kocaman bir ayıcık ve bisiklet.

ayıcık neymiş?kız çocukları ayıcıkla mı oynarmış? diyen babamın gidip kırmızı bir uzaktan kumandalı araba alması... bisikleti de cadde üstünde oturduğumuz için gider bir tırın, kamyonun altına girerim diye almamaları. felaket tellalı bunlar yav böyle ebeveyn mi olur?

ikisi de hala içimde uktedir. hadi ukdeci yazarlar bunu da doldurun*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir pamuğa karbonat ya da tuz koyup üstüne basarak biraz köreltilebilecek olan noktadır. ayrıca bol vitaminli beslenme bunları engeller, bazıları çok vitamin aldığını söylese bile metabolizmaları bunu dengeleyemiyor olabilir, hapla dengelemeleri gerekir, özellikle a vitamini çokça alınmalıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

“yanık kokan bir dünya.
tüten insanlar.
dumanlı bir hayat.

cehennemden biraz daha serin bir dünya..”
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

olabilir niye bu kadar garipsiyorsunuz ki bunu? sözlükten tanışıp evlenenler var hey yavrum hey… karşılıksız olmasın yeter bence, şu aşamada bu daha önemli.
devamını gör...

giysilerdeki mürekkep lekesini süt ile silerek çıkarabilirsiniz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ülser. 21 yaşından beri benimle beraber yaşamakta. bazen öyle bi vuruyo ki (özellikle stresli zamanlarımda) düz yürüyemiyorum. gaviscon (şurup) artık çoğu kez yanımda.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
2017 yılında gösterime giren sinemada izlediğim keyifli film.

filmin başrollerinde; demet özdemir, uraz kaygılaroğlu, binnur kaya oynamıştır.

depresyondan çıkmamak konusunda ısrarlı olan, üstüne üstlük, yaşamak istemeyen kadın karakterini oynayan demet özdemir’i, dünyadaki tek yakını olan ablası, bir psikoloğa götürür. allah’ın işine bakınki bu psikolog, uraz kaygılaroğlu’dur. uraz kaygılaroğlu’nun imaj değişikliği zamanlarının fit olmaya başladığı zamanlarının, geçtiği zamanların filmidir. kıvırcık saçlı, kızları güldüren şaşkınlığı ile ekstra sevimli olan bir psikologtur. kadın karakteri, yaşama bağlamak için yol ararken, aslında onun maziden kalma bir dans merakı olduğunu öğrenir ve oradan yürümeye karar verir.

binnur kaya, kendini bir dans hocası diye lanse eden, ama estetiğe bakışı klasik dansçılardan farklı olan, bir yurdum kadınını oynamaktadır.

en az filmin başrolleri kadar sempatik bulduğum, bir pilavcı karakteri bulunmaktadır. arada çıkar ve anın anlam ve önemine istinaden espriler patlatır.

film, dünyanın borcu olan dans hocası, umuda ihtiyacı olan dans öğrencisi, psikologluk ile sevgilik arasında kalan psikoloğun bir dans yarışması afişine denk gelmesi ile hızlanır. tv’lerde trend olan yarışmalar gibi bir yarışmadır, bu yarışma. yarışmaya katılmaya karar verirler.

içinde spontan komedi olan, tadında aşk olan sevimli bir filmdi. bu tarzı sevenler için, türk filmi sevenler için, seyredilesi bir film.
devamını gör...

gerek dillerimizin ilkelliğinden, gerekse türümüzün varlığı boyunca geliştirdiğimiz temel ortak değer ve içgüdülerin üstün zihinsel yapıya uyumsuzluğundan kaynaklanan, dönemimiz itibariyle çözümsüz bir soruna yol açar insan zihnine vurulan kelepçe.

günümüzde insanlar gerek felsefi, gerek edebi, gerekse dini olarak bir şeylerin içine, dünyasına tam olarak girmekte zorlanıyorlar. eski çağlarda kaynaklar her şey için çok daha sınırlıydı, dolayısıyla da ortalama insanın belirli temel şeylere sadık kalarak yaşayıp gitmesi daha kolaydı. ama durum bizler için öyle değil. bizim kaynaklarımız ve seçeneklerimiz ortalama insanın kaldıramayacağı kadar fazla ve bunların her birinden birer tutam karışıyor genel kültüre, medyaya, sanata. bu yüzden de derinlemesine araştırma ve keşfetme tutkusuna kavuşturulmayan ortalama insan bu çokluğun arasında tutunacak bir şey göremiyor, dolayısıyla da nihai bir varoluş krizi yaşamaya itiliyor.

prangalarını geride bıraktığına pişman bir adam gibi, aylak aylak dolaşıyor insan. kaybolmuş, içindeki boşluk yığınını tatminiyat dünyasında doldurmaya çalışıyor. ona ne mutlu ki, ekonomik sistemimiz bile bunun üzerine kurulmuş vaziyettedir, o yüzden seçeneği bol olur bu insanın. kapitalizm kocaman kollarıyla kucaklar onu. kapitalizm kesmezse de hayli kalabalık bir düşük kalite müzik piyasamız ve fahişelerimiz var. uyuşturucu, uyarıcı ürünler, içkiler daima en büyük dostumuz olmuştur. ah, unutmadan, aşk da büyük bir tatmin aracı olarak kullanılmaktadır. çoğunlukla yaşça ortalamadan daha genç olan insanlarca.

insan basittir, insan zihni basittir. hayatta kalmanın ötesinde, kendisiyle tutarlı bir inanç-değer yapısı olmaz ise, içinde bir boşlukla dolanır durur öylece.

bu, günümüzde insanoğlunun evrensel olarak yaşadığı bir karakter krizidir.

peki tamam da, kim vuruyormuş insan zihnine kelepçeyi? biz vuruyoruz, ama bilerek yapmıyoruz bunu. sadece gelişmişlik seviyemizi kaldıramayacak kadar ilkeliz. daha yeni alışıyoruz, belki alışamıyoruz, belki de hiç alışamayacağız. kendimizi oyalamayı bir bıraksak.
devamını gör...

nasıl yar diyeyim

nasıl yar diyeyim ben böyle yare
mecnun edip çöle saldıktan sonra
alemin bağına bülbüller konmuş
n'idem benim gülüm solduktan sonra.

coşkun çaylar gibi çağlamayan yar
gönlünü gönlüme bağlamayan yar
benim bu halime ağlamayan yar
daha ağlamasın öldükten sonra

pir sultan abdal'ım, sürem bu yolu
insan-ı kâmilin olmuşam kulu
ister yağmur yağsın isterse dolu
n'idem ben ummana daldıktan sonra

pir sultan abdal'ın güzel bir şiiiri. aynı zamanda günümüzde de dinlenen çeşitli sanatçılar tarafından yorumlamış bir türküdür.
devamını gör...

an itibariyle olmuş olandır. hukuk fakültelerinde eğitim artık 5 yıl olacak.

kaynak
devamını gör...

paleolitik çağ'a ait bulgulara, 1841 yılında tarihin 0 noktası olarak anılan göbeklitepe'de* rastlanmıştır.
paleolitik çağ alt, orta ve üst olmak üzere 3 evrede incelenir.
paleolitik çağ insanları avcı ve toplayıcı topluluklardır.
besin üretemedikleri için yaşadıkları bölgede avladıkları hayvanlar ve topladıkları yabani sebzeler, otlar ile beslenmişlerdir.
mağara ve kayaaltı sığınaklarında, konar-göçer bir yaşam sürmüşlerdir çünkü; iklim koşulları bunu gerektirmiştir.
kendilerini yabani hayvanlardan korumak, aynı zamanda avlanmak için taş aletler yapmışlardır.
devamını gör...

herkese iyi akşamlarr! kulübümüzün genel olarak toplantısını yapmış bulunuyoruz. katılımın fazla olması beni çok sevindirdi öncelikle üyelerimize teşekkür ediyorum. sevgili üyelerimizin birr sürü çok güzel fikirlerini önerilerini dinledik hep beraber, çok da güzel sohbet geçti diye düşünüyorum. yeni fikirler ve önerilerle sizleri de kulübümüze dahil etmeyi düğünüyoruz. katılmak isteyen üyelerimizi her zaman bekliyorum.
devamını gör...

benim için komplike sporcu tabirinin vücut bulmuş halidir. onlarca basketbolcu izledim, iş ahlakı bu kadar yüksek çok az oyuncu gördüm. kendisini iki sene boyunca canlı izleme fırsatına eriştiğim için de kendimi şanslı addediyorum. praskevicius'un lakabı ''buz adam''dı ve bu lakabı sonuna kadar hak ederdi. sahada o kadar net bir duruşu vardı ki, sinirleri alınmış zannederdiniz. hiç renk verdiğine şahit olmadım. çok ufak, bir kaç itiş kakışı olmuştur belki ama onlarda da artık iyice sabrı taşmıştır. kendisine yapılan sert faullerde bile rakibe tepki vermeden, sakince faul çizgisine doğru yürürdü. oysa kodumu oturtacak cinsten bir abimizdir. yani muhatabını tek yumrukta yere serer ama asla işin çirkefliğine bulaştığını görmedik. 98-99 sezonunda yumuşak ve ince bir pivot olan kevin thompson'la birlikte oynamışlardı. thompson'ın boyalı alandaki savunma açıklarını makine intizamında kapatırdı bizimki. thompson hücum atraksiyonları iyi olan ama savunması zayıf bir pivottu. praskevicius sayesinde hep daha dinç kalmış ve hücum verimliliği artmıştır. o sene oyun kurucumuz da zıpır andre woolridge'di. oynatan bir oyun kurucu değildi, skorer yönü yüksekti ama bu da buz adam abimizin ve kevin'in performansını olumsuz etkiliyordu. ritim buldu mu uçar giderdi ama takım oyununa uygun değildi. kaldır at tipi bir zıp zıptı ve bizi kanser ederdi.

praskevicius'un ortalamaları vasat gibi gözükse de, oyun verimliliği çok yüksek bir dört numara olduğunu söyleyebilirim. kendisi benim beşiktaş'ta izlediğim en iyi 4 numaraydı. hatta o sezon tofaş serisinde resmen vitesi 5'e taktı ve inanılmaz bir performans sergiledi. buz adamın izlediğim en iyi saha içi performanslarından biriydi o seri. ertesi yıl andre ve kevin gittiler. onların yerine bud elley ve james blackwell takıma katıldılar. bud, kevin'in tam tersi bir pivottu ve buz adamla birlikte boyalı alanı resmen kararttılar. ama onun da disiplin sorunları vardı artı ölü balık gibi bakardı kerata. o yüzden çok içim ısınmamıştır kendisine ama sergilediği performans üst düzeydi. play off'larda efesi ezdiğimiz maçta efesli oyuncular tabiri caizse boyalı alana girememişlerdi. özetle iyi bir ikili olmuşlardı diyebiliriz. james'e gelirsek andre gibi savruk bir gard değildi. bu sayede daha takım gibi bir takım izlemiştik. bir basketbol sever için buz adamı'ı, gönül verdiği takımda izlemek müthiş bir keyifti ve ben bu keyfi bizzat yaşamış oldum. beşiktaş'tan ayrıldıktan sonra tekrar türkiye'ye ülker forması ile döndü. ona olan sevgimden ötürü ülker maçlarını da gidip izlemişliğim vardır.

basketbolcunun hasıydı vesselam...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

gözlerim kanıyor.
devamını gör...

biz yine arkalarinda durmusuz.. desteklemişiz de büyük adam mı olmus bu erkekler..
cocuk da yaparım kariyer de iste burdan çıktı..
fazla sorumluluk yüklenip ünlü şair.. yazar vs.. olamadık.. 0lan kadinlarımızı destekleyemedik..
erkeklerin çıkıp da büyük yazar olamadınız nidaları arasında..
ileriyi göremedik..
ama büyük kadınlar olduk..
kadinligimizin hakkını verdik de erkekler verebildi mi orası muamma?!?!?
devamını gör...

hayırlı olsun diyerek el birliğiyle turuncu kurdeleyi kesmek boynumuzun borcu olmuş oluşumdur.bir sözlüğün olmazsa olmazı edebiyat kulübü artık sözlüğümüzde de mevcut.


hoş geldin!
kesilmiş bir kol gibi
omuz başımızdaydı boşluğun...
hoş geldin!
ayrılık uzun sürdü.
özledik.
gözledik...
hoş geldin!
biz
bıraktığın gibiyiz.
ustalaştık biraz daha
taşı kırmakta,
dostu düşmandan ayırmakta...
hoş geldin.
yerin hazır.
hoş geldin.
dinleyip diyecek çok.
fakat uzun söze vaktimiz yok.
yürüyelim..... nazım hikmet


hoş geldiniz, hoş geldik, hoş geldim*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim