psikiyatrik problemlerin insanlara karizmatik gelmesi
verem olan birinin ya da eli kesilen birinin havalı gelmesi kadar saçma bir durum. çoğu zaman normal hayat akışına ayak uyduramamak dahil bir çok sorunla baş etmesi gereken insanlar var. bu durumun havalı olduğunu düşünen insanlar kadar psikolojik rahatsızlıkları kendi şımarıklıklarını örtbas etmek için kullanan insanlarda suçludur.
devamını gör...
canlı yayın açılış programı
#dirensozluk son sigaramı içip geliyorum *
devamını gör...
booktuber önerileri
klasik okur ve alıntılarla yaşıyorum
devamını gör...
okuduğun bir kitabı pudra şekerine uyarla
pudra şekerinin kaynağı.
(bkz: hayatın kaynağı)
(bkz: hayatın kaynağı)
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
açılsa gökyüzünün perdesi sonuna kadar,
dalabilsem gözlerinin irisine.
uçuşsa kelebekler fezaya kadar,
nefes alabilsem tutunurken sesine.
çağlasa gönlüm, sen evet diyene kadar,
tutunabilsem saçlarının teline.
geçip gitse ömrüm ölüm uğrayana kadar,
her dakikam tükense seninle.
b_g
dalabilsem gözlerinin irisine.
uçuşsa kelebekler fezaya kadar,
nefes alabilsem tutunurken sesine.
çağlasa gönlüm, sen evet diyene kadar,
tutunabilsem saçlarının teline.
geçip gitse ömrüm ölüm uğrayana kadar,
her dakikam tükense seninle.
b_g
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
kitap ve bira dışında herhangi bir şey prensip olarak kullanmıyorum. bunlar da sanırım artık lüks sayılabilir.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
biraz fransızca despacito..
devamını gör...
sabah iş olduğu hâlde bu saatte uyuyamayan sözlük yazarı
ilk defa işsiz olduğuma seviniyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
çileleri sorsanız mutlaka yazacak bir şeyler bulurdum.
devamını gör...
the writing on the wall
beklentilerimi karşılayan bir şarkı oldu. ha yayınlandı ha yayınlanacak derken strese girmiştim. * nasıl olacak acaba? babalar çıtanın seviyesini nerede tutacaklar derken, tını anlamında bir iron maiden klasiği daha yaratmış olmaları beni ziyadesiyle tatmin etti. soloları akıcı buldum. ilk solo tabiri caizse beni hamur kıvamına getirdi. beğenmeyenleri gördüm ama bence gayet stabil. ikinci soloda ise; ''akın var güneşe akın, güneşi zapt edeceğiz güneşin zaptı yakın!'' hissiyatı alıyorsunuz. girişi de yavan bulanlar olmuş ama maiden bunu bir çok parçasında yapıyor. önce yavaştan tınıya alıştırıyor sonrasında allah ne verdi ise ritmi sizin zihninize ve ruhunuza kazıyor. bu anlamda da eleştirilecek bir yön görmüyorum. zira zaten daha önce de yaptıkları bir şey bu. maiden'ın alameti farikalarından birisidir.
bruce dickinson vokaliyle ilgili olarak yolgezere kesinlikle katılıyorum. o yaşta o performansa ben şapka çıkarırım. netice olarak zaman ilerliyor, tevellüt almış başını gitmiş, elbette ilk zamanlardaki performansı beklemiyoruz ama toparlamış olmasına cidden sevindim. şarkıyı dinlerken de bir helal olsun çaktım kendisine.
ayrıca başıma bir şey gelmeyecekse klibi de beğendim. parçayla uyumlu ve izlerken keyif aldım. ha klipte babaları da gerçek anlamda görseydik iyi olurdu ama bu durum animasyonun hakkını yememize sebep olmamalı. ben sağlam bir albüm daha bekliyorum. maiden düşmanları biraz kötülemeye çalışmışlar şarkıyı ama zorlama yorumlar olmuş hepsi * siz ne söylerseniz söyleyin, maiden bu. kabul etmeseniz de itaat edeceksiniz! *
tanım: metal müzik tarihinin tartışmasız en iyi grubunun, yeni albümünün ayak seslerini duyduğumuz harikulade şarkı.
dip not: evet fanatiğiz. ama sağlam temeller üzerine kurulmuş bir fanatizm bu. maiden bir yana dünya bir yana *
bruce dickinson vokaliyle ilgili olarak yolgezere kesinlikle katılıyorum. o yaşta o performansa ben şapka çıkarırım. netice olarak zaman ilerliyor, tevellüt almış başını gitmiş, elbette ilk zamanlardaki performansı beklemiyoruz ama toparlamış olmasına cidden sevindim. şarkıyı dinlerken de bir helal olsun çaktım kendisine.
ayrıca başıma bir şey gelmeyecekse klibi de beğendim. parçayla uyumlu ve izlerken keyif aldım. ha klipte babaları da gerçek anlamda görseydik iyi olurdu ama bu durum animasyonun hakkını yememize sebep olmamalı. ben sağlam bir albüm daha bekliyorum. maiden düşmanları biraz kötülemeye çalışmışlar şarkıyı ama zorlama yorumlar olmuş hepsi * siz ne söylerseniz söyleyin, maiden bu. kabul etmeseniz de itaat edeceksiniz! *
tanım: metal müzik tarihinin tartışmasız en iyi grubunun, yeni albümünün ayak seslerini duyduğumuz harikulade şarkı.
dip not: evet fanatiğiz. ama sağlam temeller üzerine kurulmuş bir fanatizm bu. maiden bir yana dünya bir yana *
devamını gör...
sevgiliyi arabadan bilinmeyen yolda kovma alfalığı
başlıkta ne dediği anlaşılmayan gereksiz başlıklara bir yeni kat daha çıkılmış.
aynı zaman da benle yola çıkılmaz adamı yarı yolda bırakırım bunu da alfalık bir yiğitlik olarak görürüm demek istemiş zannımca. yön duygusu gelişmiş insan zaten gelip seni bulmazdı diye düşünüyorum, hayır gelişmiş olsa seni mi tercih ederdi sayın yazar.
aynı zaman da benle yola çıkılmaz adamı yarı yolda bırakırım bunu da alfalık bir yiğitlik olarak görürüm demek istemiş zannımca. yön duygusu gelişmiş insan zaten gelip seni bulmazdı diye düşünüyorum, hayır gelişmiş olsa seni mi tercih ederdi sayın yazar.
devamını gör...
çay bitkisi
bir çin efsanesine göre, milattan önce çin imparatorunun tesadüfen önündeki kaynayan suya kurutulmuş çay yaprağı düşerek içeceğe dönüştüğünü söylüyor. buna dair bir kanıt yok ama inanmak da inanmamak da serbest. ama çin'den çıkma olduğu kesin. çünkü çin'in güneyi myanmar, tayland, vietnam gibi güneydoğu asya ülkeleri, çay bitkisinin anavatanı. bölge çok yağışlı, nemli, aşırı soğuk olmayan, belirli güneş ışığı alan bir iklime sahip. bu özellikler de ülkemizde doğu karadeniz bölümünde bulunduğu için, çay bitkisi burada da var. bu iklimin dışındaki yerlerde o yüzden çay bitkisi yetişemiyor. daha önce bursa havalisinde ekimi yapılmış denemek için ama iklim koşullarından dolayı tutmamış.
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
çok güzel şarkılar çalıyor ya. zaten sözlükten çıkamıyorum, radyoyu da bırakamam artık. hayırlı uğurlu olsun.
devamını gör...
boğaz ağrısı diş ağrısı ve dil yarası acısını aynı anda çekmek
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
dün bir mesaj aldım, taaa 99 ekim'ine götürdü beni.
deprem sonrası, deprem bölgesinde yaşayan bizim gibi ortaokul öğrencileri için düzenlenen bir öğrenci ağırlama projesine gönüllü olmuştum. neden bilmem bizim okula sadece erkek öğrencileri vermişler. hocalar "olmaz erkek çocuk rahat edemez sizde" deseler de yılmadım, ısrar kıyamet kabul ettirdim.
misafirlerimizin geleceği gün kocaman bir grup halinde bekledik. benim misafirim "kutlu"* idi ama o esnada bir öğretmen geldi. rob senin misafirini değiştiriyoruz bir kız öğrenciyi ismi sebebiyle erkek sanmışlar, seninkini alıp bunu veriyoruz dediler. * tamam, deyip aldım misafirimi. evde erkek misafir yalnızlık çekmesin diye davet ettiğimiz, alt kattaki apartman boy'umuz * ile birlikte kocaman bir grup ile ilk akşam yemeğimizi yedik.
ertesi gün kutlu gelip beni buldu, sen benim kaderim olmalıydın diyerek. güldük. üç gün boyunca koskocaman bir grup halinde yapılan etkinliklerde, akşamları kişisel zamanlarda birlikte takıldık. yirmi kişi falan dolaşıyorduk ortalıkta. şimdi siz duymuyorsunuz ama benim kulağımda kahkahalar, söylenen şarkılar var o günlerin izi olan. ve bu satırları koskocaman bir gülümseme ile yazıyorum.
üçüncü günün sonunda kutlu ve en yakın arkadaşı pucky * geldi. hadi seç birimizi, dediler. nasıl yani, dedim. çünkü bana şaka yaptıklarını düşünüyordum. biz karar veremedik, ikimiz de vazgeçmek istemiyoruz, seç birimizi dediler. ve bunu o koskocaman kalabalığın içinde yaptılar. hayır, yani seçecek olsam bile ben o kalabalığın içinde tamam sen, diyemezdim. demedim de.
sonra onlar gitti, uzunca bir süre mektup arkadaşı olduk. ve pucky ile daha çok mektup arkadaşıydık. *
aradan yıllar geçti. ben bu kez lisedeyken onların şehrine gittim. kutlu yoktu. memleketine gitmişti. ve pucky benim erkek arladaşım olmuştu. yaz sonunda da bize geldi. * ve kutlu o zamandan sonra kayboldu hayatımdan uzun bir süre. ve pucky de ayrılınca elbette.
aradan bir dört-beş yıl daha geçti. * facebook trend oldu. biz tekrar etkileşime geçtik bu sayede. uzun uzun konuştuk. ama benim bir erkek arkadaşım vardı. hasret giderdik, aradaki zamanda yaşananları paylaştık. yeni öğretmen olduğum şehirde benim için birçok düzenlemeler yaptı ve ben onun sayesinde gitmeden daha evimi, yapılacakları ayarlamıştım. * sonra hiç kopmadık. ama yüz yüze görüşme fırsatımız olmamıştı. geçen yaz tatil fotoğraflarımı görünce, şehrime gelmişsiniz *, önceden haber vermeliydin, şehir dışındayım, bekle, dedi. onun dönüşü, bizim ayrılış günümüzdü. çünkü eşimin iş başı yapması gerekiyordu. planı yaptık. ama o akşam gelmedi. aramadı da.
sonra dün bir video paylaştım instagramda, kaybolan köpeğimle, ailemin yaşadığı yerde, hüzünle.
saatler sonra girdiğimde bir mesaj gördüm.
"hem çok sevdiğim hem çok üzüldüğüm yer... bana verdiğinin değerini bilemedim." demiş.
ne kadar hüzünlü bir mesaj olmuş, geçmişin hüznüne değil de yaşanmışlıkların güzelliğine mi baksak, dedim.
" yaşanamamışların güzelliği desek?" demiş.
22 yıl sonra... yaşamadıklarımız kadar yaşadıklarımız da vardı. hem de çok neşeli, çok kahkahalı idi benim için. ikimizde farklı yer etmiş bir hikaye. ona sadece bir gülen yüz yolladım. sözün sonu idi. ama çok eskilere gittim- geldim ben bir mesajla.
deprem sonrası, deprem bölgesinde yaşayan bizim gibi ortaokul öğrencileri için düzenlenen bir öğrenci ağırlama projesine gönüllü olmuştum. neden bilmem bizim okula sadece erkek öğrencileri vermişler. hocalar "olmaz erkek çocuk rahat edemez sizde" deseler de yılmadım, ısrar kıyamet kabul ettirdim.
misafirlerimizin geleceği gün kocaman bir grup halinde bekledik. benim misafirim "kutlu"* idi ama o esnada bir öğretmen geldi. rob senin misafirini değiştiriyoruz bir kız öğrenciyi ismi sebebiyle erkek sanmışlar, seninkini alıp bunu veriyoruz dediler. * tamam, deyip aldım misafirimi. evde erkek misafir yalnızlık çekmesin diye davet ettiğimiz, alt kattaki apartman boy'umuz * ile birlikte kocaman bir grup ile ilk akşam yemeğimizi yedik.
ertesi gün kutlu gelip beni buldu, sen benim kaderim olmalıydın diyerek. güldük. üç gün boyunca koskocaman bir grup halinde yapılan etkinliklerde, akşamları kişisel zamanlarda birlikte takıldık. yirmi kişi falan dolaşıyorduk ortalıkta. şimdi siz duymuyorsunuz ama benim kulağımda kahkahalar, söylenen şarkılar var o günlerin izi olan. ve bu satırları koskocaman bir gülümseme ile yazıyorum.
üçüncü günün sonunda kutlu ve en yakın arkadaşı pucky * geldi. hadi seç birimizi, dediler. nasıl yani, dedim. çünkü bana şaka yaptıklarını düşünüyordum. biz karar veremedik, ikimiz de vazgeçmek istemiyoruz, seç birimizi dediler. ve bunu o koskocaman kalabalığın içinde yaptılar. hayır, yani seçecek olsam bile ben o kalabalığın içinde tamam sen, diyemezdim. demedim de.
sonra onlar gitti, uzunca bir süre mektup arkadaşı olduk. ve pucky ile daha çok mektup arkadaşıydık. *
aradan yıllar geçti. ben bu kez lisedeyken onların şehrine gittim. kutlu yoktu. memleketine gitmişti. ve pucky benim erkek arladaşım olmuştu. yaz sonunda da bize geldi. * ve kutlu o zamandan sonra kayboldu hayatımdan uzun bir süre. ve pucky de ayrılınca elbette.
aradan bir dört-beş yıl daha geçti. * facebook trend oldu. biz tekrar etkileşime geçtik bu sayede. uzun uzun konuştuk. ama benim bir erkek arkadaşım vardı. hasret giderdik, aradaki zamanda yaşananları paylaştık. yeni öğretmen olduğum şehirde benim için birçok düzenlemeler yaptı ve ben onun sayesinde gitmeden daha evimi, yapılacakları ayarlamıştım. * sonra hiç kopmadık. ama yüz yüze görüşme fırsatımız olmamıştı. geçen yaz tatil fotoğraflarımı görünce, şehrime gelmişsiniz *, önceden haber vermeliydin, şehir dışındayım, bekle, dedi. onun dönüşü, bizim ayrılış günümüzdü. çünkü eşimin iş başı yapması gerekiyordu. planı yaptık. ama o akşam gelmedi. aramadı da.
sonra dün bir video paylaştım instagramda, kaybolan köpeğimle, ailemin yaşadığı yerde, hüzünle.
saatler sonra girdiğimde bir mesaj gördüm.
"hem çok sevdiğim hem çok üzüldüğüm yer... bana verdiğinin değerini bilemedim." demiş.
ne kadar hüzünlü bir mesaj olmuş, geçmişin hüznüne değil de yaşanmışlıkların güzelliğine mi baksak, dedim.
" yaşanamamışların güzelliği desek?" demiş.
22 yıl sonra... yaşamadıklarımız kadar yaşadıklarımız da vardı. hem de çok neşeli, çok kahkahalı idi benim için. ikimizde farklı yer etmiş bir hikaye. ona sadece bir gülen yüz yolladım. sözün sonu idi. ama çok eskilere gittim- geldim ben bir mesajla.
devamını gör...
tanım girilmediği halde akışa düşen başlığın asıl amacı
bazı başlıklar görüyorum son tanımı 4 ay önce yazılmış olmasına rağmen birden akışa düşüyor. sözlüğün buglarından biridir. (bkz: arkadaşlar bu bir virüs olabilir mi)
devamını gör...
kısa şiirler
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
modern sosyoloji tarihi. *
devamını gör...
coco
9 yaşın altındaki çocukların izlemesi konusunda bence dikkat edilmesi gereken bir filmdir. animasiyon olsa da ölümden, ölülerden bahsedilen bir film ve küçük yaş çocukları için korkutucu olabilir. ayrıca yine çocuklarla izleniyorsa islam inancına aykırı bir ölüm ve ölümden sonra hayat tahayyül edildiği belirtilmelidir. tabiki akabinde farklı kültürlere de saygı duymak zorunda olduğumuzu anlatalım.
devamını gör...
