geçmişten günümüze kadar dünya nüfusunun sürekli arttığı söylenir fakat bu artış bazı dönemlerde hızlı bazı dönemlerde yavaş olmuştur. ani nüfus artışlarının olduğu dönemler de üç büyük sıçrama dönemi olarak adlandırılmıştır.

birinci sıçrama dönemi, yaklaşık 1 milyon yıl önce aletlerin yapımı ile başlar. mızrak, balta, bıçak gibi aletler sayesinde hayvanları kolaylıkla avlayarak besin ihtiyaçlarını karşılayan insanlar vahşi hayvanlara karşı da korunmuşlardır. bu da insan ömrünün uzamasına sebep olmuştur.

ikinci sıçrama dönemi, yaklaşık 10.000 yıl önce tarım devrimi ile başlamıştır. yerleşik hayata geçen insanlar hayvanları evcilleştirmiş ve tarımla uğraşmaya başlamışlardır. tarımsal faaliyetlerle düzenli besin ihtiyaçlarını karşılayan insanlar nüfus artışının hızlanmasına sebep olmuştur.

üçüncü sıçrama dönemi, 18. yüzyılda sanayi devrimi ile başlamıştır. sanayi devriminin uzun vadeli etkileri tıp alanında gelişmelere sebep olmuş, insanların sağlık ve beslenme koşullarının iyileşmesi ömürlerinin uzamasına olanak sağlamıştır. iyi yaşam koşulları sanayinin merkezi olan avrupa'da ilk olarak yaşansa da dünyanın geri kalanına bu etki geç ulaşmıştır.

1900 yılında 1.5 milyar olan dünya nüfusunun günümüzde 7.8 milyara yaklaşması en büyük sıçrama döneminin sanayi devriminden sonra yaşandığını kanıtlamaktadır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fenerbahçe spor kulübü resmi twitter hesabından 1959 öncesi şampiyonlukların sayılması için resmi girişimde bulunmasını duyurması.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kaynak
devamını gör...

mortingen şıtrayze.
devamını gör...

zekirdek ve matrax dinlemek. şarkı söylemek. limonlu çay. şiir okumak. salata yapmak. yeni kitap almak. çalışmak. hep öğrenmek. içinde olduğun yaşı kendine hatırlatmak ve sevinmek. kedi öpmek. reśim yapmak. sabah dörtte bir şeyler içmek. aytuğ akdoğan videoları... sevilen yazarları okumak. yürümek...
bana bunlar iyi geliyor.
devamını gör...

umarım birkaç sene sonra birileri gelip bu başlıgın altına maske yazar.
devamını gör...

ustaca planlanmış ve halen açığa net olarak çıkarılamamış bir suikast'e kurban giden vali.

erdal beşikçioğlu'nun oynadığı 2006 yapımı vali isminde bir film var aynı zamanda.
devamını gör...

hepinizin bırakmasından korkarım, kafa sözlükte bir topluluk olduk. yapboz parçası gibiyiz, birimiz eksilse tüm yapboz yerle bir olur.
devamını gör...

diğer bir ismi dördüncü jeolojik zamandır. bu zamanda;
-ege denizi oluşmuştur.
-çanakkale ve istanbul boğazları oluşmuştur.
-buzul çağlarından sonra iklim, günümüzdeki koşullara ulaşmıştır.
-yeryüzünde insan yaşamı başlamıştır.
devamını gör...

erkeklik ten utanmak.
devamını gör...

türkiye için son umuttu. haksızlığa karşı omuz omuza bir direnişti, maalesef başaramadık.
devamını gör...

ne yazık ki üzücü bir hikâye yazacağım. çok duygusal ve hassas yapıda olan arkadaşlar fotoğraflara tıklamasın. moral bozucu olabilir.

fotoğrafçı stanley forman'a pulitzer ödülü kazandıran fotoğrafın hikâyesi bu. forman, bir gazete için haber yapmak üzere bir yangın bölgesine gitmiş. orada çekim yaparken, itfaiyenin uzattığı yangın merdiveninden kurtarılmaya çalışılan bir kadınla çocuğun, merdivenin yıkılması sonucu aşağıya düşmelerine şahit olmuş. o sırada çekim yapmaya devam etmekteymiş.

ödülü kazanmaya kazanmış ama, bu fotoğrafla birlikte, bir fotoğrafçının (ya da gazetecinin) işini yapmaya hangi noktada son vermesi gerektiği, bu tür rahatsızlık verici fotoğrafları yayımlamanın etik olup olmadığı gibi tartışmalar da beraberinde gelmiş. ancak yetkililerin, yangın merdivenlerinin sağlamlığı ve güvenliği konusunda daha fazla tedbir almasını sağlamış aynı zamanda.

çocukla kadına gelince... çocuk kurtarılmış, ama kadın ne yazık ki hayatını kaybetmiş.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, alchetron. com'dan alıntıdır.)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, pbs.twimg. com'dan alıntıdır.)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, cloudfront. net'ten alıntıdır.)
devamını gör...

platon'un çok kapsamlı bir felsefe sistemi vardır. felsefe tarihinin ilk büyük sistem kurucu filozofu olarak kabul edilir. kendisinden önceki pek çok filozoftan etkilenmiş ve özgün bir sistemde bu filozofların görüşlerini kaynaştırmıştır. bu bağlamda nietzsche platon'u ilk büyük eklektik filozof olarak anmıştır. onu etkileyen isimler bir ve değişmez varlık anlayışıyla parmenides, duyusal dünyanın sürekli bir oluş ve değişim içinde olduğu fikriyle herakleitos, ruhun ölümsüz ve bedenden farklı olduğu inancıyla pythagoras ve tabii ki etik soruşturmaları ve kavram felsefesiyle hocası sokrates'tir. platon'un sistemi çok kapsamlı olmakla birlikte onun asıl ve öncelikli meselesi siyasîdir. yaşadığı dönemde atina'nın içinde bulunduğu karmaşalar onu siyaset felsefesine yöneltmiştir. savaşların yıprattığı atina'da çürüyen bir şeyler görüyordu platon ve bu çürümüşlük hâlinden çıkabilmek için ortaya bir siyaset felsefesi projesi koymuştu. hocası sokrates teker teker kişileri mayötik soruşturmalarla kurtarmaya çalışıyordu. oysa platon meselenin çok daha derin olduğunu ve tek tek kişiler yerine doğrudan devlete yönelmek gerektiğini düşünüyordu. bu bağlamda onun en önemli eseri ve projesi devlet kitabında ortaya konmuştur. devlet her şeyden önce oldukça aristokratik ve baskıcı bir ideali temsil eder. platon'a göre demokrasi atina'yı mahvetmiştir ve her işte olduğu gibi devlet yönetiminde de liyakat sahibi kişiler olmalıdır. onun dillere pelesenk olmuş cümlesini burada hatırlatmakta fayda var: "ya filozoflar kral olmalı ya da krallar filozof olmalıdır." onun ideal devletinde çok ciddi bir eğitim anlayışı vardır. ideal devletin yöneticiler sınıfı, bekçiler veya korucular sınıfı ve çiftçiler/tüccarlar sınıfı vardır. ideal devlette eğitim asıl olarak yöneticiler ve bekçilerin eğitimidir. yıllarca süren disiplinli bir süreçtir bu. matematik, jimnastik, müzik, geometri gibi bilimler bu eğitim sürecinde çok önemlidir. yönetici adayları belirli aralıklarla test edilir ve olgunlaşana kadar bu insanlar süreç devam eder. platon'un devletinde yönetici sınıf ve bekçilerin mülkiyet ve aile kurma hakları yoktur. hep beraber bir komün hayatı yaşarlar. çok fazla mal mülk edinmeleri de yasaktır. aristoteles sonradan hocasını insan doğasını hiçe saymakla eleştirmiş ve bu ideal devletin mümkün olmadığını yazmıştır. platon'un devletinde homeros, hesiodos ve pindaros gibi "tanrısal şairlerin" yeri yoktur. hepsini kapı dışarı eder. platon'da genel olarak sanatın pek bir kıymet-i harbiyesi yoktur. çünkü sanat bir mimesis(taklit) olarak insanı hakikate götüremez. üstelik bu taklit ikinci dereceden bir taklit yani taklidin taklididir. suretlerin suretleriyle uğraşan sanatçılar ve şairler platon'un devletinde kendilerine yer bulamazlar. platon yalnızca tanrıları ve kahramanları öven şiirleri kabul eder. aristoteles bu bağlamda da hocasını eleştirir ve ondan ayrılır. platon bu ideal devletini yalnızca teorik bir fantezi olarak ortaya atmamış bu ideali fiili olarak hayata geçirebilmek için syrakusa tiranı dion'la ciddi temaslar kurmuştur. mektuplarında bu girişimlerini anlatmaktadır.
devamını gör...

