bir tweet görseli bırak

bunu gerçekten ben de isterdim ya.
black mirror dizisinin bir bölümünde buna benzer bir konu işlenmişti. play store gibi karşındaki insanın hareketlerine göre yıldız veriyorsun, yıldızın azsa havaalanı kapısının önünden bile geçemiyorsun. gelecekte gerçekten böyle olursa o zaman bazı kişilerin yatacak yeri kalmayacak. yakın gelecekte olursa yaktım siziii
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
beni bildirimlerinde sıkça gören yazarlardır.
devamını gör...
aniden modunun düşmesi
iğrenç bir espri yapmak için girip sonra bunu insanlara yapamazsın diyerek vazgeçtiğim başlık.
ama yapmak isteseydim eğer söyle derdim: hangi modun?*
ama yapmak isteseydim eğer söyle derdim: hangi modun?*
devamını gör...
etiket kesme takıntısı
ben de mevcut olan takıntı halidir. yeni alınan bir kıyafet önce yıkanacak sonra etiketi kesilecek ve sonra iç kısımda ki etiketlerde kesilecek tabi. öyle alalade bir kesmeden bahsetmiyorum mesela. giydiğimde asla batmayacak. en ufak bir pıtırtı bile kalmayacak eğer o şekilde giymişsem ve dışarıya çıktığımda pıtırtılar batıyorsa tüm günüm berbat olabilir. ya o kıyafeti değiştirip kurtulacağım ya da o batan pıtırtı çıkartılacak. bir çeşit obsesif kompülsif bozukluk bu da sanırım. kendi öz eleştirimi de yaptığıma göre çekilebilirim. teşekkürler.(swh)
devamını gör...
tarihi şahsiyetler yazar olsa açacağı başlıklar
karl marx - proletaryanın hala devrim yapamaması sorunsalı
devamını gör...
üç nokta
hak ettiği değeri görmeyen, yanlış bilinen, eksik öğrenilen dolayısıyla da hakkı verilmeyen işarettir.
şimdi hadi aralayalım perdeyi hep birlikte bakalım içeride neler varmış, ne zaman, niçin bu "..." kullanılmalıymış.
en önemli görevi eksiltili cümleleri tamamlamaktır. kimi zaman içimize dert olmuş söyleyemediklerimizi hissettirmek için kullanırız.
oysa çok değer vermiştim ama...
işte o ama'dan sonrası bir sürü kırgınlığı, pişmanlığı, acıyı gizler. kimi zaman da artık ne desem boş cümlesini saklar içinde.
sonra karşımızdaki kitleye saygımızdan ya da uygun düşmeyeceğinden hakaret ya da küfür anlamı taşıyan kelimeleri gizler. kafa sözlük en başında yasaklı kelimeler fikrini içinde barındırdığı için birkaç harfin yerini dolduruveririz üç nokta ile. formata uyar, modların gazabından korur bizi.
bir başka görevi de cümlenin başında ve sonunda kullanılmasıdır ki alıntılanan bölümün öncesinin ve sonrasının olduğunu, derine inmek isteyene devamı var okuyabilirsiniz, burada yalnızca bir kısmına değindim fikrini vermektir.
bazen de yanıtlamak istemediklerimiz için kullanılır. değer biçmemekten ya da suskunluğu işaret etmesi bakımından. sonlandırıverir ilişkiyi böylelikle.
- beni anlıyor musun?
- ...
bir de bazen içimizde çoğalan taşan birçok ünlemi kuvvetlendirmek için kullanılır.
ah!.. ben seni çok sevmiştim.
