metin oktay
hayatımda birayı ilk içtiğim yerlerden biri metin oktay'a ait kral pub'dır.
ve tuborg ile çalışırdı!
biraz da dedikodu;
rahmetli izmirin en zengin kızlarından biri ile gizlice evlenmiş, kızın ailesine ait kardıçalı hanının altında kocaman bir birahane açmıştı. kendisi pek uğramazdı ama o zamanın tüm spor muhabirlerini, trt çalışanlarını bu birahanede görmek mümkündü.
benim orada ne işim vardı bak onu hatırlamıyorum.*
ve hatta kaynak
ve tuborg ile çalışırdı!
biraz da dedikodu;
rahmetli izmirin en zengin kızlarından biri ile gizlice evlenmiş, kızın ailesine ait kardıçalı hanının altında kocaman bir birahane açmıştı. kendisi pek uğramazdı ama o zamanın tüm spor muhabirlerini, trt çalışanlarını bu birahanede görmek mümkündü.
benim orada ne işim vardı bak onu hatırlamıyorum.*
ve hatta kaynak
devamını gör...
gazi osman paşa
93 harbi esnasında plevne müdafaasındaki önderliği sebebiyle padişah 2. abdülhamit tarafından gazi unvanı verilen türk asker. 145 gün plevne'yi savunmayı başarmıştır. tam adı osman nuri'dir. savaş sırasında yaptığı hücumda yaralanarak ruslara esir düşmüştür. rus çarı 2. aleksandr kendisiyle bizzat ilgilenmiştir, bir esir gibi davranmamıştır. hatta kahramanlığından ötürü nişan bile vermiştir.
istanbul'a döndüğünde padişah 2. abdülhamit rütbesini müşirliğe yükseltmiş ve seraskerlik göreviyle onurlandırmıştır. 2. abdülhamit gazi osman paşa'ya plevne müdafaasından dolayı "sen benim yüzümü ağarttın. iki cihanda da yüzün ak olsun." sözlerini de söylemiştir. mustafa kemal atatürk ve nice osmanlı subayı için rol model olmuş, önemli bir askerdir.
istanbul'a döndüğünde padişah 2. abdülhamit rütbesini müşirliğe yükseltmiş ve seraskerlik göreviyle onurlandırmıştır. 2. abdülhamit gazi osman paşa'ya plevne müdafaasından dolayı "sen benim yüzümü ağarttın. iki cihanda da yüzün ak olsun." sözlerini de söylemiştir. mustafa kemal atatürk ve nice osmanlı subayı için rol model olmuş, önemli bir askerdir.
devamını gör...
dubaracı
çok güzel tanımları ve bol beğenisi olan yazar arkadaşımızdır.
takibe aldım kendilerini. saygılarımla.
takibe aldım kendilerini. saygılarımla.
devamını gör...
nick değiştirmek neden bedava sorunsalı
rozetlerin dışı,
dc kulüplerin kapısı
dostlar bedava
nick değiştirmek bedava
bedava yazıyoruz
entry bedava başlık bedava
dc kulüplerin kapısı
dostlar bedava
nick değiştirmek bedava
bedava yazıyoruz
entry bedava başlık bedava
devamını gör...
bir kedinin öğrenmesi gereken şeyler
benim kedim koşup koşup viraj alırken bazen savruluyor ve virajı alamıyor. bu yüzden onun virajı alamadığında yavaşlamayı öğrenmesi gerek.
bunun için pençesini wolverine gibi sağa sola saplayarak hızını yavaşlatabilir. zaten tırmalamayı seviyor.
bunun için pençesini wolverine gibi sağa sola saplayarak hızını yavaşlatabilir. zaten tırmalamayı seviyor.
devamını gör...
yaşasaydı asla akp’li olmazdı dediğiniz insanlar
barış akarsu.
devamını gör...
takipçisi çok olan yazar iyi yazar mıdır sorunsalı
cevabı her zaman evet olmayan soru.
insanların yazar takip etme kriterleri değişken. kimisi reelden tanıdığı, kimisi başka bir sözlükten tanıdığı, kimisi siyasi bakımdan aynı görüşte olduğu yahut aynı takımı tuttuğu kişileri * takip ediyor. bunların hepsi bir araya gelince takipçi sayınız çok olabilir ama bu sürekli boş yapmayan biri olduğunuz anlamına gelmez.
iyi yazarın iyiliği, yazdıklarının bulunduğu ortama ne kattığıyla ölçülür. bir insan google amca'yı açıp bir arama yaptığında, arama sonuçlarında buradaki bir yazarın yazdıkları da çıkar. birçok başka kaynakta o yazarın yazdıklarını bulamıyorsanız yahut o yazar, kendi deneyimlerini anlattığı bir tanımla, sizin hayatınızda bir aydınlanma sağlıyorsa, bazen de sadece bazılarının deyimiyle "edebiyat parçalıyor"sa ama onu okumaktan keyif alanlar varsa, işte ona iyi bir yazar diyebiliriz bence.
insanların yazar takip etme kriterleri değişken. kimisi reelden tanıdığı, kimisi başka bir sözlükten tanıdığı, kimisi siyasi bakımdan aynı görüşte olduğu yahut aynı takımı tuttuğu kişileri * takip ediyor. bunların hepsi bir araya gelince takipçi sayınız çok olabilir ama bu sürekli boş yapmayan biri olduğunuz anlamına gelmez.
iyi yazarın iyiliği, yazdıklarının bulunduğu ortama ne kattığıyla ölçülür. bir insan google amca'yı açıp bir arama yaptığında, arama sonuçlarında buradaki bir yazarın yazdıkları da çıkar. birçok başka kaynakta o yazarın yazdıklarını bulamıyorsanız yahut o yazar, kendi deneyimlerini anlattığı bir tanımla, sizin hayatınızda bir aydınlanma sağlıyorsa, bazen de sadece bazılarının deyimiyle "edebiyat parçalıyor"sa ama onu okumaktan keyif alanlar varsa, işte ona iyi bir yazar diyebiliriz bence.
devamını gör...
yazarların okuduğu bölümler
tarih
büyüyünce ilber ortaylı olucam.
büyüyünce ilber ortaylı olucam.
devamını gör...
4 ocak 2021 boğaziçi üniversitesi protestosu
arkadaşlar farkında mısınız bilmiyorum ama bu son kale. kafa sözlük olarak böyle bir eyleme katılmamız gerekiyor. boğaziçili olmanıza gerek yok, üniversiteli olmanıza gerek yok. sabah izmit'ten kalktım hala yoldayım biraz geç kaldım 10 dk lık yolum kaldı ama gideceğim. susmamamız gerekiyor. tweet atmanız yeterli değil anlayın şunu artık. susmayın artık!!!
işsizlikten, çocuğuna pantolon alamadığı için intihar edenleri görüp, sustunuz.
öldürülen, yakılan, diri diri toprağın altına gönderilen kadınlar için sadece ağlayıp tweet atıp, sustunuz.
ömür boyu hapis cezası alanları "iyi halden" sokaklara saldılar, sustunuz.
tecavüzü meşru kılan, "rızası vardı zaten" diyen hakimleri, savcıları duydunuz, sustunuz.
bir hiç uğruna baska topraklarda şehit olan bu ülkenin öz evlatlarını askerlerini izleyip, sustunuz
ülkenin kurucu değerlerine ağza alınmayacak sözler söylediler, sustunuz.
topraklarımızı, ormanlarımızı, havamızı, firmalarımızı araplara sattılar, sustunuz.
tarım ülkesi olan ülkeyi, dışarıdan buğday ithal edecek hale getirdiler, sustunuz.
liyakatı, ahlakı gözünüzün önünde erittiler, sustunuz.
5li çetenin ülkeye verdiği zararı ve rant uğruna aldığı canları bilip, sustunuz.
eğitimin içine ettiler ve etmeye devam ediyorlar ama bu sefer,
susmayın!!!
gelin, maskenizi takın, 2 kat maske takın korkuyorsanız, mendilinizi-dezenfektanınızı alın ama gelin, üşenmeyin! hala vakit varken gelin.
bir sabah uyandığızda, evinize kadar girmis polisleri görüp "keşke" dememek için gelin, katılın.
unutmayın gezi eylemleri bir çadırla başlamıştı.
işsizlikten, çocuğuna pantolon alamadığı için intihar edenleri görüp, sustunuz.
öldürülen, yakılan, diri diri toprağın altına gönderilen kadınlar için sadece ağlayıp tweet atıp, sustunuz.
ömür boyu hapis cezası alanları "iyi halden" sokaklara saldılar, sustunuz.
tecavüzü meşru kılan, "rızası vardı zaten" diyen hakimleri, savcıları duydunuz, sustunuz.
bir hiç uğruna baska topraklarda şehit olan bu ülkenin öz evlatlarını askerlerini izleyip, sustunuz
ülkenin kurucu değerlerine ağza alınmayacak sözler söylediler, sustunuz.
topraklarımızı, ormanlarımızı, havamızı, firmalarımızı araplara sattılar, sustunuz.
tarım ülkesi olan ülkeyi, dışarıdan buğday ithal edecek hale getirdiler, sustunuz.
liyakatı, ahlakı gözünüzün önünde erittiler, sustunuz.
5li çetenin ülkeye verdiği zararı ve rant uğruna aldığı canları bilip, sustunuz.
eğitimin içine ettiler ve etmeye devam ediyorlar ama bu sefer,
susmayın!!!
gelin, maskenizi takın, 2 kat maske takın korkuyorsanız, mendilinizi-dezenfektanınızı alın ama gelin, üşenmeyin! hala vakit varken gelin.
bir sabah uyandığızda, evinize kadar girmis polisleri görüp "keşke" dememek için gelin, katılın.
unutmayın gezi eylemleri bir çadırla başlamıştı.
devamını gör...
hedonik adaptasyon
insanların iyi ya da kötü, yaşamlarındaki her türlü değişikliğe uyum sağlama sürecine hedonik adaptasyon denir.
brickman ve campbell’in tanımına göre hedonik uyum, insanların hem iyi hem kötü olaylara uyum sağlama eğilimini ve bir süre sonra aynı mutluluk seviyelerine geri dönmeleri olarak açıklanmış.
örneğin brickman, yaptığı çalışmalarda piyango kazanan insanların diğerler insanlar ile karşılaştırıldığında sadece biraz daha fazla mutlu olduklarını göstermiş, yaşamlarında onları mutlu edecek olaylar yaşayan kişilerin belli bir zaman sonra eski mutluluk seviyelerine geri döndüklerini belirtmiştir. aynı şekilde kayıp veya hastalık gibi olumsuz olaylar yaşayan kişilerin de bir süre sonra bu gibi durumlara adapte olduğunu ve mutluluk seviyelerinin bu olaylardan öncekine benzer seviyeye geldiğini söylemiştir.
yani brickman, kişinin duygularının mevcut yaşam koşullarına uyum sağladığına ve mutluluk ve mutsuzluğun insanların yaşamlarındaki değişikliklere verdiği kısa süreli tepkiler olduğu görüşünü savunmuştur. aslında insanların bir bakıma ‘boşu boşuna’ mutluluğu aramaya devam ettiğini savunmuştur.
hedonik adaptasyon için aynı zamanda koşu bandı benzetmesini kullanmıştır. buna göre hedonik adaptasyon ile, yürüyüş veya koşu hızımızı bantın hızına uydurduğumuz gibi, duygu durumumuzu da yaşamın koşullarına göre ayarlarız.
hedonik adaptasyona göre insanların mutluluk hissi günden güne ve bazı koşullara ve yaşantılara bağlı olarak değişse bile herkesin sabit ve ortalama bir mutluluk seviyesinin olduğu, bu nedenle anlık duygu değişikliklerinden sonra bu seviyeye geri döndükleri görülüyor.
brickman ve campbell’in tanımına göre hedonik uyum, insanların hem iyi hem kötü olaylara uyum sağlama eğilimini ve bir süre sonra aynı mutluluk seviyelerine geri dönmeleri olarak açıklanmış.
örneğin brickman, yaptığı çalışmalarda piyango kazanan insanların diğerler insanlar ile karşılaştırıldığında sadece biraz daha fazla mutlu olduklarını göstermiş, yaşamlarında onları mutlu edecek olaylar yaşayan kişilerin belli bir zaman sonra eski mutluluk seviyelerine geri döndüklerini belirtmiştir. aynı şekilde kayıp veya hastalık gibi olumsuz olaylar yaşayan kişilerin de bir süre sonra bu gibi durumlara adapte olduğunu ve mutluluk seviyelerinin bu olaylardan öncekine benzer seviyeye geldiğini söylemiştir.
yani brickman, kişinin duygularının mevcut yaşam koşullarına uyum sağladığına ve mutluluk ve mutsuzluğun insanların yaşamlarındaki değişikliklere verdiği kısa süreli tepkiler olduğu görüşünü savunmuştur. aslında insanların bir bakıma ‘boşu boşuna’ mutluluğu aramaya devam ettiğini savunmuştur.
hedonik adaptasyon için aynı zamanda koşu bandı benzetmesini kullanmıştır. buna göre hedonik adaptasyon ile, yürüyüş veya koşu hızımızı bantın hızına uydurduğumuz gibi, duygu durumumuzu da yaşamın koşullarına göre ayarlarız.
hedonik adaptasyona göre insanların mutluluk hissi günden güne ve bazı koşullara ve yaşantılara bağlı olarak değişse bile herkesin sabit ve ortalama bir mutluluk seviyesinin olduğu, bu nedenle anlık duygu değişikliklerinden sonra bu seviyeye geri döndükleri görülüyor.
devamını gör...
gülpembe
barış manço'nun en bilinen ve sevilen parçalarından birisidir. kendisi küçük yaştayken vefat eden babannesi nimet manço'nun hatırası için yazmış olduğu bilinir.
“efendim gülpembe şarkısını kimin için yaptınız?”
barış manço; “haa, gülpembe benim babannem.” demiştir.
ayrıca, polifonik müziklerin telefonda kullanılmaya başlandığı dönemde annemin ve bilumum akrabamın telefonunda uzunca bir süre zil sesi olarak kullanılmış, kullanmayanlara da zorla kullandırılmıştır.
“efendim gülpembe şarkısını kimin için yaptınız?”
barış manço; “haa, gülpembe benim babannem.” demiştir.
ayrıca, polifonik müziklerin telefonda kullanılmaya başlandığı dönemde annemin ve bilumum akrabamın telefonunda uzunca bir süre zil sesi olarak kullanılmış, kullanmayanlara da zorla kullandırılmıştır.
devamını gör...
kardeşimin hikayesi
çok kitap okuyan bundan mütevellit gerçek ve kurgu arasında gidip gelen, küçük yaşta aile fertlerini,kardeşi ahmet’i de, kaybeden,yapayalnız,temasfobi yaşayan, orta yaşlı aksi bir adam olan mehmet’in evine hizmetlisi, hizmetlisinin oğlu ve arkadaşı maktul arzu’nun dışında farklı biri olarak gazeteci kız’ın girmesiyle her şey başlar. bu genç kıza içten içe aşık olan mehmet, anlatmaya sakındığı, ihaneti benimseyemediği, aşktan korktuğu kendi geçmişini çoktan ölen ahmet’in hikayesiymiş gibi yani kardeşimin hikayesi olarak anlattığı kızın misafirliğinin bitişiyle kendini kendi “sevgili”siyle alt ettiği zülfü livaneli’nin yazdığı kitaptır.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
beni üzdüğün zaman ya da gözyaşlarıma boğduğun zaman bile senin kollarında olmak istiyorum. orada ağlamak istiyorum. sen beni üzdüğünde bile seninle olmak istiyorum. ama sen o kadar aptalsın ki bunun farkına vardığında benim için hiçbir anlamı olmayacak. bana güvenmeliydin, sana göre saçma olsa bile yargısız infaz yapma hakkın yoktu. bu beni üzüyor bilmiyor musun? ya da bilerek devam ediyorsun. seninle kurduğum hayalleri yine seninle yıktım. her şey için çok teşekkür ederim. elimde olsa alırım kalbimi koyarım, sen hele bi dur derim,yapma,insanım. ağlıyorum hem içim hem gözlerim. her şeye rağmen güzeldir sevmek. olsun bazen uzaktan sevmek güzeldir, sesini, gülüşünü duymadan da severim.
devamını gör...
hindistan'da korona tanrıçası adlı tapınağın kurulması
allah akıl fikir versin tanrısı , içinde bir tapınak kursa lar , çok iyi olacak; tamam inançlara saygılı olalım , kimse kimsenin inancını kötüleme sin , ama herşeye de tapilmaz , fare nin içtiği sütten içiyor, dünyanın en pis suyunda yıkanıyor ve aynı suyu içiyor eee inanç , bırak kardeşim hiç bir şeye inanma daha iyi.
devamını gör...
bir kadının zeki olduğunun en önemli göstergesi
yalanlarına inanıyor gibi yapıyorsa,kıskanmıyorsa, umursamıyorsa zekidir. bunları yapmadığım gerçeği.
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
aradığım şeyin yerinin değişmesi.
arkadaş ! neyi kullandıysan sonra götür aynı yere koy. niye değiştirirsin arkadaş ?
eski bir şef olarak aklıma bu geldi.
arkadaş ! neyi kullandıysan sonra götür aynı yere koy. niye değiştirirsin arkadaş ?
eski bir şef olarak aklıma bu geldi.
devamını gör...
ted lasso
başrolünde jason sudeikis'in yer aldığı apple+ 'da yayınlanan amerikan sitcom televizyon dizisidir. bugün yayınlanan bölümüyle birlikte 2.sezonu sona erdi. dizi o kadar sevildi ki ilk sezon bitmeden 2. sezonu, 2. sezonun çekimlerine başlanmadan 3. sezonu onaylandı.
bu diziyi her cuma yüzümde gülümsemeyle uyanacak kadar benimsedim. çok farklı bir havası var; her karakter özenle oluşturulmuş. karakterlerle alakalı en güzel kısım ise dizi içerisinde o karakterin bir karar vermesi gerektiğinde ya da bir olaya karşı reaksiyon göstermesi beklendiğinde tüm izleyiciler aynı kararı ya da tepkiyi vereceği konusunda hem fikir oluyor. o kadar benimsetiyorlar yani karakterleri ve karakter gelişimini.
dizi de ted lasso karakterini canlandıran jason sudeikis gerçek hayatında da ted lasso gibi bir karakter olmalı. yoksa bir rolü bu kadar benimsemek için aşırı sağlam oyunculuk ve empati yeteneğinin olması gerekiyor. ayrıca ana karakterin diziye dahil bütün karakterlerin hayatlarına ufak da olsa dokunuşlar yapıyor olması mükemmel! mesela her sabah patronuna kek getirmesi, kendisini aleyhine yazı yayınlayan gazeteciye saygı gösterdiğini belli etmesi, her futbolcunun kişisel sorunlarını çözmeleri için onlara hissettirmeden yol göstermesi...
sadede gelecek olursak başlayayım mı diye tereddüt eden arkadaşlar mevcutsa bu durum beni baya üzer. geç bile kalmışsınız der, ivedilikle açıp izlemelerini öneririm.
ps: juno temple seni yerim.
bu diziyi her cuma yüzümde gülümsemeyle uyanacak kadar benimsedim. çok farklı bir havası var; her karakter özenle oluşturulmuş. karakterlerle alakalı en güzel kısım ise dizi içerisinde o karakterin bir karar vermesi gerektiğinde ya da bir olaya karşı reaksiyon göstermesi beklendiğinde tüm izleyiciler aynı kararı ya da tepkiyi vereceği konusunda hem fikir oluyor. o kadar benimsetiyorlar yani karakterleri ve karakter gelişimini.
dizi de ted lasso karakterini canlandıran jason sudeikis gerçek hayatında da ted lasso gibi bir karakter olmalı. yoksa bir rolü bu kadar benimsemek için aşırı sağlam oyunculuk ve empati yeteneğinin olması gerekiyor. ayrıca ana karakterin diziye dahil bütün karakterlerin hayatlarına ufak da olsa dokunuşlar yapıyor olması mükemmel! mesela her sabah patronuna kek getirmesi, kendisini aleyhine yazı yayınlayan gazeteciye saygı gösterdiğini belli etmesi, her futbolcunun kişisel sorunlarını çözmeleri için onlara hissettirmeden yol göstermesi...
sadede gelecek olursak başlayayım mı diye tereddüt eden arkadaşlar mevcutsa bu durum beni baya üzer. geç bile kalmışsınız der, ivedilikle açıp izlemelerini öneririm.
ps: juno temple seni yerim.
devamını gör...
başka dünyalara gitme yolları
az sonra yazacağım satırlar, benden önce binlerce kişi tarafından yazıldı ve söylendi. ama burası bir sözlük, hem de yeni bir sözlük. bu konunun başlığı ben şimdi açmasam da bir gün açılırdı mutlaka. çünkü en büyük dertlerimizden biri içinde bulunduğumuz yere, zamana, duruma sıkışmışlık hissi. şöyle bir bakın, neredeyse bütün başlıklar bu konuların üzerine dönüyor.
içinde bulunduğumuz durumu kabul etmek zorundayız. etmezsek başlıyor bütün problem, o noktada zıvanadan çıkıyor kişi ve denge bir kez yitirildikten sonra da kolay kolay toparlanılmıyor.
peki ne yapalım o zaman? kalkıp kendimizi metronun önüne mi atalım ya da kapatalım tüm algılarımızı, bir hücre örelim ve onun içinde mi yaşayalım?
oysa kaçış mümkün. hem fiziksel hem zihinsel anlamda. ben burada bunlardan yalnızca bir tanesine, benim başvurduğuma değineceğim sadece. fikri olanlar bu başlık altında kendi kaçış yollarını da yazarlar ve böylece herkes birbirinden bir şekilde yararlanır. neden olmasın. bu tür sözlükler esasında bu amaç için değil mi zaten.
bilim kurgu ve fantastik kitaplar okumak...
evet, bu tür kitapları okumak, bulunduğumuz zamandan ve yerden alıp götürüyor bizi. o zaman yeri gelmişken -daha sonra başka bir başlığa da aktaracağım-, şimdiye kadar okuduğum en iyi bilim-kurgu/fantastik on kitabın listesini yapayım buraya: (aslında epey ekleme yapılabilir listeye ve yapacağım da ilerleyen zamanlarda. bu yalnızca bir başlangıç.)
-j. r. r. tolkien: yüzüklerin efendisi
-george r. r. martin: game of thrones (henüz bitmedi)
-patrick rothfuss: kral katili güncesi (3. ve son kitap sözde bitmiş, basılması bekleniyormuş -yılan hikayesi gibi-)
-robert jordan, brandon sanderson: zaman çarkı (hakkında daha yeni yazdım.) (bkz: #1387922)
-j. k. rowling: harry potter
-frank herbert, brian herbert, kevin j. anderson: dune (frank herbert'in ölümünden sonra oğlu ve kevin j. anderson bitirdi)
-stephen king: kara kule
-china miéville: perdido sokağı istasyonu
-brandon sanderson: fırtına ışığı arşivi
-christelle dabos: aynadan geçen kız (türkçeye yalnızca birinci kitap çevrildi ve basıldı)
içinde bulunduğumuz durumu kabul etmek zorundayız. etmezsek başlıyor bütün problem, o noktada zıvanadan çıkıyor kişi ve denge bir kez yitirildikten sonra da kolay kolay toparlanılmıyor.
peki ne yapalım o zaman? kalkıp kendimizi metronun önüne mi atalım ya da kapatalım tüm algılarımızı, bir hücre örelim ve onun içinde mi yaşayalım?
oysa kaçış mümkün. hem fiziksel hem zihinsel anlamda. ben burada bunlardan yalnızca bir tanesine, benim başvurduğuma değineceğim sadece. fikri olanlar bu başlık altında kendi kaçış yollarını da yazarlar ve böylece herkes birbirinden bir şekilde yararlanır. neden olmasın. bu tür sözlükler esasında bu amaç için değil mi zaten.
bilim kurgu ve fantastik kitaplar okumak...
evet, bu tür kitapları okumak, bulunduğumuz zamandan ve yerden alıp götürüyor bizi. o zaman yeri gelmişken -daha sonra başka bir başlığa da aktaracağım-, şimdiye kadar okuduğum en iyi bilim-kurgu/fantastik on kitabın listesini yapayım buraya: (aslında epey ekleme yapılabilir listeye ve yapacağım da ilerleyen zamanlarda. bu yalnızca bir başlangıç.)
-j. r. r. tolkien: yüzüklerin efendisi
-george r. r. martin: game of thrones (henüz bitmedi)
-patrick rothfuss: kral katili güncesi (3. ve son kitap sözde bitmiş, basılması bekleniyormuş -yılan hikayesi gibi-)
-robert jordan, brandon sanderson: zaman çarkı (hakkında daha yeni yazdım.) (bkz: #1387922)
-j. k. rowling: harry potter
-frank herbert, brian herbert, kevin j. anderson: dune (frank herbert'in ölümünden sonra oğlu ve kevin j. anderson bitirdi)
-stephen king: kara kule
-china miéville: perdido sokağı istasyonu
-brandon sanderson: fırtına ışığı arşivi
-christelle dabos: aynadan geçen kız (türkçeye yalnızca birinci kitap çevrildi ve basıldı)
devamını gör...