sadece türkiye için iddia olarak kabul edilen olaydır. savaş suçu ve soykırım arasında fark vardır. onlarda bizi öldürdü savunması soykırım gerçeğini değiştirmez. 1948 sözleşmesinde soykırım tanımlanmış ve çerçevesi çizilmiştir. #720423">#720423 bu tanım kapsamında ölüm fermanı anlamına gelen sürgün kararı bile başlı başına soykırım kapsamına girmesi için yeterlidir.
türk tarih kitaplarında grafik bir şekilde ermenilerin, rumların vb. yaptıkları anlatılırken, seyfodan bahsedilmez. geçmişte yapılanları kabul etmek bir şey kaybettirmez. geçmiş, geçmiştir ancak geçmişte olanları kabul etmek daha iyi bir gelecek kurabilmek için önemlidir.
bu arada diğer ülkelerin geçmiş soykırımlarından örnek verenlerin kaynaklara göz atmalarını öneririm. pek çok medeni ülke geçmişte yaptıkları soykırımları, savaş suçlarını hatta ayrımcılık uygulamalarını bile kabul etmiş ve özür dilemiştir.
amerika bugüne kadar farklı bölgelerdeki farklı yerli halklar için 7 farklı özür mektubu yayınladı.
kanada yerlilerden özür diledi ve aynı zamanda mutabakat konseyi kurdu
kanada ve amerika 2. dünya savaşı sırasında kuzey amerika'da yaşayan japonlara yönelik ayrımcılık ve kötü muameleyi kabul etti, kanada özür diledi
ingiltere maumau için kenya'dan özür diledi, irlanda'dan özür diledi, hindistan'dan henüz resmi olarak özür dilememekle birlikte soykırımı kabul ederek pişman olduklarını ve üzgün olduklarını dile getirdi
almanya yahudi soykırımı ve nazilerin gerçekleştirdiği diğer soykırımlar için özür diledi , ayrıca güney batı afrika'da yapılan katliamlar için özür diledi, ermeni katliamında sorumluluk kabul ederek özür diledi. nambia'dan resmi olarak özür dilemeye ve tazminat ödemeye hazır olduğunu belirtti.
hollanda endonezyadan rawagede katliamı için özür diledi
meksika yakui katliamı için özür diledi
brezilya yerlilerden özür diledi
güney afrika özür diledi.
liste uzun ancak belçika ve fransa dışındaki avrupa ülkelerinin neredeyse tamamı yaptıkları için özür diledi.belçika ve fransa geçmişte olduğu gibi bugün hala ırkçı yaklaşımlara devam eden ülkeler. geçmişte yapılan soykırım vb. konularda özür dilemeyen diğer ülkelerse türkiye dahil olmak üzere pek çok ortadoğu ülkesi ve geri kalmış afrika ülkeleri, çin, rusya vb.
(bkz: insanlığa karşı suçlar savaş suçları soykırım farkı)
devamını gör...

ilk buluşmada.

(bkz: ted mosby)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bunlar nasıl mani
önünüzde var mı mâni
haydi biraz daha gayret
bizim coşkulu aşıklar hani.
devamını gör...

kısaca pnf olarak ifade edilen, nörolojik ve ortopedik bozukluklarda yaygın olarak kullanılan bir tedavi tekniğidir.

temel prensibi; vücuttaki fizyolojik hareketlerin maksimum dirence karşı yapıldığında daha büyük bir cevap elde edileceği yönündedir.

el teması, vücut pozisyonu, sözlü komutlar, görsel takip, germe, traksiyon ve aproksimasyon, direnç, zamanlama ve kuvvet yayılımı gibi temel işlemlerin hasta ile koordineli bir şekilde bir arada kullanılmasıyla maksimum cevap alınabilmektedir.

ayrıca pnf kendi içinde de "fasilitasyon ve inhibisyon" olarak özel tekniklere ayrılmaktadır.
devamını gör...

aytekin ataş yorumu harikadır.

devamını gör...

ihtimaldir ama düşük ihtimaldir.sedat peker'in dediği gibi, bu iddiaları mahalle bakkalı değil, işin içerisinden bir organize suç örgütü lideri anlatmaktadır. ben bunları iddia etsem kimse ciddiye almaz ama dünyanın her ülkesinde bir suç patronu konuşursa onu herkes ciddiye alır.
sedat peker'i türk adaleti ciddiye almazsa, abd ve ab savcıları gayet de ciddiye alırlar ve bu iş patlar, türkiye de narko devletler içerisisinde yer alır.
türkiye cumhuriyetinin bu iddiaları objektif şekilde, gerekirse uluslararası bir komisyonla beraber araştırması gerekir.
aksi durumda her şeyi içimizde patlatırlar.

ama görülen o ki bu iddiaları bizim ülkemiz değil başkaları araştıracak.
devamını gör...

ya yazarların tanımlarını noktasına virgülüne dokunmadan kopyalayıp intihal yapan,
veya daha kötüsü yan hesabı olup onunla yaptığı tanımı unutan “kafa sözlük yöneticisi”.

konu ile ilgili açıklamasını merakla bekliyoruz.
başlık için (bkz: natalie portman)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim