hiç yapılmadığı için gurur duyulan şeyler
tik tok , tinder, v.b hiç bir uygulamayı kullanma eğiliminde dahi bulunmadım.
devamını gör...
christina's world
andrew wyeth'in 1948 yılında yaptığı en ünlü eseri.

resme ilk baktığımda eve çaresizce uzaktan bakan, belki o evden kovulmuş ve geri dönmek isteyen umutsuz bir kadın görmüştüm. ama resmin hikayesi başka.
wyeth, bir gün kendi evinin manzarasından anna christina olson isimli komşusunu yerden yaban mersini toplarken gördüğünde bu resmi çizmeye karar vermiş. christina'nın duruşunun sebebi, küçükken geçirdiği bir kas hastalığı sebebiyle yürüyemiyor olması.
bu bilgiyi öğrendikten sonra resmin detaylarına baktığımızda aslında figürün duruş biçiminden, elinden destek almasından ve ellerinin kirli olmasından, ayaklarının güçsüzlüğünün başarılı bir şekilde resmedilmiş oluşundan gerçekten de yürüyemediği sonucunu çıkarabiliyoruz.

ressam realist üslubunu bu eserde muhteşem yansıtmış. resme yaklaştığınızda kadının saç tellerine kadar detayları inceleyebiliyorsunuz. ayrıca renklerin donuk olması resme kasvet katıyor bence. figürün duruşu da cabası. bize christina'nın zor yaşamından bir gününü, onun dünyasını sunuyor ressam.
eser moma'da (museum of modern art) sergileniyor.
kaynak

resme ilk baktığımda eve çaresizce uzaktan bakan, belki o evden kovulmuş ve geri dönmek isteyen umutsuz bir kadın görmüştüm. ama resmin hikayesi başka.
wyeth, bir gün kendi evinin manzarasından anna christina olson isimli komşusunu yerden yaban mersini toplarken gördüğünde bu resmi çizmeye karar vermiş. christina'nın duruşunun sebebi, küçükken geçirdiği bir kas hastalığı sebebiyle yürüyemiyor olması.
bu bilgiyi öğrendikten sonra resmin detaylarına baktığımızda aslında figürün duruş biçiminden, elinden destek almasından ve ellerinin kirli olmasından, ayaklarının güçsüzlüğünün başarılı bir şekilde resmedilmiş oluşundan gerçekten de yürüyemediği sonucunu çıkarabiliyoruz.

ressam realist üslubunu bu eserde muhteşem yansıtmış. resme yaklaştığınızda kadının saç tellerine kadar detayları inceleyebiliyorsunuz. ayrıca renklerin donuk olması resme kasvet katıyor bence. figürün duruşu da cabası. bize christina'nın zor yaşamından bir gününü, onun dünyasını sunuyor ressam.
eser moma'da (museum of modern art) sergileniyor.
kaynak
devamını gör...
insanların size baktığında gördükleri
bunu görene sormak lazım, görülene deĝil.
devamını gör...
kudret narı
mide problemlerine çok iyi gelmektedir. en azından kendim için. aylar boyunca ppi kullanmak zorunda değilsem* bunu kendisine borçluyum. gastrit sorunu yaşayanlar da baya faydasını gördüğünü söylüyorlar. formül şu: sabah akşam aç karna zeytinyağlısından bir kaşık atılır, 1 saat civarı beklenir ve yemek yenir.
devamını gör...
eski sevgiliye rastlamak
rastlamazsin. ya sen onu cagirirsin ya da o seni cagirir. cok gormek istersin, ihtiyac dahilidir. varligin onu hatmeder-hatmedilirsin.
gorursen omrunden omur gider, cirpinir yurekler. ne konusursan konus hafifleyemezsin. daha da hancerlesir kelimeler.
bittigin de.. yine yuvaya donersin.. iki evliden "dram" cikar onu izlersin..
gorursen omrunden omur gider, cirpinir yurekler. ne konusursan konus hafifleyemezsin. daha da hancerlesir kelimeler.
bittigin de.. yine yuvaya donersin.. iki evliden "dram" cikar onu izlersin..
devamını gör...
sözlük radyosu toplantısı
apartman (yönetici) toplantısı gibi olacaksa aidat borçlarını ödemeyen sözlük yazarlarının ve aylık maaşları yatırmayan yönetimin katılması zorunludur. (çocuklarınızı getirmeyin)
ben sadece dinlemeye geldim diyenler, bir arkadaşa bakıp çıkacaktım diyenler, bu tuşa basınca noluyo diyenler? uykusuz kahve böyle uykusuz kalmayı nerden öğrendi? gibi merak edilen soruların da konuşulacağı toplantıya "bal porsukları da bal yapar radyo da arap şükrü de çalar" sloganı atarak katılacağım. (katılmadı)
(bkz: evet niye toplandık)
ben sadece dinlemeye geldim diyenler, bir arkadaşa bakıp çıkacaktım diyenler, bu tuşa basınca noluyo diyenler? uykusuz kahve böyle uykusuz kalmayı nerden öğrendi? gibi merak edilen soruların da konuşulacağı toplantıya "bal porsukları da bal yapar radyo da arap şükrü de çalar" sloganı atarak katılacağım. (katılmadı)
(bkz: evet niye toplandık)
devamını gör...
kastamonu
ne zaman gitsem inanılmaz huzur bulduğum, dinginlik veren şehir. ortasından geçen küçük bir akarsuyun iki yanında kurulu iki ana caddesi, tarihî ve manevî miraslarla dolu güzel batı karadeniz kenti.
şehir merkezindeki abdurrahman paşa lisesi ülkenin en köklü eğitim kurumlarındandır. şair arif nihat asya, tiyatro sanatçısı hadi çaman okulun tanınmış mezunlarındandır. kastamonu'lu yazar rıfat ılgaz ' in kendi okul hayatını yazdığı hababam sınıfı, bu okulda yaşanan hikâyelerden doğmuştur. türkiye' nin en çok ilçeye sahip illeri sıralamasında 20 ilçeyle 5. sırada yer alır.
kendi adıma da uzun, hatta çok uzun süren eğitim hayatımın son durağı olan şehirdir.
şehir merkezindeki abdurrahman paşa lisesi ülkenin en köklü eğitim kurumlarındandır. şair arif nihat asya, tiyatro sanatçısı hadi çaman okulun tanınmış mezunlarındandır. kastamonu'lu yazar rıfat ılgaz ' in kendi okul hayatını yazdığı hababam sınıfı, bu okulda yaşanan hikâyelerden doğmuştur. türkiye' nin en çok ilçeye sahip illeri sıralamasında 20 ilçeyle 5. sırada yer alır.
kendi adıma da uzun, hatta çok uzun süren eğitim hayatımın son durağı olan şehirdir.
devamını gör...
gençlik nereye gidiyor sorunsalı
bir yere gidiyor mu bilmiyorum ama yurtdısına gitmeyi çok istiyorlar. haklılar.
devamını gör...
islam’da kadının yeri
islam her türlü ashabiyet duygusunu reddeder. konyalilar, beşiktaşlılar, türkler, avukatlar , kadınlar, erkekler vs. tüm genellemelerin insanlari ayristiracagina bölüp parcalayacagina inanır. islamiyet kadını ne yerin dibine sokup çocuk doğurma makinesi yapmıştır ne de baş tacı edip pamuklara sarıp sarmalamistir. islamiyet kişi bazında bakar, sevap ve günahı kadın ya da erkek olmana göre ayırmaz.
eğer islamiyet cinsiyete göre bakıp kadını asagiliyor olsaydı regl ve lohusalık dönemlerinde de ibadet zorunluluğu verir, cihada katılması istenir, mehir hakkı vermez,ipek ve altını erkeğe de helal kılardı.
erkeğe görev olarak verilenler kadınlara da farz kılınsaydı o zaman islamiyet'in adalet adı altinda
kadına zulüm ettiginden bahsedebilirdik. sosyal hayatta ise islam'da kadının yerine bakmak isteyenler hz. hatice ve hz. ayşe'yi inceleyebilirler.
düzeltme: çok uzun yazdigimi söyleyen yazar arkadaşıma teşekkür ederim. bir miktar kisalttim. bu bile pek çok tanıma göre uzun oldu.
eğer islamiyet cinsiyete göre bakıp kadını asagiliyor olsaydı regl ve lohusalık dönemlerinde de ibadet zorunluluğu verir, cihada katılması istenir, mehir hakkı vermez,ipek ve altını erkeğe de helal kılardı.
erkeğe görev olarak verilenler kadınlara da farz kılınsaydı o zaman islamiyet'in adalet adı altinda
kadına zulüm ettiginden bahsedebilirdik. sosyal hayatta ise islam'da kadının yerine bakmak isteyenler hz. hatice ve hz. ayşe'yi inceleyebilirler.
düzeltme: çok uzun yazdigimi söyleyen yazar arkadaşıma teşekkür ederim. bir miktar kisalttim. bu bile pek çok tanıma göre uzun oldu.
devamını gör...
kujo
bir stephen king romanıdır.
stephen king edebiyatın korku tanrısıdır. kendisi insanları artık korkutamadığını düşündüğü için bir dönem korku romanları yazmayı bırakmış olsa da ben kitaplarının kapağını görünce bile inceden bir tedirginlik duymaya başlıyorum.
aslında çok ciddi fobilere sahip bir insan değilim. sıradan bir insan olduğum için de sıradan korkularım var. belki herkes kadar yükseklikten korkarım, onun dışında kendime has garip korkularım olsa da mesela geç bir saate kadar uyuyakalmak gibi #885713 fobi derecesine gelmiş bir korkum yoktur. ya da yoktu.
kujo’yu ilk okuduğumda 16 yaşındaydım ve daha sonra da hemen filmi izledim. kitap zaten beni yeterince tedirgin etmişti ama lewis teague’nin 1983 yapımı çok da iyi olmayan ama etkilenmeme neden olan filmini izledikten sonra tedirginlik korkuya doğru evrildi. ve teşekkür ederim bay king, artık benim de bir fobim var.
artık her gördüğüm köpeğin birden delirebileceğini, sahip olduğu zekayı kullanarak beni tuzağa düşürebileceğini ve sonunda da kaçınılmaz olarak beni öldürebileceğini düşünmekten kendimi alamıyorum. stephen king okumanın üzerimde böyle bir etkisi olduğu için de üzülsem mi sevinsem mi bilemiyorum.
çok güzel işlenmiş bir kitap olmasının yanı sıra stephen king’in neden korku tanrısı olduğunu anlamak için de müthiş bir başlangıç.
stephen king edebiyatın korku tanrısıdır. kendisi insanları artık korkutamadığını düşündüğü için bir dönem korku romanları yazmayı bırakmış olsa da ben kitaplarının kapağını görünce bile inceden bir tedirginlik duymaya başlıyorum.
aslında çok ciddi fobilere sahip bir insan değilim. sıradan bir insan olduğum için de sıradan korkularım var. belki herkes kadar yükseklikten korkarım, onun dışında kendime has garip korkularım olsa da mesela geç bir saate kadar uyuyakalmak gibi #885713 fobi derecesine gelmiş bir korkum yoktur. ya da yoktu.
kujo’yu ilk okuduğumda 16 yaşındaydım ve daha sonra da hemen filmi izledim. kitap zaten beni yeterince tedirgin etmişti ama lewis teague’nin 1983 yapımı çok da iyi olmayan ama etkilenmeme neden olan filmini izledikten sonra tedirginlik korkuya doğru evrildi. ve teşekkür ederim bay king, artık benim de bir fobim var.
artık her gördüğüm köpeğin birden delirebileceğini, sahip olduğu zekayı kullanarak beni tuzağa düşürebileceğini ve sonunda da kaçınılmaz olarak beni öldürebileceğini düşünmekten kendimi alamıyorum. stephen king okumanın üzerimde böyle bir etkisi olduğu için de üzülsem mi sevinsem mi bilemiyorum.
çok güzel işlenmiş bir kitap olmasının yanı sıra stephen king’in neden korku tanrısı olduğunu anlamak için de müthiş bir başlangıç.
devamını gör...
şölen çikolata
namı olmasa da şanı büyük çikolata markası. bırakın yerli ürünleri ithal ürünlere on basar. ikramlık ürünleri meşhur olsa da atıştırmalık ürünlerde de hatırı sayılır pazarı vardır. gaziantep ve istanbul olmak üzere iki şubesi vardır. a 101 tarafındadan şölen'e yaptırılan "vince bütün bademli çikolata" bu ara favorim. daha iyisi yok mu var, ama fiyatına göre ürün fena sayılmaz.
devamını gör...
bir insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülük
karamsar olmak ,fazla detaycı olmak ve kendinizi hak etmeyen insanlar için yormak.
devamını gör...
1000kitap
severek kullandigim bir uygulama. genellikle okumadan önce seçtiğim kitabın yorumlarına, incelemelerine bakar fikir edinirim. okuduktan sonra da yine yorumumu paylaşır ,başkalarıyla sohbet edebilirim. ne okusam kısmından kitap önerisi alabilirim. kitap severler için güzel bir uygulama.
devamını gör...
insanlardaki kolay para kazanma arzusu
öyle bir arzu olabilir ama hiçbir şeyde uğraşmadan başarıya ulaşamazsınız bazen insanlara diyoruz ya bu nasıl zengin olmuş aslında onun altında ne kadar büyük emeklerin olduğunu bilsek öyle bir şeye tenezzül etmeyiz bile unutmayın ki hiçbir başarı tesadüf değildir.
devamını gör...
intihar etmek
yapayalnız olduğunun farkına varıp bununla baş edemeyen insan eylemi.
*
abd'de milton adında yaşlı bir adam, bürosunda yolda birisi bana gülümserse intihar etmeyeceğim notunu bırakır, iki kilometre boyunca yürüyüp köprüden atlayarak intihar eder.
*
abd'de milton adında yaşlı bir adam, bürosunda yolda birisi bana gülümserse intihar etmeyeceğim notunu bırakır, iki kilometre boyunca yürüyüp köprüden atlayarak intihar eder.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
boş beklentiler ve belirsizliktir. bazen kontrolümüz dışında olan şeylerdir. bazen de bir şeye haddinden fazla değer verdikten sonra işlerin ters gitmesidir. bazen öyle konulardır ki önce güldürür sonra aklını kemirir.
devamını gör...
dm
açılımı direct message olan kısaltmadır. türkçe'deki karşılığı ise özelden yürüme olan özellik.
devamını gör...
annenin en iyi olduğu konu
karşılıksız destek olması,sevmesi.her zaman çocuğu olarak görmesi.kimse yanınızda yoktur ama o vardır.
ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar.
ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar.
devamını gör...
bulimia nervoza
bir çeşit yeme bozukluğudur. bu hastalar, genellikle gizli gizli aşırı miktarlarda yemek yerler. bu yemek yeme ataklarından sonra aldıkları kalorilerden kurtulmak için çeşitli sağlıksız yollara başvururlar. bunlara örnek verecek olursak; isteyerek kusma, laksatif kullanımı, kilo kaybı takviyeleri, idrar açıcılar ve lavman sayılabilir. ayrıca sıkı diyet, oruç, yoğun egzersiz gibi yollarla da kalorilerinden kurtulma eğilimi gösterirler.
bulimia hastaları, vücutları ile ilgili çok ciddi takıntılara sahiptir. sahip oldukları kusurlar için yukarıda bahsettiğimiz şekilde ciddi bir ceza uygularlar kendilerine.
bu hastalık yemek yeme olayından daha da derin bir şekilde psikolojik bir kontrolsüzlük duygusu içerir. kilo takıntıları oldukları için kustuktan sonra kendilerini rahatlamış hissedeceklerini düşünürler. bu da onları daha büyük yeme ataklarına iter. nasıl olsa ne yersem kusarım algısı hakimdir kişide. zayıf bir bedenle diğer insanlar tarafından takdir göreceklerini düşünürler.
bulimianın semptomlarını, vücut ağırlığının sürekli değişmesi, parmaklarda yara, boğazda yara(kusma sebepli), depresyon olarak sırayabiliriz. kişi sürekli kilo alma korkusu yaşar, aşırı beslenme atakları arasında oruç tutar.
bulimianın kalp yetmezliği,mide kanseri ve ölüm gibi çok ciddi sonuçları olabilir.
bulimia hastaları, vücutları ile ilgili çok ciddi takıntılara sahiptir. sahip oldukları kusurlar için yukarıda bahsettiğimiz şekilde ciddi bir ceza uygularlar kendilerine.
bu hastalık yemek yeme olayından daha da derin bir şekilde psikolojik bir kontrolsüzlük duygusu içerir. kilo takıntıları oldukları için kustuktan sonra kendilerini rahatlamış hissedeceklerini düşünürler. bu da onları daha büyük yeme ataklarına iter. nasıl olsa ne yersem kusarım algısı hakimdir kişide. zayıf bir bedenle diğer insanlar tarafından takdir göreceklerini düşünürler.
bulimianın semptomlarını, vücut ağırlığının sürekli değişmesi, parmaklarda yara, boğazda yara(kusma sebepli), depresyon olarak sırayabiliriz. kişi sürekli kilo alma korkusu yaşar, aşırı beslenme atakları arasında oruç tutar.
bulimianın kalp yetmezliği,mide kanseri ve ölüm gibi çok ciddi sonuçları olabilir.
devamını gör...
kırmamak için kırılmak
eski bir arkadaşımın bana yaşattığı durumdur. ben o kırılmasın diye ortamı yumuşatmaya çalışıp olayı çözelim diye uğraşırken onun beni kırmamak için çaba göstermediğini görmem ne yalan söyleyeyim beni çok üzmüştü. hani derler ya düşman kör atıcıdır nereden vuracağını bilmez ama dost çok iyi nişancıdır nereden vuracağını iyi bilir diye aynı öyle oldu. beni öyle bir yerden vurdu ki bir baktım kırmayayım derken kırılan ben olmuşum. ondan sonra konuşmadık da, zaten böylesi daha iyi sanırım.
devamını gör...