normal sözlük dizi ve film kulübü korku filmi festivali
yapmayı planladığımız, türkiye'nin ilk discord film festivalidir. 60,70,80 ve 90'ların kült korku filmlerini beraber izleyeceğimiz, mısırımızı yiyeceğimiz, kolamızı içeceğimiz ve bazı sahnelerde korkudan gözlerimizi kapatacağımız festival olacaktır. yeterli desteği bulursa bir gelenek haline getirilip her ay bir konu ya da dönem üzerine film festivali düzenleyeceğiz.
devamını gör...
kartopu içine taş koyarak atmak
annesi bir miktar para karşılığı başka erkekler ile birlikte olan kişilerin yapabilecekleri ve gayet normal görebilecekleri bir eylem. (bkz: formata uygun küfür)
devamını gör...
başkasının hayatında yan karakter gibi hissetmek
bu düzeye gelmeden bitirebiliyorsanız bitirin, karşının egosunu tatmin etmeyin.
devamını gör...
pratik bilgiler
soğutmak istediğiniz meşrubat vb. şişe veya kutusunu ıslatılmış kağıt havlu veya peçeteye sarıp derin dondurucuya koyarsanız normalden çok daha hızlı soğutabilirsiniz.
devamını gör...
yazarların 100. takipçisi
ödül mödül vermiyoruzdur umarım dediğim başlık.*
son 1 bakalım kim o şanslı. * *
beni takip eden tanımlarımı beğenen birde tatlış tatlış tanımlar yazan yazarlarım beni nasıl onure ediyor anlatamam. *
son 1 bakalım kim o şanslı. * *
beni takip eden tanımlarımı beğenen birde tatlış tatlış tanımlar yazan yazarlarım beni nasıl onure ediyor anlatamam. *
devamını gör...
yazarlara rastgele şarkı göndermek
bana denk gelmeyendir. yalnızım. o kadar yalnızım ki rastgele bile denk gelmiyor. bana da atın insafsızlar.
ayrıca başlığı da yanlış anlamışım o derece yalnızım işte swh.
ayrıca başlığı da yanlış anlamışım o derece yalnızım işte swh.
devamını gör...
film önerileri
film önerisi isteyenler yazabilir. her türlü film önerisi yapabilirim. kıyıda köşede kalmış filmler dahil. yüzeysel bir kaç öneri yapayım.
kumar konulu:21
polisiye erotik gerilim: dream lover ve (bkz: basic instinct)
komedi: superbad , zack and miri make a p**** , knocked up , long shot , accepted.
korku: the conjuring serisi , amityville house , julia'nın gözleri , shutter (2004 tayland) (aşırı korkunç gece izlemeyin)
gizem: the bedroom window , forgotten , (bkz: el cuerpo)
salt gerilim : buried
kumar konulu:21
polisiye erotik gerilim: dream lover ve (bkz: basic instinct)
komedi: superbad , zack and miri make a p**** , knocked up , long shot , accepted.
korku: the conjuring serisi , amityville house , julia'nın gözleri , shutter (2004 tayland) (aşırı korkunç gece izlemeyin)
gizem: the bedroom window , forgotten , (bkz: el cuerpo)
salt gerilim : buried
devamını gör...
paranın değeri nasıl belirlenir sorunsalı
çok basit şekilde arz-talep ilişkisine bağlıdır.
siz birşeyler üretirsiniz ve bunu benim kullandığım para birimi ile alın derseniz talep çok olur sizin para biriminizin değeri yüksek olur.
siz birşeyler üretirsiniz ve bunu benim kullandığım para birimi ile alın derseniz talep çok olur sizin para biriminizin değeri yüksek olur.
devamını gör...
splendeurs et misères des courtisanes
honoré de balzac tarafından kaleme alınmış ve dilimize kibar fahişelerin ihtişamı ve sefaleti olarak veya kibar fahişeler ismi ile çevrilmiş eser. esasında yazarın comédie humaine koleksiyonunun bir parçası olan ve illusions perdues'un devamı niteliğinde sayabileceğimiz bir eser diyebiliriz.