şimdi hadi aralayalım perdeyi hep birlikte bakalım içeride neler varmış, ne zaman, niçin bu "..." kullanılmalıymış.
en önemli görevi eksiltili cümleleri tamamlamaktır. kimi zaman içimize dert olmuş söyleyemediklerimizi hissettirmek için kullanırız.
oysa çok değer vermiştim ama...
işte o ama'dan sonrası bir sürü kırgınlığı, pişmanlığı, acıyı gizler. kimi zaman da artık ne desem boş cümlesini saklar içinde.
sonra karşımızdaki kitleye saygımızdan ya da uygun düşmeyeceğinden hakaret ya da küfür anlamı taşıyan kelimeleri gizler. kafa sözlük en başında yasaklı kelimeler fikrini içinde barındırdığı için birkaç harfin yerini dolduruveririz üç nokta ile. formata uyar, modların gazabından korur bizi.
bir başka görevi de cümlenin başında ve sonunda kullanılmasıdır ki alıntılanan bölümün öncesinin ve sonrasının olduğunu, derine inmek isteyene devamı var okuyabilirsiniz, burada yalnızca bir kısmına değindim fikrini vermektir.
bazen de yanıtlamak istemediklerimiz için kullanılır. değer biçmemekten ya da suskunluğu işaret etmesi bakımından. sonlandırıverir ilişkiyi böylelikle.
- beni anlıyor musun?
- ...
bir de bazen içimizde çoğalan taşan birçok ünlemi kuvvetlendirmek için kullanılır.
ah!.. ben seni çok sevmiştim.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
"sana geliyorum istanbul" diyen şair gibiyim. bir haftalık istanbul tatili için hazırlık ve tatlı bir telaş içindeyim.
devamını gör...
sözlük yazarlarının şu anda içtikleri şey
bol köpüklü tarçınlı türk kahvesi.
devamını gör...
yeni bir insanla tanışmaya üşenmek
bi yaştan sonra kendini birine sıfırdan anlatması yorucu geliyor .
devamını gör...
stevens - johnson sendromu
deri ya da mukoza gibi yumuşak dokunun, ilaçlar, bazen de enfeksiyonlar nedeniyle verdiği tepkiler sonucunda ortaya çıkan ciddi hastalık. genellikle yoğun bakımda tedavi gerektiren ve bazı durumlarda ölümle sonuçlanan nadir bir hastalıktır.
hasta kişide önce gripte görülen, boğaz ağrısı, öksürük, eklem ağrısı gibi bazı reaksiyonlar ortaya çıkar. ardından deride mor ya da kırmızı döküntüler oluşur ve deri soyulur. bazen hasar o kadar büyük olur ki, vücudun başka bir bölgesindeki deri, hasarlı bölgeye nakledilebilir.
hastalık belirtileri gösteren kişinin, eğer varsa, kullandığı ilaçları hemen bırakması gerekir.
hasta kişide önce gripte görülen, boğaz ağrısı, öksürük, eklem ağrısı gibi bazı reaksiyonlar ortaya çıkar. ardından deride mor ya da kırmızı döküntüler oluşur ve deri soyulur. bazen hasar o kadar büyük olur ki, vücudun başka bir bölgesindeki deri, hasarlı bölgeye nakledilebilir.
hastalık belirtileri gösteren kişinin, eğer varsa, kullandığı ilaçları hemen bırakması gerekir.
devamını gör...
para mutluluğu satın almaz
para ile mutluluk satın alınır. hem de öyle bir alınır ki. yeterli param olsa çalışmaya ayırdığım süreyi kısar, kendime ayırırım. insan kendine zaman ayırdığı zaman daha mutlu olur.
t: avuntu.
t: avuntu.
devamını gör...
bir filmin tamamını anlatan tek repliği
"insan yaşadığı yeri niye sever?
başka çaresi yoktur, onun için sever."
vizontele.
başka çaresi yoktur, onun için sever."
vizontele.
devamını gör...
half brothers
yönetmen koltuğunda luke greenfield bulunan, senaryosu jason shuman ve eduardo cisneros'a ait olan komedi filminde; luis gerardo méndez, connor del rio, josé zúñiga, vincent spano, pia watson ve juan pablo espinosa rol alıyor.
dizimizin konusunu özetleyecek olursak: başarılı bir havacılık yöneticisi olan meksikalı renato küçük yaşlardan beri babası tarafından terkedildiğini düşünmektedir. evlenmesine beş gün kala kendisini terk eden babasının yeni eşinin arayarak amerika'ya gelmesi gerektiğini, babasının kendisini görmek istediğini söylemesiyle bütün dengeleri altüst olur. bunun üzerine bir de amerikalı bir üvey kardeşi olduğunu öğrendiğinde işler iyice çığırından çıkar. özgür ruhlu kardeşi asher ile renato birbirlerinden oldukça farklı karakterdedir. iki üvey kardeş, hasta babalarının isteği üzerine babalarının meksika’dan abd’ye giderken göçmen olarak izlediği yolculuğa çıkmaya zorlanır.

bazı filmler giriş sahnesinde kendini belli eder. gülecek miyiz, ağlayacak mıyız, gerilecek miyiz biliriz. half brothers tam olarak böyle başlayan bir yapım. ben giriş sahnesini izler izlemez baba-oğul arasında duygu yüklü bir ilişkinin işleneceğini fark ettim ta ki giriş sahnesinin finalinde kahkaha atana kadar. film nasıl başladıysa öyle devam eden ve öyle sonlanan bir duygusal yoğunluğa sahip. asla tek bir duygu üstünde yoğunlaşmamıza, uzun süreli kahkahalara veya duygusal modlara izin vermiyor. sürekli bir duygu geçişi içerisinde filmin sonuna geliyoruz.
oyuncuların çoğunu ilk defa görüyorum dersem yalan olmaz ama oyunculukları beğendim. uçuk kaçık kardeş tiplemesi için seçilen oyuncunun performansı özellikle takdir edilesi. boş bir akşamınızda biraz gülmek biraz da sevgi pıtırcığı hissetmek için izlenilebilir.
dizimizin konusunu özetleyecek olursak: başarılı bir havacılık yöneticisi olan meksikalı renato küçük yaşlardan beri babası tarafından terkedildiğini düşünmektedir. evlenmesine beş gün kala kendisini terk eden babasının yeni eşinin arayarak amerika'ya gelmesi gerektiğini, babasının kendisini görmek istediğini söylemesiyle bütün dengeleri altüst olur. bunun üzerine bir de amerikalı bir üvey kardeşi olduğunu öğrendiğinde işler iyice çığırından çıkar. özgür ruhlu kardeşi asher ile renato birbirlerinden oldukça farklı karakterdedir. iki üvey kardeş, hasta babalarının isteği üzerine babalarının meksika’dan abd’ye giderken göçmen olarak izlediği yolculuğa çıkmaya zorlanır.

bazı filmler giriş sahnesinde kendini belli eder. gülecek miyiz, ağlayacak mıyız, gerilecek miyiz biliriz. half brothers tam olarak böyle başlayan bir yapım. ben giriş sahnesini izler izlemez baba-oğul arasında duygu yüklü bir ilişkinin işleneceğini fark ettim ta ki giriş sahnesinin finalinde kahkaha atana kadar. film nasıl başladıysa öyle devam eden ve öyle sonlanan bir duygusal yoğunluğa sahip. asla tek bir duygu üstünde yoğunlaşmamıza, uzun süreli kahkahalara veya duygusal modlara izin vermiyor. sürekli bir duygu geçişi içerisinde filmin sonuna geliyoruz.
oyuncuların çoğunu ilk defa görüyorum dersem yalan olmaz ama oyunculukları beğendim. uçuk kaçık kardeş tiplemesi için seçilen oyuncunun performansı özellikle takdir edilesi. boş bir akşamınızda biraz gülmek biraz da sevgi pıtırcığı hissetmek için izlenilebilir.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
cenk'in arka bahçesi elindeki yoyo'yu bırakta, müzik aç bize biraz.
devamını gör...
biyoremediasyon
çevrede oluşan kirliliğin örneğin petrol atıkları gibi bazı mikroorganizma türleri tarafından parçalanması ve zararsız hale getirilmesi olayıdır.
devamını gör...




