gece uykudan uyanıp gelip kontrol edip uyumadiysam, uyumuyon mu daha diye darlamasi.

en son herkesin uyuduğunu farzederek odamda kulaklıkla yüksek seste müzik dinlerken boşluğu izleyerek daldığım bir anda odamın kapısının önünde karanlıkta, saçlar havada, bana 'ne zaman yatiyon' bakışı atarken yakaladım. aklım çıktı yemin ederim.
devamını gör...

biraz garip olan gülüştür.
sanki gad bles ımarikı diyecekmiş gibi duruyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

günaydın.. şantiyede bile meme peşindeyim. bol kazançlı bir hafta diliyorum herkese sısısıs
devamını gör...

ilaveten, albert camus tarafından yazılan bir tiyatro oyunu.
devamını gör...

haluk abimizdi, hızır acilimiz oldu.
devamını gör...

güzel kadın da seni bekliyordu tipitip.
devamını gör...

bağırmadan konuşabildiklerine şahit olamadığım programdır. çoğu zaman baş ağrısı ile sonlanıyor benim için ve bu sebepten genelde sonunu getiremem. bu yorumcuları koy dedikodu masasına en masum insanı bile suçlu çıkartırlar, o derece çirkefler.
devamını gör...

ingilizce de çöp anlamına gelir.
devamını gör...

her dersi iyi olan insanlar...
devamını gör...

feokromasitoma'da görülen kromaffin hücrelerin oluşturmuş olduğu alveol benzeri yapılara denir.
devamını gör...

kilitleri bir eğlence olarak gören, en baba kapıyı 1 dakika içinde açan, "kapıyı kilitleyerek neden amacını aşağılayım ki" vecizesinin sahibi olan sevimli yaratıklardır.

moralleri çok ama çok zor bozulur. hapishanelerde "eğlenceli" olduğu için kalırlar. hapishane dışında bir kavga gürültü duyarlarsa aralarından biri "hadi kapıyı açıp bakalım!" der, topluca kapıyı açıp dışarı çıkarlar.

bu nedenle çoğu şehir kenderleri almaz, suç işleyen kenderleri ise hapse atmak yerine şehir dışına atmayı tercih ederler.

bulundukları mekanların en minik kovuğunu bile bilir, her şehrin hapishane yemekleri konusunda eğlenceli muabbetler yaparlar.

bir kenderi bir yerden atarsanız ve o kender orada bulunmak istiyorsa tekrar girmesi 30 saniyesini alacaktır.

çok konuşurlar, o kadar çok konuşurlar ki bazen ölmemek için nefes almak amacıyla durmak zorunda kalırlar. aşırı iyi niyetlidirler.

üzerlerinde binlerce incik-boncuk, harita, gerekli gereksiz sayısız nesne bulunur.

konsantrasyonları inanılmaz düşüktür. bulutlardan konuşurken bir anda duvarcı ustalarına geçebilirler.

hiçbir şeyden korkmazlar. ejdarhaların kuyruğunu çekecek kadar korkusuzlardır. ama bu korkusuzlukları cesaretten değil, "korku" denilen duyguyu hissetmemelerinden ileri gelir. bu nedenle kenderlerin çoğu fazla yaşamazlar. yaşlı kenderler çok nadirdir.

o kadar korkusuzlardır ki, tasslehoff üzerinde ejderhaları delirten bir korku büyüsü olan sohikan korusunu bile (zor da olsa) geçebilmiştir.

her yeni şey gibi ölümü de eğlenceli ve yaşanması gereken muhteşem bir deneyim olarak görürler.

dillerinin kemiği yoktur. karşılarında bir tanrı olsa bile "naber" diye muhabbete girerler, hatta tass girmiştir.

süper mal aşırırlar. yanınızdan bir kender geçtiğinde muhtemelen cüzdanınız artık yoktur. ama asla "hırsızlık" amacı gütmezler. onların yaptığı aslında "ödünç almaktır"

kenderlerin kitabında "mülkiyet" denilen kavram yoktur. herşey herkese aittir. bir kender evinize girip sürahinizi alıp gidebilir, aynısını siz ona yaparsanız asla da umrunda olmaz.

bu yüzden bir kendere "hırsız" dediğinizde inanılmaz alınır, üzülür, kalbi kırılır hatta sinirlenir. bir kenderi sinirlendirmenin ya da üzmenin ender yollarından biri ona "hırsız" demek ya da sevdiklerine zarar vermektir.

daima gezdikleri, yıllarca kıtaları dolaştıkları için yerleşik hayata fazla alışamazlar.

korkunç meraklılardır. önlerinde cehennem kapısı açılsa bakmak için düşünmeden girerler. (ki [yine] tasslehoff girmiştir de)

değerleri farklı olduğu (daha doğrusu hemen hemen hiç değerleri olmadığı) için hemen hemen hiç evlenmezler de.

ama bütün bunlara rağmen şefkatli, duygulu, sevdiklerine sadık ve iyi kalpli, sevimli yaratıklardır.

dragonlance evreninin tartışmasız en eğlenceli ırkıdır kenderler. kalplerinde asla kötülük taşımazlar.