eser dört ayrı bölümden oluşmaktadır bunlar sırasıyla; esther heureuse, à combien l’amour revient aux vieillards, où mènent les mauvais chemins, la dernière incarnation de vautrin olarak adlandırılmıştır. balzac dönemini oldukça iyi aktrabilmiş olsa da karakterler biraz çiğ geldi diyebilirim. dönemin toplum yapısını az çok anlayabilmek için güzel bir eser ama karakterler ne kadar derin yazılmış gibi görünsede klişe olmaktan sıyrılamamışlar. lucien karakterini bunun biraz dışında tutacağım, ben çarpık bir ahlak anlayışına sahip karakterleri açıkçası seviyorum belki bundan ötürü çok objektif yaklaşamıyorum ama düşününce karakterlerin büyük çoğunluğu ahlaki açıdan çarpık zaten. yeraltı dünyası, fuhuş ve adalet sisteminin çirkin taraflarını; topumun yüzündeki maskeyi söküp çıkarır gibi net ve çarpıcı aktarmış balzac fakat buna rağmen trajik biten üzücü bir aşk hikayesi olarak yer etti aklımda. okuması biraz güç açıkçası, balzac kolay okuyup anlam verilecek biçimde yazmıyor. betimlemelerle boğuşmaktan konunun ucu kaçtığı çok oluyor, ana hikayede bulunan karakterler de biraz sönük kaldığı için okuyucu için işkence halini almaya başlayabiliyor. yine de döneme tuttuğu ayna açısından okunmaya değer ama le père goriot ve illusions perdues okuyup bıraksanız da bir şey değişmezdi muhtemelen.
--- alıntı ---
ıl n’est pas inutile de faire observer que de si considérables fortunes ne s’acquièrent point, ne se constituent point, ne s’agrandissent point, ne se conservent point, au milieu des révolutions commerciales, politiques et industrielles de notre époque, sans qu’il y ait d’immenses pertes de capitaux, ou, si vous voulez, des impositions frappées sur les fortunes particulières. on verse très peu de nouvelles valeurs dans le trésor commun du globe. tout accaparement nouveau représente une nouvelle inégalité dans la répartition générale. ce que l’état demande, il le rend ; mais ce qu’une maison nucingen prend, elle le garde. […] forcer les états européens à emprunter à vingt ou dix pour cent, gagner ces dix ou vingt pour cent avec les capitaux du public, rançonner en grand les industries en s’emparant des matières premières, tendre au fondateur d’une affaire une corde pour le soutenir hors de l’eau jusqu’à ce qu’on ait repêché son entreprise asphyxiée, enfin toutes ces batailles d’écus gagnées constituent la haute politique de l’argent. certes, il s’y rencontre pour le banquier, comme pour le conquérant, des risques ; mais il y a si peu de gens en position de livrer de tels combats que les moutons n’ont rien à y voir. ces grandes choses se passent entre bergers. aussi, comme les exécutés (le terme consacré dans l’argot de la bourse) sont coupables d’avoir voulu trop gagner, prend-on généralement très peu de part aux malheurs causés par les combinaisons des nucingens. qu’un spéculateur se brûle la cervelle, qu’un agent de change prenne la fuite, qu’un notaire emporte les fortunes de cent ménages, ce qui est pis que de tuer un homme ; qu’un banquier liquide ; toutes ces catastrophes, oubliées à paris en quelques mois, sont bientôt couvertes par l’agitation quasi marine de cette grande cité. les fortunes colossales des jacques cœur, des médici, des ango de dieppe, des auffredi de la rochelle, des fugger, des tiepolo, des corner, furent jadis loyalement conquises par des privilèges dus à l’ignorance où l’on était des provenances de toutes les denrées précieuses ; mais, aujourd’hui, les clartés géographiques ont si bien pénétré les masses, la concurrence a si bien limité les profits, que toute fortune rapidement faite est : ou l’effet d’un hasard et d’une découverte, ou le résultat d’un vol légal. perverti par de scandaleux exemples, le bas commerce a répondu, surtout depuis dix ans, à la perfidie des conceptions du haut commerce, par des attentats odieux sur les matières premières. partout où la chimie est pratiquée, on ne boit plus de vin ; aussi l’industrie vinicole succombe-t-elle. on vend du sel falsifié pour échapper au fisc. les tribunaux sont effrayés de cette improbité générale. enfin le commerce français est en suspicion devant le monde entier, et l’angleterre se démoralise également. le mal vient, chez nous, de la loi politique. la charte a proclamé le règne de l’argent, le succès devient alors la raison suprême d’une époque athée. aussi la corruption des sphères élevées, malgré des résultats éblouissants d’or et leurs raisons spécieuses, est-elle infiniment plus hideuse que les corruptions ignobles et quasi personnelles des sphères inférieures.
ikinci bölüm: à combien l'amour revient aux vieillards.
--- alıntı ---
eser dört ayrı bölümden oluşmaktadır bunlar sırasıyla; esther heureuse, à combien l’amour revient aux vieillards, où mènent les mauvais chemins, la dernière incarnation de vautrin olarak adlandırılmıştır. balzac dönemini oldukça iyi aktrabilmiş olsa da karakterler biraz çiğ geldi diyebilirim. dönemin toplum yapısını az çok anlayabilmek için güzel bir eser ama karakterler ne kadar derin yazılmış gibi görünsede klişe olmaktan sıyrılamamışlar. lucien karakterini bunun biraz dışında tutacağım, ben çarpık bir ahlak anlayışına sahip karakterleri açıkçası seviyorum belki bundan ötürü çok objektif yaklaşamıyorum ama düşününce karakterlerin büyük çoğunluğu ahlaki açıdan çarpık zaten. yeraltı dünyası, fuhuş ve adalet sisteminin çirkin taraflarını; topumun yüzündeki maskeyi söküp çıkarır gibi net ve çarpıcı aktarmış balzac fakat buna rağmen trajik biten üzücü bir aşk hikayesi olarak yer etti aklımda. okuması biraz güç açıkçası, balzac kolay okuyup anlam verilecek biçimde yazmıyor. betimlemelerle boğuşmaktan konunun ucu kaçtığı çok oluyor, ana hikayede bulunan karakterler de biraz sönük kaldığı için okuyucu için işkence halini almaya başlayabiliyor. yine de döneme tuttuğu ayna açısından okunmaya değer ama le père goriot ve illusions perdues okuyup bıraksanız da bir şey değişmezdi muhtemelen.
--- alıntı ---
ıl n’est pas inutile de faire observer que de si considérables fortunes ne s’acquièrent point, ne se constituent point, ne s’agrandissent point, ne se conservent point, au milieu des révolutions commerciales, politiques et industrielles de notre époque, sans qu’il y ait d’immenses pertes de capitaux, ou, si vous voulez, des impositions frappées sur les fortunes particulières. on verse très peu de nouvelles valeurs dans le trésor commun du globe. tout accaparement nouveau représente une nouvelle inégalité dans la répartition générale. ce que l’état demande, il le rend ; mais ce qu’une maison nucingen prend, elle le garde. […] forcer les états européens à emprunter à vingt ou dix pour cent, gagner ces dix ou vingt pour cent avec les capitaux du public, rançonner en grand les industries en s’emparant des matières premières, tendre au fondateur d’une affaire une corde pour le soutenir hors de l’eau jusqu’à ce qu’on ait repêché son entreprise asphyxiée, enfin toutes ces batailles d’écus gagnées constituent la haute politique de l’argent. certes, il s’y rencontre pour le banquier, comme pour le conquérant, des risques ; mais il y a si peu de gens en position de livrer de tels combats que les moutons n’ont rien à y voir. ces grandes choses se passent entre bergers. aussi, comme les exécutés (le terme consacré dans l’argot de la bourse) sont coupables d’avoir voulu trop gagner, prend-on généralement très peu de part aux malheurs causés par les combinaisons des nucingens. qu’un spéculateur se brûle la cervelle, qu’un agent de change prenne la fuite, qu’un notaire emporte les fortunes de cent ménages, ce qui est pis que de tuer un homme ; qu’un banquier liquide ; toutes ces catastrophes, oubliées à paris en quelques mois, sont bientôt couvertes par l’agitation quasi marine de cette grande cité. les fortunes colossales des jacques cœur, des médici, des ango de dieppe, des auffredi de la rochelle, des fugger, des tiepolo, des corner, furent jadis loyalement conquises par des privilèges dus à l’ignorance où l’on était des provenances de toutes les denrées précieuses ; mais, aujourd’hui, les clartés géographiques ont si bien pénétré les masses, la concurrence a si bien limité les profits, que toute fortune rapidement faite est : ou l’effet d’un hasard et d’une découverte, ou le résultat d’un vol légal. perverti par de scandaleux exemples, le bas commerce a répondu, surtout depuis dix ans, à la perfidie des conceptions du haut commerce, par des attentats odieux sur les matières premières. partout où la chimie est pratiquée, on ne boit plus de vin ; aussi l’industrie vinicole succombe-t-elle. on vend du sel falsifié pour échapper au fisc. les tribunaux sont effrayés de cette improbité générale. enfin le commerce français est en suspicion devant le monde entier, et l’angleterre se démoralise également. le mal vient, chez nous, de la loi politique. la charte a proclamé le règne de l’argent, le succès devient alors la raison suprême d’une époque athée. aussi la corruption des sphères élevées, malgré des résultats éblouissants d’or et leurs raisons spécieuses, est-elle infiniment plus hideuse que les corruptions ignobles et quasi personnelles des sphères inférieures.
ikinci bölüm: à combien l'amour revient aux vieillards.
--- alıntı ---
devamını gör...
the fountain
bir yakınınızı, sevdiğiniz bir insanı kaybetmeden önce izlediğinizde başka, sonra izlediğinizde başka etkileri olan bir film.
hoş ölüm ile ilgili başa gelmeden okunan, izlenen, düşünülen her şey boş ya. neyse.
hoş ölüm ile ilgili başa gelmeden okunan, izlenen, düşünülen her şey boş ya. neyse.
devamını gör...
evine gelen aşı ekibini reddedip corona olup ölen kadın
benim yengem aşı olduktan 1,5 ay sonra öldü. herhalde türkiye'de ilk aşı olanlardan. kadın aşı olduktan sonra bir süre halsiz, kırgın ve hasta gibiydi. sonra tam toparladı dedik fenalaştı hastaneye kaldırıldı ve 1 hafta sonra öldü. söyleyeceklerim bu kadar.
insanların kendi tercihi aşı olurlar ya da olmazlar. sanki aşı olanlar hastalanmıyor, ölmüyor gibi davranılması ilginç. her şeyi geçtim ölmüş abi insan ölmüş, bir ocak sömüş, bir nefes durmuş, bir çok yüreğe kor düşmüş... yazık gerçekten çok yazık... neyse...
insanların kendi tercihi aşı olurlar ya da olmazlar. sanki aşı olanlar hastalanmıyor, ölmüyor gibi davranılması ilginç. her şeyi geçtim ölmüş abi insan ölmüş, bir ocak sömüş, bir nefes durmuş, bir çok yüreğe kor düşmüş... yazık gerçekten çok yazık... neyse...
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
bu tür tuhaf olaylar yüzünden bir sürü farklı yurtta kalmıştım. ilk kaldığım yurtta öğle yemeği vakti müdür yüzü kıpkırmızı bir şekilde 'kim o?! kim o?!' diye bağırarak yemekhaneye girmişti. tabi biz ne olduğunu anlamadık kadın bağırdı bağırdı gitti. tekrar geldi bu sefer 'kim s**tı lavaboya çabuk çıksın' diye resmen tepinerek çıldırıyordu :d tabi kimse üstüne alınmayınca gitti. odasından kameraları izleyip izleyip geldi birkaç sefer bağırıp gitti
yine. en sonunda kimin yaptığını buldu da.. ama ne tür bir ceza verdi bilmiyorum. hala merak ediyorum :d üstelik bu tür bir muamelede bulunduğu için sonrasında da bir sürü olay olmuştu. bir başka yurtta ise sürekli bir şeyler çalan bir kız vardı ama sadece kot pantalon ve içi not dolu defterleri çalıyordu. en son kpss ye hazırlanan kızın biri defteri çalındığı için sinir krizine girmişti. baya önlem aldılar ve kim olduğunu buldular. eşyaları çalan kız bir şeyleri çalmanın onda hastalık olduğunu söyleyerek savunma yapmıştı. en son kaldığım yurtta ise oda arkadaşım kaşlarını almayı reddettiğim için çok sinirlenip kapıları çarpa çarpa diğer odadaki arkadaşının yanına gitmişti. çok fazla sinirlenmiş, arkadaşı o yüzden eline yüzüne kolonya sürmüş. onu sakinleştirmek zorunda kalmış. tabi bir de gece yarısından sonra topuklu ayakkabı provası yapan kızlar vardı. saatlerce denerlerdi.
yine. en sonunda kimin yaptığını buldu da.. ama ne tür bir ceza verdi bilmiyorum. hala merak ediyorum :d üstelik bu tür bir muamelede bulunduğu için sonrasında da bir sürü olay olmuştu. bir başka yurtta ise sürekli bir şeyler çalan bir kız vardı ama sadece kot pantalon ve içi not dolu defterleri çalıyordu. en son kpss ye hazırlanan kızın biri defteri çalındığı için sinir krizine girmişti. baya önlem aldılar ve kim olduğunu buldular. eşyaları çalan kız bir şeyleri çalmanın onda hastalık olduğunu söyleyerek savunma yapmıştı. en son kaldığım yurtta ise oda arkadaşım kaşlarını almayı reddettiğim için çok sinirlenip kapıları çarpa çarpa diğer odadaki arkadaşının yanına gitmişti. çok fazla sinirlenmiş, arkadaşı o yüzden eline yüzüne kolonya sürmüş. onu sakinleştirmek zorunda kalmış. tabi bir de gece yarısından sonra topuklu ayakkabı provası yapan kızlar vardı. saatlerce denerlerdi.
devamını gör...
akut intermittant porfiria
porfobilinojen deaminaz enzim eksikliği sonucu oluşan tablodur.
idrarda porfobilinojen ve ala birikir.
hastaların idrarı hava ile temas ettiğinde ışıkta koyulaşır.
hastalar ışığa hassas değillerdir, bu özellikle fotosensitivite görülmeyen tek porfira hastalığıdır.
idrarda porfobilinojen ve ala birikir.
hastaların idrarı hava ile temas ettiğinde ışıkta koyulaşır.
hastalar ışığa hassas değillerdir, bu özellikle fotosensitivite görülmeyen tek porfira hastalığıdır.
devamını gör...
en son ağlanan şey
merdumlar baskında radyo yayını na dakikalar kalmış, belki bir saat belki daha az var başlamasına. kaybetme korkusu, istenmeyen ayrılıklar, birikmiş şeyler hepsi üst üste gelmiş...
normalde ağlamayı bile beceremeyecek kadar beceriksiz biriyim ama bir ağlama isteği var içimde. kendimi olabildiğince halsiz ve bitkin hissediyorum. ama yayın var biliyorum aynı zamanda da garip bir şekilde heyecanlıyım. heyecanımı yatıştırmak için duşa girmeye karar veriyorum. suyu açmamla ağlama krizine girmem bir oluyor. ondan önce en son ne zaman ağladım hatırlamıyorum bile. dakikalarca ağlıyorum. göz yaşlarım mı vücudumu ıslatan yoksa başımdan aşağı akan sular mı? karar veremiyorum. yayına son 15 dakika var. toparlanmam lazım. hala ağlıyorum, 10 dakika. ağlamaya devam ediyorum. en sonunda, nasıl oldu bilmiyorum, çıkıyorum banyodan bir şekilde. ve kaldığım yerden devam ediyorum.
normalde ağlamayı bile beceremeyecek kadar beceriksiz biriyim ama bir ağlama isteği var içimde. kendimi olabildiğince halsiz ve bitkin hissediyorum. ama yayın var biliyorum aynı zamanda da garip bir şekilde heyecanlıyım. heyecanımı yatıştırmak için duşa girmeye karar veriyorum. suyu açmamla ağlama krizine girmem bir oluyor. ondan önce en son ne zaman ağladım hatırlamıyorum bile. dakikalarca ağlıyorum. göz yaşlarım mı vücudumu ıslatan yoksa başımdan aşağı akan sular mı? karar veremiyorum. yayına son 15 dakika var. toparlanmam lazım. hala ağlıyorum, 10 dakika. ağlamaya devam ediyorum. en sonunda, nasıl oldu bilmiyorum, çıkıyorum banyodan bir şekilde. ve kaldığım yerden devam ediyorum.
devamını gör...
regl olmasından bahseden kadın
"regl olmosondon bohsodon kodon" bahsedecek tabii. sfenks'in sakallığı değil, yumurtalıklarında gümbür gümbür metal konseri oluyor kimi kadınların. kanlı derede uyandığınızı düşünün, her tarafınızın şiştiğini ve ağrıdını düşünün... billurlarınızı dalga dalga ağrılar eşliğimde hissettiğinizi düşünün, onun gibi birşey bu.
devamını gör...
son zamanlarda hayatımızdan çıkaramadığımız şeyler
müge anlı. izlemesem de haberleri her yerde olan hatta sözlüğe dahi başlık edilen lanet durum.
(bkz: bari burda rahat bırakın kardeşim)
(bkz: bari burda rahat bırakın kardeşim)
devamını gör...
az bilinen görgü kuralları
kaldırımda ya da yolda yürürken, merdiven ya da yürüyen merdivenden çıkarken/inerken hep sağ tarafı kullanmak. böylece kimseye engel olmamış, karışıklığı gidermiş oluruz.
(bu söylediğim sanırım trafiğin akış yönüne göre belirlenmiş, gittiğiniz yerde de ona göre belirleyebilirsiniz yani ya da insanları gözlemleyerek. ama kullanılan bir yön mutlaka vardır.)
(bu söylediğim sanırım trafiğin akış yönüne göre belirlenmiş, gittiğiniz yerde de ona göre belirleyebilirsiniz yani ya da insanları gözlemleyerek. ama kullanılan bir yön mutlaka vardır.)
devamını gör...
kendini sevmek
narsist ebeveynlerle büyüyenler için dünyanın en zor şeyidir.. sizi sevilmediğinize, hatta sevilmeyi hak etmediğinize, sevilmeye değer biri olmadığınıza öyle bir inandırırlar ki sizi sevmeye çalışanlara, size iyi davrananlara hep şüpheyle bakarsınız. içinizde öyle bir kusurluluk hissi vardır ki hasbelkader sizi sevmek isteyenlere hep duvarlar örersiniz..adeta duruşunla, tavırlarınla "beni anam, babam sevmemiş, ben eksiğim, ben yanlışım, ben kusurluyum, beni sevmeyin zaten benim iç yüzümü bilsen sevmezsin beni" dersin.. içinde geçmek bilmeyen korku, utanç, suçluluk, yetersizlik ve değersizlik hisleri vardır. öncelikle bu hisleri sahiplerine iade edip kendi özünle buluşarak kendini sevmeye başlıyor insan..özümüz, değerli, yeterli ve sevilmeyi hak ediyor. bunları bilmek önemli ama insan alışmayınca bunlara inanmakta güçlük çekiyor ama ısrarla kendimize telkinler, olumlamalar yapmak ve pes etmemek, içimizdeki çocuğa annelik etmek boynumuzun borcu.. insan kendini ya yargılar ya da sever. yargı ve sevgi aynı anda olmuyor, ne zaman canım sıkılsa kendimi yargılarken buluyorum kendimi ve hemen yargılamaya son verip "kendimi olduğum gibi seviyorum, kabul ediyorum ve onaylıyorum " diyorum. böyle böyle kendimi sevmeyi öğreneceğim herhalde, galiba, sanırsam...
devamını gör...


