değerli hissettiriyor. her eve lazım.
devamını gör...

gogol'un dünya klasikleri arasına girmiş eseri.
devamını gör...

birisi, kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanamaya başlıyor yeniden. birine teslim olduğumuzda ve içimizi döktüğümüzde, bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor. o yüzden değil mi, içimizde tutmalarımız, birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmalarımız?
"anlatsam mı, anlatmasam mı?" kararsızlığımız..
"bu sevgi beni acıtır mı?" kuşkularımız.. her zaman seni üzen birileri olacaktır. tek yapmamız gereken; sevginin bize vadettiklerine güvenmeyi sürdürmek, ama kime ikinci defa güveneceğimizi de iyi seçmek.
(bkz: closer (2004)
devamını gör...

anadolu rock janrasının güneşi, pusulası. kendisi politize olmamış, medyanın kendisini politize etmesine de izin vermemiştir. aynı zamanda ülkeyi psychedelic rock ile de (bkz: mesafeler) tanıştırmıştır. akrebin gözleri parçası da türk rock tarihinin en iyi parçalarındandır.
devamını gör...

bir defaligina ölmek. ve insanların arkamdan verdiği tepkiyi görebilmek.
devamını gör...

jean christophe grange ‘ın doğan kitabevi tarafından şubat 2020 tarihinde yayınlanan kitabı. ilk olarak yayınlanan kızıl nehirler kitabının ana karakteri dedektif neimans’ın tekrar ana karakter olduğu roman. yazarın daha önce yayımlanan kitaplarına göre oldukça ince, bilgiden ziyade olay ve aksiyona odaklanmış kitabı.
avcılık, kardeşlik, intikam, ırkçılık gibi konulara değinilmiş. grange'ın kitaplarında aşina olduğumuz adli tıp, cinayetin işlenme şekli, cinayet mahalli , katilin psikolojisi gibi konulara çok az yer verilmiş.
yazar "o kadar kitap yazdım, hepsinde defalarca anlattım, daha öğrenemediniz mi?" demek istemiş olabilir.

ilk kez grange romanı ya da ilk kez polisiye gerilim okuyacak olanlar için iyi bir başlangıç eseri olabilir ancak yazarın çok çok daha iyi kitapları mevcut. kızıl nehirler ve leyleklerin uçuşu gibi.
devamını gör...

kedi olsaydı o biraz sıkardı dediğim başlık.

canım bülbülü kendi halinde bulmuşlar sürekli işe koşmuşlar. ötme bülbül, kaçma bülbül, gitme bülbül bir rahat bırakın şu minnağı arkadaş.

haklı isyan yazar arkadaşıma katılıyorum. ayıp yahu. nerede kaldı hak hukuk? sahi nerede kaldı?

neyse efem az düşün bülbülün yakasından bir özel hayat bırakmadınız hayvanda. çok sinirlendim, kendi kendimi gaza getirdim, nasıl sakinleyeceğim bilmiyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gayet doğal olaydır. mevcut teknolojiyle roketlerin başarılı olma olasılığı düşüktür. peki yükseltmenin yolu ne? başarısız denemeler yapmak. oyna devam.
devamını gör...

hellöööö
bu salı da mümkün oldu ve 21.00 da buluşmak üzere aykutcuğumla kavilleştik.
çayınızı kahvenizi alın gelin anacığım.

bir takım konular var kafamızda ama artık bildiğiniz üzere kafamız da karışık.
madem geçen hafta anlaşmak üzerine konuştuk bu hafta da empati kurabilmek üzerine biraz konuşabiliriz.
ve alakasız bir şekilde dijital platformlara yapılan işlerden de bahsetmeyi planlıyoruz.
ama hayat biraz da biz planlar yaparken başımıza gelenler falan filan.

yayınımızla ilgili en çok güvendiğim-bu kesin var dediğim- şey ise aykut'un harika playlisti.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

- sözlük radyosu: blog.normalsozluk.com/
- instagram : www.instagram.com/sozlukrad...
- twitter : twitter.com/RadyoSozluk

ps: beni neden takip ettiğini anlamadığım 40 takipçim; tanısam sizleri çok severdim.

ek: bir şeyler bir şeyler olunca yayın olmadı malum.
haftaya aynı tema ve aynı şekil görüşürüz diyelim..
devamını gör...

haksız olduğunu anlayınca "bak 155'i ararun içeri aldırurun" diyen ahlak çeşidir. tamam kabul ediyorum ararsın aldırırsın. peki bu yaptığın senin ahlaksızlığını ikiye katlamayacak mı? bugün tabandan tavana tüm pisliklerini sonsuz gibi görünen gücün ve paranla kapatabildiğini sanarsın. paranın hiç de sonsuz olmadığı, hatta o paranın senin bile değil borç olduğu ortaya çıktı. biz bunu zaten yıllardır söylüyorduk dinlemedin bizi. gücün de hiç gerçek değildir. o güç sadece top, tüfek ve tomadan falan ibaret bir güç. bugüne kadar siyasal islamın tek gücü halk içindeki niceliğiydi. bu nicelik de halk üzerinde en ileri teknikler kullanılan ilizyon bir meşruuiyete dayanıyordu. istediğin kadar sandık çalıp, fazladan oy pusulası bassan da, bu meşruiyetin hızla eridiğini görmüyor musun?
sen hiç mi ibn-i haldun okumadın? hiç mi yunan tregedyası bilmezssin?
devamını gör...

kendin için bir şeyler yapmak, kendini unutmamak. kendin için yaptığın bir şey sana çarpı 10 olarak dönüyor.
devamını gör...

sevmediğim insanların üstünü çizerim. başka da bir çizimim yok, yetenek yok çünkü.
devamını gör...

herkes gibi ben de kendisini okumayı çok seviyorum. bazen ofiste okuyorum biriktirip entrylerini. bazen bir gece yarısı. ama ekseriyetle biriktirerek. çünkü ben sevdiği şeylerin tükenmesiyle baş etme sorunları yaşayan, belki anksiyetik değil ama kaybetmeyle problemi olan biriyim. tek bir entry okuyup yetinemem diye düşünüyorum galiba istemsizce. o yüzden kendisinin profiline her ziyaretim güneşle oturup bir kahve içmişim gibi hissettiriyor bana. hoşşikler koşturuyor etrafımızda cıvıl cıvıl. bulutlu bile olsak o esnada, gülümsüyoruz bakışıp. o anlatıyor ben dinliyorum. ben konuşuyorum o duyuyor. bir tuhaf his...

hepimiz cevaplar buluyoruz entrylerinde ya malumunuz. neden diye düşündünüz mü? ben düşündüm. yani.

aslında bir problem/tehlike var; olur da güneş bir gün buradan gitmeye karar verirse, burada kendisini okumayı sevdiğim birkaç yazardan birini kaybetmiş olmam sadece. ciddi ciddi üzülürüm. mesele falan ederim kendime bunu. buyur buradan yak. durduk yere tasa. yok ya durduk yere değil. güneş bu. üzülünür yani. buna da kimse itiraz edemez herhalde. sorun bende değil sende güneş. bu kadar doğal/içten olman sorun. ve güzel. ve. ve. ve.

ne güzel bencil bencil psikolojik baskı yaptım di' mi? gider de haber vermezse arar/bulur saçını falan çekerim kıyabilirsem. neys.
devamını gör...

karşı koymanın neredeyse imkansız olduğu etkidir.

kelimelerin gücüne inanarak yaşıyorsanız, her zaman öyle yaşadıysanız ve kalan hayatınızı da böyle geçirmeye kararlıysanız kelimlerin etkisinden kurtulmaya çalışmak bile beyhude bir çaba olacaktır.

çünkü kurtulamazsınız. beklenmedik bir anda yapılan doğru sözcük seçimi içinizde büyük bir heyecana neden olabilir. bir kelimenin sadece yazılı halindeki asalet, okunuşundaki akışkanlık o kelimeye hayran olmanız için yetip artabilir.

ve gözleriniz ve kulaklarınız hep sözcükleri kovalar, takip eder, bulup yakalar. bir şarkıda geçen bir sözcük o şarkıyı sevmenize neden olabilir. bir romanda tam olması gerektiği yerde kullanılmış bir sözcük o romanı baş ucunuza taşıyabilir. bir insanın ağzından çıkan bir sözcük hayatınızı değiştirebilir, alt üst edebilir, temize çekebilir.

ve bazı insanların kelimeleri çoktur. ve bazı insanların kelimeleri başkalarınkinden etkileyicidir. daha derin anlamları vardır sanki. hep doğru kelimeyi bulmaya çalışırlar. hep de doğru kelimeleri duymak isterler. haklıdır onlar, hep haklı kalmalıdırlar.

kelimelerin anlamları kişiden kişiye değişir. etkileri de öyle. o zaman döksün herkes eteğindeki kelimeleri.
devamını gör...

günaydın sözlük, bazen de böyle..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bunun bir üst acı versiyonu, buna zamanla alışarak doğum günü akşamı normal oturup çay içerken 'aa bugün benim doğum günüm' diyerek aile bireylerine söylemektir.
devamını gör...

evcil hayvan olarak karınca yiyen besleyen sürrealist ressam.
devamını gör...

bir arkadaş zekai özger şiiri. bu şiirin isim verdiği bir şiir kitabı da mevcut.
şiiri eser gökay'ın sesinden dinlemek için tıklayınız.

bu şiir beni geçen sene kah güldürüp kah ağlatantır. hani bazı kelimeler aynı kalpten çıkmış gibi hissettirir ya bu şiiri de zekai özger'in değil benim kalbimden, etimden, kemiğimdendir. sanki bendir; benim aynamdır.

sabahın bir körü kalkardım. yemek içmek işlerini halleder, keyfim varsa süslenir keyfim yoksa saçımı toplar bir tişört geçirir üstüme çıkardım dışarıya. hava sıcak, asfalttan dumanlar yükselirdi. içimi stres yakarken tenimi de güneş yakardı. el, kol dolu, ağzımda maske nefes nefese yürürdüm durağa. durak türkiye'nin her yerinde bir zamanların dershanesi şimdinin kolejlerinden birinin önünde. durağa gelmeden alt yolda bir park var. ıssız mı ıssız, zaten hava yeni aydınlanmış çocuklar derin uykularının en tatlı yerinde olurdu. ben gider her sabah otururdum o parka günün ilk sigarası için. parkın karşısında malum kolej. kulağımda kulaktan onur akın'ın sesinden bu şiirin bestelenmiş halini dinlerdim. bir fırt sigaradan alır efkarlı efkarlı 'sen içeride ben dışarıda, oy mahpusluk' derdim. gözlerim genelde buğulanır, denemelerin güzel geçtiği günler umut dolu bakardı.
ben yine bu sevdanın peşinde yandığım günlerdeyim.
öğretmenlik sevdadır.
çocuklar söz size öğretmeniniz çam kolonyası getirecek bi'gün.
onur akın/ çam kolonyası


göğü kucaklayıp getirdim sana
kokla
açılırsın

solmuşsun
benzin sararmış
yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün
öyle bükük bakma bana

çam kolonyası getirdim sana
kentli dağlıların haklı sevdasını
bolu ormanlarından çarpan bir koku
sanki köroğlunun ter kokusu
aman kokusu, billah kokusu
canlarım ,canım benim

üzme kendini bu kadar
sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var
bak yeryüzü ne kadar geniş
ne kadar dar

dur
akıtma gönlüm yaşını
gözünden öpecek bir yer bırak
oy bana en yakın
bana en uzak
sevgili yar
hasretine vur beni

giyecek çamaşır getirdim sana
adettir diye değil, sevdim diyedir
bağışla, eski biraz
bedenim uygundur diye bedenine
elimle yıkadım, ütüledim
elma ağacında kuruttum

günler sarmal bir yay gibi
bunu unutma
bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir
bunu unutma
seni ben her yerinden öperim
beni unutma

kadere inansaydım
sana inanırdım
düşürmem sigaramın ucundaki külü ben

öyle kırık bakma bana
caddeler nasılda genişliyor
sana bunu söyleyecektim
bileyli bir makas vardı yanımda
sana bunu söyleyecektim
hadi kes büyüyen tırnaklarındaki kiri
sana bunu
oy nasıl söyleyebilirim
deliren sevdamızın kısrak huyunu

elimi tut
tuttururlar, o kadarına izin verirler
kahreden bir ayrılığın çılgınlığı değil bu
bir isyanın kelepçeleşmiş resmidir parmaklarımız

sen içerde
ben dışarda
oy mahpusluk mahpusluk
devamını gör...

sağ popülist bir adam amerika gibi bir demokrasiyi 4 yılda bu hale getirebildiyse, türkiye gibi hiçbir zaman tam bir demokrasi olamamış bir ülkeden geriye bunca yılın ardından nasıl bir enkaz kalacak düşünmek bile istemiyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim