur. takıntılı aşık gibi tabiri caizse.
twitter'da da yorumları sınırlandırmış yazamadım şunu, içimde kalmasın.
#mansur gündem olmuş twitter'da, bakiyim dedim, ard arda bir sürü gökçek twiti. yüreğim daraldı, en son interneti felan komple kapatacaktım neredeyse. hayır eleştir onda da değilim ama takıntı haline getirmek nedir?
kendisiyle nasıl yaşıyor acaba?
büyük puntolarla, o kadar çok mansur yavaş twiiti atıyor ki, muhtemelen gece rüyasında da mansur yavaş'ı görüyordur. takıntılı aşık gibi tabiri caizse.
twitter'da da yorumları sınırlandırmış yazamadım şunu, içimde kalmasın.
#mansur gündem olmuş twitter'da, bakiyim dedim, ard arda bir sürü gökçek twiti. yüreğim daraldı, en son interneti felan komple kapatacaktım neredeyse. hayır eleştir onda da değilim ama takıntı haline getirmek nedir?
kendisiyle nasıl yaşıyor acaba?
devamını gör...
atlantik
artı oylarıyla neşelendiren ve farklı bir heyecan duymama sebep olan, rumuzu gibi engin ve derin bir bilgi okyanusu, sözlüğün yüz akı insanı.
devamını gör...
lübnan
zamanında başkent beyrut ortadoğunun parisi diye lanse edilirdi. aslında çok güzel bir ülke gece hayatı yaşam tarzı biraz da olsa bize benziyor ne yazık ki ülke son zamanlarda çok karıştı. geçtiğimiz aylarda ki patlama ise çok kötüydü. neredeyse halkın yarısı hristiyandır kızılay değil kızılhaç sağlık yardım kuruluşudur. ülkenin en meşhur şeyleri arasında sedir ağaçları vardır ayrıca bayraklarında da bu temsil etmişlerdir.
devamını gör...
dondurmada en iyi ikili
vişne-limon yazanlara bastım beğeniyi, elbette vişne-limon...
devamını gör...
evladımı ölüme cemaat değil ateizm sürükledi
geride kalan çocuklarının devlet korumasına alınarak acilen kendisinden uzaklaştırılması gereken yaratığın beyanı.
devamını gör...
en zevkli matematik konusu
kitaptaki her konunun sonundaki problemler.
nedense bu problemlerin yarısından fazlası anlatılan konuyla alakasızdır ve daha öğrenmediğiniz konulardan derlenmiştir.
bazı soruları çözmek için altı senelik eksiksiz bilgi gerekir.
puzzle dizmekten daha fazla zevk verir.
problemi çözünce, dünyayı kurtarmış kadar mutlu olursunuz.
nedense bu problemlerin yarısından fazlası anlatılan konuyla alakasızdır ve daha öğrenmediğiniz konulardan derlenmiştir.
bazı soruları çözmek için altı senelik eksiksiz bilgi gerekir.
puzzle dizmekten daha fazla zevk verir.
problemi çözünce, dünyayı kurtarmış kadar mutlu olursunuz.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
hiçbir şey hissetmiyorum. seviyormuş, özlüyormuş, sinirleniyormuş, mutluymuş, mutsuzmuş, nefret ediyormuş gibi yapıyorum sürekli. sürekli insanların karşımda verdiği tepkileri taklit ederek sürdürüyorum hayatımı. komik olan kısım ise kimse fark etmiyor bunu.
devamını gör...
a capella
merak edenlere bir örnek olarak, sevdiğim bitanesini paylaşıyorum. buradan
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
kimse göründüğü kadar iyi, anlatıldığı kadar kötü değildir.
devamını gör...
napolyon'un tavşanlar tarafından saldırıya uğraması
napolyon için en utanç verici "yenilgi".
napolyon, 1807 yılında elde ettiği bir başarının ardından, başarının verdiği keyifle bir etkinlik düzenlenmesini ister. etkinlik açık hava yemeği ve tavşan avı olarak düzenlenir.
av için 3000 kadar evcil tavşan alınır ve etkinlik alanına getirilir. evcil olmalarının nedeni, yabani tavşanlar gibi insanlardan kaçmalarını önlemektir. av saatine kadar aç kalan gariban tavşancıklar alana salındığında, herkesin beklediğinin tersine gelişir olaylar. tavşanlar açlığın verdiği gözü dönmüşlükle, kendilerine yiyecek vereceklerini sandıkları parlak giysili adama -yani napolyon'a- topluca saldırırlar. napolyon canını, arabaya binerek zor kurtarır ve bu olay da waterloo muharebesi'nden bile utanç verici bir anı olarak hafızalarda yer edinir.
napolyon, 1807 yılında elde ettiği bir başarının ardından, başarının verdiği keyifle bir etkinlik düzenlenmesini ister. etkinlik açık hava yemeği ve tavşan avı olarak düzenlenir.
av için 3000 kadar evcil tavşan alınır ve etkinlik alanına getirilir. evcil olmalarının nedeni, yabani tavşanlar gibi insanlardan kaçmalarını önlemektir. av saatine kadar aç kalan gariban tavşancıklar alana salındığında, herkesin beklediğinin tersine gelişir olaylar. tavşanlar açlığın verdiği gözü dönmüşlükle, kendilerine yiyecek vereceklerini sandıkları parlak giysili adama -yani napolyon'a- topluca saldırırlar. napolyon canını, arabaya binerek zor kurtarır ve bu olay da waterloo muharebesi'nden bile utanç verici bir anı olarak hafızalarda yer edinir.
devamını gör...
yazarların eleştiriye tahammül seviyesi
öz eleştiriye açığım
devamını gör...
tadı hayal kırıklığına uğratan yiyecekler
üstte yazılmış ama benim için de avokadodur. amerikan armudu dendiği için midir nedir, tatlı bir meyve olarak bekliyordum, bildiğin kabak çıktı.
devamını gör...
alman hükümet sözcüsünün erdoğan'ı anlamakta güçlük çekmesi
biz aynı dili konuşuyoruz biz bile anlamıyoruz. elin almanı nasıl anlasın?
devamını gör...
kolesistokinin sintigrafisi
kronik taşsız kolesistit hastalığının kesin tanısında kullanılan görüntüleme yöntemidir.
devamını gör...
plütonun buzdan kalbi
sözlükteki tuhaf tipleri takmaması gereken yazar.
ya şu islam bıdı bıdısı yapanlar gelip beni de bir bulsalar ya. nolur lan. çok seviyorum sizi.
ya şu islam bıdı bıdısı yapanlar gelip beni de bir bulsalar ya. nolur lan. çok seviyorum sizi.
devamını gör...
sihirli güçlere sahip olunca yapılacak şeyler
zamanınız varsa okuyabilir misiniz beni mutlu etmiş olursunuz.
sihirli güçlerim olsaydı , çok şey yapardım.
şuan 2020den beri hayatımızda yer edinen virüsü yok ederdim, tüm işsizlere iş verir bu dünyada (yoksulluk, yalnızlık ve korku) kavramlarını kaldırırdım .borçları siler kimsenin üzülmesine izin vermezdim. hep otururdum nasıl olsa shirli güçlerim var. acıktığım anda bir hareketle yemek söyler paraya ihtiyacım olmazdı .yan gelip yatardım belki de hiç üzülmezdim. istediğim he şeye sahip olurdum. zamanla o kadar şey yerdim ki çok kilo alırdım. peki bu beni üzer miydi? hayır tabi sadece bir hareketime bağlı değil miydi her şey? anında eski görünümüme hatta daha iyisine bürünebilirdim .
her şey o kadar yolunda giderdi ki hayat bir düzen içinde. herkesin yüzünde bir tebessüm,bir gülücük belirirdi. herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyor her günümüz bayram olurdu.
fakat galiba bir şeyler ters gidiyordu .bir zamn sonra herkesin mutlu olduğu ,herkesin amacına ulaştığı, rekabetin olmadığı bir hayat çok saçma bir hal alırdı. cünkü bu sihirli güçlerle doğanın asıl düzenini bozmuştum. ben; derdi,tasayı yalnızlığı yoksulluğu ortadan kaldırmıştım. kimse çabalamıyor olurdu, özellikle de sihirli güçleri olan ''ben'' .
her şeyim tam , gelinebilecek en güzel yerdeydim, amacım yok, hedefim yok o zamn yaşamaya dair bir sebebim de olmazdı. derdim de olmazdı ama bana göre '' insan dertleriyle var olurdu''. dert yoksa hayat da yok olurdu.
insanları insan yapan , güçlü tutan ''geçmişteki veya var olan dertleriydi'' .
sihirli güçlerim olsaydı herhalde son bir şey yapardım. değiştdiğim düzeni eskisi gibi yapar ve son olarak da içimdeki tüm sihri yok ederdim.
sihirli güçlerimin olasını ister miydim peki?
açıkçası istemezdim.
buraya kadar okuduysanız ayrı bir teşekkür ederim.
sihirli güçlerim olsaydı , çok şey yapardım.
şuan 2020den beri hayatımızda yer edinen virüsü yok ederdim, tüm işsizlere iş verir bu dünyada (yoksulluk, yalnızlık ve korku) kavramlarını kaldırırdım .borçları siler kimsenin üzülmesine izin vermezdim. hep otururdum nasıl olsa shirli güçlerim var. acıktığım anda bir hareketle yemek söyler paraya ihtiyacım olmazdı .yan gelip yatardım belki de hiç üzülmezdim. istediğim he şeye sahip olurdum. zamanla o kadar şey yerdim ki çok kilo alırdım. peki bu beni üzer miydi? hayır tabi sadece bir hareketime bağlı değil miydi her şey? anında eski görünümüme hatta daha iyisine bürünebilirdim .
her şey o kadar yolunda giderdi ki hayat bir düzen içinde. herkesin yüzünde bir tebessüm,bir gülücük belirirdi. herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyor her günümüz bayram olurdu.
fakat galiba bir şeyler ters gidiyordu .bir zamn sonra herkesin mutlu olduğu ,herkesin amacına ulaştığı, rekabetin olmadığı bir hayat çok saçma bir hal alırdı. cünkü bu sihirli güçlerle doğanın asıl düzenini bozmuştum. ben; derdi,tasayı yalnızlığı yoksulluğu ortadan kaldırmıştım. kimse çabalamıyor olurdu, özellikle de sihirli güçleri olan ''ben'' .
her şeyim tam , gelinebilecek en güzel yerdeydim, amacım yok, hedefim yok o zamn yaşamaya dair bir sebebim de olmazdı. derdim de olmazdı ama bana göre '' insan dertleriyle var olurdu''. dert yoksa hayat da yok olurdu.
insanları insan yapan , güçlü tutan ''geçmişteki veya var olan dertleriydi'' .
sihirli güçlerim olsaydı herhalde son bir şey yapardım. değiştdiğim düzeni eskisi gibi yapar ve son olarak da içimdeki tüm sihri yok ederdim.
sihirli güçlerimin olasını ister miydim peki?
açıkçası istemezdim.
buraya kadar okuduysanız ayrı bir teşekkür ederim.
devamını gör...
ben dili
ben dilinde, karşımızdakine yönelik yargılayıcı ifadelerden ziyade kendimizde oluşan etkilerini ifade etme şeklidir. kendimizdeki durumu ifade ederken karşı tarafın iletişime set çekmesine de engel oluruz. çünkü ondan değil kendimizden bahsederek farkındalık oluşturmak istenir. bence empati yeteneğini de geliştiren bir dil. suçlayıcı değildir. karşıdaki kişinin sizde bıraktığı etkiyi anlamasını sağlar. daha sağlıklı bir iletişim gerçekleşir. eğitimde önemi büyüktür. aslında eğitimden ziyade toplumumuzda da çokça kullanılması gerekir. örneğin, odası dağınık bir çocuğa annesi "yeter artık bıktım odanı toplamaktan hemen topla odanı" demek yerine "odanı toplamaman beni üzüyor ve ayrıca diğer işlerimden fırsat bulamıyorum ve oldukça yoruluyorum" derse daha etkili olur ve sağlıklı bir iletişim gerçekleşir. o yüzden odanızı toparlayın ve ben dilini kullanın.
devamını gör...
balina ile mandalina
fazıl hüsnü dağlarca'nın "dağlarca çocuklarda" serisinden bir çocuk kitabı.
denize düşen bir mandalinacık ile bir balinanın dostluğunu anlatıyor diye son derece klişe bir tanım cümlesi yazayım önce. dağlarca'nın yıldızlardan bahsederek başladığı, dalgalara, ağaçlara, dallara, bembeyaz köpüklere öyle özgün anlamlar yükleyerek yazdığı bir kitap ki, bu dostluk sadece iki çocuğun değil, iki aşığın da dostluğu olabilir mi diye sormadan edemiyor insan kendine. örneğin mandalinanın balinanın sesini tanımlayışı:
a a güzel bir ses
sanki ırmak
sanki türkü
sanki ilkyaz yeli
ses mi belli değil
beni beklediği mi belli değil
sonra mandalina ile balinanın tanışmasının üzerine balinanın içinden geçen sözler:
ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
tatlı
ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
sıcak
derken kavuşma üzerine:
denize yeşim yeşim
yansırken
mandalina ağaçları
sanki yaşlı bir anneye
mektup gelir
ta uzaklardaki çocuğundan
ve son olarak yalnızlığa dair:
çocuklar uyur uyumaz
sallanır uzaklarda ağaçlar
güneşli gecede
sever balığın biri
ağacın birini
kim yalnızsa
o daha çok duyar
ıssız yerleri
ister balina olsun
ister mandalina
kim yalnızsa o daha çok
en eski bir türkü
kim yalnızsa çocuklar
o daha çok benzer
başkasına
yıl 1977, bu kitap belki de sevgiyi en iyi sezen çocuklar için yazılmış. bir devrin çocukları böyle güzel öykülerle büyümüş. hem düşleyecek bir dünya dolusu şey vermiş yazar okurlarına, hem de olanca naifliği ve sadeliği içeren sözcükleri yan yana koyup belki dört beş yaşından seksen doksanına dek nesillere edebi bir tat sunmuş bu şiirsel hikayeyle. yapı kredi yayınları'ndan edinilebilir, hem çocuklara hem de biraz çocuk kalmışlara.
denize düşen bir mandalinacık ile bir balinanın dostluğunu anlatıyor diye son derece klişe bir tanım cümlesi yazayım önce. dağlarca'nın yıldızlardan bahsederek başladığı, dalgalara, ağaçlara, dallara, bembeyaz köpüklere öyle özgün anlamlar yükleyerek yazdığı bir kitap ki, bu dostluk sadece iki çocuğun değil, iki aşığın da dostluğu olabilir mi diye sormadan edemiyor insan kendine. örneğin mandalinanın balinanın sesini tanımlayışı:
a a güzel bir ses
sanki ırmak
sanki türkü
sanki ilkyaz yeli
ses mi belli değil
beni beklediği mi belli değil
sonra mandalina ile balinanın tanışmasının üzerine balinanın içinden geçen sözler:
ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
tatlı
ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
sıcak
derken kavuşma üzerine:
denize yeşim yeşim
yansırken
mandalina ağaçları
sanki yaşlı bir anneye
mektup gelir
ta uzaklardaki çocuğundan
ve son olarak yalnızlığa dair:
çocuklar uyur uyumaz
sallanır uzaklarda ağaçlar
güneşli gecede
sever balığın biri
ağacın birini
kim yalnızsa
o daha çok duyar
ıssız yerleri
ister balina olsun
ister mandalina
kim yalnızsa o daha çok
en eski bir türkü
kim yalnızsa çocuklar
o daha çok benzer
başkasına
yıl 1977, bu kitap belki de sevgiyi en iyi sezen çocuklar için yazılmış. bir devrin çocukları böyle güzel öykülerle büyümüş. hem düşleyecek bir dünya dolusu şey vermiş yazar okurlarına, hem de olanca naifliği ve sadeliği içeren sözcükleri yan yana koyup belki dört beş yaşından seksen doksanına dek nesillere edebi bir tat sunmuş bu şiirsel hikayeyle. yapı kredi yayınları'ndan edinilebilir, hem çocuklara hem de biraz çocuk kalmışlara.
devamını gör...