(bkz: tasslehoff burrfoot)
devamını gör...

ev halkı dışardayken eve hırsız girmiş:

armağan:çıkarken kapıyı açık mı bırakmıştık?
recep: yoo ben çekmiştim.
haydar: peki çıkarken kilidi kırmış mıydık?
devamını gör...

2. abdülhamit'in torunu abdülhamid kayıhan osmanoğlu bir grup fesli tarafında sultanahmet'te “yolun yolumuzdur şehzadem'' sloganlarıyla karşılanma hadisesi.
bir gece yine cahil kaldık saltanat resmi gazetede ne zaman yayınlandı ? *

kaynak
devamını gör...

"quid rides? mutato nomine de te fabula narratur."

anlamı; "neden gülüyorsun? ismi değiştirirsen; anlatılan senin hikayendir."
devamını gör...

hayatı boyunca, zafer, hakikat, medeniyet, halkçı, ankara, telgraf, devrim ve adalet gazetelerinde polis muhabirliği, istihbarat şefliği, yazı işleri müdürlüğü, fıkra yazarlığı, ankara halkevi bünyesindeki kültür ve sanat şubesinin yöneticiliği ve ulus gazetesinde muhabirlik gibi birbirinden farklı birçok görev almış olan, 1921 - 2004 yılları arasında yaşamış şair.

soyuer'in 200'den fazla şiiri bestelendi ve şiirleri birçok yabancı dile çevrildi.

benim en sevdiğim şiiri:


sen

sen sonsuz ufukların dile gelen meltemi
sen, renklerin üstünde kaynaştığı manzara
sen gönül kafesine demir atan ilk gemi,
sen, bağrımda açılıp kapanmayan ilk yara
unutmak istesem de bu benim elimde mi?

yağmur ol damla damla arık toprağıma ak,
yatıştır içimdeki hırçınlaşan denizi
sen, bahtımın burcunda dalgalanan ilk bayrak,
sen, ıssız yollarımın kaybolmayan ilk izi,
kendini görmek için göz bebeklerime bak

bırak gezeyim köy köy, sorayım şehir şehir,
benim için de olsun bugünün dünden farkı
sen, gönül kitabından okuduğum ilk şiir,
sen, bahar rüzgarından dinlediğim ilk şarkı
geceler bir damla yaş, günler bir damla zehir

bunca yıl sabrederek boyun eğdim kadere,
söyle, kavuşacağım günler pek çok mu uzak?
sen, ruhumu suyunda yıkadığım ilk dere,
sen, gönlümün tutulup çırpındığı ilk tuzak
gitsin mi bunca emek bunca dilek boş yere

göster bakışlarını zaman zaman ve yer yer
gönlüm intizardadır senden gelecek emre
sen, bağrıma saplanan merhametsiz ilk hançer
sen, gönül toprağına gelip düşen ilk cemre
bunalan içerime bir parça teselli ver

bu sert rüzgar başımdan hep böyle mi esecek,
hep böyle mi saracak varlığımı bu diyar
sen, bir bahar sabahı kokladığım ilk çiçek
sen, ömrümün kışında gülümseyen ilk bahar,
ne derin bir acı duy, ne sonsuz bir keder çek

oydum gönül dalına adını hece hece,
gel de gör can evime işledi uykusuzluk
sen, aklımı peşinde sürüyen ilk düşünce
sen, bütün varlığımda duyduğum ilk susuzluk
neyim var senden güzel, neyim var senden önce

ne olur üstüme dök bütün sıcaklığını,
başımı saran sisi hem parçala hem dağıt
sen, ömrümün yolunda gıcırdayan ilk kağnı
sen, üstüne derdimi işlediğim ilk kağıt
eyleme hislerimi bir avuç kül yığını

sen, sonsuz ufukların dile gelen meltemi
sen, renklerin üstünde kaynaştığı manzara
sen, gönül körfezine demir atan ilk gemi
sen, bağrımda açılıp kapanmayan ilk yara
yıllar geçse de seni unutmak hiç elde mi?
devamını gör...

erkekler de kadınlar da cinsel obje değildir. iki cinsiyet de insandır yani ruhu olan varlıklardır. ruhu olan bir varlığın obje olması da mümkün değildir.
devamını gör...

her durumda konsepti delip trakyaya özgü bir şey katar
laf bana gelmişken araya zerrin özer kaçar
kime sataştığını bilmez tereciye tere satar
kim bilir bu yarışın galibini kim bilir?*
tam destek unutma... hem teşekkür hem özür.
devamını gör...

babannemle dalga geçe geçe benim de başıma gelen aşırı derecede sinir bozucu huy.
edit: ama babannemi seviyorum ha.
devamını gör...

yapar. kendimden biliyorum .
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim