türk sinemasının en iyi tiradı
-sen mi büyüksün?
-hayır.
-ben büyüğüm ben, yaşar usta!..
-hayır.
-ben büyüğüm ben, yaşar usta!..
devamını gör...
no man's land
danis tanovic tarafından yazılıp yönetilen 2001 yapımı izlenmeye değer filmdir. film cannes film festivalinden jüri özel ödülü kazanmıştır.

önceki tanımlarda da anlatıldığı gibi no man’s land savaş esnasında iki düşman siper arasında kalan ve iki tarafa da ait olmayan tarafsız ve sahipsiz bölgeye verilen isimdir.
bosna hersek’te 1993 yılındaki savaş esnasında geçiyor hikaye. yugoslavya’dan arta kalanlar birbirini parça parça ederken medeniyetle haşır neşir olan avrupa ve dünyanın geri kalanı mısır patlaklarını almış savaşı izlemekte. arada da daha çok kan aksın diye alttan alta silah tedariki ile insanlığına insanlık katmakta.
işte bu savaş esnasında savaşan taraflardan bir bosnalı ve bir sırp asker terk edilmiş bir sipere düşerler ve artık sadece ikisi kalmıştır koca savaşta. birbirlerine üstünlük sağlama çabaları, kimin haklı olduğunu gösterme uğraşları, aşağılamaları ve hak vermeleri, birbirlerine doğrulttukları silahla birlikte savaşın bir minyatürü yaşanır bu çukurda.
ne dışarı çıkabilirler ve ne de içerde kalmak mümkündür onlar için. ve tam o anda bir bosnalı asker daha düşer içeri ama o asker bir mayının üzerinde yatmaktadır.
dünya ise izler olan biteni. kendine pay çıkarmaya çalışır bu olaydan. dünya böyledir işte. tarafsız bölgenin her tarafını sarmış sırtlanlarla dolu.
filmi izleyin ama siperin dışından değil, tam içinden.

önceki tanımlarda da anlatıldığı gibi no man’s land savaş esnasında iki düşman siper arasında kalan ve iki tarafa da ait olmayan tarafsız ve sahipsiz bölgeye verilen isimdir.
bosna hersek’te 1993 yılındaki savaş esnasında geçiyor hikaye. yugoslavya’dan arta kalanlar birbirini parça parça ederken medeniyetle haşır neşir olan avrupa ve dünyanın geri kalanı mısır patlaklarını almış savaşı izlemekte. arada da daha çok kan aksın diye alttan alta silah tedariki ile insanlığına insanlık katmakta.
işte bu savaş esnasında savaşan taraflardan bir bosnalı ve bir sırp asker terk edilmiş bir sipere düşerler ve artık sadece ikisi kalmıştır koca savaşta. birbirlerine üstünlük sağlama çabaları, kimin haklı olduğunu gösterme uğraşları, aşağılamaları ve hak vermeleri, birbirlerine doğrulttukları silahla birlikte savaşın bir minyatürü yaşanır bu çukurda.
ne dışarı çıkabilirler ve ne de içerde kalmak mümkündür onlar için. ve tam o anda bir bosnalı asker daha düşer içeri ama o asker bir mayının üzerinde yatmaktadır.
dünya ise izler olan biteni. kendine pay çıkarmaya çalışır bu olaydan. dünya böyledir işte. tarafsız bölgenin her tarafını sarmış sırtlanlarla dolu.
filmi izleyin ama siperin dışından değil, tam içinden.
devamını gör...
anormal olan ama normal görünen şeyler
devletin halka yardım etmesi gerekirken, devletin halka iban vermesi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
denizin damarları
ruhuna giden bir yol
imgelerim kadar yakın
düşüncelerin kadar
ruhuma giden bir yol
incitanemi aradığım
bir uyku kadar tatlı
hiç uyanamadığım
nefesin gibi
ruhuma üflediğin
her an
yanımda hissettiğim
sihirli sözcüklerin
içimi ısıtan
imgelerimi tüketen
susuşlarım olan
şiirimin her zerresi...
ruhuna giden bir yol
imgelerim kadar yakın
düşüncelerin kadar
ruhuma giden bir yol
incitanemi aradığım
bir uyku kadar tatlı
hiç uyanamadığım
nefesin gibi
ruhuma üflediğin
her an
yanımda hissettiğim
sihirli sözcüklerin
içimi ısıtan
imgelerimi tüketen
susuşlarım olan
şiirimin her zerresi...
devamını gör...
hayatında hiç avrupa'ya seyahat etmemiş kültürsüz insan
seyahat yazamayan işlevsiz insanlara dert olmuşlardır.
devamını gör...
kendimizi hafiflemiş hissetmemizi sağlayan şeyler
kilo vermek.
devamını gör...
yazarların hayat felsefesi
bu ülkeden basıp gitmek..bunun için uğraşmak ve didinmek..
devamını gör...
beyaz zambaklar ülkesinde
türkiye'de , atatürk'ün emri doğrultusunda askeri okulların müfredatına eklenmiş grigori petrov kitabı. çoğu rus yazarın kitaplarında daha çok açlık ,sefalet ve karakterin kendi iç dünyası ile mücadelesini görüyoruz . petrov bunun biraz dışına çıkmayı başararak , verilmesi gereken en önemli mücadelenin cehalet ile savaşmak olduğunu oldukça açıklayıcı bir şekilde kaleme almış. elnur osmanov'un çevirisi orta düzeyde bir çeviri olmasına rağmen tercih etmenizi öneririm. şahsi olarak, kitabın her cümlesine katılmasam bile , güzel çıkarımların bulunduğunu düşünmekteyim.
--- alıntı ---
sizden ricam, öğrencilere üniversitelerin birer diploma imal eden fabrikalar olmayıp, etrafa ışık saçan canlı mumlar imal eden fabrikalar, ülkenin zihnen ve manen kalkınmasını sağlayan merkez istasyonlar olduğunu anlatmanızdır.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
sizden ricam, öğrencilere üniversitelerin birer diploma imal eden fabrikalar olmayıp, etrafa ışık saçan canlı mumlar imal eden fabrikalar, ülkenin zihnen ve manen kalkınmasını sağlayan merkez istasyonlar olduğunu anlatmanızdır.
--- alıntı ---
devamını gör...
lisede yaşanmış en garip olay
okulun son haftası dersler boş diye tüm sınıf oturup "ihtiyarlara yer yok" filmini izlememiz. "ne izliyorsunuz?" diye soran hocaya "ihtiyarlara yer yok" diyince "terbiyesizler" diye bağırıp kapıyı çarpıp gitmesi.
devamını gör...
sözlüğe hiçbir katkısı olmayan adamların trollere laf etmesi
başlıkla alakalı bir tanım olmayacak ama bu tanım için ayrı başlık açmak istemedim...
sadece yazılan tanımları okuyarak birbirleriyle atışan yazarları, çekirdek çitleyip, cennet mahallesindeki milyarlık çekyattaki düşüş sahnelerini izler gibi takip ediyorum... sadece şunu düşünüyorum her seferinde; yüzyüze görüşse ya da tanışsa kanka olabilecek potansiyel görüyorum ben bu yazarlar arasında. kim bilir belki bir gün öbüşüb barışırsınız??
sadece yazılan tanımları okuyarak birbirleriyle atışan yazarları, çekirdek çitleyip, cennet mahallesindeki milyarlık çekyattaki düşüş sahnelerini izler gibi takip ediyorum... sadece şunu düşünüyorum her seferinde; yüzyüze görüşse ya da tanışsa kanka olabilecek potansiyel görüyorum ben bu yazarlar arasında. kim bilir belki bir gün öbüşüb barışırsınız??
devamını gör...
popüler olmayan fikir başlığı açıp tanım kasmak
destansı başlık için özür dilerim daha fazla kısaltmadım. şu aralar sözlükte canımı sıkan bir olay. genel olguya laf atıyor, tabiri caizse insanların damarına basmaya çalışıyorlar. troll olduğunu fark etmeyen yazarlar da sinirlenip karşılık veriyor haliyle. bahsettiğim popüler olmayan fikri gerçekten savunduğu için değil laf atmak için açtıkları çok bariz. yönetim ve hızır yetişsin artık nolur.
devamını gör...
srpski film
orijinal adı srpski film'dir. tanım bu kadar. şimdi durduk yere atılmayalım sözlükten.
devamını gör...
uyunan en ilginç yer
küçükken cami avlusunda oynuyorduk, yorulmuşum musalla taşının üstüne çıkıp uyuya kalmışım, saolsun beni çok seven abilerim bu anın fotoğrafını çekmeyi ihmal etmemişler. halâ bakıp dalga geçerler. abi kaderdir...
devamını gör...
anayasamız kuran olsun
ketçap mayonez de olsun mu ?
devamını gör...
to on
(şimdi)var olan, varlık anlamında.. çoğulu onta.. onto+logos=ontoloji
varolanın doğasının gündeme gelmesi parmenides'in yaptığı varolan* ve varolmayan* ayrımıyla olmuştur. varolan şey yok olamaz. yok olan, varolamaz. bu iki ayrı sahadır ve birbirine karışması mümkün değildir. çünkü aslında yokluk bi saha değildir. dolayısıyla kinesis mümkün olmadığı için genesis de mümkün değildir. eğer var ve yokun arasında üçüncü bi yol ararsak 'iki başlı' olmuş oluruz ve doxa'nın bizi yanıltmasına izin veririz. herakleitos'un dediği gibi panta rei diye bi olay yoktur, sadece hen vardır. hen hakkında konuşurken asla ve kat'a kinesisten bahsedemeyiz. çünkü bu onun mutlaklığına halel getirir. bu varlık tanımı daha sonra heraklit ile uzlaştırılmak üzere platon tarafından genişletilecek*. aristo bu anlayışı tuzla buz ettikten sonra bu tartışmalar alman romantizmiyle yeniden keşfedilecek ve özellikle hölderlin, hegel, niçe ve heidegger* tarafından irdelenecek. bu irdelemelerin pek çoğunda kasten veya sehven pre-sokratik filozoflarının anlatılarında yanlışlar vardır. bu sebeple bence felsefe metinlerini birincil kaynaklardan okuyup anlayıncaya kadar asla büyük filozofların felsefe tarihleri okunmamalı.
varolanın doğasının gündeme gelmesi parmenides'in yaptığı varolan* ve varolmayan* ayrımıyla olmuştur. varolan şey yok olamaz. yok olan, varolamaz. bu iki ayrı sahadır ve birbirine karışması mümkün değildir. çünkü aslında yokluk bi saha değildir. dolayısıyla kinesis mümkün olmadığı için genesis de mümkün değildir. eğer var ve yokun arasında üçüncü bi yol ararsak 'iki başlı' olmuş oluruz ve doxa'nın bizi yanıltmasına izin veririz. herakleitos'un dediği gibi panta rei diye bi olay yoktur, sadece hen vardır. hen hakkında konuşurken asla ve kat'a kinesisten bahsedemeyiz. çünkü bu onun mutlaklığına halel getirir. bu varlık tanımı daha sonra heraklit ile uzlaştırılmak üzere platon tarafından genişletilecek*. aristo bu anlayışı tuzla buz ettikten sonra bu tartışmalar alman romantizmiyle yeniden keşfedilecek ve özellikle hölderlin, hegel, niçe ve heidegger* tarafından irdelenecek. bu irdelemelerin pek çoğunda kasten veya sehven pre-sokratik filozoflarının anlatılarında yanlışlar vardır. bu sebeple bence felsefe metinlerini birincil kaynaklardan okuyup anlayıncaya kadar asla büyük filozofların felsefe tarihleri okunmamalı.
devamını gör...
yazar cümle kurmaya üşendiği için forumsal olan yazı
üşengeçliği yüzünden o zalım modlarla yüz göz olmak zorunda kalan yazarların yazılarıdır.
zaman zaman karşıma çıkan entrylerde gördüğüm olay.
bir telefon modeli yazdığınızda o telefon ile alakalı düşüncelerinizi yazarsınız, mesela; hızlı, yavaş, büyük küçük vs vs gibi ama cebinde silah gibi durur dediğiniz zaman bu yazı forumsal oluyor.
zaman zaman karşıma çıkan entrylerde gördüğüm olay.
bir telefon modeli yazdığınızda o telefon ile alakalı düşüncelerinizi yazarsınız, mesela; hızlı, yavaş, büyük küçük vs vs gibi ama cebinde silah gibi durur dediğiniz zaman bu yazı forumsal oluyor.
devamını gör...
öğrenci yurdunda kalmanın insana kazandırdıkları
gelecek hayat için bir çok ipuçları... sizinle tamamen ters karakterde insanlarla bir arada yaşayabilme, baş edebilme becerisi kazandırır. öğrenciyken umursamayıp, görüşmezsiniz olur biter, ama anlaşamayacağınız türde insanlar iş hayatınızda da karşınıza çıkacak, belki müdürünüz olacaktır. kaçma imkanınız olmadığında, yurtta edindiğiniz becerileri artık kullanabileceksiniz.
devamını gör...
havacılık endüstrisi
insanlık olarak gurur kaynağımız olan endüstüri.
o kadar güvenlidir ki havada uçağın içindeyken yerdekinden daha güvende olduğunuzu size temin edebilirim.
olan her kazayı yıllarca araştırılıp birdaha olmaması için yeni yollar arararlar.
o kazayla ilgili yüzlerce testler yapılır ve en iyi ortaya konulur.
mesela daha fazla kar etmek için otobüsündeki bazı güvenlik kurallarını yoksayan firmalar veya daha az eğitimli hostlar veya hostesler görebilirsiniz ama havacılıkta böyle birşey olamaz.
nedeni herhangi bir kazanın olması o fimanın milyarlarca dolar zarar etmesi ve kötü şöhret oluşturmasına yol açar.
ayrıca * thy'nin hostesleri çocuk doğurabilemeye kadar binlerce acil durumun eğitimini alıyorlar.
uçaklara binin bindirin.
o kadar güvenlidir ki havada uçağın içindeyken yerdekinden daha güvende olduğunuzu size temin edebilirim.
olan her kazayı yıllarca araştırılıp birdaha olmaması için yeni yollar arararlar.
o kazayla ilgili yüzlerce testler yapılır ve en iyi ortaya konulur.
mesela daha fazla kar etmek için otobüsündeki bazı güvenlik kurallarını yoksayan firmalar veya daha az eğitimli hostlar veya hostesler görebilirsiniz ama havacılıkta böyle birşey olamaz.
nedeni herhangi bir kazanın olması o fimanın milyarlarca dolar zarar etmesi ve kötü şöhret oluşturmasına yol açar.
ayrıca * thy'nin hostesleri çocuk doğurabilemeye kadar binlerce acil durumun eğitimini alıyorlar.
uçaklara binin bindirin.
devamını gör...
inovasyon
teknoloji tasarım dersinde öğrendiğim ve “yenilik” anlamına gelen kelimedir.
devamını gör...
sadece türkiye'de karşılaşılabileceği düşünülen şeyler
genel itibariyle saygısızlıktan, özele inince de kişisel alana gösterilmeyen saygısızlıktan muzdarip birisi oldum hep;
* bir iş için ya da toplu taşıma beklerken evvela sıraya girersin, gelip dibine kadar sokulurlar; 20 cm öteye gitmezler.
* yürüyen merdivende gelip hemen bir arkanızdaki basamakta dikilirler. bir basamakcık geride beklemeyi düşünemez ya da umursamazlar.
* yürüyen merdivende yan bantlara tutunup, ellerini sizin önünüze doğru uzatırlar. zaten sadece bir basamak dibinizde oldukları için belinize sarılıyormuş gibi hissedersiniz.
* asansörde sizden basmanızı rica etmek yerine, ellerini bazen size çarpacak şekilde koltuk altınızdan, göğsünüzün üstünden, ensenizden uzatıp kat düğmesine basarlar.
* atm'den para çekerken dibinize kadar girip seyrederler.
* bir iş için ya da toplu taşıma beklerken evvela sıraya girersin, gelip dibine kadar sokulurlar; 20 cm öteye gitmezler.
* yürüyen merdivende gelip hemen bir arkanızdaki basamakta dikilirler. bir basamakcık geride beklemeyi düşünemez ya da umursamazlar.
* yürüyen merdivende yan bantlara tutunup, ellerini sizin önünüze doğru uzatırlar. zaten sadece bir basamak dibinizde oldukları için belinize sarılıyormuş gibi hissedersiniz.
* asansörde sizden basmanızı rica etmek yerine, ellerini bazen size çarpacak şekilde koltuk altınızdan, göğsünüzün üstünden, ensenizden uzatıp kat düğmesine basarlar.
* atm'den para çekerken dibinize kadar girip seyrederler.
devamını gör...